Tarih:                        27 Aralık 2010

SORU:                        Meditasyon

 

Sevgili hocam,

Seminerlerinizi aldım. Her gün en az 2 saat dinliyorum. Ne zaman çalışmaya girseniz uyuyorum. Anlatılmaz hafiflikte ve güzellikte bir uyku oluyor bu. Çalışma biter bitmez sanki saat kurulmus gibi uyanıyorum. İçimde bir şey redediyor belli ki. Bunu nasıl aşabilirim? Anda kabule geçmeyi öğrendim diye düşünüyorum ve ne zaman kabul edilemez dediğim bir şeyle karşılassam kabule geçiyorum ve her şey değişiyor. Ben kabule geçtiğimde içimde öyle şeyler oluyor ki sanki evrendeki herşey harekete geçiyor. Çoğunlukla gözlerimden yaş akıyor ve sanki ilk defa nefes alıyormuş gibi hissediyorum. Ama bu inat niye çözemedim. Nasıl bir yol takip etmeliyim? Teşekkür ediyorum. Sevgi ve saygımla…

CEVAP:

Kendini “KABUL ETME” oyununun içine sokmuşsun. Ben senin yerinde olsam zekamı devreye sokarak “Tamam, anladım, ben bunları kabul ediyorum da, bunlar başıma niye geliyor?” sorusunu sorarım. Çünkü olayları başıma getiren benim içimde bulmamı ve dönüştürmemi bekleyen olumsuz enerjilerimdir. Onları bulup değiştirmedikçe devamlı bir şeyler başına gelecek ve bu da benim anlattığım gerçek değişimi yaratmaz. Benim tavsiyem Aynalar CD’sini elinde kağıt kalemle tekrardan izle, daha sonra Korkular semineri ile devam ederek diğer çalışmalara geç. Sonunda şunu fark edeceksin ki, tespit ettiğin bir çok aynalıkların olacak, bunlar şu anda halen devam ediyor ve sen kabul etme oyununa girmişsin.

 

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

 

Tarih:                        27 Aralık 2010

SORU:

 

Merhaba Nil Hocam,

Ben boşanmış biriyim. 4 sene oldu msn de biri bana arkadaşlık teklif etti. Ben de kabul ettim. Sonra “Tanışalım.” dedi. Ben de tanıştım. Sürekli msnde konuştuk. Niyetini anlayamadım. Ona niyetinin ne olduğunu sordum. O da “Ben ciddi ilişki düşünmem.” dedi. Ben ne kadar onunla olmak istesem de olamadım ve bitirdim. Çünkü evlilik dışı cinselliği kendime yakıştıramadım. Biriyle birlikte olabilmek için nişanlı ya da evli olmak lazım zaneddiyorum. Bu seferde ondan uzak kalmak bana acı verdi. Neden erkekler cinselliği duygu olmadan da yapıyorlar? Kadınlar da aşık olmadan cinselliği yaşayabilir mi? Neleri dönüştürmem gerekir? Beni aydınlatırsanız sevinirim. Teşekkürler…

CEVAP:

Beni size nasıl tanıttıklarını bilmiyorum. Anladığım kadarı ile aşk hocası olarak tanıttılar. İçimdeki Yolculuk sitesini baştan sona büyük bir ciddiyetle inceler ve yazılanları ciddi bir şekilde anlamak niyetiyle okursanız benim içinizi temizlemek niyetiyle yola çıktığınız anda size kendi kullandığım çok basit bir sistemi öğrettiğimi ve böyle bir sorunun cevabının bende aranmayacağını bilirsiniz.

 

İyi çalışmalar

Yolunuz açık olsun

Nil Avunduk

Tarih:                        27 Aralık 2010

SORU:

Sevgili Hocam,

Her sorumun cevabının içimde olduğunu sizinle tanıştıktan sonra öğrendim. O cevapları da yeri ve zamanı geldiğinde üstbenimden alıyorum. (Tüm seminerlerinizden faydalanarak). Şu ana kadar sadece bir kez iki tam günlük seminerinize katılma fırsatım oldu. 2 ay sonra da Park kapandı. Ama seminerin etkisi 4-5 ay azalarak da olsa sürdü. Tekrar 2 tam günlük seminerlere başlamanız mümkün mü? Her ay olmasa da senede 2 kere bile muhteşem olur.

Diğer bir sorum da, hala hoca yetiştiriyor musunuz? Daha önce çalışmaları ciddiye alıp çalışmak ve içsel temizliğini tamamlamak isteyenler Park’a gelip çalışmalarını sürdürebiliyorlardı. Şimdi durum nedir?

Sevgiler,

CEVAP:

Şu anda tam günlük seminer planım henüz yok. Olduğu zaman internetten açıklayacağım. Ben bugüne kadar hiçbir zaman hoca yetiştirmedim. Ben herkese kendi kendisini çalıştırmasını öğreterek herkesin kendinin hocası olmasını öğrettim. Ancak kişi KENDİ İÇİNİ TEMİZLEDİKÇE kendi planı içerisinde yolculuğu onu nereye götürüyorsa kendisi kendi yolundaki doğru adımlarını atacaktır. Ve bunu da sadece kendi bilir.

 

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

Tarih:                        27 Aralık 2010

SORU:

Sevgili Nil Hocam;

Birkaç gün önce konulu seminerleri bilgisayarıma indirdim ve iki gündür dinliyorum. Bugün sıra affetme konulu seminere geldi. İki gündür yaptığım çalışmalarda aynalıklarımı çıkardım, bir-iki konuda korkularımı çıkardım, tabi ki henüz işin çok başındayım. Benim sorum şu: Örneğin sadece babam için 15 ayrı tarifte bulundum. Bunlardan sadece ‘beni suçluyor’ tarifine eğilip kendi suçladığım kişileri buluyorum. Onları hangi korkularla yaptığımı bulup çalışıyorum. Tek bir korkuyu hayatım boyunca belki yüzlerce kez yaşadım. Hepsini tek tek hatırlayıp dönüştürmem gerekiyor. Hani soy ağacı vardır ya hocam, iki kişiyle başlar, sonra 4 olur, sonra 8…. Birkaç satır sonra belki 100 olmuştur bu sayı… Yani çevremizdeki onlarca aynanın bize gösterdiği tarifler, bu davranışları sergilediğimiz yüzlerce anı parçası ve altındaki yüzlerce korkuya tek tek ulaşıp hepsini dönüştürebilir miyiz? Hepsinin bittiğinden nasıl emin olabiliriz? Sadece aynalıklarımızı bitirmek bile çok uzun zaman almaz mı? Bunları acaba sıraya koyup öyle mi çalışmalıyım? Yoksa üstbenimin beni bazı olaylarla karşılaştırmasını mı beklemeliyim? Çalışılacak çok konu var sanki ve hepsini bitiremeyeceğim gibi geliyor. Henüz işin başında olduğum için belki her aceminin yaşadığı stresi yaşıyor olabilirim…

