|
Tarih: |
14 Mart 2009 |
|
Konu: |
Eğitim hayatı ve kararsızlık / İş |
SORU:
Merhabalar,
Benim iki sorum var…
İşsizim, yeni mezun oldum ve tabii ki iş görüşmelerim kötü geçiyor. Fakat şunu biliyorum; istediğim, yapmayı hayal ettiğim hiçbir iş yok… Üşengeçlik mi, tembellik mi? Nedir bu olan? Bir de herkes bana “Master yap,” diyor. Bense inanılmaz soğudum ve bilgi öğrenip öğretmeyi anlamsız buluyorum. Kaçıyor muyum, nasıl anlayabilirim?
Bir de günde bir defa korkularımı çalışıp, affetmelerimi yapıp kalan vakitlerde geçmişimi temizlerken de aynı korkularımı sürekli çalışabilirim değil mi? Ya da birini affetmeye başladım diyelim, o bitmeden başka bir kişiyi gün içinde kızdıysam affetmeli miyim? Yoksa biri bitmeden başlanmaz mı?
Sevgiler,
CEVAP:
Çocukluğundan bugüne kadar aile içinde sana karışan ve seni yönlendiren hiç kimse olmasaydı hangi mesleği seçerdin? Önce onu bul. Onu neden yapmadığını ve kimlerin fikirlerine boyun eğdiğini tespit et. Bu tespitinin altındaki korkuları bulup çalıştıktan sonra tekrar aynı isteği yaratabilir misin, ona bak.
Sana “Master yap,” diyenler olabilir. Neye göre dediklerini sor. Eğer dışarıyı dinlemeye devam ediyorsan niye öyle dediklerini sor. Sonra da istatistiklere bakarak kaç tane master yapmış kişinin işsiz kaldığını onlara anlat. Sonra da kendine “Neden hep başkalarını dinliyorum, benim kendime ait fikirlerim ne?” diye sor.
Bunları dürüst bir şekilde sorup içini kendine tam açarsan çalışmaların daha yerli yerine oturur. Benim öğrettiğim çalışmalar yüzeysel değil, senin içinden kendini keşfetmen içindir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
20 Haziran 2009 |
|
Konu: |
Park’taki kişiler – Ense ağrısı, direnç – İş yaratımı – Mantık, verim, kazanç |
SORU:
Merhaba,
Bir buçuk yıldır düzenli olmasa da PARK’a gelip, seminerlere katılıyorum. Son zamanlarda, Nil Hoca’ya Park Ailesi ile ilgili soruları sorup kafamdaki önyargıları temizledikten sonra ciddi bir şekilde korkularımı bulup onları sevgiye dönüştürmeye niyet ettim. Bu bağlamda da her gün, kendi sesimi dinlemeye gayret ediyorum ve o an içimden gelen beşlikleri tekrar ediyorum. Fakat bazı sorularım var. Eğer cevaplandırabilirseniz çok mutlu olurum:
1- Çalışmaları yaparken, korkularımı bulduğumda ya da beşliklerin sonunda gözyaşıyla beraber derin bir esneme geliyor, ama ben esnemekten ve gözyaşı dökmekten mutlu olsam da çok çalışma yaptığımda kronik olarak ense ağrılarım başladı. Boyun tutulması gibi ama sadece ensemde. Her an kaskatı kesildiğini anlıyorum ensemin, dokununca. Bu da normal bir şey mi yoksa vücudum da üstbenim gibi bana bir şeyler mi anlatmak istiyor?
2- Birkaç ay önce çok ümitle beklediğim bir iş yerinden ret cevabı aldım. İşe alım süreci 4 ay sürdüğü için, diğer başka hiçbir fırsatı değerlendirmedim. Kesin işi alırım diye düşündüm. Çünkü çok detaylı yapılan dört aşamalı sınavın her kademesini başarıyla geçtim. Daha sonra ret cevabı alınca yıkıldım diyebilirim. İstenmeme, tercih edilmeme, parasızlık, güçsüzlük (statüsüzlük) korkularım baş gösterdi. Düzenli olarak bunlara çalışıyorum ama yine de o reddedilme anını aklımdan çıkartamıyorum. Egom, “Hırsla çalış, yüksel, bırak Park’ı falan, gücü elde et, on sene sonra karşılarına çık ve intikamını al!” diyor. Onu dinlemek istemiyorum çünkü bu sefer sevgi yolunda çok kararlıyım.
