| Tarih: | Nisan 2008 |
| Konu: | İçsel temizlik yolculuğu ve istediklerini yapabilme |
SORU:
Merhabalar,
İçsel temizlik ve değişim sürecinde karşılaştığım bir sıkıntıyla ilgili size yazıyorum. Sorum, içsel olarak temizlenirken hayatımızda halihazırda sürdürdüğümüz uğraşları, eskiden keyif aldığımız şeyleri şimdi nasıl konumlandıracağımızla ilgili. Geçmişimizi ve içimizi bir an önce ve hızlıca temizlememiz gerektiğini söylüyorsunuz.
Ben de bu tavsiyenize canıgönülden katılarak tüm vaktimi bu konuya ayırmaya niyet ettim. Çalışıyorum. Bu sırada, hayatımda eskiden keyif aldığımı zannettiğim birçok şeyin altında da (arkadaşlarla buluşma, kitap okuma vs.) kimi korkuların yattığını gördükçe zaten bu tür aktivitelere olan ihtiyacım da azaldı. Ancak yine de zaman zaman canım bir şey yapmak istediğinde (diyelim, bir filme gitmek istediğimde ya da arkadaşlarımla buluşup kah kah, kih kih sohbet etmek istediğimde) kendimi, kendime şunları söyler halde buluyorum: “Henüz içsel temizlik çalışmalarıma devam ediyorum, içim kirli olduğu için Nil Hanım’ın deyimiyle bir saatli bomba gibi etrafta dolaşmamalıyım, bu halimle çok negatif şeyler ekebilirim.” Aslında bu zihin, görünüşte içsel temizliğe niyet etmiş bir kişinin kararı gibi gözükebilir. Tabii ki bu da var. Ama ben bu zihnimde negatif bir şey algılıyorum.
Sanki kendimi engelliyorum ve kendime çalışma konusunda baskı yaparak hayatın normal akışından çıkıyor gibi hissediyorum. Yoksa öyle değil mi? Yaptığım doğru mu? Buradaki dengeyi nasıl kurmam gerekir? Yani bir yandan ruhsal temizliğimize devam edeceğiz, öteki taraftan da var olan bazı zevklerimize, keyiflerimize kendimizi engellemeden, kendimize izin vererek zaman ayıracağız. Ama o zevklerin içinde kirler yok muydu? Eğer öyleyse (ki öyle) içsel temizliğimi bitirmeden kapıdan dışarı bile çıkamamam gerekiyor. Sonuç olarak, kendimi sıkışmış ve kendime baskı yapıyormuş gibi hissediyorum. Bu konuda tavsiyenize ihtiyacım var Nil Hanım.
CEVAP:
Ben kendi içsel yolculuğumu yaptığım günlerde bu yolu nasıl yaşadığımı ve bu yolu nasıl geçtiğimi tekrar inceledim. Benim içsel temizliğe çıkış nedenim, yapmak istediğim ve yaşamak istediğim şeyleri yapamamaktı. Adımlarımı hep başkalarının isteğine göre atıyordum. Yaşantımı başkalarının kaidelerine göre yaratıyordum. Ben çalıştıkça o anki isteklerim her ne ise, onları özgürce yapabilir hale gelmiştim.
Bu yaptıklarım, o an yanlış şeyler dahi olsa ilk defa hayatımda kendi yanlışlarımı yapıyordum. Bir seminerde size “Başkalarının doğrusuyla yaşayacağınıza kendi yanlışlarınızla yaşayın,” demiştim. İşte bu an, öyle bir andı benim için. Her an yaşadığım her olaydaki doğrularım kadar yanlışlarımı da sevdim. Çünkü eskiden yanlışlarımdan nefret ederdim. Ve bu beni her zaman negatife sokardı. Yanlışını sevmeden içsel doğrunu yaratamazsın. Yol senin, adımlar senin. Senin doğrunun bir başkasına göre doğru olması gerekmiyor. Bir başkasının doğrusu senin doğrun olamaz.
Dünyada tek bir insan var, o da sensin. Her an seni mutlu edebilecek, huzur verebilecek her şeyi yapacaksın. Buradaki en önemli çizgi, yaptığın şeyler için dışarıdan asla onay beklemeyeceksin. Çünkü kimse onaylamayacak. Çünkü o sen değilsin. Verdiğin tüm kararlar için sen seni onaylayacaksın ve kararında kararlı kalacaksın.
İçsel yolculukta tek yapmamanı tavsiye ettiğim şey yanını izlemek. Çevrene bakıp kendini düzenlemeye çalışmayacaksın. Seni mutlu eden her şeyi yapacaksın. Mutsuz olduğunda, bir acı hissettiğinde, öfke ve endişeye girdiğinde, için daraldığında oralar senin çalışma konun olacak. Seni eğlendiren ve seni mutlu eden şeyleri yaptığında çalışman gerekmiyor.
Sen çalışmalarını muntazam yaptıkça, sen içinde değiştikçe dışındaki hayat da o görüntü de değişir. Yani dışını değiştirerek içini rahatlatmaya geçme. İki karşılıklı çark gibi düşün. Sen içsel çarkını değiştirdikçe dış hayatı yansıtan çark da birbirine uyacak şekilde kendiliğinden değişir. Dışı değiştirmek, dışsal yaptırımlarla mümkün değil. Sen içini değiştirdikçe dışın kendiliğinden değişecek. Buna izin ver. İsteklerini yapmayarak dışının değişeceğini zannetme. Bu bir içsel değişim değil, içsel baskı, içsel dondurma olur; yok sayma olur ve en önemlisi kendine saygısızlık olur. Kendi oluşumundaki her ana saygı göster ve bu saygıyı dışarıdan asla bekleme. Kendine sabret ve kendinin her halini sev.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 08 Ekim 2008 |
| Konu: | Özür dilemek ve affetmek |
SORU:
Benim sorum özür dilemek ile ilgili. Yaptığımız ve yaşadığımız her şeyi tam olduğu haliyle kabul ettiğimiz ve yaptığımız ve yaşadığımız her şey hayrımıza olduğuna göre özür dilemek gerekli midir?
Özür dilemek nasıl olmalıdır?
Teşekkür ederim.
CEVAP:
Özür dilemek gerekli değil. Yalnız, yaptığın ve yaşadığın her şey için kendini tam anlamıyla affetmen gerekir. Bir kişiden özür dilediğin zaman enerji olarak sevgiye dönüşmüş olmuyor, sadece sen kendini yüzeysel olarak oyalıyorsun. Yaşadığın bir olayda ne yaşadıysan kendinin her halini sevgiyle kabule geçeceksin. Sen kendini affedersen herkes seni affeder. Sen kendini seversen herkes seni sever.
Konulu seminerlerimden Affetme seminerimin kaydının olduğu CD’yi (veya mp3) alırsan affetme konusunu daha iyi kavrayabilirsin. Aynı zamanda sana tavsiyem, bu CD’yi dinleyerek ve orada anlatıldığı gibi uygulayarak affetme çalışmalarını yapman olacak.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 19 Ocak 2009 |
| Konu: | İçsel temizliğe nasıl başlanır? |
SORU:
Merhaba hocam,
Bunca yıl her şeyi güç ile yapmaya ve yaşamaya alışık biri olarak yaşadım. Hayatın doğrularını böyle zannettim. Kabul ediyorum, onlar o zamanki doğrularımdı. Ancak sizin deyiminizle pıt pıt ve pat pat’ları fark etmeden güm güm’lere geldim ve artık içimi temizlemem gerektiğini anladım. Güm güm’leri yaşarken çalışmalarımı en doğru şekilde nasıl yapabilirim?
Sevgiler,
CEVAP:
Merhaba,
Sana en çabuk ve en etkili yöntemi vereceğim. Lütfen uygula.
1- En yakınlarınla ve en kızdığın insanlarla aynalıklarını bul. Yani hepsini birer ayrı kağıdın başına başlık olarak yaz. Örnek: “Ben …..(kişiyi) nasıl tarif ederim?”
Onlar hakkında seni en kızdıran tarifi yaz. Kaç kişiyse hepsine ayrı sayfalar yap. Örnek: Baban için ayrı, annen için ayrı, erkek arkadaşın için ayrı vs.
Bu çalışma için Aynalar seminerimin CD’sini kullan.
Tespit ettiğin tariflerin karşısına, “Ben bunu kime yapıyorum?” diye bul.
Üçüncü adım olarak da “Ben hangi korkularımla bu hareketi yapıyorum?” diye bul. O korkularını sevgiye dönüştürüp bu korkulara karşılık gelen olumlamalarını beşlik sistemde, içine iyice yerleştirene kadar tekrar ettikten sonra sendeki değişimle birlikte o kişilerde de değişim başlar.
2- Affetme çalışmalarını muhakkak en kısa zamanda her kızdığın kişi için uygula.
Bu çalışma için Affetme seminerimin CD’sini kullan.
Bu tarif ettiğim çalışmayı çok kısa zamanda çok inanarak uygularsan hemen netice alacaksın.
18 Mart 2008–10 Mart 2010 tarihleri arasında yaptığım Değişim Dönüşüm seminerlerimin kayıtlarını içeren, her birinde 6 seminer bulunan 16 adet DVD’im ve Konulu Seminerlerimin kayıtlarını içeren, 6 semineri kapsayan CD’lerim bulunuyor. Aynalar, Korkular ve Affetme seminerlerimin CD’lerini alarak da çalışmalarını yapabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 30 Ocak 2009 |
| Konu: | Korkuların tetiklendiği anlar |
SORU:
Merhaba hocam,
Gün içinde sinirlendiğim, üzüldüğüm olayları akşamları dönüştürme çalışması yapıyorum. Ancak beni çok üzen olayları, o günün akşamında dönüştürmekte zorlanıyorum. Özellikle kendimi affedemiyorum. Ancak olayın üzerinden bir süre geçip benim üzerimdeki etkisi azalınca olayı daha rahat dönüştürebiliyorum, affetmemi yapabiliyorum. Fakat bazen bu sinirlendiğim olayları dönüştürmediğim süre içerisinde nezle oluyorum ve bu üzüldüğüm olaydan kaynaklandığını fark ediyorum. Bu durum sıkça başıma geliyor. Böyle olmasını istemiyorum. Çalışmalarımı nasıl yönlendirmemi tavsiye edersiniz?
CEVAP:
İçindeki enerjilerin en güzel dönüşme anları en sert olduğun anlardır. O sert olduğun anda enerji, alıp da fark edesin diye tam tepe noktasına çıkmıştır. Sen onun sakinleşmesini ve aşağıya inmesini beklersen egonun bir oyununa gelip senin önüne başka bir korku ismi ve başka bir sahne çıkarabilir. O sakinleşme devresi iyi bir devre değildir ve egonun eline geçme devresidir. Bu devre, egonun uydurmalarının üreme devresidir.
Ben kendimde en güzel çalışmaları, en öfkeli anlarımda kendimle başbaşa olabileceğim bir yere girerek (tuvalet vs.) derin nefes alıp verip “Şu anda yaşadığım her şeyi tam olduğu haliyle kabul ediyorum,” cümlesinden sonra “PEKİ, ŞİMDİ BANA NE OLDU? PEKİ, ŞİMDİ BANA KARŞIMDAKİ NE YAPMIŞ OLDU?” diye çok kararlı sorular sorarak, hatta nefes alamayacak hale gelene kadar kendime sorular sorarak altındaki korkuyu bulup dışarı çıkarırdım ve o anda yapacağım bir sevgiye dönüştürme çalışması ile (korku dönüştürme çalışması) anında dönüşümümü yapardım. Olumlamalarımı da bütün gün, ben o olana kadar tekrarlardım. Aynı şekilde çalışmanı tavsiye ederim.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 18 Şubat 2009 |
| Konu: | İçsel temizlik neden yapılır? |
SORU:
Merhaba,
Çalışmaları yaptıkça dünyayla bağım koptu gibi hissediyorum. Saf sevgiyi de tam olarak hissedemediğim için neden keyif alacağımı şaşırmış durumdayım. Boşluktayım. Bu normal mi? Ben nasıl yaşayacağım?
Teşekkürler,
CEVAP:
Durumunu çok güzel anlatmışsın. Bu anlattığın duyguları benim de yaşadığım bir zaman vardı. O günlerde kendimi şöyle ikna ettim: Çalışmayarak ve eskiden yaşadığım gibi yaşar halde olmayı göze alamadım; çünkü öyle yaşamak güzel değildi. Bunun tadını almıştım ve biliyordum. Çalışmalarımda kendimi ilerletirsem ne olacağını bilmiyordum. Ama en azından geçmişte yaşadığım kadar öfkeli, kızgın, hasta, mutsuz, depresif yaşamayacaktım; çünkü güzel bir yönde değişiyordum. Bunu fark ettikten sonra kendi içimde büyük bir kararlılıkla ileriye doğru adım attım. Ne olacağını bilmiyordum; ama güzel olacağını hissediyordum. Sana da aynı uygulamayı yapmanı tavsiye ederim.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 05 Mart 2009 |
| Konu: | Geçmiş temizliği |
SORU:
Merhaba,
Ben sizinle Kıbrıs seminerleriniz sırasında tanıştım. Bir buçuk yıldır ara vermeden kitaplardan, internet yayınlarınızdan, gelebildiğimde İstanbul’dan çalışmalara katıldım.
Sorunum, bu süre zarfında üç dört görüntü dışında, “Ben bunu nerede yapmıştım? Ben kendimi nerede güçsüz hissetmiştim?” gibi sorularımda bir görüntü görememem. Bazen hissettiğim, hatırladığım şeyler oluyor; ama bunları ben aklımla mı buluyorum, yoksa üstbenimden mi geliyor, bilemiyorum. Pembe gibi bir şeyler sanki var, sanki yok; bir gün rüyamda gördüğüm o güzel pembe gibi değil.
Kendimde korkuları buluyorum, örneğin istenmeme korkum devamında yetersizlik gibi. Ama, “Ben istenmeme korkumu ilk nerede hissetmiştim?” dediğimde bir görüntü, onu hissettiğim anla ilgili bir şey yok. Bu direnci nasıl kırabilirim?
“Ben kendime inanıyorum. Ben kendime güveniyorum. Ben kendi içsel yolculuğumu yapmak için yeterliyim,” diye çalışıyorum.
Bana ne önerirsiniz, hissederek yapmam sizce yeterli mi? Bana yeterli gelmiyor, ne yapmalıyım? Kendi içsel yolculuğumu yapmayı, kendimi bulmayı, kendimle buluşmayı çok istiyorum. Bilmiyorum tam ifade edebildim mi yaşadığım durumu?
Cevabınız için şimdiden teşekkürler.
Sevgiyle,
CEVAP:
Her gün kendine bir iki saat ayır. Bu ayırdığın zaman içinde telefonlarını kapa, sadece sen kal. Sonra, “Geçen ay yaşadığım hangi olayı sevgiye dönüştürmem gerekiyor?” diye sor. O olayı hatırladığın ve gözünün önüne geldiği anda, o olayın içindeki korkularını, duygularını, öfkelerini bul. O sahnedeki kendine bunların hepsini çalıştır.
Sahne kendiliğinden tamamen dönüşene kadar sabırla içindeki tüm olumsuz duygularını temizle.
Ertesi gün bir ay önceki olaylara git, ertesi gün bir ay daha önceki olaylara git. Böylece geriye gidişi, çalışa çalışa yapmış olursun. Bu çalışmalarda da yakın tarihler olduğu için, “Uyduruyor muyum?” diye kendini oyalaman ortadan kalkmış olur. Bu çalışma şekliyle geriye gide gide ilkokul, anaokuluna kadar varacaksın. Böylece bütün geçmişini sevgiye dönüştürdüğün zaman şimdiki halin güzel bir enerjide olacak ve geçmişini affettiğin için de tamamen özgür olmanı sağlayacaksın.
Konulu seminerlerimin (Aynalar, Korkular, Affetme, Bilinçaltı, Bağımlılık, Üstben) kayıtlarını içeren CD’lerim var. Bunların içinden, Aynalar ve Korkular seminerlerimin CD’lerinden başlayarak sanki seminer salonundaymışsın gibi, orada anlatıldığı şekilde çalışmalarını sürdürebilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 05 Mart 2009 |
| Konu: | İnternetten konulu etüd seminerleri canlı yayını |
SORU:
Sevgili Nil Hanım,
Keşke İstanbul’da olsam her gün gelebilsem. Sizinle de tanışmayı çok istiyorum. Ben İskenderun’da oturuyorum. İskenderun’da bana yardım edecek hocanız var mı?
CEVAP:
18 Mart 2008 tarihinden 10 Mart 2010 tarihine kadar Salı günleri yaptığım Değişim Dönüşüm seminerlerimin kayıtların DVD (aynı zamanda mp3) haline getirdim. Bu DVD’ler 16 tane ve her birinin içinde 6 tane Salı Semineri kaydı var. Bu DVD’lerden alarak seminerlerimi izleyebilirsiniz. Size, çalışmalarımın bütününü anlamanızda yardımcı olacaktır.
Bu seminerlerde içsel temizliğin ne olduğu, geçmişi affetme çalışmalarının nasıl yapıldığı, ilişkiler, para, iş, aile, çocuk, sağlık, eğitim gibi konularda soru-cevap şeklinde gelişen bir anlatım var. İzlemek için 13. DVD’den başlayabilirsiniz.
Değişim Dönüşüm seminerlerinin DVD’lerini izledikten sonra, çalışmalarınızı, konulu çalışma seminerlerimin (Aynalar, Korkular, Affetme, Bağımlılık, Üstben, Bilinçaltı) kayıtlarından oluşan CD’lerle (mp3 hali de mevcut) devam edebilirsiniz. Bu seminerler etüd şeklinde yapılıyor ve siz de kendinizi CD’leri dinlerken oradaki uygulamaları yaparak çalıştırabilirsiniz.
Bunlara ek olarak, iki saat süreyle içsel temizlik çalışması yaptırdığım İçsel Temizlik Çalışma DVD/CD’lerimi izleyerek ve çalışarak içsel temizliğinizde ilerleyebilirsiniz.
Bu DVD’leri ve CD’leri internet sitemden (http://www.icimdekiyolculuk.com.tr) alabilirsiniz.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 14 Mart 2009 |
| Konu: | Hayattan kopmak |
SORU:
Merhabalar,
Çalışmalarımda bir noktada sorun yaşamaya başladım. Size bu konuda danışmak istiyordum.
Son zamanlarda çalışmalarım beni dinamiklikten uzaklaştırıyor. Eyleme geçmemeyi ve hayata karşı pasif kalmayı tercih ettiğimi hissediyorum. Bir sorunla karşılaştığım zaman öncelikle oturup çalışma yapıp sonrasında eyleme geçmemeyi tercih ediyorum. Bunun da sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Hayatımı sadece içsel çalışmalarımla değiştireceğim fikri beni pasifleştiriyor ve eyleme geçmekten alıkoyuyor. Tavsiyelerinizi bekliyorum.
Şimdiden teşekkürler,
CEVAP:
Hayatınızı sadece içsel temizlik çalışmalarıyla yaşayın demedim. Çünkü bu doğru bir şey değil. Eğer bu şekilde olsaydı hepimiz birer odaya girer, yerlere bakar otururduk. Ya da her gün antrenman yapıp maça çıkmayan bir takım düşün. Ben böyle söylemedim. Ama sen neden böyle anlamak istedin? Öncelikle bunu sorabilirsin.
Sadece yere bakarak yaşanacağını sen nereden biliyorsun, daha önce böyle hayatlar yaşadın mı? Hindistan, Tibet yaşantıları sana cazip geliyor mu? Önce bunu kendi içinde incele. Eğer böyle yaşantıların varsa benim anlattıklarımı bu şekilde anlayıp içinde bu şekilde mutlu olabilirsin. Ama ben böyle anlatmadım ve böyle yaşamadım.
Hayatın içinde su gibi akarak yaşayacaksın. O sırada canını acıtan, seni üzen, öfkelendiren her olayın senin için hazırlanmış bir deneyim ortamı olduğunu anlayacaksın. Önce olayı kabul edeceksin, senin için olduğu için. Daha sonra da “Hangi korkumun düğmesine basıyor?” veya “Ben bunun aynısını nerede kime yaptım?” diye sorarak dönüştüreceksin. Yani hayatın her anını yüzde elli dışında, yüzde elli içinde yaşayacaksın. Bir zaman sonra temizleyeceğin, içinde dönüştüreceğin şeyler azaldıkça ne istiyorsan onu yaşar hale geleceksin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 14 Mart 2009 |
| Konu: | İçsel temizlik çalışmalarını yapamamak |
SORU:
Merhaba Hocam,
Seminerleri izlerken ve bazen de çalışma yaparken ya telefon geliyor ya evdeki çocuğum gelip beni rahatsız ediyor ya da eşim gereksiz sebeplerle çalışmamı bölüyor. Ve bazen bunlar arka arkaya oluyor. Bundan ne anlamalıyım ve nasıl dönüştürmeliyim?
CEVAP:
Bu, çalışmaları yapmak istemediğini gösterir. Ayrıca çalışmalara tam inanmadığını sadece yaşamın içinde çaresiz kaldığın için bunları yapmaktan başka çaren kalmadığını düşünüyorsun. Halbuki çaresiz değilsin. Sadece tek çare bu. Tek çarenin bu çalışmalar olduğunu anladığın, idrak ettiğin ve kabul ettiğin anda seni etrafta hiç kimse rahatsız etmeyecek. İçinin enerjisi onlara “Gelin ve bu çalışmadan beni kurtarın,” diyor, onlar da gelip bu hareketleri yapıyor.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 14 Mart 2009 |
| Konu: | İçsel temizlikte ritim çalışmalarını yapamamak |
SORU:
Hocam iyi akşamlar,
Üstbenim bana birkaç hafta önce “Ritmini koru” dedi. “Çalışmalarda ritmi nasıl tutturacağım?” dediğimde üstbenim bana trafik ışıkları ile anlattı. Araba kullananlar bilir, yol boşken sabit hızla gidersen yeşil ışık yakaladığında hep aynı renkte gidersin. Kırmızı, yani “Dur” geldi ise biraz hızlanıp yeşile geçer, yine sabit hızla gidersen evine kadar hep yolun açıktır. Hızlanır ya da yavaşlarsan yine kırmızı ışığa yakalanırsın. Hayatın içindeki çalışmalarımızın ritmi de böyle. Bir de siz ritmi bize anlatır mısınız?
Sevgilerimle,
CEVAP:
Ritmi üstben bu kadar güzel anlattıktan sonra üstbenle aranıza girmemeliyim.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 17 Nisan 2009 |
| Konu: | Üstbenle buluşmalar ve içsel temizliğin gideceği yer |
SORU:
Üstbenimi sizin seminerlerinize ilk gelmeye başladıktan sonra duymak için talepte bulundum ve 3–4 ay sonraydı sanırım, sahilde kulağımda bir şarkıyı dinlerken o şarkıyı üstbenimin bana söylediğini hissettim. Gözyaşlarına boğuldum ve kendimi 20 dakika kadar çok garip, uçuyormuş gibi hissettim. O şarkıyı onun söylediğine tam kalbimden emindim. Artık cevaplarını öyle tam kalbimde hissetmiyorum, hep egom konuşuyor. Ona tekrar öyle ulaşmak için ne yapmamı önerirsiniz?
Bir sorum daha var, sizin seminerinize iki sene evvel ikinci gelişimdi. O seminerden sonra bir hafta kadar ben hiçbir korkum olmadan yaşadım. İnanılmaz bir bendi o. İstediğim bendi, özgür bendi. Reddedilme korkusu, terslenme korkusu olan ben, sokakta olur olmadık herkese, bir saniye düşünmeden aklıma gelen soruyu sordum; bana ne diyeceklerini ve sonuçlarını hiç düşünmeden hareket ettim. Sonra birden bitti. Ne oldu hocam? Bu neydi? Üstben bana çalışmam için istediğim beni mi gösterdi?
CEVAP:
Sen içsel çalışmalarını yaptıkça, korku enerjilerini dönüştürüp zihnini temizledikçe üstben fırsat bulduğu anlarda seninle böyle güzel bir enerjisel temasa geçebilir. Bunu takip ettikçe yakalayamazsın.
İkinci sorunun cevabı; üstben sana böyle bir çalışmanın sende yaratabileceği sonucu güzel bir mucize olarak göstermiş. Belki bu senin inancın için ihtiyacındı. Önemli olan mucizeyi senin içsel ritminde nasıl kullandığın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 4 Mayıs 2009 |
| Konu: | İçsel temizliğe nereden başlanır? |
SORU :
O kadar çok korkum olduğunu hissediyorum ki, hangisinden başlayacağımı, nasıl bir yol izleyeceğimi bilemiyorum. Sanki daha düşünürken bile, “Ne yapacağım ben?” deyip durumu öteliyorum. Bu sefer de birikip üstüme geliyor ve daralıyorum. Bir anda ya öfke nöbetine tutuluyorum ya da feci korkup içime kapanıyorum. Kitaplarınızdan bir tanesini okudum, ama gene de nereden ve nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Sanki daha ilk noktada tıkanmış gibiyim.
CEVAP:
Hangi korkularını çalışacağını akılla ve izleyerek bulamazsın. Bu çalışmaları yaparken aklını kullanma alışkanlığını bırakacaksın. Bir gün içinde hangi korkularının, nasıl bir değişim yaşayacağını üstbenin senin önüne getirir ve anda fark edip dönüştürebilirsin. Yeter ki, yaşadığın olayların anda, dilini eski alışkanlıklarınla değil, yeni öğrendiğin şekilde çöz. Bunun için de yaşadığın olayları kendi içinde inceleyeceksin. Eğer bir olay karşısında öfkeleniyorsan, kızıyorsan, sinirleniyorsan önce, “Şu anda yaşadığım her şeyi tam olduğu haliyle kabul ediyorum,” diyeceksin. Sonra, “Bu karşımdaki insan bana ne yaptı? Bunu bana yaparsa bana ne olduğunu zannediyorum?” diye içine doğru sorular sorarak o anki olayın içinde hissettiğin korkularını bulacaksın. O an, korkularını çalışabilirsin ve korkularının olumlamalarını tekrarlayabilirsin.
Bu konuda, Konulu Seminerlerimin kayıtlarından oluşan CD’lerimden faydalanabilirsin. Bu CD’lerden nasıl çalışacağın, çalışmaları uygulamalı olarak nasıl yapabileceğini daha iyi anlayabilirsin. Öncelikle, Aynalar ve Korkular Seminerlerinden başlayarak çalışabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 7 Mayıs 2009 |
| Konu: | Yalnızlık ve yükseklik korkuları, kararsızlık |
SORU 1:
Sevgili Hocam,
Benim yalnızlık korkum ve yükseklik korkum var. Korkular seminerinizde bu korkuların bahsettiğiniz türden korkular olmadığını, ancak özel çalışmalarla kolaylıkla halledilebileceğini söylemiştiniz. Özellikle evde tek başına kalmaya korkuyorum.
Bu konuda yardımcı olabilir misiniz?
CEVAP 1:
Yalnızlık korkusu karmik bir korkudur ve bir kerede bir şekilde dönüştürmeyi bekleyemeyebilirsiniz. Bunu yanlış anlamışsın.
Evde yalnız kalma korkusu bir kerede dönüştürülebilecek bir korku. Onun altında büyük ihtimalle çocukluğunda, evde yalnız kaldığın bir sırada yaşadığın bir olay yatar. Bunu kendinde bulup oradaki korkularını ve duygularını sevgiye dönüştürebilirsin.
Çalışmalarını, seminer kayıtlarımdan oluşan İçsel Temizlik Çalışma DVD/CD’sinin karşısına geçerek yapabilirsin. Bu DVD/CD’lerde iki saat boyunca içsel temizlik ve sevgiye dönüştürme çalışması yaptırdığım seminerlerimin kayıtları var.
