Tarih: 17  Eylül 2008

Konu:   Çocuk bakımı ve esir olma korkusu

SORU 1:

Hocam merhaba,

Kızımla ilgili esir olma korkum vardı. Zihinlerimi buldum çalıştım hala çalışıyorum. “Kızımla da özgürüm.Çocuğum olduğu halimle de istediğimi yapabiliyorum. Çocuk sevgidir. Kızımı  sevgiyle kabul ediyorum, sahip çıkıyorum,” gibi. Artık kendimi daha iyi hissediyorum, başka ne tavsiye edersiniz , bunlar yeterli mi?


CEVAP 1:

Yaptığınız olumlamalar içinde “sahip çıkıyorum” olumlaması doğru bir olumlama değil. Diğer yaptığınız  olumlamaları da öğrenmek isterim. Zaten sorununuz, kızınızın sahibi olduğunuzu zannetmeniz. “Kızımın kime sahip olmak için doğmasını istedim?” diye sorarak çalışmanızı buradan ilerletebilirsiniz. Genellikle, birini esir etmek için doğurduysan sonunda sen esir oluyorsun.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Hocam “sahip çıkıyorum” olumlaması bir anda içimden çıktı, söyledim ve o anda iyi geldi. Sahip olmanın iyi bir enerji olmadığını anlıyorum; ama bende bazen kızımla ilgili işleri yapmak istememek sorumluluktan kaçınmak, sorumluluğun  bana ağır gelmesi durumu vardı, o yüzden söyledim. Bir de “Ben kızımla ilgili her şeye yeterliyim,” diyorum.


CEVAP 2:

Kızınla ilgili işleri yapmak istememenden yola çıkalım.

1- Eğer kızın çok küçük yaştaysa ve senin ona bakman gerekiyorsa, “Ben yaptığım işleri severek yapıyorum,” diye beşlik yapabilirsin ve “Neden istemiyorum?” diye de soru sorarsın. Bu soruların altından çıkacak olan, belki bugüne kadar bulmadığın yeni korkularındır.

2- Çocuğunun yaşı büyükse, “Ben kendimi neden ona bakmaya zorluyorum? O neleri tek başına yapamaz zannediyorum?” diye sorular sorarak listeni oluşturabilirsin. Her ne yapamadığını zannediyorsan o kelimeleri kullanarak onları tek başına yapabileceğine kendine inanca geçirecek olumlamalar tekrarlayabilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

Konu:

19 Ocak 2009

Asabiyet aynalığı / Aile

SORU:

Babam tüm ailemin hayatını çok büyük ve negatif ölçüde etkileyen ve ben kendimi bildim bileli hep sinirli bir yapıya sahip bir insan. Ailede hiçbir zaman huzur olmadığı gibi biz üç kardeşi de evden uzaklaştırdı. Ben babamdan kaçmak için yanlış bir evlilik yaptım, boşandım. Erkek kardeşim evlenmeyi düşünmüyor bile, hoş ben de artık hiç istemiyorum.

Babam beş gün önce acilen by-pass ameliyatı geçirdi ve üç ana damarı değişti. Bugün eve çıktı ve eve girdiği anda olay çıkarıp önce annemi ve hepimizi çok üzdü. Şu anda kendini TV karşısında odaya kapattı ve kendine yardım etmemize izin vermediği için o ameliyatlı haliyle kendi başına oturup kalkmaya çalışıyor.

Ben yarın İstanbul’a dönüyorum ve annem onunla yalnız kalacak. Babam henüz 60 yaşında; ama kendini sevmediği için kimseyi sevmiyor ve hayatı bize zindan ediyor. Seminerlerden, kitaplardan, katıldığım tam gün seminerlerden öğrendiğim, anladığım şeylerden biri, kabule geçip bunun benim seçimim olduğunu bilmekti. Bu, şu anda bana gerçekten yetmiyor. Anlamıyorum. Ben kendime niye böyle bir baba seçtim? Kendisi son derece ulaşılamaz ve konuşulamaz biri olduğu için yakınına bile gidemiyorum. Bu konuda tavsiyenizi rica ediyorum.

NOT: Aslında insan buradan her şeyi yazıya dökemiyor. Yaşadığımız şeyler ancak yaşandığında anlaşılabilir şeyler ve size burada yazdığım, yaşadıklarımızın sadece çok çok kısa özet hali…

Teşekkürler,


CEVAP:

Babanla ilgili yaptığın tarifte “ulaşılamaz” ve “konuşulamaz” vardı. Bundan yola çıkarak kendinin hangi konuda ulaşılamaz ve konuşulamaz olduğunu tespit et. Bu sadece babanla ilgili bulduğun bir aynalık. Diğerlerini de “Babamı nasıl tarif ederim?” başlığı altında tespit et. Her tespitinin karşısına, “Ben bunu kime, nerede, ne zaman yapıyorum?” diye kendine sorular sor. Bu soruyla beraber, üstbenin aynı davranışları ne zaman, kimlere yapmış olduğunu  gözünün önüne getirecektir. Kendi davranışlarını hatırladığın bu sahnelerde, “Eğer böyle davranmasaydım bana ne olurdu? Bunu yaparak ben ne kazanmış oldum?” diye kendine sorarak sana bunu yaptıran, her maddenin altındaki korkunu bul. Neden yaptığını keşfet. Böylece, korkularını bularak aslında, her yaptığın hareketin sendeki içsel nedenini bulmuş olacaksın. Sen bunları bulup yapmaz hale geldikçe baban da bunları yapmayacak.

Ancak, kendindeki bu çalışmayı yapmadan o evden ayrılıp İstanbul’a gelirsen babanın görevini, İstanbul’da hayatına girecek olan başka bir kişi veya kişiler alacak. Böylece, şu andaki çalışma konun bir kişiyken sorunların birkaç kişiye daha çıkacak.

Annenin babanla yalnız kalmasından üzüntü duyduğunu söylüyorsun. Yaşanan her şey olması gerektiği gibidir. Annenle babanın aynı evde olması bir tesadüf, şans ya da şansızlık değil. Birbirleriyle deneyimleri olduğunu gösterir. Annen kendi aynalıklarını bitirene kadar aynalıklarını babanda görecek. Senin de dışarıda gördüğün gibi. Eğer annene ulaşabiliyorsan ona da aynı çalışmaları yapmasını söyleyebilirsin. Onları deneyimleri için başbaşa bırakacaksın. Çünkü onlar birbirlerini onun için seçtiler.

Konulu seminerlerimin kayıtlarının yayınlandığı CD’lerimden Aynalar seminerimi alarak bu seminerde anlattığım şekilde, o sırada seminerdeymişsin gibi eline kağıt kalem alarak çalışabilirsin.

Aynaları tespit ettikten sonra altındaki korkuları bulmak için Korkular seminerinin CD’sini kullanabilirsin ve “Herkesi neden affetmeliyim?” sorusunun cevabı için de Affetme semineri CD’si ile çalış.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

Konu:

25 Şubat 2009

Doğuştan hasta çocukların ve ailelerin deneyimi

SORU:

Sayın Nil Hanım,

Çocuk, 0-18 yaş arası aileye bağımlı olduğundan dolayı evdeki aile içinde olan anne baba kavgalarını yaşamak zorunda. Bunun önüne nasıl geçebilir? Madden aileye bağımlı ve çocuk. Bir yere gidemez. Dolayısıyla çocuk kendi ailesi ile iletişimi ne kadar iyi olursa olsun, yaşadığı ortamdaki anne ve babasının kavgasını, şiddetini yaşamak zorunda… Ne yapabilir bu çocuk?

Çocuk, küçük yaşta lösemi olabiliyor veya sakat kalabiliyor. Bunda çocuğun suçu nedir? Hiçbir çocuk bu anlattıklarınızın farkında değil ki… Neden bu çocuklar?

Saygılarımla,


CEVAP:

Merhaba,

Çocuklar bir aileyi kendi içsel enerjilerine göre seçerler, yani aile ortamında anne, baba ve çocuk hepsinin ortak seçimi vardır. O ortak seçimde herkes içsel gelişiminde, yani içsel temizliğinde birbirine arkadaş olacaktır. Hepimizin anne, baba ve çocuk derken bu deyişimizin altındaki dünyasal ifadeleri bırakıp içsel ifadelerle anne, baba ve çocuk dememiz lazım. O zaman çocuk, “Annemin ve babamın bu durumundan ben ne anladım? Bu aileyi seçme sebebim ne? Ben bu dünyaya ve bu aileye kendi içimdeki neyi fark edip sevgiye dönüştürmeye geldim?” diye soru soracak ve anne baba da benzer soruları, ama kendi içlerinden çıkacak olan soruları soracaklar.

