Tarih: 17 Eylül 2008
Konu: Evlilik üzerine bir çalışma

SORU:

Nil Hocam,

Bana göre iyi giden evliliğim, şefkat ve sevgi gösteren kocam, bir gün içinde nasıl tamamen 180 derece değişti? Nasıl beni sevmez ve istemez oldu ve tamamen uzaklaştı?


CEVAP:

Bunu size iki türlü tarif edebilirim: Birincisi, siz bugüne kadar sevmiyordunuz, şartlardan dolayı seviyormuş gibi davranıyordunuz. Size bunun aynalığını göstermiş olabilir. Evlendiğiniz günden bugüne kadar, “Onu neden seçtim? Neden evlenmeye karar verdim?” diye kendinizi inceleyebilirsiniz. Evrenin kaidesi vardır: Ne ekersek onu biçeriz. Gerçekten sevgi ekmiş olsaydık sevgi biçerdik. Zaten bugüne kadar hiçbirimiz bunu yapmadık. Siz de hangi korkularınızla eşinizi seçtiğinizi bulabilirsiniz. Böylece kendinizi geriye dönük incelemiş olursunuz.

İkincisi, onsuz olmaktan hep korktuğunuz için bir gün ondan ayrılmanın size acı vereceğini düşünerek korku düşünceleriyle bunu yarattınız. Onsuz neden olamadığınızı inceleyebilirsiniz. Onsuz kendinizi nasıl hissediyorsunuz? Şimdi o hayatınızdan gidince siz nasıl kaldınız? Bu tarifle de bulacağınız korkularınız var.

Felaket gibi gözüken anlar, bana göre insanın en güzel çıkış anlarıdır. Denize atladığınız zaman ayağınızı kuma basıp kendinizi yukarı ittiğinizde en güzel çıkışı yaşarsınız. Şu an sizin için böyle bir an.

18 Mart 2008–10 Mart 2010 tarihleri arasında verdiğim Değişim Dönüşüm Salı seminerlerimin kayıtlarını DVD olarak çıkardım. Bunların içinden 6 no.lu DVD’de bu konuyla ilgili yaptığım anlatımı dinlemenizi de tavsiye ederim.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 29 Ekim 2008
Konu: Aşık olmak nedir?

SORU:

Öncelikle herkese merhaba,

Size bir sorum var hocam, insan birinden hoşlandığı zaman veya aşık olduğu zaman neden karşıdaki kişiyi daha çok önemsiyor veya neden daha fazla değer veriyor?


CEVAP:

Aşık olmak, kendinde aradığın şeyi karşında bulmak demektir. Bu yüzden, sende yok zannettiğin ve karşındakinde var zannettiğin her şeyi bulduğun kişiyi senden daha değerli ve önemli görmeye başlıyorsun.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

Konu:

07 Ocak 2009

İlişkiler

SORU:


Hocam,

Hayatta her şeyin kendi içinde bir sebebi olduğunu biliyorum. İş ya da özel hayatımız olsun, bunlar bizim içimizin dışa yansımasıdır, anladım. Şimdi uzun yıllardır benim fedakarlıklarımla süren bir ilişkimi bitirdim. Özel bir şey yaşamadık, çoğu zaman ben tek başıma yaşadım, o zaman zaman hayatıma girer ama hiç bir ümit vermeden, bazen de çok sert sözlerle giderdi. Yeni yıla girmeden onu çok sevmeme rağmen ve yine bana dönmüşken ben ona artık görüşmek istemediğimi, hayatıma yön vermek istediğimi söyledim. Benim açımdan bitti; bitmeyen ise gördüğüm rüyalar, sabah hüzünlü kalkışlar, hala arar mı beklentisi ve birçok şey… Bitirmek zorundayım, çünkü dıştaki bağımlılığım dıştaki güç arayışımın olduğunu fark ettim.

Hocam,

Ben canımı bu kadar yakmasına ve beni bu kadar üzmesine rağmen neden hala yıllardır süregelen bu ilişkide bu kadar üzülmeye devam ediyorum? Bitmesini istiyorum, ama bitirecek güçte değilim aslında. Bu içimin nasıl bir oyunudur? Nasıl bir ders çıkarabilirim?

Sevgiler,


CEVAP:

O kişiyle ilk karşılaştığın ve ilk ilişkiye girdiğin andan itibaren ona yüklediğin anlamları ve onun için yaptığın tarifleri gözden geçir. Bunu yazarak çalışmanı tavsiye ederim. Ve o yazdıklarını incele, ona verdiğin tüm anlamlara senin de sahip olabildiğini gör. Onun varlığından beklediğin her şeye senin de sahip olduğunu bulabilirsen ve içselleştirebilirsen ona duyduğun ihtiyacı bitirebilirsin. Eğer arzu edersen bulduklarını geri dönüp bana da yazabilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 19 Ocak 2009
Konu: İlişkiler

SORU:

Hocam,

Sizinle ve seminerlerinizle 6 ay önce tanıştım. Yıllardır bir ayrı bir kopuk devam eden bir ilişkim vardı. Çalışmalarım sonucunda ilgili korkularımı buldum ve ayrılığı kolay şekilde atlatabildim.

Bir süre önce yalnızlık korkumun etkisiyle onu özlediğimi hissettiğim günler yaşadım. Onu aramamak için çok yoğun çaba gösterdim. Bir eylemi yapmamak için kendini bu denli zorlamak ne kadar sağlıklı, bunu da bilmiyorum. Ama başardım. Ancak evrenin hoş bir sürprizi sonucu, tam da o günlerden birinde kendisi bana ulaşıverdi. Ayrılık dönemi başka bir insanla ilişkisi olduğunu, o ilişkiyi yaşadıktan sonra benim kıymetimi anladığını söyledi. Bu sözler benim ruhumu mu, yoksa egomu mu okşadı; karar veremedim açıkçası. Yani “Hep duymak istediğim sözleri söyleyip bana aynalık mı etti?” diye düşünürken buldum kendimi.

Yaşadığım tüm olayları kendi enerjimle gerçekleştirmiş olduğum gerçeği şu anda beni strese sokuyor. Her davranışımın ilişkimiz adına önemli olduğunu düşünüyor ve negatif bir şey ekmemek adına tepkisiz kaldığımı hissediyorum. Mesela onunla konuşup istemediğim sözler duymamak için MSN’de onu engelliyorum. Bir yandan kendimi onunla ilgili beklenti içine sokmaktan alamıyorum, onunla mutlu bir birliktelik hayali kuruyorum.

Pazarlık yapmadan ve beklenti içine girmeden bu çalışmalara nasıl devam edebilirim? Onunla ilgili tüm korkularımı temizlersem sağlıklı bir ilişkinin bizi beklediğini düşünmem yanlış bir düşünce midir? Bir şeyi istemek ve onunla ilgili beklenti duymak arasındaki farkı açıklayabilir misiniz?


CEVAP:

Bir şeyi istemek, isteyip bırakmak demektir. Nasıl olacağını takip etmemektir. Bunun için de istemiş olduğun konu ile ilgili bilinçaltında hiçbir olumsuz kayıt olmamalı. Varsa onları buldukça dönüştürmelisin. Zaten o zaman isteğin gerçekleşir. İsteyip beklemek demek, “İstediğim şeyi takip ediyorum,” demektir. Orada takip enerjisi vardır. Sen dışarıyı takip etmeye başladıkça bütün enerjin dışarıya çekilir ve enerjini dışarıyı takip etmeye harcarsın. Yani dikkatin içinden dışına döner. O zaman da içindeki olumsuz enerjileri, bilinçaltındaki olumsuz düşünceleri fark edip değiştiremediğin için beklentin oluşmaz. Ve ipin ucunda hep kovalayacağın bir yem gibi beklentin hep bir adım geriye giderek sana uzaktan, “Merhaba” der gibi kaçar.

Bu konuyu daha detaylı anlamak için konulu seminerlerimin kayıtlarının olduğu CD setimden, Bilinçaltı Çalışması CD’sini (mp3 formatında da mevcut) alarak çalışmanı tavsiye ederim.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 14 Mart 2009
Konu: Aynalar, Geçmişe tutunma, Pişmanlık, Arkadaşlar

SORU:

Herkese iyi akşamlar,

Hocam,

Aşağıda son zamanlarda kafamı karıştıran üç sorumu sıraladım. Bu konulara açıklık getirip nasıl bir bakış açısı geliştirmem gerektiğiyle ilgili yol gösterebilirseniz çok sevinirim:

1- Karşımızdaki insanların bizi kızdıran, üzen davranışlarının bize aynalık ettiğini ve aslında bizim o huylara sahip olduğumuzu anlamamız gerektiğini biliyoruz. Peki, karşımızdaki insanların hoşumuza giden, bizi mutlu eden huyları da bize aynalık ediyor mu aynı şekilde? Mesela biz kişi için, “Ne kadar da düşünceli bir insan” diye övgü sarf ettiğimizde, bu da bizim aynamız mıdır?

2- Hepimizin olduğu gibi, benim de ilkokulda, lisede ve üniversitede samimi olduğum, hemen her gün günümü paylaştığım yakın arkadaşlarım vardı. Fakat daha sonra iş hayatı, evlilik, çocuk veya başka yerlere taşınma vs. derken arkadaşlarımın çoğuyla irtibatım sürekliliğini kaybetti. Aslında bu kopmaların bir sebebi hayat yoğunluğumuz olmakla beraber, bunun bazı arkadaşlarımın bu iletişimi sürdürmekte benim kadar hevesli olmayışlarından kaynaklandığını da bir süre sonra fark ettim.

Onlar sanki eski güzel arkadaşlıkları sürdürmek için emek sarf etmek istemiyorlardı. Bunun sonuçta tek taraflı bir çabaya dönüştüğünü hissedince ben de bir süre sonra emek sarf etmeyi bıraktım. Fakat bu beni her zaman için için rahatsız etti. Sanki hep geçmiş samimi arkadaşlıklarımda bir şeyler yarım kalmış, geçmişte o güzel arkadaşlıklarda yaşanan hiçbir şeyi bugüne taşıyamamışım, sanki ben de görüşmeyi sürdürmek için yeteri kadar çabalamamışım gibi hissediyorum. Mesela liseyi bitireli beri hiçbir zaman, o zamanki gibi içtenlikle eğlenip kahkaha attığımı, gülmekten karnımın ağrıdığını hatırlamıyorum.

Sanki insanlar geçmişteki arkadaşlıklarının peşini bırakınca bir bakıma geçmişlerini de yok etmiş gibi olmuyorlar mı? Sizce ne yapmalıyım? Eski arkadaşlarımla bağlantı kurmak için daha çok çaba harcamalı mıyım? Sanki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak…

3- Bende bir de yıllar boyunca kendi hayatımla ilgili attığım adımlarla ilgili “pişmanlık” duygusu çok var. Yani sonuçta o ya da bu şekilde aldığım kararlar, attığım adımlar sonucu hayatım hiçbir zaman kötü bir hal almadı; ama nedense geriye dönüp bakmayı, “Ben neden bunu daha önce düşünemedim, neden bu adımı daha önce atmadım, neden belli bir şey için bu kadar vakit kaybettim, bazı şeyleri neden başkaları görürken ben göremedim, neden başkaları belli şeyleri yaparken ben yapmadım?” gibi soruları kendime sık sık sorma ve sık sık yakın geçmişimin bir bilançosunu çıkarma huyum var.

Kendimi ancak bu şekilde onaylamaya, kendime karşı haklı çıkarmaya çalışıyorum. Bu mükemmeliyetçiliğimden mi kaynaklanıyor? Bu konuya nasıl yaklaşmamı önerirsiniz?

Yardımlarınız için çok teşekkürler.


CEVAP:

1- Karşıdaki kızdığın öfkelendiğin her şey, her zaman aynalık değil. Karşındaki insanın yaptığı bir hareket seni hiç tarifsiz direkt öfkelendiriyorsa ve kızdırıyorsa o kişi senin korku düğmene bastı demektir. Eğer sen karşındaki insanın bir hareketini bir tarifle dile getiriyorsan o tarif senin aynandır.

Düşünceli insan olarak tarif ettiğin ve özendiğin her şey sende de var olan, ama dışarıya çıkarmaya korktuğun ya da görmezlikten geldiğin güzel aynalarındandır. Sorduğun “düşünceli kişi” kelimesi senin aynan değil, karşındaki insanların, senin korkunu mutlu etmek için korkularının istediği şekilde davranan kişi olduğu demek. Korkunu mutlu etmediği zaman da “düşüncesiz kişi” olur.

Şu soruyu sorabilirsin: “Karşımdaki insan düşünceli olmazsa ben kendimi nasıl hissederim?” Kendine bu soruyu sorarak altındaki korkuyu bulabilirsin.