Yine acemilikten olsa gerek soru soramıyorum. Seminerlerinizde sizin yönlendirmelerinizle güzel ilerliyor ama tek başıma çalışırken hangi soruyu nasıl soracağımı bilemiyorum. Çoğu zaman ilk soruda tıkanıp kalıyorum. Dahası üstbenimi duyup duymadığımdan da emin değilim. Beginner seviyesindeki ben için neler tavsiye edersiniz :) Çok teşekkürler, sevgiler…

CEVAP:

Sen çalışmaya başladığın süre içinde, ki güzel bir şekilde başladığını belirtiyorsun, senin içinde var olan üstben adım adım senin önüne anlarda bazı olayları ve kişileri getirerek o an için senin dönüştürmen gereken korkuları, olumsuz bilinçaltlarını ve ona bağlı olarak da geçmişinde yaşamış olduğun sahneleri hatırlatır. Yani çalışacağın konu anda ki olaylar ile gelişir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

 

Tarih:                        27 Aralık 2010

SORU:

Günaydın,

Sizinle paylaşmak istediğim birşey var: Bende sizin bazı çalışma materyalleriniz var , ancak hediye. Şöyle oldu; ben sitenize girip istediğim cd-dvd leri seçtim. Zamanla hepsini edinirim diye düşünmüştüm.(maddi açıdan bedelini ödemek

anlamında) Ancak o gün bir şekilde ben parayı gönderemedim, materyalleri satın alamadım. Akşam oldu, arkadaşıma sizden satın alacağım CD’lerden bahsediyordum. Arkadaşım “Alma. Ben sana veririm. Biz Nil Hanım’dan izin

aldık.” dedi. Açıkçası ben de pek mutlu oldum :) Ben  bu CD’leri izliyorum, hemen hemen her akşam çalışıyorum. Gördüm ki tam da aradığım gibi pek ala bir çalışma (çok teşekkürler). Ben de etrafımdakilerle paylaştım ve ablama arkadaşıma kopyaladım gönderdim:) Arkadaşım annesine gönderdi. Annesi İzmir’de tüm arkadaşlarını günde topladı ve izlediler. Bu böyle sürecek gibi gözüküyor…

Böyle sürmesine izin veriyor musunuz? Talep ettiğiniz bir telif ücreti var mı?

Saygılarımla

 

CEVAP:

Sence benim bu çalışma tekniğim ve onu anlatan çalıştıran DVD, CD ve seminerler para ödemeye değer mi? Kendine bu soruyu sorup gerçek cevabı içinden çıkardığın zaman bana sorduğun sorunun cevabını sen kendin bulacaksın.

 

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

 

Tarih:                        27 Aralık 2010

SORU:

Nil Hanım Merhaba ,

Size daha önce de 2 mesaj atmıştım. Bu 3. mesajım. Öncelikle ilk mesajıma verdiğiniz cevaptaki teşvik edici tavır için size çok teşekkür ediyorum. Bu sayede sisteminizi iyice okudum ve çalışmaya başladım. Sisteminizi iyice kavradım aslında, benim sorularım detaylarla ilgili. Size nasıl çalıştığımı kısaca anlatıp sonunda sorularımı sormak isterim. Şimdiden vereceğiniz cevaplar için çok çok teşekkür ediyorum.

Mesela bu akşam 2 saat çalışma yaptım ;

Şu andaki durumum ; İşsizlik

1. Tespit ettiğim Korkularım :

1.  İşsiz kalma korkusu

2.  Rezil olma korkusu        ( işsiz kalarak )

3.  Üzülme  korkusu          ( işsiz kalarak, rezil olarak )

4.  Ezilme korkusu            ( işsiz kalarak, rezil olarak )

5.  Başarısız olma korkusu ( İş bulma da veya, iş bulup çalışırken)

2.   ” Rezil olma korkusu ” ile başladım  ;

Benim “Rezil olma korkum” var.

Ben “Rezil olma korkumun ” olduğunu  kabul  ediyorum .

Ben şu anda “Rezil olma korkumu ” sevigiye dönüştürmeyi niyet ettim.

Ben ” Rezil olma korkumu ” seviyorum.

Pembelikler ,,,,,

3.    Sonra ben bu ” Rezil olma korkumu”  başka hangi olaylarda yaşadım dedim.

36 yıllık yaşamımın 35 yılı, sayısız ve birbirinden acı olaylarla, travmalarla geçtiği için en iyisi çoçuk yaşlardan itibaren başlayarak, olayları taramak ve temizlemek diye düşündüm.

Bu nedenle hafızamı  5-6 -7 li yaşlarıma yönelttim. Burası çok ilginç, bu şekilde düşünmeye başlayınca, bu yaşlarda yaşadığım ” Rezil olma ” korkusu ile alakalı

alakasız tüm yaşadığım korkular, acı olaylar aklıma gelmeye başladı.

Yıllardır aklıma gelmeyen, unuttuğumu sandığım, ama düşününce dün gibi bilinçaltımda saklı olduğunu gördüğüm olaylar bir film izler gibi net ve tüm detayları ile gelmeye başladı aklıma.

Mesela aklıma gelen 10’ u aşkın olaydan birini kısaca anlatayım:

O zamanlar babamın öğretmenlik görevi nedeni ile, kendi köyümüzde kalıyorduk. Köyde Kör Şükrü lakaplı biri vardı . Ne zaman köyde yola oynamaya çıksak, onunla karşılaştığımızda, yüzünü ve ellerini canavar şeklinde buruşturarak ve acaip sesler çıkararak ” Ben çocukları yiyorum. ” diyerek üzerimize geliyor, güya çoçukların bu korkusu ile eğleniyordu. Bu defalarca oldu. Nasıl korktuğumu tahmin bile edemessiniz. Bu korkudan dolayı sokağa çıkamaz hale gelmiştim. Düşünebiliyor musunuz trajediyi?  O küçük yaşlarda diğer yaşadığım olaylarda en az bunun kadar trajik.

