Tarih:

19 Ocak 2009

Konu:

Asabiyet aynalığı / Aile

SORU:

Babam tüm ailemin hayatını çok büyük ve negatif ölçüde etkileyen ve ben kendimi bildim bileli hep sinirli bir yapıya sahip bir insan. Ailede hiçbir zaman huzur olmadığı gibi biz üç kardeşi de evden uzaklaştırdı. Ben babamdan kaçmak için yanlış bir evlilik yaptım, boşandım. Erkek kardeşim evlenmeyi düşünmüyor bile, hoş ben de artık hiç istemiyorum.

Babam beş gün önce acilen by-pass ameliyatı geçirdi ve üç ana damarı değişti. Bugün eve çıktı ve eve girdiği anda olay çıkarıp önce annemi ve hepimizi çok üzdü. Şu anda kendini TV karşısında odaya kapattı ve kendine yardım etmemize izin vermediği için o ameliyatlı haliyle kendi başına oturup kalkmaya çalışıyor.

Ben yarın İstanbul’a dönüyorum ve annem onunla yalnız kalacak. Babam henüz 60 yaşında; ama kendini sevmediği için kimseyi sevmiyor ve hayatı bize zindan ediyor. Seminerlerden, kitaplardan, katıldığım tam gün seminerlerden öğrendiğim, anladığım şeylerden biri, kabule geçip bunun benim seçimim olduğunu bilmekti. Bu, şu anda bana gerçekten yetmiyor. Anlamıyorum. Ben kendime niye böyle bir baba seçtim? Kendisi son derece ulaşılamaz ve konuşulamaz biri olduğu için yakınına bile gidemiyorum. Bu konuda tavsiyenizi rica ediyorum.

NOT: Aslında insan buradan her şeyi yazıya dökemiyor. Yaşadığımız şeyler ancak yaşandığında anlaşılabilir şeyler ve size burada yazdığım, yaşadıklarımızın sadece çok çok kısa özet hali…

Teşekkürler,


CEVAP:

Babanla ilgili yaptığın tarifte “ulaşılamaz” ve “konuşulamaz” vardı. Bundan yola çıkarak kendinin hangi konuda ulaşılamaz ve konuşulamaz olduğunu tespit et. Bu sadece babanla ilgili bulduğun bir aynalık. Diğerlerini de “Babamı nasıl tarif ederim?” başlığı altında tespit et. Her tespitinin karşısına, “Ben bunu kime, nerede, ne zaman yapıyorum?” diye kendine sorular sor. Bu soruyla beraber, üstbenin aynı davranışları ne zaman, kimlere yapmış olduğunu  gözünün önüne getirecektir. Kendi davranışlarını hatırladığın bu sahnelerde, “Eğer böyle davranmasaydım bana ne olurdu? Bunu yaparak ben ne kazanmış oldum?” diye kendine sorarak sana bunu yaptıran, her maddenin altındaki korkunu bul. Neden yaptığını keşfet. Böylece, korkularını bularak aslında, her yaptığın hareketin sendeki içsel nedenini bulmuş olacaksın. Sen bunları bulup yapmaz hale geldikçe baban da bunları yapmayacak.

Ancak, kendindeki bu çalışmayı yapmadan o evden ayrılıp İstanbul’a gelirsen babanın görevini, İstanbul’da hayatına girecek olan başka bir kişi veya kişiler alacak. Böylece, şu andaki çalışma konun bir kişiyken sorunların birkaç kişiye daha çıkacak.

Annenin babanla yalnız kalmasından üzüntü duyduğunu söylüyorsun. Yaşanan her şey olması gerektiği gibidir. Annenle babanın aynı evde olması bir tesadüf, şans ya da şansızlık değil. Birbirleriyle deneyimleri olduğunu gösterir. Annen kendi aynalıklarını bitirene kadar aynalıklarını babanda görecek. Senin de dışarıda gördüğün gibi. Eğer annene ulaşabiliyorsan ona da aynı çalışmaları yapmasını söyleyebilirsin. Onları deneyimleri için başbaşa bırakacaksın. Çünkü onlar birbirlerini onun için seçtiler.

Konulu seminerlerimin kayıtlarının yayınlandığı CD’lerimden Aynalar seminerimi alarak bu seminerde anlattığım şekilde, o sırada seminerdeymişsin gibi eline kağıt kalem alarak çalışabilirsin.

Aynaları tespit ettikten sonra altındaki korkuları bulmak için Korkular seminerinin CD’sini kullanabilirsin ve “Herkesi neden affetmeliyim?” sorusunun cevabı için de Affetme semineri CD’si ile çalış.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

14 Mart 2009

Konu:

Aynalar / Geçmişe tutunma /  Pişmanlık / Arkadaşlar

SORU:

Herkese iyi akşamlar,

Hocam,

Aşağıda son zamanlarda kafamı karıştıran üç sorumu sıraladım. Bu konulara açıklık getirip nasıl bir bakış açısı geliştirmem gerektiğiyle ilgili yol gösterebilirseniz çok sevinirim:

1- Karşımızdaki insanların bizi kızdıran, üzen davranışlarının bize aynalık ettiğini ve aslında bizim o huylara sahip olduğumuzu anlamamız gerektiğini biliyoruz.  Peki, karşımızdaki insanların hoşumuza giden, bizi mutlu eden huyları da bize aynalık ediyor mu aynı şekilde? Mesela biz kişi için, “Ne kadar da düşünceli bir insan” diye övgü sarf ettiğimizde, bu da bizim aynamız mıdır?

2- Hepimizin olduğu gibi, benim de ilkokulda, lisede ve üniversitede samimi olduğum, hemen her gün günümü paylaştığım yakın arkadaşlarım vardı. Fakat daha sonra iş hayatı, evlilik, çocuk veya başka yerlere taşınma vs. derken arkadaşlarımın çoğuyla irtibatım sürekliliğini kaybetti. Aslında bu kopmaların bir sebebi hayat yoğunluğumuz olmakla beraber, bunun bazı arkadaşlarımın bu iletişimi sürdürmekte benim kadar hevesli olmayışlarından kaynaklandığını da bir süre sonra fark ettim.

Onlar sanki eski güzel arkadaşlıkları sürdürmek için emek sarf etmek istemiyorlardı. Bunun sonuçta tek taraflı bir çabaya dönüştüğünü hissedince ben de bir süre sonra emek sarf etmeyi bıraktım. Fakat bu beni her zaman için için rahatsız etti. Sanki hep geçmiş samimi arkadaşlıklarımda bir şeyler yarım kalmış, geçmişte o güzel arkadaşlıklarda yaşanan hiçbir şeyi bugüne taşıyamamışım, sanki ben de görüşmeyi sürdürmek için yeteri kadar çabalamamışım gibi hissediyorum. Mesela liseyi bitireli beri hiçbir zaman, o zamanki gibi içtenlikle eğlenip kahkaha attığımı, gülmekten karnımın ağrıdığını hatırlamıyorum.

Sanki insanlar geçmişteki arkadaşlıklarının peşini bırakınca bir bakıma geçmişlerini de yok etmiş gibi olmuyorlar mı? Sizce ne yapmalıyım? Eski arkadaşlarımla bağlantı kurmak için daha çok çaba harcamalı mıyım? Sanki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

3- Bende bir de yıllar boyunca kendi hayatımla ilgili attığım adımlarla ilgili “pişmanlık”  duygusu çok var. Yani sonuçta o ya da bu şekilde aldığım kararlar, attığım adımlar sonucu hayatım hiçbir zaman kötü bir hal almadı; ama nedense geriye dönüp bakmayı, “Ben neden bunu daha önce düşünemedim, neden bu adımı daha önce atmadım, neden belli bir şey için bu kadar vakit kaybettim, bazı şeyleri neden başkaları görürken ben göremedim, neden başkaları belli şeyleri yaparken ben yapmadım?” gibi soruları kendime sık sık sorma ve sık sık yakın geçmişimin bir bilançosunu çıkarma huyum var.