2- Yaşam bir akış ve değişimdir. Sen bu tarifinle akan bir nehir üzerinde giderken yandaki çalılara tutunup onları bırakmamaya çalışıyorsun. Bunu yaparsan ellerin yırtılır. Halbuki yaşam senin önüne her an yeni şeyler getirecek. Eskiler de akıp gidecek. Sen hepsine birden tutunmak istiyorsun. Geçmişinle var olma çabanı bırak. Hayat akacaksa akar, durdurmaya çalışma. Hem yorulursun hem yaralanırsın.

Şimdi şu soruyu soracaksın: “Neden geçmişimle var olmak istiyorum? Yarım kalmış hissini daha evvel nerede yaşadım? Hayatta benim için neler yarım kalıyor? Geçmişteki resimlere bakarak geçmişteki günleri konuşarak hangi korkumu mutlu ediyorum?” Bu noktada korkularını bulacaksın. Korkularını dönüştürüp onların bilinçaltı olumlamalarını çalışacaksın.

3- Yaşam içinde verdiğin kararları kimin için verdiğini ve yaptığın her şeyi kimler için yaptığını bul. Eğer sadece kendin için yapıyorsan o zaman verdiğin kararları ve yaptığın hareketleri başkasının onaylaması gerekmez. Ama verdiğin karar ve yaptığın hareketleri başkaları için yapıyorsan o zaman onlardan onay beklersin. Ve onlar da seni onaylamaz ve kalakalırsın. Başkaları için verdiğin ve yaptığın her kararı kendi içine döndür. Bunu yapamazsan eğer, altındaki korkuları bul.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 14 Mart 2009
Konu: Mutsuzluk, tatminsizlik ve ilişkiler

SORU:

Benim sorum olacaktı, ancak Nil Hanım’a. Ya da bana kimin cevap vermesi gerekiyorsa ona ulaşsın bu mail…

Yaşamım sanki anlamını yitirmiş gibi. “Ne olacak ki,” diyorum, “bundan sonra?” Ne içimden bir şey yapmak geliyor; ne de kendimle ilgili bir plan. Arkadaşlarımla dışarı çıkmak çok anlamlı gelmiyor, bir yerlere gitmek, alışveriş yapmak, kalabalık sohbetlere katılmak… Ablamı görmek, annemle sohbet etmek, sanki her şey anlamsız.

Hep bir telaş var içimde… Hep bir rahatsızlık… Kendime dair ne yapmalıyım, bilmiyorum. Beni ne mutlu eder, bilmiyorum. Ben kimim, bilmiyorum, ben ne isterim, bilmiyorum. Yaşam enerjim tükendi sanki, bekliyorum bir şeyleri, sabırlıyım, 30 sene geçmiş hayatımda. Zaman öyle ya da böyle geçmiş, ben bir orada bir burada olmuşum; ama ne yapmışım, hiç çıkmıyormuşum gibi…

Aşk diye tutunduğum şeyler, sevişmeler, heyecanlar hiçbiri beni tatmin etmiyor. Bütün olamıyorum sanki, bütün olmamı engelleyen bir şeyler var. Sanki hayat bir kısır döngü; doğ, büyü, evlen, çocuğun olsun, yaşlan ve öl.
Bu kısır döngü benim de hayatımda mevcut sanki. Kadın erkek ilişkilerine fena halde takılmışım. Hep eşitlik arıyorum. Kadının doğası ve erkeğin doğası adı altında bazı şeyler beni rahatsız ediyor. Boş kafa değil, hep dolu kafayla. Kendimi değersiz hissediyorum, sanki benden başka herkes çok güzel, alımlı, çekici, cazip, tercih edilir; ben sanki sıkıcı, rahatsız, sorunlu, kompleksli, itici…

Bu kafayla gidersem kendimi heba edeceğimi düşünüyorum… Park’a ara ara gidip geliyorum, Reiki II de olmuşluğum var. Ama eeeee, çözemiyorum. Korkuyorum.


CEVAP:

Mektubun hem bana hem de hocalara ulaştı. Fakat içinde soru yoktu. Derdini anlatan, anlattığına pişman bir ifade vardı. Soru olmadığı için cevap vermeyebilirdim, ama belki sana faydası olur diye, eğer soru sormuş olsaydın sana şunları söylerdim:

Hayattaki bezginliğinin tek çaresi, çocukluktan beri beklediğin beyaz atlı prensin. Ve zaten bugüne kadar hep onu bekledin. Böyle hayal kurduğun günlerini incelersen ve buna ait hayallerini fark edersen bunu bulacaksın. Tabii ki, bugün otuz yaşına geldin. Bütün enerjinin tükenmesi bu beklentinin oluşmamasından, çünkü her gün bir adım daha iyi bir ilişkiye yaklaştığını zannederek hareket ettin ve buna inandın. Yani bir tavşanın kendinden yavaş yavaş çekilen bir havuca gitmesi gibi. Fakat bugün anladın ki havuç yok. Havuç plastik. Bunu içinden iyice fark ettiğin için de enerjinde düşmeler başladı, ümidin kalmadı, hayat sana çok kötü geliyor. Çünkü zannediyordun ki, her bulunduğun ilişki, “İşte şimdi buldum!” dedirten hayallerinden biriydi. Her olmadığında, bir adım daha atıp “Şimdi oluyor!” demeye geçtin.

Bugün ümidin bitmiş. Bana göre senin için en güzel an. Ayağını dibe vurduğun bir an. Hayal yok, ümit yok, gelecek yok, havuç yok. Şimdi tek yapacağın şey, bütün bunları idrak edip ayağını kuma basıp kendini yukarı doğru itmek ve “BEN VARIM” demek. Bugüne kadar başkaları için yaptığın her şeyi kendin için yapmaya dönüştüreceksin. “MEĞERSE BEN VARMIŞIM!” diyeceksin. İlişkilerin sırasında yaptığın bütün çabaları, bütün güzel jestleri, bütün sürprizleri sadece kendine yapacaksın. Dünyada en güzel şey insanın kendine sürpriz yapmasıdır.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 17 Nisan 2009
Konu: Beslenirken çıkarılan seslerden rahatsız olmak

SORU:

Merhaba Hocam,

Eşimin sakız çiğnerken, yemek yerken ses çıkarmasından rahatsız oluyorum. Bu durumda kendimi değersiz hissediyorum, başka bir şey var mı? Yardımcı olur musunuz?


CEVAP:

Genç kızlık çağlarındaki eş tariflerini bir kere daha gözden geçir. Kendi eşini bu tarifin nerelerine uyduruyorsun? Onun beğenmediğin taraflarını, hayaline uymayan taraflarını neden göz ardı ederek hangi korkuların için evlendin? Bütün bunları fark edip sevgiye dönüştürdükten sonra eşini her haliyle kabul edip onun her haliyle güzel olduğunu algılayacaksın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 17 Nisan 2009
Konu: İlişkiler ve aynalık

SORU:

Eşinden ayrılmış, bir çocuğu olan biriyle dört aydır bir birlikteliğim var. Her buluşmamızda bana eski eşinden bahsediyor. Bütün hareketlerimin, mimiklerimin, konuşmalarımın eşine benzediğini söylüyor. Bundan bahsetmesini istemediğim halde bu konunun açılması beni çok rahatsız ediyor, her konuşmamızda rahatsızlığımı dile getirdim. Bu akşam eşine benzediğimi söylediğinde ben de hala “Beni çok sevdiğini, benimle evlenmek istediğini söylüyor,” diyorum.

Hocam, ben şu an çok çelişki içindeyim, gerçekten beni mi seviyor, eşini unutamadığı ve ona benzediğim için mi beni seviyor?

Yardımlarınızı rica ediyorum.

Sevgiyle kalın,

Yolunuz açık olsun,


CEVAP:

Bu yaşadığın olay geçmişinde unutamadığın ve sende çok etki bırakan ve hayalinde yaşattığın bir kişiyi sana hatırlatmak için aynalık yapıyor.
Çalışmanı buradan hareket ederek başlat.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 21 Mayıs 2009
Konu: Kaza, Aldatılma, Aşk-İlişkiler

SORU:

Hocam Merhaba,

Dışarıda gördüğümüz bir kaza bize içimizdeki hangi enerjiyi gösterir? İki gün önce evimizin önünde, apartman görevlisine araba çarptı. Kırıklarla atlattı. Konuştuğumda da ev temizliğine gittiğini ve “Oradaki camları nasıl silecektim? Ben ondan korkuyordum, başıma bu geldi!” dedi. Ben onun enerjisini anladım. Fakat, “Bu bana neyi anlatmakta?” diye sorduğumda içime, “Yok olma korkunu çalış” dedi. Sizce doğru yolda mıyım, yoksa daha fazlası mı var?

İkinci sorum, duygusal ilişkilerdeki aldatma ile ilgili. Seminerlerinizde “Erkekler sizi aldatır enerjisinde iseniz bunu yayarsınız ve sonunda sizi aldatır,” demiştiniz. Fakat başka bir seminerde bir anlatımda “Zaten aldatıp aldatıp gidiyorlar,” dediniz. Bu beni düşündürdü. Buradaki çelişkiyi anlayamadım.

Üçüncü sorum, ilişkilerdeki kişilerin birbirine verdiği öncelikle ilgili. Birkaç hafta önceki seminerde aşk konusunda “Eğer öncelik başkasındaysa o gerçek sevgi ve aşk değildir,” dediniz. Ama daha önce bu konuları konuşurken “Eşlerinizi biraz rahat bırakın, siz istediğinizi yapın o da istediği, başka hobilerini ya da istediklerini…” gibi bir konu geçti. Bundaki denge nedir? Bu konuda da çelişkiye düştüm. Bu konuları anlamama yardımcı olursanız sevinirim.

Sevgiler,


CEVAP:

1- Kazayı bir kağıt kalem alarak tarif et ve bir kaza yaşayan bir kişinin neler hissettiğini tarif et. Bunu yaptıktan sonra tarifi okuyup oradaki bazı kelimelerin sende uyandırdığı etkileri göreceksin. İşte senin ilerleyeceğin, yani kendinde fark edeceğin nokta, o yazıp tespit ettiklerin olacak.

2- Burada çelişki yok. İnsanlar çoğunlukla zaten aldatılacağı inancıyla gezdiği için aldatılıp duruyorlar. İçinde hangi enerji varsa o enerjideki olayları yaşarsın. Yani dışarıdaki insanların nasıl davranacağını sen içindeki enerjiyle yaratırsın. Bunun için, içini değiştirerek dışındaki hayatı güzelleştirebilirsin.

3- Evet, bir seminerimde, bir kişinin sorduğu soruda, sevgilisine telefon açtığında karşısındakinin “Ben spor yapacağım, seninle ilgilenemem!” deyip telefonu kapattığını, genelde ilgisiz davrandığını belirtmişti ve ben de “Sizin yaşadığınız aşklar da aşk mı? Ben aşık olduğumda körkütük sarhoş gibi olurdum ve karşımdakinden başka gözüm hiçbir şeyi görmezdi, önceliğim sadece o olurdu,” demiştim.

Yine başka bir seminerimde de “Sevgilimin hep benimle ilgilenmesini istiyorum, hep yanımda olmasını istiyorum, ama o da ‘Beni boğuyorsun’ diyor?” tarzında bir soruya da “Eşlerinizi rahat bırakın, o kendi istediklerini yapsın, hobilerini yapsın, sen de kendi istediklerini yap,” şeklinde cevap verdim.

Bu iki cevabı okuduğunda şunu fark etmiş olman lazım. Birinci cevapta ben ne kadar özveride bulunduğumu anlatıyordum. İkinci cevapta yine büyük bir özveriden bahsediyorum, seviyor ve aşıksan onun kendi hobilerine izin ver ve bundan da mutsuz olma ve şikayet etme. Eğer şikayet ediyor isen ve mutsuzsan sevmiyorsun ve aşık değilsin demektir.

Fakat asıl noktaya gelelim: Bütün bu benim yaşadıklarım da dualitenin, yani dünya oyunun içindeydi. Sizlere seminerlerimde “Oyun bitti, güç devri bitti, sevgiye geçiş başladı!” derken bir kişinin, bir başka kişiye yaslanmadan kendi içinde tam ve bütün oluşunu anlatıyorum ve çalıştırıyorum, yani başkalarına aşık olduğumuzu ve sevdiğimizi zannettiğimiz devir de bitti.

O anlatımım oyun kuralları içinde doğru, ama şimdi için geçerli değil. Ben şimdi aşık değilim, şimdi başka bir insanın yolunu gözleyerek yaşamımı sürdüren bir kişi değilim ve artık bunun yaşanamayacağını da biliyorum; çünkü evrende bu enerjiler bitti. Herkesin kendi içinde kendini tam ve bütün hissetme devri başladı. Bu noktaya gelip bunu öğrenen kadar sağa sola çarpıp acı çekeceksiniz, üzüleceksiniz ama sonunda bütünlüğünüzü fark edeceksiniz.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 21 Mayıs 2009
Konu: İlişkide bağımlılık

SORU 1:

Sevgili Nil Hocam,

Çalışmasını yaptığım ancak verim alamadığım iki konu var. Bu konuda sizden yardım rica edeceğim.