Yükseklik korkusu için de aynı şeyi söyleyeceğim, onun dönüşümü çok kolay. O da çocukluğunda yaşadığın bir olayın içindeki duygularda yatıyor. Onu da yine evde İçsel Temizlik Çalışma DVD/CD’sini izlerken yapacağın bir çalışmayla dönüştürebilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Hocam benim bir sorum daha olacak: Karar vermek
Karar vermekte çok zorlanıyorum, seçim yapmakta da. Sabah giyeceğim kıyafetle başlıyor kararsızlık. Gün içinde verdiğim kararları sık sık değiştiriyorum. Otobüste veya bir salonda oturacağım yeri seçerken bile karar veremiyorum. Hangisine karar versem ötekinde aklım kalıyor. Bu konu beni çok yoruyor. Neye çalışmam gerekli?
Teşekkürler,
CEVAP 2:
Çocukluktan bugüne kadar verdiğin kararların yanlış olduğu ile ilgili suçlandığın günleri hatırla. Yani gözlerini kapat, derin bir nefes alıp ver ve yukarıda sana söylediğim cümleyi üstbenine soru olarak söyle. “Nerede, ne zaman hangi kararlarımdan dolayı hem ben hem etraf zor duruma düştü ve beni suçladılar?” diye sorunu sor, kendine o günlerini hatırlat.
O olayların içindeki duygularını ve korkularını kendine çalıştırarak o sahnelerdeki enerjilerini sevgiye dönüştür.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 14 Mayıs 2009 |
| Konu: | “Çalışırken görüntü göremiyorum |
SORU:
Ben geçmiş temizleme çalışması yaparken görüntüyü net göremiyorum ama duygularımı hissediyorum. Bu yeterli olur mu, çalışan herkes net bir şekilde görüyor mu? Sizde nasıl olmuştu, benim göremeyişimin bir anlamı var mı?
Teşekkürler,
CEVAP:
Olayları net görmesen de önemli olan, oradaki duyguların ve duygularının tetiklediği korkuları fark etmen ve o olaylar sırasındaki olumsuz zihin kalıplarını dönüştürmen. Bunun için olayı tam görmen gerekmiyor. Bu şekilde yapmaya devam edebilirsin. Sen çalışmalarını yaptıkça korku enerjilerini dönüştürdükçe görüntüler daha rahat açılır. Bu senin bir hedefin
haline gelmesin, fakat daha rahat, net görüntüleri yakalayabileceğini bil.
Biz geçmişte yaşadığımız bütün olumsuz olayların üstünü örtmeye ve bir daha onları hatırlamamaya çalışırız. Senin şu anda bunları yüzeye çıkarman ve net olarak hatırlaman belli bir çalışma ritminde olacak. Sonradan çok net hepsini hatırlayacaksın, ama önceleri hatırlayamamam senin ümidini kırmasın. Sen çalıştıkça onlar açılacak.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 21 Mayıs 2009 |
| Konu: | İlişkide bağımlılık |
SORU 1:
Sevgili Nil Hocam,
Çalışmasını yaptığım ancak verim alamadığım iki konu var. Bu konuda sizden yardım rica edeceğim.
Birinci konum, eski erkek arkadaşım. Bir ayrı, bir kopuk tam dört sene geçti başladığımız günden beri. Sürekli benden kopan ve bana geri dönen hep oydu. Ben de sakince onun gelmesini bekleyendim, çünkü onu çok seviyorum.
Geçen sene yaşadığımız ayrılığın ardından sizinle ve çalışmalarınızla tanıştım. Bu ayrılığı öncekilere göre daha kolay atlatmama ve kendimi ve korkularımı keşfetmeme sonsuz faydanız oldu. Hatta, “Ben yeni bir ilişkiyi hak ediyorum,” olumlamasını bile telaffuz edebilir oldum. Bu benim için büyük bir aşamaydı.
Çalışmaların ardından başka bir insandan hoşlandım. Ancak bir ilişki başlayacak noktaya gelmedi ve sonra bu yeni kişi hayatımdan uzaklaştı. Ardından yakın zamanda eski erkek arkadaşım internet ortamında yine bana ulaştı. Bana karşı nankörlük ettiğini itiraf etti. Ben şimdiye kadar ona, “Sen bana şöyle yaptın, böyle yaptın…” şeklinde bir konuşma stiliyle davranmadım. Açıkçası başka insanları kendime göre tarif etmenin sizinle tanışmadan önce de mantıksız bir şey olduğunu düşünürdüm. Bir insana “Çok kabasın,” demek bana mantıklı gelmiyordu. Bu sebeple bana söylediği hiçbir söze karşılık vermeden oldu tüm ayrılıklarım.
Şimdi de geçmişte beni üzdüğü anları hatırlıyorum, ancak bunlar için ona tepki vermiyorum. Etrafımdaki herkes ise kişilere “ayar vermek” olarak tabir edilen şeyi uygulamam taraftarı. İnsanların bir daha bana benzer şekilde davranmaması için onları uyarmam mı gerekiyor, yoksa kendimi değiştirmem mi?
Çok bir şey konuşmuyor; ancak sildiği listesine neden beni tekrar eklediğini bilemiyorum. Onunla tekrar birlikte olmayı çok istiyorum. Bu da beni beklenti içine sokuyor. Yaptığım onca çalışma fayda etmemiş gibi hissediyorum. Sanki oturmayan parçalar var. Değersizlik, yetersizlik, yalnızlık, yok olma gibi onunla ilgili tüm korkularımı ve olumlamalarımı çalıştım. Ancak hala onu özlediğimi fark ettim. Bu konuda daha neler yapabilirim? Onunla tekrar sevgili olmayı istemem hatalı bir davranış mı?
İkinci konum ise iş. Beş senedir babamla çalışıyorum. Aynı meslekteniz. Ancak ben onun işleri daha oturmuş olduğundan ve kazancı daha iyi olduğundan onun işlerine yardım ediyorum. Zaten başka çalışanımız da yok. Tüm yük benim üzerimde. Kendi işimle ve mesleğimle ilgili bir şey yapmıyorum. Zaten henüz müşterim yok ve para kazanmıyorum. Aileyle çalıştığım için 24 saat birlikteyiz ve kendime dair hiçbir şey yapmıyormuş gibi hissediyorum. Önerileriniz nelerdir?
Teşekkür ediyorum.
CEVAP 1:
1- İnsanların benzer şekilde davranmaması için senin değişmen lazım. Dışarıda gördüğün ve yaşadığın her şey senin içindeki enerjilerden oluşur. Senin içindeki enerjiler değiştikçe senin dışındaki olaylar da yeni şekiller alacaktır ve bunlar muhtemelen senin değişimin yönünde güzel olacaktır. Bu yüzden dışındakileri sen değiştirmeyeceksin, içini değiştirerek evrenin senin için dışında değiştireceği şeyleri yaşayıp içinden geçeceksin, yani sen sadece kendini değiştirebilirsin.
Yaşadığın ilişkiye gelirsek, sana mutsuzluk veren, bu şekilde yaşatan bu ilişkiyi neden devam ettirmek istiyorsun, bunu çözebilirsin. Konulu Seminer CD’lerimden Bağımlılık Semineri CD’sini alarak evde çalışabilirsin. O çalışman sırasında “Ben neden ona, ‘Beni ara’ enerjisi yolluyorum? Onun benden kopmamasını sağlamaya neden uğraşıyorum?” diye sorabilirsin. Bir de onunla ilk birlikte olduğun günlerde onun hakkında neler düşünmüştün ve ne hayallerin vardı? Bunları bulup çalışabilirsin.
2- Çocukluğunda hangi anlarda baban gibi olmak istedin ve neden ille erkekler? “Ben erkeksiz olursam kendimi nasıl hissederim?” diye çalışmanı bu yönden ele al.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Özeniniz için teşekkür ederim.
Bana sorduklarınız doğrultusunda şöyle bir çalışma yaptım. Daha önce bir Bağımlılık CD’nizi izlemiştim. Oradan not aldıklarımı da ekledim. Fedakarlıklarım? Yıllarımı verdim, MSN’de saatlerimi verdim. Beni bulabilsin diye işimi, yerimi ve telefonumu değiştirmedim. Kaba sözlerine tepki vermedim.
- Onsuz nasıl hissediyorum?
- Sevgisiz, çirkin, yarım ve boş.
- Bana mutsuzluk veren bu ilişkiyi neden devam ettirmek istiyorum?
- Şimdiye kadar beni seven tek kişi o oldu. Başkasının beni sevmeyeceğini zannediyorum.
- Neden ona, “Beni ara” enerjisi gönderiyorum?
- Çünkü bana dönsün ve beni sevsin istiyorum.
- Neden benden kopmamasını sağlıyorum?
- O giderse başkasının gelmemesinden ve hiç sevilmemekten korkuyorum.
- İlk birlikte olduğum günlerde onun hakkında ne düşünmüştüm?
- Biri beni sevdi. Onunla güzel ve güvendeyim. Beğenildim. Tercih edildim. İstendim. Sevildim. Sonsuza kadar da sevileceğim.
Korkular: Beğenilmeme, sevilmeme, tercih edilmeme, istenmeme, değersizlik, yetersizlik, yok olma, yalnızlık
Olumlamalar:
Ben yalnız ve tek başıma ….siz tam ve bütünüm/ değerliyim/yeterliyim/varım.
Ben her halimle yeterliyim/değerliyim/varım.
Ben kendi içimde tam ve bütünüm.
Ben … benim sevgilim olmadığı halimle değerliyim /yeterliyim.
Beni sevmediği halimle değerliyim /yeterliyim.
Beni tercih etmediği halimle değerliyim /yeterliyim.
Beni beğenmediği halimle değerliyim /yeterliyim.
Beni istemediği halimle değerliyim /yeterliyim.
Bana değer vermediği halimle değerliyim /yeterliyim.
Bir erkek tarafından sevilmediğim halimle değerliyim /yeterliyim.
Ben sevilmeye / sevgili olunmaya / beğenilmeye / tercih edilmeye / değer verilmeye layığım.
Bu korkular ve olumlamaları uzun zaman önce buldum aslında. Çalıştığım zaman kendimi daha iyi hissedip onu daha az özlüyorum ve hayatıma devam edebiliyorum. Ancak yeni bir insanı ya da yeni bir ilişkiyi hayatıma çekemiyorum. Yani hayatımda bir değişiklik yapamıyorum. Sizce atladığım ve eksik olan bir şeyler olabilir mi?
Çok teşekkür ediyorum.
CEVAP 2:
Çalışmalarında geldiğin nokta çok iyi. Eksik olan taraf, bulduğun o olumlamaları kendi bilincine oturtmamış olman. Yani sen şu anda o olumlamalardaki söylediğin kişi daha değilsin. Kendinde bir şeyleri bulmak, çalışmanın yüzde ellisidir, diğer yarısı da onu tam anlamıyla dönüştürmektir. Şu anda yaptığında onu buldun; ama tam anlamıyla dönüştürmedin. Sen o olumlamalardaki yeni sen henüz değilsin. O olumlamaları çok inanarak ve hissederek tekrarlarsan daha farklı bir enerjide olacaksın ve o zaman da yaşamın ona göre gelişecek.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 27 Mayıs 2009 |
| Konu: | Şehir dışındayken içsel temizlik imkanları |
SORU:
Nil Hanım Merhaba,
İstanbul’a geldiğimde içimde çok yoğun duygular vardı, bir arayış vardı, ne olduğunu bilemediğim garip bir heyecan vardı. Sorularımın cevabını arıyordum, zincirleme olaylarla cevaplarımı bulabileceğim insanlarla karşılaşmaya başladım. ………. adlı kişiyle tanıştım, sizin seminerlerinize sık gelen biri ve kitaplar okumaya başladım. Ben de kendini arayıp içini temizlemeye çalışanlardanım, ama bunu beceremiyorum ve sizden çok uzağım, bunu nasıl yapabileceğimi bilmiyorum. Geçmiş yaşamlarıma gidip korkularımı temizleyemiyorum, bana uzaktan da olsa yardım eder misiniz? Sizinle tanışmayı çok istiyorum ve bunu başarıp arınabilmeyi de çok istiyorum.
Sevgiyle,
CEVAP:
Arınmanız için geçmiş hayata gitmeniz mutlaka gerekmiyor. Benim için en önemli arınma çocukluktan bugüne kadar yaşadığınız bütün olayları tam anlamıyla sevgiye dönüştürmenizdir. Bu çalışmayı da yaparken her gün kendinize birkaç saat ayırın. O zaman içinde, çalıştığınız her korku için, “Ben bu korkumu daha evvel nerede yaşamıştım?” sorusu sorarak devam edin ve size üstbeninizin hatırlattığı sahnenin içine girip o sahnedeki kendinize korkularını çalıştırın ve o yaşanan sahne kendiliğinden pembeye dönene kadar içindeki bütün olumsuz enerjileri dönüştürün.
Bu çalışma devresinde seminer kayıtlarımın CD’leri ile seminer salonundaymışsınız gibi evinizde rahatlıkla çalışabilirsiniz. Çocukluktan bugüne kadar yaşadığınız bütün olayların -bunları çalışırken üstbeniniz size hatırlatacaktır- hepsini sevgiye dönüştürdüğünüz zaman, kendi içinizdeki enerjiler değiştikçe, yani içinizdeki öfkeler sevgiyle yer değiştirdikçe bir zaman sonra çok daha rahat çalışabileceksiniz. Kendinize SABIRLA EMEK verin.
Size tavsiyem, Konulu Seminerlerimin CD’lerini alarak çalışmanız. Bu seminerlerin konuları kısaca şöyle:
1- Önce Aynalar semineri ile başlayabilirsiniz. Orada bir tarif yaptığınız, kızdığınız, öfkelendiğiniz kişilerle aynı olduğunuzu; onlarda gördüğünüz huyları, yaptığınız tarifleri nerede, ne zaman, kime yaptığınızı keşfedeceksiniz.
2- Korkular semineri: Sizi üzen, kızdıran, yaşadığınız olumsuz olayların, anların altındaki korkularınızı bulabilirsiniz.
3- Affetme semineri: Geçmişte yaşadığınız her anı sevgiye dönüştürmek ve kızdığınız, öfkelendiğiniz kişilerle yaşadıklarınızı da sevgiye dönüştürerek onları affetme çalışması yapabilirsiniz.
4- Bağımlılık semineri: Onsuz olamam dediğiniz şeyleri, yani nelere ve kimlere nasıl bağımlı olduğunuzu ve bu bağımlılığınızın altındaki korku ve olumsuz düşüncelerinizi bularak sevgiye dönüştürme çalışması yapabilirsiniz.
5- Üstben semineri: Üstbenin ne olduğu, üstbeninize nasıl soru sorulduğu, üstben ile iletişim konusunda çalışabilirsiniz.
6- Bilinçaltı semineri: Çocukluğunuzdan bu yana istediğiniz ama olmamış isteklerinizin altında yatan zihninizdeki olumsuz kayıtlarınızı, bu kayıtların altındaki korkularınızı, bu kayıtlarınızı yarattığınız anları bulup bu anları ve korkuları sevgiye dönüştürerek bilinçaltınızdaki bu olumsuz kayıtları olumlularıyla değiştirebilirsiniz.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 27 Mayıs 2009 |
| Konu: | Karabasan / Suçlanma Korkusu / Aynalar / İş / Para / Aile / İçsel Temizlik Çalışması
“Oyuna girdin, oyundan çıktın” oyunu! |
SORU 1:
İçime yolculukta çok yeniyim. Anda korkularımı fark edip dönüştürmeye çalışıyorum. Sorum şu: Üst üste 2–3 gece uyurken karabasan geldi. Bunu anlatmak zor, doğru kelimeleri bulamıyorum anlatmak için, ama kendimi zorla uykumdan uyandırmazsam beni öldüreceğinden korkuyorum. Kabul edip kendimi uyandırmamaya, onunla mücadele etmeyip sonuna kadar gitmeye karar verdim; ama yapamadım, yine uyandırdım kendimi (aslında o an uyanık haldeyim, bilincim açık, ama sesim çıkmıyor ve üzerimdeki ağırlığıyla hareket edemiyorum). Bunu içime de sordum, birçok cevap geldi ama aklımdan mı, üstbenden mi, ayıramadım. Rehberliğinize ihtiyacım var.
Teşekkür ederim.
CEVAP 1:
İçindeki negatif enerjinin gece yatarken senin üstünde baskı yaptığını hissediyorsun, çünkü seni dingin buluyor ve daha büyük baskı yapıyor. Bundan kurtulmanın tek çaresinin kendi içindeki tüm öfkeleri bitirmek olduğunu anlamış oldun. En kısa zamanda içsel çalışmanda daha çok yol almanı tavsiye ediyorum. Özellikle geçmişte yaşadığın bütün olaylara duyduğun öfkeleri en kısa zamanda içinde sevgiye dönüştür ki, bunları yaşamayasın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Öncelikle ilginize teşekkür ederim. Ben evli ve üç küçük kızı olan biriyim. Siz “En iyi aynalar çocuklarınız ve eşinizdir,” demiştiniz. Özellikle çocuklarla günlük sorunlar yaşıyorum. Henüz küçük oldukları için özellikle beslenmelerine özen göstermeye çalışıyorum ve her gün, her öğünde resmen savaşıyoruz. En küçük kızımla özellikle anlaşamıyorum, ben ak desem o kara diyor ve henüz 2,5 yaşında. Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh, yani ne yaparlarsa yapsınlar karışmayacak mıyım? Yemiyorlarsa ya da sürekli abur cubur yemek istiyorlarsa izin mi vermeliyim? Bu birinci sorum.
“Neden iyi beslenmeleri için uğraşıyorum?” diye içime sorduğumda, “Sağlıklı olmaları için doğru beslenmeliler, doğru beslenmezlerse sağlıkları bozulur ve onları kaybederim,” düşüncesine kadar gittim. Yani kaybetme korkusu… Devamını getiremedim bile. Bunu düşünmek bile beni korkutuyor.
Soru 2: Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh biliyorum, ama 3 ya da 5 yaşındaki bir çocuğu nasıl özgür bırakayım, nasıl davranmalıyım?
Soru 3: Bulduğum kaybetme korkumun olumlaması nasıl olmalı?
Soru 4: Bana bu konuda rehber olabilecek (eş ve küçük çocukla ilgili çalışmalar içeren) bir kitap tavsiye edebilir misiniz?
Soru 5: Eşim gerek ev içi işlerde yardım etmediği gerek yakın çevreden aldığım birtakım eleştirilere karşı beni yalnız bıraktığı, beni korumadığı ve beni o insanlara karşı savunmadığı için kendimi çok kötü hissediyorum. Ne yapmalıyım?
Rehberliğiniz için tekrar teşekkür ederim.
CEVAP 2:
Ailede yaşanan her olay içimizdeki aynalıklar ve korku enerjileri içindir. “Eğer çocuğumu kaybedersem ne olur?” sorusunu sormaya cesaret edebilseydin altından en büyük korkun çıkacaktı; bu da suçlanma korkun. Suçlanma korkunla yüzleşmekten korkma; çünkü bu korkunu dönüştürene kadar dünyanın en iyi annesi de olsan, dünyanın en iyi eşi de olsan yine de suçlanacağın bir küçük olay çıkacaktır. Çünkü içindeki enerji “Ben suçluyum” diyor ve kendini suçluyor, dışından sana gelen herkes de “Sen suçlusun” diyor.
Enerjiler böyle çalışır. Dışarıya hangi enerjiyi verirsen onu geri alırsın. Suçlanma korkusunu, korku dönüştürme çalışması şeklinde her gün bir kere çalışıp devamında da bütün gün, “Ben kendimi onaylıyorum,” beşliğini yaparsan bu enerjiyi dönüştürebilirsin.
Ayrıca çocukluğundan bugüne kadar yaşadığın bütün suçlanma anlarına gidip o günlerde neler hissetmiş olduğunu, duygu ve düşüncelerini bulup o anlardaki kendine suçlanma korkusunu çalıştır ve o sahneleri pembe ışıklarla yıkanıncaya kadar sevgiye dönüştür. Bu çalışma şu anda yaşadığın aile içindeki bütün olayları rahatlatacaktır.
Çocuklarımız belli bir yaşa ve olgunluğa gelene kadar onların ihtiyacı olan her şeyi biz büyükler yapacağız. Yalnız, yaptığımız ve verdiğimiz hizmetin altında korku enerjisi varsa karşımızdaki insanlar bunu algılayıp bize tam karşı tepki vereceklerdir. “Eğer iyi yemek yediremezsem çocuğumun başına bir şey gelir,” düşüncesiyle, enerjisiyle ve korkusuyla çocuğuna yemek yedirirsen o da seni bu şekilde üzecektir. Sen korkularını çalıştıkça o zaten güzel güzel yemek yemeye başlayacaktır.
Çocuklarımızın iyiliği adına, yani “İyi yemek yedireceğim, iyi anne olacağım…” adına yaptığımız her şey, aslında onlara baskı yarattığı için ve zaman zaman onlara sinirlenip onlara hakaret ettiğimiz için onlara en büyük kötülüğü yapmış oluyoruz. Daha ilerideki yaşlarda onlar da bizim bu davranışlarımız sırasında kendilerini nasıl hissetmişlerdi diye içsel temizlik yapacaklar.
Konulu seminerlerimin kayıtlarını içeren Aynalar, Korkular, Affetme, Bilinçaltı, Bağımlılık, Üstben çalışma CD’lerimi dinleyerek ve orada anlattığım çalışma şeklini uygulayarak içindeki enerjileri sevgiye dönüştürme ve içsel temizlik çalışmalarını yapabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 3:
Yazdıklarınız doğrultusunda her gün çalışmaya devam ediyorum. Başka korkularımı da bulmaya başladım, acaba bulduğum korkuların hepsini aynı anda çalışabilir miyim?
Sabah kalkınca güne başlarken sevgi beşliklerini tekrarlayıp sonra sırasıyla bulduğum korku dönüşüm dörtlükleriyle çalışma yapıp pembe ışıkların kalbimden çıkışına izin veriyorum (Burada çalışma için pozisyonumun çok bir önemi var mı acaba; ya da beslenme şeklimin?) gün içinde bütün korkularıma ait olumlamalarımı tekrarlıyorum.
Sormak istediğim diğer soru şu: Para kaybetme korkumu çalışıyorum ve şu anda çalıştığım işin içsel çalışmalarım açısından doğru iş olup olmadığını sorgulamaya başladım. Bu önemli mi? Çünkü başarı stratejimizde bize öğretilen çok çabalamak, hedefli çalışmak, hırs yapmak. Biz de bunları işimize dahil olan kişilere öğretmeye çalışıyoruz. Dünyanın önde gelen bir doğrudan satış firmasında distribütörüm ve işim gereği geniş kitlelere, önce yakın çevreme ulaşıp hem şirket hem ürünler hakkında bilgi verip onları işe dahil edebilirsem yaptıkları cirodan prim alıyorum. Uzun vadede gerekenleri yaparsam para ve zaman özgürlüğüne kavuşacağıma inanıyorum. Fakat çalışmalara başladıktan sonra birtakım soru işaretleri uyandı kafamda. İçsel çalışmalarımla tezat oluşturuyor gibiyim iş ortamında. Oyundan çıkmaya çalışırken dengeyi nasıl sağlayacağım? Kafam çok karıştı yardımınıza ihtiyacım var.
Teşekkürler,
CEVAP 3:
Her gün muntazaman korkularını çalışırken asıl yapman gereken o korkuları bu hayatında çocukluktan bugüne kadar nerede yaşadığını sorup o olaylara gitmen. Yani çalıştığın bir korkuyu, “Ben bu korkuyu nerede yaşamıştım?” diye sorup o günlerde, o günkü kendine tekrar korkunu çalıştırıp o sahneleri sevgiye dönüştürmen daha doğru bir çalışma şeklidir.
“Olumlamalarımı bütün gün tekrarlıyorum,” diyorsun, onları ezbere yapmış olmak için tekrarlıyorsan hiçbir faydası yok. O olumlamalardan bir tanesini alıp çok inanıp çok hissedene kadar ısrarla tekrarlarsan daha doğru bir çalışma yapmış olursun.
“İş yerinde oyundan çıkmaya çalışırken bunu aynı anda nasıl yapacağım?” diye bir sorun var. Sen içsel temizliğini mi yapıyorsun yoksa oyundan çıkmaya mı çalışıyorsun? Neden oyundan çıkmalıyım diye bir beklentin ve planın var? Senin kafanı karıştıran başka neler yapıyorsun ve çalışıyorsun? Bu, “oyundan çıkma” kelimesi neden hayatında çok yoğun? Böyle bir konuyu alıp kendi kendinize boş anlamlarla oyalanmamalısın.
Bu yazında bir anlamsız taklit hissettim. Sana üstbenin bu cümleleri söylemiş olamaz. Bir insan bu hayatında hangi deneyimleri yaşayacağını ve bu deneyimlerin içinden neleri anlayarak geçeceğinin planını içsel olarak yapmıştır. Bu yaşamında bunları dönüştürecektir. Bu çalışma, “Oyundan çıktım, oyuna girdim…” şeklinde uydurma bir iş değildir. Bu hedeflenmez, planlanmaz; çünkü bir insan bütün deneyimlerini geçmişse, bütün korkularını bitirmişse, geçmişini tam anlamıyla sevgiye dönüştürmüşse ve kendi tekliğini ve tamlığını anlamışsa oyundan çıkmıştır ve o da zaten çıktığını fark etmez.
Sen şimdi bunların hiçbirini yapmamışken, normal yolculuğunu yaparken “Oyuna girdim, oyundan çıktım…” tarzındaki bilgilerin seni enerji olarak daha çıkmaza iter ve kendine bir oyun çarkı daha kurdurur. Benim tavsiyem, böyle kelimelerle oynamamanızdır; çünkü üstben sana, “Oyundan çık, oyundan çıkma…” şeklinde bir bilgi vermez. O bilgiyi veren üstben kılığına girmiş egodur. Sizi bu yanılgıya düşürebilir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 4:
Selam Nil Hanım,
Oyundan çıkmak, sevgi olduğumu, herkesin ve her şeyin sevgi olduğunu (en kızdıklarım ve nefret ettiklerim dahil), sevgiden geldiğimi bilmek, yani geçmişi temizlerken bugünü “farkında yaşamak” değil mi? Çok sinirlendiğim anda “Bu yaşadıklarımı kabul ediyorum, benim en yüce hayrıma yaşandı, içimi temizlemem için. Bu bir oyun ve kabul edip sevgiye dönüştürürsen oyundan çıkarsın,” diyorum kendime.
Mesela pembe bile olsa yalan söylememeye çalışıyorum ya da insanların işine karışmamaya, merak etmemeye. Bu şekilde farkında olarak yaşamam gerek diye düşünüyorum. Evet, sanırım kendimi oyalıyorum ya da değişime direniyorum; bir terslik olduğunu fark ediyorum. Belki de zamana ihtiyacım var, bilmiyorum. Aslında kolay kavrarım ama niye bu kadar zora koştuğumu ben de anlamıyorum. Galiba hemen sonuç istiyorum ya da saçmalıyorum, her neyse yakında çözeceğime inanıyorum.
