Tarih: 13 Ekim 2008
Konu: Hipnoz nedir? İşe yarar mı?

SORU:

Merhaba,
Hipnozla ilgili yazınız var mı? Bu konuyla ilgili bir şey söylemeniz mümkün mü?  Sadece “Olumsuz enerjidir, uzak durun,” deniyor. Oysa sigara, kilo, alkol gibi kötü alışkanlıklardan kurtulabileceğiniz de söyleniyor.

“Ben sevgiyim, bütün çareler içimde,” demeye devam ediyorum; ancak bu konuyu da merak ediyorum.

Sevgiler,


CEVAP:

Sizin tarifinizdeki kötü alışkanlıkların hepsinin altında korku enerjileri vardır. Altındaki korkuyu bulmadan ve bitirmeden bir başka insanın size yapacağı tüm sistemler (hipnoz vs.), size o anda o kötü alışkanlığı bıraktırıp alttaki korkular tespit edilmediği ve bitirilmediği için sizi başka bir alışkanlığa itecektir. Bir şeyin yerini başka bir şeyle dolduracaksınız. Bu sebepten, alışkanlığınızın veya bağımlılıklarınızın altındaki korkuları bulup dönüştürmek için tüm çalışmalar size sadece geçici, anlık rahatlama sağlayacaktır. Her bıraktığınız şeyin yerini yine olumsuz başka bir şeyle dolduracaksınız ve yaşantınız, böyle birini bırakıp birini almakla devam edecek.

Benim size öğretebileceğim, olumsuz gördüğünüz her alışkanlığınızın altındaki korku enerjisini bulup o konuya ait üstbeninizin vereceği olumlamaları tekrarlayarak o konuda kendinizin tam ve bütün olduğuna ve aslınızın zaten mükemmel olduğuna inanmanızdır.

Etüd şeklinde yaptığım konulu seminerlerimin kayıtları CD ve mp3 olarak çıktı. Bu seminerlerden Bağımlılık semineri CD’sini dinlemenizi ve oradaki çalışmaları kendiniz için yapmanızı da tavsiye ederim.

İyi çalışmalar,

Yolunuz açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 24 Ekim 2008
Konu: ……….. adlı film ve spiritüel çalışmalar

SORU:

Merhaba,
Birkaç defa seminerlerinize katıldım. İmkanım olsa hiçbirini de kaçırmazdım. Bu konularla ilgili girmiş olduğum ortamların en iyi his bırakanı, açıkçası Park. Lakin geçtiğimiz ay  sizden bağımsız gelişen  ve benim duygumu, düşüncemi yıpratan birkaç konu içimi şüphe ile doldurdu, beni rahatsız etti.

Bunu herkese sorabilirken sizlere sormak istiyorum. …………. adlı  filmi izlemiştim. Tabii ki anlama kapasitem ve kendimce anlamam gerekeni anladım. Fakat daha sonra  işin içeriğini biraz araştırıp baktığımda beni şaşırtan bazı bilgiler öğrendim.

1- ……..  aydınlanma okulunun iç yüzü

2- ………  adlı kadının  röportajını dinledim.

………..   adlı filmde  çıkıp o açıklamaları yapan insanlar, o okulun müritleriymiş.  O kadının da zaten çok dengede  olmadığı aşikar. ……..  adlı ruh ile bağlantı kurabilen tek kişi olarak kendinin olması için patentini almış!!! Tüm bunları neden yaptığını konuşup tartıştığımızda ise PARA olduğuna karar verdik.

…….  adlı kişi ise nefes master’mış. Limitli nefes alırsak şayet hayatımız da böyle sınırlı olurmuş. Aksi halde doğru nefes alıp vermeyi öğrendiğimizde ise tüm hayatımız bile değişebilirmiş. Mucize değişim adı altında  da çalışmaları var. Diyor ki, ancak bu eğitimi alan kişiler bu tekniği öğrenebilir. Kendi başımıza bunu öğrenemezmişiz. Ve diyor ki, hangi sorun olursa olsun, bunu çözmek o kadar kolay ki! Madem öyle, neden  herkese ulaşmıyorlar???  Neden hayatı değiştirmiyorlar? Bir de sürekli altını çizip duruyorlar, “Ben bu tekniği Türkiye’ye getirdim. Ben, ben, ben, …….”

Kişisel gelişim, ruhsal gelişim, arınma, aydınlanma vs.; hepsi bana itici gelmeye başladı. Kendimi kötü hissettirmeye başladı. Sanki zayıf insanların ihtiyaçlarından haberdar insanların bir araya gelip  yapmış oldukları yeni bir sektör gibi.

Benim içimi rahatlatırsanız çok sevinirim.

Sevgilerimle,


 

CEVAP:

…….. filmine ben de büyük ısrarlar üzerine gittim. Çünkü benim anlattığım ve öğrettiğim her şeyin o filmde olduğunu söylediler. Ben de bunun  için gittim.

Filmin yarısına kadar çok büyük bir mücadele ile filmi anlamaya çalıştım. Fakat yarısında, anlamamış olmayı kabul ederek ve anlamayan beni çok severek çıktım. Çıktıktan sonra tekrar dışarıya inanmayı bırakıp içime  inanmayı bir kez daha seçtim.

Bu devir 7 milyar insanın kendini temizleme devri. Bu temizliği yaparken 7 milyar insan bir kişiye ait olan bilgiye veya bir kişiye ait olan bir patente ulaşamaz. O zaman  ben o Allah’a hesap sorarım, “Bana niye patent vermedin?” diye… Hiçbir içsel temizliğin patenti hiç kimsenin elinde olamaz. Ancak bazı kimseler tarafından kendi içlerinden keşfedilmiş yöntemler olabilir. O kişilerin kendilerini de gördüğünüz zaman, o yöntemlerin o kişilere nasıl fayda sağladığını kendi gözlerinizle de görmelisiniz. Karşınızdaki kişileri siz gördüğünüz anda beğeniyorsanız yöntemlerini kullanabilirsiniz. Fakat evren bize, bu içimizi temizleme devrinde en büyük yöntemi yolladı.