Kendimi ancak bu şekilde onaylamaya, kendime karşı haklı çıkarmaya çalışıyorum. Bu mükemmeliyetçiliğimden mi kaynaklanıyor? Bu konuya nasıl yaklaşmamı önerirsiniz?

Yardımlarınız için çok teşekkürler.


CEVAP:

1- Karşıdaki kızdığın öfkelendiğin her şey, her zaman aynalık değil. Karşındaki insanın yaptığı bir hareket seni hiç tarifsiz direkt öfkelendiriyorsa ve kızdırıyorsa o kişi senin korku düğmene bastı demektir. Eğer sen karşındaki insanın bir hareketini bir tarifle dile getiriyorsan o tarif senin aynandır.

Düşünceli insan olarak tarif ettiğin ve özendiğin her şey sende de var olan, ama dışarıya çıkarmaya korktuğun ya da görmezlikten geldiğin güzel aynalarındandır. Sorduğun “düşünceli kişi” kelimesi senin aynan değil, karşındaki insanların, senin korkunu mutlu etmek için korkularının istediği şekilde davranan kişi olduğu demek. Korkunu mutlu etmediği zaman da “düşüncesiz kişi” olur.

Şu soruyu sorabilirsin: “Karşımdaki insan düşünceli olmazsa ben kendimi nasıl hissederim?” Kendine bu soruyu sorarak altındaki korkuyu bulabilirsin.

2- Yaşam bir akış ve değişimdir. Sen bu tarifinle akan bir nehir üzerinde giderken yandaki çalılara tutunup onları bırakmamaya çalışıyorsun. Bunu yaparsan ellerin yırtılır. Halbuki yaşam senin önüne her an yeni şeyler getirecek. Eskiler de akıp gidecek. Sen hepsine birden tutunmak istiyorsun. Geçmişinle var olma çabanı bırak. Hayat akacaksa akar, durdurmaya çalışma. Hem yorulursun hem yaralanırsın.

Şimdi şu soruyu soracaksın: “Neden geçmişimle var olmak istiyorum? Yarım kalmış hissini daha evvel nerede yaşadım? Hayatta benim için neler yarım kalıyor? Geçmişteki resimlere bakarak geçmişteki günleri konuşarak hangi korkumu mutlu ediyorum?” Bu noktada korkularını bulacaksın. Korkularını dönüştürüp onların bilinçaltı olumlamalarını çalışacaksın.

3- Yaşam içinde verdiğin kararları kimin için verdiğini ve yaptığın her şeyi kimler için yaptığını bul. Eğer sadece kendin için yapıyorsan o zaman verdiğin kararları ve yaptığın hareketleri başkasının onaylaması gerekmez. Ama verdiğin karar ve yaptığın hareketleri başkaları için yapıyorsan o zaman onlardan onay beklersin. Ve onlar da seni onaylamaz ve kalakalırsın. Başkaları için verdiğin ve yaptığın her kararı kendi içine döndür. Bunu yapamazsan eğer, altındaki korkuları bul.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

16 Nisan 2009

Konu:

Çocuklar, aynalar ve suçlanma

SORU:

8 yaşında bir kızım var. Son dönemlerde okulda birtakım olaylar yaşıyor. Geçenlerde, arkadaşlarını (kızımın “benim iyi arkadaşlarım” diye belirttiği iki arkadaşını), okuldaki bir arkadaşına ait bir şeyi, altından izinsiz alırken görüyor. Diğer arkadaşı geliyor “Kim aldı?” diye soruyor. Kızım da “Şunlar, şunlar aldı,” diyor. Kızıma, alan arkadaşları, “Sen neden söyledin? Biz artık seninle konuşmuyoruz, sırlarımızı seninle paylaşmıyoruz,” demişler. O da çok ağlamış. “Ben yanlış bir şey yapmadım ki neden bana böyle yapıyorlar ki?” dedi. “Benden yardımcı olmamı mı istiyorsun?” dedim. “Evet” dedi. O anları gözünün önüne getirdi, oradaki duyguları bulduk, pembeledik.

Peki, ben de bundan bir şey anlamalı mıyım? Neyi anlamalıyım?

Dün kızıma harçlık vermiştim. Cüzdanına koymuş. Sonra yine bu en iyi arkadaşlarım dediği iki kız arkadaşının, cüzdanını, sıranın altından alıp içinden para alırken görmüş. Yine çok ağlamış. Yine benden yardım istedi. Ben yine aynı şekilde yardımcı oldum. Burada yine benim anlayıp acil çalışmam gereken ne?

Bugün yine bu iki kız arkadaşı kızıma, “Bana dokunma, bana dokunma!” diye bağırmışlar. “Neden böyle yapıyorsunuz?” diye sormuş cevap alamamış. “Ama benim hiçbir suçum yok ki, ben hiçbir şey yapmadım,” dedi.

Sevgili Nil Hanım ne yapmam gerekiyor? Bana bu konularda cevap verirseniz çok sevinirim. Sevgiler,


CEVAP:

Kendi ilkokul günlerinde buna benzer yaşadığın olayları hatırlayıp sevgiye dönüştür. O günlerden bugüne kadar gerçekleri söylediğin ya da gerçekleri söyleyemediğin için kendine kızdığın, kendini suçladığın anları hatırla. Her olaydaki enerjileri sevgiye dönüştür. Bunlar şu anda böyle sahnelerini hatırlaman için pıt pıt’ların.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

16 Nisan 2009

Konu:

Milliyetçilik/Aynalar

SORU:

Bir arkadaşım, ne zaman bir toplulukta sohbet etsek,  “Ah, şu Amerika, Türkiye’nin en büyük düşmanı, kendimi bıraktım, çocuklarımız ne yapacak? Memleket elden gidiyor…” falan diye, aşırı milliyetçi milliyetçi konuşuyor, bana daral geliyor. Seçim sabahı 3:00’te yatmış gündemi kaçırmamak için. “Bu vatan çok zor kuruldu,” falan diyor, hala Kurtuluş Savaşını anlatıyor.  On senedir, “Türkiye elden gidiyor!” diyor. Eskiden ben de böyleydim, ama artık değilim. Bu aynalığın bitmesi için ne yapmalıyım?


CEVAP:

Dünya haritasını eline al. Bütün sınırları sil. Bütün toprakları birbirinden rahatlıkla geçilir hale getir. Bunu kendi zihninde yaptığın anda, kendi düşüncelerinde yaptığın anda senin dünyan değişir. Böylece kimse sana gelip vatanseverlik şiirleri okumaz, çünkü buna gerek yoktur. Bu çizgileri çeken bu sınırları koyan bizleriz. Allah’ın hiçbir sınırı ve çizgisi yoktur. Allah sonsuzdur ve bütün memleketler onun için birdir. Memleketler arası hissettiğin ayrımları bitirmelisin; çünkü bu ayrımlara ihtiyacın yok.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

17 Nisan 2009

Konu:

Genç çocukların aynalıkları

SORU:

Oğlumun Durumu:

Her şeyden çok korkuyor. Uzun bir zaman kapı zili çaldığında kapıyı açtırmıyordu. Gündüz sadece uyuyor. Gece kalkıyor, bazen normal davranıyor, bazen odasına kapanıyor. Kimseyle kontağı kalmadı.  Sadece kız arkadaşıyla hala beraber, bir de o bulaştığı insanlarla görüşüyor. Çok fazla yemek yiyor. Sanki küçük bir çocuk gibi konuşuyor benimle.