Daha başka bir tarifle eğer bir çocuk için “Yazık oldu bu çocuğa, yanlış aileye geldi,” diyorsanız ve böyle düşünüyorsanız o zaman Allah’ın yanlış yaptığını söylüyorsunuz. Allah yanlış yapmaz. Her şey olması gerektiği gibidir. Sadece biz olanların içinden neyi sevgiye dönüştüreceksek onları yapacağız.

Bu konuyu daha iyi anlamanız için, Değişim Dönüşüm seminerlerimin kayıtlarının bulunduğu DVD’lerimden 14 no.lu DVD’yi izleyebilirsiniz.

İyi çalışmalar,

Yolunuz açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

Konu:

16 Nisan 2009

Çocuklar, aynalar ve suçlanma

SORU:

8 yaşında bir kızım var. Son dönemlerde okulda birtakım olaylar yaşıyor. Geçenlerde, arkadaşlarını (kızımın “benim iyi arkadaşlarım” diye belirttiği iki arkadaşını), okuldaki bir arkadaşına ait bir şeyi, altından izinsiz alırken görüyor. Diğer arkadaşı geliyor “Kim aldı?” diye soruyor. Kızım da “Şunlar, şunlar aldı,” diyor. Kızıma, alan arkadaşları, “Sen neden söyledin? Biz artık seninle konuşmuyoruz, sırlarımızı seninle paylaşmıyoruz,” demişler. O da çok ağlamış. “Ben yanlış bir şey yapmadım ki neden bana böyle yapıyorlar ki?” dedi. “Benden yardımcı olmamı mı istiyorsun?” dedim. “Evet” dedi. O anları gözünün önüne getirdi, oradaki duyguları bulduk, pembeledik.

Peki, ben de bundan bir şey anlamalı mıyım? Neyi anlamalıyım?

Dün kızıma harçlık vermiştim. Cüzdanına koymuş. Sonra yine bu en iyi arkadaşlarım dediği iki kız arkadaşının, cüzdanını, sıranın altından alıp içinden para alırken görmüş. Yine çok ağlamış. Yine benden yardım istedi. Ben yine aynı şekilde yardımcı oldum. Burada yine benim anlayıp acil çalışmam gereken ne?

Bugün yine bu iki kız arkadaşı kızıma, “Bana dokunma, bana dokunma!” diye bağırmışlar. “Neden böyle yapıyorsunuz?” diye sormuş cevap alamamış. “Ama benim hiçbir suçum yok ki, ben hiçbir şey yapmadım,” dedi.

Sevgili Nil Hanım ne yapmam gerekiyor? Bana bu konularda cevap verirseniz çok sevinirim. Sevgiler,


CEVAP:

Kendi ilkokul günlerinde buna benzer yaşadığın olayları hatırlayıp sevgiye dönüştür. O günlerden bugüne kadar gerçekleri söylediğin ya da gerçekleri söyleyemediğin için kendine kızdığın, kendini suçladığın anları hatırla. Her olaydaki enerjileri sevgiye dönüştür. Bunlar şu anda böyle sahnelerini hatırlaman için pıt pıt’ların.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

17 Nisan 2009

Konu:

Genç çocukların aynalıkları / Aile

SORU:

Oğlumun Durumu:

Her şeyden çok korkuyor. Uzun bir zaman kapı zili çaldığında kapıyı açtırmıyordu. Gündüz sadece uyuyor. Gece kalkıyor, bazen normal davranıyor, bazen odasına kapanıyor. Kimseyle kontağı kalmadı.  Sadece kız arkadaşıyla hala beraber, bir de o bulaştığı insanlarla görüşüyor. Çok fazla yemek yiyor. Sanki küçük bir çocuk gibi konuşuyor benimle.

Benimle her şeyi konuşmaya çalışıyor, tabii söylemediği şeyler de vardır.  8-9 aydır burnu çok akıyor. Çok öksürüyor.  Yüzü bembeyaz oldu. Hasta gibi gözüküyor. Beni suçlamıyor, “Ben senin ne kadar üzüldüğünü biliyorum,” diyor.  Benim için bu işleri bırakacağını söylüyor, ama çok ciddi olayların içinde.

Ben ne yapacağımı şaşırdığımda, “Evden ayrılırım!” diye onu ve ikiz kardeşini tehdit ettim (biliyorum yanlış).  O zaman bana saldırdı, “Sen nasıl çocuklarını bırakırsın, sana çok ihtiyacımız var,” dedi. Kardeşini ve beni ondan nefret etmekle suçladı. “Ben de okumak isterdim, ben iyi çocuk olmak isterdim; ama başka yolum kalmadı,”dedi.

Çok sigara içiyor. Oldukça pasif bir yaşamı var. Çok terliyor. Çok agresif oluyor. Bana karşı saygısından hiçbir şey eksilmedi, yalan konuşmadığını düşünüyorum, çünkü ben uzun zamandır yalan konuşma olayı için çalıştım ve hala çalışıyorum. Benimle yaşıyor,  babasıyla 20 yıldır hiç kontağı yok.

Bugün benim oturduğum evin karşısında, yolun diğer tarafında bir ev yandı. Ben bundan da bir şey anlamalı mıyım? Hiç heyecan ya da korku yaşamadım. Hemen, “Yaşadığım her şeyi tam olduğu haliyle kabul ediyorum.Yaşadığım her şeye şükrediyorum,” dedim, sonrasında çok rahattım.

İlginize çok teşekkür ederim.


CEVAP:

Senden kendini inceleyip çalışmanı istediğim konuları madde madde yazacağım.

1- Bir kağıda korktuğun şeyler başlığı altında, hayatta nelerden korkacağını yaz ve listele. Bu listeyi bana da yollayabilirsin.

2- Hayatın neleriyle başa çıkamayacağını zannediyorsun? Senin başa çıkamayacağın neler var?

3- Kimin veya kimlerin dikkatini çekmek istiyorsun? Kim ve kimler hep seninle ilgilensin istiyorsun?

4- Boş vakitlerini kendince nelerle dolduruyorsun? Bugün sana üstbenin, “Bundan sonra bu doldurmaları yapma,” deseydi yapmayacağın ne liste var?

5- Çocukluğunla ilgili yaşadığın hangi güzel olayların özlemini çekiyorsun? (“Keşke ….. günlerimi tekrar yaşasam” dediğin neler var?)

6- İnsanlarla konuşurken sözlerini ve söyleyeceklerini neye göre ayırıyorsun? Konuşmalarını neden bu kadar çok kontrol ediyorsun? Kendini doğal ifadene neden bırakmıyorsun? Altında hangi korkuların var?

7- Neden hasta olmak istiyorsun? Sence hasta olan insanlara aileleri ne yapıyor?

8- Hangi yapamadığın ve başaramadığın şeyler için kimleri suçluyorsun?

9- Kime karşı çok saygılı gözüküp çok öfkelisin? Bu öfkeni muhakkak bul ve bu öfkenin altındaki korkuları ve bilinçaltı kayıtlarını sevgiye dönüştür.

10- İçinde unutamadığın kimle yaşıyorsun? Onu bul ve o enerjiyi dönüştür.

Etüd şeklinde yaptırdığım Konulu Seminerlerimi CD halinde çıkardım. Bunlar Aynalar, Korkular, Affetme, Bağımlılık, Üstben ve Bilinçaltı seminerleri. Aynalar seminerinden başlayarak bu seminerleri dinlemen ve orada anlattığım gibi, sanki o seminer salonundaymışsın gibi CD’leri dinleyerek çalışabilirsin. CD’leri internet sitemden alabilirsin (http://www.icimdekiyolculuk.com.tr).

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

20 Nisan 2009

Konu:

Güçsüzlük korkusu / Aile / Para

SORU:

Merhaba Hocam,

Az önce babamla ilgili çalışma yaptım. Ben küçükken anneme bağırdığı ve benim ondan çok korktuğum bir andı. Zaten bütün çocukluğum böyle geçti. Sinirli, zalim baba; sinik, korkan, güçsüz anne…

Çalışmamda güçsüzlük korkumdan dolayı böyle bir aile seçtiğimi hissettim, güce inancımdan. Yalnız, bu güçten korkma, annem gibi bende de var; gücün bana zarar verebileceğinden korkum. Bu nasıl çalışılır? Zarar görme korkusu mu, yoksa güvende olamamak mı?

Bir de güçsüzlük korkumu nasıl çalışmalıyım? Parayla ilgili problemler de yaşıyorum hangisine ağırlık vermeliyim?

Parayla ilgili olarak da kendimi çok paraya layık görmediğimi buldum ve bunun olumlamalarını yapar durumdayım. Yanısıra, evrenden parayla ilgili bulamadığım zihinlerim varsa bana bunları söylemesini istemiştim. Oyunu duydum, “Kadının kazandığı paranın bereketi olmuyor”, bu ne demek? Bu konuda nasıl bir olumlama yapılır?