Bir de beni reddeden bir devlet kurumuydu ve ben hep torpilin döndüğüne inandırıyorum kendimi (belki de dönmüştür).
3- Bütün bu dediğim konularda nasıl bir çalışma yapmam doğru olur? Çünkü tekrar gücün yoluna düşüp kendimi tüketmek istemiyorum. Sevgi yolu çok güzel ve çok rahatlatıcı ve doğru yol olduğunu hissediyorum ama gücün yolundan çok ama çok farklı. Direkt olarak mantığımla çelişiyor (Bunun normal bir şey olduğunu biliyorum; ama mühendis olarak yetiştiğim için her şeye mantık, verim ve kazanç amaçlı bakmayı öğrendim). Bunu nasıl yenebilirim?
Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Yedi sene bitiremediğim okuldan mezuniyetimi Park Ailesine borçluyum. Bunun için de ayrıca teşekkür etmek isterim.
Sevgiyle kalın,
CEVAP:
Sorularına cevap vermeden önce Park Ailesi diye bir aile olmadığını söylemek isterim. Aile kelimesi zihinlerimizde bağlı olmak durumunda olduğumuz, onsuz olamayacağımız, fedakarlık yapmamız gereken, sorumluluğumuz olduğunu düşündüren insan topluluğudur. Yani aile dediğin zaman, insanlar birbirlerine karşı sorumlu, görevli, birbirlerinden mesul demektir. Oysa bu dünyaya geliş sebebimiz sadece içimizi temizlemektir. Yani tek bir sorumluluğumuz var, o da kendi içsel temizliğimizi yapma sorumluluğumuz.
Park’ta bulunan herkes o anda orada olmak istediği için oradadır. Hiçbir bağı, bağımlılığı ve zorunluluğu yoktur. Sadece o an istediği için oradadır. İstemediği anda orada olmama özgürlüğüne sahiptir. Çünkü Park’a karşı bir sorumluluğu yoktur. Ayrıca Park’taki hiç kimseye karşı bir sorumluluğu yoktur. Yani Park bir aile değildir.
Evet, şimdi gelelim sorularının cevabına:
1- Çalışmalar sırasında esnemeler, gözlerin yaşarması, öksürme, iç çekme gibi şeyler normaldir. Bizler de çalışmalar sırasında ve değişim anlarında bunlara benzer şeyler yaşadık. Herkesinki farklı ve kendine ait bir tepki olabilir.
Boynundaki aşırı tepki, direncini gösteriyor. İçinde, söylediğin olumlamalara büyük tepki veren bir enerji var. Bu direncin sebebini, İçsel Temizlik Çalışma CD/DVD’lerimle bir çalışma yaparak bulabilirsin. Böylece de çalışmalar sırasında kendini daha rahatlatırsın.
2- Bütün sınavları başarıyla geçmiş olabilirsin, bütün kitapları ezberlemiş olabilirsin, tüm gerekenleri yapmış olabilirsin. Ama işte, yeni enerjinin, yeni sevgi enerjisinin özelliği burada devreye giriyor. Bilinçaltındaki senin fark etmediğin olumsuz kayıtlar, senin yaşamının yaratıcısı oluyor. Bu durumda şunu net anlamış olman gerekir ki, yaşamın mücadelesi senin dışında olmayacak. Yani kitaplar okuyarak, çok iyi dersler çalışarak varmak istediğin yere gelemeyeceksin. Onun için de zaten içimizdeki dönüşümleri yapmaktan başka çaremizin kalmadığı bir zamandayız.
Bunun için benim sana tavsiyem, Bilinçaltı seminerimin CD’sini alıp şu anda evde sadece o seminerde anlatıldığı, uygulandığı şekilde çalışman. Bakalım altından ne çıkacak.