Çok teşekkür ederim,
Görüşmek üzere…
CEVAP 4:
Yaptığın içsel çalışmanın adını neden “oyundan çıkmak, oyuna girmek” şeklinde söylemeye çalışıyorsun? Bu iki kelimeyi hiç bilmeseydin çalışmalarını ne şekilde yapardın ve nasıl yol alırdın? Bu kelimeleri hiç kullanmadan çalışmalarını yap. Eğer kullanmaya ısrar ediyorsan da sana oyundan çıkmayı ve oyuna girmeyi kim anlattı ve senin dikkatini bu yöne çekti? Yani hedefin oyundan çıkmak, oyuna girmek değil, hedefin üstbeninin senin önüne getirdiği olayları ve korkuları dönüştürüp geçmişini sevgiye döndürmektir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 27 Mayıs 2009 |
| Konu: | Kendini var etmek / İlişkiler |
SORU 1:
Bir aşk ilişkisinde kendimizi karşımızdakine adadığımız için kendimiz olmaktan çıkıp ona göre yaşamaya, o değer verirse değerli olmaya, onun tarafından sevilme ihtiyacı duymaya başlıyoruz. Siz de kendimizi tekrar var etmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Ancak bu noktaya kadar kendisini indirmiş birisinin ilk adımı atması dahi çok zor oluyor. En azından benim için öyle…
Kendimi nasıl yeniden var edebilirim? Onun tarafından değer görme ve sevilme ihtiyacından nasıl kurtulabilirim? Kendi değerliliğime nasıl tekrar inanabilirim? Yani genel olarak enerjimi yukarıya çekebilirim?
Ayrıca her gün mutlaka neleri yapmalıyım? Bana genel bir harita çizerseniz sevinirim; çünkü çoğu zaman ne yapacağımı bile şaşırıyorum, sonra da iyice dağılıyorum.
Çok teşekkür ederim.
CEVAP 1:
Günlük hayatının içinde gördüğün kişilerde beğendiğin bütün özelliklerin notlarını al. Akşam eve gittiğin zaman da, “O özelliklerden bende var mı? Neden yok zannediyorum? O özelliklerimi neden ortaya çıkarmıyorum?” diye sorular sorarak korkularını tespit et. O korkularını ve olumlamalarını çalış.
Ertesi günü yine hayatın içinde beğendiğin ve takdir ettiğin kişilerin listelerini yap. Arzu edersen bu yaptığın çalışmalardan bir örnek de bana yazıp bunu benim de sana ekleyeceğim, yönlendirebileceğim bazı soru-cevaplarla kolay çözmeni sağlayabilirim.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Şu kişilerde şu özellikleri görüyorum ve bazılarını da kıskanıyorum.
………. adlı kişi: Sevecen, güler yüzlü, sevgi dolu, erkek arkadaşı tarafından sevilen, çevresine sevgi dağıtan…
………. adlı kişi: Komik, başkalarını umursamayan, rahat, neşeli, düzenli, her şeyi yapabilen yani hayatına her şeyi sığdırabilen, zamanlamasını iyi yapan, kolay anlayan…
Erkek arkadaşım, bu kişi: Kendisine güvenen, kendisini seven ve kendisinin önüne beni koymayan, kendisine önem veren, en fazla kendisini önemseyen, eğlenceli, komik, her şeye göğüs gerebilen, acıları kaldırabilen ve bir karar verdiyse bunun sonucuna katlanabilen, kendisiyle barışık, sosyal, eğlenmesine ve sosyal hayatına önem veren ve kimseyi buna karıştırtmayan, istediği şeyler için büyük kararlar almaktan korkmayan, canı ne istiyorsa onu yapan, kendisini çok seven, iradeli, güçsüzlüğünü belli etmeyen, umursamamayı takmamayı bilen, kötü şeylerde dünyanın sonu değil deyip hayatına devam edebilen, sözünü esirgemeyen bir laf söyledikten sonra korkup kıvırmayan…
………. adlı kişi: kimseye tepkisini belli etmekten çekinmeyen, erkek arkadaşı tarafından sevilen…
Teşekkür ederim.
CEVAP 2:
Yazdıklarını inceledim.
1- Sevecen, güler yüzlü, sevgi dolu:
Bunu kime yapıyorsun? Neden sadece ona yapıyorsun? Neden herkese yapmıyorsun?
2- Rahat, neşeli:
Nerelerde öyle davranıyorsun? Niye her yerde öyle değilsin?
3- Başkalarını umursamayan:
Nerelerde öyle davranıyorsun?
4- Kendisinin önüne beni koymayan:
Sen kimleri kendi önüne koymuyorsun? Bu sıralamayı karşındaki kişinin hangi özelliğine göre değiştiriyorsun?
5- En fazla kendisini önemseyen:
Sen kimlerin karşısında en fazla kendini önemsiyorsun?
6- Her şeye göğüs gerebilen, acıları kaldırabilen ve bir karar verdiyse bunun sonucuna katlanabilen:
Öyle olduğunu nereden biliyorsun? Yaşadığı hangi olaydan bu sonucu çıkardın?
7- Son 4–5 satırda erkek arkadaşın için yazdığın özelliklerini yapabilmesi için sence hangi korkusunun olmaması gerekiyor?
8- Kimseye tepkisini belli etmekten çekinmeyen:
Öyle olması için sence hangi korkusunun olmaması gerekiyor?
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 3:
Bana sorduğunuz sorulara şu şekilde cevap verdim.
1- Sevecen, güler yüzlü, sevgi dolu: Bunu kime yapıyorsun? Neden sadece ona yapıyorsun? Neden herkese yapmıyorsun? Yakın arkadaşlarıma yapıyorum; çünkü onların yanında istediğim gibi olabiliyorum, onlardan hiç çekinmiyorum, onlar da beni tanıyorlar ve her halimle kabul ediyorlar.
2- Rahat, neşeli: Nerelerde öyle davranıyorsun? Niye her yerde öyle değilsin? Onaylanma ve ilgi beklemediğim yerlerde rahat ve neşeliyim. İlgi, alaka beklediğim yerlerde neşeli olmuyorum, böylece önemsenme ve ilgi bekliyorum.
3- Başkalarını umursamayan: Nerelerde öyle davranıyorsun? Kendime güvendiğim yerlerde başkalarını umursamıyorum, eğer kendimi zaten yüksek görüyorsam rahat davranıyorum; ama kendimi aşağı, başkalarını yüksek görüyorsam onlar tarafından onaylanmayacağımı, hakkımda kötü konuşulacağını düşünerek rahat olamıyorum.
4- Kendisinin önüne beni koymayan: Sen kimleri kendi önüne koymuyorsun? Bu sıralamayı karşındaki kişinin hangi özelliğine göre değiştiriyorsun? Kaybetmekten korkmadığım kişileri kendi önüme koymuyorum; yani sıralamayı, kaybetmekten korkup korkmamama göre yapıyorum. Bir de karşımdaki kişinin sevgisinden eminsem yine onu kendi önüme koymuyorum.
5. En fazla kendisini önemseyen: Sen kimlerin karşısında en fazla kendini önemsiyorsun? Bu da aynı şekilde, kaybetmekten korkmuyorsam ve o kişiden sevgi beklemiyorsam, onun sevgisinden eminsem en fazla kendimi önemsiyorum.
6- Her şeye göğüs gerebilen, acıları kaldırabilen ve bir karar verdiyse bunun sonucuna katlanabilen olduğunu nereden biliyorsun? Yaşadığı hangi olaydan bu sonucu çıkardın? Ayrılılıklarımızda çok üzülse bile mantıklı karar vermeye çalışmasından ve kararından geri dönmemesinden, üzüntülerini başkalarıyla paylaşmamasından, yani tek başına içinde yaşayabilmesinden, ne kadar üzgün olursa olsun yapması gereken işleri yapmaya devam edebilmesinden, üzüntüsünü belli etmemesinden bu sonucu çıkardım.
7- Son 4–5 satırda erkek arkadaşın için yazdığın özelliklerini yapabilmesi için, sence hangi korkusunun olmaması gerekiyor? Onaylanmama, çaresizlik, değersizlik, yetersizlik, sevilmeme korkuları olmamalı.
8- Kimseye tepkisini belli etmekten çekinmeyen olması için, sence hangi korkusunun olmaması gerekiyor? Suçlanma, onaylanmama, takdir edilmeme korkuları olmamalı.
CEVAP 3:
Sana çalışman için birkaç tane olumlama vereceğim. Fakat bu vereceğim olumlamaları sen o kelimelere inanana kadar, yani sen o olana kadar ciddi bir şekilde beşlik halinde tekrarlayacaksın.
Ben kendimi her yerde her halimle kabul ediyorum.
Ben kendimi her yerde her halimle kabul ettiğimi biliyor ve inanıyorum.
Ben kendimi her yerde her halimle kabul ettiğimi kabul ediyorum.
Ben kendimi her yerde her halimle kabul ettiğim için kendimi takdir ediyorum.
Ben kendimi her yerde her halimle kabul ettiğim için şükrediyorum.
Ben benimle ilgileniyorum.
Ben benimle ilgilendiğimi biliyor ve inanıyorum.
Ben benimle ilgilendiğimi kabul ediyorum.
Ben benimle ilgilendiğim için kendimi takdir ediyorum.
Ben benimle ilgilendiğim için şükrediyorum.
Ben beni her halimle onaylıyorum.
Ben beni her halimle onayladığımı biliyor ve inanıyorum.
Ben beni her halimle onayladığımı kabul ediyorum.
Ben beni her halimle onayladığım için kendimi takdir ediyorum.
Ben beni her halimle onayladığım için şükrediyorum.
Ben kendimi seviyorum.
Ben kendimi sevdiğimi biliyor ve inanıyorum.
Ben kendimi sevdiğimi kabul ediyorum.
Ben kendimi sevdiğim için kendimi takdir ediyorum.
Ben kendimi sevdiğim için şükrediyorum.
Ben kendimi her halimle takdir ediyorum.
Ben kendimi her halimle takdir ettiğimi biliyor ve inanıyorum.
Ben kendimi her halimle takdir ettiğimi kabul ediyorum.
Ben kendimi her halimle takdir ettiğim için kendimi takdir ediyorum.
Ben kendimi her halimle takdir ettiğim için şükrediyorum.
Ayrıca kaybetme korkunu, suçlanma korkunu, yanlış yapma korkunu, onaylanmama korkunu ve takdir edilmeme korkunu korku dönüştürme çalışması şeklinde çalış.
Bir de yanlış yapma korkunu çalışırken çocukluğundan bugüne kadar hangi olaylarda “Yanlış yaptım!” diye kendine kızdın? O olayları hatırla, o olayların içine tekrar girip oradaki kendine bütün duyguları buldur ve ona yanlış yapma korkusunu çalıştırarak “Ben beni her halimle onaylıyorum,” beşliği yaptır. Bu şekilde olan bütün sahnelerini, hepsini çalışıp sevgiye dönüştür.
Takdir edilmeme korkunu çalışırken çocukluktan bugüne kadar nerelerde takdir edilmeyi beklediğin ve takdir edilmediğin sorusunu sorarak çalışma yap. O sahnedeki kendine takdir edilmeme korkunu çalıştırıp “Ben kendimi her halimle takdir ediyorum,” beşliğini yaptır. Ve bu çalışmayı, bu korkuyu hissettiğin bütün anların için yap ve dönüştür.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 05 Haziran 2009 |
| Konu: | Geçiş noktalarında yaşananlar |
SORU:
Sevgili Nil Öğretmenim,
Bir yıldır çok ciddi bir şekilde içsel çalışmalarımı yapıyorum. Bu yola çıktığımdan beri birçok mucize yaşadım, hala da yaşıyorum. Tıkandığım anlarda uzun kalmıyorum, her şey kolay akıyor, zamanın içinde ben akıyorum, 20 yıllık bir hastalığım bitti ki bu harika oldu. Hayatımda hiç kazanmadığım kadar çok para kazanıyorum ve bunun için işten çok, korku dönüştürme ve olumlama çalışmalarımı yaptım.
Affetme çalışmalarında karşımdaki kişi bana pembeler içinde, sevgiyle gülümsemeye başlayınca, “Tamam,” diyorum, “oldu!” İstisnasız her sabah çalışmaları yapıyor, evden öyle çıkıyorum. Zaten başka türlü çıkmam artık imkansız, üstbenim beni her yere yetiştiriyor, buna çok inanıyorum. Düzenli bir şekilde çalışma defteri tutuyorum, çocukluğumdan beri günlük de yazarım, şimdiki günlüklerim de bir nevi çalışma günlüklerim oldu.
Ben böyle yazdıkça aslında daha neler neler yazmak istediğimi fark ediyorum, ama ben bu maili şu nedenle yazmak istemiştim: Birkaç haftadır eski halime döndüğümü hissediyorum, olaylar, kişiler aynı geliyor. Kendimde eskiden çok yoğun olan kurtarma enerjisini hissediyorum, zaten olaylar ve insanlar da bu şekilde geliyor. Ben bu olaylara giriyorum, kurtarma rolünü oynuyorum ama çok şükür oyun kısa sürüyor.
Buna paralel olarak gün içinde, iş yerimde birçok olay oluyor, birçok kişi birçok hikayeyle geliyor, işim gereği ben bu hikayelerin içindeyim. Üstbenime “Bana bu kadar olayı birden yollama, çok yoruldum, sen ne yapmaya çalışıyorsun? Durdur bu olanları,” dedim. Sonra hem iş yerinde hem de evde, aynı gün su taştı. İlk önce iş yerinde musluğu kapamayı unuttuğum için taştı. Tam o sırada bir öğrencim gelip bana bir yerde soygun olduğunu anlattı, nelerin çalındığını anlattı ve gitti. Akşam eve gelince hemen güvensizlik korkumu sevgiye dönüştürdüm ve saatlerce korkudan öle öle olumlamaları yaptım, çalışmaların ortasında mutfağın bir bölümünü sular içinde buldum. Ben bu dönemi, yine çalışmalar sayesinde, hafif atlattığımı hissediyorum, sanki güm güm’ler, pıt pıt geliyor.
Biraz önce size gelen mailleri okuyordum (çok seviyorum bu köşeyi), bir cevap arıyordum. Bir maile, bilimselliği sorgulayan bir maile verdiğiniz cevapta olduğu gibi, hemen gözlerimi kapadım ve üstbenime “Bana ne oluyor?” sorusunu sordum. Cevap, gözümün önüne daktilo ile yazılır gibi, gibi de değil, daktilo yazısı olarak, ilk defa bu kadar çabuk, şöyle geldi:
“Sevgiyi anla
Sevgiyi dinle
Sevgi ol
Sevgiden uzaklaştığın her an tükendiğin andır
Tükendiğin her an kaybolursun
Kaybolma korkunu çalış”
Ben şimdi bu korkumu çalışacağım tabii. Siz bana ne önerirsiniz?
Teşekkür ederim.
Sevgiyle kalın, ne kadar memnunum sizin var olmanızdan!
CEVAP:
“Birkaç haftadır eski halime geri döndüm,” dediğin yerde ne yaşadın? Ve üstbeninin seni o güne kadar muntazam çalıştırdığı, senin de fark edip muntazam çalıştığın yerde nasıl bir deneyim gelmişti? Sen o deneyimi fark edemedin mi, yoksa fark edip geçemedin mi? O günü bul. Çünkü üstbenin ritmiyle bir çalışma yaparız, bu bazen uzun bir zamanda da olabilir. Sonra üstben önümüze bir deneyim getirir, onu geçebilirsek güzel bir düzlüğe ulaşırız. Eğer geçemezsek sanki bütün olaylar geriye sarmış gibi hissedip olmamız gereken yerden biraz aşağıda farklı bir enerjide oluruz ve oradaki olayları yaşarız.
Zaten suyun taşması ve yaşadığın diğer problemler senin bir şeyi geçemediğini veya geçmekten korkup kendini durdurduğunu gösteriyor. Üstbenin yardımıyla orayı bul ve oraları nasıl geçeceğini sor. İçsel çalışmalarını kendi kontrolünde yapma, kontrol etmeye çalışma. İzin ver evrenin, yani üstbeninin kontrolünde olsun. Üstbenin seni nereye götüreceğini bilir. İçini izle.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 10 Haziran 2009 |
| Konu: | Üstbenle çalışmak |
SORU 1:
Merhaba Hocam,
Dün size yazmıştım, çalışmalarımın verimli olduğuna inanmadığım için, yanlış çalıştığımı düşündüğüm için ve sıkıldığım için karar verip verip bir türlü düzgün çalışamadığımı. Üstbenimden dün sabah bir şey istedim: “Haydi, benim korkularımı, gerçekten ne çalışmam gerektiğini iyice bir yüzüme çarparak göster bugün, söyle en hayatımı tıkayanlarını!” dedim.
Dediğimden beri tam bir kabus içerisindeyim. Dün size fark ettiklerimi yazmıştım ama akşama doğru çok kuvvetlendi ve akşamı ağlayarak geçirdim.
Ormanda bisiklete binmeyi çok severim. Biraz rahatlamak için, hem de “Dışarıda başıma neler gelecek bakalım?” diye bisiklete binmeye çıktım.
Ben yurt dışında yaşıyorum ve yanımdan geçen herkesin sanki beni tenkit edebileceğini ya da yanlış bir şey yaptığım için beni uyaracağını hissederek dolaştım. Normalde çok sevdiğim bisiklet turum da bir acayipti. Daha sonra istediğim yere de gidemedim. Bir koşu vardı ve bir kadın beni durdurup “Koşucular bitene kadar gidemezsin,” dedi. Geri dönmeye çalışırken de diğer koşucular yolu tıkadı, ortada bisikletimle bayağı bekledim. Beklediğim sırada biri düştü bayıldı ya da bacağını kırdı, ambulanslar geldi, yol iyice tıkandı. Yanlış bir şey yapmaktan korktuğum için orada herkes gidene kadar bekledim. Kendimi bu ülkede ne kadar da çirkin ördek yavrusu gibi hissettiğimi fark ettim.
Akşama doğru iyice dışlanmış ve yalnız hissederek ağlayarak eve geldim.
Gece de saatler süren aynı rüyayı gördüm, şu anda kendime gelemiyorum. Sevgilim başka bir kızla birlikte oluyor ve ben onu kaybetme korkusundan kendimde ondan ayrılacak gücü bile bulamıyorum, sürekli ağlıyorum rüyamda, en sonunda “Bunu yapmalıyım,” diyerek ayrılmaya karar veriyorum ondan (sanki bu konuda yaptığım o azıcık çalışmanın gücü o), ama pişman olup “Bana geri dön!” diye yalvarması ümidiyle. Öyle de oluyor gibi ama tam değil. “Bana geri dön ama başkalarıyla da olacağım,” der gibi bir hali var. Karşılıklı saatlerce ağlıyoruz.
Şu anda bu his içerisindeyim hala. Rüyam sanki gerçekten olmuş gibi, kendimi tuhaf hissediyorum. Yine sürekli ağlamak istiyorum, hayatımın her bakımdan boş ve güvensiz olduğunu, kendimi boşlukta ve kayıp ve amaçsız hissediyorum.
Siz “Üstben bir gün içerisinde aynı korkuyu gösterir,” demiştiniz, ama sanki bana bir sürü korku gösterdi. Bulduğum en büyük korkular: Dışlanma, aldatılma, tercih edilmeme, değersizlik, sevilmeme. Şu anda yine “Acaba bunlar için nasıl çalışmalıyım?” duygusu içerisindeyim. Çalışmadan zaten bu kabustan çıkamayacağımı biliyorum. Size de ne soracağımı bilmiyorum, o kadar kötü durumdayım, belki biraz yorum yaparsanız ne yapabileceğim hakkında, çok sevinirim. En azından korkularımı doğru fark edebilmiş miyim?
Eskiden tuttuğunu koparan, her şeyin en iyisini yapan, her istediğini yapabileceğine inanan ben gideli çok oluyor. Her geçen gün biraz daha batıyorum sanki… O kadar ki artık hayallerim bile yok ya da zaten nasıl olacak ki diye kurmuyor olabilirim. O kadar inançsız durumdayım ki…
SORU 2:
Ben bu çalışmaları yapmayı çok istiyorum ama bir şekilde yapamıyorum, yapmaya başlıyorum, içten hissedemediğimde olmuyor diye içten içe sinirleniyorum, o zaman da çalışma enerjisinden zaten çıkıyorum. Hatta sinirlenip üstbenime isyan ettiğim bile oluyor. “Mademki sevgi olmamı istiyorsun, neden her şeyi bu kadar bulmaca gibi yapıyorsun? Ne anlamı var? Açık açık söyle, duyamıyorsam bağır, içimden çığlıklar at, ben de kolayca çalışayım!” diyorum ona. Egom da bir yandan “Ohoo, ne nazlı bir üstben bu, duyacaksın da doğru olacak da çalışacaksın da…” gibi düşüncelerle iyice canımı sıkıyor. Bazen, çok nadir olarak, çok güzel çalıştığım dönüşümleri hissettiğim zamanlar da oluyor; ama onlarda bile, “Acaba tamamen temizledim mi ki bu sahneyi, kendiliğinden mi pembe oldu, ben zorla mı yaptım?” gibi düşünceler içerisindeyim.
Sürekli kararlar veriyorum, “Tamam,” diyorum, “olmasa da çalışacağım, elbet sonunda olacak”, olmayınca sinirleniyorum. Bir ara şimdi yanlış olduğunu bildiğim bir plan yaptım, korkularımın listesini çıkardım, her gün aynı sırayla çalışıp aynı olumlamaları yapıyordum; ama ne zorlukla, arada saate bakarak en az iki saati doldurmaya çalışıyordum ki kendimi iyi hissedeyim, en azından denemiş olayım. Ama otomatikleşti ve onu da bıraktım.
Şimdi yine bir şey deniyorum hocam. “Üstbeniniz sizi çalıştıracak, plan yapmayın,” dediniz, ben de bu sabah üstbenime dedim ki, “Benim önümü en çok kapatan korkum, enerjim ne? Şöyle bir yüzüme çarp, göreyim. En azından onu çalışayım bir süre, karşılık alayım ki inancım güçlensin. Bir korku bulamadım ama şunları fark ettim ve not aldım:
1- Sürekli bir şeyler kırıyorum; tabak, bardak gibi. Bunun neden olduğunu üstbenime sordum, yine o hızlı gelen otomatik cevap geldi, egodan geldiğine eminim: “Kendin ol” diyor sürekli.
2- Sevgilimin başkasına aşık olmasından çok korkuyorum. Onu yalnız bırakmamak için gitmek istediğim yerlere gitmekten vazgeçiyorum ki benim kontrolümde olsun. Bunun altında birçok şey fark ettim. Onun önceden birlikte olduğu kızlar ikimize göre de özelliksiz, korkum onlardan değil, ama etrafında benden değişik özelliklere sahip kızlar da var şimdi. Benden sıkılmış olabilir, o yeni özellikleri çekici bulup onlara aşık olabilir diye korkuyorum, hatta düşününce fiziksel bir rahatsızlık bile hissedebiliyorum. Bunun için “Ben kendi içimde …….sız tam ve bütünüm,” olumlaması yapıyorum, iyi geliyor.
Bunun altındaki korkularımı şöyle buldum: Aldatılma, tercih edilmeme, vazgeçilme. Tercih edilmeme diye bir korku olabilir mi?
3- Eve aldığım çiçeklerden birine az su verdim ve kurudu, bugün onu çöpe attım, böyle şeyler olduğunda çok üzülüyorum. Kendime dedim ki: “Bu çiçeği aldın ve su vermekten acizsin, zavallıyı öldürdün!” Kendimi ona karşı suçlu hissettim. Eskiden beri canlı cansız her şeye acıma huyum var, ilkokulda yeni kalem alıp onu beğendiğimde eski kalemime bakıp ağladığım olurdu. Onu kafamda konuşturur acı çekerdim. Bu ne korkum bilmiyorum. Suçlanma gibi geliyor, doğru mu?
4- Yurt dışında yaşıyorum ve bu Avrupalı, benim doğup büyüdüğüm ülkeden daha gelişmiş bir ülkede yaşayan insanların yanımdan geçerken beni tenkit etmesinden ya da yanlış bir şey yapıp onlar tarafından uyarılmaktan ya da onlar tarafından beğenilmemekten korkuyorum. Bunun için aşağılanma korkumu buldum. Sizce doğru mu?
CEVAP:
Senin iki mektubunu da okurken gözümün önüne benim lise yıllarındaki çözmeye çalıştığım havuz problemleri, fizik problemleri, geometri problemleri, kimya problemleri geldi. Hatırlar mısın, onları çözemedikçe hocalar tutardık ve onları çözmeye çalışırdık. “Neden bu kadar karışık ve niçin çözmeliyiz?” diye hiç kendimize sormazdık, çözmedikçe kendimizi geri kalmış, aşağılanmış, sevilmiyor, beğenilmiyor, istenmiyor hissettikçe daha da çözmeye çalışırdık; hiç sorgulamadan sanki bunları çözmekten başka bir görevimiz yokmuş zannederek.
Yani senin anlayacağın, 15 yıla yakın zamanda okuduğumuz okullarda anlamadığımız birçok şeyi anlama mecburiyeti hissederek öğrenmekten de başka çaremiz olmadığını düşünerek o KARMAKARIŞIK bilgileri anlamaya çalışırdık.
Şimdi, böyle eğitimlerden geçmiş bir kişi olarak üstbeninin sana azıcık karışık göstermeye çalıştığı cevapları neden bu kadar kızarak ve onunla güreşerek almaya çalışıyorsun? Sana bu tarifi yapmaktaki gayem, kendi içini temizlemeyi büyük bir külfet olarak gördüğünü, halbuki bu hayata sadece kendi içini temizlemek için geldiğini fark etmeni sağlamak.
Senin de içindeki bütün olumsuz yönlerini, korkularını, öfkelerini ve kızgınlıklarını yani içinde keşfettiğin bütün negatif enerjilerini dönüştürmen gerekiyor.
Bunları yaparken sanki büyük bir külfetmiş gibi yapma, üstbeninle dövüşerek yapma, böyle bir sistemle karşılaştığın için ve bu sistemi kullanmış, hayatlarındaki güzel değişimleri yaratmış hocaların yazdığı kitapları severek ve onların içinden kendine güzel örnekler çıkararak ve de en önemlisi kendini çalıştırmayı severek yap. Şu anda görünürde senin bütün problemin, senin bu çalışmaları severek yapmaman ve her şeye önce şikayet enerjisi ile başlaman.
Bir başka konu da, şu anda yaşadığın memlekete ne düşünürken yerleştiğin, orada ne arayıp da ne bulduğun ve neden oradaki insanları gözünde büyüttüğün, kendini neden kendi gözünde küçülttüğün. Tüm bunları yazıp listeleyerek çalışabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 18 Haziran 2009 |
| Konu: | Eskiden çalıştığım bir konunun artık dönüştüğünü nasıl anlarım? |
SORU:
Hocam,
Eskiden çalıştığım bir konunun artık dönüştüğünü nasıl anlarım? Dönüşmüşse bu konuya benzer anlatımlarla karşılaşmayacak mıyım?
Örneğin ben astral seyahatin ne olduğu ile ilgili çalışma yapmış ve oradaki hayatlarımı sevgiye dönüştürmüştüm. Ancak dün sohbet ettiğimiz bir arkadaş astral seyahatten bahsetti. Ben bu konuda daha önce çalışma yaptığımı anlattım. İsterse Park’a gidebileceğini söyledim. Benim onunla buluşmam hala kalan bir enerjim olduğunu mu gösterir, yoksa ona bir dokunuş mudur? Buna benzer karşılaştığım durumlarda ayrımı nasıl yaparım?
Teşekkür ederim.
CEVAP:
Senin de fark ettiğin gibi bazen bir dokunuştur bazen sana bir mesajdır. Bundan sonra astral yaptığını zanneden ve bunun önemli bir şey olduğunu düşünen birçok insan yaşamın içinde zorlanarak karşınıza çıkacak. Siz de bu enerjinin ne olduğunu bilip kendinde dönüştürmüş kişiler olarak onların karşısına çıkabilirsiniz.