Son olarak parayla ilgili çalışmamda paranın bana aktığını, ceplerimi doldurduğunu, ceplerimin taştığını fakat parayı bırakamadığımı, tuttuğumu fark ettim.  Yokluk korkumdan mı, yoksa onlar giderse yenisinin geleceğine
güvenemediğimden, yenisinin gelmeyeceğinden korktuğumdan mı, yoksa hepsi mi?

Teşekkürler,


CEVAP:

Güçsüzlük korkusunu çalışırken üstbenine, “Hangi yaşadığım günlerde güçsüzlük korkusu hissetmiştim?” diye sorup o günlerine git. O günlerdeki kendine, “Şu anda hangi korkularını hissediyorsun?” diye sor. O sahnelerde sana gelen bütün korkularını, korku dönüştürme çalışması halinde kendine çalıştır. Ve o sahneler tamamıyla pembe olana kadar içindeki bütün olumsuz kelimeleri bul.

Böylece güçsüzlük korkusunu yaşamayı, diğer korkularını çalışarak, bu şekilde sevgiye dönüştürerek o sahnelerdeki enerjilerini bitirmiş olacaksın. Onlar da bugünkü seni etkilemeyi bırakacak.

Özellikle para konusunda, korkularını çalışırken güçsüzlük korkun azaldıkça parayla olan olumsuz enerjilerin de azalacak. Para konusuyla ilgili bilinçaltındaki tüm olumsuz kayıtlarını bulman lazım. O bulduklarını, bulduğun anda olumluyla değiştir. Artık yeni inancın olumlamalardaki olumlu, o güzel cümleler olsun.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

25 Mayıs 2009

Konu:

Cinsel taciz / Aile / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme

SORU:

Sevgili İçimdeki Yolculuk Ailesi,

Öncelikle içsel gelişimime olan katkılarınızdan dolayı sizlere sonsuz sevgilerimi yolluyorum.

Benim de hikayem herkesinkiyle benzer bir hikaye olduğundan dolayı  lafı uzatmayıp geçen hafta elde kağıt kalem, CD’den Nil Hanım’ın Bilinçaltı Seminerini dinlerken bulduğum, “Vay be, demek buymuş, buldum sonunda!” dediğim bir kayıtla ilgili danışmak istiyorum.

Nil Hanım’ın sorusu, “Hayatta ne olmak istiyordunuz da olamadınız? Yarım bıraktığınız işlerin bir listesini yapın ve nerede takıldıysanız orayı bulup dönüştürün” idi.

Ben listemi oluştururken şöyle bir şeyle karşılaştım (Bir sürü tamamlanmamış işim vardı tabii ki). İlkokul birinci sınıfta iken bir karar almıştım: “Göz önünde olmak iyi bir şey değil, saklan.”

Bu karar benim tüm hayatımı etkiledi hakikaten. 46 yaşındayım, bu yaşıma kadar başarıyla saklandım. Artık kendimi ifade etmeyi de unutmuştum. Tüm ilişkilerimi de kendime beni saklayacak paravanlardan yarattım. Oysaki güzel bir çocuktum, ilkokul birinci sınıfa başladığım sene en başarılı öğrenci bendim. Sınıfta ilk önce ben okuma yazmayı sökmüştüm. Resim konusunda çok yetenekliydim, ülkesel bir yarışmada birincilik ödülüm vardı. Piyano çalıyordum, resitaller veriyordum. Herkesin gözbebeği idim.

Ne olmuştu da böyle bir düşünce gelişmişti? 40 senedir kendime dahi itiraf edemediğim gerçeği, akşam yatarken üstbenim söyledi… Tam da o sene mahallemizdeki berberin cinsel tacizi… Hem de aylarca…  Bu konuyu anneme söyleyip söylemediğimi hatırlamıyorum.

Şimdi sorum şudur: O yaşta bir çocuk bu taciz enerjisini nasıl yaratır  ve ben bu olayı nasıl sevgiye dönüştüreceğim?

Sevgiler,


CEVAP :

Küçük yaşta yaşadığın bu taciz olayı bir enerjinin biçilme şeklidir. Hiçbir şey ekilmeden biçilemez. O olayın ekildiği anı ve ekildiği enerjileri takip edip onları dönüştürebilirsin ya da madem biçtin, o sahneyi biçmene sebep olan o kişinin varlığına şükrederek, yani bu hayatta bu enerjiyi dönüştürmen için sana söz vermiş bir kişinin rolüne şükrederek o günleri sevgiye dönüştürebilirsin.

Ayrıca bunu yaşamana sebep olduğunu düşündüğün anneni de sevgiye dönüştürmen gerekiyor. Affedemediğin o sahnede kendi duygularını ve korkularını bulup o günkü haline çalıştırmalısın.

Eğer çevrede veya okuduğun gazetelerde sıkça taciz olaylarını fark ediyorsan içinde bu konuyla ilgili bitmeyen bir enerji vardır. Dışımızda yaşanan ve bizi etkileyen her olay bizde de yaşanmıştır. Taciz enerjisinin içinde bitip bitmediğini dışarıda gördüğün olaylarla tam anlamıyla anlayabilirsin.

Bu enerjilerini sevgiye dönüştürme ve affetme çalışmalarını yaparken Konulu Seminerlerimden, Affetme semineri CD’si ile çalışabilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

27 Mayıs 2009

Konu:

Farkındalık ve Dönüşüm Adımları / Aile / Evlilik  / İş

SORU:

Dönem dönem başka akımlar beni etkisine alıyor, korku akımları… Çözüyorum şükür ya da atlatıyorum hayırlısı ile… Ama idrak edemiyorum oyunun içinde oyun olduğunu, yani bilen tarafım her şeyin benim sonucum olduğunu diyor, içim neyse dışımda başıma gelenler benden, ama bir yandan da karşı tarafı suçlamayı seçiyorum. Sanki gerçeği bilmezmişim gibi… Sahtekarım yani… Bunları bilerek yaşamak, artık kimseye söyleyecek söz bırakmadı bende, ama çözmeden yaşamak asılı kalmak gibi…

1 – Ailem. Babam vefat etti, annem var ve ablam ve kocası… En yakınlar bunlar, kopuk bir aileyiz zaten, kuzen var ama görüşmüyoruz. Kısacası annem ve ablam var, onlar beni boğuyorlar; ilk fırsatta görüşmek istemeleri, annemin ablamda sürekli kalması (yeni evlendim ve çalışıyorum, 19 Mayıs ilk kez evde olacağım tatil günümdü mesela, annem ve ablam geldi ve onlarla geçirdim ve boğuldum sanki) gibi. Yani onlar ailem, ama zorla görüşüyorum sanki ve neden acaba bilemiyorum, annem hep mutsuz, memnuniyetsiz.

Bana bizim akrabaların hepsi salyaları akan azgın yaratıklar gibi geliyor ve bana öyle gelmesinin, yaptığım bütün tanımlamaların aslında kendim olduğunu hatırlatıyor; ama, “Ben öyle değilim ki!” diyerek yırtmaya çalışıyorum. Ama küçüklüğümden beri zaten daha uzaktım onlardan. (Bir çalışmada annemin beni istemediğini ve erkek olmamı istediğini görmüştüm ve bu değersizlik korkumu ilk burada hissettiğimi hatırlamıştım.)

Onlarlayken hissettiğim, boğulma hissi.

2 – Evlendim. Çok hoş ve tam istediğim huzurlu bir evim var artık. Ancak memnuniyetsizim. Evlendiğim çocuğa kafayı takmış durumdayım. Sanki onun için hayat harika ama benim için çile gibi. O kafasına göre yaşıyor da ben değil gibi. Beni beğenmiyor gibi ya da ben ondan geri gibi… Yüksek bir değersizlik korkum vardı, bunu biliyorum hatta bu enerjimi hafiflettiğimi biliyorum, ancak bunlar hala değersizlik enerjimin etkileri. Hissettiğim his esir, geride duran, yok gibi.

3 – İşimden hiç memnun değilim. Ne yapmak istediğini hiçbir zaman tam olarak bilen biri olmadım, aslında çalışmaktan da pek hoşlandığım söylenemez, ben keyif işi yapmak istiyorum, çok yetenekli biriyim; müzik, yemek, dekorasyon. Ancak evlendiğim için kira vs., bunlar yüzünden işten ayrılmamam gerekiyormuş; garantili bir iş benimkisi, ama umurumda değil, kriz de var ya malum. Ama ayrılacağım… Hissettiğim his, işe yaramazmış gibi, gereksizmiş gibi.

4 – Kıskancım, feci. Bu huyumu sevince gülüyorum kendime, ama sevmeyince çok kötü bir huy gibi geliyor, ezdikçe eziyor beni, içimi daraltıyor. Kendimi aşağı görüyorum çoğu zaman, ama çalışmalardan önceki kadar değil. Neden? Hissim, değersiz, çirkin, yetersiz, eğlencesiz, sıkıcı.