3- “Mühendis olarak yetiştiğim için her şeye mantık, verim ve kazanç amaçlı bakmayı öğrendim. Bunu nasıl yenebilirim?” diyorsun. Öncelikle bunu değiştirmeye niyetin var mı ve bu konuda kararlı mısın? Ona bak. Eğer değilsen zaten mühendis olarak yetiştirilmenin faydasını göremediğin her pozisyonda, yeni bir çare aradığında, yani “Şu anda ne yapacağım?” diye inanarak içine sorduğunda üstbenin sana, o anda senin yapman gereken ve bilmen gereken her şeyi söyleyecektir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
15 Temmuz 2009 |
|
Konu: |
Olay temizliği, Akademik eğitimin içsel temizliğe etkisi nedir? |
SORU:
Sevgili Nil Hocam,
Sorum an dönüştürmekle ilgili. Ben hem özel çalışmalar yapıyorum hem de tam gün seminerlere katılıyorum. Tabii ki bu çalışmalar benim ilerlememde ve kendimi keşfetmemde çok etkili oluyor. Ancak özellikle tam gün seminerlerde gerek bu hayattaki anları dönüştürürken gerekse herhangi bir karmayı gördüğümde o sahneyi tam olarak dönüştüremiyorum. O sahnenin içinde kaybolup gidiyorum. Zaten pembe görmek sanki benim için imkansız gibi. Yalnızca bazen o rahatlama hissine ulaşıyorum. Ve tabii ki elimde keşfettiklerim ve olumlamalar oluyor. Ama bence o sahneler dönüşmüyor.
Neyi kaçırıyorum, burada egom bana değişimle ilgili ne gibi bir oyun oynuyor? Çünkü bu hislerle ne özel çalışmaya gelebiliyorum; ne de tam gün seminere. Cevabınızı merakla bekliyorum.
İkinci sorum ise Park’ta çalışma yapanlar ve hocalarla ilgili. İçsel dönüşüm çalışmaları yapan bir arkadaşımla dün yaptığımız konuşmada konu Park’taki hocaların ve bizim niteliklerimize geldi. Aslında sorum şu; neden bütün hocalar belirli bir sosyo-ekonomik konumdan ve benzer eğitimlerden geliyorlar? Neden ilkokul mezunu ya da gecekonduda yaşayan biri orada hoca değil? Sanki bu çalışmaları yapabilmek için mezuniyet, yurt dışı eğitimi, dil vb. şeyleri olanlar daha hızlı yol almış gibi. Belki de en önemli soru: Bu durum bizim dikkatimizi neden çekti ve beni neden rahatsız ediyor?
Sevgilerimle,
CEVAP:
Madem gördüğün görüntüler içinde kayboluyorsun, böyle bir durumda aldığın, fark ettiğin olumlamaları ve bulduğun korkuları çalış. O olumlamaları kendine yerleştirebilirsen aslında o görüntüleri sevgiye dönüştürmüş olursun. Çünkü o sahneyi etkileyen korkuların ve bilinçaltı kayıtlarındır.
Daha sonra aynı görüntüye tekrar gir. Bu sefer bilinçaltı kayıtların ve korkuların dönüştüğü için görüntünün içinde kaybolmayacaksın. Bütün görüntüyü daha farkında olarak ve daha güzel tarayıp birçok şey daha anlayıp dönüştürebilirsin.
Senin de fark ettiğin gibi maalesef Park’taki hocalar çok fazla eğitimli. Ve bu yüzden çalışmaları 4 ila 7 yıl arası sürdü. Daha az eğitimli olsalardı, yani senin tarifine göre ilkokul mezunu ve gecekondu bölgesinden geliyor olsalardı, kendi özlerine o kadar daha rahat dönebileceklerdi. Senin zannettiğin gibi eğitimli olmaları onlara avantaj değil, dezavantaj sağlamıştır.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
26 Ekim 2009 |
|
Konu: |
Kızım okumazsa ne olur? |
SORU:
Sevgili Hocam,
Kızım ilkokul öğrencisi. Okuldan gelince bir düzen içinde yapması gerekenleri yapmıyor. Devamlı ona baskı yapıp ödevini, dersini, sınavını hatırlatıyorum. Bu konuda canım sıkılıyor. Hem ona devamlı söylenmek ve kızmak istemiyorum hem de durumuna için için kızıyorum. Sonra sıkışıyor. Biz de ne yapacağımızı şaşırdık. 8 yaşında bir çocuk kendisi ders çalışma saatini, yemeğini veya diğer sorumluluklarını bilebilir mi? Bilirse neden yapmıyor?