Aradaki farkı şöyle anlayabilirsin. Anlattığı konudan rahatsızlık duyarsan, o bir konuyu anlatırken senin kendi içinde bir huzursuzluk yaratırsa bu senin konun ve sana mesaj demektir. Eğer bu konuyu o anlatırken sen de masal dinler gibi dinleyebilirsen senin içinde o enerjiyi tanıyan bir enerji yok demektir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 20 Haziran 2009 |
| Konu: | Park’taki kişiler – Ense ağrısı, direnç – İş yaratımı – Mantık, verim, kazanç |
SORU:
Merhaba, Bir buçuk yıldır düzenli olmasa da PARK’a gelip, seminerlere katılıyorum. Son zamanlarda, Nil Hoca’ya Park Ailesi ile ilgili soruları sorup kafamdaki önyargıları temizledikten sonra ciddi bir şekilde korkularımı bulup onları sevgiye dönüştürmeye niyet ettim. Bu bağlamda da her gün, kendi sesimi dinlemeye gayret ediyorum ve o an içimden gelen beşlikleri tekrar ediyorum. Fakat bazı sorularım var. Eğer cevaplandırabilirseniz çok mutlu olurum:
1- Çalışmaları yaparken, korkularımı bulduğumda ya da beşliklerin sonunda gözyaşıyla beraber derin bir esneme geliyor, ama ben esnemekten ve gözyaşı dökmekten mutlu olsam da çok çalışma yaptığımda kronik olarak ense ağrılarım başladı. Boyun tutulması gibi ama sadece ensemde. Her an kaskatı kesildiğini anlıyorum ensemin, dokununca. Bu da normal bir şey mi yoksa vücudum da üstbenim gibi bana bir şeyler mi anlatmak istiyor?
2- Birkaç ay önce çok ümitle beklediğim bir iş yerinden ret cevabı aldım. İşe alım süreci 4 ay sürdüğü için, diğer başka hiçbir fırsatı değerlendirmedim. Kesin işi alırım diye düşündüm. Çünkü çok detaylı yapılan dört aşamalı sınavın her kademesini başarıyla geçtim. Daha sonra ret cevabı alınca yıkıldım diyebilirim. İstenmeme, tercih edilmeme, parasızlık, güçsüzlük (statüsüzlük) korkularım baş gösterdi. Düzenli olarak bunlara çalışıyorum ama yine de o reddedilme anını aklımdan çıkartamıyorum. Egom, “Hırsla çalış, yüksel, bırak Park’ı falan, gücü elde et, on sene sonra karşılarına çık ve intikamını al!” diyor. Onu dinlemek istemiyorum çünkü bu sefer sevgi yolunda çok kararlıyım. Bir de beni reddeden bir devlet kurumuydu ve ben hep torpilin döndüğüne inandırıyorum kendimi (belki de dönmüştür).
3- Bütün bu dediğim konularda nasıl bir çalışma yapmam doğru olur? Çünkü tekrar gücün yoluna düşüp kendimi tüketmek istemiyorum. Sevgi yolu çok güzel ve çok rahatlatıcı ve doğru yol olduğunu hissediyorum ama gücün yolundan çok ama çok farklı. Direkt olarak mantığımla çelişiyor (Bunun normal bir şey olduğunu biliyorum; ama mühendis olarak yetiştiğim için her şeye mantık, verim ve kazanç amaçlı bakmayı öğrendim). Bunu nasıl yenebilirim?
Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Yedi sene bitiremediğim okuldan mezuniyetimi Park Ailesine borçluyum. Bunun için de ayrıca teşekkür etmek isterim.
Sevgiyle kalın,
CEVAP:
Sorularına cevap vermeden önce Park Ailesi diye bir aile olmadığını söylemek isterim. Aile kelimesi zihinlerimizde bağlı olmak durumunda olduğumuz, onsuz olamayacağımız, fedakarlık yapmamız gereken, sorumluluğumuz olduğunu düşündüren insan topluluğudur. Yani aile dediğin zaman, insanlar birbirlerine karşı sorumlu, görevli, birbirlerinden mesul demektir. Oysa bu dünyaya geliş sebebimiz sadece içimizi temizlemektir. Yani tek bir sorumluluğumuz var, o da kendi içsel temizliğimizi yapma sorumluluğumuz.
Park’ta bulunan herkes o anda orada olmak istediği için oradadır. Hiçbir bağı, bağımlılığı ve zorunluluğu yoktur. Sadece o an istediği için oradadır. İstemediği anda orada olmama özgürlüğüne sahiptir. Çünkü Park’a karşı bir sorumluluğu yoktur. Ayrıca Park’taki hiç kimseye karşı bir sorumluluğu yoktur. Yani Park bir aile değildir.
Evet, şimdi gelelim sorularının cevabına:
1- Çalışmalar sırasında esnemeler, gözlerin yaşarması, öksürme, iç çekme gibi şeyler normaldir. Bizler de çalışmalar sırasında ve değişim anlarında bunlara benzer şeyler yaşadık. Herkesinki farklı ve kendine ait bir tepki olabilir.
Boynundaki aşırı tepki, direncini gösteriyor. İçinde, söylediğin olumlamalara büyük tepki veren bir enerji var. Bu direncin sebebini, İçsel Temizlik Çalışma CD/DVD’lerimle bir çalışma yaparak bulabilirsin. Böylece de çalışmalar sırasında kendini daha rahatlatırsın.
2- Bütün sınavları başarıyla geçmiş olabilirsin, bütün kitapları ezberlemiş olabilirsin, tüm gerekenleri yapmış olabilirsin. Ama işte, yeni enerjinin, yeni sevgi enerjisinin özelliği burada devreye giriyor. Bilinçaltındaki senin fark etmediğin olumsuz kayıtlar, senin yaşamının yaratıcısı oluyor. Bu durumda şunu net anlamış olman gerekir ki, yaşamın mücadelesi senin dışında olmayacak. Yani kitaplar okuyarak, çok iyi dersler çalışarak varmak istediğin yere gelemeyeceksin. Onun için de zaten içimizdeki dönüşümleri yapmaktan başka çaremizin kalmadığı bir zamandayız.
Bunun için benim sana tavsiyem, Bilinçaltı seminerimin CD’sini alıp şu anda evde sadece o seminerde anlatıldığı, uygulandığı şekilde çalışman. Bakalım altından ne çıkacak.
3- “Mühendis olarak yetiştiğim için her şeye mantık, verim ve kazanç amaçlı bakmayı öğrendim. Bunu nasıl yenebilirim?” diyorsun. Öncelikle bunu değiştirmeye niyetin var mı ve bu konuda kararlı mısın? Ona bak. Eğer değilsen zaten mühendis olarak yetiştirilmenin faydasını göremediğin her pozisyonda, yeni bir çare aradığında, yani “Şu anda ne yapacağım?” diye inanarak içine sorduğunda üstbenin sana, o anda senin yapman gereken ve bilmen gereken her şeyi söyleyecektir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 30 Haziran 2009 |
| Konu: | Geçmişteki yaşanmışlıklarla yüzleşmek |
SORU:
Dün ve bu gece seyrettiğim iki film beni olumsuz yönde etkiledi. İç sesim bu filmlerindeki yaşanmışlıklarla bağlantım olduğunu söylüyor ve kendimi daha kötü hissediyorum.
1. film: Medyum bir genç adam gücüne güç katmak için ruhların diğer tarafa geçmesine engel olan bir büyü yapıyor. Bir medyumluk seansında ruhlar bu büyüyü medyuma karşı kullanarak büyünün yapıldığı evi ve medyumun ruhunu seneler boyu esir alıyor. Evin içinde öfke, huzursuzluk var.
2. film: İki genç kız zorla ormana götürülüyor, şiddet uygulanıyor ve tecavüze uğruyorlar ve bir tanesi öldürülüyor.
Bu sahnelerde sanki ben yaşıyormuşum gibi yoğun bir çaresizlik hissettim, kalp atışlarım hızlandı ve sinirlenmeye başladım. Bu sahnelerin sadece bir film oluğunu gerçek olmadığını bir türlü kabul edemiyorum, hatta ikinci filmi sonuna kadar izleyemedim ve odayı terk ettim. Arkadaşlarım veya çevremdeki insanlar da hep bu tarz filmleri izlememiz için seçiyorlar veya seyretmek istiyorlar. Ben de onlara hayır diyemiyorum; hatta kendi aralarında bu, konu bile oldu. Bugün de aslında bu saatte film izlemek istemiyordum, ama kendimi ifade edemedim. Bu durum için şu anda ayrıca suçluluk duyuyorum.
Bazı şeyleri içime sormaya korkuyorum, geçmişte var olan yaşanmışlıkla yüzleşmekten korkuyorum. Filmi izleyenlerden biri de eşimdi, misafirlerimiz vardı, ayrıca benim odayı terk etmem de huzursuzluk yarattı. Şu anda içimde ve dışımda allak bullak duygular içindeyim. Şimdi bunları yazarken içim biraz rahatladı. İçimdeki ses “Çare senin içinde,” diyor.
Sevgiyle kalın,
CEVAP:
Filmler gerçek değil, ama filmlerin senin üstünde yaptığı etki senin gerçeğin. Üstben içimizde temizlememiz gereken olumsuz bütün enerjilerin adresini ve yerini vermek için bazen önümüze pıt pıt olaylar, bazen pat pat bazen de güm güm çıkarır ki, bu hayatın amacı olan içimi temizlemeye ulaşayım diye.
Şimdi de üstbenin sana içinde dönüştürmen gereken adresi pıt pıt gösteriyor. Yani basit bir film karesinden anlamanı istiyor. İçinde dönüştürmen gereken enerjilerden bir tanesi geçmiş hayatlarında yaşadığın medyum ve kanallık yaptığın hayatlar, diğeri de tecavüz ettiğin ve tecavüze uğradığın hayatlar.
Ben bunları söylerken çok kolay söylüyorum, çünkü bunlara ait enerjilerimi bulup dönüştürdüğüm için bende kalmadı. Her ikisini de basit birer kelimeymiş gibi kullanabiliyorum. Ama bunları bulmadan evvel, kelimelerine bile tahammül edemezdim; aynı senin yaptığın gibi. O görüntülerdeki bütün insanlara öfkelenirdim ve hepsini parçalamak gelirdi içimden. Çünkü o sıralar o görüntüler benim içimdeki enerjileri bana hatırlatıyordu. Ben içimdeki enerjileri değiştirdikçe dışarıda yaşanan bu olaylar bende işaret edecek bir yer bulamıyor. Çünkü karşılığı artık bende yok.
Şimdi sen de bu akşam bu seyrettiğin filmlere ve seyrettiren insanlara kızıp “Geçmiş hayatlarımla yüzleşmekten korkuyorum,” diye düşünme; çünkü onlarla yüzleşmiyorsun ama içinde yaşıyorsun. Çünkü böyle pıt pıt gelen ikazların biz anlamazsak ne zaman, nerede pat pat ve güm güm geleceğini bilemeyiz.
Benim tavsiyem, bir an evvel İçsel Temizlik Çalışması DVD’lerimden birini alıp karşısına geçmen ve çalışma yaparak bu enerjileri dönüştürmen.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 15 Temmuz 2009 |
| Konu: | Olay temizliği, Akademik eğitimin içsel temizliğe etkisi nedir? |
SORU:
Sorum an dönüştürmekle ilgili. Ben hem özel çalışmalar yapıyorum hem de tam gün seminerlere katılıyorum. Tabii ki bu çalışmalar benim ilerlememde ve kendimi keşfetmemde çok etkili oluyor. Ancak özellikle tam gün seminerlerde gerek bu hayattaki anları dönüştürürken gerekse herhangi bir karmayı gördüğümde o sahneyi tam olarak dönüştüremiyorum. O sahnenin içinde kaybolup gidiyorum. Zaten pembe görmek sanki benim için imkansız gibi. Yalnızca bazen o rahatlama hissine ulaşıyorum. Ve tabii ki elimde keşfettiklerim ve olumlamalar oluyor. Ama bence o sahneler dönüşmüyor.
Neyi kaçırıyorum, burada egom bana değişimle ilgili ne gibi bir oyun oynuyor? Çünkü bu hislerle ne özel çalışmaya gelebiliyorum; ne de tam gün seminere. Cevabınızı merakla bekliyorum.
İkinci sorum ise Park’ta çalışma yapanlar ve hocalarla ilgili. İçsel dönüşüm çalışmaları yapan bir arkadaşımla dün yaptığımız konuşmada konu Park’taki hocaların ve bizim niteliklerimize geldi. Aslında sorum şu; neden bütün hocalar belirli bir sosyo-ekonomik konumdan ve benzer eğitimlerden geliyorlar? Neden ilkokul mezunu ya da gecekonduda yaşayan biri orada hoca değil? Sanki bu çalışmaları yapabilmek için mezuniyet, yurt dışı eğitimi, dil vb. şeyleri olanlar daha hızlı yol almış gibi. Belki de en önemli soru: Bu durum bizim dikkatimizi neden çekti ve beni neden rahatsız ediyor?
Sevgilerimle,
CEVAP:
Madem gördüğün görüntüler içinde kayboluyorsun, böyle bir durumda aldığın, fark ettiğin olumlamaları ve bulduğun korkuları çalış. O olumlamaları kendine yerleştirebilirsen aslında o görüntüleri sevgiye dönüştürmüş olursun. Çünkü o sahneyi etkileyen korkuların ve bilinçaltı kayıtlarındır.
Daha sonra aynı görüntüye tekrar gir. Bu sefer bilinçaltı kayıtların ve korkuların dönüştüğü için görüntünün içinde kaybolmayacaksın. Bütün görüntüyü daha farkında olarak ve daha güzel tarayıp birçok şey daha anlayıp dönüştürebilirsin.
Senin de fark ettiğin gibi maalesef Park’taki hocalar çok fazla eğitimli. Ve bu yüzden çalışmaları 4 ila 7 yıl arası sürdü. Daha az eğitimli olsalardı, yani senin tarifine göre ilkokul mezunu ve gecekondu bölgesinden geliyor olsalardı, kendi özlerine o kadar daha rahat dönebileceklerdi. Senin zannettiğin gibi eğitimli olmaları onlara avantaj değil, dezavantaj sağlamıştır.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 15 Ağustos 2009 |
| Konu: | Hayal ettiğim güzellikleri nasıl yaratabilirim? |
SORU:
Merhaba Nil Hanım,
Sizi yeni girdiğim bir iş ortamında isminizin sürekli yinelenmesi ve kitabınızın hediye edilmesi ile tanıdım. Öğrencileriniz eğitimlerinizden aldıkları ile kendilerine çok farklı bir yol çizmişler ve asla geri dönmek istemiyorlar geçmiş yaşamlarına. Toplulukta farklı oldukları dışarıdan bile belli oluyor.
İlk etapta her şey negatifliklerden temizlenme, kendi mutluluğumuzu ellerimizle inşa etme gücü gibi görünse de anlattıklarından anladığım kadarıyla bir reenkarnasyondan da bahsediyorlar gibi bir his doğdu içime. Çünkü sadece şimdiki hayatlarını değil, bundan önceki hayatlarını da temizlediklerini anlattılar. Anlamakta güçlük çekmedim dersem yalan olur. Hatta ürktüm. Öyle ya, geçmişte o kişiler katil mi, cani mi, yoksul mu, zengin mi, bunu öğreneceklerdi. Bu çok büyük bir cesaretti. Gerçeklerle karşılaşmak için cesur olmak gerekmez mi? Elbette ama beni geçmişim değil, şu anım ve geleceğim ilgilendiriyor diye düşünüyorum.
Ama her şeye rağmen çok etkilendim. Ben tanımadığım kişiler için bile ağlayıp üzülebilecek kadar hassas bir insanım. Eşit şanslara sahip olmayan çocuklar için ağlayıp elimden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışırım, “Elbette benim yardımlarımla milyonlarca aç ve hasta çocuğu kurtaramam ama safım bellidir,” diye düşünürüm. Herkesin mutlu olmasını istiyorum, ama herkesin. Kimsenin üzülmesine acı çekmesine dayanamıyorum. Haksızlığa uğramasına, önyargılı yaklaşılıp eleştirilmesine. Bütün bunlara dayanamayınca onlar adına onları savunuyorum, ağlıyorum, üzülüyorum, kahroluyorum; ta öteki kıtadaki insanlar için bile, bırakın ülkem insanlarını. Bir sihirli değneğim olsa dünyayı savaşların olmadığı, çocukların ölmediği, aç kalmadığı, herkesin sevildiği ve bunu gösterdiği, kinin, nefretin olmadığı, her şeyin eşitçe paylaşıldığı mutlu bir yer yapmayı çok istiyorum.
MUTLU… HERKES MUTLU olmalı, “Afrika’da doğmuş olmak onun seçimi değil, o halde ben mutlu iken o ağlamamalı, mutlu olmalı, aç olmamalı!” diyorum. Bunu başarmak bu kadar basitken neden insanlar hırslarının peşine neden düşerler, gözlerini kan bürümekte? Ben kendimle barışığım, mutluyum, huzurluyum, rahatım yerinde, kendim için kaygım yok, başkaları mutlu ise ben daha mutluyum. Ama benim endişem hep başkaları; bunun altında yine bana dair bir neden mi yatmaktadır acaba?
Dünya insanları, doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine tanımadığım insanlar için üzülüp ağlamaktan, anne babası ölen çocuklara ne olacak diye endişelenmekten nasıl kurtulacağım? Dünyayı tek başıma değiştiremem ama… Yine de ümit etmekten vazgeçmiyorum.
Sevgilerimle,
CEVAP:
Eğer bu anlattığın duygularla ve düşüncelerle yaşamaktan memnunsan, bu sana huzur ve dinginlik sağlıyor ise ve tariflerinin haklı olduğunu ve doğru olduğunu zannediyorsan, ikinci soruyu da şu şekilde sor: “Peki, ben bu insanlar için olmasını istediğim, hayal ettiğim o güzel cenneti kendim için yarattım mı? Yoksa var olan bir ortamda huzurluymuş gibi, mutluymuş gibi, her şeyim tamammış gibi dolaşıyor muyum? Katlanıyor muyum, yoksa o ortamı ve içinde bulunduğum yaşamı değiştiremeyeceğimi zannederek güzelmiş gibi mi yapıyorum? Eğer diğer insanlar için hayal ettiğim o güzellikleri, kendim için bugün kurma şansım olduğuna inansaydım, kendim için nasıl bir hayatı kurardım, yani ben hayatımın mimarı olsaydım kendime ne tasarlardım?”
Eğer bunun cevabı, sonunda, şu anda yaşadığın ortamla aynı çıkmazsa, “Peki, niye yapmadım? Yani ulaşamayacağım kadar uzaklardaki insanlara yardım edeceğime inanıyorum da, elimin altındaki bana niye bu güzellikleri vermiyorum, bana mani olan neydi?” diye soru sorarak kendi içinde adım adım ilerleyebilirsin.
Bu çalışmalarda önemli olan bir başkasının neleri gördüğü ve ne anlattığı değil, senin kendi hayatında nerede sıkıştığın ve o sıkışıklığın içinden neleri dönüştürerek geçeceğindir. Bu dönüştüreceğin sahne bazen dört yaşındaki bir olayı hatırlayarak olur, bazen de eğer gerekiyorsa geçmiş yaşamlarında yaşadığın bir görüntüyü görüp dönüştürürsün. Bazen de dün yaşadıklarına aittir. Demek ki, olayların geçmiş gelecek ve şimdide olmasının bir anlamı yok. Şu anki probleminin sebebi hangi andaysa o anı görüp sevgiye dönüştürürsün.
Benim sana tavsiyem, Konulu Seminerlerimin CD kayıtlarını edinmen. 6 adet çalışma semineri şeklinde düzenlediğim bu kayıtların ilkinde Aynalar Semineri var. Orada kızdığın, öfkelendiğin, sinirlendiğin bütün insanlarla aynı olduğunu bulacaksın. Özellikle o seminerde toplumda gördüğün bu tarifleri nerelerde ne şekillerde yaşadığını görebilirsin.
İkinci CD paketinde Korkular Semineri var. Bütün yaşadığın olumsuz anların altındaki korkuları bulabilirsin.
Üçüncü CD paketinde Affetme Semineri var. Geçmişte yaşadığın her anı ve kişileri sevgiye dönüştüreceksin.
Dördüncü CD kaydımda Bağımlılık Semineri var. Nelere, nasıl bağımlı olduğunu bulmalısın.
Beşinci CD’de yer alan Üstben Seminerinde, bu dünyada yaşarken bu dünyada sana içsel yolculuğunu yaptıracak olan üstbeninle nasıl buluşacağını ve onunla nasıl konuşacağını öğreneceksin.
Altıncı CD’de ise Bilinçaltı Semineri bulunuyor. Bu seminerde de çocukluğumuzdan bugüne kadar isteyip de elde edemediğimiz her hayalimizin altındaki olumsuz kayıtlarımızı ve o kayıtların altındaki korkuları bulacaksın ve en önemlisi yine aynı akşam, bugün isteklerini gerçekleştirebilmek için bilinçaltındaki olumsuz kayıtlarını bulup olumlularıyla yer değiştireceksin.
Bunun yanında iki yıl süreyle her hafta yaptığım Değişim Dönüşüm Salı Seminerlerimin kayıtlarını da 16 adet DVD’de topladım. Bu DVD’leri izlersen bütün sorularının cevaplarını orada bulabilirsin. Bu seminerleri sen kendin, kendi adına kendi içsel bakışınla ve kendi düşüncelerinle izleyip çalışırsan bundan sonraki günlerinde, “O onları anlattı, bu bunu yaptı, şu onu yaptı, diğeri yapamadı,” gibi düşüncelerinden kurtulmuş olursun. Her şeye sen kendince bakarsın. O zaman daha sağlıklı değerlendirmiş olursun.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 23 Ağustos 2009 |
| Konu: | Bolluk ve bereket ile ilgili doğru bilinçaltı olumlaması nasıl bulunur? |
SORU:
Merhaba Nil Hocam,
Bolluk ve bereket üzerine bana enerjileri yüksek para olumlaması verir misiniz? Teşekkürler.
Sevgiyle,
CEVAP:
Sana enerjisi yüksek bir olumlama veremiyorum. Çünkü bu çalışmalarda en önemli nokta, para konusunda senin olumsuz bilinçaltı kayıtlarının senin yaşadığın hangi günlerde, hangi olayların içinde olduğunu bulmandır. Yani en eski çocukluk günlerini hatırlayıp “para” hakkında bildiğin, sana anlatılan, sana öğretilen bilgileri hatırlayarak bir kağıda yazmalısın. Böylece parayla ilgili senin bilinçaltındaki olumsuz kayıtlar çıkmış olacak ve aynı anda da aynı sahnede üstben sana yeni olumlu bilinçaltı kayıtlarını verecek. Yani olumsuz bilinçaltının boşalttığı yere üstbenin verdiği yeni olumlama oturacak. İşte enerjisi yüksek olumlama bu.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 14 Eylül 2009 |
| Konu: | “Güzellerin şansı olmaz.” |
SORU:
Sevgili Nil Hocam,
Mutsuz ve problemli ilişkilerimin sebebini üstbenime sordum. Bana, “Güzel olduğun için” dedi. “Nasıl yani?” dedim “Güzellerin şansı olmaz,” dedi.
Ben bundan ne çıkarmalıyım? Gerçekten böyle söylediğim zamanların çok olduğunu fark ettim. Bu benim bilinçaltıma ne zaman yerleşmiş hatırlamıyorum? Yoksa bende kendini beğenmişlik var da ben mi uyduruyorum bunu? Nasıl bir çalışma yapmalıyım?
Sevgiler,
CEVAP:
Güzel bulmuşsun. Konuşan üstben değil; bilgi, senin bilinçaltından geliyor. Şimdi yapacağın, “Ben buna kim, ne zaman, nerede söylediğinde inandım?” diye sormak. İkinci bir sorun da “Neden buna inanmak bana cazip geldi?” olacak.
Bu iki soruyu cevapladığında ve sen o günlerdeki olumsuz bilinçaltı kayıtlarını fark edip onları olumlu ile yer değiştirdiğinde o bilinçaltı kaydı dönüşecek.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 05 Ekim 2009 |
| Konu: | Olumlamalar / İçsel Temizlik Çalışması |
SORU:
İçimizdeki yolculuğu sevgi ışığınızla aydınlattığınız için teşekkürler. Bizler Allah’ın birer zerresi olduğumuza göre, onun ihtiyaçsız olduğunu göz önüne aldığımızda bizlerin de ihtiyaçsız olmamız gerekir. İhtiyaç diye bir şey yok, bu bir zannetme sadece. Sizin kitaplarınızdaki olumlamalardan birinde “İhtiyacımız olduğu anda ihtiyacım olan her şeyi evren bana verir,” deniliyor. Bu, ihtiyacımız olduğunu kabul etmek olmuyor mu? Evren verir ama ihtiyacımızı. Niyetlerimizi yaratabildiğimize göre “Niyet ettiğim her şeyi, niyet ettiğim anda evren bana verir,” gibi bir olumlama olması gerekir diye düşünüyorum.
Sevgilerimle,
CEVAP:
Hangi olumlamanın sizin için daha iyi olduğunu hissediyorsanız o an için sizin doğrunuz odur.
İstediğin gibi uygulayabilirsin, yeter ki o olumlama sende tam anlamıyla oturmuş ve yaşantında birçok şeyi dönüştürmüş olsun.
İyi çalışmalar.
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 23 Ekim 2009 |
| Konu: | Olaylar üst üste gelince… |
SORU:
Hocam iyi akşamlar,
Yakın bir zamanda hem iş yerimden hem müşterimden hem erkek arkadaşımdan hem de ailemden neredeyse aynı gün darbe aldım. Bazen her şeyin üst üste beni sıkıştırdığı zamanlarda, sanki bunun altından kalkamayacakmışım zannediyorum.
Bunun egonun en sevdiği pozisyon olduğunu bilmeme rağmen böyle zamanlardan nasıl çıkacağımı, hangi birinden başlayacağımı bilemiyorum. Böyle zamanlarda durumu toparlamak için ilk anda ne yapmalıyım?
“Herkes ve her şey sevgi. Yaşadığım her şey benim seçimim,” olumlamaları ile kabule geçip kendime vakitler yaratıp biraz ondan biraz bundan çalışmaya çalışıyorum.
Bu durumlar için ne tavsiye edersiniz?
Teşekkürler,
CEVAP:
Birçok yerden olaylar üstüne geldiği zaman şöyle anlayabilirsin. Üstbeninin pıt pıt, pat pat, güm güm gibi belli dozlardaki uyarılarını o ana kadar es geçmişsindir. Yani sen değişmiş olman gereken zamanda bu ritmi tutturamadığın için olayların geliş şekli birleşmiştir.
Demek ki, içsel çalışmaların için yaşaman gereken ritmi ciddiye almadığın için kaçırmışsındır. Fakat evren ciddidir ve olaylar başladığı gibi gelecektir. Çünkü evren senin dönüştürmediğini değil, zaten dönüştürebileceğini bilir. Bu durumda içsel çalışmalarında sen ciddi olmadığın için seni sıkıştıracaktır.