Benimle her şeyi konuşmaya çalışıyor, tabii söylemediği şeyler de vardır.  8-9 aydır burnu çok akıyor. Çok öksürüyor.  Yüzü bembeyaz oldu. Hasta gibi gözüküyor. Beni suçlamıyor, “Ben senin ne kadar üzüldüğünü biliyorum,” diyor.  Benim için bu işleri bırakacağını söylüyor, ama çok ciddi olayların içinde.

Ben ne yapacağımı şaşırdığımda, “Evden ayrılırım!” diye onu ve ikiz kardeşini tehdit ettim (biliyorum yanlış).  O zaman bana saldırdı, “Sen nasıl çocuklarını bırakırsın, sana çok ihtiyacımız var,” dedi. Kardeşini ve beni ondan nefret etmekle suçladı. “Ben de okumak isterdim, ben iyi çocuk olmak isterdim; ama başka yolum kalmadı,”dedi.

Çok sigara içiyor. Oldukça pasif bir yaşamı var. Çok terliyor. Çok agresif oluyor. Bana karşı saygısından hiçbir şey eksilmedi, yalan konuşmadığını düşünüyorum, çünkü ben uzun zamandır yalan konuşma olayı için çalıştım ve hala çalışıyorum. Benimle yaşıyor,  babasıyla 20 yıldır hiç kontağı yok.

Bugün benim oturduğum evin karşısında, yolun diğer tarafında bir ev yandı. Ben bundan da bir şey anlamalı mıyım? Hiç heyecan ya da korku yaşamadım. Hemen, “Yaşadığım her şeyi tam olduğu haliyle kabul ediyorum.Yaşadığım her şeye şükrediyorum,” dedim, sonrasında çok rahattım.

İlginize çok teşekkür ederim.


CEVAP:

Senden kendini inceleyip çalışmanı istediğim konuları madde madde yazacağım.

1- Bir kağıda korktuğun şeyler başlığı altında, hayatta nelerden korkacağını yaz ve listele. Bu listeyi bana da yollayabilirsin.

2- Hayatın neleriyle başa çıkamayacağını zannediyorsun? Senin başa çıkamayacağın neler var?

3- Kimin veya kimlerin dikkatini çekmek istiyorsun? Kim ve kimler hep seninle ilgilensin istiyorsun?

4- Boş vakitlerini kendince nelerle dolduruyorsun? Bugün sana üstbenin, “Bundan sonra bu doldurmaları yapma,” deseydi yapmayacağın ne liste var?

5- Çocukluğunla ilgili yaşadığın hangi güzel olayların özlemini çekiyorsun? (“Keşke ….. günlerimi tekrar yaşasam” dediğin neler var?)

6- İnsanlarla konuşurken sözlerini ve söyleyeceklerini neye göre ayırıyorsun? Konuşmalarını neden bu kadar çok kontrol ediyorsun? Kendini doğal ifadene neden bırakmıyorsun? Altında hangi korkuların var?

7- Neden hasta olmak istiyorsun? Sence hasta olan insanlara aileleri ne yapıyor?

8- Hangi yapamadığın ve başaramadığın şeyler için kimleri suçluyorsun?

9- Kime karşı çok saygılı gözüküp çok öfkelisin? Bu öfkeni muhakkak bul ve bu öfkenin altındaki korkuları ve bilinçaltı kayıtlarını sevgiye dönüştür.

10- İçinde unutamadığın kimle yaşıyorsun? Onu bul ve o enerjiyi dönüştür.

Etüd şeklinde yaptırdığım Konulu Seminerlerimi CD halinde çıkardım. Bunlar Aynalar, Korkular, Affetme, Bağımlılık, Üstben ve Bilinçaltı seminerleri. Aynalar seminerinden başlayarak bu seminerleri dinlemen ve orada anlattığım gibi, sanki o seminer salonundaymışsın gibi CD’leri dinleyerek çalışabilirsin. CD’leri internet sitemden alabilirsin (http://www.icimdekiyolculuk.com.tr).

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

17 Nisan 2009

Konu:

İlişkiler ve aynalar

SORU:

Eşinden ayrılmış, bir çocuğu olan biriyle dört aydır bir birlikteliğim var. Her buluşmamızda bana eski eşinden bahsediyor. Bütün hareketlerimin, mimiklerimin, konuşmalarımın eşine benzediğini söylüyor. Bundan bahsetmesini istemediğim halde bu konunun açılması beni çok rahatsız ediyor, her konuşmamızda rahatsızlığımı dile getirdim. Bu akşam eşine benzediğimi söylediğinde ben de hala “Beni çok sevdiğini, benimle evlenmek istediğini söylüyor,” diyorum.

Hocam, ben şu an çok çelişki içindeyim, gerçekten beni mi seviyor, eşini unutamadığı ve ona benzediğim için mi beni seviyor?

Yardımlarınızı rica ediyorum.

Sevgiyle kalın,

Yolunuz açık olsun,


CEVAP:

Bu yaşadığın olay geçmişinde unutamadığın ve sende çok etki bırakan ve hayalinde yaşattığın bir kişiyi sana hatırlatmak için aynalık yapıyor.
Çalışmanı buradan hareket ederek başlat.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

10 Haziran 2009

Konu:

Seçimler, oy verme  / Aynalar / İş

SORU 1:

Nil Hanım Merhaba,

Oy kullanmama sebebiniz nedir? Her Türk vatandaşı seçme özgürlüğüne sahipse, hangi partiye isterse oyunu kullanmalı. Her ne kadar kendi inancınızla “Ben kendimi ancak kendim yönetirim.  Ben bana inanıyorum. Ben partiye bağlı değilim,” olumlamaları mı yapılıyor da oy kullanılmıyor? Ülkemizi yöneten bir hükümet var, bu ülke bir şekilde bir parti iktidarında yönetiliyor. Siz hangi inançla oy kullanmıyorsunuz? Gerekçenizi merak ediyorum.
Teşekkürler,


CEVAP 1:

Ben oy kullanmıyorum; ama sizin zannettiğiniz gibi “Beni kimse yönetemez, ben beni yönetirim,” inancıyla değil. Dünyayı bir tiyatro sahnesi gibi düşünürsek çeşitli roller vardır. Bu roller Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Milletvekilliği, Valilik, Belediye Başkanlığı, Muhtarlık, patron, memur, iş adamı, baba, anne, çocuk… gibi rollerdir. Herkes bu rollerden birinde rolünü oynamak ister. Kimin hangi rolü oynayacağını kendisi seçer ve o rolü de en çok isteyen ve inanan alır. Benim “Seçemem kimseyi” dememdeki sebep budur. Kim hangi rolü istiyorsa ben o kişiyi yürekten onaylıyorum. İnanan seçilir ve inanan yönetir ve ne güzel. Yani bir rolü alan kişi oraya benim seçimimle gelmiyor ve sizlerin seçimiyle de gelmiyor. Kendine çok inandığı için ve o role çok inandığı için kendi kendini seçtiriyor. Yani bir insan seçim sırasında kendine ne kadar inanıyorsa ve seçileceğine ne kadar inanıyorsa karşısında onu seçenler de  “Evet, biz de sana inanıyoruz,” diye ona, onun kendine inandığı kadar oy verirler.