5 – Ben yüksek bir bağımlıyım sanırım bir de… Evlendiğim çocuk da yine beni şok eden bir bağımlılık ile karşıma çıktı ve geçmişte de bu tarz şeyler olmuştu, “Demek ki benim bağımlılığımı bana göstermek için” diyorum, ama benim bağımlılığım alkol, uyuşturucu tarzında değil. Hissim yapamamak, harekete geçememek, tutulmak.

6 – Kadın olmamın tadını çıkaramıyorum, sanki erkek olmak daha harika bir şeymiş gibi. Kadın arkadaşlarım çok fazla yok, kadınlara genel olarak gıcık oluyorum, ama erkeklerin bu denli rahat olmalarına da kızıyorum, erkeklerin %100 aldattığını düşünüyorum ve şimdiden yeni evli olmama rağmen kesin aldatılacağımı düşünüp içimi yakıyorum, ne bileyim yaşlanırsam değer kaybedeceğimi düşünüyorum, neden?

Hissim yanmak, içimi kavurmak, öfke, bırakıp gitme isteği, yalnız olmayı seçmek.
Ne yapmaya devam etmeliyim? Gerçeği bilip çözmemek, üşenmek ya da ego oyunlarına gelmek; en sonunda ben içinden çıkılmaz bir hale geldiğimde mi çözme isteği beni saracak?


CEVAP:

Kendinle yüzleşmişsin ve birçok kısmını fark edip bulmuşsun. Bunları bulmak demek, şu anda sen değiştin demek değil. Bulmak demek, en azından dışarıyı suçlamayı ve “Onların yüzünden oluyor!” demeyi bıraktın demektir; ancak bu şikayetlerin devam edecek. Sen kendin için bir karar vereceksin: “Ben böyle bir kişi olmaya devam mı edeyim, yoksa bu keşfettiğim her şeyi dönüştürene kadar çalışıp kendim için başka bir ben mi yaratayım?

Bu karar sana ait bir karar ve senin için senden başka hiç kimse bir şey yapamaz. Bunları dönüştürmezsen ve kendin için ciddi adımlar atmazsan 10 yıl sonra yazacağın mektup aynısı olur. Kendine güzel bir emek vererek bütün bu hallerini dönüştürürsen daha sonra sana soru soran kişilere, değişimini ve değişiminde duyduğun tadı anlatır olursun.

Yukarıda fark ettiğin maddelerde ikinci maddede yazdığın tarifler, farkındaysan, birinci maddede yazdığın tariflerle aynı. Ailende yaptığın tariflerin aynılarını kendinin ne zaman ve nerede yaptığını bulup onların altındaki korkularını çalışırsan artık onları yapmaz olursun ve senin için ne güzel bir hayat başlar.

Konulu seminer CD’leriyle bu çalışmalarını rahatlıkla yapabilirsin ve kendini kendin dönüştürürsün. Bunun için kendine yardımcı ol ve kendini severek, kendine değer vererek bu çalışmaları yap. Çalışmaları yaparken sende ve hayatında değişimler olmuyorsa bulduğun şeyler doğru değil ve daha bulacakların var demektir. Bu konuya da dikkat ederek ilerle.

Eşinde fark ettiğin bir bağımlılığın aynısının sende olması gerekmiyor. Bağımlılık konusu altında “onsuz olamam” dediğin her şey bağımlılığa girer. Senin “Ben onsuz olamam!” dediğin nelerin var? Bunlar madde veya kişiler olabilir.

Ayrıca anneni ve kız kardeşini evine çağıran enerjiyi nasıl yolladığını bul. Onlara neden “Bana gelin” diyen bir enerji yolluyorsun?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

27 Mayıs 2009

Konu:

Aile yanından yeni bir eve çıkmak

SORU:

Hocam niyetlerimi fazla mı yüksek ve hızlı tuttum acaba? Çünkü aylardır her şey bana güm güm geliyor, mesela yalanı bitirmeye, kendimi açığa çıkarmaya niyet etmişim. Notlarımda buldum ve bu arada ailemden sakladığım her şey açığa çıktı. Deneyimler üzerime kaldıramayacağım kadar ağır geliyor, mesela ailemden özgürleşmek istedim, ev tuttum. Şu anda o evde oturamıyorum, ev soğuk oldu, aylarca ben 41 derece ateşle hastaneye gittim. O evin harcamaları, yapılması gereken işler, nasıl yapacağımı düşünüyorum, her şey çok ağır geldi üzerime ve kendimi sıkışmış hissediyorum. Ne yapabilirim?

Teşekkürler,


CEVAP:

Eve çıkma niyetinle ilgili ailene öfke enerjilerini fark etmen, hangi korkularla ve nelerden kaçarak evden çıktığını bulman ve o andaki tüm korkularını ve niyetlerini sevgiye dönüştürmen lazım. Bunun için ayrıca, ailenle olan tüm aynalıklarını ve çocukluktan bugüne kadar yaşadığın tüm öfkeli anlarını bulup sevgiye dönüştür.

Yani bu çalışmaları yaptığın zaman evden kaçar gibi çıkmayacaksın, arkandaki tüm enerjileri sevgiye dönüştürdüğün için gittiğin ev sana huzur ve mutluluk verecek.

Daha sonra yalnız yaşamakla ilgili tüm bilinçaltı kayıtlarını bul. Yalnız yaşayan bir kadın olmak sana ne ifade ediyor? Nasıl insanlar yalnız yaşar? Bir evin soğuk değil de sıcak olması için içinde neler olması lazım diye biliyorsun? Sen bu yaşta aslında kendine nasıl bir hayatı hayal etmiştin ve şu anda nasıl bir hayat yaşadığını düşünüyorsun?

Tüm bu zihinlerini bulur, altındaki korkularını da fark eder ve onları çalışıp dönüştürebilirsen evle ilgili enerjilerini de sevgiye dönüştürmüş olursun.

Niyetlerimizi yaptığımız noktada aslında evren bizi o niyetlerimize taşımak için küçük küçük dönüştürmemiz gereken konuları da önümüze getirir. Çünkü niyetimizle buluşmadan önce, o niyetin gerçekleşeceği noktayla ilgili aslında bizlerin birçok olumsuz zihni, inancı veya  geçmişteki yaşanmışlıklardan gelen enerjilerini temizlemesi gerekir. Sen bu pıt pıt’ları kaçırıp enerjilerini dönüştürmediğin için o niyetlerinin pat pat’ları önüne geldi. Olsun sen onları da geçebilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

27 Mayıs 2009

Konu:

Karabasan / Suçlanma Korkusu / Aynalar / İş / Para / Aile / İçsel Temizlik Çalışması

“Oyuna girdin, oyundan çıktın” oyunu !

SORU 1:

İçime yolculukta çok yeniyim. Anda korkularımı fark edip dönüştürmeye çalışıyorum. Sorum şu: Üst üste 2-3 gece uyurken karabasan geldi. Bunu anlatmak zor, doğru kelimeleri bulamıyorum anlatmak için, ama kendimi zorla uykumdan uyandırmazsam beni öldüreceğinden korkuyorum. Kabul edip kendimi uyandırmamaya, onunla mücadele etmeyip sonuna kadar gitmeye karar verdim; ama yapamadım, yine uyandırdım kendimi (aslında o an uyanık haldeyim, bilincim açık, ama sesim çıkmıyor ve üzerimdeki ağırlığıyla hareket edemiyorum). Bunu içime de sordum, birçok cevap geldi ama aklımdan mı, üstbenden mi, ayıramadım. Rehberliğinize ihtiyacım var.

Teşekkür ederim.


CEVAP 1:

İçindeki negatif enerjinin gece yatarken senin üstünde baskı yaptığını hissediyorsun, çünkü seni dingin buluyor ve daha büyük baskı yapıyor. Bundan kurtulmanın tek çaresinin kendi içindeki tüm öfkeleri bitirmek olduğunu anlamış oldun. En kısa zamanda içsel çalışmanda daha çok yol almanı tavsiye ediyorum. Özellikle geçmişte yaşadığın bütün olaylara duyduğun öfkeleri en kısa zamanda içinde sevgiye dönüştür ki, bunları yaşamayasın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Öncelikle ilginize teşekkür ederim. Ben evli ve üç küçük kızı olan biriyim. Siz “En iyi aynalar çocuklarınız ve eşinizdir,” demiştiniz. Özellikle çocuklarla günlük sorunlar yaşıyorum. Henüz küçük oldukları için özellikle beslenmelerine özen göstermeye çalışıyorum ve her gün, her öğünde resmen savaşıyoruz. En küçük kızımla özellikle anlaşamıyorum, ben ak desem o kara diyor ve henüz 2,5 yaşında. Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh, yani ne yaparlarsa yapsınlar karışmayacak mıyım? Yemiyorlarsa ya da sürekli abur cubur yemek istiyorlarsa izin mi vermeliyim?  Bu birinci sorum.