Korku temizlemek için şöyle bir cümle kuruyorum:

Korku : ” Kör Şükrü nün beni yiyeceği  ” 4’ lü cümleyi yazıyorum. Sonra gözlerimi kapatıp o yaşlara dönerek o yaşımdaki halimle cümleleri hissederek tekrarlıyorum. Sonra gözlerimi kapatmadan sahneyi tamamen tersine çeviriyorum. Mesela sokağa çıkıyorum. Kör Şükrü ile karşılaşıyorum ve Kör Şükrü beni seviyor ve ben de son derece güçlü ve güvenli haldeyim. Yine gözlerimi kapatmadan o yaştaki halimle 5’li bilinçaltı olumlamamı yapıyorum.

Olumlama kelimesi : “Güvendeyim ”

Sizin sisteminizin farkı ve en güzel tarafı da burada, geçmişteki olaylara dönmek ve sahneleri pozitife çevirmek. Gerçekten de benim geçmişte çevireceğim çok sahne var, çevriliyor da. Çünkü geçen hafta çalıştığım sahneleri düşündüğümde çevirdiğim yeni olumluları geliyor aklıma .

Soru 1 :

Olaylar çok olduğundan, ben de biraz acele ettiğimden ve olumlama kalıplarını bildiğimden dolayı, her olay için olumlama kalıplarını yazmıyor,  gözlerimi kapatıp rahat bir halde yukarıdaki gibi 2*3 dk. lık bir imgeleme yapıyorum.

Acaba doğru mu yapıyorum, her seferinde yazmak iyi mi olur ? Siz  anlatımlarınızda belirtmemişsiniz ama , sanki böyle 2-3 dk. lık meditasyon, imgeleme ile hissederek  bir çalışma yapıldığında tam sonuç alınabilir ancak gibi bir inanç var bende. Nasıl yorumlarsınız? Hatta imgeleme süresini biraz daha uzatmak iyi mi olur ?

Soru 2 :

Çevirmek de güzel oluyor doğrusu, ama gerçekten bu şekilde birçok olayı çevirdiğimde bana olumlu etki yapacak mı konusunda inancım çok düşük.  Ne dersiniz bu konuda ?

Soru 3 :

Hayatımı tamamen tarasam tahminimce 100 yakın bana çok acı vermiş olay, 20 ye yakın ise daha şiddetli, travma şeklinde olaya rastlarım gibime geliyor ; Tabii bu rakam tahminimce.

Travma derken mesela 3 örnek ;

-   İşten atıldığım an ;

-   İlanı aşka yazılı olarak ret geldiği an.

-   Yanlışlıkla kalp hastalığı teşhisi konulduğu an

Tabii bu olayların beni tekamül anlamında çok güzel yerlere taşıdığını da belirtmek isterim.

- Nil Hanım bu anlar için mesela, ana korku ve bilinçaltı olumlama kelimesi, ibaresi ne olmalı sizce ?

- Bu anları da tam tersine çevirmek mi, yoksa olmuşta ben üzülmemişim gibi bir çeviri mi yapmak doğru olur ?

- Bir de herşeyden önce bu en sarsıcı olaylara dönüp, liste yapıp, önce onları mı temizlemeli, etkileri çok büyük olduğundan ?

-   Aternatif olarak, bu en sarsıcı 20 olayı temizledikten sonra, tüm 100 lük listeyi de yazıp onların üzerinden tek tek geçmek daha mı iyi olur. ?

Mesajım biraz uzadı, kusura bakmayım. Şimdiden çok teşekkür ediyorum.

CEVAP:

Benim sistemimi inceleyip çalışma tekniğimi tam anlamıyla kendine öğrettiğini düşünmüyorum. Bu tekniği tam öğrenseydin bu sisteme alternatif ilaveler yapma ihtiyacı hissetmezdin. Ben geçmişteki günlerinizi sevgiye dönüştürmeyi öğretirken şunu söylerim: “Hatırlayıp içine girdiğin sahnenin içinde kendini nasıl hissediyorsun?” diye doğru soruyu sorup doğru cevabı aldıktan sonra o sahnedeki doğru korkuyu çalıştığın taktirde sahne kendiliğinden değişir. Yani o sahnede bir imgeleme yaparak değişmiş gibi var saymak güçle dönüştürmektir ve gerçek dönüşüm değildir. Benim sistemim ile sen doğru korkuları bulup dönüştürdükçe olumsuz cümlelerini doğru bulup onun yerine olumlulara inandıkça sahne KENDİLİĞİNDEN DÖNÜŞÜR ve gerçek dönüştürme budur. Bir sistem tamsa ve yeterliyse başka bir sistemle karıştırılma ihtiyacı hissetmemeli. Belki sistemi sevmemiş olabilirsin. O zaman bir müddet daha tatbik etmeyip sevdiğin diğer sistemleri özgürce uygulamalısın. Eğer başka sistemler biliyorsan ve uyguluyorsan o sistemlerin tam ve bütün olması gerekir. Başka bir sistemle desteklenmesi gerekmez. Benim sistemimi tam ve doğru kullandığın zaman başka bir sistemle

desteklnemeyecek ve yeni şekil verilmeyecek kadar tam olduğunu anlarsın ve

yaşarsın.

 

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Tarih:               15 Aralık 2010 

SORU:

Nil Hanım merhaba,

Bir seminerinizde “Allah’ın kanala ihtiyacı yoktur.” dediniz. Bu konudaki benzer görüşlerinize  seminerleriniz esnasında kinayeli bir şekilde değindiğinize de birkaç kez şahit oldum. Bu, sizin görüşünüze göre ; tarih öncesi ve tarihler boyunca insanlığın hiçbir göksel yardım almadığı veya  insanlığa asla müdahele edilmediği anlamına mı geliyor? Sizce insanlığa hiç müdahele edilmedi mi? Veya sizin deyiminizle  biz (üstben /benlerimiz)  kendimize hiç müdahele etmedik mi? Gerçi “Üstben müdahele etmez.” demiş ve açıkça bu soruyu içinize göre cevaplamışsınız, ki elbette öyledir, Allah’ın tamlığı tarif edilemez bir hakikattir; ancak ne olmadığını deneyimlemek sizce ne anlama gelmektedir? Bilmek sizce neyi değiştirir? Sizce genişlemek ne demektir? Bu durumda tüm dinler, inanç

sistemleri ve şimdiye kadar aktarılan tüm kadim bilgiler iyi huylu egonun eseri midir? Yürüdüğümüz tüm yolları biz yaratmadık mı? Dönerken kendimize rsatlamamızda ne gibi bir kötülük olabilir ki? Tam anlamıyla gelmeseydik, dönüş yoluna girebilir miydik? Önemli olan hatırlamak değil midir? Sözünü ettiğiniz geçiş anlatımlarınızdan algılayabildiğim kadarıyla nihayetinde egonun tamamıyla sona ermesi ise bu ilanihai yolda yeni oyuncağımız sizce ne olacaktır? Artık oyuncağa gerek kalmayacaksa çalınacak tüm kapılar bitmiş midir? Başka bir deyimle bu dönem sizce yolun sonu mudur?