Demek ki, seçimi kazanan kişi halkın sayesinde kazanmıyor, kendi inancı sayesinde kazanıyor. Seçimi kaybeden kişi de halkın sayesinde kaybetmiyor, kendi kendine inanmadığı için kaybediyor. Çünkü evrende tek bir kaide vardır; ne ekersen onu biçersin, yani dışarıya ne enerji yollarsan onunla karşılaşırsın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Cevabınız için teşekkür ederim. Benim tatmin olabileceğim bir cevap değil… Siz gerçi, “O da öyle güzel…” diyorsunuzdur.

Nil Hanım, siz bir yemeği seçerken “Ben bugün sebze yemek istiyorum,” deyip o yemeği yapıyorsunuz veya restorana gidip ısmarlıyorsunuz. “Bugün önüme ne gelirse kabul,” demiyorsunuz, sonuçta et yemiyorsunuz. Yani seçim yapıyorsunuz, tercih ediyorsunuz öyle değil mi? “Bu benim önüme geldi, yürekten onaylıyorum,” demiyorsunuzdur.

Yemeğinizi, kıyafetinizi, arkadaşlarınızı, evinizi, ortamınızı, arabanızı, hatta renginizi seçerken, oyunuz için partiyi niye seçmiyorsunuz? Sizin düşüncenize uyan bir parti mi yok? Haberlerden ülkemizin gerçeklerinden kopamayız değil mi? Biz bu ülkede dünyada geldik, bir sebebi var; elimiz kolumuz bağlı olmasak sizler gibi medeni güzel insanlar oy verse ne güzel olurdu.

Ben sizin görüşlerinize, inancınıza saygı duyuyorum; çünkü bana da fikirlerinizi hayata geçirmeme kılavuzluk yaptınız ama bu konuda ben çok takıldım… Ne çalışmamı önerirsiniz??

Sevgiler,


CEVAP 2:

Senin için önereceğim çalışma aynalık olacak. Sana tavsiyem, eline kalem kağıt alarak “Ben şu anda yöneten insanları nasıl tarif edebilirim?” diye bir başlık yazman. Altına madde madde onlarda en kızdığın tarifleri yap. Eğer arzu edersen bu yaptığın tarifleri bana da gönderebilirsin, seni ikinci adım olarak yönlendirebilirim veya yaptığın tasvirlerin karşına, “Ben bunu nerede, kime yaptım?” sorusunu sor bakalım; o tarifleri sen ne zaman, nerede yaşamışsın?

Biliyorsun dışarıda gördüğümüz her şey, dikkatimizi çeken her şey ve sinirlendiğimiz her şey bizim de aynı davranışları bir zamanlar bir yerlerde yapmış olmamızdandır.

“Ben bunu nerede ne zaman yaptım?” diye her bir tarifini tek tek tespit edip bulduktan sonra kendine her madde için şu soruyu sor: “Hangi korkularımdan dolayı böyle davrandım?” O yaşadığın olayın altındaki korkuyu bulmuş olabilirsin.

Ayrıca sana bir tavsiyem daha var; Aynalar – Konulu Çalışma CD’sinin karşısına geçip “Devlette gördüğüm hatalar” ve “Milletvekilleri ne yapıyor?” diye birer liste çıkar ve bunun üzerinden çalışmana devam et.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 3:

Teşekkürler…

İşimde insanları ben yönetiyorum. Aşırı titiz ve detaycıyım, araştırmacıyım, sorumluluk sahibiyim, işimi çok ciddiye alıyorum, çok değer veriyorum. Yöneticilerim beni takdir ediyor ve çok güveniyorlar. İş yerinde personel üzerinde dominant etkim var.

İlişkilerimde de öyle… Beraber olduğum erkeklere de hep o güçlü, çalışkan, aktif tarafımı yansıtıyorum. Bu benim benliğimde, özümde var. Gücü seviyorum.

Gel gelelim evdeki yaşantıma: Ailemle yaşıyorum, aileme bağlıyım, aslında ev içinde kendime ait bir odam var ve rahat bir yaşantım var. Aileme çok danışmıyorum; ama yemeğimi annem yapıyor, çamaşırımı annem yıkıyor, yatağımı bile annem topluyor. Evin sorumluluğunu almakla uzaktan yakından ilgim yok; ilgilenmiyorum da elektrik, su, aidat vs… Maddi kaygımız yok..

Ben zamanında ayrı yaşamak istedim, sadece kendimle olmak, hayatımda her şeyin sorumluğunu almak istedim. Ailem buna karşı çıktı, çünkü hep para biriktirmemi ve geleceğimi daha fazla garantiye almamı söyler dururlar. “Nasılsa büyük odan var, istediğin saatte girip çıkıyorsun, biz sana engel koymuyoruz, yalnız yaşayıp ne yapacaksın?” vs. vs., böyle birçok söz. Ben kendime sordum, “Yalnız yaşamak istiyor muyum?”diye. Evet, istiyorum. Ben kendimi bu konuda yeterli görüyorum. Param azalsa ne olur? Param azalmaz benim, ben hiç borçlanmadım, borç almadım hayatımda. Paramı çok güzel yönetiyorum;  ama niye ben istediğim gibi yalnız bireysel bir yaşam süremiyorum acaba? Beni hep ailem mi yönetecek?  Nasıl bir aynalık bu böyle? Ailem beni, ben iş yerinde çalışanları yönetiyorum.  İşte böyle bir durum.

Çok uzun yazdım içimden geldiğince… Teşekkür ederim, öncelikle zaman ayırdığınız için.

Sevgiler,


CEVAP 3:

Ben sana “Devleti ve yöneten kişileri nasıl tarif edersin?” diye bir soru sordum. Çünkü ilk mektubumuzdan itibaren senin konun seçimler ve devleti yönetenlerdi. Ben de sana sorumu bu yönde yönelttim. Senin yapacağın aynalık çalışması devleti yönetenlerin nasıl kişiler olduğu ve nasıl yönettiklerine dairdi. Bana bunları yazıp yollayacaktın. Ben de sana ikinci adımını tarif edecektim. Ama sen benimle dertleşmeyi ve kendinin kendini tarif edişini yolladın. Sen benimle dertleştin ve kendini kendin tarif ettin. Bu benim öğrettiğim ve yaptırdığım çalışma sistemine uymaz.

Yazdığın mektubu bir daha okursan yazdıklarının seni hiçbir yere götürmeyeceğini anlarsın. Onlar sadece dertleşme yazıları ve bir anlamı yok. Kendini tarif edişin de  her zaman eksik ve yanlıştır, hiçbir zaman gerçeğimiz değildir ve yanlıştır. Ve o kadar doğru değildir ki; senin de söylediğin gibi her ortamda farklı davranırız, davranışlarımız her yerde farklı görüntü verir, yani bir yerde yöneten olup bir başka yerde yönetilen olabiliriz.

Ancak benim öğrettiğim aynalık çalışması dışarıda gördüğün,  kızdığın ve tarif ettiğin bütün insanların hareketlerini ve davranışlarını, senin nerede ve ne zaman yaptığını bulmaktır. Senin anladığın tarzda, seninle yıllarca mektuplaşsak hiçbir şey elde edemeyiz. Sadece dertleşirsin ve geçici olarak mutlu olursun ama netice sıfır. Sana tavsiyem, Aynalar, Korkular, Affetme, Bilinçaltı, Bağımlılık ve Üstben seminerlerimden oluşan Konulu Seminerler Çalışma CD’lerimin hepsini alarak çalışmandır.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 4:

Beni çok güzel anlatmışsınız.  Gerçekten… Zaten yıllardır İçimdeki Yolculuk kitaplarını okuyorum. Seminerlere gelemesem de internetten izliyorum ama hep aynı… Kapalı bir kutu… Bir tek iş hayatımda inandığım, dilediğim noktadayım.

Akşam kalemi kağıdı alıp dediğiniz gibi çalışma yapacağım. Kendim için. 
Teşekkür ederim.


SORU 5:

1- Ülkede, Yöneten insanları nasıl tarif ederim? Güçlü, diktatör, dinlemeyen, kaba, seviyesiz, hırsız, çalan, bağıran, yobaz, yüzsüz, gerici, yalancı

2- İş yerindeki Yönetim Kurulu: Görgülü, bilgili, güzel konuşan, güçlü, seviyeli, saygın, dinleyen, çalışkan, üretken

Burada yöneten insan tiplemeleri tamamen çelişiyor; zıt kutuplar… Ben hayatım boyunca hırsız, yobaz, seviyesiz olmadım. Bana nasıl bir aynalık yapıyor olabilirler, anlamıyorum. Bazen belki güçlü, dinlemeyen, diktatör bile olabilirim. Ben kabul ediyorum, kendimi böyle onaylıyorum…
Ama kaba, seviyesiz konuşan, yobaz, çözüm üretmeden vıdı vıdı eden insanlardan hiç hoşlanmıyorum. Tahammül bile edemiyorum. Sinir oluyorum. Hazmedemiyorum, saygı da duymuyorum..

Bana nasıl bir aynalık yaparlar, akılla bile çözemiyorum. Geçmiş yaşantımda değil, ben bu hayatımda herkesi olduğu gibi kabul etme, “O öyle güzel” deme noktasına nasıl gelirim bilemiyorum.  Bana bu kendini kandırmak gibi geliyor. Bana sigara içen, leş gibi ter kokan, kaba saba küfreden insan nasıl güzel gelebilir ki?

Çok negatif duygular var biliyorum ama gerçek bu. Belki de bu ülkede doğmuş olmam pek güzel bir tesadüf değil.

Sevgiler,


CEVAP 5:

Mail’inin bir yerinde “Bazen belki güçlü, dinlemeyen, diktatör olabilirim. Ben kabul ediyorum, kendimi böyle onaylıyorum…” demişsin. Evet, kendinin böyle olduğun halleri önce kabul edip kendini onaylayacaksın; ama ikinci adımında yapman gerekenler başlayacak.  “Ben nerede güçlü davranıyorum ve güç kullanıyorum?” sorusunu sorarak o anlarının gözünün önüne gelmesine izin vereceksin. “Ben nerede kimleri dinlemiyorum? Bunu yaptığım anlar hangi olaylar? Ben nerede diktatörlük yapıyorum veya diktatör gibi davranıyorum ve kimlere karşı yapıyorum? Hangi anlar ve hangi yaşadığım olaylarda bunları yaptım?” diye sorup o olayların içine girdiğinde kendine üçüncü adımda en önemli soruyu soracaksın: “Bunları hangi korkularımdan dolayı yapıyorum, bunları bana hangi korkular yaptırıyor?” O korkularını bulacaksın ve onun olumlamalarını yapacaksın. Böylece bir daha o hareketleri veya o davranışları yapmaz olacaksın. Böylece dışarıda fark ettiğin bu görüntüler değişmeye başlayacak. Sen artık diktatör gözlüğüyle bakmadığın için dışarıda da diktatörleri görmez olacaksın.

Gelelim ikinci isyanına: Kaba, seviyesiz konuşan, yobaz, çözüm üretmeden vıdı vıdı eden, sigara içen, leş gibi ter kokan, kaba saba küfür eden insanların yaptıklarını, “Ben bu hayatımda hiçbir yerde, hiçbir zaman ve asla yapmadım!” diye ısrar ediyorsan ve bu insanlar seni bu şekilde rahatsız ediyorsa ki sendeki enerji değişmedikçe devam edecektir. Geçmiş hayatlarının birinde bu tariflerini yaşamamış olman mümkün değil ve şu anda sen hala bu enerjileri taşıyorsun. Evren de sana dışarıda bu benzer enerjileri göstererek senin dönüştürmen gereken adresleri gösteriyor.

Benim tavsiyem, kendine bu mutsuzluğu daha fazla yaşatmaman için çalışma seminerlerimin DVD’lerini alarak (İçsel Temizlik Çalışma Semineri DVD 1, 2 ve 3) onların karşına geçip kendine doğru soruyu sorarak çalışmandır.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

26 Haziran 2009

Konu:

İş yerindeki aynalık: Arkadan konuşma

SORU:

Merhaba Nil Hanım,

Bir şirkette Satış Temsilcisi olarak çalışıyorum. Sağlık sebebiyle geçici bir süreliğine işime raporlu olarak ara vereceğim. İşten ayrı olduğum bu sürede herkesin benim arkamdan konuşacağı nedeniyle işimi bırakmamak için kendimi çok zorluyorum. Bu duygumun altında yatan sebebi bulamıyorum. Ne tavsiye edersiniz?

İyi akşamlar,


CEVAP:

Bugüne kadar olan yaşantın içinde birileri senin bulunduğun yerden ayrıldığı sırada arkalarından konuştuğun, onların yaşantısı hakkında yorum yapıp yargıladığın bütün günleri kendine hatırlat. O günlerde yaşadığın bu olayların içine sanki o an yaşanıyormuş gibi canlı olarak girip bunu neden yaptığını kendine sorup o anki duygu ve korkularını bulup onları olumluya çevirdikten sonra, hem o günler temizlenmiş olacak hem de o günlerin yansıması olan bu günlerde insanların böyle  bir şey yapacaklarını zannetmeyi bitireceksin.

Biz daha evvel yaşamadığımız hiçbir şeyi bilmeyiz ve böyle olacak diyemeyiz. Gördüğümüz ve tarif ettiğimiz her şey bize kendi yaptıklarımızı hatırlatır.

Aynalar semineri CD’sindeki çalışma seminerini kullanarak çalış.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk





Tarih:



25 Haziran 2009

Konu:

Çocukların istediklerini yapmalı mı, yapmamalı mı?

SORU:

Dün gece alışverişe gittik; eşim, kızım ve ben. Alışverişin sonuna doğru 16 aylık olan kızımız sıkıldı, alışveriş arabasındaki oturaktan inmek istedi. Biraz indirdik, dolaştı; ancak kendi istediği yöne gidiyordu, mağaza da artık kapanmaya çok yakın olduğu için kucağımıza aldık. Ağlamaya başladı,  hırçınlaştı. Kucakta durmaz olunca tekrar arabaya oturttuk ve ağlarken kustu.

Şimdi, ben bu olay karşısında, “Her şeyi tam olduğu haliyle kabul ediyorum,” dedim; ancak ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım, şaşırdım. Bu çocuk sinirlendiği ve bize istediğini yaptıramadığı için mi kustu? Ben orada güç savaşına mı girdim? Yenilmek mi lazımdı? Onun istediğini yapmak mıydı doğru olan? Yalnız bu olaylar olurken biz sakindik, “Tamam…” diyerek olayı kabul ettik.

Ancak ben tam olarak neyi anlayacağımı bilemedim. Bana aynalık mı yapıyor? Ben kendime sordum, “Ben nerede kendi istediğim olsun diye direttim ve olmayınca da kendime zarar verecek şekilde hareketler yaptım?” diye. Yanıtı net olarak henüz alamadım. Sorum doğru mu? Bana yardımcı olursanız çok sevinirim.

Şimdiden çok teşekkürler,


CEVAP:

Aynalıklarla ilgili yapmış olduğunuz çalışma ve bulduklarınız doğru. Bunun dışında kızınızın yaptıklarını daha detaylı tarif edip bu şekilde de aynalıklarınıza bakabilirsiniz.

Fark etmemiş olduğunuz nokta şu: Bir çocuk nereye gitmek isterse onu oraya götürmek mecburiyetindesiniz. Çünkü o çocuk sizin evinize geldi, onu siz davet ettiniz, onun istediği her şeyi yapmak durumundasınız. Ancak hayati tehlike varsa yapmazsınız. Yani evinize çağırdığınız bir kişiyi sizin istekleriniz doğrultusunda yaşatamazsınız. O çocuk nerelerde eğlenip güzel vakit geçirecekse oralara gidecek.

Siz ona, “Biz kendimiz alışverişe gidiyoruz, gelir misin?” diye sormadınız. Bizler anne ve baba olarak çocuklarımızın biz nereye gitmek istersek oraya gitmek istediğini zannediyoruz. Bizler ne yemek istersek veya çocuğa ne yedirmek istersek onu yiyeceğini zannediyoruz. Yani çocuğu biz dünyaya getirdiğimiz için onun üzerinde her hakka sahip olduğumuzu zannediyoruz. Çocuğun kusması ve bu şekilde tepki vermesi aslında bu düşüncelerinize tepki.

Şimdi çalışmana şu yönden bak; sen çocuğun isteklerini mi yapıyorsun, yoksa çocuk için etrafının söylediklerini ve kendi istediklerini mi yapıyorsun? Bunları yazarak çalışırsan kendinle daha iyi yüzleşirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

23 Ekim 2009

Konu:

Haksızlık ne demek?

SORU:

Hocam Merhaba,

Haksızlık ne demek? Ben özellikle iş hayatımda haksızlık duygusunu hissediyorum (Örneğin herhangi bir toplantı sırasında diğerleri benim emeğimin geçtiği bir konuyu kendileri yapmışçasına paylaşırken ya da patron benimle ilgili olmayan bir konuda bana yüklenirken). Arkasındaki korkuları bulmam konusunda yardımınızı isterim. Ayrıca işte geçen her günün sonunda bir sonraki güne başlarken temizlik için yapmamı tavsiye edeceğiniz çalışma var mıdır?

Sevgiler,


CEVAP:

Haksızlık diye bir şey yoktur. Tarif ettiğin toplantıdaki olayları, yani “senin yaptığın işleri kendilerine mal ederek” diye tarif ettiğin hareketi, sen daha evvel nerede yaptın? Bunları bulup, bu hareketleri yaptığın günlerde hangi korkularından dolayı böyle davrandın diye çalışıp o günleri sevgiye dönüştür.

Aynı şekilde “Patron benimle ilgili olmayan bir konuda bana yüklendi,” diye tarif ettiğin bu hareketi de nerede kime yaptığını kendine sor ve o sahnelerde hangi korkularından dolayı bu şekilde davrandığının altındaki korkularını sevgiye dönüştür.

Toplantılarda yaşadığın seni etkileyen her olay, senin içinde daha evvel yaşanmış olan aynı enerjileri gösterir. Bütün olaylar senin çalışman için gereken konulardır. Böylece haksızlığa uğramak ya da “haklıyım-haksızım” konusu düşer. Herkes, senin dikkatini çeken her hareketi, senin içini göstermek için yapar.

İnternetten de satın alabileceğin Aynalar, Korkular, Affetme, Bağımlılık, Üstben, Bilinçaltı CD’leri çıktı. Bunlar, iki saat boyunca sadece çalışma yaptırdığım seminerlerdir. Onları kullanarak her gün kendine iki saatlik bir çalışma zamanı ayır ve onun karşısında, o anda benim yönlendirdiğim sorularla ve çalışma şekliyle çalışmalarını daha disiplinli bir şekilde yapabilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 03 Mayıs 2010

Konu: Hayvanlar / İçsel Temizlik Çalışması

SORU:

Merhaba Hocam,

Fazla tetiklendiğim ve çözemediğim bir konuda beni yönlendirmenizi rica ediyorum. Dün annem, evde çalışan yardımcı bayanın yaşadığı mahallede, çocukların köpeklere işkence yaptıklarını ve nasıl yaptıklarını anlattı. Bu konudan çok tetiklendim. Hayvanlara zarar verilmesinden çok etkileniyorum. Bu konuyu nasıl çalışmalıyım?

Bir hayvana zarar geldiği ve özellikle insanların zarar verdiği bir habere ya da duruma çok fazla tepki duyuyorum. Üstben, hayvanların sadece kendimizi görmemiz için var olan rol arkadaşlarımız olduğunu söyledi. Bunun üzerine tarif yapıyorum: Hiçbir suçu olmayan masum canlılar… İyi ve güzel davranılmayı hak ediyorlar. Yok yere acı çektiriliyorlar. O ne olduğunu ve bunun kendine neden yapıldığını bile anlamıyor. Sevilmesi gereken bir şeyken, şefkat ve sevgi beklerken şiddet ve acıyla karşılaşıyor. Şaşırıyor, kötüyü bilmiyor. Masum. Savunmasız olduğu için de çaresiz kalıyor. İçinde bulunduğu durumdan çaresizce kurtulmaya çalışıyor. Haksızlık.

Esas onlara bunu yapabilen insanlara kızıyorum. Bir canlının acı çekmesinden keyif alıyorlar. Canları istiyor diye, o canlılarda savunmasız diye onlara şiddet uyguluyorlar. Onları önemsemedikleri için o canlıların zarar görmesi umurlarında değil ve isteklerine göre onlara zarar verebiliyorlar. Ben fiziksel şiddet uygulamadığım için bulmakta zorlanıyorum. Nasıl sormalıyım? Vahşet diye adlandırabiliyorum sadece. İçimde de böyle bir vahşet varsa hemen bulup dönüştürmek isterim. Bu konuyu hangi şekilde çalışmam doğru? Yardımcı olabilir misiniz? Teşekkür ederim.

Sevgiler,


CEVAP:

Çocukluğunda hayvanlara veya böceklere aynı tarzda kötü davrandığın sahnelerin var mı? Oraları dönüştürebilirsin. Eğer bu hayatta hiç yoksa üstbenine söyle, yazında tarif ettiğin maddeleri geçmiş hayatta senin yaptığın sahneleri göstersin. O sahnelerdeki korkularını doğru bulup dönüştürdükten sonra, o enerjilerin kendiliğinden bitecek.

Geçmişteki bu sahneler dönüştükten sonra senin de bu hayatta bunlara rastlaman, görmen gerekmeyecek. Dışarıda rastladığın her şey senin içindeki enerjilerdendir. Ayrıca, “Geçmiş hayatı görmüyorum,” diyorsan veya görmekten korkuyorsan, bu hayatta da hiç böyle şeyler yapmıyorsan sana bir sorum var; et, balık, tavuk yiyor musun?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 19 Nisan 2010

Konu: İş / Aynalar

SORU:

Nil Hocam merhaba,

Benim takıldığım ve size sormak istediğim bir konu var:  Ben iş yerimde çok sıkıntılı zamanlar yaşıyorum son iki senedir. Size doğru aktarabilmeyi çok arzu ediyorum; fakat bir taraftan da kafam çok karışık, konuyu hangi tarafından ele almam gerektiğini tam bulamıyorum.

İş yeri arkadaşlarımı sevmiyorum. Bana oldukça garip gelen birkaç kişi var. Biraz burnu havada, kendilerine belli bir saygı gösterilmesini arzu eden hırslı kişiler… Fakat ben onların bu talep ettikleri saygıyı hak ettiklerini düşünmüyorum (özellikle de bu konuda talepkar oldukları için). Onların sığ olduklarını düşünüyorum; hem mesleki hem insani açılardan.  Bu kişilerle aynalıklarımı samimiyetle bulmaya çalışıyorum. Bulduklarım gerçekten hiç hoşuma gitmese de kendimdeki kötü özelliklerle yüzleşiyorum. Bunlar şöyle:

1-       Çevremdeki insanlar arasında ayrım yapıyorum. Çok pozitif, samimi ve zeki insanlardan çok hoşlanıyorum ve onlarla arkadaşlık etmeyi seviyorum. Bunların dışındakileri kendime layık görmüyorum ve kendimi üstün sanıyorum. Bu insanlardan uzak duruyorum. Onları da kendimden uzak tutmak için onlara da mesafeli yaklaşıyorum. (Dışlıyorum, bu sebeple de şu anda dışlanıyorum.)

2-       İş yerindeki kıdemim ve pozisyonum sebebiyle, belli bir saygıyı hak ettiğimi düşünüyorum fakat bu saygıyı göremediğimi düşünüyorum ve buna üzülüyorum. (Saygı ne demek tabii? Bilemiyorum… Ne bekliyorum onu da bilmiyorum, sadece içimdeki şey garip bir tatminsizlik.)

3-       Kendimi soyutladıkça soyutluyorum iş yeri ortamımdan. Biz açık ofis sistemi ile çalışan bir mühendislik firmasıyız. Salonda anlaşamadığım insanların birbirleriyle anlaşıyor, konuşup gülüyor olması beni çok huzursuz ediyor. Sevilmediğimi, arızalı bir insan olduğumu düşünüyorum. Fakat bir taraftan da samimiyetle, onların tuhaf olduğunu düşünüyorum.

Onları ne kadar tuhaf olarak nitelendirsem de, iş yerindeki bu dışlama-dışlanma durumları bana çok çok rahatsızlık veriyor. Fakat şimdi düşünüyorum da bu tip insanlar çevremde hep olmuşlardır. Ama ben onları hayatımdan hep uzaklaştırmayı başarmıştım. Örneğin halam da böyle biridir ve onu da dengesiz ve şuursuz olarak nitelendiririm ve zaten onunla tüm bağlarımı koparmıştım. Biraz da tehlikeli buluyorum sanırım böyle insanları. Yapacakları ve söyleyecekleri şeylerle bana zarar verebileceklerini düşünüyorum sanırım.

Benim arayışlarım bu iş yerimdeki huzursuzluk sebebiyle başladı ve sizi tanıdım. Üç dört aydır seminerlerinizi dinliyorum. Hafta sonu semineriniz için de adımı yazdırmıştım, ama Park’ı kapatmaya karar verdiniz. Böylesi hayırlıymış demek ki. Fakat yine de size danışmayı çok istedim. Bana bir ipucu verebilirseniz işaretleri tüm kalbimle takip etmeye niyet ediyorum.

Çok teşekkür ederim.


CEVAP:

Çocukluğundan bugüne, kendinin şuursuz ve dengesiz olduğun anları hatırla ve olayların içine girip o gün, oralarda hangi korkunu yaşadığın için şuursuz, dengesiz ve tehlikeli olmuştun? O korkularını çalışıp o sahnelerin sevgiye dönüşmesini sağla.

Ayrıca, aynalık olarak saydığın bütün özelliklerini çocukluğundan bugüne kadar yaptığın sahnelere tek tek girip o sahnelerde öyle düşünmeni sağlayan korkularını bulup o korkularını çalışıp sevgiye dönüştür. Böylece o sahnelerdeki enerjiler dönüşecek. O sahneler dönüştükçe iş yerindeki aynalar bitecek. İş yerinde tespit ettiğin bütün aynalıklar sana geçmişinde öyle günleri yaşadığın anları dönüştürmen için bir fırsattır.

Böylece iş yerine bundan sonra bunalarak ve sıkılarak gitmeyeceksin, masanın üstünde bir defterin olacak ve akşama kadar gördüğün her sahneyi not alacaksın ve akşam eve gittiğin zaman her gün kendinde gördüğün tüm sahneleri kendi içinde bulup dönüştüreceksin. Ertesi gün öğlene kadar çok huzurlu bir ortam yaşayacaksın, öğleden sonra üstbenin sana yine göreceğin olaylar yaşatacak. Onları da o gece dönüştüreceksin. Bir zaman sonra iş yerinde akşama kadar huzurlu yaşamaya başlayacaksın. Bu sefer de üstbenin dönüştüreceğin sahneleri yine gözünün önüne getirecek ama artık anda dönüştürebileceksin. Böylece hayatın içinde olaylardan ve işlerden kaçarak yaşamayı bırakıp aynı olayların ve yaşantının içinde yaşamla dans ederek yaşayacaksın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 18 Haziran 2010

Konu: Nil Avunduk / İçsel Temizlik Çalışması / Aynalar

SORU1:

Merhaba,

Yazışmalarda dikkatimi çeken insanların sizin rehberliğinizden faydalanarak kendi yollarını bulmak ve kendilerinin farkında olmak yerine, bağımlı hale dönüşmüş oldukları. Hatta bir arkadaşımız  “nil’izm” tanımı yaparak sizi sembolleştirmeye çalışmış. Çok uygun olmayabilir belki ama  Size “tarikat lideri gibi” yaklaşmaları sizi rahatsız etmiyor mu?

İnternet giriş sayfanızda, içimdeki yolculuğun tanımı,
“Kendi içimde ilerlemektir… Dışarıda var olduğunu ve beni ben yaptığını zannettiğim her şeyin dışında, bir ben olduğunu fark etmektir.  İçimdeki adımlar, bunun ne olduğunu anlamaya götürür.” olarak yazılmış.

Soru-Cevap kısmında yazılanlar okunduğunda tablo kötü. Verdiğim örnekte şunu vurgulamak istemiştim: İnsanlar kendi farkındalıklarına varacaklarına, Nihilizm diye bir akıma kapılıp sürü halinde sürükleniyor gibi. Tabii ki  başarıyı yadırgamıyorum ama çoğunluk bu durumda sanki.

Ben Park’ın kapanmasına sevindim. Kuru kalabalık yerine, gerçekten hazır olanların sizin rehberliğinizde ilerlemesi daha hayırlı olur gibi.   Naçizane fikrimi paylaşmak istedim.

Sevgiler,


CEVAP 1:

Gözlemlerin için teşekkür ederim. Park’ın tarikat zannedilmesi normalde mümkün değil. Ancak dünyadaki 7 milyar insan Park’a bakınca tarikat olarak görebilir. Çünkü insanların geçmişteki zihinleri ve tarikat hakkındaki bilgileri harekete geçer. Fakat bende tarikat zihni olmadığı için ve Park’ı tarikat olarak yapmadığım için Park’ın dekorasyonunda tarikata benzeyecek en ufak malzeme (mum, tütsü, tarikat müzikleri… gibi) kullanmadığım için  içeri girdiğinizde sadece gerçekten bir park ve bahçe dizaynı olan bir yer ile karşılaşırsınız.

Böyle olunca da tarikat olarak tarif eden herkesin ya da tarikat hissi uyandırdığı için huzur bulan herkesin, muhakkak geçmişte yaşadığı tarikat enerjilerini bulup hatırlayıp orada yaşadıklarını sevgiye dönüştürmesi gerekir. Böylelikle de  Park onlara tarikat enerjilerini temizlettirdiği için fayda sağlamış olur.