“Neden iyi  beslenmeleri için uğraşıyorum?” diye içime sorduğumda, “Sağlıklı olmaları için doğru beslenmeliler, doğru beslenmezlerse sağlıkları bozulur ve onları kaybederim,” düşüncesine kadar gittim. Yani kaybetme korkusu… Devamını getiremedim bile. Bunu düşünmek bile beni korkutuyor.

Soru 2: Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh biliyorum, ama 3 ya da 5 yaşındaki bir çocuğu nasıl özgür bırakayım, nasıl davranmalıyım?

Soru 3: Bulduğum kaybetme korkumun olumlaması nasıl olmalı?

Soru 4: Bana bu konuda rehber olabilecek (eş ve küçük çocukla ilgili çalışmalar içeren) bir kitap tavsiye edebilir misiniz?

Soru 5: Eşim gerek ev içi işlerde yardım etmediği gerek yakın çevreden aldığım birtakım eleştirilere karşı beni yalnız bıraktığı, beni korumadığı ve beni o insanlara karşı savunmadığı için kendimi çok kötü hissediyorum. Ne yapmalıyım?

Rehberliğiniz için tekrar teşekkür ederim.


CEVAP 2:

Ailede yaşanan her olay içimizdeki aynalıklar ve korku enerjileri içindir. “Eğer çocuğumu kaybedersem ne olur?” sorusunu sormaya cesaret edebilseydin altından en büyük korkun çıkacaktı; bu da suçlanma korkun. Suçlanma korkunla yüzleşmekten korkma; çünkü bu korkunu dönüştürene kadar dünyanın en iyi annesi de olsan, dünyanın en iyi eşi de olsan yine de suçlanacağın bir küçük olay çıkacaktır. Çünkü içindeki enerji “Ben suçluyum” diyor ve kendini suçluyor, dışından sana gelen herkes de “Sen suçlusun” diyor.

Enerjiler böyle çalışır. Dışarıya hangi enerjiyi verirsen onu geri alırsın. Suçlanma korkusunu, korku dönüştürme çalışması şeklinde her gün bir kere çalışıp devamında da bütün gün, “Ben kendimi onaylıyorum,” beşliğini yaparsan bu enerjiyi dönüştürebilirsin.

Ayrıca çocukluğundan bugüne kadar yaşadığın bütün suçlanma anlarına gidip o günlerde neler hissetmiş olduğunu, duygu ve düşüncelerini bulup o anlardaki kendine suçlanma korkusunu çalıştır ve o sahneleri pembe ışıklarla yıkanıncaya kadar sevgiye dönüştür. Bu çalışma şu anda yaşadığın aile içindeki bütün olayları rahatlatacaktır.

Çocuklarımız belli bir yaşa ve olgunluğa gelene kadar onların ihtiyacı olan her şeyi biz büyükler yapacağız. Yalnız, yaptığımız ve verdiğimiz hizmetin altında korku enerjisi varsa karşımızdaki insanlar bunu algılayıp bize tam karşı tepki vereceklerdir. “Eğer iyi yemek yediremezsem çocuğumun başına bir şey gelir,” düşüncesiyle, enerjisiyle ve korkusuyla çocuğuna yemek yedirirsen o da seni bu şekilde üzecektir. Sen korkularını çalıştıkça o zaten güzel güzel yemek yemeye başlayacaktır.

Çocuklarımızın iyiliği adına, yani “İyi yemek yedireceğim, iyi anne olacağım…” adına yaptığımız her şey, aslında onlara baskı yarattığı için ve zaman zaman onlara sinirlenip onlara hakaret ettiğimiz için onlara en büyük kötülüğü yapmış oluyoruz. Daha ilerideki yaşlarda onlar da bizim bu davranışlarımız sırasında kendilerini nasıl hissetmişlerdi diye içsel temizlik yapacaklar.

Konulu seminerlerimin kayıtlarını içeren Aynalar, Korkular, Affetme, Bilinçaltı, Bağımlılık, Üstben çalışma CD’lerimi dinleyerek ve orada anlattığım çalışma şeklini uygulayarak içindeki enerjileri sevgiye dönüştürme ve içsel temizlik çalışmalarını yapabilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 3:

Yazdıklarınız doğrultusunda her gün çalışmaya devam ediyorum. Başka korkularımı da bulmaya başladım, acaba bulduğum korkuların hepsini aynı anda çalışabilir miyim?

Sabah kalkınca güne başlarken sevgi beşliklerini tekrarlayıp sonra sırasıyla bulduğum korku dönüşüm dörtlükleriyle çalışma yapıp pembe ışıkların kalbimden çıkışına izin veriyorum (Burada çalışma için pozisyonumun çok bir önemi var mı acaba; ya da beslenme şeklimin?) gün içinde bütün korkularıma ait olumlamalarımı tekrarlıyorum.

Sormak istediğim diğer soru şu: Para kaybetme korkumu çalışıyorum ve şu anda çalıştığım işin içsel çalışmalarım açısından doğru iş olup olmadığını sorgulamaya başladım. Bu önemli mi? Çünkü başarı stratejimizde bize öğretilen çok çabalamak, hedefli çalışmak, hırs yapmak. Biz de bunları işimize dahil olan kişilere öğretmeye çalışıyoruz. Dünyanın önde gelen bir doğrudan satış firmasında distribütörüm ve işim gereği geniş kitlelere, önce yakın çevreme ulaşıp hem şirket hem ürünler hakkında bilgi verip onları işe dahil edebilirsem yaptıkları cirodan prim alıyorum. Uzun vadede gerekenleri yaparsam para ve zaman özgürlüğüne kavuşacağıma inanıyorum. Fakat çalışmalara başladıktan sonra birtakım soru işaretleri uyandı kafamda. İçsel çalışmalarımla tezat oluşturuyor gibiyim iş ortamında. Oyundan çıkmaya çalışırken dengeyi nasıl sağlayacağım? Kafam çok karıştı yardımınıza ihtiyacım var.

Teşekkürler,


CEVAP 3:

Her gün muntazaman korkularını çalışırken asıl yapman gereken o korkuları bu hayatında çocukluktan bugüne kadar nerede yaşadığını sorup o olaylara gitmen. Yani çalıştığın bir korkuyu, “Ben bu korkuyu nerede yaşamıştım?” diye sorup o günlerde, o günkü kendine tekrar korkunu çalıştırıp o sahneleri sevgiye dönüştürmen daha doğru bir çalışma şeklidir.

“Olumlamalarımı bütün gün tekrarlıyorum,” diyorsun, onları ezbere yapmış olmak için tekrarlıyorsan hiçbir faydası yok. O olumlamalardan bir tanesini alıp çok inanıp çok hissedene kadar ısrarla tekrarlarsan daha doğru bir çalışma yapmış olursun.

“İş yerinde oyundan çıkmaya çalışırken bunu aynı anda nasıl yapacağım?” diye bir sorun var. Sen içsel temizliğini mi yapıyorsun yoksa oyundan çıkmaya mı çalışıyorsun? Neden oyundan çıkmalıyım diye bir beklentin ve planın var? Senin kafanı karıştıran başka neler yapıyorsun ve çalışıyorsun? Bu, “oyundan çıkma” kelimesi neden hayatında çok yoğun? Böyle bir konuyu alıp kendi kendinize boş anlamlarla oyalanmamalısın.

Bu yazında bir anlamsız taklit hissettim. Sana üstbenin bu cümleleri söylemiş olamaz. Bir insan bu hayatında hangi deneyimleri yaşayacağını ve bu deneyimlerin içinden neleri anlayarak geçeceğinin planını içsel olarak yapmıştır. Bu yaşamında bunları dönüştürecektir. Bu çalışma, “Oyundan çıktım, oyuna girdim…” şeklinde uydurma bir iş değildir. Bu hedeflenmez, planlanmaz; çünkü bir insan bütün deneyimlerini geçmişse, bütün korkularını bitirmişse, geçmişini tam anlamıyla sevgiye dönüştürmüşse ve kendi tekliğini ve tamlığını anlamışsa oyundan çıkmıştır ve o da zaten çıktığını fark etmez.

Sen şimdi bunların hiçbirini yapmamışken, normal yolculuğunu yaparken “Oyuna girdim, oyundan çıktım…” tarzındaki bilgilerin seni enerji olarak daha çıkmaza iter ve kendine bir oyun çarkı daha kurdurur. Benim tavsiyem, böyle kelimelerle oynamamanızdır; çünkü üstben sana, “Oyundan çık, oyundan çıkma…” şeklinde bir bilgi vermez. O bilgiyi veren üstben kılığına girmiş egodur. Sizi bu yanılgıya düşürebilir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 4:

Selam Nil Hanım,

Oyundan çıkmak, sevgi olduğumu, herkesin ve her şeyin sevgi olduğunu (en kızdıklarım ve nefret ettiklerim dahil), sevgiden geldiğimi bilmek, yani geçmişi temizlerken bugünü “farkında yaşamak” değil mi? Çok sinirlendiğim anda “Bu yaşadıklarımı kabul ediyorum, benim en yüce hayrıma yaşandı, içimi temizlemem için. Bu bir oyun ve kabul edip sevgiye dönüştürürsen oyundan çıkarsın,” diyorum kendime.