Yedi milyar insan kendi içsel temizliğini istediği anda istediği yerde kendi içiyle yapacak. Ve yine içindeki üstbenine adım adım sorular sorarak takıldığı yerden kendisi çıkacak. Değişmek isteyen herkes içsel yolculuğuyla kendisini değiştirecek. Bunun için de bir sistemin veya bir öğretinin bir yerden bir yere ulaşması konusu da ortadan kalkmış olacak. Şu anda hepimiz içimizin uyanış devresindeyiz.

Herkes her yerde kendi içinin uyanışını yaratabilir. Bunun için  bir yere kaydolmak, bir derneğe üye olmak, bir topluluğa katılmak gerekmiyor. İçinin bilişiyle yol almayı bileceksin. Bunu yaparken de karşına çok çeşitli yollar çıkabilir. İçinin almadığı hiçbir şeyi uygulama. Bir başkasının doğru demesi senin doğrun demek değildir. Sadece kendi içinle yol al.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



 

 

Tarih: 4 Mayıs 2009
Konu: ……. isimli öğreti ve Park’taki seminerler  

SORU 1:

Selam,
…………. isimli bir kitap okudum. ……….. isimli bir Hawaii öğretisinden bahsediyordu. Çok etkilendim. ……….  bir psikiyatrist tarafından geliştirilmiş.

Aynalıklar ile çok benzer tarafları vardı. Bu konuyla ilgili bir seminer yapılabilir mi acaba?

Sevgiler,


CEVAP 1:

Nasıl bir seminer istediğini ve bu semineri kimin vermesini istediğini
açıklar mısın?

Nil Avunduk


 

SORU 2:

Kitapta okuduğuma göre bu ……. isimli bu öğreti ile ilgili  seminerler ……… adlı kişi ve öğrencisi, aynı zamanda kitabın yazarı …….. tarafından veriliyor.
……….. kitabın yazarı daha önce ……… tarzı öğretileri savunmuş ama daha sonra bu öğreti sayesinde önceki öğretideki eksikleri ve aslında yanlışları fark etmiş.

Kitap çok ilginç, ismi ……… Kitabı incelerseniz çok ilginç bir öğreti olduğunu fark edeceksiniz. Aynalıklar ile çok benzer. “Dışarıda olanları iyileştirmek istiyorsanız kendinizi iyileştirmeniz gerekmektedir” diyor öğreti. Ben bu öğretiyi tam anlamıyla öğrenmek istiyorum, çünkü kitapta seminerlerin içeriği ile ilgili bilgi vermiyor.

Ama bu iki doktor, başta Amerika olmak üzere dünyanın her yerinde seminer
veriyorlar. Ya da yazarların adını Google’layınca pek çok adres çıkıyor. Bu ………. denen doktorun burada seminer yapmasını çok isterdim.

Sevgiler, umarım hepimize faydası olur…


 

CEVAP 2:

Benim anlamadığım, ama sizin anladığınız ve memnun kaldığınız ve çok doğru olduğuna inandığınız o öğretinin ve o öğretiyi öğreten kişilerin seminerlerini istiyor iseniz, bana yolladığınıza göre, elinizde e-mail’leri var.

Size tavsiyem onlarla direkt görüşmeniz, siz nerede öğrenebileceksiniz size ait olan bir yere onları davet etmenizdir.

İyi çalışmalar,

Yolunuz açık olsun,

Nil Avunduk


 

SORU 3:

Selam,

Türkiye’de seminer yapılan merkezlerden biri olduğunuz için size önerdim. Siz bu kişiyi getirebilirsiniz. Ve burada herkese seminer verir, herkese faydalı olur.

Ben tek başıma Amerika’dan adamı getiremeyeceğime göre herhalde kendim kontak kurup seminerlere katılmayı da akıl edebilirim…

Sevgiler,


CEVAP 3:

Park, Türkiye’de seminer yapılan yerlerden biri değil; çünkü Türkiye’de ve dünyanın her yerinde yüzlerce, belki binlerce, senin bu tarifine uyan seminer alanları var. Bu yüzden haklısın, ama Park seminer yapılan bir alan değil.

Park’ta bir kişinin seminer yapabilmesi için:

- Bu hayattaki yaşadığı bütün olayların hepsiyle anbean yüzleşmiş ve sevgiye dönüştürmüş olması gerekir ki, size faydası olsun.

- Ayrıca bu hayatta dönüştüremediği anlarının ağırlık enerjilerini fark ettiği geçmiş hayatlarında yaşadığı bütün olumsuz olayları sevgiye dönüştürmüş olması gerekir ki, size faydası olsun.

- Bir insanda var olan aşağı yukarı otuz tane korkunun altındaki bütün enerjilerini sevgiye dönüştürmesi gerekir ki, size faydası olsun.

- Sokakta gördüğü, aile içinde yaşadığı, iş hayatı içinde yaşadığı, bütün tarif ettiği olayların aynalıklarını kendinde bulmuş ve bunları neden yaptığının korkularını dönüştürmüş olması gerekir ki, size faydası olsun.

- Bilinçaltındaki bütün olumsuz kayıtlarının hepsini olumluya dönüştürmüş olması gerekir ki, size faydası olsun.