İkinci olarak birçok yerden olay üstüne geldiği zaman, çoğu zaman aynı korkuları ve dönüştürebileceğin aynı konuları gösteriyor olabilir. Böylece bir olayın içinde dönüştüreceğin korkular ve zihinler aynı sırada yaşadığın bütün olayların dönüşmesini sağlar.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 23Ekim 2009 |
| Konu: | Olumlu değişimlere sahip çıkmak |
SORU:
İyi akşamlar,
Çalışmalardan fayda gördüğümü düşünüyorum. Yaşantımda her şey su gibi akıyor diyemem, ama çok olumlu olaylar da yaşıyorum. Mesela trafik polisi beni çevirdiğinde hemen o andaki korkularımı çalıştım. Kırmızı ışıkta geçmiş olmama, araba muayenesinin süresinin geçmiş olmasına rağmen ekip arabası gelemedi, sonuçta polis “İyi günler!” diye beni gönderdi. Çalışmalara başlamamdan sonra eşimin teyzesi bana ev tapusu verdi; hem de ne kolay bir tapu dairesi işlemiyle.
Buna benzer olayların yanında ters giden deneyimler de yaşıyorum tabii. Onlarda da neleri çalışacağımı bulup çalışmaya gayret ediyorum.
Nil Hocam, daha önceki bir seminerde olumlu yaşadıklarınızın bizi motive edeceğini söylemiştiniz. Kendime güvensizlik, inançsızlık gibi olacak ama sorum şu: Ben kendimi kandırıyor muyum? -mış gibi mi yapıyorum? Bunu nasıl anlarım?
Teşekkür ederim,
CEVAP:
Ben kendi içsel temizliğimi yaparken yaşadığım küçücük bir olumlu değişime bile çok saygı duydum. O deneyime, onu avucumun içine alıp elimi sıkı sıkı kapayıp “Hiç bırakmayacağım!” diye büyük bir itina ile sahip çıktım ve bugünlere dahi taşıdım.
Sen ise bana yaşadığın kocaman olumlu değişimleri dahi göz ardı edebildiğini söylüyorsun. Sen böyle bir durumda ne cevap verirdin?
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | Kasım 2009 |
| Konu: | Hatırlayış |
SORU:
İyi günler Nil Hanım,
Ablam bana Nil Avunduk Hanım’ın DVD’sini hediye etti ve kendisi sayesinde birkaç tane kitabınızı da okuma fırsatı buldum. Ne yazık ki ne zaman DVD’nizi açsam hep ağlamaktan ne dinleyebiliyor ne de seyredebiliyorum. Bana ne önerebilirsiniz?
İlginiz için çok teşekkürler,
İyi çalışmalar,
Saygılar,
CEVAP:
Bu yaşantınızda içinizi temizlemek için kendinize söz verdiğinizi hatırladınız. O DVD’yi her seyredişiniz size kendi içinizdeki sevgiyi hatırlatıyor. Hatırladığınızda içinizdeki sevgiyle buluşuyorsunuz.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 1 Kasım 2009 |
| Konu: | Yanlış çalışmanın neticesi |
SORU:
Sayın Hocam,
Yaklaşık üç seneyi aşkın bir süredir çalışmalarınıza katılıyorum. Hayatımda bir buçuk sene önce büyük değişiklikler yapacak cesareti kendimde buldum. O kadar emindim ki kendimden bu konuda. Ama son zamanlarda kendime para yaratmak yerine, olanı tükettiğimi ve artık yaratamadığımı fark ettim ve eskiden tutumlu ve dikkatli harcayan biriyken son yıllarda parayı rahat harcayan biri olduğumu ve eskisi gibi tutumlu olursam ancak yine paramın olabileceğini düşünmeye başladım ve en rahatsız olduğum konu, yine eskiye dönmeye ve yaptığım harcamaları kısmaya başladım. Sanki son üç yıldır yaptığım çalışmalar boşa gitti ve ben yine eski ben oldum.
Hayatımda büyük değişiklikler oldu demiştim. Mutlu olmadığım devlet lisesi öğretmenliğimden istifa edip iki arkadaş kendi işimizi kurduk geçen sene. Avrupa yakasında olan evimi karşı tarafa taşıdım. Bir senedir severek ve cepten harcayarak çalıştığım bu işte artık birikmiş paramın da bitmeye yaklaşması üzerine zevk almamaya hatta eski işime tekrar başvurmalı mıyım diye düşünmeye başladım. Eski düşüncelere ve o eski bilindik yöntemlere dönmek çok ağırıma gidiyor. Bu konuda sıkışmış durumdayım ve çözmek istiyorum hocam. Neden kurduğum işimde para yaratamıyorum ve eski yöntemlere muhtaç hale geliyorum? Yardımcı olursanız sevinirim.
Sevgilerimle,
CEVAP:
“Üç yıldır yaptığım çalışmalar boşa mı gitti?” tahminin çok doğru. Üç yıldır benim anlattığım ve öğretmeye çalıştığım şekilde bir çalışma yapmamışsın. Eğer yapmış olsaydın bu sonucu yaşamazdın. İlk etapta çalışmaların neresini yanlış anladığını ve nerelerde yanlış yaptığını bul. Ben üç yılda bu geldiğim noktaya geldim. Sen üç yılda başladığın noktaya paran bitmiş olarak döndün.
Çalışmaları nasıl yaptığını, nerelerde çalışırmış gibi yapıp neleri yanlış yorumladığını bulmalısın. Bu üç yıl içinde Park’ın dışında hiç çalışma yaptın mı? Yaptıysan sana o sıralar ne faydası olduğunu düşündün? Bunları da tespit edebilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
| Tarih: | 16 Kasım 2009 |
| Konu: | İçsel temizlik çalışmalarını yanlış anlamak |
SORU 1:
Merhabalar,
Daha evvel sorularımı cevaplandırdığınız için teşekkür ediyorum. Bana bir konuda daha yardımcı olursanız sevinirim.
Kendimi bir dedektif gibi büyüteç altında inceliyorum. Eşimin işinde güzel gelişmeler olduğundan, onunla ilgili olasılıklar üzerinde konuşuyoruz. Bu gelişmeleri benim iş yerimde anlattığımda kendimde güç, üstünlük, başarı gibi duygularla anlattığımı hatta bunları anlatmak için konuyu özellikle buraya getirdiğimi fark ettim. Buları hissedince “Aman dikkat, hemen çalış yoksa bunlar olmaz, sevgiyle yaratman lazım!” diye içimde bir panik yaşadım. Tabii bunun da egom olduğunu anladım. Bunu çok sık yaptığımı fark ettim. Kayan birisini görüp de güldüğümde “İçimden hemen çalış yoksa başına gelir…” vb. Bu nedir?
İçimden seminerlerde Nil Hanım’ın söylediği “Bir ayağınızda topuklu ayakkabı, diğer ayağınızda düz ayakkabıyla yürüyemezsiniz,” sözü geldi ve kendimi öyle gördüm, “Karar vermelisin” sesiyle beraber. Kendimi baskı altında hissettim. -meli, -malı bunlar üstben değil diyorum. Bana ne yol önerirsiniz? Geldiğim nokta içimde tam bir kaos oluştu. Ne önerirsiniz?
“Düşüncelerin gelip geçmesine izin vermek” konusunu biraz açar mısınız? Bunu tam olarak anlamış değilim.
Teşekkürler,
CEVAP 1:
“Düşüncelerin gelip geçmesine izin vermek” cümlesini ne anlamda soruyorsunuz? Soruyu anlayamadım, biraz daha açarak sorar mısınız?
Nil Avunduk
SORU 2:
Nil Hocam merhaba,
Davranışlarımın ya da düşüncelerimin altında yatan korkularımı bulmaya çalışıyorum. Mesela gelecekle ilgili kaygılandığımı fark ettiğim anda düşüncemi durdurup “Bu benim gelecek endişem, parasızlık, güvensizlik, yokluk, muhtaç olma, güçsüzlük korkularım…” deyip o korkularımın varlığını kabule geçiyorum. Ancak burada sanki düşüncelerimi kontrol altına alıp baskı uyguladığımı düşünüyorum. Sonra da “Eğer çalışmazsam tüm bunlar başına gelir,” deyip panik halinde çalışmaya başlıyorum. Yanlış hatırlamıyorsam bazı İçimdeki Yolculuk kitaplarında “Düşüncelerinize baskı uygulamayın, bırakın gelip geçsin,” diyordu. Bunu nasıl yapacağımı anlamadım.
Gene mesela bir tartışma anında kendimi resmen frenleyerek durup kendime ne anlamam gerektiği, ne hissettiğim sorularını sorarken karşımdakine “Tamam, sen haklısın ama ben bunu yapmak zorunda değilim,” ya da “Tamam, ne yapmak istiyorsan onu yap,” vb. şeyler söylüyorum ama içim bu sözleri söylemiyor.
Şimdi bu iki örnekte içim başka ağzımdan çıkan başka… “Düşüncelerin gelip geçmesine izin vermek” adına ne yapmam gerekiyor? Yani hissettiklerim ya da düşüncelerim, boş bulunduğum anda ben de nasıl olduğunu anlamıyorum ama öyle başıboş ki, fark ettiğim anda onları zaten durduruyorum. Nereden geldiklerini ya da nereye gideceklerini bilmiyorum. Belki ilk başta farkında olarak durduruyorum ama sonra bunu yapa yapa alışkanlık haline geliyor; “Evet, burada bunu yapmam lazım, burada buna çalışmak lazım,” gibi… Sonuçta kendi kendime güç, sınırlandırma ve telkin yapıyor oluyorum.
Nil Hanım, yazdıklarımı okudum da ben beni anlatamadım ama umarım siz beni anlamışsınızdır.
Sevgiler,
CEVAP 2:
Ben seni şöyle anladım. Bu çalışmaları ezbere yüzeysel ve hemen olup bitsin düşüncesiyle yapıyorsun ve çoğunu da yanlış anlamışsın, yanlış çalışıyorsun. 13 Ekim 2009 ve 27 Ekim 2009 Salı seminerlerime geldiysen orada doğru çalışma şeklini anlatmıştım. Eğer gelmediysen internetten alıp izle. İzlerken sen kendin içinden hiç yorum yapmadan sadece içinden can kulağı ile “Ne diyor?” diye izle. O ana kadar bildiğin her şeyi unutarak izle ve anlattıklarımı anlattığım şekilde anlamaya çalış.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 3:
Nil Hocam,
Bu maili alınca size çok kızdım. Değişik hocaların kitaplarını, hatta bazılarını iki veya üç kez okudum. Her seferinde farklı yerler dikkatimi çekti. Sitenizdeki soru ve cevapları bilmem kaç kez okudum. Sorularda hissettiğim şeyler varsa kendime sordum, bazen benzer bazen farklı cevaplar aldım.
Ama bu maili alınca şoke oldum resmen. Ve evet, ben çalışmalarımı yapıyorum ama işin garibi başıma gelmesinden korktuğum için çalışıyorum. “Aman, şu şöyle olursa!” diye aklımdan geçtiği anda hemen çalışıp öyle olmasın diye uğraşıyorum. Çalışmalarımı böyle yapınca da tabii ben gene kendimi kandırıyorum. Yalnız fark ettiğim bir şey var. Zihnimden geçirdiğim şeyler (genelde olmasını istemediğim ve olmaması için çalışma yaptığım) çok hızlı yaşamaya başladım. Bazen yaşadığım şeyi yarım saat evvel aklımdan geçirdiğimi fark ediyorum. Ya da “Bunu neden yaşadım?” dediğim anda bir gün evvel düşündüğümü buluyorum. Bu hız neden?
Nil Hocam, teşekkür ediyorum. 13 Ekim DVD’sini sipariş verdim çıktığında da 27 Ekim DVD’sini izleyeceğim. Çalışma CD’siyle birlikte 13 Ekim seminerini söylediğiniz gibi dinlemeye ve izlemeye çalışacağım.
Umarım en kısa zamanda Ankara’ya gelirsiniz de seminerin o atmosferini tekrar yaşarız. Benim için, bana ayırdığınız zaman için teşekkürler…
Sevgiler,
CEVAP 3:
Benim yazdığım mailden sonra kendinin korkarak çalıştığını bulmuş olman çok önemli. Çünkü yaşadığımız olaylar ve başımıza gelen bütün olumsuz olaylar bize içimizde temizlememiz gereken yerleri işaret ederler. Benim öğrettiğim çalışma şekli yaşamaktan korktukların için değil, yaşamaktan korktuklarının varlığının kendi içindeki oluşumunu ortadan kaldırmak için. Yani korkarak yaşamayacaksın, yaşamaktan korktuğun her şeyin senin içinde bir enerjisi olduğunu bileceksin. O zaman bu yaşamdaki tek planın içini temizlemek olacak. Kendinde bulduğun ve tespit ettiğin bütün korkularını ve olumsuz huylarını en kısa zamanda dönüştürmen gerektiğini bileceksin.
Evrende enerji olarak hızla içimizi temizleme zamanına girdik. Yıllar evvel düşündüğümüz olumsuz şeyler aradan bir süre geçtikten sonra oluyordu. O sıralarda evrenin bize “Bu düşündüğün olumsuz düşüncelerden emin misin?” dediği bir zaman aralığına sahiptik. Şimdi bu zaman aralığı yavaş yavaş daralıyor, yani düşündüğümüz her şey bir gün sonra yaşanıyor. Evrenin senin içini temizlemen için sana verdiği zaman aralığı tükeniyor. Bunun için de bugün düşündüğünü yarın yaşar oluyorsun. Çalışmalarına buradan yola çıkarak devam et. Gelecekte olacaklardan korkarak çalışma. Bu yaşamda içini temizlemenin tek sorumluluğun olduğunu bilerek hareket et.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 23 Kasım 2009
Konu: “Yaptığın çalışmalar hiç işe yaramamış!”
SORU 1:
Merhaba Nil Hocam,
Bu satırları size kalbim kırık, umudumu yitirmiş olarak yazıyorum, merak ediyorum neden artık bir kadın bir erkek ile tanıştığında eninde sonunda konu cinselliğe doğru gidiyor ve o yaşandıktan sonra bu ilişkiler bitiyor… Evet, ilişkiler bitiyor, hem de daha hiç başlamadan.
Son zamanlarda hep aynı şey başıma geliyor erkeklerle. Tanıştığım pek çok erkek beni şirin, tatlı, sevimli, ilginç buluyor. Ben genellikle çok azından hoşlanıyorum, sonra hoşlandığım bu kişi ile bir şeyler yaşamaya başlıyoruz. Aramızdaki duygular hızlıca, benim kontrolüm dışında, yukarıya çıkıyor, sonra en güzel anlar yaşanıyor, sonra da kısa bir süre içinde her şey bitiyor. Yani bir anda kendimi tepede, sonra da dipte buluyorum.
Geçenlerde uzun süredir hoşlandığım biri ile güzel bir gece geçirdik, böyle bir şeyi hiç beklemiyordum. Bu sefer her şeyin yukarıda anlattığım gibi olmaması için ve artık daha düzenli, düzeyli bir ilişki istediğim için bunu net olarak ifade ettim. Her şeyin çok çabuk tüketileceği bir ilişki yerine her şeyin önce sağlam dostluk temeline oturacağı bir ilişki istediğimi söyledim; birbirimizi tanımaya, zaman ayırmayı ve eğer bu süreç zarfında bir şey hoşumuza gitmezse bunu görüp birlikte olmamayı seçebileceğimizi söyledim.
O bunları dinledi, benimle ilgilenmeye devam etti, o akşam beni eve bıraktıktan sonra ve ertesi gün benimle ne kadar güzel zaman geçirdiğine dair bir sürü mesaj attı. Ben çok mutluydum, ayaklarım yerden kesilmişti, bana göre çok içten bir gece yaşamıştık, duygularımızda yalan yoktu, orada ikimiz de gerçekten birbirimizden hoşlandığımız için oradaydık ve sonra ertesi gün onu arayıp sonraki gün görüşmek istediğimi, şayet kendisi için de uygunsa beni aramasını söyledim. Ve aradı, biz bir mekanda buluşmaya karar verdik, ben oraya gittim, o orada yoktu. Bir saat sonra nerede olduğunu sormak için aradığımda sarhoş sesi ile benimle konuştu. O mekana gittiğini, orayı beğenmeyip başka bir yere geçtiğini, tekrar geri gelirse beni arayacağını söyledi ve sonra o günün ardından ses seda çıkmadı. Ben de bir daha aramadım, resmen ekildim.
Şimdi bana anlatabilir misiniz neden erkekler böyle? Neden biri bir gün sizi severken, ilgilenirken ertesi gün hiç tanımıyormuş gibi davranabiliyor? Nedir problemi bu adamların, madem gelemeyecekti neden aradı ya da madem aradı neden beni ekti? Duygularımıza, dürüstlüğümüze, ne oldu? Tüm bu deneyim “Tek olarak varım” inancını oturtmak için mi? Gene de normal, huzurlu bir ilişki yaşayamayacak mıyız? Ve de “Ben kısa süreli bir ilişki yaşamak istemiyorum,” demek sevgiye şart koşmak mıdır?
Sorularım bu kadardır, cevaplarınızı paylaşırsanız sevinirim.
Sevgiler,
CEVAP 1:
Benim yaptırdığım içsel çalışmayı ne kadar zamandır yaptığını bilmiyorum. Daha doğrusu yaptırdığım çalışmanın ne olduğunu anlayıp anlamadığını bilmiyorum. Yaşadığın her olayın senin içsel temizliğin için bir vesile, bir aracı olması yaşamın doğal akışıdır.
Bu yazdığın maile göre bu çalışmalara dün başlamış ve yeni çareler arayan bir kişi olman gerekir. Eğer uzun bir zamandır çalışıyorsan soruna ve anlamadığın şeylere göre yaptığın bütün çalışmalara yazık etmişsin, çünkü anlamamışsın ve hiç işe yaramamış. Çünkü bu öğrettiğim çalışmanın hedefi sizlere eş buldurmak değil, kendini bulmak.
İki yıldır yaptığım Salı Seminerlerinde ilişki ile ilgili sorulara verdiğim onlarca sorunun cevapları olan DVD’lerim var. Tarihleri eski olabilir ama hepiniz için çok yeni. O DVD’leri kendine ciddi bir zaman ayırarak evde tekrar tekrar izlemeni tavsiye ederim. Aynı zamanda internette Soru-Cevap bölümünde ilişkilerle ilgili bana sorulmuş olan sorulara vermiş olduğum cevapları da okuyabilirsin. Sorunun cevabı onların içinde. Bir gün o cevaba rastlayacağını biliyorum.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Sevgili Nil Hocam,
Bugün cevapladığınız soruyu size sanırım üç hafta önce yazmıştım. O zamandan bu zamana öncelikle tekrar içime yönelip dışımda bir şey arayan ve isteyen hallerimi bir şekilde bıraktım sanırım. O maili yazdıktan sonra hasta olup bir hafta evde yattığım dönemde oldu bunlar. Farkındalığımı açık tutup çalışmaya, kendime sevgi ve özen göstermeye devam ettim. Şimdi çok huzurluyum, hiçbir şey aramıyor veya eksikliğini hissetmiyorum.
Evet, çalışmalarınıza yeni başlayan biri değilim; fakat nedense bazen bazı noktalarda bir an için kör, isyankar ve kabulden uzak olabiliyorum. Aynı zamanda bu, bende bu çalışmalara başladığım noktanın da çok daha gerisine düşmüşüm hissi yaratıyor ve bir an için öyle olabiliyorum… Şimdi tüm bu yazdığım halleri kabul ediyorum ve yoluma devam ediyorum. Geçen süre boyunca sizin DVD’lerinizde ilişki konusu ile ilgili sorulara ulaşmaya niyet etmiştim, siz de cevabınızda bana aynısını önermişiniz. Ne güzel… Her şey ne kadar net ve sade aslında.
Cevabınız için teşekkürler,
Tarih: 30 Kasım 2009
Konu: Pembeler
SORU:
Sevgili hocam,
Bir buçuk yıldır görüntüyü pembelemekte ciddi sorun yaşıyorum. Benim en büyük sorunum bu, neden? Değinirseniz sevinirim. Sanırım kimsenin böyle bir problemi yok…
Sevgiyle,
CEVAP:
Pembe görmemeye takılma. Ben eminim ki bu bir buçuk yıl içinde çocukluğundan bugüne kadar yaşadığın yüzlerce olayda, o sahnelerin içine girip o sahnelerdeki bütün korkularını ciddi bir şekilde bulmuş ve o korkularını çalışıp dönüştürmüş ve o sahnelerdeki olumsuz kelimelerini olumluya dönüştürmüşsündür. Ve de bütün yakınlarını, aynalar çalışmasında öğrendiğin gibi tarif edip sonra da altındaki korkuları dönüştürdüğün için artık insanları tarif edemez olmuşsundur. Ve tabii ki de bu tarif ettiğim çalışma disipliniyle yaptığın için de yaşamında çok güzel ve ciddi değişimler olmuştur. Bu nedenle pembe görmenin önemi yok.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 7 Aralık 2009
Konu: “Bir ayağında eski ayakkabı, bir ayağında yenisiyle dolaşamazsın.”
SORU:
Sevgili Nil Hocam,
Çalışmalara bir senedir devam ediyorum. Bu çalışmalar boyunca Salı Seminerlerinize katıldım, Konulu Seminerlerinizin tamamında yer aldım. Park’taki hocalar ve sizinle de özel çalışmalar yaptım.
Öyle sert bir dönemde sizinle tanıştım ki, gerçek anlamda çalışmalarımı yaptıkça hemen ardından güzellikler de gelmeye başladı. Hem aile hem de işte zorlu bir dönem geçirdim. Bu geçirdiğim döneme bakınca hep kendimi suçlayıp durdum. Sanki bir nokta, bir eşik var onu geçemeyeceğimi hissediyorum. Ne zaman çalışsam ve güzellikleri hissetsem, değişimler olsa oralarda kalıp çalışmamaya başlıyorum. Sanki düzgün giden şey bozulacakmış gibi geliyor. Ondan sonra da geriye çekilmeye başlıyorum.
Size sorum, bu çalışmalara böyle aralar vermeden nasıl devam edebileceğimle ilgili bana önerileriniz ve yol göstermeniz. Seminerlerinize geldikçe, DVD ve CD’lerinizi izledikçe, size gelen soruları okudukça kendimi iyi hissetsem de bunlardan uzaklaştığımda içimde öfke, kızgınlık, hepsi peşi sıra geliyor. Üstüne üstlük, içimde boşluk ve acı hissediyorum. Bu durumdan çıkabilmem için ne önerirsiniz? Geçmişle şu andaki hislerimi karşılaştırdığımda arada epey olumlu fark olduğunu biliyorum da hala içimin acıması bazen devam ediyor.
Sevgiyle yanıtınız bekliyorum.
CEVAP:
Bu çalışmayı ara vermeden belli bir ritimle devamlı yapabilmen için çalışmanın özünün ne olduğunu tam anlamıyla anlaman ve algılaman lazım. Bütün insanların senin çevrende, sana senin içsel temizliğin için hizmet ettiğini fark etmen gerekir. Sana her ne yapılıyor ise ve sen her ne yaşıyorsan sana hizmettir. Bir gün dışarıdaki insanları aynalık olarak çalışıp ertesi günü bir gün evvelki çalışmanı unutarak, insanlar hakkında dedikodu yaparak yaşamamalısın. Yani bir ayağında eski ayakkabı, bir ayağında yeni ayakkabıyla yürümemen için bu çalışmanın ne olduğunu iyice içselleştirmen ve sen çalıştıkça senin için gelişen mucizelere de tutunarak ilerlemen gerekir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 7 Aralık 2009
Konu: Farklı Duymak
SORU:
Sevgili Nil Hocam,
Ben Değişim Dönüşüm Seminer CD’lerini izliyorum ve her dinlememde yeni şeyler duyuyorum, niye?
CEVAP:
Kendi içini temizleyerek yürümen gerektiğini anladığın andan itibaren, üstbenin sana günlük çalışma ritmi verir. Ve verdiği bu ritme göre karşına her an çeşitli olaylar getirir. Ve bu olayların içinden bu farkındalıkla çalışarak geçeceğini bilir. Ve sen de zaten böyle ilerlersin. Sen ilerlerken bütün bu çalışmalar sanki üzerinden ince bir örtünün kalkması gibidir. Her kalkan örtünün altında sen aynı olayı bile farklı algılar, farklı hissedersin. Ve tabii ki de buna paralel olarak da anlatılan her olayı farklı duyarsın. Bu zaten senin içsel temizlik sırasındaki doğal ritmindir ve ne güzeldir…
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 30 Mart 2010
Konu:
SORU:
Sevgili Nil Hocam,
Hep söylediğiniz gibi ben korkularımı dönüştürdükçe bazı olaylar, etrafımdaki insanların tavır ve davranışları değişiyor; örneğin eskiden tüm günüm suçlayarak ve suçlanarak geçerken artık günümü suçlamadığım sürece suçlanmayarak geçiriyorum. Yani ben dönüşünce rahatsız olduğum bu durum hayatımdan çıkıyor, yaşamıyorum.
Ancak bazı durumlar var ki olay ya da durum yaşanmaya devam ediyor, ama ben değiştiğim için o olayı eskiden korkularımla algılarken şimdi sevgiyle kabul edebiliyorum. Örneğin oğlumun yemek yemeyişini kabul ediyorum. Suçlanma, anneliğe yüklediğim anlamlar, onun kötü durumuna sebep olma korkularımla, oğlum yemek yemediğinde kendimi perişan ederken şimdi onun bu durumunun kendi seçimi olduğuna inanıyor ve kabul ediyorum. Bana kendini böyle beğendiğini ve zayıf halinden çok memnun olduğunu söylüyor. O hala aynı şekilde yemek yiyor ya da yemiyor ama ben eskiden olduğu gibi algılamıyorum.
Bu iki farklı durumu net olarak anlamak istiyorum. Bazı olaylar benim enerjimden bağımsız olarak var olmaya devam ederken bazılarını da ben mi yaratıyorum? Anlayabilmem için yardımcı olursanız çok sevinirim. Teşekkürler,
CEVAP:
Evinin içinde olan her şey senin için yaşanır. O yüzden çalışmalarında “bu benden bağımlı”, “bu benden bağımsız” diye çalışma, etkileniyorsan ve tarifler yapabiliyorsan bu senin konundur. Etkilenmiyor ve hiç tarif yapamıyorsan bu senin konun değildir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 19 Nisan 2010
Konu:
SORU:
Nil Hanım merhaba,
Son zamanlarda hayatımdaki her şeyi olduğu gibi dondurmuşum hissini taşıyor ve çalışma yapamıyorum. Bu durum için kendime çok öfkeli olduğumu fark ettim, ama ne kadar kabul etmek istesem de, ne tam olarak kabule geçebildim ne de neyi neden dondurduğumu, durduğumu anlayabildim. Bu durumda nasıl bir çalışma yapmamı önerirsiniz?
Sevgiler,
CEVAP:
Öncelikle benim yaptırdığım bu çalışmaların ne olduğunu anlaman gerekir. “Bu çalışmaları niçin yapman gerekiyor?” ve “Gerçekten gerekli mi?” gibi kendine sorular sorarak yol al. Öncelikle yaptırdığım bu çalışmaları tanıman lazım ve çalışmış kimselerdeki neticeleri görüp sevmiş olman gerekir. Ayrıca kendinin, çalıştığın sırada hayatında yaşamış olduğun güzel değişikliklerden memnun olmuş olman gerekir ki, bu “dondurdum” dediğin şeyler kendiliğinden ortadan kalkabilsin. Çünkü bu aslında dondurmak değil, çalışmaların ne olduğunu idrak edememek.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 19 Nisan 2010
Konu:
SORU:
Merhaba Nil Hocam,
Ben kendimde, bir seminer dinlerken, işte bir konu veya konuşmayı dinlerken arka planda birçok şeyin belli belirsiz kafamı kurcaladığını, seminere tam konsantre olamadığımı fark ettim. Aslında çabuk sıkılıyor ve konsantre olamıyorum. Kısaca kendi kafamda o konuşma ile ilgili özet oluşturuyor ve o sırada başka konuları düşünüyorum. Örneğin şimdi X’e mail atmalıyım, bu davranışım ne etki yaratmıştır diye. Böyle olunca da gerçek dinlemem gereken konuşmada bazen ana mesajları kaçırabiliyorum. Bundan artık rahatsız olduğumu fark ettim. Nasıl bir çalışma önerirsiniz?