Sorularım belki biraz çocukça  “Krema neden bu kadar tatlıdır?” gibi oldu belki ama böyle. Görüşlerinizi alabilirsem sevinirim , öte yandan sormak da ayrılamaz bir keyifti, izin verdiğiniz için teşekkürler.

Saygılarımla

CEVAP:

Çalınacak tüm kapılar bitmiştir. Bu dönem dönüş yolunun başıdır. Bunu da şu anda evrende yaşanan bütün olayların içinde görüyoruz ve yaşıyoruz. Önemli olan senin bu yolun başında kendin için ne yapacağındır.

 İyi çalışmalar,

Yolun açk olsun,

Nil Avunduk

 Tarih:              15 Aralık 2010 

SORU:

Nil Hocam,

Öncelikle teşekkürler ediyorum. Bu yılın başında tanışıyorum sizinle ve sisteminizle. Tanışmadan önce şöyleyim:  

Ben bir felsefeciyim, her şeyi biliyorum zaten, kendimi de biliyorum, bize zaten bunu 4 yıl boyunca öğrettiler. Kendini bil dediler bize. Aman bu kişisel gelişim hikayeleri de ne oluyor ki,biz bunları zaten biliyoruz, enerjiler, kuantum, yok bilinçaltı korku dönüştürmeleri, psikoloji bunu zaten yapıyor, bu insanlar da kim diyorum. Bir taraftan da inanılmaz bir merakla ilgilenmeden de duramıyorum..

Dünya üzerindeki tüm öğretileri bildiğimi, okuduğumu, analiz ettiğimi hem de her açıdan, siyasal, sosyolojik, psikolojik, insanı anlatan ve insan davranışlarını açıklayan tüm disiplinleri bildiğimi, bunu da yaparken  dinsel, ekonomik ve toplumsal koşullarıyla da yani aklınıza gelebilecek her bağlamda herkesin önüne her şeyi koyup temellendiriyorum üstelik.

Kitaplı kitapsız tüm dinleri inceliyorum, NLP, Reiki ye bakıyorum. Okuyorum, okuyorum, okuyorum. Konuşuyorum, analiz ediyorum, düşünüyorum… farkındayım, her şeyin farkındayım. Farkındalığım o kadar yüksek ki, aslında bu kadar fark ediyor olmak da istemiyorum. Acı veriyor diyorum. Ama bir taraftan da gelin görün ki, bunları yaparken de yani ben her şeyin farkındayken de, bilinçliyken de,işim de buyken üstelik, her şeyi süper bilirken de hayatımda hiçbir şey de istediğim gibi gitmiyor.

Üniversiteden sonra özellikle döngü üzerine döngü yaşıyorum. 5 kere işten çıkarılıyorum son 4 senede, üstelik işimi de çok seviyorum, öğretmenim ve insanların hayatına dokunup hayatlarında değişiklik yaratmak benim görevim.

Diğer taraftan ise ben müthiş bir adanmışlık ve  iyi niyetle işimi yaparken, dönüşümler değişikler yaratırken çalıştığım kurum ve okullarda her şey iyi giderken, birden  haksızlığa uğruyorum ve işimden oluyorum. Oysa çok iyi kriz yönetiyorum, batmış bir kurumu 8 ayda ayağa kaldırıyorum, projeler üretiyorum, öğrencilere sınav kazandırıyorum, zihin engelli çocuklarla çalışıp sonuç alıyorum, 6 ay gibi bir sürede 1000 öğrenciye staj yeri buluyorum, iş buluyorum…  Ama yine ben bir şekilde işimi kaybediyorum. Bla bla bla.  Uzar gider.

Yakınlarım artık “Peh yaaa, bir insana bu kadar da yapılmaz ki” diyorlar. (geçmiş karmalarımın birinde Köle İsaura, ya da tekel işçisiydim heralde) Özel hayatımda da sıkıntılar var. İlişkilerim bitiyor, ya ben bana uygun olmadığını düşündüğüm için bırakıyorum ya da benim uygun olduğunu düşündüğüm ilişkilerim karşı taraf tarafından bitiriliyor hem de hep en güzel “İşte bu sefer bu, çok da  iyi gidiyor.” dediğim anlarda. Ve bu kez de acı çekmeye başlıyorum. Bir dönem içime kapanıyorum, kayıtsız kalıyorum, izliyorum. Sonra tekrar hayatla ilişkimi düzene koyuyorum, birini koyayım derken diğeri bozuluyor böyle bir döngü, ve artık 30 yaşına geldiğimde “Dur!” diyorum, “Bu böyle olmaz gitmiyor artık ben gittiğini sanıyorum ama olmuyor.” diye isyan ediyorum.

O ara Sufizm’e merak salıyorum, ateist ve bir dönem de deist olan ben Dine de dönüyorum. Namaz ile yoga arasındaki benzerlik buluyor, zamanında reddetiğim ve çürüttüğüm tüm öğreti ve inançlara farklı gözle bakmaya başlıyorum. “Büyüyorum herhalde.” diyorum.

Diğer taraftan O kadar  yorgun , o kadar bıkkın hissediyorum ki… Kapitalist toplumda yabancılaşma yaşayan bireyin manevi arayışları, çaresizlikleri dine döndürüyor kişiyi beni bile diyorum. Ve o kadar meşakkatli görünüyor ki her şey gözümde, bir sistem arıyorum tık tık her şeyi çözdürecek bir sistem. Çünkü herkes çok karıştırarak anlatıyor o zamanlarda ki bana göre.. Hayat bu kadar benim de anladığım okuduğum bildiğim kadar karmaşık değil diyorum kendi kendime, çok çok basit ama nasıl derken sizin öğretinizle karşılaşıyorum.