- Ve kendindeki yarattığı bu değişimleri seminerde çıkıp anlatabilmesi ve anlattığı konularının altında kendince hiçbir olumsuz enerjinin kalmamış olması gerekir ki, size faydası olsun.

- Yaşadığı bütün olumsuz olayların altındaki enerjileri bulmuş ve sevgiye dönüştürmüş olması gerekir ki, siz semineri dinleyen kişilere hem duruşuyla hem değişmiş enerjisiyle “Ben yaptım, siz de yapabilirsiniz,” ifadesiyle seminer verebilsin.

Eğer senin izlediğin bir seminerdeki bir hoca bunları yapmadan sadece bilgi aktarımı için yapıyorsa, yani semineri veren kişi bu işi nasıl yaptığını ve karşısındaki insana nasıl yapacağını yönlendiremeyen bir seminer veriyorsa bu seminerin size faydası yok.

Bir hoca, kendi değişimini tam anlamıyla sizin önünüze koyamıyorsa size sadece bilgi yükler. Siz de bu aldığınız bilgilerle kendinizi daha güçlü hisseder ve oradan ayrılırsınız.

Okuduğunuz kitaplarda sizlere öğretilen her şeyi, yazarın kendisinde uygulayıp uygulamadığını incelemeniz lazım. O yazarın hayatı, acaba kitabında yazdığı şekilde mi? Eğer öyleyse size nasıl bir tatbikat şekli öğretiyor ki, kitap bittiğinde siz de onun yaptığını yapabilir hale gelmiş olun? Eğer öyle olmazsa kitap bittiğinde “Anlattıkların çok güzel ama ben şimdi ne yapacağım?” sorusuyla kalakalırsınız.

Fakat Park’taki hocaların yazdığı kendi deneyimlerini anlatan, kendi deneyimlerinin içinden hangi çalışmalarla geçtiklerini ve o çalışmaları nasıl yapabileceğinizi öğreten kitaplar ve benim İçsel Temizlik Çalışması DVD’lerim ve konulu seminer CD’lerim size eğer gerçekten içsel temizlik yapmak istiyorsanız gerçek bir rehberdir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



 

 

Tarih: 05 Ekim 2009
Konu: İnternetteki araştırmanın sonucu…  

SORU:

Sevgili Nil Hanım,

Çalışmalarda zaman zaman kararsız kaldığım için size mail ile ulaşmak istedim. Ben bir buçuk yılı aşkın süredir seminerleri takip ediyorum, 3–4  kere özel çalışmaya da katıldım. En son özel çalışmada hoca, “Sen dönüştürmek istemiyorsun,” dedi (ki kesinlikle doğru idi). Ben de bir süre ara verdim, tatil yaptım ve İstanbul’a geri geldim.

“Çalışmalara yeniden başlayayım,” dedim ama içimde eskiden beri var olan sorular yeniden aklıma düştü. Sanırım öncelikle bu sorulara yanıt bulmam lazım (zaten çalışmaları yoğun bir şekilde yapmamı da bu düşünce ve sorular etkiliyor idi).

Şu ara özel çalışmaları sizin yaptırdığınızı öğrendim, bu nedenle bu konuda sizinle bir özel çalışma yapmak istedim. Ama iki ay sonrasına randevu alabildim. Bu nedenle bu süreyi boş geçirmemek için öncelikle mail ile sizden yanıt almak istedim. Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.

Park’a ilk başladığım zamandan beri gözlem ve düşüncelerim şu şekilde oldu: Tüm söylemler beni çok etkiledi. Tüm hocaların sakin, dingin, güler yüzlü ve sevgi dolu tavrı buranın çok iyi bir yer olduğunu düşündürdü. Bir süre sonra bende, eski kızgınlığım ve gerginliğim azaldı. Artık yaşadığım bir olayda dışarıyı suçlamamaya başladım.

Sonrasında burada duyduğum, öğrendiğim ya da yeni farkına vardığım konuları araştırmaya başladım. Bu araştırmalar sırasında bazen internet başında sabahladığım oldu. Araştırmalarım beni tasavvufa yönlendirdi. Park’ta yeni farkına vardığım konular meğer yıllar önce Tasavvuf’ta benzer bir şekilde dile getirilmiş. Burada öğrendiğim konular hemen hemen tasavvuf ile çok örtüşüyor idi.

Mesela,

İkiliği bırakıp tekliğe varmak…

“Ben size şahdamarınızdan daha yakınım.”

Bugün yaşadıklarının, dün senden çıkan düşünce ve fiillerin karşılığı olduğu…

“Hata yapanda değil, görendedir.”

İnsan için yaptığının karşılığından (!) başka bir şey yoktur” değil! “Yaptığının dışında bir şey yoktur”; sadece yaptığıdır olan!

“Ne ararsan özünde ara, aradığın her şey senin içinde, başına gelen her şey insanın kendi yaptıklarındandır, hatta bunun sebebi binlerce yıl öncesinde olabilir, kötü huylardan arınınca (vehim ve vesvese) Allah”a kavuşacaksın”

gibi.

Bununla birlikte iki temel konu benim aklımı karıştırdı. Birincisi, aylarca süren araştırmama karşın Tasavvuf’ta kişilerin nasıl çalıştıklarını, nasıl arındıklarını, ne gibi bir metot izlediklerini, içlerini nasıl temizledikleri ve kötü huylarından nasıl arındıklarını bulamadım. (Bulsam belki o yolu izleyecektim.)

Bununla birlikte şunu buldum; Allah’ta var olan tüm sıfatlar sende de var, onun sıfatlarını -mesela sen de irade zayıflığı var ise Allah’ın irade sıfatı anlamına gelen “mürit” kelimesini sürekli tekrarlarsan bu senin hücrelerine yavaş yavaş işler ve bir süre sonra iradenin daha güçlendiğini görürsün gibi bir şeyler duydum.