Teşekkür ederim.
CEVAP:
Çalışma DVD’sinin karşısına geçip çalışacağın zaman “Ben şu anda bugün burada ne çalışmak istiyorum ve ne için çalışmak istiyorum?” diye soruyla başla. Ve çalışmak istediğin bir şey yoksa o gün çalışma. Kendini her an çalışmak zorunda hissetme. İyi öğrenci olmaya çalışma. Gerçekten çalışacağın zaman çalış. O sırada da zaten zihnin seni rahatsız etmez. Çalışmanı da keyifli bir şekilde yaparsın. Kendini çalışma mecburiyetinde hissetme.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 19 Nisan 2010
Konu:
SORU:
Merhaba Hocam,
Az önce çok güzel bir çalışma yaptım. İçerimle dışarımın arasında beden diye bir sınır olmadığını anladım ve çalışmanın sonunda sanki kendimi uçar gibi hissettim. Bunu hep hissediyordum ama bu sefer çok kuvvetli hissettim, özellikle ellerimden dışarı çıkan bir şeyler olduğunu, ısındığını. Ve en sonunda sanki en çok ellerim olmak üzere tüm bedenim karıncalandı, uyuştu sanki içerimle dışarım bir oldu. Çalışmayı bitirdiğimde ellerimdeki damarlar şişmişti. Sevgi enerjisinin çıkışı ya da korkunun sevgiye dönüşmesi böyle bir şey mi?
Sevgiyle görüşmek üzere…
CEVAP:
Çalışmalarının dönüşüp dönüşmediğini bedeninle takip etme, seni spiritüel oyuna sokabilir. Yaptığın çalışmanın doğruluğu yaşantının değişimiyle belli olur.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 03 Mayıs 2010
Konu:
SORU:
Nil Hocam,
Sizin varlığınızı hissetmek çok güzel hocam. Kafama takılan soruyu size sormak istedim. Bizler Park’a geliyorduk. Hepimiz de yol aldık, siz de bizim rehberimizdiniz. Siz bu kadar özveri ile çalışırken, bizler de bu kadar istekli iken ve gerçekten Park’ın açılmasını yüreğimizle isterken, ne ağır bastı da kapandı? Bazen kendimi sorguluyorum, acaba yeterince evrene mesaj gönderemedim mi diye. Ya da evren sizinle birlikte farklı bir çalışmaya mı hazırlıyor bizi?
Sevgiler,
CEVAP:
Bugüne kadar benim rehberliğimde çok güzel çalışmalar yaptınız. Buradaki gaye, benim rehberliğimde kendi içinizdeki esas rehberle birlikte çalışmanın nasıl olduğunu öğrenmenizdi. Benim rehberliğim geçici; esas kalıcı olan sizin kendi içinizdeki, özünüze ait olan muhteşem içsel rehberiniz olan üstbeninizle, kendi gerçeğiniz olan yolunuzu almanızdır. Tabii ki bu yolculukta zaman zaman takıldığınız yerler olabilir. Oralarda da sorularınıza cevap vererek takıldığınız yerleri aşmanıza yardımcı olabilirim.
Evren Park’ı “Artık bu çalışmalar olmayacak ve bu çalışmalar doğru değildir,” diye kapamadı. Hepiniz Park’ı kendi bakış açınızdan dolayı size ağır bir içsel sorumluluk yükleyen bir çalışma yeri ve bu çalışmaları yapmadığınız zaman kendinize kızgınlık ürettiren bir yer şeklinde gördünüz. Bunlara hiç gerek yoktu. Ben her zaman Park’ta bütün çalışmaları size çok basit bir dille ve çok pratik bir şekilde anlattım, öğrettim ve çalıştırdım.
Bu süreç, sizlerin Park’a duyduğunuz öfke, yani çalışmadığınız zaman kendi kendinize duyduğunuz öfkelerin yavaş yavaş içinizde sükunete dönüşmesi için. Bazen bir öfke dalgası yükselir, tepe noktaya çıkar; işte o sırada o öfke dalgasını karşılayacak kişide hiçbir korku enerjisi kalmadıysa o öfke enerjisinin içinden geçip gitmesine izin verir. Bu da bir süreçtir.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun, ,
Nil Avunduk
Tarih: 03 Mayıs 2010
Konu:
SORU:
Sevgili hocam ve sevgili hocalarım,
Çok güzel yazmışsınız bugünkü cevabınızı. Evren’in bu es verdiği zamanda çok güzel bir düzlüğe çıktım, şimdi anlıyorum ne dediğinizi. Ben beni hatırlayınca, ben benimle karşılaşınca ne soru kaldı; ne cevap. Sadece sizleri özlüyorum arada. Sevgi ve şükürle canım hocam…
CEVAP:
Sen bu süreci doğru ve güzel kullandığın için düzlüğe çıktın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 03 Mayıs 2010
Konu: Sağlık / İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Merhaba Nil Hanım,
Seneler önce ilk Reiki’mi sizden almıştım ve seminerlerinize katılmıştım… Şimdi yurt dışında yaşıyorum ve web sitenizi tesadüfen buldum (biliyorum tesadüf değil)… Ben son iki senedir hipotiroid hastasıyım ve biliyorum ki bunu ben yarattım. Fakat yok etmem için ne yapmam gerekiyor, hangi olumlamaları kullanmam lazım, bilmiyorum ve tabii sebebini de…
Bana yardımcı olursanız çok sevinirim… Bu hastalıkla yaşamak istemiyorum ve biliyorum ki bazı hastalarda bu rahatsızlık tamamen geçiyor.
Yardımlarınız için şimdiden çok teşekkür ediyorum. Hep ışıkla kalın…
Sevgilerimle,
CEVAP:
Hastalık size içsel temizliğiniz için doğru bir noktada olmadığınızı göstermek için ortaya çıktı. Özellikle hastalığının geçmesini planlayarak çalışmalarını yürütme. Genel olarak çalışmalarına aşağıda tarif ettiğim şekilde gir. Bu süreç seni hem geçmişini affetmeye götürecek ve bununla bağlantılı olarak da hastalığının geçmesini sana getirecek.
Size çalışma sistemimi anlatayım. Öncelikle Salı Seminerlerimin DVD’lerini izlemeye başlayarak yaptırdığım çalışmaların ne olduğunun ve yaşadığın olaylara nasıl bakacağının bakış açısını edin. Sonra Konulu Çalışma Seminerlerimin CD kayıtları ile AYNALAR, KORKULAR, AFFETME, BAĞIMLILIK, ÜSTBEN ve BİLİNÇALTI çalışmalarımı kendine çok güzel bir şekilde öğret. Bu seminerler sana hem çalışmayı öğretecek hem de çalıştıracak. Sonrasında Çalışma DVD’lerimi kullanarak günlük geçmişini affetme çalışmalarını sürdürebilirsin. Bu sırada “İçimdeki Yolculuk” kitaplarını da okursan orada kendi içsel temizliğinde kullanabileceğin pek çok çalışma örneği bulacaksın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 03 Mayıs 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Hocam merhaba,
Ben içsel çalışmalarımı yaklaşık bir buçuk yıldır yapıyorum. Daha doğrusu yapmaya çalışıyorum. Çünkü zaman zaman güzel çalışmalar yapsam da ve hayatımda bunun karşılığını çok güzel görsem de kendimi çoğu zaman çalışmak istemezken buluyorum. Sizden nefis bir yöntem öğrensem de bu çalışmaların ciddi yapıldığı zaman ne kadar faydası olduğunu ve beni rahatlattığını görsem de içsel temizlik yapmak benim için dünyanın en zor işi. Bunu son zamanlarda çok güçlü şekilde hissediyorum. Zaman zaman bunun nedenini bulmaya çalışsam da hep geçiştirdim ve çok kararlı olduğum zamanlarda elimden geldiğince korkularımı bulup sevgiye dönüştürmeye çalıştım. Ama düzenli bir çalışma yapmadığım için de çoğu zaman benzer sıkıntıları yaşamaya devam ediyorum. Bugün bunu çalıştım, yani neden direniyorum neden istemiyorum?
Gözümün önüne birkaç sahne geldi; lisedeki ben, üniversiteye hazırlanan ben ve üniversitedeki ben. Hepsinde “mecburen ders çalışmak zorunda olan” Onur’un, istemeye istemeye ders çalışmaya çalışmasını gördüm. Ve hepsinde de benzer bir isyan vardı. “Neden bunları çalışmak, bu saçma sapan şeyleri yapmak zorundayım?” İstediklerimi elde etmek onlara kavuşmak için, bir şeyler yapmaya mecbur olmak diye tanımladım bu durumu. O yüzden de hiçbir zaman severek ders çalıştığımı bilmem.
Ben içsel çalışmaları yaparken de aynı şeyleri hissediyorum. İçimden devamlı “Neden ben bir şey isteyince olmuyor, neden illa olmayışı ile ilgili çalışmak, korkularımı bulmak, onları dönüştürmek, olumlamalar yapmak zorundayım? Ben isteyince olsun işte!” cümleleri geliyor.
Anladım ki, ben bunun nedenini bulamadığım sürece, içsel çalışma yapmak için kendimi zorlamanın bir anlamı yok. Gerçi son günlerde çok güzel değişmeler oldu hayatımda hocam. İçimdeki bu bütün dirence rağmen, biraz çalışabilince bile hayatım çok güzelleşiyor. O yüzden de kendimi bırakmak istemiyorum. Ama bu içsel isyanı, bu direnci nasıl dönüştüreceğimi bilemiyorum. Kendimi bırakmadan, düzenli olarak nasıl çalışacağımı bilemiyorum. Belki bu benim, kendi kendime çözmem gereken bir sorun, bilemiyorum. Eğer öyleyse bile sizden bunu öğrenmiş olurum. Bu direnci nasıl dönüştürebilirim ve içsel çalışmaları nasıl severek ve isteyerek yapabilirim hocam?
CEVAP:
Biz bütün yaşamlar boyunca çeşitli konularda korkutularak kontrol altına alındık. Bunlar bir zamanlar dinlerle korkutularak kontrol altına alınmaydı; bugünlere gelen şimdiki çağlarda, başarılı öğrenci ve iş adamı olarak kontrol altına alınıp idare edilme şeklinde eğitildik. Bu yüzden “Çalışmalısın” dendiği zaman sendeki bu enerjiler tetiklenip tepki veriyor.
Bu tepkini kırabilmek için sen de kendine değişik bir sistem uygula. Bunların bir çalışma olduğunu değil, bir oyun olduğunu farz et. Ve kendindeki bu enerjileri kendine oyun oynayarak yakala. Böylece kendini izleyerek ara ara değişik tepkilerle “Haydi, bakalım bunu şimdi nerede yapmışsın? Şimdi buluyorum!” diye kendine oyunbaz bir edayla, eğlenerek yaptır. Ve bunları yaparken de hiç “Çalışma yapıyorum,” kelimesi kullanma. “Ne yapıyorsun?” dendiğinde veya kendine “Ne yapıyorum?” diye sorduğunda “Oyun oynuyorum,” de ve kendine bir oyun kur.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 03 Mayıs 2010
Konu: Hayvanlar / İçsel Temizlik Çalışması / Aynalar / Diğer
SORU:
Merhaba Hocam,
Fazla tetiklendiğim ve çözemediğim bir konuda beni yönlendirmenizi rica ediyorum. Dün annem, evde çalışan yardımcı bayanın yaşadığı mahallede, çocukların köpeklere işkence yaptıklarını ve nasıl yaptıklarını anlattı. Bu konudan çok tetiklendim. Hayvanlara zarar verilmesinden çok etkileniyorum. Bu konuyu nasıl çalışmalıyım?
Bir hayvana zarar geldiği ve özellikle insanların zarar verdiği bir habere ya da duruma çok fazla tepki duyuyorum. Üstben, hayvanların sadece kendimizi görmemiz için var olan rol arkadaşlarımız olduğunu söyledi. Bunun üzerine tarif yapıyorum: Hiçbir suçu olmayan masum canlılar… İyi ve güzel davranılmayı hak ediyorlar. Yok yere acı çektiriliyorlar. O ne olduğunu ve bunun kendine neden yapıldığını bile anlamıyor. Sevilmesi gereken bir şeyken, şefkat ve sevgi beklerken şiddet ve acıyla karşılaşıyor. Şaşırıyor, kötüyü bilmiyor. Masum. Savunmasız olduğu için de çaresiz kalıyor. İçinde bulunduğu durumdan çaresizce kurtulmaya çalışıyor. Haksızlık.
Esas onlara bunu yapabilen insanlara kızıyorum. Bir canlının acı çekmesinden keyif alıyorlar. Canları istiyor diye, o canlılarda savunmasız diye onlara şiddet uyguluyorlar. Onları önemsemedikleri için o canlıların zarar görmesi umurlarında değil ve isteklerine göre onlara zarar verebiliyorlar. Ben fiziksel şiddet uygulamadığım için bulmakta zorlanıyorum. Nasıl sormalıyım? Vahşet diye adlandırabiliyorum sadece. İçimde de böyle bir vahşet varsa hemen bulup dönüştürmek isterim. Bu konuyu hangi şekilde çalışmam doğru? Yardımcı olabilir misiniz? Teşekkür ederim.
Sevgiler,
CEVAP:
Çocukluğunda hayvanlara veya böceklere aynı tarzda kötü davrandığın sahnelerin var mı? Oraları dönüştürebilirsin. Eğer bu hayatta hiç yoksa üstbenine söyle, yazında tarif ettiğin maddeleri geçmiş hayatta senin yaptığın sahneleri göstersin. O sahnelerdeki korkularını doğru bulup dönüştürdükten sonra, o enerjilerin kendiliğinden bitecek.
Geçmişteki bu sahneler dönüştükten sonra senin de bu hayatta bunlara rastlaman, görmen gerekmeyecek. Dışarıda rastladığın her şey senin içindeki enerjilerdendir. Ayrıca, “Geçmiş hayatı görmüyorum,” diyorsan veya görmekten korkuyorsan, bu hayatta da hiç böyle şeyler yapmıyorsan sana bir sorum var; et, balık, tavuk yiyor musun?
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 15 Mayıs 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme
SORU:
Merhaba,
Olmasından endişelendiğim bir şeyle ilgili çalışmak istiyorum. Bu olay olursa hissedeceğim korkuları hangi anda çalışmalıyım? Yani o olayı olmuş gibi hayal edip o hayal üzerindeki halime mi çalıştırmam lazım, yoksa şu andaki halime çalıştırmam yeterli mi?
Teşekkürler,
CEVAP:
“Şöyle bir olay olmasından korkuyorum,” diye bir tarifin varsa bu tarifi yaptığın olayı yaşamış olman gerekir. Yaşamadığın bir olayı tarif edemezsin ve yaşamadığın için olmasından korkamazsın. Bu şekilde çalışmanı yönlendir ve şöyle bir soru sor: “……. olmasından korkuyorum durumunu daha evvel ben nerede yaşadım? Böyle bir şeyden korkmayı ben nereden biliyorum?”
Sonra, üstbeninin sana hatırlattığı o olayın içine girip o gün, o olayda yaşadığın tüm korkularını sevgiye dönüştürerek sevgiye dönüştür.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 15 Mayıs 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Günaydın,
Yaklaşık iki yıldır devam ediyorum, başlarda güzel gidiyordu, hatta birkaç aya kadar da güzel gidiyordu. Sonra artık sadece para yaratmak, kariyer yaratmak, mutluluk yaratmak gibi şeylerin yetmediğini fark ettim. Sürekli de başa döndüğümü fark ettim.
Evet, sevgide olmak beni çok mutlu ediyor. Gerçekten istediğim bu: Her şeyimle sevgiyle bütünleşmek. “Her şeyimle sevgiyle bütünleşmek” şu anda yazarken bile imkansız geliyor.
Nil, benim kendime inancım yok.
Ben şu ana kadar hep iyi bir öğrenciydim. Hala da öyleyim. Eğer bir şeyi öğrenmek istersem dinler, anlar, üzerine çalışır, hatta geliştiririm kendi içimde. Küçükken esnafta çalışırkenki ustamdan, şu anda yaptığım yelkene kadar hep bir hoca, bilen kişi öğretti bana. Ve ben yapmak istediğim/severek yaptığım konularda hep iyi bir öğrenci oldum.
Şu anki sorun ise, benim bir hocam olmaması. Hoca her zaman başında durup “Onu öyle, bunu böyle yap,” diyen değildir. Benim için hoca-öğrenci ilişkisi, öğrenimden sonra öğrencinin kendi tekrarlarını, pratiklerini yaptığı, sonra da yeni sorularla, aşamadığı yerlerle hocasına döndüğü ilişkidir. Beni yanlış anlamayacağını biliyorum, çünkü bu maili okumaktan çok beni hissedeceksin.
Şimdi ise, aşamıyorum; çünkü inanmıyorum kendime. Sana ve diğer hocalara bakarken TV’de dünyanın en zengin, en başarılı insanlarını izler gibi hissediyorum. Hiçbir zaman oraya ulaşamayacak gibi… Biliyorum herkes aynı, herkesin içinde aynısından var. Ama kendime inanmadan ya da bir hocam olmadan bu kadar oluyor benim için.
Nil, bu maili sevgiyle yazamıyorum. Senden ricam, ya tekrar hocam ol, özel bir çalışma yapalım ya da bana kendi hocam olmayı öğret.
Bu bir bağımlılık. Hayatımın sonuna kadar daha doğrusunu bilen, bana içimden daha fazlasını öğretecek bir hoca arayarak geçiremem. O yüzden tercihim bana kendi içimdeki “her şeyi bileni” öğretmen.
Kendi hocam olmayı ve kendime inanmayı bütün kalbimle diliyorum ve buna niyet ediyorum. Umarım buna aracı olursun.
CEVAP:
Evrende oyun alanında hoca dışarıdadır. Sevgide hoca içindedir. Kendi içindeki üstbeninin senin hocan olduğunu, adım adım onu izledikçe dışarıdaki hocadan daha pratik ve kolay bir yöntemle sana içindeki hocalığı yaptırabileceğini bileceksin. Buna inandığın ve bildiğin anda içindeki ilerleme başlar. Yalnız, onun hocalığını senin dışarıda güç adına yaratmak istediğin konularla ilgili kullanamazsın çünkü o, ona giden yolu bilmez. Senin içinin temizliğine giden yola da en iyi hocalığı üstben yapar.
İki yıla yakın zaman içinde de muhakkak üstbenle çalışabilmeyi öğrenmişsindir. Onu daha rahat duyup onunla daha rahat ilerleyebilmen için senin zaten onun üstünü örten bütün olumsuz zihinlerini ve geçmişindeki olaylarını, o olmasa ve onu duymasan bile, senin o sahnelerdeki korkularını bularak sevgiye dönüştürebilirsin.
Geçmişindeki ne kadar çok olayı sevgiye dönüştürürsen, bir terazinin iki kefesi gibi, boşalan yere üstbeninin sesi dolacak ve onu duyar hale geleceksin. Yani önce üstbeni duyup hareket etmeyi beklemeyeceksin. “Ben şu anda geçmişimi sevgiye dönüştürmeye oturdum,” deyip çocukluğundan bugüne kadar önüne gelen olayları tek tek dönüştüreceksin. Onlar dönüştükçe senin enerjin her an değişecek. Sen değiştikçe üstbeni algılaman artacak. Böylece en yakın hocaya kavuşmuş olacaksın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 15 Mayıs 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Korkular / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme
SORU:
Merhaba Nil Hocam,
Çalışmalarımı çok ciddiye alarak çalışıyorum. Hayatım her anlamda tıkalı olduğu için ve sevgiye geçerek istediğim şeyleri yaratmak için tek çarem benim (amacım “istediğim şeyleri yaratayım yeter” değil, fakat istediklerimde olursa kaymaklı olur). DVD’ler, Konulu CD ve Seminer CD’lerini aldım (eksik olanları da zamanla alıyorum), onlarla devam ediyorum.
Size sormak istediğim birinci soru; ben hala çalışmalarımda pembe göremiyorum fakat pembe ışığı imgeliyorum, ayrıca duygu hissedemiyorum, duygusuz bir çalışma oluyor benimkisi, uygun mu?
İkinci sorum ise, korkular üzerime bastırdı ve hayatın içinde dönüştüremiyorum (önemli olanın anda dönüştürmek olduğunu biliyorum ama yok). Korkularımın çoğu ayakta (özellikle güç ve suçlanma) ve sanki hiç çalışmıyormuş gibi dönüştüremiyorum, çok sıkışmış hissediyorum, nerede olmuyor lütfen bana yardım edebilir misiniz?
İlginiz için teşekkür ederim.
Sevgilerimle,
CEVAP:
Geçmişte yaşadığın bir olay gözünün önüne gelip o olayı dönüştürmek üzere çalışmayı başlattığında duygu hissetmemen mümkün değil. Çünkü o hatırladığın olay senin için olumsuz bir olaydır, yaşanmıştır ve o günlerde zaten olumsuz duygulara sahiptir. Aynı ana gidip o duyguları tekrar harekete geçirip o duygunun hangi korkuya ait olduğunu bulacaksın.
Doğru bir çalışmada doğru korkuyu bulmaman imkansız. Anladığım kadarıyla şu ana kadar çalışmalarını ego hakimiyeti altında -mış gibi yapıyorsun. Ve hatırladığın olayları ego sana yaptırmış gibi gösteriyor ve seni o seviyede tutuyor. Bundan sonra hatırladığın sahnelerde “Ben o gün neler hissetmiştim?” diye sor ve kararlı bir şekilde ne hissettiğini bul ve onları hissetmekten korkma. Bir an hissettiğinde o duygunun hangi korkuya ait olduğunu bulma imkanı bulacaksın. Acılarından korkup kaçmayı bırak. Acılarını bir an hatırlayıp aynı anda da dönüştürme imkanına sahipsin. Geçmişini hatırlamaktan korkma. Geçmişini hatırlamamayı ego yapar ki onlar orada kalsınlar diye.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 15 Mayıs 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Diğer
SORU:
Yaptığı pek çok çalışmayla ilgili soru soran bir kişiye verilen cevap.
CEVAP:
Uzun zamandır mektuplara cevap verme fırsatım olmadığı için bugün bütün mektuplarını bir arada okudum. Bu hayatımızda, hepimiz içimizi temizleyeceğiz. Yedi milyar insan içini temizleme planı ve programı içinde bunu uygulamaya çalışırken aynı anda da buna paralel olarak ego enerjisi bütün planı, programı ve gücüyle bunu yapmamamız için bize çeşitli oyunlar oynayacak.
Bazen bir çalışmamızın içinde üstbene “Neden ben bunu affedeyim?” veya “Allah kimdir?” gibi soruların o anki üstben çıkış cevabı ve senin o sahneyi dönüştürebilmen için “Sen Allah’sın” der ve bu söz o an doğrudur. Sen, bunu o sahnede tam yüreğinden hissettiğinde dönüştürmen gereken o sahne kendiliğinden dönüşür. Yani o anda, Allah enerjisi çıkmış ve oyun enerjisi düşmüştür. Fakat bunu fırsat bilen ego devreye girer ve her fırsatta “Sen Allah’sın” diyerek bunu her an hatırlatmaya geçer. İşte o an bu, egonun oyun alanıdır.
Demin senin de yaptığın gibi Anneler Gününü kutlarken bir an evvel de “Ben Allah’ım” demen gibi. Yani Anneler Gününü kutlayabilir enerjideysen “Ben Allah’ım” diye hissedemezsin. “Ben Allah’ım.” diye hissettiğimde de Anneler Gününü kutlayamam. İşte egonun bu ince oyunundan çok kısa zamanda çıkman gerekiyor ve böyle oyuna düştüğün anları fark edebilmen lazım.
Özel olma ihtiyacını muhakkak bitirmen gerekiyor. Çünkü ego “Sen özelsin,” sözünden çok kolay girer. “Sen özelsin,” dedikçe egona “Neden ben özel olayım? Yedi milyar özel,” de. O zaman o enerjiyi düşürürsün. Bütün çalışmaların yanlış diyemem. Bütün çalışmaların doğru da diyemem. Bunu, bu anlatımımdan sonra sen fark etmeye başlayacaksın.
Üstben senin gözünün önüne bir sahne getirip çalıştırmaya başladığı zaman o sahneyi dönüştürüp çıktıktan sonra yaşantına gelen olayların değişmiş olması gerekir. Eğer hayatında bir değişim yoksa ve sen sadece gelen bilişleri tekrarlayarak yaşıyorsan değişmemişsin, sadece oyuna gelmişsin demektir. O sırada sen de egona “Ben Allah’ım, anladım da hayatım hiç değişmedi, ne olacak?” de.
Günlük yaşantında karşına gelen bütün olayları basit bir gözle incele ve “Şimdi bana hangi olayımı çalıştırmak için bu sahneyi yaşattın üstbenim?” diye sor. Sana hatırlattığı sahnenin içine girip gerçekten o sahnenin tamamen kendiliğinden değiştiği ana kadar korkularını doğru tespit edip onları sevgiye dönüştür. Geçmişini dönüştürdükçe şu anda yaşadığın bütün olaylar anbean değişecektir. Gün içinde yaşadığın bütün olaylar güzel bir şekilde değiştikçe içinden gelen “Ben Allah’ım” sözünün ne olduğunu tam anlayacaksın ve “Ben Allah’ım” bile demez hale geleceksin. Çünkü zaten oysan söylemene bile gerek kalmaz. Onu bilirsin. Yaşantın ona göredir. Ve sen osundur.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 15 Mayıs 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Merhaba hocam,
Zaman zaman her şey elimden akıp gidiyormuşçasına duygulara kapılıp bir telaş, çalışmaya çalışıyorum; ama olmuyor. Bir taraftan kendime, bir taraftan ana, bir taraftan bugüne dek yaptığım bütün çalışmalara ihanet ediyormuşçasına yaşıyor; ama yine de hayatın içinden geçerek çalışmalarımı yapmaya devam ediyorum; ama sizin de olduğunuz, sizin dokunuşlarınızın yarattığı etkiyi ve neden “desteksiz olmuyor” zihnimi bitiremiyorum? Özlem ne demek hocam?
Sevgiler,
CEVAP:
Öğrettiğim bu çalışma sistemi “Çabuk çabuk aceleyle yapayım, yapmadığım zaman da pişmanlık duyuyorum,” çalışma sistemi değil. Bu çalışmanın tamamı, sana bu yaşamına içini temizlemeye geldiğini hatırlatır. Ve sen içini temizlemeye geldiğini ve şu anda yaşadığın bütün olaylarla içinde temizleyeceğin adreslerini bulmak için yaşadığını algılarsan o zaman çabuk çabuk koşuşturman, bir şeye yetişmeye çalışman ve yapmadığın zaman da cezalandırılacağını zannetmen gerekmez. Sen zaten bunun idrakindesindir ve her gün üstbeninin karşına çıkardığı basit olaylarla sana gereken hatırlatmayı yaptığını anlarsın. Ve her gün çok güzel bir ritimle geçmişinde yaşadığın bütün günleri, üstbeninin hatırlattığı sırayla, hepsini tek tek içindeki korkuları ve olumsuz bilinçaltı kayıtlarını bularak dönüştürürsün.