Birinci konum, eski erkek arkadaşım. Bir ayrı, bir kopuk tam dört sene geçti başladığımız günden beri. Sürekli benden kopan ve bana geri dönen hep oydu. Ben de sakince onun gelmesini bekleyendim, çünkü onu çok seviyorum.

Geçen sene yaşadığımız ayrılığın ardından sizinle ve çalışmalarınızla tanıştım. Bu ayrılığı öncekilere göre daha kolay atlatmama ve kendimi ve korkularımı keşfetmeme sonsuz faydanız oldu. Hatta, “Ben yeni bir ilişkiyi hak ediyorum,” olumlamasını bile telaffuz edebilir oldum. Bu benim için büyük bir aşamaydı.

Çalışmaların ardından başka bir insandan hoşlandım. Ancak bir ilişki başlayacak noktaya gelmedi ve sonra bu yeni kişi hayatımdan uzaklaştı. Ardından yakın zamanda eski erkek arkadaşım internet ortamında yine bana ulaştı. Bana karşı nankörlük ettiğini itiraf etti. Ben şimdiye kadar ona, “Sen bana şöyle yaptın, böyle yaptın…” şeklinde bir konuşma stiliyle davranmadım. Açıkçası başka insanları kendime göre tarif etmenin sizinle tanışmadan önce de mantıksız bir şey olduğunu düşünürdüm. Bir insana “Çok kabasın,” demek bana mantıklı gelmiyordu. Bu sebeple bana söylediği hiçbir söze karşılık vermeden oldu tüm ayrılıklarım.

Şimdi de geçmişte beni üzdüğü anları hatırlıyorum, ancak bunlar için ona tepki vermiyorum. Etrafımdaki herkes ise kişilere “ayar vermek” olarak tabir edilen şeyi uygulamam taraftarı. İnsanların bir daha bana benzer şekilde davranmaması için onları uyarmam mı gerekiyor, yoksa kendimi değiştirmem mi?

Çok bir şey konuşmuyor; ancak sildiği listesine neden beni tekrar eklediğini bilemiyorum. Onunla tekrar birlikte olmayı çok istiyorum. Bu da beni beklenti içine sokuyor. Yaptığım onca çalışma fayda etmemiş gibi hissediyorum. Sanki oturmayan parçalar var. Değersizlik, yetersizlik, yalnızlık, yok olma gibi onunla ilgili tüm korkularımı ve olumlamalarımı çalıştım. Ancak hala onu özlediğimi fark ettim. Bu konuda daha neler yapabilirim? Onunla tekrar sevgili olmayı istemem hatalı bir davranış mı?

İkinci konum ise iş. Beş senedir babamla çalışıyorum. Aynı meslekteniz. Ancak ben onun işleri daha oturmuş olduğundan ve kazancı daha iyi olduğundan onun işlerine yardım ediyorum. Zaten başka çalışanımız da yok. Tüm yük benim üzerimde. Kendi işimle ve mesleğimle ilgili bir şey yapmıyorum. Zaten henüz müşterim yok ve para kazanmıyorum. Aileyle çalıştığım için 24 saat birlikteyiz ve kendime dair hiçbir şey yapmıyormuş gibi hissediyorum. Önerileriniz nelerdir?

Teşekkür ediyorum.


CEVAP 1:

1- İnsanların benzer şekilde davranmaması için senin değişmen lazım. Dışarıda gördüğün ve yaşadığın her şey senin içindeki enerjilerden oluşur. Senin içindeki enerjiler değiştikçe senin dışındaki olaylar da yeni şekiller alacaktır ve bunlar muhtemelen senin değişimin yönünde güzel olacaktır. Bu yüzden dışındakileri sen değiştirmeyeceksin, içini değiştirerek evrenin senin için dışında değiştireceği şeyleri yaşayıp içinden geçeceksin, yani sen sadece kendini değiştirebilirsin.

Yaşadığın ilişkiye gelirsek, sana mutsuzluk veren, bu şekilde yaşatan bu ilişkiyi neden devam ettirmek istiyorsun, bunu çözebilirsin. Konulu Seminer CD’lerimden Bağımlılık Semineri CD’sini alarak evde çalışabilirsin. O çalışman sırasında “Ben neden ona, ‘Beni ara’ enerjisi yolluyorum? Onun benden kopmamasını sağlamaya neden uğraşıyorum?” diye sorabilirsin. Bir de onunla ilk birlikte olduğun günlerde onun hakkında neler düşünmüştün ve ne hayallerin vardı? Bunları bulup çalışabilirsin.

2- Çocukluğunda hangi anlarda baban gibi olmak istedin ve neden ille erkekler? “Ben erkeksiz olursam kendimi nasıl hissederim?” diye çalışmanı bu yönden ele al.

İyi çalışmalar,

Yolunuz açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Özeniniz için teşekkür ederim.

Bana sorduklarınız doğrultusunda şöyle bir çalışma yaptım. Daha önce bir Bağımlılık CD’nizi izlemiştim. Oradan not aldıklarımı da ekledim.
Fedakarlıklarım? Yıllarımı verdim, MSN’de saatlerimi verdim. Beni bulabilsin diye işimi, yerimi ve telefonumu değiştirmedim. Kaba sözlerine tepki vermedim.

- Onsuz nasıl hissediyorum?

- Sevgisiz, çirkin, yarım ve boş.

- Bana mutsuzluk veren bu ilişkiyi neden devam ettirmek istiyorum?

- Şimdiye kadar beni seven tek kişi o oldu. Başkasının beni sevmeyeceğini zannediyorum.

- Neden ona, “Beni ara” enerjisi gönderiyorum?

- Çünkü bana dönsün ve beni sevsin istiyorum.

- Neden benden kopmamasını sağlıyorum?

- O giderse başkasının gelmemesinden ve hiç sevilmemekten korkuyorum.

- İlk birlikte olduğum günlerde onun hakkında ne düşünmüştüm?

- Biri beni sevdi. Onunla güzel ve güvendeyim. Beğenildim. Tercih edildim. İstendim. Sevildim. Sonsuza kadar da sevileceğim.

Korkular: Beğenilmeme, sevilmeme, tercih edilmeme, istenmeme, değersizlik, yetersizlik, yok olma, yalnızlık

Olumlamalar:

Ben yalnız ve tek başıma ….siz tam ve bütünüm/ değerliyim/yeterliyim/varım.

Ben her halimle yeterliyim/değerliyim/varım.

Ben kendi içimde tam ve bütünüm.

Ben … benim sevgilim olmadığı halimle değerliyim /yeterliyim.

Beni sevmediği halimle değerliyim /yeterliyim.

Beni tercih etmediği halimle değerliyim /yeterliyim.

Beni beğenmediği halimle değerliyim /yeterliyim.

Beni istemediği halimle değerliyim /yeterliyim.

Bana değer vermediği halimle değerliyim /yeterliyim.

Bir erkek tarafından sevilmediğim halimle değerliyim /yeterliyim.

Ben sevilmeye / sevgili olunmaya / beğenilmeye / tercih edilmeye / değer verilmeye layığım.

Bu korkular ve olumlamaları uzun zaman önce buldum aslında. Çalıştığım zaman kendimi daha iyi hissedip onu daha az özlüyorum ve hayatıma devam edebiliyorum. Ancak yeni bir insanı ya da yeni bir ilişkiyi hayatıma çekemiyorum. Yani hayatımda bir değişiklik yapamıyorum. Sizce atladığım ve eksik olan bir şeyler olabilir mi?

Çok teşekkür ediyorum.


CEVAP 2:

Çalışmalarında geldiğin nokta çok iyi. Eksik olan taraf, bulduğun o olumlamaları kendi bilincine oturtmamış olman. Yani sen şu anda o olumlamalardaki söylediğin kişi daha değilsin. Kendinde bir şeyleri bulmak, çalışmanın yüzde ellisidir, diğer yarısı da onu tam anlamıyla dönüştürmektir. Şu anda yaptığında onu buldun; ama tam anlamıyla dönüştürmedin. Sen o olumlamalardaki yeni sen henüz değilsin. O olumlamaları çok inanarak ve hissederek tekrarlarsan daha farklı bir enerjide olacaksın ve o zaman da yaşamın ona göre gelişecek.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 27 Mayıs 2009
Konu: Farkındalık ve dönüşüm adımları / Aile / Evlilik / İş

SORU:

Dönem dönem başka akımlar beni etkisine alıyor, korku akımları… Çözüyorum şükür ya da atlatıyorum hayırlısı ile… Ama idrak edemiyorum oyunun içinde oyun olduğunu, yani bilen tarafım her şeyin benim sonucum olduğunu diyor, içim neyse dışımda başıma gelenler benden, ama bir yandan da karşı tarafı suçlamayı seçiyorum. Sanki gerçeği bilmezmişim gibi… Sahtekarım yani… Bunları bilerek yaşamak, artık kimseye söyleyecek söz bırakmadı bende, ama çözmeden yaşamak asılı kalmak gibi…

1 – Ailem. Babam vefat etti, annem var ve ablam ve kocası… En yakınlar bunlar, kopuk bir aileyiz zaten, kuzen var ama görüşmüyoruz. Kısacası annem ve ablam var, onlar beni boğuyorlar; ilk fırsatta görüşmek istemeleri, annemin ablamda sürekli kalması (yeni evlendim ve çalışıyorum, 19 Mayıs ilk kez evde olacağım tatil günümdü mesela, annem ve ablam geldi ve onlarla geçirdim ve boğuldum sanki) gibi. Yani onlar ailem, ama zorla görüşüyorum sanki ve neden acaba bilemiyorum, annem hep mutsuz, memnuniyetsiz.

Bana bizim akrabaların hepsi salyaları akan azgın yaratıklar gibi geliyor ve bana öyle gelmesinin, yaptığım bütün tanımlamaların aslında kendim olduğunu hatırlatıyor; ama “Ben öyle değilim ki!” diyerek yırtmaya çalışıyorum. Ama küçüklüğümden beri zaten daha uzaktım onlardan. (Bir çalışmada annemin beni istemediğini ve erkek olmamı istediğini görmüştüm ve bu değersizlik korkumu ilk burada hissettiğimi hatırlamıştım.)

Onlarlayken hissettiğim, boğulma hissi.

2 – Evlendim. Çok hoş ve tam istediğim huzurlu bir evim var artık. Ancak memnuniyetsizim. Evlendiğim çocuğa kafayı takmış durumdayım. Sanki onun için hayat harika ama benim için çile gibi. O kafasına göre yaşıyor da ben değil gibi. Beni beğenmiyor gibi ya da ben ondan geri gibi… Yüksek bir değersizlik korkum vardı, bunu biliyorum hatta bu enerjimi hafiflettiğimi biliyorum, ancak bunlar hala değersizlik enerjimin etkileri. Hissettiğim his esir, geride duran, yok gibi.

3 – İşimden hiç memnun değilim. Ne yapmak istediğini hiçbir zaman tam olarak bilen biri olmadım, aslında çalışmaktan da pek hoşlandığım söylenemez, ben keyif işi yapmak istiyorum, çok yetenekli biriyim; müzik, yemek, dekorasyon. Ancak evlendiğim için kira vs. bunlar yüzünden işten ayrılmamam gerekiyormuş; garantili bir iş benimkisi, ama umurumda değil, kriz de var ya malum. Ama ayrılacağım… Hissettiğim his, işe yaramazmış gibi, gereksizmiş gibi.

4 – Kıskancım, feci. Bu huyumu sevince gülüyorum kendime, ama sevmeyince çok kötü bir huy gibi geliyor, ezdikçe eziyor beni, içimi daraltıyor. Kendimi aşağı görüyorum çoğu zaman, ama çalışmalardan önceki kadar değil. Neden? Hissim, değersiz, çirkin, yetersiz, eğlencesiz, sıkıcı.

5 – Ben yüksek bir bağımlıyım sanırım bir de… Evlendiğim çocuk da yine beni şok eden bir bağımlılık ile karşıma çıktı ve geçmişte de bu tarz şeyler olmuştu, “Demek ki benim bağımlılığımı bana göstermek için” diyorum, ama benim bağımlılığım alkol, uyuşturucu tarzında değil. Hissim yapamamak, harekete geçememek, tutulmak.

6 – Kadın olmamın tadını çıkaramıyorum, sanki erkek olmak daha harika bir şeymiş gibi. Kadın arkadaşlarım çok fazla yok, kadınlara genel olarak gıcık oluyorum, ama erkeklerin bu denli rahat olmalarına da kızıyorum, erkeklerin %100 aldattığını düşünüyorum ve şimdiden yeni evli olmama rağmen kesin aldatılacağımı düşünüp içimi yakıyorum, ne bileyim yaşlanırsam değer kaybedeceğimi düşünüyorum, neden?