İkincisi ise, tasavvufta yer alan ibadet (namaz, oruç, dua vb.) konular ise sizin öğretinizde yok. Sizin çalışmalarınıza devam edersem dinden mi çıkarım, kötü bir şey mi yapmış olurum acaba diye de bir yandan endişeleniyorum. Bu nedenle Park’a çok gelip gitmeme rağmen henüz pek bir yol kat edemedim.

Çocukluğumda aldığım dini eğitimin etkisi ile olabilir, şöyle bir ikilem içinde kalıyorum. Buradaki öğreti ve hocaların sevgi dolu oluşu beni buraya bağlıyor. Ancak bir yandan acaba burada dinsiz mi olurum diye korkuyorum.

Dini öğretiden farklı olarak bir de önceki hayat konuları var. Tasavvufta‚ “Bugün yaşadığın bir şey, belki binlerce milyonlarca sene  evvel olan bir şeyin neticesidir,” diyor. Yunus Emre de “Ben bu aleme bin türlü gelmişem,” diyor, ama yine de bir önceki hayat-hayatlar açık seçik geçmiyor. Önceki yaşamların var olup olmadığı konusunda da şüpheye düşüyorum.

Yukarıda saydığım tüm konular benim değişmekten korktuğum için ürettiğim mazeretler de olabilir. Ama ben sizin yanıtınızı bekliyor ve önemsiyorum. İlginiz için teşekkürler.

Sevgiyle kalın…


CEVAP:

Çok yoğun araştırmalar yaptığın anlaşılıyor. Bu yaptığın araştırmalar sana iyi geliyorsa ve bunların faydasını görüyorsan, tabii ki zamanının çoğunu araştırmalara verebilirsin. Ben çok sıkışık bir devremde kendi değişimimi büyük bir kararlılıkla başlattığım için bu araştırmaları yapmaya vaktim olmadı. Çok kararlı ve dümdüz yürümeyi tercih ettim ve böyle yol aldım. Araştırmadığım şeyler hakkında tabii ki sana fikir veremem. Önemli olan bu kadar  araştırma yaptıktan sonra, bunun sana faydasının olması.

Ben içsel yolculuğumda hiçbir şeyi hiçbir şeyle mukayese ederek yol almadım. Ben çalıştım, değiştim ve bir önceki değişimimi basamak yaparak onunla adım attım ve sorduğum her sorunun cevabını kendi içimden aldım. Adım adım, değişe değişe olduğum yere geldim. Bunu nasıl yaptığımı da her seminerimde anlatıyorum ve sizleri çalıştırıyorum.

Bütün seminerlerimi DVD aracılığıyla tekrar izleyip seminerlerde yaptırdığım çalışma tekniklerini uygulayarak geçmişinizi affedebilirsiniz. Siz geçmişinizi affettikçe ve sevgiye dönüştürdükçe evren size yeni hediyelerini verir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 19 Nisan 2010

SORU:

Konu: Yoga

Hocam,

Başımıza gelen her şeyin bizim en yüce hayrımıza olduğu inancıyla, Park’ın kapatılmasının sizin sesinizin daha büyük kitlelere erişmesi için yaşadığınızı düşünüyorum. Öğretinizin varlığı, gördüğüm kadarıyla daha çok kulaktan kulağa yayılıyordu. Şimdi incelendikçe, ne olup olmadığı anlaşıldıkça daha çok sahip çıkılıp paylaşılacağına eminim. Bu yüzden geçmiş olsun demiyorum, hayırlısı olsun diyorum.

Aslında ben size Ocak ayından beri bir mesaj yollayıp Ocak tam gün seminerinde başıma gelen ve beni çok etkileyen bir olayı paylaşmak istiyordum, ama nedense içimde bir şey tutuyordu beni… Bugüneymiş demek.

Hocam, olayı belki siz de hatırlarsınız: Ocak ayı tam gün seminerinde katılımcılardan biri size yoga ile ilgili bir soru sormuştu. Siz de çok güzel açıklamıştınız yogayı neden tasvip etmediğinizi. İşte,  ben o kişiyim. Sizinle paylaşmak istediğim olay, aslında bu soruyu sormama sebep olan olaydı, yani o sorunun gerisinde bir hikaye vardı.

O gün benim ilk tam gün seminerimdi. Yataklara uzandıktan sonra, neden orada olduğumu, ne yapacağımı, bu iki günü nasıl geçireceğimi hiç bilemediğimi fark edip kafam karışmıştı. Sizin yönlendirmelerinize rağmen o ilk sabah hiç çalışamayıp sadece şiir yazmış, resimler karalamıştım defterime… Oysa seminere rezervasyon yaptırdığım andan itibaren dört gözle bu olayı beklemiştim, Brüksel’den Cuma akşamı sırf seminer için gelmiş, bu iki günü çok iyi değerlendirmem gerektiğini sürekli kendime hatırlatmıştım.

Dışarıda beni özleyip görmek için can atan ve benim de görmek için can attığım onlarca arkadaş, aile ferdi vs. vardı ve İstanbul’da olup şehri “yaşayamamak” çok yabancı bir histi… Hepsi üst üste bindi ve ben o sabah çok zorlandım. Konsantre olamamanın yaşadığım en hat örneğidir bu benim için. Öğle arasında, biraz yalnız kalıp içimi sakinleştirmek ihtiyacı hissettim ki öğleden sonra en azından faydalanabileyim seminerden… Ve arkada gardırop-duş-WC olarak kullanılan bir odanız var, belki onun bir köşesinde sakinleşebilirim diye düşünüp o sırada odada bulunan Yasemin Hanım’ın da izniyle (çok nazikti eksik olmasın), iki dolap arasındaki minik boşlukta yoganın en temel pozlarından biri olan head-stand’e başladım.