Mesela pembe bile olsa yalan söylememeye çalışıyorum ya da insanların işine karışmamaya, merak etmemeye. Bu şekilde farkında olarak yaşamam gerek diye düşünüyorum. Evet, sanırım kendimi oyalıyorum ya da değişime direniyorum; bir terslik olduğunu fark ediyorum. Belki de zamana ihtiyacım var, bilmiyorum. Aslında kolay kavrarım ama niye bu kadar zora koştuğumu ben de anlamıyorum. Galiba hemen sonuç istiyorum ya da saçmalıyorum, her neyse yakında çözeceğime inanıyorum.

Çok teşekkür ederim,

Görüşmek üzere…


CEVAP 4:

Yaptığın içsel çalışmanın adını neden “oyundan çıkmak, oyuna girmek” şeklinde söylemeye çalışıyorsun? Bu iki kelimeyi hiç bilmeseydin çalışmalarını ne şekilde yapardın ve nasıl yol alırdın? Bu kelimeleri hiç kullanmadan çalışmalarını yap. Eğer kullanmaya ısrar ediyorsan da sana oyundan çıkmayı ve oyuna girmeyi kim anlattı ve senin dikkatini bu yöne çekti? Yani hedefin oyundan çıkmak, oyuna girmek değil, hedefin üstbeninin senin önüne getirdiği olayları ve korkuları dönüştürüp geçmişini sevgiye döndürmektir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

27 Mayıs 2009

Konu:

Aile şirketi / İş / Affetme

SORU 1:

Merhaba Nil Hanım,

Ben ve ailem çok ağır bir dönem yaşıyoruz. Aile şirketi olduğumuzdan birbirimize bağlıyız ve şirkette yaşanan olumsuzluklar her aile ferdine yansıyor ve şu anda her aile ferdi aynı korkuyu yaşıyor – parasızlık korkusu, başarısızlık korkusu… Ama aileden bir tek ben sizin yolunuza inanıyorum ve çalışmalarımı yapmaya çalışıyorum. Sadece ben, şirketin iyiye gitmesi için bir şey değiştirebilir miyim? Diğerlerinin korkusuna ne olacak ve biz niye böyle bir dönem yaşıyoruz? Evren bize ne demek istiyor? Bana çalışmalarım için bir ipucu verirseniz çok sevinirim.

Teşekkür ederim.


CEVAP 1:

Yaşadığımız her olay, aile şirketi bile olsa o anda size hissettirdikleri için yaşanır. Yaşadığın bu olayın içinde senin ne hissettiğini ve korkularını bulup onları çalışıp dönüştürmelisin. Sendeki bu korkuların dönüşümünün şirketi ne yönde etkileyeceği önemli değil ve onun da nasıl olacağını bilemezsin. Sen sadece yaşadığın herhangi bir olay karşısında hissettiklerini kendinde değiştirmekten sorumlusun, yani içindeki korkularını bulup dönüştürmenin gayesi, şirketin kötüye gitmesine mani olmak şeklinde bakamazsın. Ve aslında hepiniz için doğru olanın ne olduğunu bilemezsiniz. Sizlere bugünkü korkularınıza göre doğru gelen bir şey korkularınız dönüştükten sonra anlamsız ve gereksiz gelebilir. Bunun için, içinde temizleyeceğin duygu ve düşüncelerin, içindeki üstben sayesinde yönlenmesine izin ver. Günlük hayatın içinde nelerden öfkeleniyorsan, hangi konulardan acı çekiyorsan onların çalışmalarını kendi içinde yap.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Merhaba Nil Hanım,

İlk önce cevabınız için teşekkür ederim. Son günlerde başka bir deneyimle karşılaştım. Babamla çok kötü tartıştım, hayatımdan çıkmasına kadar gitti duygularım. Babamla annem 12 yıl önce ayrıldılar ve evlilikleri pek güzel değildi; yaşanan şeyler de. Babamı affetmediğimi fark ettim ama korkularımı bulamıyorum. Sorumluluk hissediyorum  ona karşı; hem kızıyorum dünyada hiç kimseye kızmadığım kadar hem de aynı zamanda çok acıyorum, vicdan azabı çekiyorum. Bunların arkasındaki korkularım ne olabilir? Bana bir ipucu verirseniz çok sevinirim. Çünkü ben bulamıyorum.

Teşekkür ederim.


CEVAP  2:

Bir çalışma yapacaksın. Bu çalışmada üstbenine, “Üstbenim, çocukluğumdan bugüne kadar babamla birlikte yaşadığım olumsuz bütün olayları bana hatırlat ve o günleri seninle birlikte sevgiye dönüştürelim,” diyeceksin ve tabii ki, üstben de senin gözünün önüne babanla yaşadığın olumsuz bir günün görüntüsünü getirecek.

Sen o gün yaşadığın bütün duyguları kendine hatırlatacaksın ve o yaştaki çocuk haline, “Şimdi kendini nasıl hissediyorsun?” sorusunu soracaksın ve o küçük halinin sana söylediği korkuları ona çalıştıracaksın. O sahnelerde kimler varsa herkese pembe kıyafet giydirene kadar ve bütün sahne pembe ışıklarla yıkanana kadar o yaştaki halini çalıştıracaksın.

Bu çalışmanın bir günde, iki günde biteceğini düşünme. Kendine büyük bir zevkle emek ver ve bu çalışmayı hiç sıkılmadan, belli bir süre tespit etmeden, her gün güzel bir ritimle üstbeninle çalış. Çalıştıkça faydasını görüp fark edeceksin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun.

Nil Avunduk



Tarih:


12 Haziran 2009

Konu:

Takdir edilmeme / Aile

SORU:

Nil Hanım Merhaba,

Ben 30 yaşında bilişim sektöründe çalışan bir bayanım. Seminerinize bir arkadaşım katıldı ve bana orada çok etkilendiği bazı şeyleri anlattı. Ben de önerileriniz doğrultusunda kendimle alakalı bazı şeyler fark ettim. Sanırım bende sürekli ve çok baskın olarak bir “takdir edilme” sorunu var. Bu yaşıma kadar sürekli birisine bir faydam dokunacaksa neredeyse tüm enerjimi harcamaya çekinmeden el uzatmaya çalıştım. Bunu iyilik, yardımseverlik gibi hümanist bir çerçevede ele alınca gayet güzel hoş, ama ben eğer mevcut enerjimi benim dışımdaki şeyler için fazlaca tüketiyorsam sorun var demektir, öyle değil mi? Hemen hemen her zaman “……… yaptıysa tamamdır, ………. diyorsa OK’dir” dedirttim insanlara… Ama hala içimde beni tatmin etmeyen bir taraf var.

Derinine inince sorunumun, şunu fark ettim. Belki çok klasik olacak ama sanırım sorun babam, babamın bizimle olan ilişkisi. Babamın yüzünü kara çıkaracak, onu utandıracak hiçbir şey yaşatmadık ağabeyim ve ben bu yaşımıza kadar. Aksine insanların sevgi ve ilgisini kazanmış insanlarız. Ama babam hiçbir zaman bizi canıgönülden takdir etmedi, hiçbir şeyde!! “Aferin” derken bile daha cümleyi tamamlamadan hemen ardından “Ama bunu da şöyle yapmanız lazım…” diye devam etti.

Ondaki doyumsuzluk ve yüzündeki o gerçek ve gönülden olduğunu hiç hissedemediğim aferin ifadesi sanırım kendimi dışarıda ispat etmeye çalışmaya götürdü. Şimdi bana bu durumda ne yapmam gerektiği konusunda kılavuz olacak birine ihtiyacım var ve sanırım o sizsiniz. Sizi tanımıyorum ama bunu fark etmeme dolaylı yoldan da olsa neden olmanız benim için önemli. Yardımlarınızı ve önerilerinizi sabırsızlıkla bekliyorum.

Saygılarımla,


CEVAP:

Sende, şu anda tespit ettiğin gibi, kendini onaylamama, kendini takdir etmeme ve “Ancak dışarısı onaylarsa kendimi onaylarım ve kendimi iyi hissederim, dışarısı takdir ederse kendimi takdir ederim  ve kendimi değerli hissederim,” enerjisi mevcut. Ancak dışarıdaki insanlar sen ne yaparsan yap, hiçbir zaman bu korkularının  ihtiyacını karşılamayacaklar.