Bir sivil toplum örgütünde çalışıyorum o zaman, gönüllü bir proje de eğitim koordinatörü olarak görev alıyorum. …… Hanım ile tanışıyoruz, sizden ve sitenizden bahsediyor. İkna olmam tam 2 ayımı alıyor. Felsefeci hem de sıkı bir Kant rasyonalisti olan, sorgulayan, eleştiren ve kolay ikna olmayan müthiş zihnim 2 ay sonunda nihayet ikna oluyor. Kalkıp seminerinize geliyorum. Seminerinizde sizden çok etkileniyorum. Sistem sağlam temellendiriliyor tarzınız kesinlikle kendinden çok emin, bilgelikle anlatıyorsunuz ve ben nedense sizinle kendi fakültedeki felsefe hocalarım arasında benzerlik kuruyorum. Ve aman Allahım benim için yüce insanlardır onlar … O zaman ki ben için önemli bu, her hoca beni etkileyemez ki,  mümkün değil.

Sistemi bir taraftan çok kolay algılıyorum. Kafamda çok kolay oturuyor, karmalara pek bulaşmadan başlıyorum çalışmaya… Affetmelerle başlıyorum, aynalıklara dikkat ediyorum, ego ve üst beni anlamaya başlıyor ve bütün bir kararlıkla niyet ediyorum tüm korkularımı bulmaya, çözmeye, dönüştürmeye. Ve diyorum ki, ne gelirse gelsin ben sevgiyle deneyimi tercih ediyorum ve hepsinin içinden geçeceğim. Eleştirmeyi, yargılamayı bırakıyorum. İnsanlar da beni eleştirmeyi bırakıyorlar. Yıllarca her şeyi eleştirmişim sistemi, siyasetçileri, ailemi, erkek arkadaşımı herkesi… Zor oluyor ama bırakıyorum, kendi içime dönüyorum bu kez farklı bir bakışla. Ah egom nasıl zorlanıyor, nasıl kabulde zorlanıyorum aylarca anlatamam.  Direnç müthiş bir direnç enerjisi koyuyoruz egomla birlikte. Ağlıyorum, ağlıyorum, uzaklaşıyorum, sıkılıyorum, korkularımı buluyorum bir bir. Mucizler de oluyor bir yandan evet ben kendi eski bilişlerimi, korkularımı dönüştürdükçe o kadar güzel de oluyor ki her şey.

Her bir korkunun ilk sahnelerini buluyorum, gidiyorum o sahnelere değiştiriyor, pembeliyor affediyor çıkıyorum. Bilinçaltı inanışlarımı buluyor her birini yenisiyle değiştiriyor ve olumlama yapıyorum.. Bazen çok yoruluyor, bırakıyorum.  Geçmiş ah geçmiş temizledikçe bitmiyor sanki…

Diğer yandan enerjim değişiyor, ama bazı korku enerjilerinde çok zorlanıyorum. Yine bir döngü geliyor önüme, geçmişteki yaşantılarımla aynı güm güm geliyor bu kez, orada yine düşe kalka anda olmasa da kısa süre sonra olsa temizliyorum.

Çaresizlik, haksızlığa uğrama, değersizlik, sevilmeme, parasızlık, kaybetme, yok olma, suçlanma en baskın korkularım. Temizliyor olumlama yapıyorum..

Yine işimi kaybediyorum, yine ilişkim bitiyor ama bu kez yeni yolda deneyimlemeyi tercih ettiğimi bildiğim için yalpalasam da yolumdan şaşmıyorum. Biliyorum ki artık her şey benim içimde, dışımda olan her şey benim içimle ilgili, çok ilginç acı da çekmeyi bırakıyorum.

Tam 1 yıldır yol alıyorum. Kontrol, direnç mekanizmalarım devreye girse de hatta o kadar ki bazen bloke etsem de kendi kendimi, o kadar güçlü ki kendi kendim üzerinde kurduğum baskı o kadar güçlüymüş ki. Buluyorum altında ki nedenleri, neden kendimi bırakmadığımı, bırakırsam ne olacak zannediyorum diye sorup duruyorum. Ancak görüyor ve hissediyorum ki evet ben yol alabiliyorum. Tam en en sıkıştığım anda yine işten çıkarıldığım anda oysa o hafta niyet etmiştim, tüm baskın korkularımı sevgiye dönüştüreceğime ve bunun için zaman istemiştim evrenden, Esra Özbay’ın kitabı geçiyor elime, evren tam da olması gereken zamanda yapıyor yapacağını  tam  1 hafta boyunca çalışıyorum.

Ancak şimdi biliyorum ki, herkes görevini yapıyor. Ben arındıkça, eski düşünme alışkanlıklarımı bıraktıkça, oyun arkadaşlarım da yapmaları gerekeni yapıyor ve çekiliyorlar. Rahatlıyorum artık, sanki kendimi yeniden yeniden yapıyorum.

İnsanın değiştirebileceği en önemli ve tek varlık kendisiymiş, ve ne güzelmiş. Kendimi sevmeyi öğrendim, önce kendim demeyi… Bir yandan çok kolay oldu çok hazırdım çünkü çok kolay içselleştirdim. Çok benziyordu benim bugüne dek inadıklarımla, bildiğim tekniklerle çok örtüşüyordu. Diğer yandan ise çok çok zorlandım, egom  zorlandı. Bastırdı, durmadı, durmadı…

Her bir korku, aynalar, bilinçaltı sahneleri, bağımlılıklar hepsi ayrı hikaye tahmin edersiniz…Rollerimiz, kurtarıcı rolleri, görevlerimiz, güç ve egonun yaptırdıkları… Nasıl da basitmiş aslında.. Hep inanırdım yıllardır bu kadar  derinlere insek de yaşamın aslında çok basit ve kolay olduğuna inanırdım.