Yasemin Hanım çıkmıştı odadan bu sırada. En fazla beş dakika kalırım bu baş aşağı durulan pozisyonda ve çok etkilidir sakinleşmek için, uzun bir doğa yürüyüşüne eş bir etki yapar sakinleşmek için. İşte ben o pozisyondayken genç bir bayan girdi odaya. Aslında baş aşağı duvara dayalı olduğumdan fark etmedi önce beni, sonra birden fark edip küçük bir çığlık attı. “Ay, ne yapıyorsunuz siz orada!” diye. Fısıltıyla “Korkmayın, yoga yapıyorum,” dedim… Genç Hanım, “Burada yoga yapamazsınız!” dedi; Yasemin Hanım’ınkine tam ters bir tavırla.

Anlayamadım, sonuçta kimseye bir zararım yok, izin almıştım ve “Neden?” diye sordum. “Çünkü burası yoga yeri değil!” oldu cevabı. Benim 8 ve 12 yaşlarındaki iki çocuğum dahi ikna olmazlar  böyle “sebeplerle”, esas nedeni anlamak isterler… Ben de “Siz hoca mısınız?” dedim. “Evet” dedi. Bunun üzerine o köşeyi kullanmak için izin aldığımı  söyledim. “Kimden izin aldınız?” dedi. “Yasemin Hoca’dan” dediğim sırada, web-sitenizdeki resimlerden gördüğüm kadarıyla Nihan Hanım olduğunu düşündüğüm diğer hoca girdi devreye. O da aynı şekilde “Burada yoga yapamazsınız,” dedi, “Burası yoga yeri değil. Tasvip etmiyoruz, biz burada içinizi temizlemenizi öğretiyoruz,” dedi.

Anlatmaya çalıştım ki benim de burada olma sebebim içimi temizleme, yoksa dünyanın bir ucundan şu köşede beş dakika yoga yapmaya gelmedim, ama tüm sabah konsantre olamadım, sakinleşmeye çalışıyorum ki öğleden sonra en azından faydalanabileyim. Hoca bana “Sizin sakinleşmenizi istemiyoruz, o halinizle temizlenmenizi öğretiyoruz,” dedi hatırladığım kadarıyla. Ben de “Nil Hoca demiyor mu ‘Derin bir nefes alın.’ diye çalışmaya başlamadan önce, işte, bu da bir tür derin nefes alma yolu benim için,” dedim.

Benim bildiğim yoga, sırf fiziksel aktiviteden öte, beynin içinde uçuşan düşünce kelebeklerini susturup altında yatan  “üstben”e  ulaşmak için fiziksel aktiviteyi kullanan bir öğretidir. Bu sebeple ben yogayı içsel temizliğe köstek değil, bilakis yardımcı bir unsur olarak kullanıyordum (kaldı ki dini bütün bir Müslüman olup o sırada namaz da kılıyor olabilirdim). Hocanın benimle paylaştığı yoganın kötülükleri, uyuşturması, güneşe tapmaları vs. gibi bugüne kadar hiç duymadığım şeyler şaşırtıcı oldu bu yüzden. Ben hala anlamaya çalışıp “Siz yapıyor musunuz, nereden biliyorsunuz bunları?” dedim. Hoca yoga yapmıyormuş ama karmaları varmış, oralardan biliyormuş. Bu cevap daha da şaşırtıcıydı, çünkü bir kişinin karması diğerine uygulanabilir mi? Benim böyle bir karmam yok (ilerideki yaşamlarım için şimdi ekiyor olabilirim), hocanın karmasına bakıp ben şimdiyi mi değiştireceğim?

Velhasıl, sakinleşeceğim derken çok daha karmaşık ve enteresan bir durumda buldum kendimi. Nihan Hanım fark etmiş olmalı ki “Sorun şimdi hocaya,” dedi, öğleden sonra seansı için. Ben de bunun üzerine sordum size soruyu. Sizin açıklamanız çok aydınlatıcıydı; ikna oldum. Evet, eğer yoga geçici bir mutluluk hali yaratıyorsa bende, içsel temizlikten de alıkoyabilir. Kabul ettim. Ama iki hocanızın o günkü yaklaşımı içimde bir güvensizlik yarattı. Size veya öğretinize karşı değil asla bu güvensizlik, çünkü faydalarını kendim yaşıyorum, ama bu öğretiden geçip hocalık mertebesine erişmiş iki kişinin böyle bir olayı daha “bilgece ve sevgiyle” halledebileceklerini düşünürdüm, oysa ben o gün çok net güce maruz kaldığımı hissettim.

O günden sonra siz hala gözümde bilgisine, bilgisinin arkasındaki birikimine güvendiğim, başkalarına kılavuzluk eden yerinizdesiniz ama sizinle benim aramdaki diğer her şey -buna fiziksel bir mekan olarak Park ve olumlu olumsuz değişik tecrübeler yaşadığım hocalar da dahil- çoktu. İşte, bu yüzden seminerin ikinci gününe gelmemeyi seçtim. Sistemi biliyordum, teorik olarak öğrenilebilecek her şeyi öğrenmiştim, ama ciddi olarak çalışmadığım, uygulamaya geçemediğim için, seminerlere gelerek kitaplar okumaya, DVD seyretmeye vs. devam ederek sizin de dediğiniz gibi  “-mış” gibi yapıp kendimi oyalıyordum.