Hissim yanmak, içimi kavurmak, öfke, bırakıp gitme isteği, yalnız olmayı seçmek.
Ne yapmaya devam etmeliyim? Gerçeği bilip çözmemek, üşenmek ya da ego oyunlarına gelmek; en sonunda ben içinden çıkılmaz bir hale geldiğimde mi çözme isteği beni saracak?


CEVAP:

Kendinle yüzleşmişsin ve birçok kısmını fark edip bulmuşsun. Bunları bulmak demek, şu anda sen değiştin demek değil. Bulmak demek, en azından dışarıyı suçlamayı ve “Onların yüzünden oluyor!” demeyi bıraktın demektir; ancak bu şikayetlerin devam edecek. Sen kendin için bir karar vereceksin: “Ben böyle bir kişi olmaya devam mı edeyim, yoksa bu keşfettiğim her şeyi dönüştürene kadar çalışıp kendim için başka bir ben mi yaratayım?

Bu karar sana ait bir karar ve senin için senden başka hiç kimse bir şey yapamaz. Bunları dönüştürmezsen ve kendin için ciddi adımlar atmazsan 10 yıl sonra yazacağın mektup aynısı olur. Kendine güzel bir emek vererek bütün bu hallerini dönüştürürsen daha sonra sana soru soran kişilere, değişimini ve değişiminde duyduğun tadı anlatır olursun.

Yukarıda fark ettiğin maddelerde ikinci maddede yazdığın tarifler, farkındaysan, birinci maddede yazdığın tariflerle aynı. Ailende yaptığın tariflerin aynılarını kendinin ne zaman ve nerede yaptığını bulup onların altındaki korkularını çalışırsan artık onları yapmaz olursun ve senin için ne güzel bir hayat başlar.

Konulu seminer CD’leriyle bu çalışmalarını rahatlıkla yapabilirsin ve kendini kendin dönüştürürsün. Bunun için kendine yardımcı ol ve kendini severek, kendine değer vererek bu çalışmaları yap. Çalışmaları yaparken sende ve hayatında değişimler olmuyorsa bulduğun şeyler doğru değil ve daha bulacakların var demektir. Bu konuya da dikkat ederek ilerle.

Eşinde fark ettiğin bir bağımlılığın aynısının sende olması gerekmiyor. Bağımlılık konusu altında “onsuz olamam” dediğin her şey bağımlılığa girer. Senin “Ben onsuz olamam!” dediğin nelerin var? Bunlar madde veya kişiler olabilir.

Ayrıca anneni ve kız kardeşini evine çağıran enerjiyi nasıl yolladığını bul. Onlara neden “Bana gelin” diyen bir enerji yolluyorsun?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 27 Mayıs 2009
Konu: “Her şey çok üstüme geliyor.”

SORU:

Hocam,

Beklentilerimi mi çok yüksek tuttum, şu anda ümitlerimi kaybetmiş hissediyorum. Çalışmaları bazen yapıyorum ve şu anda çalışma yapmasam bile unuttuğum tüm kötü olayları hatırlamaya başladım. Ümidimi kaybettim. Her şey kötü olacak, işler ters gidecek gibi hissetmeye başladım ki, eskiden olumlu düşünebilirdim, ümidim olurdu, bu ara çok güm güm yaşadım.

Ailemle büyük sıkıntılar yaşadım. Erkek arkadaşım zannettiğim kişi sürekli beni aldatmış, sürekli yalan söylemiş, “Toplantıdayım” deyip tatile gitmiş. Ben söylediğimde, “Ne var bunda?” diyebiliyor. Bu ara her şey güm güm ve kötü geliyor bana ve hayatımı toparlamaya güç bulamıyorum. Ne önerirsiniz?

Teşekkürler,


CEVAP:

Erkek arkadaşında kızdığın bütün huylarının listesini yap. Aynılarını sen kimlere, ne için yapıyorsun ve altında hangi korkuların var? O korkularını çok ciddi bulup dönüştürmelisin. Her şey üstüme geliyor bahanesi ile çalışmalarını yapmayıp kaçacağın yerde, kendin için güzel bir karar ver, ben bu yaşadıklarımı sevmiyorum ve kendimi değiştirmek istiyorum diyerek ileri adım at.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 27 Mayıs 2009
Konu: Kendini var etmek

SORU 1:

Bir aşk ilişkisinde kendimizi karşımızdakine adadığımız için kendimiz olmaktan çıkıp ona göre yaşamaya, o değer verirse değerli olmaya, onun tarafından sevilme ihtiyacı duymaya başlıyoruz. Siz de kendimizi tekrar var etmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Ancak bu noktaya kadar kendisini indirmiş birisinin ilk adımı atması dahi çok zor oluyor. En azından benim için öyle…

Kendimi nasıl yeniden var edebilirim? Onun tarafından değer görme ve sevilme ihtiyacından nasıl kurtulabilirim? Kendi değerliliğime nasıl tekrar inanabilirim? Yani genel olarak enerjimi yukarıya çekebilirim?
Ayrıca her gün mutlaka neleri yapmalıyım? Bana genel bir harita çizerseniz sevinirim; çünkü çoğu zaman ne yapacağımı bile şaşırıyorum, sonra da iyice dağılıyorum.

Çok teşekkür ederim.


CEVAP 1:

Günlük hayatının içinde gördüğün kişilerde beğendiğin bütün özelliklerin notlarını al. Akşam eve gittiğin zaman da, “O özelliklerden bende var mı? Neden yok zannediyorum? O özelliklerimi neden ortaya çıkarmıyorum?” diye sorular sorarak korkularını tespit et. O korkularını ve olumlamalarını çalış.

Ertesi günü yine hayatın içinde beğendiğin ve takdir ettiğin kişilerin listelerini yap. Arzu edersen bu yaptığın çalışmalardan bir örnek de bana yazıp bunu benim de sana ekleyeceğim, yönlendirebileceğim bazı soru-cevaplarla kolay çözmeni sağlayabilirim.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Şu kişilerde şu özellikleri görüyorum ve bazılarını da kıskanıyorum.
………. adlı kişi: Sevecen, güler yüzlü, sevgi dolu, erkek arkadaşı tarafından sevilen, çevresine sevgi dağıtan…

………. adlı kişi: Komik, başkalarını umursamayan, rahat, neşeli, düzenli, her şeyi yapabilen yani hayatına her şeyi sığdırabilen, zamanlamasını iyi yapan, kolay anlayan…

Erkek arkadaşım, bu kişi: Kendisine güvenen, kendisini seven ve kendisinin önüne beni koymayan, kendisine önem veren, en fazla kendisini önemseyen, eğlenceli, komik, her şeye göğüs gerebilen, acıları kaldırabilen ve bir karar verdiyse bunun sonucuna katlanabilen, kendisiyle barışık, sosyal, eğlenmesine ve sosyal hayatına önem veren ve kimseyi buna karıştırtmayan, istediği şeyler için büyük kararlar almaktan korkmayan, canı ne istiyorsa onu yapan, kendisini çok seven, iradeli, güçsüzlüğünü belli etmeyen, umursamamayı takmamayı bilen, kötü şeylerde dünyanın sonu değil deyip hayatına devam edebilen, sözünü esirgemeyen bir laf söyledikten sonra korkup kıvırmayan…

………. adlı kişi: kimseye tepkisini belli etmekten çekinmeyen, erkek arkadaşı tarafından sevilen…

Teşekkür ederim.


CEVAP 2:

Yazdıklarını inceledim.

1- Sevecen, güler yüzlü, sevgi dolu:

Bunu kime yapıyorsun? Neden sadece ona yapıyorsun? Neden herkese yapmıyorsun?

2- Rahat, neşeli:

Nerelerde öyle davranıyorsun? Niye her yerde öyle değilsin?

3- Başkalarını umursamayan:

Nerelerde öyle davranıyorsun?

4- Kendisinin önüne beni koymayan:

Sen kimleri kendi önüne koymuyorsun? Bu sıralamayı karşındaki kişinin hangi özelliğine göre değiştiriyorsun?

5- En fazla kendisini önemseyen:

Sen kimlerin karşısında en fazla kendini önemsiyorsun?

6- Her şeye göğüs gerebilen, acıları kaldırabilen ve bir karar verdiyse bunun sonucuna katlanabilen:

Öyle olduğunu nereden biliyorsun? Yaşadığı hangi olaydan bu sonucu çıkardın?

7- Son 4–5 satırda erkek arkadaşın için yazdığın özelliklerini yapabilmesi için sence hangi korkusunun olmaması gerekiyor?

8- Kimseye tepkisini belli etmekten çekinmeyen:

Öyle olması için sence hangi korkusunun olmaması gerekiyor?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 3:

Bana sorduğunuz sorulara şu şekilde cevap verdim.

1- Sevecen, güler yüzlü, sevgi dolu: Bunu kime yapıyorsun? Neden sadece ona yapıyorsun? Neden herkese yapmıyorsun? Yakın arkadaşlarıma yapıyorum; çünkü onların yanında istediğim gibi olabiliyorum, onlardan hiç çekinmiyorum, onlar da beni tanıyorlar ve her halimle kabul ediyorlar.

2- Rahat, neşeli: Nerelerde öyle davranıyorsun? Niye her yerde öyle değilsin? Onaylanma ve ilgi beklemediğim yerlerde rahat ve neşeliyim. İlgi, alaka beklediğim yerlerde neşeli olmuyorum, böylece önemsenme ve ilgi bekliyorum.

3- Başkalarını umursamayan: Nerelerde öyle davranıyorsun? Kendime güvendiğim yerlerde başkalarını umursamıyorum, eğer kendimi zaten yüksek görüyorsam rahat davranıyorum; ama kendimi aşağı, başkalarını yüksek görüyorsam onlar tarafından onaylanmayacağımı, hakkımda kötü konuşulacağını düşünerek rahat olamıyorum.

4- Kendisinin önüne beni koymayan: Sen kimleri kendi önüne koymuyorsun? Bu sıralamayı karşındaki kişinin hangi özelliğine göre değiştiriyorsun? Kaybetmekten korkmadığım kişileri kendi önüme koymuyorum; yani sıralamayı, kaybetmekten korkup korkmamama göre yapıyorum. Bir de karşımdaki kişinin sevgisinden eminsem yine onu kendi önüme koymuyorum.

5. En fazla kendisini önemseyen: Sen kimlerin karşısında en fazla kendini önemsiyorsun? Bu da aynı şekilde, kaybetmekten korkmuyorsam ve o kişiden sevgi beklemiyorsam, onun sevgisinden eminsem en fazla kendimi önemsiyorum.

6- Her şeye göğüs gerebilen, acıları kaldırabilen ve bir karar verdiyse bunun sonucuna katlanabilen olduğunu nereden biliyorsun? Yaşadığı hangi olaydan bu sonucu çıkardın? Ayrılılıklarımızda çok üzülse bile mantıklı karar vermeye çalışmasından ve kararından geri dönmemesinden, üzüntülerini başkalarıyla paylaşmamasından, yani tek başına içinde yaşayabilmesinden, ne kadar üzgün olursa olsun yapması gereken işleri yapmaya devam edebilmesinden, üzüntüsünü belli etmemesinden bu sonucu çıkardım.

7- Son 4–5 satırda erkek arkadaşın için yazdığın özelliklerini yapabilmesi için, sence hangi korkusunun olmaması gerekiyor? Onaylanmama, çaresizlik, değersizlik, yetersizlik, sevilmeme korkuları olmamalı.

8- Kimseye tepkisini belli etmekten çekinmeyen olması için, sence hangi korkusunun olmaması gerekiyor? Suçlanma, onaylanmama, takdir edilmeme korkuları olmamalı.


CEVAP 3:

Sana çalışman için birkaç tane olumlama vereceğim. Fakat bu vereceğim olumlamaları sen o kelimelere inanana kadar, yani sen o olana kadar ciddi bir şekilde beşlik halinde tekrarlayacaksın.

Ben kendimi her yerde her halimle kabul ediyorum.

Ben kendimi her yerde her halimle kabul ettiğimi biliyor ve inanıyorum.

Ben kendimi her yerde her halimle kabul ettiğimi kabul ediyorum.

Ben kendimi her yerde her halimle kabul ettiğim için kendimi takdir ediyorum.

Ben kendimi her yerde her halimle kabul ettiğim için şükrediyorum.


Ben benimle ilgileniyorum.

Ben benimle ilgilendiğimi biliyor ve inanıyorum.

Ben benimle ilgilendiğimi kabul ediyorum.

Ben benimle ilgilendiğim için kendimi takdir ediyorum.

Ben benimle ilgilendiğim için şükrediyorum.


Ben beni her halimle onaylıyorum.

Ben beni her halimle onayladığımı biliyor ve inanıyorum.

Ben beni her halimle onayladığımı kabul ediyorum.

Ben beni her halimle onayladığım için kendimi takdir ediyorum.

Ben beni her halimle onayladığım için şükrediyorum.


Ben kendimi seviyorum.

Ben kendimi sevdiğimi biliyor ve inanıyorum.

Ben kendimi sevdiğimi kabul ediyorum.

Ben kendimi sevdiğim için kendimi takdir ediyorum.

Ben kendimi sevdiğim için şükrediyorum.


Ben kendimi her halimle takdir ediyorum.

Ben kendimi her halimle takdir ettiğimi biliyor ve inanıyorum.

Ben kendimi her halimle takdir ettiğimi kabul ediyorum.

Ben kendimi her halimle takdir ettiğim için kendimi takdir ediyorum.

Ben kendimi her halimle takdir ettiğim için şükrediyorum.


Ayrıca kaybetme korkunu, suçlanma korkunu, yanlış yapma korkunu, onaylanmama korkunu ve takdir edilmeme korkunu korku dönüştürme çalışması şeklinde çalış.

Bir de yanlış yapma korkunu çalışırken çocukluğundan bugüne kadar hangi olaylarda “Yanlış yaptım!” diye kendine kızdın? O olayları hatırla, o olayların içine tekrar girip oradaki kendine bütün duyguları buldur ve ona yanlış yapma korkusunu çalıştırarak “Ben beni her halimle onaylıyorum,” beşliği yaptır. Bu şekilde olan bütün sahnelerini, hepsini çalışıp sevgiye dönüştür.

Takdir edilmeme korkunu çalışırken çocukluktan bugüne kadar nerelerde takdir edilmeyi beklediğin ve takdir edilmediğin sorusunu sorarak çalışma yap. O sahnedeki kendine takdir edilmeme korkunu çalıştırıp “Ben kendimi her halimle takdir ediyorum,” beşliğini yaptır. Ve bu çalışmayı, bu korkuyu hissettiğin bütün anların için yap ve dönüştür.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 12 Haziran 2009
Konu: Borç enerjisi nasıl biter?

SORU:

Nil Hocam Merhaba,

Eşimle evlendiğimizden beri borcumuz var. Tam, “Kapatırız” dediğimiz noktalara ulaştık, ama bir şekilde yeniden oluştu (Evleneli iki sene oldu).
Ben iki senedir borcu kapatabilmek adına bayağı uğraştım. Elime geçen tüm parayı borç kapansın diye buraya aktardım. Çalışıyordum, babamdan da her ay iyi para alıyordum. Hatta kendim için kullanmak istediğim, bana göre güzel bir miktardaki parayı da buraya aktardım. Ama ben verdikçe sanki borç kapanmıyordu. Sevmediğim bir yerde çalışıyordum. Sanki bu borç için çalışır olmuştum. En sonunda tak etti, işten çıktım. “Ne olursa olsun bu borç,” dedim “…artık ben yoruldum.” Bununla eşzamanlı olarak babadan gelen param da kesildi.

Bu konuyu anlamak için epeydir çalışıyordum. Sonunda bugün fark ettim ki, ben bu borç bağını eşim benimle dursun diye yapıyorum. Benden vazgeçmesin diye. Onun da altında şöyle bir şey buldum: Annemden 7 yaşlarında aldığım, “Erkekler kullanır atarlar. Erkeklere güvenilmez,” zihinleriyle bu adama bakış açım, kendi parasını kendi yaratırsa beni bırakacağı. Yani parasızlık zamanlarında benimleydi, şimdi ihtiyacı kalmadı bana. Yani kullanılmış olacağım. 10 senelik ilişkimizde o hep benden para isteyen taraf oldu. Kullanılma enerjimi başka ilişkilerimde de hissetmiştim bu arada.

Şimdi şöyle bir denklemin arasında kalmış gibi hissediyorum, ailemden para alarak sevilen, değerli, güvende hisseden ve yalnız olmayan oluyorum. Eşime de aynı korkularla para vererek bir para bağı yaratıyorum. Sizden de yardım almak istedim, parasızlığım ve borçla ilgili yaptığım bu tespit doğru mu? Bunu nasıl dönüştürebilirim? Hangi konuyla başlamalıyım? Ailemle ilgili de zaten çalışıyorum, ama sanki borcun altından kocaman bir bağımlılık enerjisi çıktı (eş, aile).

Gerçekten artık bu konuyla ilgili yolumu açmak istiyorum, yol gösterebilirseniz çok sevinirim.

Teşekkürler,


CEVAP:

Çok güzel çalışıp fark etmişsin. Buldukların doğru. Öncelikle annenin küçük yaşta sana söylediği ve doğru olarak kabul ettiğin “Erkekler kullanır atar,” cümlesini, o günkü yaşlarda yaşadığın olaylara gidip bu olayların içinde annen bu cümleleri söylerken senin o küçük yaştaki halin, “Hayır, bu benim için doğru değil,” diyerek buna inanmayı bitirsin.

Erkeklere karşı olumlu olmayan düşüncelerinin olduğu başka günlerin de varsa o günlere de giderek oradaki enerjilerini de değiştirip aynı şekilde olumluya dönüştür. Ayrıca “borç” kelimesini bir kağıdın başına yaz. Altına şu soruları sıralayarak her biri için içinden gelen cevaplarla kağıdı doldur: Borcu nasıl tarif edersin? Nasıl insanlar borçlanır, niye borçlanır? Borç nasıl biter?

Sonra da bu verdiğin cevapları nerede yaşadığına bak. Oradaki cümlelerini ve düşüncelerini olumluya çevir. Bu çalışmaları yaptıktan birkaç gün sonra tekrar borcu tarif et, yeniden yaz. Bakalım iki kağıt arasında fark var mı? Eğer yoksa o yazdığın cevapların nereden geldiğini bulamadın ve olumluya dönüştüremedin demektir.

Ayrıca son girdiğiniz borcun ne olduğunu incele. O borca girmeye değer miydi ve altındaki korkular nelerdi? Bunları bul ve dönüştür.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 18 Haziran 2009
Konu: Bu dünyada cinselliği güce girmeden, korkmadan, özgürce, sevgiyle yaşamak mümkün mü?

SORU:

Merhaba Nil Hocam,

Benim sorum utançla ilgili. Utanç nedir? Utanç duymak ne demektir? Bu soruyu üstbenime sorduğumda suçlanma ve onaylanmama korkumdan kaynaklanan, “Ben kötüyüm,” inancı cevabını aldım.

Örneğin çocuk bardak kırar.

Anne: – Kim kırdı bu bardağı?

Çocuk: – Ben kırdım anne…

Anne: – Bir de utanmadan söylüyorsun; şak bir tokat…

Çocuk tekrar bir bardak kırar.

Anne: – Kim kırdı bu bardağı?

Çocuk: – Ben kırmadım anne…

Anne: – Bir de utanmadan yalan söylüyorsun; şak bir tokat…

Doğru da söylesem yalan da, utanmalıyım yani…

Bunun dışında “Ben size hiç ahlaken utanç yaşattım mı?” sorusu anne tarafından gelen. Kökeninde evlilik dışı cinselliğin günah olduğu, cezalandıran, yargılayan bir Allah inancı yatıyor. Annemin en büyük takıntısı da namustu. Erkek arkadaşlarım ve ilk eşimle cinsellikle ilgili sorunlar yaşadım, en büyük yalanlarımı da buralarda söylediğimi fark ettim. Sonra da bir güzel rahim ağzı kanseri yaratmışım kendime, neyse ki beş yıl önce kendimi Reiki ile iyileştirdim.

2- Eşimle uzunca bir ilişkiden sonra bir yıl süren bir evlilik yaşadım. O da beni en hassas konum olan cinsellikle kendine bağlamış. Tam bir korku filmi gibiydi. Meğer aileden getirdiğim korkularımı ben daha evvel dönüştürmediğim için bana güm güm gösteren bir görevliymiş. 3 aydır internetten ve İçimdeki Yolculuk kitaplarından sizi takip ediyorum. Reiki ile bu korkularımı dönüştürmeye başladım. O bir yıldaki anılarıma döndüğümde yirmi beşten fazla korku tespit ettim. Üstbenim gözümün önüne getiriyor, bazen ağlıyorum, bazen çok esniyorum, bazen de çok güzel çiçek kokuları geliyor.

Eşimi terk ettikten sonra 2 yıldır kimseyle birlikte olmadım, ihtiyaç da duymadım. Şu anda tek isteğim kendim olmak. İlişki de istemiyorum ama bunu korkularım yüzünden mi istemediğimi henüz bilmiyorum.

Sizin bu çalışmalar sonucunda cinselliği de bir ettiğinizi, aradaki ince çizgiyi geçtiğinizi öğrendim. O ince çizgi nedir Nil Hocam? Bu dünyada cinselliği, güce girmeden, korkmadan, özgürce ve sevgiyle yaşamak mümkün müdür?

Sevgiler,


CEVAP:

Senin bu hayatta seçtiğin evdeki annenin cinsellik üzerine düşünceleri ve seni eğitmek istediği öğretiler, senin içinde var olan enerjiye uygun. Buradan yola çıkarak bir adım geriye gidip “Neden cinselliğin suç olduğunu ve günah olduğunu düşünüyorum ve buna göre de böyle bir aile seçtim?” diye sorarsan bu yaşantının planında kendini görürsün ve hangi zihinleri dönüştürmek üzere bu hayata geldiğini anlarsın.

Çalışma DVD/CD’lerimin karşısına geçerek yapacağın çalışmalarda cinsellikle ilgili olumsuz zihinlerinin hangi hayatlardan ve nasıl geldiğini bulabilirsin. Bunları bulup çalışmalarınla dönüştürdükten sonra bu hayatında yaşadığın cinsellikle ilgili hiçbir sorunu yaşamazsın. Çünkü dışarıda yaşadığın her şey, sendeki zihinlerin ve yaşanmışlık enerjilerinin yansımasıdır. Dışımızı değiştiremeyeceğimize göre önce içini değiştireceksin ve dışın kendiliğinden zaten değişecek.

Gelelim benimle ilgili sorduğun soruya… Ben geldiğim noktada otuz korku ve geçmişime ait bütün zihin kayıtlarımı dönüştürdüğüm için o ince çizgiyi geçtim. Cinselliğin anlamını anlamıyorum ve bilmiyorum, çünkü erkek ve kadın ayrımını bilmiyorum. İki insan ayrımını bilmiyorum. Herhangi bir şeye dokunarak tamam olmayı bilmiyorum. Herhangi bir şeye dokunarak hissetmeyi bilmiyorum. Bu yüzden zaten cinselliği yaşayamam. Ama bu noktaya gelene kadar yaşadığın her şey normal ve doğaldır. Yaşayacağın her şey sana o an bir deneyimdir ve bir şey öğretecektir.

Benim geldiğim bu noktaya sen de gelmiş gibi yani “-mış gibi” yapamazsın ve kimse de yapamaz. Bu yüzden bu deneyimleri yaşadığın anda kendini izle. Neler yaptığını ve niye yaptığını bul. Bu izlemeler seni zaman içinde, kendi içindeki değişime götürecektir.

Gelelim senin soruna… “Bu dünyada cinselliği, güce girmeden, korkmadan, özgürce ve sevgiyle yaşamak mümkün müdür?” Senin için evet, mümkündür. Ancak, geçmiş hayatlarının içinde cinsellikle ilgili yaşadığın bütün olumsuz enerjileri dönüştürdüğün zaman ve onların bu hayata yansıması olan korkularını sevgiye dönüştürdüğün zaman ve yine o hayatlarındaki ve bu hayatlarındaki cinsellikle ilgili bütün olumsuz zihin kayıtlarını sevgiye dönüştürdüğün zaman yaşayabilirsin. Ve zaten bu korkularını dönüştürmeye ve içsel çalışmalarını yapmaya devam ettikçe böyle bir noktaya da geleceksin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 18 Haziran 2009
Konu: Birini sadece kendi olduğu için sevebilir miyim?

SORU:

Bir ilişki arayışı ve beklentisi içinde olmadan hayatımı yaşarken karşıma biri çıktı ve ben onu sadece kendi olduğu için sevdiğime inanıyorum. Böyle bir durum mümkün değil mi?


CEVAP:

Bu karşına çıkan deneyimi yaşa ve bu duygularının tadını çıkar. Daha sonra mümkün olup olmadığını sen bana yaz. Ben de senin yazdıklarınla bunu anlayacağım.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 26 Haziran 2009
Konu: Affetme çalışması ve direnç nasıl dönüştürülür?

SORU:

Nil Hanım merhaba,

Bugün sizi evimden izliyorum, daha evvel seminerlerinize ve bire bir çalışmaya da katılmıştım. Benim sorum, son dönemlerde çalışmaya ne zaman başlasam, affetme aşamasına geldiğimde her şeyi aniden unutuveriyorum, çalışmayı yapamıyorum, dikkatim dağılıyor ve vazgeçiyorum. Bu durumu sadece ilişkiler konusunu çalışırken yaşıyorum. Hayatıma istediğim insanı çekemiyorum, birbirinden çok zıt karakterde erkeklere aşık oluyorum. Bunu nasıl çözeceğim?