Çalışma tekniği bu kadar basit ve doğaldır. Bu arada da yaşadığın olumsuz olaylar, o sırada doğru bir ritimde çalışmadığın için dönüşmediklerinden karşına gelmiş yaşanmışlıklardır. O zaman onlar için de ne yapacağını çok iyi bilirisin. O anları tam anlamıyla yüreğinden kabulle geçtiğin an zaten deneyim dönüşür.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 03 Mayıs 2010
Konu: Farklı Spiritüel Çalışmalar / İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Merhaba,
Sevmediğim, bana huzur vermeyen bir işte çalışıyorum. Sevdiğim, huzur bulduğum bir iş var ve ben o işi yapamıyorum; sürekli sevdiğim bu iş hakkında işi yapmam ve harekete geçmem için çağrılar alıyorum, bir türlü harekete geçemiyorum. Niye kalıplarımı kırıp çıkamıyorum, niye olduğum yerde sayıyorum? Lütfen bir yol gösterin.
Aile bağımlılıklarım ve iş bağımlılıklarım var sanırım, sizlerin anlattıklarından, öğrettiklerinden anlaya bildiğim kadar; tabii kendime yanlış teşhis de koymuş olabilirim, bilemiyorum. Tam olarak ne yapmalıyım, bana yol gösterin, kendimi çok sıkışmış hissediyorum. Ne oluyor böyle bana, allak bullak bir durumdayım; hangi bağımlılık CD’lerini veya mp3’leri tavsiye edersiniz, nereden başlamalıyım?
Sizlerin seminerlerine birkaç defa katıldım, internetten takip ettim, ara sıra sizlerle çalışmalar yapan bir arkadaşımla görüşmeler yaptık. Ben kendim televizyonda seyrettiğim bir kuantum çalışması yapan, spiritüel danışmanlık yapan bir yere gidip hayatımı yeniden kurmak için adımlar attım, bireysel eğitimler aldım. Niye hala yerimde sayıyorum, nedir bu bitiremediğim, hayatın keyfini yakalamamı engelleyen ve geçemediğim nedir? Allah aşkına biri bana yol göstersin.
Şimdiden teşekkürler,
CEVAP:
Siz bu saydığınız problemlerle televizyonda gördüğünüz kuantum öğreten kişiye gidip bir takım çalışmalar yaptınız. Ve şu anki ifadenizle hiçbir netice alamadığınızı söylüyorsunuz. Bu netice alamayışınızı neden onlara da bildirmediniz?
Ve bildirmediğiniz için de onlara giden herkesin netice aldığını zannetmesini sağlıyorsunuz. Böylece başka netice alamayacak olan insanlara da kapı açmış oluyorsunuz.
Benim yaptırdığım çalışmalara birkaç kere katıldığınız halde, neden başka bir yol aradınız? İçinizden bunun cevabını bulmanızı tavsiye ederim. Çünkü sizi başka arayışlara iten, içinizde bulacağınız bu cevapta yatıyor. Benim size tavsiyem, benim yaptırdığım bu çalışmaları kendinize bu hayatınızda bulacağınız ve kendiniz için keşfedebileceğiniz tek armağan olarak görmeniz ve çalışmalara başından itibaren bu gözle bakmanız. Çünkü çalışmanın bir eksiği yok ve başka bir çalışmayla da tamamlanması mümkün değil ve başka bir çalışmanın bunun yerini alması mümkün değil. Sadece, bu çalışmaya başlamak kendinizle yüzleşmeyi gerektirdiği için ağır gelebilir. Benim tavsiyem, çok kararlı olup çalışmanın ne olduğunu ve hayatınızda pratik olarak nasıl uygulayacağınızı algılamanız. Bunun için de size tavsiye edeceğim çalışma şeklini bir bir takip edin.
Birincisi, Değişim Dönüşüm Salı seminerlerimin olduğu DVD’leri muhakkak izlemeye başlayın. Bunu izlerken o sırada da Aynalar Seminerini birinci çalışma olarak kullanın. Ve o CD’deki semineri izlerken elinizde kalem kağıt olsun ve kendiniz seminer salonunda çalışmayı yapar gibi yapın. Bunu yaparken o iş yerinizi neden sevmediğinizi bulacaksınız. Korkular seminerinde de o Aynalar Seminerinde yaptığınız seminerdeki bulduklarınızın altındaki korkuları bularak devam edin. Ve aynı şekilde Affetme, Bağımlılık, Üstben ve Bilinçaltı Seminerlerinin CD’lerini kullanarak kendinize etüd şeklinde çalışmalarınızı yaptırın.
Belki anlatırken uzun gelmiş olabilir ama çalıştıkça ertesi gün hayatınızdaki küçük küçük değişiklikleri fark edeceksiniz. Bu çalışmalarda en pratik algılayacağınız, bütün tarif ettiğiniz insanların sizin aynanız olduğunu ve size sizi gösterdiğini bulacak olmanız. Aynı hareketleri yaşadığınız hangi günlerde kime, nasıl yaptığınızı bulacaksınız. İşte geçmişinizi temizleyeceğiniz günler o günlerdir.
Özellikle 13 no’lu DVD’de nasıl çalışma yapacağınızı uzun uzun anlatıyorum. Benim size önerim Değişim Dönüşüm Salı Seminerlerini içeren tüm DVD’leri ve Konulu Seminerlerin olduğu tüm CD’leri elinizde bulundurmak ve kendiniz her müsait olduğunuzda evde çalıştırmak.
Ayrıca, sitede çıkan bütün kitapları okumanızı tavsiye ederim. Çünkü her kitabı okudukça kendinizden çok örnekler bulacaksınız. Ve o örnekler de size bir kişinin çalıştıkça hayatının nasıl değiştiğinin göstergesi olacak. Bunları da www.icimdekiyolculuk.com.tr sitemden evinize sipariş vererek alıp çalışmalarınızı yapabilirsiniz. Çalışmalar sırasında takıldığınız yerlerde sorular sorup aldığınız cevaplarla ilerleyebilirsiniz.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 14 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Sevgili Hocam,
Her gün sayfanızı kontrol ediyorum, birkaç günlük çalışma belki yayınlanmıştır diye. Maalesef şu anda hala yok. Merakla bekliyorum. Aslına bakarsanız, “Çok ihtiyacım var, çok sıkıştım,” dediğim her anda, akşam çalışarak ertesi gün çok farklı hissettiğimi de fark ettim. Bu gerçekten harika bir yol, harika bir çalışma. Size sonsuz teşekkür ediyorum bu yüzden. Ama gene de neden böyle olduğunu çok merak ediyorum; yani sizden mahrum kalmamızı demek istiyorum ve uzun bir çalışmayı çok istiyorum.
Sevgili Esra Özbay’ın kitabını aldım. 100 sayfa civarında okudum. Çok güzel yazmış, çok güzel çalışmış. Fakat kıskançlık ya da kıskançlık demeyim de yani imrenme duyguma da engel olamadım. Sizinle uzun bir süre her gün çalışmış. Bense sizin üç seminerinize geldim ve Park kapandı. Şu soruya engel olamıyorum içimde: Esra Özbay da şimdiye kadar okuduğum kadarı ile hep güç içinde doğmuş, diğer insanların bir ara sadece karbon kopyaları olduğunu düşünmüş. Mesela siz bu çalışmayı kendiniz (şükürler olsun ki) bulmuşsunuz. Allah bölünürken zerreler eşit mi dağıldı; yoksa aramızda farklılıklar mı var? Gerçekten bazı insanlara da bakınca hakikaten çok zor durumdalar, yani Allah aynı orada, onlarda olduklarına da inanmam zor olabiliyor. Bu konudaki görüşlerinizi çok merak ediyorum.
Sevgiler,
CEVAP:
“Allah bölünürken zerreler eşit mi dağıldı?” Evet, eşit dağıldı. Dağıldıktan sonra hepimiz, evrende tüm oyunların her versiyonunu değişik anlarda oynadık. Bazen bir anda oynadığımız bir deneyimi, başka ucunu oynayarak başka bir anda dönüştürdük. Yani hepimiz her şey olduk. Şu anda yaşadığımız hayatın içinde hepimiz kendi küfemizin içindeki dönüşmemiş parçaları bulup ya yaşayarak ya da daha evvel üstbenle fark edip dönüştürerek yürüyoruz.
Bu hayatta bunu dönüştürürken senin, bu çalışmaları birçok insan bunu fark etmemiş olduğu halde, bulman bile kendi niyetinin sağlamlığını gösterir. Sen kendindeki bu güzel seçimi fark etmeyip ve bunu takdir etmeyip Esra Özbay’ın çalışmalarıyla kendini mukayese ederek dezavantaja dönüştürüp kendini oyalama ve boş yere yorma ve de ki, “Ne güzel bir öğreti ile karşılaştım ve bu öğretinin hocasıyla çalışmıyor olsam bile öğreti o kadar kolay ki, ben zaten bunu tek başına kendim yapabilirim. Ve de ne güzel bir kitap çıkmış, bu kitabı kendimde uygulayarak kullanabilirim. Hepsi evrenin bana verdiği hizmettir.”
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 14 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Merhabalar,
Yaklaşık bir haftadır yakın bir arkadaşımın tavsiye ve ısrarlarıyla değişim sürecine girmeye niyet ettim; daha doğrusu kendimi bulmaya. Hep başarısız ilişkiler, kötü giden bir iş yaşamı, mutsuzluklar, öfkeler, affedilmeyenler ve hatalarla dolu 34 yılım geçti. Dün sitenizdeki soru ve cevapları okurken yapmam gereken, affetmem, affedilmem gereken çok durum olduğunu gördüm. Aslında bunları nasıl yapacağımı çok da iyi bilmiyorum. Ama bildiğim şu ki, bir şeyleri değiştirmem gerekiyor.
Dün akşam, tüm bu okumaların üstüne, uzun süredir sürüncemede olan ilişkimdeki sevgilim aradı ve beni sevmediğini, ayrılmamızın daha doğru olacağını, beni üzmek istemediğini söyledi. Bir anda tüm değişim isteğimden uzaklaşıp nasıl onu kaybederim düşüncesiyle ağladım ve hala da gözlerim doluyor. Beni değişime yönlendiren arkadaşım onun gitmesinin hayırlı olduğu için değişimi istediğim gün hayatımdan çıktığını söylüyor. Ama ben sevgilimi kaybetmek istemezdim. Ben içimi nasıl temizleyeceğim bilmiyorum. Hırs mı bu, sevgi mi onu da bilmiyorum.
Sevilmeme korkum, kendime güvensizliğim bana kaybettiriyor sürekli. Yetersiz hissedişim mutsuz ediyor. Bana bir yol gösterir misiniz lütfen? Beni sürekli dibe çeken düşüncelerden sıkıldım ama çözüm istediğim gün terk edildim, yine başa döndüm sanki. Ne yapmalıyım, nedir doğru olan?
CEVAP:
13, 14, 15 ve 16. DVD’lerimin içinde her birinde 6 adet Salı Seminerimin olduğu, bütün bu sorularının sorulup cevap alındığı seminerlerim var. O seminerleri dinlerken ve aslında ne çalıştırdığımın bütününü anlarken aynı anda da Aynalar, Korkular, Affetme, Bağımlılık, Üstben ve Bilinçaltı CD’lerinde olan konulu seminerlerim de sana etüd olacaktır.
Birinci olarak Aynalar ile çalışmaya başlayabilirsin ve bütün bu çalışmaları yapıp anlarken yine sitede olan, Esra Özbay’ın kitabını alabilirsin. O kitapta da anlattığım konuların nasıl dönüştürüldüğünü ve yaşamda dönüşümün nasıl yaşandığını gösteren çalışmalar var. Bu saydıklarımı kendine bir paket program gibi uygula ve şu andan itibaren kendine emek vermeyi göze alarak ve bundan keyif alarak çalışmalarını ilerlet. Takıldığın yerlerde de sitede telefonları olan hocalara sorarak çalışmalarında yol alabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 14 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Çalışmasında tıkanmış, ilerleyemediğini düşünen bir öğrencinin Nil Avunduk’a sorduğu iki sayfalık soruya aldığı cevap.
CEVAP:
Sorduğun soruların hiçbirinin cevabı benden çıkmadı; çünkü ben kendi çalışmalarımı yaparken senin gibi bu kadar kendimi karıştırıp kendime facia yarattığım bir görüntü vermemiştim. Yani benim kendimde uyguladığım bu çalışmalar ve yol aldığım bu sistem ve şu anda halen hocalığını yaptığım bu sistem, çalışmış bir kişiyi senin sorduğun sorulardaki duruma getirmez.
Benim öğrettiğim ve tatbik ettiğim bu çalışmalar, son derece sade, yalın, dümdüz ve net uygulandığı zaman net netice veren muhteşem bir sistem. Ben senin yaşadığın bu ortamı okuduğum zaman, eğer bu çalışmalara girmeyi niyet etmiş yeni bir kişi olsaydım vazgeçerdim.
Şimdi bu ana kadar yaptığın bütün çalışmaların doğruluğunu bu anlayışla bir kere daha bakarak gözden geçir ve çalışma şeklini benim anlattığım gibi sadeleştir, basite indirge. Bu arada da neden kendini bu kadar karıştıran, ağır ve içinden çıkılması güç bir çalışma yaptığını zannettiren bir enerji içerisindesin, onu bulup onu da dönüştürebilirisin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 14 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Sağlık
SORU:
Göz problemi olan bir kişinin sorusuna Nil Avunduk’un verdiği cevap
CEVAP:
10 yıldan daha önce yaşadığın olayların içinde kimi görmek istemiyordun veya yaşadığın hangi kişinin nesini görmek istemiyordun? O yılları hatırlayıp bu soruları sorarsan kim olduğunu anlayacaksın.
Onun nelerine kızgın olduğunu bulup tespit et ve o kişide kendi aynalıklarını o tarih itibarıyla bul. Aynalık olarak gördüğün olayları, sen yine aynı tarihte ve önceki tarihlerde kime, ne zaman, nerede yapıyordun?
O yaptığını kabul et, böylece o kişinin sana aynalık yaptığını kabul et. Geçmişte yaşadığın diğer günlerdeki sahnelerini affedip sevgiye dönüştür. Bu çalışmanın finali, geçmişte yaşadığın o sahnelerdeki herkesi ve kendini affetmiş olmandır. Böylece görmek istemediğin hiçbir şey kalmayacak.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 14 Haziran 2010
Konu: Suçlanma Korkusu
SORU:
Merhaba Hocam,
Yaşamda “sebep olmak” diye bir şey var mıdır? Yani varlığımızdan dolayı, etrafının ya da bir kişinin zarar gördüğünü zannettiğimiz yerler var demiştiniz. Bu sahneler, en çok Atlantis zamanında çöküşüne sebep olduğumuzu zannettiğimiz sahneler var diye konuşulmuştu. Benim aklıma takılan şey, o zamandaki kişilerin konuşulduğu gibi, çok fazla yok olma korkusu yaşadıkları ve bu korkunun onları ve kıtayı yok ettiği konusunda. Bu da sebep olmak değil mi? Ben buradaki suçlanma ve sebep olma enerjilerimi çalışırken buna çok takıldım. Bu bir çelişki gibi geldi bana. Eğer sebep olmak diye bir şey yok ise, neden o enerjiler kıtayı yok etti?
Teşekkürler,
Sevgiler…
CEVAP:
O enerjiler kıtayı yok etmedi, zaten kıtanın yok olma anıydı. Evrende eşzamanlılık denen bir sistem vardır. Oluşum olur, suçlanma enerjin olduğu için otomatikman sen bu enerjinden dolayı o oluşumun içine girersin ve dolayısıyla onu senin yaptığını zannedersin, “Her şey benim yüzümden oldu!” dersin.
Eğer suçlanma korkun yoksa yine o oluşum orada olur, senin suçlanma enerjin olmadığı için senin de o ortamda olman gerekmez. Yani suçlanma enerjisini içinde taşımadığın için o ortamın çekiminde değilsindir. Sen de orada değilsindir ve “Benim yüzümden oldu!” demezsin. Böylece şunu anlıyoruz ki, sen içindeki korkuları dönüştürdükçe ve korku enerjilerin dönüştükçe eşzamanlı olarak olaylar ile karşılaşman gerekmiyor.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 14 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme
SORU:
Nil Hanım,
Sıkıştığım ve geçemediğim bir yer var ki, bütün çalışmalarımı engelliyor. Geçmiş sahne temizliklerinde, bir sahneye gittiğimde oradaki korkularımı bulup temizleme yapma sürem içinde orada kalmayı başaramıyorum. Sahne daha en başında kesintiye uğruyor ve sürekli bir girip çıkma haline ve orada kalma mücadelesine dönüşüyor. Yani sahne süresince oradaki ben olma halimi koruyamıyorum. Sadece birkaç saniyelik kısa anlarda oradaki ben kalabiliyorum.
Tam korku dönüştürme çalışması yaptığım sırada o benden çıkıyorum, tabii hisler de gidiyor. Çalışmanın sonu bir türlü gelemiyor. Bir daha deniyorum, tam yakalıyorum, yine kaçırıyorum. Zihnim beni kaçırtıyor, biliyorum. Kendime o an kararlılığımı hatırlatıyorum. “Üstbenim haydi,” diyorum, “yardım et bana.” Yok. Bir sahne çalışması, orada kalabilme mücadelesi haline dönüşüyor. Tam duyguyu yakaladığımda oradaki bana cümleleri hissettirerek hızlı hızlı söylemeye çalışıyorum ki, sahne kesilmeden sevgiye dönüştürebileyim diye. Sahneden kopma da aynı şekilde hızını artırıyor.
Aynı anda, yaşadığım bu anın size bu şekilde tarifini yapmaya başlıyorum, “Olmuyor” diyorum, başka sahneye gidiyorum, başka düşüncelere kayıyorum. Sonunda zaten bir şey yapamaz ve hissedemez bir hale gelip yorgun, kendine kızgın, ümitsiz ve çaresiz, inancını kaybetmiş, elimde bir sürü yarım kalmış, temizlenememiş sahne ile daha mutsuz bir halde kalıyorum. Elimde bir çözüm var, ama ben onu kullanamamış oluyorum.
Bir geçmiş sahnede nasıl sanki filmi izler gibi hiç çıkmadan kalınabilir? Bu takılmayı nasıl geçebilirim? Bu debelenme hallerim sonucunda korkuların bu yolla dönüşeceğine inanmamaya doğru sürükleniyorum ki, böyle bir inanca geçersem işim daha da zorlaşacak. Hatta belki buna inanıyorum. Bana nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Bir diğer sorum da, oldu ki bir sahne çalışmamda oradaki beni tutabildim ve o olabildim, hislerini fark ediyorum, yaşıyorum; ama o hislerin kelime olarak karşılığını bulamıyorum. His çok belirgin; ama o da çok kısa bir an sürüyor, anlamını tarif edemiyorum. Yakın bulduğum sözcükleri ve tarifleri yapıyorum; yok, bir türlü tam karşılığı olan sözcük gelmiyor. Bu da yorucu bir çabaya dönüşüyor ve yine tamamlanamamış bir sahne olarak zihnimde kalıyor.
Annemle yaşadığım bir sahneden örnek vereceğim. İki yıl önce ilk çalıştığım sahnelerdendir ve ben geçtim sanıyordum, sahne pembelenmiş ve annemin yüzü aydınlamıştı (Şu anda hiç böyle gelmiyor!). Dün akşam bu sahne yeniden önüme geldiğinde her şeyin olduğu gibi durduğunu fark ettim.
Öğrenciliğimde bir gün, param bitmiş ve istemek için okuduğum şehirden ailemin yaşadığı şehre gitmiştim. Eve vardığımda annem kapıyı açtı ve bana karşı öyle sevgisiz ve kızgındı ki, ben yoldan gelmiş ve annesi tarafından ne olursa olsun sevgiyle karşılanacağıma dair hiç şüphem yokken birden hiç beklemediğim bir şekilde karşılanmıştım. Sanki bir yabancının evine gitmiştim ve istenmiyordum. Sevilmiyordum.
Oradaki bana istenmeme, sevilmeme, suçlanma çalıştırdım; ama yine de duygularımın tam karşılığı değil sanki. O anda sevilmemenin ve istenmemenin bir anne tarafından gelmesi mi, evim diye bildiğim bir yerde istenmemek mi? Bu korkuları çalışıyorum, kesmiyor. “Bana ne oldu?” diyorum, yoğun bir hayal kırıklığı. “Başka ne hissediyorsun?” Oradaki ben doğru cümleyi ifade etmeye çalışıyor; o muydu, bu muydu derken ortalık iyice karışıyor. Duygumun tam tarifini yapamadığım için, daha doğrusu netleşemediğim o sahneyi temizleyememiş oluyorum. Bu anlattıklarımda ne görüyorsunuz? Kendimi neden tıkıyorum?
Üçüncü sorum: Çalışmış olduğum ve pembeleşmiş, temizledim dediğim neredeyse bütün sahnelerimin dönüşmemiş olduğunu fark ettim, hepsi olduğu gibi duruyor ve yukarıda da sözünü ettiğim gibi, korku dönüştürme çalışmasına inanmama, “Bu şekilde dönüşmüyor.” deme haline geçmek üzereyim. Çalışmalarda hata yapıyorsam nerede yapıyorum? Bende ne görüyorsunuz?
Teşekkürler,
CEVAP:
Annen ile yaşadığın olayı, eğer benimle çalışsaydın sana çalışma sırasında, “Neden eve haber vermeden gittin?” diye sorardım. Yani “Neden sürpriz yapma ihtiyacı hissettin, onlara geleceğini söylemeden karşılarına aniden çıktın?” diye sorup senin çalışmanı istenmeme, dışlanma, sevilmeme gibi yerlere yönlendirmezdim. Haber vermeden gidişinin altındaki sürpriz enerjisini buldurmak isterdim. Oradan da çocukluğundan bu yana sürpriz yapma ihtiyacın olup olmadığını, nerelerde sürpriz yaptığını buldururdum ve oradan da sürpriz enerjisini buldururdum. Doğru çalışma budur. Bunun haricinde yaptığın çalışma yanlıştır. Sen de onu yaptığın için faydasını görmüyorsun, “Korku çalışmalarından da netice almıyorum.” diye ego seni kaçırtıyor ve doğru çalışma yapmıyorsun.
Bir sahne gözünde dağılmadan, bütün duygusuyla kalıp doğru çalışabilmen için de öncelikle bu çalışmaların ne olduğunu tam anlaman gerekiyor. Bir amaç için çalışamazsın, çabuk çabuk çalışamazsın, acele ile dönüştüremezsin, “Şunu çalışayım, şunu dönüştüreyim,” diyemezsin. Sadece, “Yaşamda hayatın diğer sahnelerini yaşarken gördüğüm, fark ettiğim, beni rahatsız eden her şeyi kendi içimde bularak sevgiye dönüştürürüm”ü bilmelisin. Bunu bildiğin anda da bir çalışmaya başladığında sakin, huzurlu çalışma tekniğinin keyfini almış olduğun için gözünden görüntü kaçmaz, duyguların dağılmadan da doğru soruları sorarak kendini doğru çalıştırırsın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 16 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme
SORU:
Bir okuyucunun çalışmalarıyla ilgili sorusuna Nil Avunduk’un verdiği cevap
CEVAP:
Senin hayran olduğun ve olmak istediğin o duruşuma gelebilmek için, çocukluğumdan bugüne kadar olan olumlu ve olumsuz bütün yaşadığım olayları, o olayların içindeki herkesi ve kendimi sahne sahne dönüştürdüm. Bu çalışmayı yaparken her sahnede çok sabırlı ve çok dikkatli davrandım. Ve her bir sahneyi dönüştürdüğümde o gün, onun bendeki farkını ve yaşadığım olaylardaki farkını hem kendim hissettim hem de hissettirdim.
Benim yaptığım bu çalışmalar çok basit ve nettir. Hiçbir bilgiye ihtiyaç yoktur. Bilgi karmaşasına gerek yoktur. Kendini bütün bilgilerden uzaklaştır. Olayları en basit şekilde, ama o olayları yaşarkenki kendi derinliğinde bul. Her olayın altındaki, en derinde saklanmış korkuları ve en derinde saklanmış bilinçaltı kayıtlarını çok dikkatli bulup dönüştür. Ve bunları tam ciddiyette yaptığında, olduğunu ve değiştiğini o an sen hissedeceksin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 18 Haziran 2010
Konu: Nil Avunduk / İçsel Temizlik Çalışması / Aynalar
SORU1:
Merhaba,
Yazışmalarda dikkatimi çeken insanların sizin rehberliğinizden faydalanarak kendi yollarını bulmak ve kendilerinin farkında olmak yerine, bağımlı hale dönüşmüş oldukları. Hatta bir arkadaşımız “nil’izm” tanımı yaparak sizi sembolleştirmeye çalışmış. Çok uygun olmayabilir belki ama Size “tarikat lideri gibi” yaklaşmaları sizi rahatsız etmiyor mu?
İnternet giriş sayfanızda, içimdeki yolculuğun tanımı,
“Kendi içimde ilerlemektir… Dışarıda var olduğunu ve beni ben yaptığını zannettiğim her şeyin dışında, bir ben olduğunu fark etmektir. İçimdeki adımlar, bunun ne olduğunu anlamaya götürür.” olarak yazılmış.
Soru-Cevap kısmında yazılanlar okunduğunda tablo kötü. Verdiğim örnekte şunu vurgulamak istemiştim: İnsanlar kendi farkındalıklarına varacaklarına, Nihilizm diye bir akıma kapılıp sürü halinde sürükleniyor gibi. Tabii ki başarıyı yadırgamıyorum ama çoğunluk bu durumda sanki.
Ben Park’ın kapanmasına sevindim. Kuru kalabalık yerine, gerçekten hazır olanların sizin rehberliğinizde ilerlemesi daha hayırlı olur gibi. Naçizane fikrimi paylaşmak istedim.
Sevgiler,
CEVAP 1:
Gözlemlerin için teşekkür ederim. Park’ın tarikat zannedilmesi normalde mümkün değil. Ancak dünyadaki 7 milyar insan Park’a bakınca tarikat olarak görebilir. Çünkü insanların geçmişteki zihinleri ve tarikat hakkındaki bilgileri harekete geçer. Fakat bende tarikat zihni olmadığı için ve Park’ı tarikat olarak yapmadığım için Park’ın dekorasyonunda tarikata benzeyecek en ufak malzeme (mum, tütsü, tarikat müzikleri… gibi) kullanmadığım için içeri girdiğinizde sadece gerçekten bir park ve bahçe dizaynı olan bir yer ile karşılaşırsınız.
Böyle olunca da tarikat olarak tarif eden herkesin ya da tarikat hissi uyandırdığı için huzur bulan herkesin, muhakkak geçmişte yaşadığı tarikat enerjilerini bulup hatırlayıp orada yaşadıklarını sevgiye dönüştürmesi gerekir. Böylelikle de Park onlara tarikat enerjilerini temizlettirdiği için fayda sağlamış olur.
Bana bağımlı olmaya gelince, eğer kendini takip edersen, 24 saat içerisinde nelersiz olamayacağının bir listesini yaparsan fark edeceksin ki, bu listede ben yokum. Eğer herhangi biri bana bağımlı gibi hissediyorsa da ben hiçbir şekilde kimseye bağımlı olamadığım için, kimseyi tanımadığım için, kimsenin hiçbir telefon bilgisi, kaydı ve adresi bende olmadığı için, kişilere bir gün bile telefon açmak, “Nasılsın, iyi misin?” gibi sorular sormak ve de kimsenin varlığını bile hatırlamayacak kadar hiçbir bağım olmadığı için, bağımlılıkları tek taraflı olduğu için, yani benim tarafımdan onlara ve kimseye bağımlılık enerjisi gitmediği için bu kişiler bana bağımlı olduklarını zannettikleri süre içinde kendi asıl bağımlılıklarını bitirmek için benden gerekli faydayı sağladıktan sonra bana bağımlılıkları düşer ve hiçbir anlamı kalmaz. Fakat egonuz size 100 tane bağımlılığınızı fark ettireceği yerde aslında anlaşıldığı gibi hiç bağımlı olmadığınız bana bağımlılığa dikkatinizi çekiyor. Bunun da size hiçbir faydası yok.