Bu olay benim için “çareyi onda bulacağımı sandığım” gücün çöküşü, çarenin sadece kendi özümde olduğunu idrakin başlangıcıydı.  İki hocanıza, bana o gün bunu gösterdikleri için teşekkür ederim. Size de yolunda akamayan bu yaprağa dokunuşunuz için.

Hepimizin yolu açık olsun,


CEVAP:

Yasemin Hoca’ya sizin teklifiniz “Bu odayı kullanabilir miyim?” şeklinde olmuş. Tabii ki her yeri kullanabilirsiniz. Ve kullanmayı tarif ettiğiniz oda bir giyim odası ve lavaboların olduğu odadır. Dolayısıyla orada belki üzerinizi değiştirecektiniz, belki de orada tek başınıza kalmak isteyecektiniz. Bu isteğinizden Yasemin Hoca ancak bunları anlayabilir. Siz ona “Başımın üstünde durup yoga yapacağım. Ben içeride çalışamadığım için kendimi baş aşağı durarak yogayla rahatlatarak çalışmak istiyorum,” deseydiniz Yasemin Hoca yedi yıllık kendi eğitimine dayanarak size zaten tepki verdiğiniz ikinci hocanın cevabıyla aynı cevabı verecekti. O sırada içeri giren genç hocanın da sizi baş aşağı görüp çığlık atması da çok normal çünkü o da altı yıllık içsel temizliği müddetince benim öğrettiğim çalışmaların içinde hiç baş aşağı durarak:

- İş yerindeki patronlarını ve iş arkadaşlarını affettiğini,

- Kayınvalidesini affettiğini,

- Annesini, babasını affettiğini,

-       Geçmişte erkek arkadaşlarıyla tüm yaşadıklarını sevgiye dönüştürdüğünü,

- Aile içindeki bütün herkesle olan ilişkisini tam anlamıyla sevgiye dönüştürdüğünü,

-       Çocuklarını ve eşini olduğu gibi kabul edip her haliyle sevebilmeyi

öğrenen kimseyi görmediği için ve kendi de böyle öğrenmediği için bu tepkiyi verdi.

Siz de bu noktadan sonra “Ben bütün kullandığım bu sistemleri ve yogayı kullanarak hayatımda neleri iyileştirdim? Sağlığım, mutluluğum, huzurum ve bolluğum hangi noktada? Sabah ne kadar gülümseyerek uyanıyorum, bütün günü ne kadar gülümseyerek geçiriyorum? Akşam yatağıma giderken evimin içindeki bütün insanlara ne kadar gülümseyerek bakıyorum?” diye kendinize sorun. Eğer yoga ve sizi baş aşağı tutan bu sistem size bugüne kadar tüm bunları verdiyse tabii ki bunları yapmaya devam edebilirsiniz.

Belki bu nokta sizin bugüne kadar kullandığınız bütün spiritüel çalışmaları kendi içinizde sorgulama noktası olabilir. Ve bu noktadan itibaren de kendi içsel temizliğinizde sadece bir taneyi ve neyi kullanmak istediğinize karar vereceksiniz. Birkaç tanesine ihtiyacınızın olduğunu zannetmeyi bırakın, çünkü hangi yolu seçerseniz seçin, bir tanesi sizin için yetmeli. Zaten bir çalışmanın doğruluğu onun tek başına yetmesiyle belli olmalıdır. Birçok çalışmanın birbirini tamamlaması gerekmez. Zaten bu ihtiyaç da çoğu zaman yaptığınız ve doğru zannettiğiniz çalışmaların işe yaramamasından dolayı takviye ihtiyacınızdan çıkıyor.

Benim kendi içsel temizliğimde izlediğim tek sistem, yaşadığım bütün ortamlarda aynalıklarımı bulup bu aynalıklarımı yaşadığım geçmişimdeki bütün günlerimi dönüştürmekti. Ben bunları yaptıkça aynalarım davranışlarını değiştirmişti. Bu aynalıklarımı yapmamdaki sebepleri yaratan korkularımı buldum ve korkularımı sevgiye dönüştürdüm. Çocukluğumdan bugüne kadar yaşadığım bütün olayların içindeki korkularımı dönüştürdüm. Bilinçaltımdaki olumsuz kayıtlarımı bulup onları olumluya dönüştürdüm.

Sana tavsiye ettiğim bu süreç, şu anda senin için uzun ve zorlu bir süreç gibi gözükebilir. O yüzden de seni oyalayacak birçok başka duruşlar ve çalışmalar seçebilirsin. Ama seni yine oyalayacaktır. Benim tavsiyem, seni gerçek içsel temizliğine götürecek “Zihnimin sesini susturarak üstbenime ulaşacağım,” zannedişini de bırakman. Çünkü zihin susturarak hiçbir yere ulaşılmaz. Hiçbir çalışmamda zihin susturmayı öğretmedim. Ben zihnimi duymalıyım ki onun söylediklerini keşfedip onun korkularını dönüştürebileyim; o zaman zihnim susacaktır. Yaptığın çalışmada gayen zihnini susturmak değil. Zihninin bütün bağırmalarına kulak vereceksin, onları ortaya çıkarıp sevgiye dönüştüreceksin.

Katılmış olduğun o büyük seminerde bağıran zihnini susturmak yerine bağırtısının ne olduğunu duysaydın ve orada “Benim bugün burada hangi günlerimi sevgiye dönüştürmem gerekiyor?” diye bir soru sorup çalışmaya girseydin iki günlük o büyük seminere tam performansla başlayıp bitirecektin. Aynı zamanda o çalışmada kendi evine döndüğün zaman da nasıl çalışacağını öğrenip şu ana kadar da çok güzel uygulayıp yol alacaktın.

Eğer bir çalışma sana zihnini susturmayı öğretirse var olan bir enerjiyi bastırmak anlamındadır. O vardır ve basılıdır ve bir yerde bastırdığın bir enerji başka bir olayda veya bedeninde bir hastalık olarak ortaya çıkar. Eğer şu anda bedeninde herhangi bir hastalık varsa dikkatini ona da çekmek isterim. Bu hastalık bedeninde bastırdığın ve dışarı çıkmak isteyen enerjilerin bir göstergesi olabilir.


 

SORU 2:

Hocam,

Bu aydınlatıcı ve değerli cevabınız için içten teşekkür ediyorum.

Sevgiler,



 

 

Tarih: 03 Mayıs 2010

Konu: Farklı Spiritüel Çalışmalar

SORU:

Merhaba,

Sevmediğim, bana huzur vermeyen bir işte çalışıyorum. Sevdiğim, huzur bulduğum bir iş var ve ben o işi yapamıyorum; sürekli sevdiğim bu iş hakkında işi yapmam ve harekete geçmem için çağrılar alıyorum, bir türlü harekete geçemiyorum. Niye kalıplarımı kırıp çıkamıyorum, niye olduğum yerde sayıyorum? Lütfen bir yol gösterin.

Aile bağımlılıklarım ve iş bağımlılıklarım var sanırım, sizlerin anlattıklarından, öğrettiklerinden anlaya bildiğim kadar; tabii kendime yanlış teşhis de koymuş olabilirim, bilemiyorum. Tam olarak ne yapmalıyım, bana yol gösterin, kendimi çok sıkışmış hissediyorum. Ne oluyor böyle bana, allak bullak bir durumdayım; hangi bağımlılık CD’lerini veya mp3’leri tavsiye edersiniz, nereden başlamalıyım?

Sizlerin seminerlerine birkaç defa katıldım, internetten takip ettim, ara sıra sizlerle çalışmalar yapan bir arkadaşımla görüşmeler yaptık. Ben kendim televizyonda seyrettiğim bir kuantum çalışması yapan, spiritüel danışmanlık yapan bir yere gidip hayatımı yeniden kurmak için adımlar attım, bireysel eğitimler aldım. Niye hala yerimde sayıyorum, nedir bu bitiremediğim, hayatın keyfini yakalamamı engelleyen ve geçemediğim nedir? Allah aşkına biri bana yol göstersin.

Şimdiden teşekkürler,


CEVAP:

Siz bu saydığınız problemlerle televizyonda gördüğünüz kuantum öğreten kişiye gidip bir takım çalışmalar yaptınız. Ve şu anki ifadenizle hiçbir netice alamadığınızı söylüyorsunuz. Bu netice alamayışınızı neden onlara da bildirmediniz?

Ve bildirmediğiniz için de onlara giden herkesin netice aldığını zannetmesini sağlıyorsunuz. Böylece başka netice alamayacak olan insanlara da kapı açmış oluyorsunuz.

Benim yaptırdığım çalışmalara birkaç kere katıldığınız halde, neden başka bir yol aradınız? İçinizden bunun cevabını bulmanızı tavsiye ederim. Çünkü sizi başka arayışlara iten, içinizde bulacağınız bu cevapta yatıyor. Benim size tavsiyem, benim yaptırdığım bu çalışmaları kendinize bu hayatınızda bulacağınız ve kendiniz için keşfedebileceğiniz tek armağan olarak görmeniz ve çalışmalara başından itibaren bu gözle bakmanız. Çünkü çalışmanın bir eksiği yok ve başka bir çalışmayla da tamamlanması mümkün değil ve başka bir çalışmanın bunun yerini alması mümkün değil. Sadece, bu çalışmaya başlamak kendinizle yüzleşmeyi gerektirdiği için ağır gelebilir. Benim tavsiyem, çok kararlı olup çalışmanın ne olduğunu ve hayatınızda pratik olarak nasıl uygulayacağınızı algılamanız. Bunun için de size tavsiye edeceğim çalışma şeklini bir bir takip edin.

Birincisi, Değişim Dönüşüm Salı seminerlerimin olduğu DVD’leri muhakkak izlemeye başlayın. Bunu izlerken o sırada da Aynalar Seminerini birinci çalışma olarak kullanın. Ve o CD’deki semineri izlerken elinizde kalem kağıt olsun ve kendiniz seminer salonunda çalışmayı yapar gibi yapın. Bunu yaparken o iş yerinizi neden sevmediğinizi bulacaksınız. Korkular seminerinde de o Aynalar Seminerinde yaptığınız seminerdeki bulduklarınızın altındaki korkuları bularak devam edin. Ve aynı şekilde Affetme, Bağımlılık, Üstben ve Bilinçaltı Seminerlerinin CD’lerini kullanarak kendinize etüd şeklinde çalışmalarınızı yaptırın.

Belki anlatırken uzun gelmiş olabilir ama çalıştıkça ertesi gün hayatınızdaki küçük küçük değişiklikleri fark edeceksiniz. Bu çalışmalarda en pratik algılayacağınız, bütün tarif ettiğiniz insanların sizin aynanız olduğunu ve size sizi gösterdiğini bulacak olmanız. Aynı hareketleri yaşadığınız hangi günlerde kime, nasıl yaptığınızı bulacaksınız. İşte geçmişinizi temizleyeceğiniz günler o günlerdir.

Özellikle 13 no’lu DVD’de nasıl çalışma yapacağınızı uzun uzun anlatıyorum. Benim size önerim Değişim Dönüşüm Salı Seminerlerini içeren tüm DVD’leri ve Konulu Seminerlerin olduğu tüm CD’leri elinizde bulundurmak ve kendiniz her müsait olduğunuzda evde çalıştırmak.

Ayrıca, sitede çıkan bütün kitapları okumanızı tavsiye ederim. Çünkü her kitabı okudukça kendinizden çok örnekler bulacaksınız. Ve o örnekler de size bir kişinin çalıştıkça hayatının nasıl değiştiğinin göstergesi olacak. Bunları da www.icimdekiyolculuk.com.tr sitemden evinize sipariş vererek alıp çalışmalarınızı yapabilirsiniz. Çalışmalar sırasında takıldığınız yerlerde sorular sorup aldığınız cevaplarla ilerleyebilirsiniz.

İyi çalışmalar,

Yolunuz açık olsun,

Nil Avunduk

Tarih:                        19 Ekim 2010 

SORU:

Sevgili Hocam, 

Bir süredir çevremde içsel temizliğine başlamış ve oldukça yol almış kişilerden şöyle bir bilgi duyuyorum. Artık geçmişinle uğraşmayı bırakma ve anda içinden geçen duyguların bedeninden akıp gitmesine izin verme zamanı. Kabule geç ve akışta ol… Bu bilgiye kendimi teslim ettim. Ancak size danışmak istedim. O duyguyu yaşayıp benden akıp gitmesine izin vermek acaba içsel temizliğin bir aşaması, bir parçası mı? Şimdiden teşekkür ederim. Sevgilerimle…

CEVAP:

Tabii ki böyle şeyleri ve daha birçoklarını zaman içinde duyacaksın. Çünkü sizlerin içsel temizliğiniz için talepleriniz arttıkça bunun karşılığında da birçok yerden cevap gelecektir. Sizin yapacağınız şey bu gelen cevapları veya sistem çeşitlerini zeka süzgecinden geçirmektir. Her yaptığın çalışmadan sonra, hangi sistemi kullandıysan, oturup bir gün içinde dikatli bir şekile zeka süzgecinden geçirerek “Şimdi ben ne yaptım? Bunun faydası benim yaşadığım hangi olayda gözükmeye başladı?” diye başkalarının fayda gördüğünü söylediği cümlelere kanmadan kendinde nasıl fayda gördüğünü ciddi bir şekilde incelemen lazım.  

Bu sorgulamanı benim sistemim için de yapmalısın, başka yeni öğrendiğin sistemler için de yapmalısın. Çünkü başkalarının fayda gördüğünü söylediği sözlere kanarsan aynı kişinin aynı sistemden altı ay sonra zarar gördüğünü görebilirsin. Bu olayın sana zararı ise senin altı ay gibi çok önemli bir zamanını kaybetmendir. Senin gözün kulağın ve beş duyun var. Her duyduğun sisteme veya öğretiye bu beş duyunla baksan zaten doğru olup olmadığını anlarsın. Ama sizler kendinize inancınız olmadığı için bu beş duyunuzla bakmayı hiç düşünemeyip bir kişinin “Ben çok fayda gördüm.” anlatımına inanmayı seçerek kalabalık içinde duygularınızı donduruyor ve kendinize sahte bir huzur veriyorsunuz. Altı boş olduğu için bu hal tabii ki geçici oluyor.

“O duyguyu yaşayıp benden akıp geçmesine izin vermek acaba içsel temizliğin bir aşaması, bir parçası mı?” diye sormuşsun. Cevabım şöyle olacak: İçsel temizliğin hiç bir aşaması ve hiç bir parçası değil.  

Duygunun akıp gitmesi ne demektir? Duygu zaten geçicidir. Esas olan o duyguyu yaratan korkudur. O duygunun akıp geçmesine izin vereceğine “Acaba bu duygu içimdeki hangi korkuyu bana hatırlatmak için belirdi veya içimdeki hangi korku bu duyguyu yarattı? demelisin. Yani tabii ki duygu sen istemesende bir müddet sona akıp gidecek, geriye senin içinde sana kendini göstermeye çalışan korku enerjisi kalmış olacak ve bir daha ki duyguya kadar. Sen yine onun akıp geçmesine izin verirsen yine bir daha ki duyguya kadar. Ta ki artık sana kendini belirtmeye çalışan korku enerjisi seni en dibe vurdurana kadar bu böyle devam edecek.

“Kabule geç ve akışta ol..” demişsin. Sana yaşadığın olayı kabul ettirmeyen içindeki gerçek korku enerjini bulmadan ve onu dönüştürmeden kabule geçersen ancak kabule geçmiş gibi yaparsın ve kabule geçtiğini zannedersin. Bu sana sahte bir huzur vererek kabul ettiğini zannettirir ve bir zaman sonra artık “mış” gibi yapamayacağın sahneler karşına büyüyerek gelince o gün zaten kabul etmiş gibi yaptığını ancak gerçek kabulü hiç yaşamadığını anlarsın.

Şimdi bu gözle baktığın zaman ve kendi yaşadığın deneyimler ile test ettiğinde seçim senin. Kendine doğru ve iyi olanı her an her konuda sen seçeceksin.

  

Sevgilerimle,

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk 

Haberler

NİL AVUNDUK’UN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE YAPTIĞI VE AYNALIK SİSTEMİNİ ANLATTIĞI SEMİNERİ mp3 SESLİ SEMİNER VE VİDEO SEMİNER OLARAK ÇIKTI…

24 Nisan 2012

Nil Avunduk bu seminerinde;

AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.

devamı için tıklayınız

NİL AVUNDUK’UN YENİ DVD’Sİ İÇSEL TEMİZLİK SİSTEMİNİN UYGULAMALI ANLATIMI-5 ÇIKTI…

1 Nisan 2012

Bu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.

devamı için tıklayınız

Siteyi Kullanım Önerisi

19 Ağustos 2010

İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk

devamı için tıklayınız