Sevgiler,


CEVAP:

Merhaba,

Zıt karakterdeki erkeklere aşık olmanın sebebi, “Böylesinde olmadı, öbüründe olur,” arayışından. Her yaşadığın olaydan sonra farkında olmadan, “Seni hiç affetmeyeceğim!” gibi bir cümleyi zihninden geçirdiğin için, bilinçaltın “Affetmeyeceğim!” emrini biliyor. Ve sen de bir anda çalışmaya başlayıp “Affedeceğim!” dediğinde zihnindeki o kayıt, seni o andan uzaklaştırıyor. Bunun için vereceğim tüm olumlamaları tam oturana kadar tekrarla.

Ben şu anda yaşadığım her şeyi affetmeye başlıyorum.

Ben şu anda yaşadığım her şeyi kendime affettiriyorum.

Ben affetmeyi biliyorum.

Ben her şeyi affediyorum.

Bu cümleleri beşlik haline getirerek, tamamen bu enerjiler içine oturana kadar tekrarla. Böylece bilinçaltını affetmeye alıştırırsın.

Affetme Çalışması CD’sindeki anlatım ve çalışma şekli affetmelerine yardımcı olacaktır.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 23 Ekim 2009
Konu: “Üstbenin erkeklerle ilgili zevkine güvenmiyorum.”

SORU:

Hocam merhaba,

Çok eğleniyorum. Sizinle çalışırken yetersizlik korkumla yarattığımı fark ettiğim yurt dışı iş pozisyonu için “Bu işi bu korkuyla yarattıysam iptal olsun,” diye niyet etmiştim. Beni bunun için bugün aradılar ve benim bu pozisyon için fazla iyi olduğumu, hatta raporlayacağım kişiyi de çok zorlayacağımı, “Sen onu kahvaltıda yersin,” şeklinde ifade ettiler.

Hafta sonu çalışmasından sonra fark ettim ki, siz “Oyun bitti, oyun bitti, güç bitti, sevgiye geçme zamanı!” derken ben “Allah, zaman bitti, kıyamet koptu kopacak, ben ne yapacağım!” zannederek korkudan ve panikten çalışamazmışım. Dün bunu fark ettim. Koşa koşa, eğlenerek, severek çalışmak için önümden kocaman bir engel kalktı. Çok mutluyum.

Bu aralar ilişki de çalışıyorum. Bir şeyi fark ettim ki; ben üstbenden karmik planımdaki erkeği talep etmeye korkuyorum, çünkü onun zevkine güvenmiyorum. İlla benim, beğendiğim o erkeği avlayıp ayartmam gerek. Sanki gözüme kestirdiğim kişiyle ilişki yaşamayınca bir şey kaçırdığımı zannediyormuşum. Orada bir şey var da ben onu kaçırıyorum gibi. Bunu fark edince üstben bana, o kişilerin de benden farklı olmadığı, kendi karmik yüküyle gelmiş kişiler olduğunu hatırlattı. O zaman rahatladım. Neyi kaçıracağım? O da benden iyi durumda değil ki! “Herkes ve her şey sevgi”, o zaman diyebildim…

Bu konuda neler söylemek istersiniz?


CEVAP:

Bu konuda hiçbir şey söylemek istemem çünkü sen bütün söyleyeceklerini söyledin ve hepsi çok doğru.

Üstbene de çok soru sorup doğru cevaplar almışsın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 23 Ekim 2009
Konu: İlişkilerin bitmesi

SORU:
Merhaba hocam,

Siz hep dersiniz ki, “Üstbeninize hesap sorun,” Ben şu anda kendisine çok sinirliyim. Erkek arkadaşımla ayrılma aşamasındayız. Önceki ayrılıklarımı ve hatta geçmiş yaşamlarımdaki benzer sahneleri iki yıldır çalışıyorum. İlişki içinde de tıkandığım her anımda çalıştım. Ben şimdi yine çok üzülüyorum ve acı çekiyorum. Oysa bu kadar çalışmaya ayrılığın beni bu kadar dibe indirmemesi gerekiyordu. O yüzden kızgınım.

İnanç çalıştım, “Anda, bilinmezde güvendeyim,” dedim. Geceleri sıkıntıyla uyandım, hiç yılmadan oturup sabaha kadar çalıştım. “Onu kaybedersem ne olur?” diye çalıştım; tüm olumlamalarımı defalarca, sayısız kere yaptım. Sizin DVD’lerinizle tekrar tekrar, “Neyi bilmemi istiyorsun? Anlamaya niyet ettim,” diyerek çalıştım.

Neden hala bu kadar acı çekiyorum?

İyi akşamlar,


CEVAP:

Üstbene boş yere kızma, çünkü üstbenin senin ilişkinin biteceğini biliyor. Bilmeyen ve hala ümitle bekleyen sensin. Üstben biliyor; ama o finali biliyor ve sana o finale giden yolda deneyimler yaratarak ve her deneyimden değişip geçeceğini bekleyerek sana büyük bir hizmet sunuyor. Benim sana tavsiyem ilişkini senin hayalindeki planlara göre yaşama, “Ne güzel, önüme bir ilişki geldi ve bakalım ilişkim, ben ve üstben bu yolda nasıl eğlenerek yürüyeceğiz? Ben bu yürüyüşüm sırasında her adımımda kim bilir ne güzel değişerek ilerleyeceğim,” diyerek yaşa.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 23 Kasım 2009

Konu: Terk Eden Arkadaşlar

SORU:

Sevgili Nil Hanım,

İçsel yolculuğumuza eşimle birlikte yeni başladık. Yurt dışında olmamıza rağmen seminerlerini alıp internetten izliyoruz. Öncelikle size yaptığınız işin güzelliğinden dolayı çok teşekkür ederiz.

Sorum şu: Bizim eşimle tanışmamıza vesile olan arkadaşlarımız, eşimin on iki senelik arkadaşları olmalarına rağmen şu anda onlarla görüşmüyoruz. Bizi tanıştırdıktan sonra bir anda uzaklaşmaya başladılar, sonra eşimin eski kız arkadaşıyla çok görüşmeye başladılar ve sonra resmen düşman oldular. Neden böyle davrandıklarına dair hiç bir fikrim yok ama bu durumu kabullenemiyorum. Bu arkadaşlarımı çok severdim ben, ancak onların bu kadar kolay harcamalarını, oturup konuşmayı istememe rağmen neden böyle düşmanca bir tavır sergilediklerini anlamıyorum… Ve de onları geri kazanmak istiyorum…

Bu durum bende takıntı haline geldi, öyle ki onlar hakkında bilgi almak için çırpınıyorum ve önceden hiç böyle şeyler yapmamama rağmen her internete girişimde eşimin eski sevgilisinin profiline bakmaktan kendimi alıkoyamıyorum…

Sevgiler,


CEVAP:

Eşinle seni onlar karşılaştırıp tanıştırmadı. Sen zaten bu hayattaki planın gereği onunla bir yerde karşılaşıp tanışacaktın. Bu yüzden onları senin evliliğine vesile olan kişiler olarak görmeyi bırak. Bazen hayatımıza birileri girmesi gerektiği için girer, çıkması gerektiği için çıkar. Hayatına girenin girmesine ve çıkanın çıkmasına izin ver. Şimdi gelelim esas konuya, arkadaşlarını tarif ederken “Kolay harcamalarını kabul edemiyorum,” diye bir cümle kurdun. Bu cümleyi bir aynalık olarak kabul ederek çocukluğundan bugüne kadar kimleri kolay harcayıp sırtını döndüğünü bul ve ani olarak, açıklama yapmadan bitirdiğin arkadaşlıklar listesine bak.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 30 Mart 2010

Konu: Evlilik / Bilinçaltı

SORU:

Merhaba Nil Hanım,

Eski seminer DVD’lerinizi izlerken evlilik ile ilgili bilinçaltı kayıtları beni tetikledi ve “Evlenirsem ne olur zannediyorum?” sorusu ile çalışmaya girdim. “Mutlu olurum” (sanırım bilinç üstü) ilk cümlesinden sonra açıldı. Evliliği bitiş olarak tarif ettim ve çocukluğumda 13 yaşlarımdayken komşumuzun kızının evlendiği sahne geldi. Evlenecek olan kişi çok mutlu ve istekliydi ancak ben orada sanki “Ona yazık oldu, hayatı bitti” gibi düşünmüşüm ve farkında olmadığı için de sanki “Şimdi çok istiyor ama sonra üzülecek,” demişim. “Üzülecek, çünkü kocasının her istediğini yapmak zorunda; ev işleri, yemek, bulaşık ve tabii ki akrabalar, kaynanası olacak… Yani işi zor, evlilik zor,”demişim…

Ve sonra aynı yaşlarda bir başka kızın nişanlısının askerde öldüğü haberini hatırladım… Orada da “Kız yarım kaldı” zannediyorum ve bir daha kimse onu istemez zannediyorum… “O da o kadar üzülmüştür ki bir daha kimseyi sevemez, evlenemez” zannediyorum.

16 yaşındayken hemen hemen tanıdığım tüm kızlar evlenmek için çok istekli ve heyecanlıyken, “Hayatlarını yaşamadan evleniyorlar, evlendikleri zaman hayatları duracak; artık başka seçenekleri kalmayacak,” zihinlerimi buldum.

Şu anki bilincim ve yaşantımda tam tersine inanıyorum ve çok istiyorum ancak daha önceleri 7 yıl süren bir ilişkim sonrasında olamayacak bir dolu ilişki (evli erkek, yaşı küçük erkek, işsiz) yaşadım… Yani oldurtmayan tüm enerjilerimle ancak son bir yıldır hoşlandığım dahi kimse yok ve “Kendime neden bir erkek arkadaş çekemiyorum?” sorusu soruyorum.

Uzun süredir bu çalışmaları yapmama rağmen burada tıkandım. Bu zihinleri buldum, iptal ettim ancak eksik kaldı, tam oturmayan şeyler var. O sahnelere girip evlendikleri için, seçimleri için onlara izin veriyorum; herkes ve her şey sevgi… Ben kendi yolumu sevgiyle yaratıyorum. Evlilik kolay, benim evliliğim kolay… Ben hayatımı evliyken de yaşayabilirim, sorumluluklarıma sahip çıkıyorum, ben kendi sorumluluğumu alıyorum. “Evlilik hizmet etmektir,” zihnimi iptal edip olumlamaları yaptım ancak hala yarım kaldığını hissediyorum… Nasıl ilerlemeliyim? Başka ne sormalıyım? Yardımcı olursanız sevinirim.

Teşekkürler,


CEVAP:

1-“Ona yazık oldu,

hayatı bitti,

şimdi çok istiyor ama sonra üzülecek,

üzülecek çünkü kocasının her istediğini yapmak zorunda,

ev işleri, yemek, bulaşık ve tabii ki akrabalar, kaynanası olacak…

yani işi zor, evlilik zor.”

Üstbenine, “Bu tarifi yaptığım yere götür beni” deyip dönüştürmeni oradan yapacaksın.

2- “Hayatlarını yaşamadan evleniyorlar,

evlendikleri zaman hayatları duracak,

artık başka seçenekleri kalmayacak,

evlilik bir son ya da bitiş”

Üstbenle birlikte bunu yaşadığın yeri görüp orayı dönüştür.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 4 Nisan 2010

Konu: İlişkiler

SORU:

Park’ın tekrar açılacağını görüyorum. Çok yardımcı oldunuz, bir kez daha teşekkürler. Bir ilişkide o kişi ile devam edip etmemeye karar verebilmek için nelere bakmam gerekir? Neden bir tarafım o kişi ile beraberken mutlu, ama sonrasında “Bu kişi ile beraber olma” diyebiliyor?

Teşekkür ederim.


CEVAP:

O kişiyle beraber olmadığında kaybedeceklerinin bir listesini yap. O liste çok yoğunsa o kişinin yanındayken kendini mutlu hissetmen bundandır. Bunun için senin yapacağın, ilişkide olduğun kişiyle gerçekten neden birlikte olduğuna bakmaktır. Eğer doğal bir ilişkiyse bir tarafın “Ayrıl”, bir tarafın “Beraber ol” demez. “Beraber ol” diyen tarafın, ayrıldığın zaman kaybedeceklerini bildiği için der. Kaybedeceğini zannettiklerini kendi içinde bulduğun zaman ilişkide doğallık başlar.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 04 Nisan 2010

SORU: İlişkiler / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme

Sevgili Nil Hocam,

Benim bir kız arkadaşım var, tanıştığımız günden beri bana yapışmak istiyor. Belli bir gücü var, beni temizleyebileceğini söylüyor, her konuda benimle rekabet ediyor. Bir çubuğu var ona sorular soruyor, ben detoksa gittiğimi söylediğimde çubuğa, “Benim mi bağırsaklarım daha temiz, yoksa arkadaşımınkiler mi?” diye sordu; ben çok öfkelendim. Her konuda benden üstün ve bilgili olmak ama ben de hep hayatında olayım, ona gidiyim geleyim istiyor.

Çalışmalarımı biraz ilerletince onunla ruhsal oyun oynadığımı ve manipüle edildiğimi iyice netleştirdim. İçim öncesinde de öfkeyle bağırıyordu, ama ben yalnızlık korkularım yüzünden onu dinlemiyordum. Üstbenime sordum, “Ben nerde kimleri manipüle ettim, güç kullanarak nerede değersizlik duygumu gizleyerek etrafıma insanları toplamaya çalıştım?” diye. Atlantis geldi.

Size sorum; birincisi, soruyu doğru mu sordum? İkincisi, bunu nasıl dönüştüreceğim, tam bilemiyorum. Değersizlik korkumu çalıştım oradaki kişiyle, bir de yetersizlik korkumu. Ben o hayatı daha önce de görmüştüm. Bitkinliğime “Seni nerede yarattım?” diye sorduğumda o hayattaki ölüm sahnemi gördüm; yanlış bir güç kullanmam yüzünden bir sürü insan ölmüş. O zaman bilinçaltımın “Güç kötüdür!” diye beni bitkinlikle yavaşlattığını hissettim. Bu hayattaki suçluluk duygularımın da oradan geldiğini gördüm. Bu konu bana çok ağır geliyor, neresinden başlayayım, nasıl bitireyim, bilemiyorum. Bununla ilgili özel bir çalışma yapma imkanım olur mu?

Cevabınız için şimdiden teşekkür ediyorum.


CEVAP:

Yaşantındaki olaylardan içine doğru yönlenerek çok doğru tespitler yapmışsın. Ve bu yönlenme seni doğru olarak, başlattığın yere, yani Atlantis’e yöneltmiş. Şimdi yapacağın şey, özellikle suçlanma duygun da olmak üzere diğer bütün korku ve duyguların ilk yaşandığı yer olan zihnindeki Atlantis yaşamını çok sakin ve yavaş yavaş sevgiye dönüştürmek. Bunun için yapacakların, üstbeninin sana Atlantis’te gösterdiği bütün sahneleri, bütün sahnelerdeki kendini çok iyi tespit edip oradaki korkularını doğru bulup zihindeki olumsuz kayıtları o sahnelerde olumluya dönüştürmektir.

Ayrıca, özellikle bu kadar yakın ilişkide olan, senin hayatını kontrol etmeye çalışan kişiyi, aynı sahnelerde senin onu kontrol edip yönettiğin yerler olarak görebilirsin. Sen o sahneleri değiştirdikçe buradaki kız arkadaşının sana davranışları değişecek. Ve en sonunda o kişi senin değişimindeki enerjinden etkilenerek elindeki çubukları bırakıp sana “Sen kendini nasıl değiştirdin?” diye soracak. Sen de ona “Ben dışımdaki çubukla değil, içimdeki üstbenle yol aldım,” diyebileceksin. O da eğer isterse kendi üstbenine giden yolu seni görerek anlayacak.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 19 Nisan 2010

Konu: İlişkiler

SORU:

Sevgili Nil Hocama,

Öncelikle sizinle ve Park’la tanıştığım güne şükrediyorum. Park’ın kapanmasıyla “Kaybedince kıymeti anlaşılır bazı şeylerin…” diye düşündüm. Sonra bu zihnimin hayatımda bana yaptıklarını gördüm. İşte, hayatım artık başka türlü ilerliyor sayenizde, sizin ve öğretinizin sayesinde. Bu yüzden şükrediyorum varlığınıza. Tüm dünyaya yaşadığım her şeye bakışım değişti. Ne gariptir ki bu son süreçte daha iyi anladım sizi. Şimdi en başa dönüp evde bulunan tüm DVD’leri tekrar izleyince daha başka anlıyorum her şeyi.

Hocam, size kendimle ilgili sorumu sormak istiyorum. Park’a ilk geldiğimde hayatımda hep olumsuz ilişkiler yaşadığımı fark etmiştim. Ve aslında evlilik ve çocuk istediğimi bilmeme rağmen hep evlilikten korkan, bağlılıktan kaçan ve bunu ilk günden söyleyen erkeklerle birlikte olmuşum. O günlerde hayatımda kimse yoktu. Sonra “Deneyimim içinde anlamak, dönüşmek istiyorum,” diye niyet ettim. Şimdi görüştüğüm bir erkek var, ancak tuhaf bir şekilde ilişki “arada” kaldı. Ne ileri ne geri. Hep bir noktada duruyoruz. Cinsel anlamda da kendini tutma, engel koyma. Başka anlamlarda da. Bununla ilgili çok çalıştım. Yüzlerce sahne dönüştürdüm. Yüzlerce korku. Ama tam konuyu bulamıyor muyum acaba? Bu nedenle ne sormalıyım bu noktada kendime? İlerlemek güzel, huzurlu bir ilişkiyi bu kişiyle yaşamak istiyorum.

Şimdiden teşekkürler,

Sevgiler,


CEVAP:

Çocukluğunda babanla annenin ilişkisini nasıl görür ve yaşardın? O günlerini hatırlayıp o günlerdeki düşüncelerini ve yaşadığın korku anlarını -özellikle babanla ilgili olanları- dönüştür. Babanı nasıl tanır, nasıl tarif ederdin?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 19 Nisan 2010

Konu: İlişkiler

SORU:

Sevgili Nil Hanım,

Ben bir buçuk aylık çok kısa bir ilişki yaşadım. Ancak beni zorlayan, çok eşli yaşayan, uyuşturucu kullanan, sürekli meditasyon ve yoganın olumlu enerjilerini taşıdığını söyleyen ama bana zarar veren biri oldu. Beni korkuttuğu için ayrıldım. Arkadaş kalmamızı istedi. Önce kabul etmedim. Ama sonra arayıp arkadaş kalmak istedim. Bu sefer de bana sürekli, “Cinselliği de yaşayalım,” gibi beni kıran ve değersiz hissettiren sözler söyledi. Ben de bunun üzerine bir buçuk ay içimde ne kalmışsa yaş farkı, yaşlılığı, cinsellik takıntısı gibi her şeyi motorlu tüfek gibi söyledim yüzüne.

Aradan bir ay geçti. Hala arayıp bu sözler için özür dilemek istiyorum. Bir kez de aradım. Ama telefonu açmadı. Çalışmalarımda üstbenim “Arama” diyor. Ama ben bunu aklımdan çıkaramıyorum. Ben insanları kırmak hiç istemiyorum. Bana “Sana kırgın değilim,” derse içimdeki ağrı azalacak sanki. Çünkü adamı hayatının merkezine koyduğu özellikleri ile vurdum. Lütfen bana bu konuda yol gösterin.

Teşekkür ederim.


CEVAP:

Sen o kişi hakkındaki görüşlerini ve düşüncelerini ona bildirdin, yani ona söylediğin her şey senin kendi düşüncelerindi. Ve sen bunları ona açık bir şekilde söylemeyi seçtin. Kendi sözlerinden ve kendi kararlarından neden bu kadar şüphe ediyorsun ve kendi görüşlerin ve kendi kararların için emin olamıyorsun ve pişmanlık duyuyorsun? Çocukluğundan bugüne kadar bunun gibi önce yapıp sonra pişman olduğun yerleri dönüştürmen lazım.

Bu sahneleri dönüştürürken şunu soracaksın: “Ben onları niye böyle görüyorum? Ve hayatıma niye böyle kişiler giriyor ve bu kişiler hakkındaki düşüncelerimi niçin kendim onaylamıyorum ve pişmanlık hissediyorum?”

Burada kullanacağın bir avantajın var; o kişiyle ilk birlikte olduğun anlarda hareketleri seni korkutmuş. Seni korkutan bir enerjiyle ömür boyu bir arada yaşamayı seçer miydin? Ve kendine şu soruyu sor: “O kişinin beni çeken özellikleri nedir? Hangi yönü bana bu kadar cazip geliyor? Neden 3 milyar erkek varken ille o diyorum?”

Onda gördüğün seni çeken özelliklerini madde madde yaz ve “Bu özellikler bende yok mu? Varsa ben niye keşfedemedim?” diye çalışmanı ilerlet.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 03 Mayıs 2010

Konu: İlişkiler / Yeni Ev

SORU:

Nil Hanım merhaba,

Uzun zamandır ailemden ayrı bir eve taşınmak istiyorum, bu arada altı yıldır birlikte olduğum erkek arkadaşım buna gerek olmadığını ve benimle Ekim ayında evlenmek istediğini söyledi. Benim eve çıkma düşüncem kesinlik kazanmaya başlayınca bu tavra girmesini çok iyi anlamadım ve içimden sanki ihtiyaçtan kiralık gibi bir durum oluştu. Yani ben eve çıkma konusunda bu kadar ısrarlı olmasaydım bu sürece girmeyecekti.

Velhasıl, ev aramalarım devam ederken tam hayalimdeki ev ile karşılaştım. Ben evi ne zaman aklımdan çıkarsam ya ev sahibi beni arıyordu ya da başka ev bakarken yine bu evi buluyordum. Karar verdim ve evi görmeye gittim. Evet, küçük eksikleri olmasına rağmen benim mutlu olabileceğim bir evdi. Eve bakarken çok uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla karşılaştım. Aynı eve bakıyorduk ve bu durum beni çok şaşırtmıştı. Onun zevkine ve kalite anlayışına çok güvenirdim ve o eve onun da baktığını görünce sanki bir kere daha ev bende onaylandı. Ev sahibinden bir hafta süre aldım. Bu bir haftalık sürede hem güvendiğim projem sonuçlanacaktı hem de başka yerler de görme şansım olacak diye düşündüm.

Size ne soracağımı bilmiyorum ama bu ev ve genel anlamda eve çıkma ile ilgili gelgitlerim için nasıl bir olumla yapabilirim?

Saygı ve sevgilerimle,


CEVAP:

Senin ayrı eve çıkma hikayen erkek arkadaşına evlenme teklif ettirtmek içindi. Özellikle evlenmek istediğimizde ve bunu da çok çabuklaştırmak istediğinizde çeşitli numaralarla onları, onların fark etmeyeceğini düşündüğümüz küçük tehditlerle sıkıştırmalarımız vardır. Sen onlardan bir tanesini bu şekilde uygulamışsın. Şimdi senin yapacağın, “Ben gerçekten bu erkek arkadaşımla evlenmek istiyor muyum? Ondan beklentilerim nelerdir? Neden evlenmeyi çabuklaştırmak istiyorum?” gibi sorular sorarak içindeki gerçek niyetlerini, korkularını bulmak. Gelgitlerinin esas sebebi, senin gereksiz bir içsel numaraya girişin. Ve neden istediğin şeyleri direkt konuşamıyorsun ve düşüncelerini açık ve net anlatamıyorsun?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 15 Mayıs 2010

Konu: İlişkiler

SORU:

Elli yaşında olan ve istediği ilişkiyi hayatına getirememiş bir kişinin sorduğu soruya Nil Avunduk’un verdiği cevap.


CEVAP:

Öncelikle, sen üstbene çalışma niyetini bildirdiğin sırada senin gözünün önüne gelen herhangi bir sahne, çocukluğundan da olabilir, dün yaşadığın bir olayın içinden de olabilir, geçmiş hayattan da olabilir. Bu üçü arasında hiçbir fark yoktur. Üçüne de baktığında üçü de geçmiş hayattır. Öncelikle düşüncelerinde bu ayrımı bitir. Benim yaptırdığım bu çalışmalara, “Geçmişini sevgiye dönüştüren geleceğini sevgiyle yaratır,” cümlesinden bakarsak gözümüzün önüne gelen her sahneyi aynı kolaylıkta ve aynı sistemle sevgiye dönüştüreceğiz.

Geçmiş hayattan gözünün önüne gelen o tecavüz sahnesini hemen kendine çalışma konusu yapıp on dakika içinde üstbenle birlikte o sahneyi tam anlamıyla sevgiye dönüştürseydin sabaha kadar kıvranacağın yerde mışıl mışıl uyuyacaktın.

Gözünün önüne en kötü ve sana en acı veren sahne dahi gelse, önce derin bir nefes alıp ver.

Sonra “Bu yaşadığım olayı tam olduğu haliyle kabul ediyorum,” de.

Sonra o sahnedeki kendine “Ben bu olayda neler hissetmiştim?” diye sor.

O hissettiğin her şeyi, tek tek korku çalışması olarak o sahnedeki kendine çalıştır.

Sen o sahnede bulduğun o korkuları çalıştıkça senin gördüğün sahne yavaş yavaş kendiliğinden dönüşmeye başlayacak. Ve orası dönüştükçe sana olumsuz bilinçaltı kayıtları yerine, üstbenden olumlu bilinçaltı kayıtları gelecek. Yeni gelen bilinçaltı olumlamalarını da beşlik halinde tekrarlayıp o sahneye yerleşmesini sağlayacaksın.