Ama nasıl yapılır bilmiyordum. Şimdi ise size yürekten teşekkürlerimi iletmek isterim. Yolumda ilerken tıkandığım en kilit en kritik yerde tüm bildiğim, bildiğimi sandıklarımı yeni bir bakış açısıyla anlamamı sağladığınız için, yaşadığım döngüleri neden yaşamışım fark etmemi sağladığınız için.. Kendimi yeniden gerçekten severek öğrenmemi sağladığınız için…

Hocam, şu anda sanki öyle bir noktadayım ki, ya cesaret edip yeni yolumda ilerleyeceğim çok da güç olsa sanki hareket ettirdim bir şeyleri en derinden bu kez ve hissediyorum ki çok kolay olacak çok da güzel… Üstben “Sabırlı ol.” diyor bir geçiş sürecidir bu ve çok güzel ilerliyorsun. Diğer taraftan ise tarif edemediğim bir duygu var, belirsizlik gibi sanki. Ne olacağını bilememenin getirdiği garip bir belirsizlik.  Ne iş yapacağımı, bundan sonra nasıl olacağını ilk kez bilmiyorum çünkü. Kurguyu bıraktım. Kontrolü bıraktım.  İlk kez tüm varlığımla kabuldeyim, ancak durdum. Hareket edemiyorum sanki. Sanki her işsiz olduğum dönemde olduğu gibi endişelenip ayın sonunda ne yapacağımı düşünmem gerekiyor hemen ama hemen iş aramaya başlamam gerekiyor ve ben nedense bu kez ilk kez endişelenmiyorum. Erkek arkadaşımla ilişkim 2 ay önce tam olarak bitti ve ben acı çekmiyorum. Anne ve babama kararlılıkla durumları anlatıp dinlenmeyi istediğimi ve buna ihtiyacım olduğunu belirttikten sonra, ilk kez vicdan azabı duymamaya başlıyorum.

Şimdi ne olacak dediğimde üstben “Düşünme ne olacağını” diyor, anda olman gereken yerde olursun. “Peki!” diyorum, ilk kez düşünmeyi bırakıyorum. Akacak biliyorum, akıyor biliyorum, biliyor olmama rağmen neden bu belirsizlik? Neden ilk kez hayatımda ilk kez ne yapacağımı bilmiyorum? Daha önceki ne yapacağımı bilmemelerim çaresizlik korkumdandı. Artık biliyorum ki ve deneyimliyorum ki çare benim içimde ve ben çareyim. Bunu bilmeme rağmen neden hem ilk kez çok güven içinde üstelik tüm içimde hissederken bu duyguyu, hem de ilk kez neden bilmiyorum ne yapacağımı? Neden ağlamak istiyorum? Neden durdum? Neden çok derinden gelen müthiş bir yenilenme yaşarken, ilk kez tam kabuldeyken şimdi tam da olduğu şekliyle en güzeli ile ben buna izin de verirken akacağını bildiğim halde neden cesaret edemiyor gibi hissediyorum?

Teşekkür ediyorum,

Sevgi ve saygılarımla.

CEVAP:

Yazında “Akacak biliyorum, akıyor biliyorum, biliyor olmama rağmen neden bu belirsizlik? Neden ilk kez hayatımda ilk kez ne yapacağımı bilmiyorum? Daha önceki ne yapacağımı bilmemelerim çaresizlik korkumdandı. Artık biliyorum ki ve deneyimliyorum ki çare benim içimde ve ben çareyim. Bunu bilmeme rağmen neden hem ilk kez çok güven içinde üstelik tüm içimde hissederken bu duyguyu, hem de ilk kez neden bilmiyorum ne yapacağımı?” demişsin.

 

Sen şu anda bugüne kadar bildiğin hiçbir şeyin zaten o tarihte de ve şimdi de hiç işe yaramadığı ile yüzleştiğin yere girdin. Hayatın içinde hiç birimiz “biliyorum” diye hiçbir planın, programın ve “Ben bunu biliyorum.” diye başlattığımız bir işin neticesini bildiğimiz gibi çıkaramadık. Bu, yaşamlar boyunca da böyle oldu. Bizler buna rağmen “biliyorum” diye başladığımız hiçbir şeyi istediğimiz gibi yürütemediğimiz halde hatta “neticesini biliyorum” diye bildiğimiz hiçbir şeyi bildiğimiz gibi bitiremediğimiz halde bu sefer dünya oyununun en önemli kandırma sahnesi olan “O öyle olmadı ama şimdi olur.” diye yine bildiğimizi zannettiğimiz versiyonla yeni bir şekil yaratarak yaşamlarımıza devam ettik. Hatta kendimizi o kadar kandırdık ki özellikle küçükken “Sen bilmezsin.” cümlesi ile büyüdüğümüz için her bir yaş büyüdüğümüzde “Ben şimdi biliyorum.” edasına geçtik. Yine bir yıl büyüdüğümüzde daha biliyoruz zannettik ve bu gidişle 95 yaşındaki bir insana “Bugün ne biliyorsun?” diye sorarsan sana der ki “Hayatıma baktım hiçbir şey bilmiyorum.”   

Ben de 40 yaşına kadar geldiğim bilen duygusuyla yoluma devam etseydim 95 yaşında diyecektim ki “Ben meğersem hiçbir şey bilmiyormuşum.” Benim tek şansım 40 yaşında bu sınırı koyup “40′ına kadar her şeyi bildim de ne oldu? Sadece hasta oldum.” diyebildim ve bugün 56 yaşındayım, 16 yıldır bildiğimi zannettiğim ve emin olduğum herşeyi temizliyorum. Şimdi de benim artık bilmediğim ama evrenin bana anda getirdiği güzellikleri yaşıyorum. Senin de bunu yaşayabilmen için  aniden “Ben artık hiçbir şey bilmiyorum.” diyemezsin. Bugüne kadar bildiğini zanettiğin her şeyi ve öğrendiğin bütün öğretileri önce “biliyorum” dediğin herşeyi temizlemen gerekiyor. Bu bilgilerin önce işe yaramadıkları ile yüzleşerek sonra da sırtında küfe ile taşımamak adına temizleyip o bilgilersiz olmayı göze alman lazım ki ancak bilmemenin güzelliğine geçebilesin. O zaman sana evren hizmet edebilir. Çünkü bu kadar bilgi ile evrenin hizmetini zaten göremezsin.

 İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

 

Tarih:            15 Aralık 2010 

SORU:            Edilen Yeminler-Verilen Sözler

Merhaba Nil Hanım,

Yaptığım bir meditasyon sırasında kendimi bildiğim yaştan itibaren sürekli belli yeminler ettiğim ve sözler verdiğim ancak bunları gerçekleştirmediğim ya da gerçekleştiremediğim geldi gözümün önüne. O kadar birikmiş ki bunlar, nereden temizlemeye başlamam gerektiğini bulamıyorum. Siz bir seminerinizde “Rejime yarın başlıyorum deyip başlamamanız bile verdiğiniz sözü yerine getirmemektir. Sonuçta evrene mesajınızı vermiş oluyorsunuz.” demiştiniz. Bu benim en bariz örneklerimden biri, o rejimi yapamadığım gibi bir de sürekli üstüne kilo alıyorum ve kilo konusu benim en hassas noktamdır senelerdir. Yani burada çok açık bir anlatım var. En hassas konumda verdiğim sözleri tutmamış olmamdan dolayı ters etki görüyorum anladığım kadarıyla.Tüm yeminlerimi, sözlerimi iptal etmek istiyorum. Bunun nasıl olması gerektiği konusunda bana yardımcı olabilir misiniz lütfen?

Teşekkürler, şimdiden…

CEVAP:

Kilo vermek ve rejime başlamak adına verdiğin ve uygulamadığın basit sözler ile kendini oyalama. Eğer kendinde tespit ettiğin büyük sözler ve büyük yeminler varsa ve onlarla başlarsan verdiğin sözlerin adetinin fazla olmadığını görürsün. Ayrıca kilo almanın sebebi sözlerini tutmamandan değil kilo almana sebep olan olayı henüz kendi içinde bulmamış olmandandır. Bunun için de yaptırdığım çalışmanın ne olduğunu tam anlaman için sitedeki “Çalışma Odası” sayfasını açıp orayı kendine ders çalıştırır gibi çalıştır yani öncelikle çalışmanın ne olduğunu tam olarak  anla. Kulaktan dolma arkadaş bilgileriyle çalışma sistemini doğru anladığını zannetme. Çünkü bu çalışma sistemi böyle anlaşılmayacak kadar değerlidir. Bu çalışma sistemini kendine kendin öğrettiğin zaman zaten bütün çözümleri kendin çok kolaylıkla bulabileceksin.

Bana sorduğun sorudaki soruş şekli ve bulduğun cevap bugüne kadar öğrendiğini zannettiğin ve kendinde tatbik ettiğin bu çalışmayı hiç anlamadığını gösteriyor. Bu yüzden seni dikkatlice ikaz etmek istedim. Çünkü kendini çalıştırdığını zannederek büyük bir oyalamaya girmiş olabilirdin.

 İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

 

Tarih:            13 Aralık 2010

SORU:            Kader

Nil hocam merhaba,

Size bir iki sorum olacak cevaplarsanız sevinirim. Öncelikle seminerler düzenleyecek misiniz ya da böyle bir niyetiniz var mı? Sözlerinizin birinde “Herkesin kaderi anda ayaklarının ucunda yaratılır.”diyorsunuz. O zaman tam yazılmış kader diye bir şey yok mu sayılıyor? Biraz kafam karıştı. Yani kaderimiz önceden yazılı degil. Bu bana da mantıklı geliyor ama sanki bir başlık olması gerekiyormuş gibi geliyor. Yani kitap olarak düşünürsek kitap ismi var ama içeriği henüz yazılmış degil. Ben böyle olduğunu sanıyorum. Beni biraz netleştirirseniz sevinirim.

Yeterince dinlendik artık seminerler başlasa ne güzel olur..

Tesekkürler Nil hocam..

CEVAP:

“Kitap ismi var ama henüz içi yazılmamış” diyorsun. Evet sen kendinin her adımında sayfaları yazıyorsun. Başka bir tarifle her insan bu yaşama içini temizlemeye geliyor ve temizleyeceği konuları ona hatırlatması için de deneyimlerin ona doğru gelen bir akışı var. Sen değiştikçe sana doğru gelen akışın içinden kendi hikayeni yazarak çıkıyorsun.

Şu anda günü belli olmuş bir seminerim yok. Belli olduğunda internet sitesinden yayınlayacağım.

 İyi çalışmalar

Yolun açık olsun

Nil Avunduk

Tarih:           08 Aralık 2010 

SORU:            Değişimin hızı?

Sevgili Nil Hocam,

Son aylarda yaşadıklarım ve gördüklerim daima sizi ve anlattıklarınızı aklıma getiriyor. İçimde hem heyecanlı bir beklenti, hem de muhteşem evrensel bir  dönüşümün giderek hızlanan sahnelerini izlemenin huzuru var. Aralarında fark olmayanların farklar inşa ederek başlattıkları oyunun sanırım artık son perdesine doğru geliyoruz. Yanılıyor olabilirim ama insanlık ilk önce fark olarak zannetmelerini bitirecek, fark perdesinin ortadan kalkması ile gerçekte kim olduğumuzu daha da hızlı hatırlamaya başlayacağız. Bizi bizden ayıran zannettiğimiz herşeyin ilk önce ne kadar küçük olduğunu ancak biraz daha bakınca aslında hiç fark olmadığını anladım. Özünde fark olmadığını biliyordum ama oyunda da fark olmadığını anladım, herşey aynı herşey bir. Sadece görmüyoruz. Ama evren gittikçe göstermeye başlıyor galiba. İnsanları,ülkeleri, ulusları birbirinden ayıran ne? Konuştuğu dil mi? yaşadığı coğrafya mı? Parasının rengi mi? İnsanın dış görünüşü mü? Derisinin rengi mi? Zenginlik mi yoksa fakirlik mi? Yoksa din mi? Bunca yıldır nasıl fark gördük bunlara bakarak, nasıl anlamak istemedik aslında aynı olduğumuzu ve aynı yerde durduğumuzu. Bunu anlamak muhteşem bir özgürlük. ”Bütün”, dualite de var demek galiba çünkü öyle hissediyorum. Bütün’e ulaşmak için ve orada olmayı hissetmek için fiziksel olarak oyundan çıkmak ( yani ölmek) gerekmiyor anladım. Bütün’ü burada da yaşayabilirim artık biliyorum. İçimde temizlediğim her nokta beni o hisse daha da yaklaştıracak.