Bunu  anlaman için bu hayatta babanı görevli seçtin, yani başka bir anlatımla, baban ne yaparsan yap, seni takdir etmeyerek, onaylamayarak ve beğenmeyerek gerçek beğenmenin, takdir etmenin ve onaylamanın dışarıdan gelmeyeceğini fark etmeni sağlayacaktı.

Sen bunu fark edince de şuna varacaksın:

Beni ben takdir ediyorum.

Yaptığım her şeyi ben onaylıyorum.

Yaptığım her şeyde ben beni beğeniyorum.

Yaptığım her şeyi kendim için yapıyorum.

Tabii ki bu durumda yaptığın her ne ise, o senin seçimin olacak, senin kendin için seçimin olacak. Bir örnek vereyim: Bir okul okuyacağın zaman o okulu babanın tercihi olduğu için seçip okumayacaksın. Herkes uygun görmese bile ilk seçiminde, “Ben bunu kendim istediğim için okuyorum” inancına geleceksin. O zaman da o okulu bitirdiğinde, bitirmiş halini bir başkasının beğenmesi ve takdir etmesi gerekmeyecek. Yani bir olaya başlangıç noktan kendin olacaksın.

Tabii ki şu anda bu okul adımlarını geçmiş olabilirsin, ama hayatın bu anındaki adımlarını kendi tercihlerine göre mi atıyorsun, yoksa başkalarının seçimleri üzerine mi atıyorsun, önce ona bakacaksın. Sonra da olayların sonucu geldiğinde sen mi seni onaylayacaksın diye bekliyorsun, yoksa başkalarının onaylamasını mı bekliyorsun? İşte kendine bu soruları sorarak ve içinde bu şekilde ilerleyerek kendini kendi içinde çözebilirsin ve sadece kendini kendin çözebilirsin.

Çalışmalarını, seminer kayıtlarımın olduğu konulu seminer CD’lerimle  yapabilirsin. Bu seminerler Aynalar, Korkular, Affetme, Bağımlılık, Üstben ve Bilinçaltı seminerleridir ve etüt yapar gibi evde CD’yi dinleyerek, eline kağıt kalem alarak o semineri evinde çalışabilirsin.

Bunun yanında, iki yıl boyunca yaptığım Değişim Dönüşüm Salı seminerlerimin kayıtlarını DVD ve mp3 haline getirdim. Bu seminerleri alarak izleyebilirsin. Genel olarak çalışmanın bütününü anlaman için faydalı olur.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

12 Haziran 2009

Konu:

Borç enerjisi nasıl biter? / Aile / İlişkiler

SORU:

Nil Hocam Merhaba,

Eşimle  evlendiğimizden beri borcumuz var. Tam, “Kapatırız” dediğimiz noktalara ulaştık, ama bir şekilde yeniden oluştu (Evleneli iki sene oldu). Ben iki senedir borcu kapatabilmek adına bayağı uğraştım. Elime geçen tüm parayı borç kapansın diye buraya aktardım. Çalışıyordum, babamdan da her ay iyi para alıyordum. Hatta kendim için kullanmak istediğim, bana göre güzel bir miktardaki parayı da buraya aktardım. Ama ben verdikçe sanki borç kapanmıyordu. Sevmediğim bir yerde çalışıyordum. Sanki bu borç için çalışır olmuştum. En sonunda tak etti, işten çıktım. “Ne olursa olsun bu borç,” dedim “…artık ben yoruldum.” Bununla eşzamanlı olarak babadan gelen param da kesildi.

Bu konuyu anlamak için epeydir çalışıyordum. Sonunda bugün fark ettim ki, ben bu borç bağını eşim benimle dursun diye yapıyorum. Benden vazgeçmesin diye. Onun da altında şöyle bir şey buldum:  Annemden 7 yaşlarında aldığım, “Erkekler kullanır atarlar. Erkeklere güvenilmez,” zihinleriyle bu adama bakış açım, kendi parasını kendi yaratırsa beni bırakacağı. Yani parasızlık zamanlarında benimleydi, şimdi ihtiyacı kalmadı bana. Yani kullanılmış olacağım. 10 senelik ilişkimizde o hep benden para isteyen taraf oldu. Kullanılma enerjimi başka ilişkilerimde de hissetmiştim bu arada.

Şimdi şöyle bir denklemin arasında kalmış gibi hissediyorum, ailemden para alarak sevilen, değerli, güvende hisseden ve yalnız olmayan oluyorum. Eşime de aynı korkularla para vererek bir para bağı yaratıyorum. Sizden de yardım almak istedim,  parasızlığım ve borçla ilgili yaptığım bu tespit doğru mu? Bunu nasıl dönüştürebilirim? Hangi konuyla başlamalıyım?  Ailemle ilgili de zaten çalışıyorum, ama sanki borcun altından kocaman bir bağımlılık enerjisi çıktı (eş, aile).

Gerçekten artık bu konuyla ilgili yolumu açmak istiyorum, yol gösterebilirseniz  çok sevinirim.

Teşekkürler,


CEVAP:

Çok güzel çalışıp fark etmişsin. Buldukların doğru. Öncelikle annenin küçük yaşta sana söylediği ve doğru olarak kabul ettiğin “Erkekler kullanır atar,” cümlesini, o günkü yaşlarda yaşadığın olaylara gidip bu olayların içinde annen bu cümleleri söylerken senin o küçük yaştaki halin, “Hayır, bu benim için doğru değil,” diyerek buna inanmayı bitirsin.

Erkeklere karşı olumlu olmayan düşüncelerinin olduğu başka günlerin de varsa  o günlere de giderek oradaki enerjilerini de değiştirip aynı şekilde olumluya dönüştür. Ayrıca “borç” kelimesini bir kağıdın başına yaz. Altına şu soruları sıralayarak her biri için içinden gelen cevaplarla kağıdı doldur: Borcu nasıl tarif edersin? Nasıl insanlar borçlanır, niye borçlanır? Borç nasıl biter?

Sonra da bu verdiğin cevapları nerede yaşadığına bak. Oradaki cümlelerini ve düşüncelerini olumluya çevir. Bu çalışmaları yaptıktan birkaç gün sonra tekrar borcu tarif et, yeniden yaz. Bakalım iki kağıt arasında fark var mı? Eğer yoksa o yazdığın cevapların nereden geldiğini bulamadın ve olumluya dönüştüremedin demektir.

Ayrıca son girdiğiniz borcun ne olduğunu incele. O borca girmeye değer miydi ve altındaki korkular nelerdi? Bunları bul ve dönüştür.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

25 Haziran 2009

Konu:

Çocukların istediklerini yapmalı mı, yapmamalı mı?

SORU:

Dün gece alışverişe gittik; eşim, kızım ve ben. Alışverişin sonuna doğru 16 aylık olan kızımız sıkıldı, alışveriş arabasındaki oturaktan inmek istedi. Biraz indirdik, dolaştı; ancak kendi istediği yöne gidiyordu, mağaza da artık kapanmaya çok yakın olduğu için kucağımıza aldık. Ağlamaya başladı,  hırçınlaştı. Kucakta durmaz olunca tekrar arabaya oturttuk ve ağlarken kustu.

Şimdi, ben bu olay karşısında, “Her şeyi tam olduğu haliyle kabul ediyorum,” dedim; ancak ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım, şaşırdım. Bu çocuk sinirlendiği ve bize istediğini yaptıramadığı için mi kustu? Ben orada güç savaşına mı girdim? Yenilmek mi lazımdı? Onun istediğini yapmak mıydı doğru olan? Yalnız bu olaylar olurken biz sakindik, “Tamam…” diyerek olayı kabul ettik.

Ancak ben tam olarak neyi anlayacağımı bilemedim. Bana aynalık mı yapıyor? Ben kendime sordum, “Ben nerede kendi istediğim olsun diye direttim ve olmayınca da kendime zarar verecek şekilde hareketler yaptım?” diye. Yanıtı net olarak henüz alamadım. Sorum doğru mu? Bana yardımcı olursanız çok sevinirim.

Şimdiden çok teşekkürler,


CEVAP:

Aynalıklarla ilgili yapmış olduğunuz çalışma ve bulduklarınız doğru. Bunun dışında kızınızın yaptıklarını daha detaylı tarif edip bu şekilde de aynalıklarınıza bakabilirsiniz.

Fark etmemiş olduğunuz nokta şu: Bir çocuk nereye gitmek isterse onu oraya götürmek mecburiyetindesiniz. Çünkü o çocuk sizin evinize geldi, onu siz davet ettiniz, onun istediği her şeyi yapmak durumundasınız. Ancak hayati tehlike varsa yapmazsınız. Yani evinize çağırdığınız bir kişiyi sizin istekleriniz doğrultusunda yaşatamazsınız. O çocuk nerelerde eğlenip güzel vakit geçirecekse oralara gidecek.