Bu söylediğim tarifle bütün geçmişini sevgiye dönüştürebilirsin. Bu çalışmayı yaparken ilk zamanlar zorlanabilirsin; ama “Benim için her şey çok kolay oluyor,” diye beşlik yapabilirsin.

Ayrıca ilk evliliğindeki otuz yıl içinde yaşadığın “yalancılık ve bağımlılık” cümlesinden yola çıkalım. Sen, o otuz yıl içinde sana aynalık yapan eşinin yalancılığını ve bağımlılığını görüyordun. Aynı günlerde kendi yalancılığını ve senin bağımlı olduğun konuyu göreceksin. Ve o otuz yılın içinde sahne sahne kendi yaptıklarını bulup o günlerini dönüştüreceksin.

İlk evliliğindeki bütün enerjilerini dönüştürüp yaşadığın her olayı gerçekten sevgiye dönüştürdüğünde bugün erkeklerle yaşadığın bütün problemler ortadan kalkacak.

“Ben mi zor başarıyorum ilişkileri, neden hayatıma zor ve imkansız ilişkileri getiriyorum?” soruna cevap vermek istedim. Zaten beklediğin anlamda ilişki imkansız. Bunu ilk mektubumda söylemek istemezdim. Ama kendini, senin başaramadığını zannetmemen için söyledim. Etrafına da bakarsan hiç kimsenin hayal ettiği ilişkiyi yaşayamadığını göreceksin. Belki birçok kişi, sana şu anda yaşıyor gibi gözüküyor, ama onların da yaşamadığını başka bir gözle baktığında hemen fark edebilirsin.

İlişki korkulardan kaynaklanır ve korkuları beslemeye çalışır. Ama hiçbir korku zaten beslenemez; korkuyu doyuramazsın. Korku doymadıkça karşındaki kişiyi suçlarsın. İşte, ilişkinin zaten yürümeyeceği an başlar. Bugün “İlişki ben yapamadığım için değil, zaten olmadığı için yok,” dersen kendine büyük bir adım attırmış olursun.

Hayatının bu güzel devresini çocukluğundaki bütün olayları, özellikle çocukluğun sırasında aile ortamında yaşadığın tüm olayları sevgiye dönüştürmeye ayır. En önemli sahnelerini ilkokul çağında bulacaksın. Ve daha sonra evlendiğin anda yaşadığın tüm olayları -ki onları o tarihlerde görmezden gelip alta gömmüştün- ortaya çıkarıp bütün geçmişini, gün gün ve an an tam anlamıyla sevgiye dönüştürmek için kullan ve hayatının tadını çıkar.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 15 Mayıs 2010

Konu: İlişkiler

SORU:

Çok mutsuzum, o yanımda yokken neden onun aşığı oldum? Sizce bu bağımlılık mı?


CEVAP:

Sizin bu konunuzla ilgili ne çalıştığınızı ve çalışmanın hangi noktasında kalıp bana ilerlemek için soru sorduğunuzu anlamadım. Ne çalıştınız ve takılıp bana soruyorsunuz anlamadım.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 15 Mayıs 2010

Konu: Evlilik / İlişkiler

SORU:

Evlilikte kararların alınmasıyla ilgili soruları olan birine Nil Avunduk’un verdiği cevap.


CEVAP:

Uzun zamandır sorulara cevap veremediğim için bugün bütün mektuplarını bir arada okudum. Hepsinden ortak anladığım, senin için önemli, çalışman gereken bir konun var. Eşinle ilk tanıştığın ve sonra da onunla evlenmeye karar verdiğin sıradaki düşüncelerine bak. O sıralarda eşinin hangi özelliklerini beğeniyordun? Hangi özellikleri için “Ben ona yavaş yavaş ittirerek yaptırırım,” dediğin, beğenmeyip yeterli göremediğin yanlarını, evlendikten sonra oldurtmaya çalıştın? Bunları bulman gerekiyor. Bunları bulup çalışmaya başladıkça eşin, o halde ne yapmak istiyorsa onun o halinin tamam ve doğru olduğunun kabulüne geçmen gerekiyor.

Evlilikler, birbirinizi ite ite bir şeyler yapma yeri değil, huzur içinde birbirinizin gözlerinin içine bakarak onun her halini kabul edip sevgiyle yaşayabilme ortamıdır, eğer yapabilirseniz. Sen ise onu kendi kurduğun hayallerine doğru itip onları gerçekleştiren birisi olarak görmeye çalışıyorsun. Belki de evlenirken senin hayallerini onun gerçekleştireceğini zannediyordun. Ama onun senin hayallerinden haberi yoktu ve belki de o sana hayallerini geçekleştirme sözü vermemişti. Bazen bazı hayaller kurarız ve karşımızdaki insanın bu hayallerimizi bildiğini zannederiz. Ve belki de o insan kim bilir ne hayaller kurmuştu?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 16 Haziran 2010

Konu: İlişkiler / Bağımlılık

SORU:

Merhaba Nil Hanım,

Çalışmaları sürekli olmasa da CD’ler ve kitaplar aracılığı ile yürütüyorum. Şu ana kadar hayatımda birçok faydasını gördüm. Çok teşekkürler.

Daha önceden size bir arkadaşıma bağımlılık ile ilgili yazmıştım. Yaptığım çalışmalarla bu konu çok hafiflese de tam olarak geçmedi. “Ben beni onaylıyorum. Herkes kendi derdini kendi çözer. Ben beni tercih ediyorum.” onaylamalarını sıklıkla yapıyorum. Eskisi kadar olmasa da yine de bir yerlerde tıkanıyorum. En azından artık tıkandığımda sıkışmak yerine adım atabiliyorum. Ama içimde kendimi herkese onaylatma isteği bitmiyor.

Birçok şeyin yaşarken farkına varıyorum; ama en’ler daha’lar beni bırakmıyor. Özellikle erkek arkadaşımı bu konuda çok sıkıştırıyorum onun en olması için, istediğim gibi olması için sürekli komik bir çaba içindeyim. “Benim sevgilim şöyle olmalı…” diye başlayan binlerce komik cümle kurabilirim. Eskiden onu deli gibi suçlarken şimdi çözümün benim içimde olduğunu ve onu değiştirerek değil, kendimi değiştirerek çözeceğimi biliyorum. Ama bu konuda nasıl rol alacağımı, o benim istediğim gibi olmazsa ya da insanların onayladığı gibi olmazsa ne olacağını düşündüğümü bulamıyorum.

Onaylanma üzerine çok çalışma yaptığımı zannetmeme rağmen bir şeyleri yanlış yapıyorum ki bitmiyor. Nasıl çalışmalıyım? Cevabınız için şimdiden teşekkürler.

Sevgiler,


CEVAP:

Bir de şu yönden bak: Senin sevgilin nasıl olmalı? Listesini yap ve o listenin sonunda, “Peki, ben böyle olmayan biri ile niye sevgiliyim? Böyle olan bir kişiyi sevgili olarak neden bulamadım?” diye sor. Ve çalışmanın bu noktadan ilerlet.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

TARİH: 22 Eylül 2010

SORU:

Hocam merhaba,

Benim adım …… Sorulara cevap vermeme kararınız devam ediyor mu bilmiyorum. Fakat size  bir  sorum var.

Ben  değersizlik korkusu ile ilgili olumlamalarıma devam ederken olumlamaların içime oturmaya ve kelimelerin gerçek anlamlarının içimde açılmaya  başladığı bir sırada birden cebimdeki bir kağıtta (alışveriş merkezinden alışveriş yaptığım için müşteri servisine binmek için verdikleri kuponda) ESKİLERİ DEĞERLENDİRMEK İÇİN BU KADAR ÇOK UĞRAŞMAYIN ! (şeklinde bir firma reklamı)yazıyordu. O anda biraz şoke oldum bunu üstben mesajı olduğu apaçıktı.  Sizce ben burada ne  anlamalıyım?

2007 yılında kendisine aşık olduğumu zannettiğim bir kız ile aynı spor salonuna uzun süre gelip gitmemize rağmen tanıştığımız ve ara sıra konuştuğumuz halde onun ile beraber olamamadım ve hiç bir zaman yakınlaşamadım. Fakat o tarihe kadar hiç kimse ile flört etmediğim için bildiğim bütün anlamları bu kıza  yükledim. Zaten kızın da bana karşı ilgisi vardı. İlk kendisi benimle tanıştı ve sürekli beni gözlemliyordu ben de onu çok fazla beğenmiştim. Bir araya  geldiğimiz anlar çok oldu fakat sohbetlerimiz kısa  sürdü. Geç de olsa onunla özel olarak konuşmak istediğim için kendisini bir kafeye davet ettiğim ve gelmek istemediği birkaç ay sonra bir kişi vasıtasıyla telefonunu istediğim fakat tekrar reddedildiğim durumlar da yaşadım.

Bu kişi ile ilgili ciddi çalışmalar yaptım; fakat bunlar neden ilişkiye giremediğim ile ilgiliydi yetersizlik, başarısızlık, kaybetme, hiçe sayılma ve diğer  bütün korkularımı çeşitli zamanlarda bana gösterdi. Bu arada bir kaç erkekle flört etti.

Fakat şu anda fark ettim ki ben onun ile olan bağlarıma hiç dokunmamışım. Çalışmalarımı  geri gelsin diye yapmışım. Acaba bir ilişkiyi normal olarak yaşayabilecekmiyim o kişi ile, hep bunu merak etmişim. Yani şu anda hayatım ile ilgili ciddi karar vermem gereken durumlarda o kişi ile olan bağ ve bağımlılıklarım buna engel oluyo, mesela başka şehre gidemiyorum. Ayrıca geçenlerde o kişiyi ilk gördüğümde ve onun için olan hislerim aklıma geldiğinde çok ağladım.

ESKİLERİ DEĞERLENDİRMEK İÇİN BU KADAR ÇOK UĞRAŞMAYIN! cümlesini nasıl çalışmalıyım? Bu arada değersizlik ile ilgili olumlamalarımı şu şekilde yapmaktaydım bu mesajı alana dek ve hala:

Ben …. kız arkadaşım olmasa da yalnız ve tek başıma değerliyim.

Ben …. siz değerliyim.

Ben benim için değerliyim.

Ben değeri kendi içimden alıyorum.

Ben kendi içsel değerime sahip çıkıyorum.

Ben her halimle değerliyim.

Ben bana değer veriyorum.

Ben …. beni istemese de değerliyim. Özüm olarak değerliyim.

CEVAP:

Değersizlik korkunu çalışırken bir konu üzerinde çalışman doğru değil. O konu sadece senin korkularını bulman için gerekli. Sen de birinci adımında o kişinin seni reddetmesi veya senin istediğin gibi bir ilişkiye girmemesinden kendine gerekli olan korku listesini çıkarmışsın.

O olay senin içindeki korku listesini belirlediğine göre, şimdi, kişiyi ve olayı hedef almadan esas ikinci adıma geçeceksin. Bu adımda, “Benim değersizlik korkumu bu hayatımda ilk nerede hissetmiştim?” diye bir soruyla çalışmaya başlayacaksın.

O soru sırasında ilkokuldan veya ortaokuldan veya aile ortamından bir sahne gözünün önüne gelecek veya yavaş yavaş hisssedip hatırlamaya başlayacaksın. O gün, o olayın içindeki sen kendini nasıl hissetmiştin? Oradaki kendine bunu sorduğun zaman değersizlik korkusu orada kendini gösterebilir, ama en önemlisi o sahnedeki değersizlik korkunun yanında bulacağın diğer korkuların.

Kendine diğer korkularını o sahnede çalıştırdığında sahne tamamen değişmiş olacak. Böylece her sahneyi tek tek çalıştığında değersizlik korkusu diye ele aldığın korkuyu diğer korkuların enerjisinin desteklemesini de ortadan kaldırmış olacaksın. Böylece gerçek değersizlik korkusu çalışmasına ulaşmış olacaksın.

Değersizlik korkun için, çocukluğundan bugüne kadar değersizlik korkusu adına yaşadığın bütün sahneler için -bunların sayısını takip etmeden hepsi için- aynı çalışmayı yapmalısın.

Geçmiş günlerindeki değersizlik korkusu yaşadığın sahnelerin enerjisi ve onu destekleyen diğer korku enerjileri bitmeden senin bugün yaşadığın olayların içindeki değersizlik korkusu bitemez.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk

Haberler

NİL AVUNDUK’UN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE YAPTIĞI VE AYNALIK SİSTEMİNİ ANLATTIĞI SEMİNERİ mp3 SESLİ SEMİNER VE VİDEO SEMİNER OLARAK ÇIKTI…

24 Nisan 2012

Nil Avunduk bu seminerinde;

AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.

devamı için tıklayınız

NİL AVUNDUK’UN YENİ DVD’Sİ İÇSEL TEMİZLİK SİSTEMİNİN UYGULAMALI ANLATIMI-5 ÇIKTI…

1 Nisan 2012

Bu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.

devamı için tıklayınız

Siteyi Kullanım Önerisi

19 Ağustos 2010

İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk

devamı için tıklayınız