Şimdi sizleri ve hocalarımı daha iyi anlıyorum. Neden artık seminer vermediğinizi de sanıyorum anlıyorum. Zaman artık anlama dönemi evren kendisi anlatmaya ve hatırlatmaya karar verdi sanırım. Bu daha da hızlanmak demek, bu oyalanmamak demek, bu kim olduğunu ve deneyimini fark etmek demek. Bu özünü hatırlamak, gerçek SEVGİ’yi hissetmek demek. Ekonomik olarak düzelmeyeceğini söylediğiniz bir dünya, sadece finans kuruluşlarının ve holdinglerin değil, ülkelerin de katılımı ile daha da süratli olarak bitmeye yaklaşıyor. Para tamir etme ve düzeltme inandırıcılığını ve önemini kaybediyor. Kimsenin kimse için çalışmayacağı bir düzene doğru gidişat olarak hissediyorum bunu. Kimse kimseyi kurtaramayacak, kurtarmaya çalışan da aynı duruma gelecek sözünüz hala kulaklarımda. İflas etmiş ülkeleri kurtarmak için başlatılan çalışmalar, diğerlerini de aynı duruma sokuyor. Dünyanın en zengin ve güçlü ülkeleri, tüm zenginliklerini ve güçlerini ardı ardına kaybediyorlar veya toparlamak için ne yaparlarsa yapsınlar başaramıyorlar.

Evren bu kadar mı hızlandı? Yoksa ben mi böyle görmek istiyorum sevgili hocam.

“Herşey tam olduğu hali ile ortaya çıkacak, hiçbirşey gizli kalmayacak.” diyordunuz. Herşey ortaya dökülmeye başladı tüm çıplaklığı ile. Yalanlar bitiyor evren tüm yalanları bitiriyor. Bizler de kendi yalancılıklarımıza tanıklık yapıyoruz. Sevgili hocam evrensel değişim bu mudur? Kendi içinde yürümesen ve anlamasan da, durmadan ve hızlanarak devam edecek olan sana seni hatırlatacak olan muhteşem evren.

Sevgilerimle,

CEVAP:

Evrensel değişim budur. Bizlerin değişimi de bu evrensel değişim karşısında büyük bir sakinlikle etkilenmeden durmaktır. Eğer etkileniyorsak da nelerden etkilendiğimizi fark edip onları dönüştürebileceğimiz alet çantamızın her an elimizde olduğunu ve önümüze gelen her deneyimden kendi içimizde taşıdığımız üstbenin andaki evrensel cevabı ile çıkabileceğimizi bilmektir. 

 İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

 

Tarih:                        06 Aralık 2010

SORU:            İçsel Temizlikte Başarım Ölçüsü

Nil Hanım,

İçsel temizlik çalışmasında asıl başarı için “hangi yaratımın” oluşması beklenir? Olumsuz davranışlarından rahatsız olduğumuz birinin davranışlarının değişmesi mi? Yoksa onun aynı davranışları göstermesine rağmen bizim etkilenmemiz ya da fark etmememiz mi? Burada başarı kriteri nedir? Hangisinin ağırlıklı olarak yaratımı asıl başarımı ifade eder? Teşekkür ederim..

 CEVAP:

Bir insan gerçek anlamda değiştiğini bir gün dışarı baktığında hiçbir tarifi kalmadığında anlar. Buna giden adımlar ise şöyle başlar: Aynalar seminerimde de anlattığım gibi önce yüzlerce tarifle başlarsın ve içinden tek tek dönüşümler yaptıkça maddelerin ve tariflerin gittikçe azalır. Bir zaman sonra sen çalıştıkça da dışarıda tariflerin kalmaz olur. Aslında bu karşındaki kişinin hareketleri değiştiği için değil kişinin yaptığı hareket veya davranışının sende bastığı korku düğmesinin ve yaşanmışlık tarifinin kalmamış olmasındandır.

 İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

 Tarih:                        06 Aralık 2010

SORU:

Merhaba Hocam,

Ben geçmiş sahneleri temizlerken bir konuya takılıp kalıyorum. Bazı sahnelerde, korkunun tam dönüştüğünü hissediyorum, bir rahatlama bir hafiflik; bazı sahnelerde ise korkuları çalışırken en son bir korkuyu bulduğumda sahne pembeleşiyor, kişiler pempeler giyiyor fakat diğerinde olduğu kadar yoğun bir rahatlama hissi yaratmıyor. Bu durumda da sahne dönüşmüş oluyor mu? Yoklukla ilgili sahneleri temizlerken sahne pembeleşmeye başladığında o sahnede yokluğunu yaşadığım şeyi getiriyor aile bireyleri, bu egonun bir oyunu olabilir mi? Son olarakta yokluk korkusu çalışırken genellikle mahçup olmak, utanmak, görünmesini istememek, bu kelimelerin altında bir korku bulamıyorum. Rezil olmak gibi geliyor ama tam oturmuyor. Bunları da korku çalışması halinde mi çalışmalıyım? Cevaplarınız için şimdiden teşekkür hocam Sevgiler..

 CEVAP:

Yukarıdaki anlatımından çalışmayı severek yapmadığını hissettim. “Çabuk çabuk yapayım, başıma gelecekler gelmesin” gibi bir bakış açın var. Bu çalışma sistemi bunu taşımaz. Önce çalışmayı şöyle dışardan bir incele ve gerçekten neyini sevdin ve neden yapmak istiyorsun ve severek yapıyor musun? Kendinde bunları sorgularsan ve severek yapmadığını bulursan bence öncelikle çalışmayı bırak, ki özgür iradenin ne kadar işlev içinde olduğunu hisset. Çünkü bir sahneye girip çalışırken orada bulduğun değişik korku isimleri veya fark ettiğin değişik kelimeler sana o anda öyle duygu ve his yaratır ki, o anda “bu doğru muydu, öyle mi diyecektim, böyle mi diyecektim?” deme fırsatın olmadan gözlerinden yaşlar akabilir ve bunu içten hissedersin. Hatta o çalışma sırasında bulduğun korku ve yaptığın çalışmaya o kadar inanır ve sahiplenirsin ki, ben sana “doğru değil” desem bile sen “doğru” diye inanırsın. Dolayısıyla kimseye sormaya bile ihtiyaç duymazsın, işte doğru çalışma budur.

 İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

Haberler

NİL AVUNDUK’UN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE YAPTIĞI VE AYNALIK SİSTEMİNİ ANLATTIĞI SEMİNERİ mp3 SESLİ SEMİNER VE VİDEO SEMİNER OLARAK ÇIKTI…

24 Nisan 2012

Nil Avunduk bu seminerinde;

AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.

devamı için tıklayınız

NİL AVUNDUK’UN YENİ DVD’Sİ İÇSEL TEMİZLİK SİSTEMİNİN UYGULAMALI ANLATIMI-5 ÇIKTI…

1 Nisan 2012

Bu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.

devamı için tıklayınız

Siteyi Kullanım Önerisi

19 Ağustos 2010

İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk

devamı için tıklayınız