Bana bağımlı olmaya gelince, eğer kendini takip edersen, 24 saat içerisinde nelersiz olamayacağının bir listesini yaparsan fark edeceksin ki, bu listede ben yokum.  Eğer herhangi biri bana bağımlı gibi hissediyorsa da ben hiçbir şekilde kimseye bağımlı olamadığım için, kimseyi tanımadığım için, kimsenin hiçbir telefon bilgisi, kaydı ve adresi bende olmadığı için, kişilere bir gün bile telefon açmak, “Nasılsın, iyi misin?” gibi sorular sormak ve de kimsenin varlığını bile hatırlamayacak kadar hiçbir bağım olmadığı için, bağımlılıkları tek taraflı olduğu için, yani benim tarafımdan onlara ve kimseye bağımlılık enerjisi gitmediği için bu kişiler bana bağımlı olduklarını zannettikleri süre içinde  kendi asıl bağımlılıklarını bitirmek için benden gerekli faydayı sağladıktan sonra bana bağımlılıkları düşer ve hiçbir anlamı kalmaz. Fakat egonuz size 100 tane bağımlılığınızı fark ettireceği yerde aslında anlaşıldığı gibi hiç bağımlı olmadığınız bana bağımlılığa dikkatinizi çekiyor. Bunun da size hiçbir faydası yok.

Eğer gerçekten benim öğrettiğim bu çalışmayı kullanmak öğrenmek ve hayata tatbik etmek istiyorsan beni bulabildiğin müddetçe gerçek çalışmaların için kullan. Başkalarının hatası veya yaşantısı seni içsel temizliğine götürmez. Aksine sana vakit kaybettirir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Merhaba,

Ben umarım sizi kızdırmadım. Biraz öyle hissettim. Üzgünüm, eğer buna sebep olduysam. Sanırım çalışmam gereken bir şey daha… Beni yanlış anlamayın lütfen. Park’ın kapatılmasından yola çıkarak, “anlatmaya çalıştığım mantıktan hareketle” vaktinizi ve emeğinizi harcıyorlar. Ben sadece sizin üzülmenizi ve etrafınıza kattığınız güzelliklerin azalmasını istemediğim için kalbimden geçeni söylemiştim.

Sizinle konuşmak güzeldi. Ben çok teşekkür ederim her şey için. Sizin rehberliğinizde ve desteğinizde yürümek güzel…

Her şey gönlünüzce olsun.

Sevgiler,


CEVAP 2:

Ben kızmadım, ben üzülmedim, ben kimseye emek vermedim, ben kimseye vaktimi harcamadım.  Bu dört kelimenin benim hayatımdan çıkışının onuncu yılındayım. Eğer bu kelimelerin anlamı ile yaşasaydım bu on yıl içinde sizlere seminer verirken bu enerjilerin benim üstümde olduğunu fark ederdiniz ve on yıl içerisinde kimse beni hocası olarak kabul etmezdi; zaten etmemeliydiniz. Yani o zaman sizlerden hiçbir farkım olmazdı ki size bu çalışmaları öğretebileyim.

Sen hala beni tarif etmeye çalışıyorsun ve bir önceki mailimde sana bahsettiğim “Kendi içine dön ve sadece kendinle ilgilen” mesajımı almamış oluyorsun. Ben de şimdi sana, senin için yapman gereken şeyi bari bu mektubumda yaptırayım. Anladığım kadarı ile içinle ilgilenmek, senin için, dışınla ilgilenmek kadar kolay değil.

Birinci mektubundan anladığım kadarı ile kendi içindeki

tarikat,

tarikat lideri olmak,

değerler ortaya koyamayan,

sürü insanı olmak;

ikinci mektubundan da

kızgınlık,
üzüntü,
emek vermek,

zamanını harcamak

gibi dışarı bakıp da tarifler yapacağımız aynalık sisteminden bazı tarifler çıkmış oldu.

Şimdi senin kendine yapacağın en büyük iyilik, bu saydığım maddelerin yanına “Ben bunları nerede yaşadım?” diye sormak. Böylelikle ilk defa kendi içine yolculuk yapmaya başlamış olacaksın. Dışarıda gördüğümüz her şeyi tarif edip kendi içimize girersek dışarıdaki her şeyin içimizin aynası olduğunu anlarız. Dışarıdaki her şey bizim içimize giden adrestir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 21 Haziran 2010

Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Aynalar

SORU:

Merhaba Nil Hocam,

Ben çalışmalarımın karşılığını yaşamımda artık fark ediyorum. Varlığınıza, varlığıma ve çalışmalara şükrediyorum (Örneğin, gece diş gıcırdatmam geçti ya da etkisi azaldı, sabahları öncekiler gibi kasılarak uyanmıyorum, aynalıklarımı çok net fark ediyorum).

Sormak istediğim soru: Özellikle dedikodu ve yalan söyleme aynalığını çok görüyordum ki bende bu enerjilerin çok olduğunu fark ettim. Gözümün önüne gelen geçmiş anlarda çalışıyorum; fakat ertesi gün sınavımı geçemiyorum. İlk başlarda kabul ettim; ama defalarca aynı şeyi yapıyorum. Bir de çok rahat dedikodu yapıp çok rahat yalan çıkıyor ağzımdan. O an korkumu bulmak yerine kendime kızmaya başladım.

Bir sorum daha olacak, özellikle bu çalışmaları yaptıkça fark ediyorum, et yemek bana çok ağır gelmeye başladı; ama yemedikçe daha çok canım istiyor şu sıralar. İradeli olmakla dirençte olmayı ayırt edemiyorum, kararlarımda duramıyorum, lütfen bana yardım eder misiniz?

Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.

Sevgilerimle,


CEVAP:

Canın istediği müddetçe et yiyeceksin. Benim yaptırdığım bu çalışmalarla zaten canımızın istediği bir şeyi yapabilmeyi öğretiyorum.

Her gün, gün içinde söylediğin bütün yalanları not al. Akşam çalışma sırasında her söylediğin yalanın, “Doğrusunu söyleseydim o anda bana ne olacağını zannediyordum?” diyerek çalışmanı ilerlet. Yani canın yalan söylemek istiyorsa söylemeye devam et. Kendini bir baskı ile durdurma. Her gün söylediğin yalanların akşam çalışmasını yap. Doğru korkuyu ve doğru çalışmaları yaptıkça ertesi gün söylediğin yalanlar kendiliğinden düşecek. Dedikodu için de aynı tarifi yapacağım. Canın istediği müddetçe dedikodu yapacaksın. Her dedikodu yapışının arkasından, o günün sonunda, “Ben bu dedikoduyu ne için yaptım, bana ne faydası oldu? Eğer dedikodu yapmasaydım bana ne olurdu?” diye kendine sorular sorarak bunları çalıştıkça kendiliğinden dedikodu yapmak düşecek.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

Haberler

NİL AVUNDUK’UN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE YAPTIĞI VE AYNALIK SİSTEMİNİ ANLATTIĞI SEMİNERİ mp3 SESLİ SEMİNER VE VİDEO SEMİNER OLARAK ÇIKTI…

24 Nisan 2012

Nil Avunduk bu seminerinde;

AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.

devamı için tıklayınız

NİL AVUNDUK’UN YENİ DVD’Sİ İÇSEL TEMİZLİK SİSTEMİNİN UYGULAMALI ANLATIMI-5 ÇIKTI…

1 Nisan 2012

Bu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.

devamı için tıklayınız

Siteyi Kullanım Önerisi

19 Ağustos 2010

İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk

devamı için tıklayınız