Siz ona, “Biz kendimiz alışverişe gidiyoruz, gelir misin?” diye sormadınız. Bizler anne ve baba olarak çocuklarımızın biz nereye gitmek istersek oraya gitmek istediğini zannediyoruz. Bizler ne yemek istersek veya çocuğa ne yedirmek istersek onu yiyeceğini zannediyoruz. Yani çocuğu biz dünyaya getirdiğimiz için onun üzerinde her hakka sahip olduğumuzu zannediyoruz. Çocuğun kusması ve bu şekilde tepki vermesi aslında bu düşüncelerinize tepki.

Şimdi çalışmana şu yönden bak; sen çocuğun isteklerini mi yapıyorsun, yoksa çocuk için etrafının söylediklerini ve kendi istediklerini mi yapıyorsun? Bunları yazarak çalışırsan kendinle daha iyi yüzleşirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

23 Ekim 2009

Konu:

Çocuk bakımını kim yapmalı?

SORU:

Selamlar,

Yakında bebeğim olacak. Bebek bakımı konusunda yardımcı tutmak çok mu yanlış? illa kendimizin mi her şeyi yapması gerekir, neden? Çalışan kişi bu arada çalışma hayatına ara mı vermeli?

Teşekkür ederim, sevgiyle kalın,


CEVAP:

Çocuğuna bakması için tabii ki bakıcı tutabilirsin. Sadece bu konuda çocuğunu zorlamadan bunu yapman gerekir. Yani o çocuk, bakıcıyı istemediği takdirde onu zorlayamazsın; çünkü çocuk senin evine senin davetin üzerine geldi. Sana gelen misafiri başka bir eve misafir olarak gönderemezsin. Yani o çocuk senin davetlin olarak, ona senin bakacağını zannederek bu daveti kabul etti. Ancak çocuğun onaylamasıyla bu bakımı bir bakıcıyla paylaşabilirsin, çocuk bebek bile olsa…

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

23 Ekim 2009

Konu:

Eşlerle para yaratımı ne demektir?

SORU:

Size para yaratımıyla ilgili iki sorum olacak.

Siz herkesin kendi hayatını sürdürecek parayı yaratması gerektiğini söylersiniz hep. Ben de zaten hayatım boyunca böyle yaşadım. Bu aralar  6 ay önce dünyaya gelen bebeğimle tam istediğim gibi zaman geçiriyorum. Yavaş yavaş iş hayatına dönmem gerekse de bebeğimle yaşadığım keyfi kısa kesmek istemiyorum. Bu durumda bize bir süre daha eşimin bakması gerekiyor.  Siz, “Herkes kendi parasını kendisi yaratır,” dersiniz ama, bir evi paylaşan insanlar para yaratımını ortak yapabilir mi? Yani ben evimize eşim üzerinden gelecek bir kazanç için, “Ben de içsel olarak çalıştım ve bu parayı birlikte yarattık,” diyebilir miyim, yoksa bir yerde eşimin emeğinden kendime pay mı çıkarıyorum?

Neticede ben evde bebeğimle oynarken işe gitmek zorunda olan o.  Bu noktada “Bu rahat yaşamı ben istedim ve yarattım,” ile eşimin kendi emeğiyle kazandığına ortak çıkmak, onun sırtından yaşamak arasındaki ince çizgi nedir sizce?

Sevgiler,


CEVAP:

Bir evi paylaşırken eşlerden birinin gelirini birlikte kullanabilirsiniz. Bunun hiçbir mahsuru yok. Benim sizleri ikaz ettiğim, içinizde dönüştürmeniz gereken enerjiler, “Eşim olmazsa ben yaratamam,” şeklindeki bir olumsuz zihin içindi.

Eğer içinde böyle bir olumsuz kayıt yoksa ve sen kendin doğal olarak istediğin anda gelirini yaratabiliyorsan bu yaratıma her an ara verip bir başka geliri tabii ki paylaşabilirsin. Ancak bu, eşlerin birbirinin üstüne yük olarak “Ben onsuz olamam. Ben onsuz hayatımı sürdüremem!” şekline dönüşmemeli.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:


26 Ekim 2009

Konu:

Kızım okumazsa ne olur?

SORU:

Sevgili Hocam,

Kızım ilkokul öğrencisi. Okuldan gelince bir düzen içinde yapması gerekenleri yapmıyor. Devamlı ona baskı yapıp ödevini, dersini, sınavını hatırlatıyorum. Bu konuda canım sıkılıyor. Hem ona devamlı söylenmek ve kızmak istemiyorum hem de durumuna için için kızıyorum. Sonra sıkışıyor. Biz de ne yapacağımızı şaşırdık. 8 yaşında bir çocuk kendisi ders çalışma saatini, yemeğini veya diğer sorumluluklarını bilebilir mi? Bilirse neden yapmıyor?

Odasında sessiz çalışmasının ona daha faydalı olduğunu söylüyorum. Dinlemiyor. Ona kalsa sadece televizyon seyredecek ve canı ne zaman isterse yatacak. Ama sabah çok erken kalkıyor. O yüzden iyi uyusun, erken yatsın istiyorum. Mesela hafta sonu ne isterse yapsın. Ama okul düzen demek; yoksa nasıl olacak, anlamadım. Ben nereye kadar izin vermeli nerede durmalıyım? Fikrinizi istiyorum.

Sevgiler,


CEVAP:

“Kızım okumazsa kızıma ne olur?” diye sor ve çıkan maddeleri kendi korkun olarak teker teker çalış.

İkinci soru olarak, “Kızım okumazsa bana ne olur?” diye sor ve çıkan maddeler senin çalışma konun olacak. O çıkan maddeleri tek tek çalışıp dönüştürdükçe çocuk kendiliğinden, kendisi için en güzel şekilde çalışıp kendisi için en doğru saatte yatacaktır.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 30 Kasım 2009

Konu: Bebek Bakımı

SORU:

İyi akşamlar,

Annelik nedir? Çocuk doğurmak ve onu yetiştirmek? Yani 0 yaşından kendini bilene kadar ona yardımcı olmak, ona bakmak? Aslında kendi doğrularını ona istemeden de olsa öğretmiş olmaz mıyız? Nasıl olmalıdır? Kendi içime sorduğumda “O zaten kendi tecrübelerini yaşamaya geliyor, sen sadece o kendini ifade edebilene kadar onun ihtiyaçlarına karşılık beklemeden, sevgiyle, elinden geldiği kadarıyla karşılık vermektir… Sevmektir, sevilmeyi bile beklemeden, hiçbir şey beklemeden…” cevabını aldım. Peki, ben ona bir şey öğretmesem de o kendiliğinden öğrenebilecek midir, çok küçük yaşlarda bile? Sorumu tam olarak anlatabildim mi bilemiyorum. Hayata yeni başlayan, konuşmayı, yürümeyi, kendi kendine yemek yemeyi henüz bilmeyen birine kendi tecrübelerini yaşamaya gelmiş olsa bile bir şeyler öğretmek, zorlamadan sadece sevgiyle yanlış bir enerji midir, yoksa zaten akış bana kendiliğinden her şeyi gösterecek midir?

İçim bana her hamile arkadaşım kitaplar okurken, araştırmalar yaparken “Sadece içini dinle, o zaten senden isteyecek, o zaten sana anlatacak, bilemediğin bir şey yok diyor…” Doğru mudur?

Şu anda hamileyken yapabileceğim özel bir çalışma var mıdır?


CEVAP:

Üstbeninden aldığın cevaplar doğru. Etrafın yaptıklarına takılma. Çünkü onlar üstbenlerinden böyle cevap almadılar. Çocuk için yapacağın doğru ve faydalı şeyleri ANDA bilirsin. Önceden bilmeye çalıştığın her şey bilgidir ve o an geldiğinde işe yaramaz. Anda tek doğru, içinden gelen cevaplardır. Üstbenden gelen cevapları duyabilmek için de sadece içsel temizlik çalışmalarını sürdür. Sen içini temizledikçe cevaplar daha net ve daha kolay gelmeye başlayacak. Üstben çocuk bakmasını bilir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

Haberler

NİL AVUNDUK’UN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE YAPTIĞI VE AYNALIK SİSTEMİNİ ANLATTIĞI SEMİNERİ mp3 SESLİ SEMİNER VE VİDEO SEMİNER OLARAK ÇIKTI…

24 Nisan 2012

Nil Avunduk bu seminerinde;

AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.

devamı için tıklayınız

NİL AVUNDUK’UN YENİ DVD’Sİ İÇSEL TEMİZLİK SİSTEMİNİN UYGULAMALI ANLATIMI-5 ÇIKTI…

1 Nisan 2012

Bu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.

devamı için tıklayınız

Siteyi Kullanım Önerisi

19 Ağustos 2010

İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk

devamı için tıklayınız