Odasında sessiz çalışmasının ona daha faydalı olduğunu söylüyorum. Dinlemiyor. Ona kalsa sadece televizyon seyredecek ve canı ne zaman isterse yatacak. Ama sabah çok erken kalkıyor. O yüzden iyi uyusun, erken yatsın istiyorum. Mesela hafta sonu ne isterse yapsın. Ama okul düzen demek; yoksa nasıl olacak, anlamadım. Ben nereye kadar izin vermeli nerede durmalıyım? Fikrinizi istiyorum.
Sevgiler,
CEVAP:
“Kızım okumazsa kızıma ne olur?” diye sor ve çıkan maddeleri kendi korkun olarak teker teker çalış.
İkinci soru olarak, “Kızım okumazsa bana ne olur?” diye sor ve çıkan maddeler senin çalışma konun olacak. O çıkan maddeleri tek tek çalışıp dönüştürdükçe çocuk kendiliğinden, kendisi için en güzel şekilde çalışıp kendisi için en doğru saatte yatacaktır.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
26 Ekim 2009 |
|
Konu: |
Lisan bilmemek eksiklik midir? |
SORU:
Sevgili Hocam,
Yaklaşık 10 gün sonra eşimle arkadaşlarımızın yanına yurt dışına gideceğiz. Ben çat pat İngilizce biliyorum. Ama eşim ve arkadaşları gayet iyi konuşuyorlar. Ben onlardan utanıyorum ve içim sıkılıyor. Bu ne korkusu? Dil bilmek ve bilmemek konusunda görüşlerinizi alabilir miyim?
“Kimsenin okuması gerekmiyor. İş için beş dil de bilse önemli değil,” diyorsunuz. Mesela benim mesleğimde de İngilizce aranıyor. Ben bu yüzden kendimi yetersiz buluyorum. Ama diğer konularda tamamım. Kendime çok inanıyorum. İlla işveren İngilizce isterse ben ne yapayım? Artık kurs kurs dolaşmak istemiyorum. Bu konuyu anlatır mısınız? Ben şimdi ne yapayım?
CEVAP:
Lisan bilmeyen halinle kendini nasıl hissettiğini bul. O bulduğun korkularını dönüştürdükçe lisan bilmediğini sen fark etmez olacaksın ve karşındakiler bile fark etmeyecek. İş yerinde de lisan eksikliğin fark edilmeden diğer özelliklerin kendiliğinden öne çıkacak. Ancak sen bu korkuları dönüştürdükçe bunlar olacak.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 19 Nisan 2010
Konu: Eğitim / İş
SORU:
Merhaba Nil Hocam,
İş bulma konusunda uzun bir süredir çalışıyorum. Kendimde tespit ettiğim birçok konuyu bulup çalıştım, ancak bir konuyu çözemiyorum. Yeteri kadar İngilizce bilmediğimi düşünüyorum. Bu yüzden istediğim işlere kabul edilemeyeceğimi düşünüyorum. İngilizce ile ilgili konuyu çözmek üzere ne zaman çalışmaya girsem bir sonuca ulaşamıyorum. Çalışmaları rahat yapıyorum, ilk defa bu kadar takılıp kaldım. Bu konuda nasıl bir yol izlememi tavsiye edersiniz?
Teşekkür ederim.
CEVAP:
İngilizce bilmemenin haricinde olumlu olan hangi özeliklerin var? Bu özelliklerini listele. Bir iş yeri seni neden alsın? Sen bir iş yerine ne fayda verirsin? Bunları doğru tespit ettiğinde doğru yerde doğru zamanda işe girersin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk

Nil Avunduk bu seminerinde;
AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.
devamı için tıklayınızdetay için lütfen “Seminer Programı” sayfasına bakınız.
devamı için tıklayınızBu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.
İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk