Tarih:

07 Mayıs 2009

Konu:

Çalışmak nedir? Kıyas ve ifade

SORU:

Sevgili Hocam,

1- “Çalışırsam işe yararım. Çalışmadan para kazanılmaz,” zihinlerimi buldum. Çalışmadan nasıl para kazanılır ve çalışmadan nasıl işe yaranır? Bunları anlatır mısınız?

2- Kendimi herkesle kıyaslıyorum ve mutsuz oluyorum. Kıyas ne demektir?

3- Dilimin ucunda çıkan sivilce bana, dilimin ucuna gelip de söyleyemediklerimi mi yoksa söylediklerimden pişman olup kendime kızdığımı mı gösterir?

Teşekkürler,


CEVAP:
1- Çalışmak diye bir şey yoktur. Bir insan anda sevdiği her ne ise, severek yaptığı her şeyin karşılığını, zaten evrenden ne ekersen onu biçersin kaidesiyle çok güzel bir şekilde alır.

Fakat çalışmada, daha karşılığını vermeden alma zihni vardır. Bir iş yerine başvururken ne vereceğini bilmeden, o günlerinin nasıl geçeceğini bilmeden, bir firmaya, bir işe ne katkı yapacağını bilmeden, ilk konuştuğun şey maaşındır. Orada tam tespit ettiğiniz şey alacağınız maaştır. Ama vereceklerinizi, maaşınızı tespit ettiğiniz sabitlikte tespit edemezsiniz ve etseniz dahi buna uyamayacağınız anlar ve günler olabilir.

Demek ki, çalışmada hep alacaklarınıza konsantre oluyorsunuz. Halbuki “Ben bu işi yaparken sevecek miyim? Her an o ortamda severek mi bulunacağım?” diye bir soru sormuyorsunuz.

Sen kendine bu soruyla başlayacaksın: “Ben bu yapacağım işi seviyor muyum? Eğer çok güzel başka imkanlarım olsaydı yine bunu mu yapardım?” Soruların cevapları, “Evet” ise zaten severek yapıyorsun demektir. Onun adı çalışmak değildir. Ben severek sevdiğim yerde bulunuyorum demektir. Çalışmak sevmediğim ortamda dayanıyorum, sabrediyorum demektir.

2- Kıyas, dışarıda gördüğün, beğendiğin, onayladığın şeylerin sende olmadığını zannetmendir. Aslında dışarıda neyi beğeniyorsan ve takdir ediyorsan incelediğin zaman onların da sende olduğunu, ama dışarı çıkarmadığını fark edeceksin. Bunu şu şekilde çalış: “Bende yok, onda var” dediğin şeylerin altındaki korkularını bul, o korkularını bulup dönüştürdükçe dışarıda görüp beğendiğin her şeyi senin de yapabileceğini göreceksin. Dışarıda görüp beğendiğin her şeyi sende de olduğu için görebiliyorsun. Yaptığın çalışmayla onları ortaya çıkarmış olacaksın. “Ben her halimle tamım,” noktasına geldiğinde biter.

3- Söylediğini ve söylediğini sevgiye dönüştürmediğini gösterir.  Birkaç gün evvel yaşadığın olaylara bakarsan, hangisinden oluştuğunu bulursun. Ve bu olayları bulunca onları sevgiye dönüştür.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

10 Haziran 2009

Konu:

Üstbenle çalışmak

SORU 1:

Merhaba Hocam,

Dün size yazmıştım, çalışmalarımın verimli olduğuna inanmadığım için, yanlış çalıştığımı düşündüğüm için ve sıkıldığım için karar verip verip bir türlü düzgün çalışamadığımı. Üstbenimden dün sabah bir şey istedim: “Haydi, benim korkularımı, gerçekten ne çalışmam gerektiğini iyice bir yüzüme çarparak göster bugün, söyle en hayatımı tıkayanlarını!” dedim.

Dediğimden beri tam bir kabus içerisindeyim. Dün size fark ettiklerimi yazmıştım ama akşama doğru çok kuvvetlendi ve akşamı ağlayarak geçirdim.  Ormanda bisiklete binmeyi çok severim. Biraz rahatlamak için, hem de “Dışarıda başıma neler gelecek bakalım?” diye  bisiklete binmeye çıktım.

Ben yurt dışında yaşıyorum ve yanımdan geçen herkesin sanki beni tenkit edebileceğini ya da yanlış bir şey yaptığım için beni uyaracağını hissederek dolaştım. Normalde çok sevdiğim bisiklet turum da  bir acayipti. Daha sonra istediğim yere de gidemedim. Bir koşu vardı ve bir kadın beni durdurup “Koşucular bitene kadar gidemezsin,” dedi. Geri dönmeye çalışırken de diğer koşucular yolu tıkadı, ortada bisikletimle bayağı bekledim. Beklediğim sırada biri düştü bayıldı ya da bacağını kırdı, ambulanslar geldi, yol iyice tıkandı. Yanlış bir şey yapmaktan korktuğum için orada herkes gidene kadar bekledim. Kendimi bu ülkede ne kadar da çirkin ördek yavrusu gibi hissettiğimi fark ettim.

Akşama doğru iyice dışlanmış ve yalnız hissederek ağlayarak eve geldim. Gece de saatler süren aynı rüyayı gördüm, şu anda kendime gelemiyorum. Sevgilim başka bir kızla birlikte oluyor ve ben onu kaybetme korkusundan kendimde ondan ayrılacak gücü bile bulamıyorum, sürekli ağlıyorum rüyamda, en sonunda “Bunu yapmalıyım,” diyerek ayrılmaya karar veriyorum ondan (sanki bu konuda yaptığım o azıcık çalışmanın gücü o), ama pişman olup “Bana geri dön!” diye yalvarması ümidiyle. Öyle de oluyor gibi ama tam değil. “Bana geri dön ama başkalarıyla da olacağım,” der gibi bir hali var. Karşılıklı saatlerce ağlıyoruz.

Şu anda bu his içerisindeyim hala. Rüyam sanki gerçekten olmuş gibi, kendimi tuhaf hissediyorum. Yine sürekli ağlamak istiyorum, hayatımın her bakımdan boş ve güvensiz olduğunu, kendimi boşlukta ve kayıp  ve amaçsız hissediyorum.

Siz “Üstben bir gün içerisinde aynı korkuyu gösterir,” demiştiniz, ama sanki bana bir sürü korku gösterdi. Bulduğum en  büyük korkular: Dışlanma, aldatılma, tercih edilmeme, değersizlik, sevilmeme. Şu anda yine “Acaba bunlar için nasıl çalışmalıyım?” duygusu içerisindeyim. Çalışmadan zaten bu kabustan çıkamayacağımı biliyorum. Size de ne soracağımı bilmiyorum, o kadar kötü durumdayım, belki biraz yorum yaparsanız ne yapabileceğim hakkında, çok sevinirim. En azından korkularımı doğru fark edebilmiş miyim?

Eskiden tuttuğunu koparan, her şeyin en iyisini yapan, her istediğini yapabileceğine inanan ben gideli çok oluyor. Her geçen gün biraz daha batıyorum sanki…  O kadar ki artık hayallerim bile yok ya da zaten nasıl olacak ki diye kurmuyor olabilirim. O kadar inançsız durumdayım ki…


SORU 2:

Ben bu çalışmaları yapmayı çok istiyorum ama bir şekilde yapamıyorum, yapmaya başlıyorum, içten hissedemediğimde olmuyor diye içten içe sinirleniyorum, o zaman da çalışma enerjisinden zaten çıkıyorum. Hatta sinirlenip üstbenime isyan ettiğim bile oluyor. “Mademki sevgi olmamı istiyorsun, neden her şeyi bu kadar bulmaca gibi yapıyorsun? Ne anlamı var? Açık açık söyle, duyamıyorsam bağır, içimden çığlıklar at, ben de kolayca çalışayım!” diyorum ona. Egom da bir yandan “Ohoo, ne nazlı bir üstben bu, duyacaksın da doğru olacak da çalışacaksın da…” gibi düşüncelerle iyice canımı sıkıyor. Bazen, çok nadir olarak, çok güzel çalıştığım dönüşümleri hissettiğim zamanlar da oluyor; ama onlarda bile, “Acaba tamamen temizledim mi ki bu sahneyi, kendiliğinden mi pembe oldu, ben zorla mı yaptım?” gibi düşünceler içerisindeyim.

Sürekli kararlar veriyorum, “Tamam,” diyorum, “olmasa da çalışacağım, elbet sonunda olacak”, olmayınca sinirleniyorum. Bir ara şimdi yanlış olduğunu bildiğim bir plan yaptım, korkularımın listesini çıkardım, her gün aynı sırayla çalışıp  aynı olumlamaları yapıyordum; ama ne zorlukla, arada saate bakarak en az iki saati doldurmaya çalışıyordum ki kendimi iyi hissedeyim, en azından denemiş olayım. Ama otomatikleşti ve onu da bıraktım.

Şimdi yine bir şey deniyorum hocam. “Üstbeniniz sizi çalıştıracak, plan yapmayın,” dediniz, ben de bu sabah üstbenime dedim ki, “Benim önümü en çok kapatan korkum, enerjim ne? Şöyle bir yüzüme çarp, göreyim. En azından onu çalışayım bir süre, karşılık alayım ki inancım güçlensin. Bir korku bulamadım ama şunları fark ettim ve not aldım:

1- Sürekli bir şeyler kırıyorum; tabak, bardak gibi. Bunun neden olduğunu üstbenime sordum, yine o hızlı gelen otomatik cevap geldi, egodan geldiğine eminim: “Kendin ol” diyor sürekli.

2- Sevgilimin başkasına aşık olmasından çok korkuyorum. Onu yalnız bırakmamak için gitmek istediğim yerlere gitmekten vazgeçiyorum ki benim kontrolümde olsun. Bunun altında birçok şey fark ettim. Onun önceden birlikte olduğu kızlar ikimize göre de özelliksiz, korkum onlardan değil, ama etrafında benden değişik özelliklere sahip kızlar da var şimdi. Benden sıkılmış olabilir, o yeni özellikleri çekici bulup onlara aşık olabilir diye korkuyorum, hatta düşününce fiziksel bir rahatsızlık bile hissedebiliyorum. Bunun için “Ben kendi içimde …….sız tam ve bütünüm,” olumlaması yapıyorum, iyi geliyor.

Bunun altındaki korkularımı şöyle buldum:  Aldatılma, tercih edilmeme, vazgeçilme. Tercih edilmeme diye bir korku olabilir mi?

3- Eve aldığım çiçeklerden birine az su verdim ve kurudu, bugün onu çöpe attım, böyle şeyler olduğunda çok üzülüyorum. Kendime dedim ki: “Bu çiçeği aldın ve su vermekten acizsin, zavallıyı öldürdün!” Kendimi ona karşı suçlu hissettim. Eskiden beri canlı cansız her şeye acıma huyum var, ilkokulda yeni kalem alıp onu beğendiğimde eski kalemime bakıp ağladığım olurdu. Onu kafamda konuşturur acı çekerdim. Bu ne korkum bilmiyorum. Suçlanma gibi geliyor, doğru mu?

4- Yurt dışında yaşıyorum ve bu Avrupalı, benim doğup büyüdüğüm ülkeden daha gelişmiş bir ülkede yaşayan insanların yanımdan geçerken beni tenkit etmesinden ya da yanlış bir şey yapıp onlar tarafından uyarılmaktan ya da onlar tarafından beğenilmemekten korkuyorum. Bunun için aşağılanma korkumu buldum. Sizce doğru mu?


CEVAP:
Senin iki mektubunu da okurken gözümün önüne benim lise yıllarındaki çözmeye çalıştığım havuz problemleri, fizik problemleri, geometri problemleri, kimya problemleri geldi. Hatırlar mısın, onları çözemedikçe hocalar tutardık ve onları çözmeye çalışırdık. “Neden bu kadar karışık ve niçin çözmeliyiz?” diye hiç kendimize sormazdık, çözmedikçe kendimizi geri kalmış, aşağılanmış, sevilmiyor, beğenilmiyor, istenmiyor hissettikçe daha da çözmeye çalışırdık; hiç sorgulamadan sanki bunları çözmekten başka bir görevimiz yokmuş zannederek.

Yani senin anlayacağın, 15 yıla yakın zamanda okuduğumuz okullarda anlamadığımız birçok şeyi anlama mecburiyeti hissederek öğrenmekten de başka çaremiz olmadığını düşünerek o KARMAKARIŞIK bilgileri anlamaya çalışırdık.

Şimdi, böyle eğitimlerden geçmiş bir kişi olarak üstbeninin sana azıcık karışık göstermeye çalıştığı cevapları neden bu kadar kızarak ve onunla güreşerek almaya çalışıyorsun? Sana bu tarifi yapmaktaki gayem, kendi içini temizlemeyi büyük bir külfet olarak gördüğünü, halbuki bu hayata sadece kendi içini temizlemek için geldiğini fark etmeni sağlamak.

Senin de içindeki bütün olumsuz yönlerini, korkularını, öfkelerini ve kızgınlıklarını yani içinde keşfettiğin bütün negatif enerjilerini dönüştürmen gerekiyor.

Bunları yaparken sanki büyük bir külfetmiş gibi yapma, üstbeninle dövüşerek yapma, böyle bir sistemle karşılaştığın için ve bu sistemi kullanmış, hayatlarındaki güzel değişimleri yaratmış hocaların yazdığı kitapları severek ve onların içinden kendine güzel örnekler çıkararak ve de en önemlisi kendini çalıştırmayı severek yap. Şu anda görünürde senin bütün problemin, senin bu çalışmaları severek yapmaman ve her şeye önce şikayet enerjisi ile başlaman.

Bir başka konu da, şu anda yaşadığın memlekete ne düşünürken yerleştiğin, orada ne arayıp da ne bulduğun ve neden oradaki insanları gözünde büyüttüğün, kendini neden kendi gözünde küçülttüğün. Tüm bunları yazıp listeleyerek çalışabilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

18 Haziran 2009

Konu:

Bu dünyada cinselliği güce girmeden, korkmadan, özgürce, sevgiyle yaşamak mümkün mü?

SORU:

Merhaba Nil Hocam,

Benim sorum utançla ilgili. Utanç nedir? Utanç duymak ne demektir? Bu soruyu üstbenime sorduğumda suçlanma ve onaylanmama korkumdan kaynaklanan, “Ben kötüyüm,” inancı cevabını aldım.

Örneğin çocuk bardak kırar.

Anne:  – Kim kırdı bu bardağı?

Çocuk: – Ben kırdım anne…

Anne:  – Bir de utanmadan söylüyorsun; şak bir tokat…

Çocuk tekrar bir bardak kırar.

Anne: – Kim kırdı bu bardağı?

Çocuk: – Ben kırmadım anne…

Anne:  – Bir de utanmadan yalan söylüyorsun; şak bir tokat…

Doğru da söylesem yalan da, utanmalıyım yani…

Bunun dışında “Ben size hiç ahlaken utanç yaşattım mı?” sorusu anne tarafından gelen. Kökeninde evlilik dışı cinselliğin günah olduğu, cezalandıran, yargılayan bir Allah inancı yatıyor. Annemin en büyük takıntısı da namustu. Erkek arkadaşlarım ve ilk eşimle cinsellikle ilgili sorunlar yaşadım, en büyük yalanlarımı da buralarda söylediğimi fark ettim. Sonra da bir güzel rahim ağzı kanseri yaratmışım kendime, neyse ki beş yıl önce kendimi Reiki ile iyileştirdim.

2- Eşimle uzunca bir ilişkiden sonra bir yıl süren bir evlilik yaşadım. O da beni en hassas konum olan cinsellikle kendine bağlamış. Tam bir korku filmi gibiydi. Meğer aileden getirdiğim korkularımı ben daha evvel dönüştürmediğim için bana güm güm gösteren bir görevliymiş. 3 aydır internetten ve İçimdeki Yolculuk kitaplarından sizi takip ediyorum. Reiki ile bu korkularımı dönüştürmeye başladım. O bir yıldaki anılarıma döndüğümde yirmi beşten fazla korku tespit ettim. Üstbenim gözümün önüne getiriyor, bazen ağlıyorum, bazen çok esniyorum, bazen de çok güzel çiçek kokuları geliyor.

Eşimi terk ettikten sonra 2 yıldır kimseyle birlikte olmadım, ihtiyaç da duymadım. Şu anda tek isteğim kendim olmak. İlişki de istemiyorum ama bunu korkularım yüzünden mi istemediğimi henüz bilmiyorum.

Sizin bu çalışmalar sonucunda cinselliği de bir ettiğinizi, aradaki ince çizgiyi geçtiğinizi öğrendim. O ince çizgi nedir Nil Hocam? Bu dünyada cinselliği, güce girmeden, korkmadan, özgürce ve sevgiyle yaşamak mümkün müdür?

Sevgiler,


CEVAP:

Senin bu hayatta seçtiğin evdeki annenin cinsellik üzerine düşünceleri ve seni eğitmek istediği öğretiler, senin içinde var olan enerjiye uygun. Buradan yola çıkarak bir adım geriye gidip “Neden cinselliğin suç olduğunu ve günah olduğunu düşünüyorum ve buna göre de böyle bir aile seçtim?” diye sorarsan bu yaşantının planında kendini görürsün ve hangi zihinleri dönüştürmek üzere bu hayata geldiğini anlarsın.

Çalışma DVD/CD’lerimin karşısına geçerek yapacağın çalışmalarda cinsellikle ilgili olumsuz zihinlerinin hangi hayatlardan ve nasıl geldiğini bulabilirsin. Bunları bulup çalışmalarınla dönüştürdükten sonra bu hayatında yaşadığın cinsellikle ilgili hiçbir sorunu yaşamazsın. Çünkü dışarıda yaşadığın her şey, sendeki zihinlerin ve yaşanmışlık enerjilerinin yansımasıdır. Dışımızı değiştiremeyeceğimize göre önce içini değiştireceksin ve dışın kendiliğinden zaten değişecek.

Gelelim benimle ilgili sorduğun soruya… Ben geldiğim noktada otuz korku ve geçmişime ait bütün zihin kayıtlarımı dönüştürdüğüm için o ince çizgiyi geçtim. Cinselliğin anlamını anlamıyorum ve bilmiyorum, çünkü erkek ve kadın ayrımını bilmiyorum. İki insan ayrımını bilmiyorum. Herhangi bir şeye dokunarak tamam olmayı bilmiyorum. Herhangi bir şeye dokunarak hissetmeyi bilmiyorum. Bu yüzden zaten cinselliği yaşayamam. Ama bu noktaya gelene kadar yaşadığın her şey normal ve doğaldır. Yaşayacağın her şey sana o an bir deneyimdir ve bir şey öğretecektir.

Benim geldiğim bu noktaya sen de gelmiş gibi yani “-mış gibi” yapamazsın ve kimse de yapamaz. Bu yüzden bu deneyimleri yaşadığın anda kendini izle. Neler yaptığını ve niye yaptığını bul. Bu izlemeler seni zaman içinde, kendi içindeki değişime götürecektir.

Gelelim senin soruna… “Bu dünyada cinselliği, güce girmeden, korkmadan, özgürce ve sevgiyle yaşamak mümkün müdür?” Senin için evet, mümkündür. Ancak, geçmiş hayatlarının içinde cinsellikle ilgili yaşadığın bütün olumsuz enerjileri dönüştürdüğün zaman ve onların bu hayata yansıması olan korkularını sevgiye dönüştürdüğün zaman ve yine o hayatlarındaki ve bu hayatlarındaki cinsellikle ilgili bütün olumsuz zihin kayıtlarını sevgiye dönüştürdüğün zaman yaşayabilirsin. Ve zaten bu korkularını dönüştürmeye ve içsel çalışmalarını yapmaya devam ettikçe böyle bir noktaya da geleceksin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

18 Haziran 2009

Konu:

Eskiden çalıştığım bir konunun artık dönüştüğünü nasıl anlarım?

SORU:
Hocam,

Eskiden çalıştığım bir konunun artık dönüştüğünü nasıl anlarım? Dönüşmüşse bu konuya benzer anlatımlarla karşılaşmayacak mıyım?

Örneğin ben astral seyahatin ne olduğu ile ilgili çalışma yapmış ve oradaki hayatlarımı sevgiye dönüştürmüştüm. Ancak dün sohbet ettiğimiz bir arkadaş astral seyahatten bahsetti. Ben bu konuda daha önce çalışma yaptığımı anlattım. İsterse Park’a gidebileceğini söyledim. Benim onunla buluşmam hala kalan bir enerjim olduğunu mu gösterir, yoksa ona bir dokunuş mudur? Buna benzer karşılaştığım durumlarda ayrımı nasıl yaparım?

Teşekkür ederim.


CEVAP:

Senin de fark ettiğin gibi bazen bir dokunuştur bazen sana bir mesajdır.  Bundan sonra astral yaptığını zanneden ve bunun önemli bir şey olduğunu düşünen birçok insan yaşamın içinde zorlanarak karşınıza çıkacak. Siz de bu enerjinin ne olduğunu bilip kendinde dönüştürmüş kişiler olarak onların karşısına çıkabilirsiniz.

Aradaki farkı şöyle anlayabilirsin. Anlattığı konudan rahatsızlık duyarsan, o bir konuyu anlatırken senin kendi içinde bir huzursuzluk yaratırsa bu senin konun ve sana mesaj demektir. Eğer bu konuyu o anlatırken sen de masal dinler gibi dinleyebilirsen senin içinde o enerjiyi tanıyan bir enerji yok demektir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

30 Haziran 2009

Konu:

Geçmişteki yaşanmışlıklarla yüzleşmek

SORU:

İyi geceler,

Dün ve bu gece seyrettiğim iki film beni olumsuz yönde  etkiledi. İç sesim bu filmlerindeki yaşanmışlıklarla bağlantım olduğunu söylüyor ve kendimi daha kötü hissediyorum.

1. film: Medyum bir genç  adam gücüne güç katmak için ruhların diğer tarafa geçmesine engel olan bir büyü yapıyor. Bir medyumluk seansında ruhlar bu büyüyü medyuma karşı kullanarak büyünün yapıldığı  evi ve medyumun ruhunu seneler boyu esir alıyor. Evin içinde öfke, huzursuzluk var.

2. film: İki genç  kız zorla ormana götürülüyor, şiddet uygulanıyor ve tecavüze uğruyorlar ve bir tanesi öldürülüyor.

Bu sahnelerde sanki ben yaşıyormuşum gibi yoğun bir çaresizlik hissettim, kalp atışlarım hızlandı ve sinirlenmeye başladım. Bu sahnelerin sadece bir film oluğunu gerçek olmadığını bir türlü kabul edemiyorum, hatta ikinci filmi sonuna kadar izleyemedim ve odayı terk ettim. Arkadaşlarım veya çevremdeki insanlar da hep bu tarz filmleri  izlememiz için seçiyorlar veya seyretmek istiyorlar. Ben de onlara hayır diyemiyorum; hatta kendi aralarında bu, konu bile oldu. Bugün de aslında bu saatte film izlemek istemiyordum,  ama kendimi ifade edemedim. Bu durum için şu anda ayrıca suçluluk duyuyorum.

Bazı şeyleri içime sormaya korkuyorum,  geçmişte var olan yaşanmışlıkla yüzleşmekten korkuyorum. Filmi izleyenlerden biri de eşimdi, misafirlerimiz vardı, ayrıca benim odayı terk etmem de huzursuzluk yarattı. Şu anda içimde ve dışımda allak bullak duygular içindeyim. Şimdi bunları yazarken içim  biraz rahatladı. İçimdeki ses “Çare senin içinde,” diyor.

Sevgiyle kalın,


CEVAP:

Filmler gerçek değil, ama filmlerin senin üstünde yaptığı  etki senin gerçeğin. Üstben içimizde temizlememiz gereken olumsuz bütün enerjilerin adresini ve yerini vermek için bazen önümüze pıt pıt olaylar, bazen pat pat bazen de güm güm çıkarır ki, bu hayatın amacı olan içimi temizlemeye ulaşayım diye.

Şimdi de üstbenin sana içinde dönüştürmen gereken adresi pıt pıt gösteriyor. Yani basit bir film karesinden anlamanı istiyor. İçinde dönüştürmen gereken enerjilerden bir tanesi geçmiş hayatlarında yaşadığın medyum ve kanallık yaptığın hayatlar, diğeri de tecavüz ettiğin ve tecavüze uğradığın hayatlar.

Ben bunları  söylerken çok kolay söylüyorum, çünkü bunlara ait enerjilerimi bulup dönüştürdüğüm için bende kalmadı. Her ikisini de basit birer kelimeymiş gibi kullanabiliyorum. Ama bunları bulmadan evvel, kelimelerine bile tahammül edemezdim; aynı senin yaptığın gibi. O görüntülerdeki bütün insanlara öfkelenirdim ve hepsini parçalamak gelirdi içimden. Çünkü o sıralar o görüntüler benim içimdeki enerjileri bana hatırlatıyordu. Ben içimdeki enerjileri değiştirdikçe dışarıda yaşanan bu olaylar bende işaret edecek bir yer bulamıyor. Çünkü karşılığı artık bende yok.

Şimdi sen de bu akşam bu seyrettiğin filmlere ve seyrettiren insanlara kızıp “Geçmiş hayatlarımla yüzleşmekten korkuyorum,” diye düşünme; çünkü onlarla yüzleşmiyorsun ama içinde yaşıyorsun. Çünkü böyle pıt pıt gelen ikazların biz anlamazsak ne zaman, nerede pat pat ve güm güm geleceğini bilemeyiz.

Benim tavsiyem, bir an evvel İçsel Temizlik Çalışması DVD’lerimden birini alıp karşısına geçmen ve çalışma yaparak bu enerjileri dönüştürmen.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 30 Kasım 2009

Konu: Geçmişini Sevgiye Dönüştürme ve Güçsüzlük Korkusu

SORU:

Hocam,

Bugün size iki soru soracağım:

1- Yanlış yaptığım yerlerden biri de tespitleri yaptıktan sonra bilinçaltı olumlamalarını o sahne içinde dönüştürmemek sanırım. O sahne içinde dönüştüreceğim değil mi? Korkularda ise olayların esas korkularını bulamadım sanırım henüz diye düşünüyorum; çünkü onları bulduğumda sizde olduğu gibi ne bir titreme ne de başka bir şey hissediyorum içimde. Ben, “Bunların bende var olduğunu biliyorum zaten,” diyorum. Özellikle “güç” için… Ben insanları tüketiyormuşum, özellikle bana duydukları sevgiyi, ilgi/alakayı fırsat bulduğum her an güç olarak kullanıyormuşum.

Baktım, baktım ama ben “güçsüzlük” diye bir korku bulamadım. Böyle bir şey yok benim için. Ben güçsüzlük değil, ama feci şekilde güç duyguları hissediyorum her an. Yaptığım her şeyi güçle yapmışım. Hatta bir keresinde öyle bir cümle çıktı, “Donunuza kadar her şeyi alırım  elinizden,” dedim. Sonra da benim güç saydıklarımı elimden aldılar bir bir… Yaptım mı, yaptım. Hala yapar mıyım? Yapabilirim ama bunu istemiyorum artık. En sonunda güçsüzlük gibi bir korku hissetmediğim için “Benim güçle yaratım iznim bitti. Benim özüm güç değil sevgi. Ben sevgiyle varım. Ben sevgiyle yaratıyorum,” olumlamalarımı “bugünkü hayatımın içinde” yapmaya başladım. Ama şimdi hemen o sahnelere dönüp yapıyorum. Ve ben nasıl baş edeceğim bu güç olayıyla, korku değil ki…

2- Bir de üstbenimden “ritmime göre göstermesini” rica ettiğim halde, bir gün içinde çalışmam gereken pek çok şey fark ediyorum. Esasında bu olaylar birbiriyle bağlantılıdır da ondan mı böyle gösteriyor? Vallahi, harap oluyorum; o sahne, bu sahne derken çoğu zaman hiç bir şey bulamadan çıkıyorum çalışmadan.

İyi ki varsınız hocam, hafif stand-up tadındaki seminerleriniz hakikaten çok hoşmuş.

İyi akşamlar hocam,


CEVAP:

Geçmiş günlerini temizlerken:

Gözünün önüne gelen hatırladığın o sahnenin içine tamamen girip o olayı yaşarken senin o günkü halin nasıl hissediyorsa korkularını öyle bulacaksın. Yani beş yaşında yaşadığın bir olayı çalışırken yaşadığın sahneyi, bugünkü halinle izleyip bugünkü bakış açınla korku bulma, o zaman ezbere çalışmış olursun. Beş yaşındaki sana, o olayın içinde nasıl hissettiğini soracaksın, olaya onun diliyle ve onun gözüyle bakacaksın. O zaman gerçek korkularını bulacaksın ve o olayın içindeki öfkelerini yeminlerini olumsuz kelimelerini bulup iptal edeceksin. O iptal edilen yerler boşaldığı için o yerlere yeni olumlamalarını yerleştireceksin. Böylece olumlamaları ezbere yapmamış olacaksın, değişimi tam yerinden yapacaksın.

Olumlama dediğiniz şey, bir başkasına ait olan cümleleri ezbere tekrarlayarak sizin bilinçaltınıza girmez. Bu doğru bir çalışma şekli de değildir. Hatta bunları bazen başkasının sesiyle de yapıyorsunuz. Olumlama yapmak demek, kendimde bulduğum olumsuz bir kelimeyi veya  düşünce şeklini yerinde bulup onu iptal etmek, o anda aynı yere o olumsuz düşüncenin olumlusunu yerleştirmektir. Yani içimde yüzlerce bulunmamış olumsuz cümle varken bir başkasından duyduğum olumlu cümleleri tekrarlarsam o cümle girecek yer bulamaz.

Aynı sahnelerde korkuları doğru bul, bugüne kadar ismini bile duymadığın değişik bir korkunla da karşılaşabilirsin. O korkunu, korku çalışması şeklinde o sahnedeki kendine muhakkak çalıştır. O zaman değişimin gerçek büyüklüğünü ve önemini göreceksin. Çalışmanı bir kere büyük bir titizlikle bu tarif ettiğim şekilde yap, geçmişte yaşadığın bir olayı tam anlamıyla sevgiye dönüştür, o zaman yaşamındaki güzel değişimleri yaşamaya başlayacaksın.

Güçsüzlük korkusu için söylediklerin ve bakış açın doğru değil. Biz güçsüz kalmamak için güçlü olmaya çalışırız. Yani en güçlü insanda zaten güçsüzlük korkusu vardır. Bu konuda çalışmanı şu şekilde devam ettir. Sana göre bugüne kadar tanıdığın güçsüz gördüğün insanları tarif et, onların yaşamlarına bak ve sen onların durumlarına düşmemek için neler yapıyorsun, onları bul. Bu şekilde de güçsüzlük korkunla yüzleşmiş olursun.

Üstbenden “Ritmime göre getir” sözüne karşılık, üstben sana zaten ritmine göre getiriyor. Demek ki, çalışman gerektiği zamanda ve benim tarif ettiğim gibi ciddi çalışmadığından ritminin gerisinde kalmışsın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 04 Nisan 2010

Konu: İlişkiler / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme

SORU:

Sevgili Nil Hocam,

Benim bir kız arkadaşım var, tanıştığımız günden beri bana yapışmak istiyor. Belli bir gücü var, beni temizleyebileceğini söylüyor, her konuda benimle rekabet ediyor. Bir çubuğu var ona sorular soruyor, ben detoksa gittiğimi söylediğimde çubuğa, “Benim mi bağırsaklarım daha temiz, yoksa arkadaşımınkiler mi?” diye sordu; ben çok öfkelendim. Her konuda benden üstün ve bilgili olmak ama ben de hep hayatında olayım, ona gidiyim geleyim istiyor.

Çalışmalarımı biraz ilerletince onunla ruhsal oyun oynadığımı ve manipüle edildiğimi iyice netleştirdim. İçim öncesinde de öfkeyle bağırıyordu, ama ben yalnızlık korkularım yüzünden onu dinlemiyordum. Üstbenime sordum, “Ben nerde kimleri manipüle ettim, güç kullanarak nerede değersizlik duygumu gizleyerek etrafıma insanları toplamaya çalıştım?” diye. Atlantis geldi.

Size sorum; birincisi, soruyu doğru mu sordum? İkincisi, bunu nasıl dönüştüreceğim, tam bilemiyorum. Değersizlik korkumu çalıştım oradaki kişiyle, bir de yetersizlik korkumu. Ben o hayatı daha önce de görmüştüm. Bitkinliğime “Seni nerede yarattım?” diye sorduğumda o hayattaki ölüm sahnemi gördüm; yanlış bir güç kullanmam yüzünden bir sürü insan ölmüş. O zaman bilinçaltımın “Güç kötüdür!” diye beni bitkinlikle yavaşlattığını hissettim. Bu hayattaki suçluluk duygularımın da oradan geldiğini gördüm. Bu konu bana çok ağır geliyor, neresinden başlayayım, nasıl bitireyim, bilemiyorum. Bununla ilgili özel bir çalışma yapma imkanım olur mu?

Cevabınız için şimdiden teşekkür ediyorum.


CEVAP:

Yaşantındaki olaylardan içine doğru yönlenerek çok doğru tespitler yapmışsın. Ve bu yönlenme seni doğru olarak, başlattığın yere, yani Atlantis’e yöneltmiş. Şimdi yapacağın şey, özellikle suçlanma duygun da olmak üzere diğer bütün korku ve duyguların ilk yaşandığı yer olan zihnindeki Atlantis yaşamını çok sakin ve yavaş yavaş sevgiye dönüştürmek. Bunun için yapacakların, üstbeninin sana Atlantis’te gösterdiği bütün sahneleri, bütün sahnelerdeki kendini çok iyi tespit edip oradaki korkularını doğru bulup zihindeki olumsuz kayıtları o sahnelerde olumluya dönüştürmektir.

Ayrıca, özellikle bu kadar yakın ilişkide olan, senin hayatını kontrol etmeye çalışan kişiyi, aynı sahnelerde senin onu kontrol edip yönettiğin yerler olarak görebilirsin. Sen o sahneleri değiştirdikçe buradaki kız arkadaşının sana davranışları değişecek. Ve en sonunda o kişi senin değişimindeki enerjinden etkilenerek elindeki çubukları bırakıp sana “Sen kendini nasıl değiştirdin?” diye soracak. Sen de ona “Ben dışımdaki çubukla değil, içimdeki üstbenle yol aldım,” diyebileceksin. O da eğer isterse kendi üstbenine giden yolu seni görerek anlayacak.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 15 Mayıs 2010

Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme

SORU:

Merhaba,

Olmasından endişelendiğim bir şeyle ilgili çalışmak istiyorum. Bu olay olursa hissedeceğim korkuları hangi anda çalışmalıyım? Yani o olayı olmuş gibi hayal edip o hayal üzerindeki halime mi çalıştırmam lazım, yoksa şu andaki halime çalıştırmam yeterli mi?

Teşekkürler,


CEVAP:

“Şöyle bir olay olmasından korkuyorum,” diye bir tarifin varsa bu tarifi yaptığın olayı yaşamış olman gerekir. Yaşamadığın bir olayı tarif edemezsin ve yaşamadığın için olmasından korkamazsın. Bu şekilde çalışmanı yönlendir ve şöyle bir soru sor: “……. olmasından korkuyorum durumunu daha evvel ben nerede yaşadım? Böyle bir şeyden korkmayı ben nereden biliyorum?”

Sonra, üstbeninin sana hatırlattığı o olayın içine girip o gün, o olayda yaşadığın tüm korkularını sevgiye dönüştürerek sevgiye dönüştür.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 15 Mayıs 2010

Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Korkular / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme

SORU:

Merhaba Nil Hocam,

Çalışmalarımı çok ciddiye alarak çalışıyorum. Hayatım her anlamda tıkalı olduğu için ve sevgiye geçerek istediğim şeyleri yaratmak için tek çarem benim (amacım “istediğim şeyleri yaratayım yeter” değil, fakat istediklerimde olursa kaymaklı olur). DVD’ler, Konulu CD ve Seminer CD’lerini aldım (eksik olanları da zamanla alıyorum), onlarla devam ediyorum.

Size sormak istediğim birinci soru; ben hala çalışmalarımda pembe göremiyorum fakat pembe ışığı imgeliyorum, ayrıca duygu hissedemiyorum, duygusuz bir çalışma oluyor benimkisi, uygun mu?

İkinci sorum ise, korkular üzerime bastırdı ve hayatın içinde dönüştüremiyorum (önemli olanın anda dönüştürmek olduğunu biliyorum ama yok). Korkularımın çoğu ayakta (özellikle güç ve suçlanma) ve sanki hiç çalışmıyormuş gibi dönüştüremiyorum, çok sıkışmış hissediyorum, nerede olmuyor lütfen bana yardım edebilir misiniz?

İlginiz için teşekkür ederim.

Sevgilerimle,


CEVAP:

Geçmişte yaşadığın bir olay gözünün önüne gelip o olayı dönüştürmek üzere çalışmayı başlattığında duygu hissetmemen mümkün değil. Çünkü o hatırladığın olay senin için olumsuz bir olaydır, yaşanmıştır ve o günlerde zaten olumsuz duygulara sahiptir. Aynı ana gidip o duyguları tekrar harekete geçirip o duygunun hangi korkuya ait olduğunu bulacaksın.

Doğru bir çalışmada doğru korkuyu bulmaman imkansız. Anladığım kadarıyla şu ana kadar çalışmalarını ego hakimiyeti altında -mış gibi yapıyorsun. Ve hatırladığın olayları ego sana yaptırmış gibi gösteriyor ve seni o seviyede tutuyor. Bundan sonra hatırladığın sahnelerde “Ben o gün neler hissetmiştim?” diye sor ve kararlı bir şekilde ne hissettiğini bul ve onları hissetmekten korkma. Bir an hissettiğinde o duygunun hangi korkuya ait olduğunu bulma imkanı bulacaksın. Acılarından korkup kaçmayı bırak. Acılarını bir an hatırlayıp aynı anda da dönüştürme imkanına sahipsin. Geçmişini hatırlamaktan korkma. Geçmişini hatırlamamayı ego yapar ki onlar orada kalsınlar diye.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 14 Haziran 2010

Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme

SORU:

Nil Hanım,

Sıkıştığım ve geçemediğim bir yer var ki, bütün çalışmalarımı engelliyor. Geçmiş sahne temizliklerinde, bir sahneye gittiğimde oradaki korkularımı bulup temizleme yapma sürem içinde orada kalmayı başaramıyorum. Sahne daha en başında kesintiye uğruyor ve sürekli bir girip çıkma haline ve orada kalma mücadelesine dönüşüyor. Yani sahne süresince oradaki ben olma halimi koruyamıyorum. Sadece birkaç saniyelik kısa anlarda oradaki ben kalabiliyorum.

Tam korku dönüştürme çalışması yaptığım sırada o benden çıkıyorum, tabii hisler de gidiyor. Çalışmanın sonu bir türlü gelemiyor. Bir daha deniyorum, tam yakalıyorum, yine kaçırıyorum. Zihnim beni kaçırtıyor, biliyorum. Kendime o an kararlılığımı hatırlatıyorum. “Üstbenim haydi,” diyorum, “yardım et bana.” Yok. Bir sahne çalışması, orada kalabilme mücadelesi haline dönüşüyor. Tam duyguyu yakaladığımda oradaki bana cümleleri hissettirerek hızlı hızlı söylemeye çalışıyorum ki, sahne kesilmeden sevgiye dönüştürebileyim diye. Sahneden kopma da aynı şekilde hızını artırıyor.

Aynı anda, yaşadığım bu anın size bu şekilde tarifini yapmaya başlıyorum, “Olmuyor” diyorum, başka sahneye gidiyorum, başka düşüncelere kayıyorum. Sonunda zaten bir şey yapamaz ve hissedemez bir hale gelip yorgun, kendine kızgın, ümitsiz ve çaresiz, inancını kaybetmiş, elimde bir sürü yarım kalmış, temizlenememiş sahne ile daha mutsuz bir halde kalıyorum. Elimde bir çözüm var, ama ben onu kullanamamış oluyorum.

Bir geçmiş sahnede nasıl sanki filmi izler gibi hiç çıkmadan kalınabilir? Bu takılmayı nasıl geçebilirim? Bu debelenme hallerim sonucunda korkuların bu yolla dönüşeceğine inanmamaya doğru sürükleniyorum ki, böyle bir inanca geçersem işim daha da zorlaşacak. Hatta belki buna inanıyorum. Bana nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Bir diğer sorum da, oldu ki bir sahne çalışmamda oradaki beni tutabildim ve o olabildim, hislerini fark ediyorum, yaşıyorum; ama o hislerin kelime olarak karşılığını bulamıyorum. His çok belirgin; ama o da çok kısa bir an sürüyor, anlamını tarif edemiyorum. Yakın bulduğum sözcükleri ve tarifleri yapıyorum; yok, bir türlü tam karşılığı olan sözcük gelmiyor. Bu da yorucu bir çabaya dönüşüyor ve yine tamamlanamamış bir sahne olarak zihnimde kalıyor.

Annemle yaşadığım bir sahneden örnek vereceğim. İki yıl önce ilk çalıştığım sahnelerdendir ve ben geçtim sanıyordum, sahne pembelenmiş ve annemin yüzü aydınlamıştı (Şu anda hiç böyle gelmiyor!). Dün akşam bu sahne yeniden önüme geldiğinde her şeyin olduğu gibi durduğunu fark ettim.

Öğrenciliğimde bir gün, param bitmiş ve istemek için okuduğum şehirden ailemin yaşadığı şehre gitmiştim. Eve vardığımda annem kapıyı açtı ve bana karşı öyle sevgisiz ve kızgındı ki, ben yoldan gelmiş ve annesi tarafından ne olursa olsun sevgiyle karşılanacağıma dair hiç şüphem yokken birden hiç beklemediğim bir şekilde karşılanmıştım. Sanki bir yabancının evine gitmiştim ve istenmiyordum. Sevilmiyordum.

Oradaki bana istenmeme, sevilmeme, suçlanma çalıştırdım; ama yine de duygularımın tam karşılığı değil sanki. O anda sevilmemenin ve istenmemenin bir anne tarafından gelmesi mi, evim diye bildiğim bir yerde istenmemek mi? Bu korkuları çalışıyorum, kesmiyor. “Bana ne oldu?” diyorum, yoğun bir hayal kırıklığı. “Başka ne hissediyorsun?” Oradaki ben doğru cümleyi ifade etmeye çalışıyor; o muydu, bu muydu derken ortalık iyice karışıyor. Duygumun tam tarifini yapamadığım için, daha doğrusu netleşemediğim o sahneyi temizleyememiş oluyorum. Bu anlattıklarımda ne görüyorsunuz? Kendimi neden tıkıyorum?

Üçüncü sorum: Çalışmış olduğum ve pembeleşmiş, temizledim dediğim neredeyse bütün sahnelerimin dönüşmemiş olduğunu fark ettim, hepsi olduğu gibi duruyor ve yukarıda da sözünü ettiğim gibi, korku dönüştürme çalışmasına inanmama, “Bu şekilde dönüşmüyor.” deme haline geçmek üzereyim. Çalışmalarda hata yapıyorsam nerede yapıyorum? Bende ne görüyorsunuz?

Teşekkürler,


CEVAP:

Annen ile yaşadığın olayı, eğer benimle çalışsaydın sana çalışma sırasında, “Neden eve haber vermeden gittin?” diye sorardım. Yani “Neden sürpriz yapma ihtiyacı hissettin, onlara geleceğini söylemeden karşılarına aniden çıktın?” diye sorup senin çalışmanı istenmeme, dışlanma, sevilmeme gibi yerlere yönlendirmezdim. Haber vermeden gidişinin altındaki sürpriz enerjisini buldurmak isterdim. Oradan da çocukluğundan bu yana sürpriz yapma ihtiyacın olup olmadığını, nerelerde sürpriz yaptığını buldururdum ve oradan da sürpriz enerjisini buldururdum. Doğru çalışma budur. Bunun haricinde yaptığın çalışma yanlıştır. Sen de onu yaptığın için faydasını görmüyorsun, “Korku çalışmalarından da netice almıyorum.” diye ego seni kaçırtıyor ve doğru çalışma yapmıyorsun.

Bir sahne gözünde dağılmadan, bütün duygusuyla kalıp doğru çalışabilmen için de öncelikle bu çalışmaların ne olduğunu tam anlaman gerekiyor. Bir amaç için çalışamazsın, çabuk çabuk çalışamazsın, acele ile dönüştüremezsin, “Şunu çalışayım, şunu dönüştüreyim,” diyemezsin. Sadece, “Yaşamda hayatın diğer sahnelerini yaşarken gördüğüm, fark ettiğim, beni rahatsız eden her şeyi kendi içimde bularak sevgiye dönüştürürüm”ü bilmelisin. Bunu bildiğin anda da bir çalışmaya başladığında sakin, huzurlu çalışma tekniğinin keyfini almış olduğun için gözünden görüntü kaçmaz, duyguların dağılmadan da doğru soruları sorarak kendini doğru çalıştırırsın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 16 Haziran 2010

Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme

SORU:

Bir okuyucunun çalışmalarıyla ilgili sorusuna Nil Avunduk’un verdiği cevap


CEVAP:

Senin hayran olduğun ve olmak istediğin o duruşuma gelebilmek için, çocukluğumdan bugüne kadar olan olumlu ve olumsuz bütün yaşadığım olayları, o olayların içindeki herkesi ve kendimi sahne sahne dönüştürdüm. Bu çalışmayı yaparken her sahnede çok sabırlı ve çok dikkatli davrandım. Ve her bir sahneyi dönüştürdüğümde o gün, onun bendeki farkını ve yaşadığım olaylardaki farkını hem kendim hissettim hem de hissettirdim.

Benim yaptığım bu çalışmalar çok basit ve nettir. Hiçbir bilgiye ihtiyaç yoktur. Bilgi karmaşasına gerek yoktur. Kendini bütün bilgilerden uzaklaştır. Olayları en basit şekilde, ama o olayları yaşarkenki kendi derinliğinde bul. Her olayın altındaki, en derinde saklanmış korkuları ve en derinde saklanmış bilinçaltı kayıtlarını çok dikkatli bulup dönüştür. Ve bunları tam ciddiyette yaptığında, olduğunu ve değiştiğini o an sen hissedeceksin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Haberler

NİL AVUNDUK’UN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE YAPTIĞI VE AYNALIK SİSTEMİNİ ANLATTIĞI SEMİNERİ mp3 SESLİ SEMİNER VE VİDEO SEMİNER OLARAK ÇIKTI…

24 Nisan 2012

Nil Avunduk bu seminerinde;

AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.

devamı için tıklayınız

NİL AVUNDUK’UN YENİ DVD’Sİ İÇSEL TEMİZLİK SİSTEMİNİN UYGULAMALI ANLATIMI-5 ÇIKTI…

1 Nisan 2012

Bu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.

devamı için tıklayınız

Siteyi Kullanım Önerisi

19 Ağustos 2010

İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk

devamı için tıklayınız