Eğer gerçekten benim öğrettiğim bu çalışmayı kullanmak öğrenmek ve hayata tatbik etmek istiyorsan beni bulabildiğin müddetçe gerçek çalışmaların için kullan. Başkalarının hatası veya yaşantısı seni içsel temizliğine götürmez. Aksine sana vakit kaybettirir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Merhaba,
Ben umarım sizi kızdırmadım. Biraz öyle hissettim. Üzgünüm, eğer buna sebep olduysam. Sanırım çalışmam gereken bir şey daha… Beni yanlış anlamayın lütfen. Park’ın kapatılmasından yola çıkarak, “anlatmaya çalıştığım mantıktan hareketle” vaktinizi ve emeğinizi harcıyorlar. Ben sadece sizin üzülmenizi ve etrafınıza kattığınız güzelliklerin azalmasını istemediğim için kalbimden geçeni söylemiştim.
Sizinle konuşmak güzeldi. Ben çok teşekkür ederim her şey için. Sizin rehberliğinizde ve desteğinizde yürümek güzel…
Her şey gönlünüzce olsun. Sevgiler,
CEVAP 2:
Ben kızmadım, ben üzülmedim, ben kimseye emek vermedim, ben kimseye vaktimi harcamadım. Bu dört kelimenin benim hayatımdan çıkışının onuncu yılındayım. Eğer bu kelimelerin anlamı ile yaşasaydım bu on yıl içinde sizlere seminer verirken bu enerjilerin benim üstümde olduğunu fark ederdiniz ve on yıl içerisinde kimse beni hocası olarak kabul etmezdi; zaten etmemeliydiniz. Yani o zaman sizlerden hiçbir farkım olmazdı ki size bu çalışmaları öğretebileyim.
Sen hala beni tarif etmeye çalışıyorsun ve bir önceki mailimde sana bahsettiğim “Kendi içine dön ve sadece kendinle ilgilen” mesajımı almamış oluyorsun. Ben de şimdi sana, senin için yapman gereken şeyi bari bu mektubumda yaptırayım. Anladığım kadarı ile içinle ilgilenmek, senin için, dışınla ilgilenmek kadar kolay değil.
Birinci mektubundan anladığım kadarı ile kendi içindeki
tarikat,
tarikat lideri olmak,
değerler ortaya koyamayan,
sürü insanı olmak;
ikinci mektubundan da
kızgınlık,
üzüntü,
emek vermek,
zamanını harcamak
gibi dışarı bakıp da tarifler yapacağımız aynalık sisteminden bazı tarifler çıkmış oldu.
Şimdi senin kendine yapacağın en büyük iyilik, bu saydığım maddelerin yanına “Ben bunları nerede yaşadım?” diye sormak. Böylelikle ilk defa kendi içine yolculuk yapmaya başlamış olacaksın. Dışarıda gördüğümüz her şeyi tarif edip kendi içimize girersek dışarıdaki her şeyin içimizin aynası olduğunu anlarız. Dışarıdaki her şey bizim içimize giden adrestir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 21 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Aynalar
SORU:
Merhaba Nil Hocam,
Ben çalışmalarımın karşılığını yaşamımda artık fark ediyorum. Varlığınıza, varlığıma ve çalışmalara şükrediyorum (Örneğin, gece diş gıcırdatmam geçti ya da etkisi azaldı, sabahları öncekiler gibi kasılarak uyanmıyorum, aynalıklarımı çok net fark ediyorum).
Sormak istediğim soru: Özellikle dedikodu ve yalan söyleme aynalığını çok görüyordum ki bende bu enerjilerin çok olduğunu fark ettim. Gözümün önüne gelen geçmiş anlarda çalışıyorum; fakat ertesi gün sınavımı geçemiyorum. İlk başlarda kabul ettim; ama defalarca aynı şeyi yapıyorum. Bir de çok rahat dedikodu yapıp çok rahat yalan çıkıyor ağzımdan. O an korkumu bulmak yerine kendime kızmaya başladım.
Bir sorum daha olacak, özellikle bu çalışmaları yaptıkça fark ediyorum, et yemek bana çok ağır gelmeye başladı; ama yemedikçe daha çok canım istiyor şu sıralar. İradeli olmakla dirençte olmayı ayırt edemiyorum, kararlarımda duramıyorum, lütfen bana yardım eder misiniz?
Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim.
Sevgilerimle,
CEVAP:
Canın istediği müddetçe et yiyeceksin. Benim yaptırdığım bu çalışmalarla zaten canımızın istediği bir şeyi yapabilmeyi öğretiyorum.
Her gün, gün içinde söylediğin bütün yalanları not al. Akşam çalışma sırasında her söylediğin yalanın, “Doğrusunu söyleseydim o anda bana ne olacağını zannediyordum?” diyerek çalışmanı ilerlet. Yani canın yalan söylemek istiyorsa söylemeye devam et. Kendini bir baskı ile durdurma. Her gün söylediğin yalanların akşam çalışmasını yap. Doğru korkuyu ve doğru çalışmaları yaptıkça ertesi gün söylediğin yalanlar kendiliğinden düşecek. Dedikodu için de aynı tarifi yapacağım. Canın istediği müddetçe dedikodu yapacaksın. Her dedikodu yapışının arkasından, o günün sonunda, “Ben bu dedikoduyu ne için yaptım, bana ne faydası oldu? Eğer dedikodu yapmasaydım bana ne olurdu?” diye kendine sorular sorarak bunları çalıştıkça kendiliğinden dedikodu yapmak düşecek.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 21 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Nil Hanım,
Çalışmaları gün geçtikçe daha fazla uyguluyorum ve keyif alıyorum. Kazdıkça yeni şeyler çıkıyor, bazen “Acaba hiç mi ilerlemiyorum? Kendimi kandırıyorum.” desem de kendimle ilgili farkındalığımın arttığını hissediyorum.
Sorum, yaratım ve değişim korkusuyla ilgili: Ben yelken yapıyorum; çok da seviyorum deniz üzerinde olmayı, akışta yelkenleri ayarlayarak rüzgarla gitmeyi. Ben ne kadar sevsem de bir süredir denize çıkamıyorum. Teknesi olan arkadaşım falan yok (Kimseyle de teknesi var diye arkadaşlık yapmak da istemiyorum). Tekne kiralayarak çıkmak da para istiyor. Param olmadığından değil, ama ileride yelkene harcayacağım o paraya “muhtaç olabilirim” zihnim var. Üzerinde hala da çalışıyorum. Bu konularda yaratım çalışması ve önündeki korkuları dönüştürme niyetiyle çalışma DVD’nizin başına oturdum.
Çalışma DVD’niz eşliğinde çalışırken, “Para yaratımı istiyorum.” dedim. “Önce bağımlılığını ve korkularını kaldır.” dedi üstbenim. “Neden para?” dedim, “Neden yelken?” dedi. Baktığımda yelken sporunun bana bir amaç verdiğini, o amaç doğrusunda motive olduğumu, spora gittiğimi, sağlıklı ve düzenli beslendiğimi ve insanlara hava attığımı fark ettim. “Bir amacım var,” diye cevap verdim. Sonra sevgi çalışması yaptığımda bu hırsım (sözde motivasyon) bir taşsa sevgiyle eriyeceğini gördüm.
“Sevgi çalışırsam sahip olduklarımı kaybederim zannediyorum.” yazdım defterime.
“Ben sevgi çalışarak neleri kaybederim zannediyorum?” diye sordum: “Oyunu, hırsı, motivasyonu, duygularımı, insanlığımı, hissimi (daha az acı çekeceğim)” çıktı içimden. Hemen “Ben acı çekince insan olduğumu, yaşadığımı zannediyorum.” inancımı buldum. Eskiden de aşık arkadaşlarımı dinlerken anlam veremediğim hatta “Galiba bende bir eksiklik var, hiç böyle bir acı çekmedim.” diye düşündüğüm anım geldi önüme. Sanat ve yaratım için de “acı çekmenin” gerekliği zihnim çıktı oradan beraberinde.
Sonrasında hemen olumlamalarımla “Ben her halimle yaşıyorum.” , “Ben sevgiyle mutlu oluyorum (bunun gerçek olduğunu o an hissettim).” ve “Ben enerjimi sevgiden alıyorum.” çalıştım.
DVD’ye devam edince “Benim bırakma korkum var.” çıktı bu sefer. Bunun arkasında da “Zor yoldan iyi öğrenilir.” zannım çıktı. Onu da “Ben kolay yoldan başarıyorum. Ben kolay yoldan sevgi oluyorum.” diye çalıştım. Hatta ertesi gün, iş yerinde karşıma çıkan bir şey çok uğraştıracak gibiyken “Ben kolaylıkla başarıyorum.” dedim ve hallettim iki saniyede.
Sonra da yelken yaratımımı sanırım iptal ettim. Emin değilim (zaten bu yüzden yazıyorum bu maili). Rüyamda normalde istediğimi ya yaratırım ya da eksikliğini kabul ederim, fark ederim. Ona göre de çalışırım. Fakat gördüğüm rüyada, “yelken yaratamıyorum” diye bayağı bir kendimi parçalıyordum ve yelken de yaratamıyordum.
Şimdi bu ne? Ben sevgiyle yol aldıkça yapmak istediklerimi yapmayacak mıyım? (Yelken yapmayı hala seviyorum.) Değişim korkumu sevgiye dönüştürmek ve akışımı kabul etmek istiyorum; ama çok sabırsızım. Sadece sevgi çalışmalarında değil, yelkende, iş yerinde de öyle. İyi bir kaptan olmak istiyorum, işimde yükselmek istiyorum hızlıca. Bir an önce içimi temizlemek istiyorum. Oyalanmak istemiyorum. “Madem yapıyorum, tam yapayım.” zihnim var (kötü bir şey değil bence); ama sabır gösteremiyorum. Sabır, Yaratım, Değişim. Bunları lütfen açıklar mısınız?
Sabır göstermeli miyim?
İstediğim şeyi isteten korkuları bulunca yaratım da ortadan kalkıyor mu? Doğru yaratım nasıl olur?
Vaktiniz için teşekkürler,
CEVAP:
Bugünden itibaren asıl yapacağın şey, senin için asıl amaç olan kendini içini temizlemek. Bu adımları yaşarken sana lazım olanları tek tek yandan alıp esas yapman gereken işlemin için vasıta olarak kullanacaksın. Yani senin asıl yapacağın yelken sporu yapmak değil, asıl yapacağın kendi içini temizlemek. Diğer bütün yaptığın her şey, asıl yapacağına hizmet için var. Şimdi bana sorduğun bu soruları, asıl yapman gerekeni bilerek soracak olsaydın ne sorardın? Tekrar ona göre değerlendirip sorularını yenile.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 21 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Sevgili Nil Hanım,
Ben çalışmalara yaklaşık bir senedir devam ediyorum ve bu dönem içinde birçok korkumu temizlediğime inanıyorum. Fakat farkındayım ki, bazı yerlerde çok yüzeyde kaldım ve son zamanlarda yine sıkıştığımı hissediyorum. Yaklaşık altı haftadır sağ elime sürekli bir şey oluyor. Önce bir bıçakla kestim işaret parmağımı. Geçen hafta da elimi pencere camına geçirdim, cam parçalandı ve üç parmağımı kestim…
Bununla ilgili üstbenimden “İçindeki şiddeti bitir!” diye bir mesaj aldım ve bunu hayatımda bir süre olmuş olan birine olan kızgınlığıma bağladım. Çalışıyorum, bunun altında yatan korkularımı temizlemeye; ama takıldım sanırım. Bir de sürekli evimde ufak şeyler ters gidiyor. Şofbenim bozuldu ve bir türlü tamir edilemiyor, geçen hafta anahtarımı evde unutup çıkmışım, eve girmek için ev sahibimi rahatsız etmek zorunda kaldım. Acaba hangi yönde devam etmeliyim çalışmalarıma? Bana bir yön gösterebilirseniz çok sevinirim.
Sevgiler,
CEVAP:
Üstben sana, “İçindeki şiddeti bitir.” dedi. O zaman senin asıl işin, içindeki öfkeyi bitirmek. Üstben bunu söylediği andan şu ana kadar yaptığın her şeyi bırakıp üstben dedi diye içindeki öfkeyi bulup dönüştürmüş olman lazım. Ve bu çalışmayı yaparken de üstbenin rehberliğinde benim DVD’lerim ile çalışmalarını sürdürmen lazım.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 21 Haziran 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
“Nil Hoca ya bu soruyu iletemedim yardııııımmm…”
Merhaba,
Oğlumu okula bıraktığım için müsait olduğum ilk zamanda Park’a geldim, içimde biriktirdiklerimi derleyip toplamak ve kendime ait zaman dilimi yaratmış olmanın doyumu için koşa koşa. “Kapı kapalıydı”, döndüm. Geç kalmıştım.
Yakında oğlumu babaannesinin yanına bırakacağım için müsait olacağım ve Park’a gelmek için planlarım var.
Park’ı aradım kapatıldığını öğrendim. Yine geç kaldım.
Hikayeyi okumadan, “Vay be, şimdi Nil Hoca’ya ‘Bunu hangi enerjinle çağırdın?’ diye sormak lazım” dedim. EEE düşmez, kalkmaz, bir Allah… Böyle hislere kapıldım. Kapatılma hikayesine ait soru ve cevapları okuyunca biraz değişti hislerim; ama kendimi bu durumdan aklayamadım!
Soru 1:
Sizin için iyi-kötü yok, olmadığı gibi açık-kapalı yok, anladım.
Sizin de başınıza terslik (bana göre terslik) gelebiliyormuş olması beni neden mutlu etti? Mutlu demeyim de yani, e, Nil Hoca diye alaya almak hissi (“Hani çok biliyordun, hani”)…
Soru 2:
Arkadaşımla kapatılma hakkında konuşurken aslında iyi olduğunu, ben her sıkıştığımda alabileceğim bir hap gibi oranın varlığına güvenir olduğumu fark ettim. “Aslında sıkıştığımda gideceğim yerin içim olduğunu yüzüme de böylece vurmuş oldum.” dedim. Park’a geldiğim gün kapıda, “Sıra sende, tek başınasın.” dedim. Kocam yardım etmesin, firmalarda tanıdıklarım olmasın, iş hayatında mutlu çalışan olmayı ben kendim yapacağım. Kendim halletmeliyim…
Yinede hala size bir şeyler sorunca kafamdaki karışıklıkların netleşeceğine inanmak kötü bir şey mi?
Soru 3:
İşteyken iş için, evdeyken bazen oğlum için “Köle miyim ya ben? Yeter!” derken kendimi buluyorum. Tutsaklık ve özgür olmama hallerinde kendimi sık sık buluyorum Bunları sizinle temizlemek istiyorum. Nasıl yapacağım? Artık Park kapalı.
Soru 4:
Neden mahkemeye gittiniz? Kabul, içinde geri istemeyi taşır mı? Olanı olduğu hali ile bırakmamak aslında değerimize sahip çıkmak mı?
Soru 5:
Sizden gelecek mesaj için heyecanlanmam ne anlama geliyor?
Teşekkürler,
CEVAP:
Sizin şu anda sormuş olduğunuz sorulara cevap vermem hem sizin hem benim vaktimizi gereksiz kullanmam demektir. Üç ay evvel Park’ın kapanması sırasında bu soruları soran herkese vermiş olduğum cevapları internette yayınladım. Onlardan istediğiniz gibi faydalanabilirsiniz.
10 yıl evvel başladığım, şu anda da hala devam ettiğim çalışma sistemim hiçbir zaman çocuğunu bırakabilecek yer bularak koşa koşa gelinip anda fayda sağlanacak bir çalışma sistemi olmadı. Bugüne kadar sizin gibi bu şekilde faydalanmak isteyen kişiler bu çalışmaları böyle yorumladılar; ama hiç işinize yaramadı. Bugün geldiğimiz evrenin bu devrinde, hepimizin güm güm’leri bütün sertliği ile geliyor.
Beni ilk tanıdığınız andan bugüne kadar kendi ritminizde, doğal akışınızda, güzel çalışmış olsaydınız bu soruları sorarak kendi güzel vaktinizi harcamak istemeyeceğiniz gibi ayrıca “E, ne yapalım, demek ki biz de tek başımıza çalışacakmışız.” demeyecektiniz. O kadar güzel yol almış olacaktınız ki, Park’ın kapanmasının sizin üzerinizde hiçbir etkisi olmayacaktı. Çalışmaların bütününü kavramış, evrenin bu sert devrinde hayatı bütün güzelliği ile yaşıyor olacaktınız.
Yine de hiçbir şey için geç sayılmaz; şu anda da siteden özellikle şu sıralar yeni çıkmış olan Esra Özbay’ın ve Nur Üner’in çalışmaları nasıl kullanıp hayatını nasıl güzel bir şekilde değiştirdiğini anlattıkları kitaplarını alıp en kısa zamanda evde kendinize yeni bir çalışma imkanı yaratabilirsiniz. O, o kadar güzel yapabildiyse siz de şimdi aynı güzellikte yapabilirsiniz.
Ayrıca mp3 olarak çıkan Çalışma Semineri 3 seminerini alıp kendinize çok güzel çalışma semineri olarak kullanabilirsiniz. Tabii ki, daha önceki Konulu Seminerlerimi ve Değişim Dönüşüm Salı Seminerlerimi almadıysanız onları da tavsiye ediyorum. Böylece kendinize evde çalışma imkanı yaratabilirsiniz. Çünkü isterseniz bugün çalışmaya başlayın, isterseniz on yıl sonra yapın size faydası olacak tek sistem bu.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 3 Temmuz 2010
Konu: İçsel Temizlik Çalışması
SORU:
Bir arkadaşım vasıtasıyla birkaç Salı seminerinize ve hafta içi eğitimlerinize katılmıştım. Çalışmaları yapmak, geriye dönüp temizlik yapmak bana çok zahmetli geliyor. Aslında her salı gelmek istiyorum. Hatta Reiki çalışmalarını tamamlamak istiyorum, fakat bir türlü bunu başaramıyorum. İnternet gibi bir kolaylık da varken üstelik. Yaz programınız nasıl? Hala Salı Seminerleri var mı? Bilgi alabilir miyim?
Saygılar,
CEVAP:
“Temizlik yapmak bana çok zahmetli geliyor,” demişsin, haklısın; ama bu dünyada tek işin bu. Bu yaşama tek bir iş için geldin, kendi içini temizlemek. Senin iş olarak baktığın, yaşam olarak gördüğün doğmak, büyümek, eğitim almak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, torun sahibi olmak ve el ele ölmek, içini temizlerken sana yardım eden yan işlerin. Yani bu saydığım listeyi yaşayacaksın, çünkü bunlar onları yaşarken içinde temizleyeceğin sana ait olmayan olumsuz yaşam anlarının ve korku enerjilerinin adresini bulup onları sevgiye dönüştürmek için lazım.
Bu anlatımımdan da anladığın gibi ESAS İŞİN bu. Şimdi bu cevaptan sonra esas işini hangi yöntemlerle yapacağını, interneti nasıl inceleyeceğini, neler çalışacağını, kendini nasıl çalıştıracağını sitenin içine girip sen kendin için kendin araştıracaksın. Hani güzel olmak için akşama kadar sabah masaj yaptırıp sonra kremleniyoruz, sonra maskeler yapıyoruz, sonra saatlerce kıyafetler arıyoruz, sonra saatlerce kuaföre gidiyoruz, sonra kendimizi güzel zannettiğimiz sırada hayatımızın en büyük kabus kavgalarını yaşıyoruz ya; işte o gün için kendine verdiğin emeği, hiç üşenmeden bu sefer kendi içini temizlemeye vereceksin. Ve böylece de gerçekten temiz ve gerçekten güzel olacaksın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 3 Temmuz 2010
SORU:
Merhaba Nil Hocam,
Esra Özbay’ın kitabını okuduktan sonra sormak istediğim bazı sorularım var. Tüm kitap yazan hocaların ellerine, üstbenlerine sağlık ve tabii ki yolumuzu açan size.
Birinci sorum: Tüm hocaların ortak noktası değişim konusunda inançlı ve inatçı olmaları. Bunun dışında hepsi Reiki master olmuş, kitaplarında anlattıkları geçmiş hayatları görme ve dönüştürme konusunda bunun avantajı var mıdır? Yoksa yaptığımız çalışmalar sırasında kendimizi Sevgi enerjisine açmamız yeterli midir? Siz bir DVD’deki seminerinizde “Bu hayatınızı temizleyin, o da yeter!” demiştiniz, ama okuduğum kitaplardan sonra tam ve bütün olmak için tüm geçmiş hayatların da temizlenmesi gerektiği gibi bir inancım oluştu, ne dersiniz?
İkinci sorum: Esra Hoca sürekli sizinle çalışmış. Bu konuda başka bir soruya verdiğiniz cevabı okudum, ama tek başına çalışıp başarıya ulaşmış bir tek siz varsınız. Haliyle imkansız olmadığını görüyorum, ayrıca siz de “Herkes kendinin hocası!” diyerek bizleri cesaretlendiriyorsunuz, ama kitapta çalışmalar sırasında sorduğunuz sorularla önemli noktaların bulunup aşıldığını, hatta para konusunun insanı pes ettirecek kadar zorladığını gördüm.
Hiç özel çalışma yapmamış ve 2-tam gün seminerlere katılmamış birisi olarak ben sanki tam yapamazmışım gibi düşündürüyor. Bir taraftan da tam niyetli olan insana Evren’in yardımcı olacağı inancımı koruyorum, yani tek başıma bu kilit noktaları geçebilir miyim ya da yıllarca debelenir miyim? Esra Hoca her sıkıştığında sizinle çalışma şansı olmasaydı ya da diğer hocalar belki bir yeri geçemeyip uzun süre uğraşıp sonra pes edebilirlerdi, ne dersiniz?
Cevaplarınız için çok teşekkür ederim.
CEVAP:
“Tüm hocaların ortak noktası değişim konusunda inançlı ve inatçı olmaları” tarifini yapmışsın, çok doğru bir tarif. Ben on yıldır seminer veriyorum ve on yıl içinde binlerce insanla karşılaştım. Şu anda da gördüğün gibi çok az sayıda hoca var. Onlar da yukarıda yaptığın tariften dolayı bunu başarabildiler. Bu kararlılığa ve bu değişime 7 milyar insan zaten girecek. Ama iki yıl evvel, ama bu yıl, belki de beş yıl sonra. Önemli olan, bu kararlılığa gelene kadar yaşamda tutunup bırakamadığı, ona acı veren deneyimlerine ne kadar dayanabileceğidir.
Esra Özbay bütün çalışmalarını çok disiplinli bir şekilde benimle yaptı, çünkü ben zaten bu on yıl içinde herkese aynı imkanı vermiştim. Ben hiç kapısı kapanmamış Park binasında 3 yıl boyunca binanın içinde 7×24 yaşayarak, ayrıca cep telefonumu seminerler haricinde hiç kapamayarak yaşadım. Bu tarifimden de anlıyorsun ki, Esra Özbay ile çalıştığım gibi aynı imkan, senin için ve 7 milyar için de vardı.
Şu anda senin tespitine göre de bu imkanı Esra Özbay kullanmış gözüküyor. Bu demek değildir ki, artık sizin bu imkanınız yok. Çünkü hepimizin bu dünyadaki ESAS İŞİ içini temizlemek. Sen bunu yaparken şu anda ben sana bu hizmeti veremiyorsam senin kendi çalışmalarını tek başına yapabileceğin içindir. Çünkü evren hiç kimseyi ziyan etmez. Yani sen “Ben içimi temizlemek istiyorum,” diyorsun ve evren sana diyor ki, “Hayır, yapamazsın; çünkü hoca yok!” Bu evrenin işleyişinde mümkün değil. Şu anda bu çalışmalarında sana hocalık yapmıyorsam sen zaten dönüştüreceğin her şeyi tek başına yapabileceğin içindir. Geçemediğin bir yer geldiğinde o an zaten benim seminerimde olacaksındır.
Hocalar bu gelişimlerini Reiki masteri oldukları için elde etmediler. Senin de tespit ettiğin gibi kararlı ve inançlı oldukları için kendi içsel temizliklerini yapabildiler. “Sevgi Enerjisi yeterli mi?” sorusuna cevabım ise, dünyada tek geçerli ve doğru enerji var, o da içindeki sevgi enerjisi.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 11 Ekim 2010
SORU:
Merhaba Nil Hanım,
Sitedeki yazıları okuyorum. Elinize, yüreğinize ve emeğinize sağlık… Ben 22 yaşında bir gencim. Dumlupınar Üniversitesinde önlisans mezunuyum, şimdi de Açık Öğretim İktisat 4. sınıftayım. Ayrica spikerlik eğitimi aldım üstad spikerlerden… Staj yaparken, kamera karşısında beni bir heyecan basıyor ve bilakis kafamda titreme oluyor. Kalp çarpıntısı da bunun yanında tabii. Kardiyoloji ve endokrinolojiye gittim, sonuçlar normal. Psikoloğa gittim, bana panik atak değilsin, dedi ve şunları yazıp araştırmamı istedi. BORDERLINE, ANTİ SOSYAL, ŞİZOİD, NARSİSİZM, ÇEKİNGEN… Ücret olarak 6 aylık seans 4.000 TL istedi. Benim bu kadar maddi gücüm yok. Psikoloğa gitmeyecegim artık. Bana ne önerirsiniz? Ben sosyal biriyim; her ortama girer, insanlarla muhabbet ederim. Bendeki sorun ne olabilir? Yardımcı olursanız çok sevinirim. Sizin setlerinizden neleri tavsiye edersiniz? Ben iyi bir spiker olmak istiyorum, hedeflerim var; lütfen acil yardım bekliyorum.
CEVAP:
Şu anda yaşadığın sorununu bir hastalık olarak değerlendirmekten vazgeç.
Sadece yaşadığın bu sorunları, ulaşmak istediklerin ve yapmak istediklerin için sana engel olan önündeki taşlar olarak görebilirsin.
Bunun için tabii ki benim bütün Salı Değişim Dönüşüm seminerlerimi dinlemeni, üç yıl içinde bana sorulan yüzlerce sorunun cevaplarından faydalanmanı tavsiye ederim. Ayrıca altı tane konulu seminerim olan Aynalar, Korkular, Affetme, Bağımlılık, Üstben, Bilinçaltı seminerlerini kendine çalıştırmalı ve yaptırdığım çalışmaların bütününü anlamalısın.
Bu durumda ilk olarak da konulu seminerlerden Bilinçaltı semineri ile çalışmana başlayabilirsin.
Bu arada www.icimdekiyolculuk.com.tr sitesini dikkatle inceleyip oradaki kısa seminerlerden alınmış olan özet videoları ve altındaki çalışmaları anlatan yazılarımı okuyup çalışma sisteminin bütünü kendine kavratmanı öneririm.
Sıkıştığın her sorununda dışarıdan çare aradığın müddetçe karşına bana mektubunda anlattığın gibi engeller çıkacaktır. Halbuki bütün siteyi incelediğinde, Salı seminerlerimi dinlediğinde benim sana öğrettiğim sistemde bütün yaşam boyu kendini kendinin çalıştırıp sıkıştığın her yeri kendine kendinin geçirteceğini anlayacaksın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk

Nil Avunduk bu seminerinde;
AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.
devamı için tıklayınızdetay için lütfen “Seminer Programı” sayfasına bakınız.
devamı için tıklayınızBu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.
İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk