|
Tarih: |
03 Eylül 2008 |
|
Konu: |
İş ve kariyer üzerine bir çalışma |
SORU 1:
Ben 29 yaşında, iki bebek sahibi bir iş kadınıyım. Kendimi çok yorgun ve yıpranmış hissediyorum. Ruhumu, bedenimi dinlendirecek, uyku dışında bir şey arıyorum. Bana nasıl yardımcı olabilirsiniz?
CEVAP 1:
Sizden ricam, kendinizin ne olmasını istediğinize dair bir liste yapıp bana onu yollamanız. Siz ne yapan olmak, ne yaşıyor olmak isterdiniz? Bana yollayacağınız bu listeden sonra size geri döneceğim. Tek tek o maddeler hakkında konuşup çalışabilirsiniz.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Bu soru bana tuhaf geldi doğrusu. Ben her insanın istediği şey olmak istiyorum.
1- Kariyerli ve başarılı olmak istiyorum.
2- Huzurlu ve mutlu olmak istiyorum.
3- İnsanlara pozitif enerji veren, başkalarını mutlu edebilen biri olmak istiyorum.
4- Sağlıklı olmak istiyorum.
5- Yaşama sevinciyle dolu olmak istiyorum.
……
Bu liste uzar gider. Sorun istemek değil; sorun, bunları yapabilmek için gerekli enerjiyi sarfedememek, yani tembellik ya da yorgunluk diyelim. Kendimi sürekli motivasyonu eksik, kıpırdamaya ve harekete geçmeye hali olmayan yorgun biri gibi hissetmem.
İlgi ve alakanız için teşekkür ederim.
CEVAP 2:
Yolladığınız maddeleri tek tek birlikte çalışalım.
Birinci şıkkı ele alarak soruyorum. Birinci sorum şu:
1- Bir kağıdın başına, “Kariyerli olmazsam kendimi nasıl hissederim?” diye başlık yazıp altını bütün hissedeceklerinizle doldurmanız.
2- İkinci kağıdın başına, “Başarısız olursam kendimi nasıl hissederim?” diye doldurmanız. Ve bunların sonuna, “Kariyerli olmak için ne fedakarlık yapıyorum?”, “Başarılı olmak için ne fedakarlıklar yapıyorum?” diye yazmanız.
İkinci maddeyi çalışalım:
“Huzurlu olmayı ne zannediyorum?”, “Bence huzurlu olmak şudur:” diye bir tarifi kendinizce yazın. Diğer bir kağıdın da başlığına, “Mutlu olmak ne demek? Hayatımda neler olursa mutlu olacağımı zannediyorum?” diye yazın.
Üçüncü maddeyi çalışalım:
Yine bir kağıdın başına, “İnsanları mutlu eden birisi olmazsam bana ne olur? Kendimi nasıl hissederim?” diye yazın ve o kağıdı doldurun.
Dördüncü maddeyi çalışalım:
Yine bir kağıdın başına, “Sağlıklı olmazsam bana ne olur?” diye yazın; bunu doldurun.
Beşinci maddeyi çalışalım:
Yaşama sevinciyle dolmak ne demek, kendinize tarif edebilir misiniz? Ve yaşama sevinciyle dolu olan kimi tanıyorsunuz?
Bu söylediklerimi tam yaptıktan sonra her bir sayfada en çok kullandığınız cümleler, en çok kullandığınız korku ve duygular çalışılacak konulardır.
Sizin şu anda nasıl çalışacağınız yönlenmiş oldu. Bulduklarınızla bana geri dönebilirsiniz. Böylelikle kendinizi fark etmeye yavaş yavaş başlamış olacaksınız.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 3:
Kariyerli olmazsam kendimi nasıl hissederim?
1) Yetersiz, 2) Eksik, 3) Pasif, 4) Aciz, 5) Gereksiz
Kariyerli olmak için ne fedakarlıklar yapıyorum?
1- Aslında bu sorunun cevabı hayatımın içinde.
2- Mücadele ediyorum.
3- Çaba harcıyorum.
4- Uykumdan, çocuklarımdan ve kendimden ödün veriyorum.
5- Özgürce giyinemiyorum (takım elbise giymek zorundayım).
6- Özgürce davranamıyorum (kontrollü olmak zorundayım).
7- Özgürce konuşamıyorum (mesafemi korumak zorundayım).
Başarısız olursam kendimi nasıl hissederim?
1- Tabii ki kötü hissederim.
2- Aciz ve eksik hissederim.
3- Boş bir hayat sürmüş olurum.
Başarılı olmak için ne fedakarlık yapıyorum?
Başarılı olmak, herkesin yapması gerekip de yapamadığını yapmak diye düşünüyorum ve herkesin yapamadığını yapmak için gayret gösteriyorum.
Huzurlu olmayı ne zannediyorum? Bence huzurlu olmak …….dır.
1- Stressiz olmak huzurdur.
2- Sessizlik huzurdur.
3- Mücadele etmen gereken bir iş ya da kişi yoksa huzurlusun.
Mutlu olmak ne demek? Hayatımda ne olursa mutlu olacağımı zannediyorum?
1- Gülmek mutlu olmak demek.
2- Aşık olmak mutluluktur.
3- Birini mutlu edebilmek mutluluktur.
İnsanları mutlu eden birisi olmazsam bana ne olur, kendimi nasıl hissederim?
1- Bencil bir insan gibi hissederim.
2- Kendimi gerçekten kötü hissederim.
Sağlıklı olmazsam bana ne olur?
1- Keyifsiz olurum.
2- Karamsarlığa kapılırım.
Yaşama sevinciyle dolu olmak ne demek?
1- Yaptığım her işten zevk almak
2- Her zaman daha iyisini yapabileceğine inanmak
3- Başarılı, huzur ve mutluluğu aynı anda yakalamak
Evet, önerdiğiniz listeyi oluşturdum. Ama bana herhangi bir ışık yakmadı aksine daha da yoruldum. Bir sonraki öneriyi bekliyorum. Mesela bana güzel bir yoga salonu, kaliteli bir masaj salonu ya da sessiz bir tatil beldesi önerseniz sanki daha çok işe yarayacak. Yine de cevabını bildiğim soruları çok sevmem, size bırakıyorum.
Saygılar,
CEVAP 3:
Dünyada tek bir başarı vardır, o da kendi içini temizlemektir. Kendi içini temizledikçe gerçek başarıya ulaşırsın. Dışarıda yaşadığını zannettiğin kariyer, meslek vb. başarı değildir. Sadece başarısızlık duygunu örtmek için yaptıklarındır. Sen içsel dönüşümlerini yaptıkça kendi başarına ulaşacaksın. Bunun için de gayret göstermen gerekmez, sadece kendine emek vermen gerekir.
Korkularını nasıl çalışacağına dair bir örnek veriyorum. Gözlerini kapatıp
Benim başarısızlık korkum var.
Ben başarısızlık korkumu kabul ediyorum.
Ben başarısızlık korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ediyorum.
Ben başarısızlık korkumu seviyorum.
dedikten sonra kalbinin kapaklarını açtığını ve içinden pembe ışıklar çıktığını imgeliyorsun. (Bu çalışmayı daha detaylı bir şekilde Korkular seminerinin Çalışma CD’si veya mp3’ünü dinleyerek de takip edebilir ve yapabilirsin.)
Korkularını sevgiye dönüştürdüğün ve zihnini temizlediğin gün huzur duyarsın. Yani dışarıdaki sessizlik değil, zihnindeki sessizlik sana huzur yaratır. Bunu da geçmişinde yaşadığın olumsuz bütün günleri sevgiye dönüştürerek yapabilirsin. Mutluluk diye hiçbir şey yoktur. Mutluluk bir zannetme oyunudur. Ve daima kendinden birkaç metre uzağa koyduğun bir oyundur. Hep ulaşacağını zannederek oyalanırsın. Şöyle bir geriye dönüp baktığında ulaşmadığını görürüsün.
“Hayattan istediğim şeyleri gerçekleştirmekte zorlandığım” dediğin bir cümlen var. “Hayattan istediğiniz şeyler nelerdir?” sorusunu soruyorum. Bunun bir listesini yap. Yaptığın her işten zevk almak istiyorsan iş yerindeki kişilerin senin hangi korku düğmene bastığını ve sana hangi huyların için aynalık yaptığını bulman lazım. Bunları bulup çalışman lazım.
Ben yoga yapmadım. Yapsaydım içimdeki bu yolu alamayacağımı bugün biliyorum, onun için böyle bir yer tavsiye edemeyeceğim. Kaliteli bir masaj salonu bilmiyorum. Çünkü dışarıdan kendimle oynamayı bırakıp içimden ciddi değişimlere girdim. Masajın iyi olacağına inansaydım içimdeki bu değişimlere ulaşamazdım. Sessiz bir tatil beldesi de öneremiyorum. Çünkü içinizdeki gürültü ile gideceğiniz her yer sessizliği bozacaktır.
Ben bütün bunları şöyle çözdüm. Masaj yaptıran insanlara baktım, hepsi acı çekiyordu ve çekmeye devam ediyorlardı. Öfkeliydiler, kızgındılar; masajdan önce de sonra da devam ediyordu. Yoga yapanları gördüm; hepsi dondurulmuş, cansız gibi dolaşıyorlardı. Sessiz bir tatil beldesine gidenleri gördüm. Giden kendileriydi, dönen kendileriydi. Ve bu noktada şu kararı verdim: “Kendimi değiştireceğim.”
Dışarıda gördüğüm her şeyi kendi içimde dönüştürmeye başladım. Ben değiştikçe çevremin bana davranışı değişti. Dışarıda gördüğüm her şeyi kendi içimde dönüştürmeye başladım. Ben değiştikçe dışarıda yaşadığım tüm olumsuzluklar değişti. Bu çalışma için kararlılık gerekir. Kendinize emek vermeniz gerekir. “Biraz yapayım, biraz yapmayayım,” diyemezsiniz. Bu bedeninizi bir gün yıkayıp bir ay yıkamamaya benzer. Ben kendimde otuz tane korku bitirdim. Yirmiye yakın olumsuz huyumu dönüştürdüm. Bu olumsuz huylardan birkaç tanesini size örnek olarak yazayım:
yalancılık
dalaverecilik
kindarlığım
gizli küskünlüğüm
üçkağıtçılığım
inatçılığım
kıskançlığım
gibi…
Sizce bu yukarıdakiler iyi bir masajla geçer mi?
Kendimde bulduğum korkularımı şu şekilde sevgiye dönüştürdüm; örneğin değersizlik korkumu dönüştürürken:
Benim değersizlik korkum var.
Ben değersizlik korkumu kabul ediyorum.
Ben değersizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ediyorum.
Ben değersizlik korkumu seviyorum.
dedikten sonra kalbimden pembe ışıkların çıktığını hayal ettim. Bu çalışmayı, bulduğum tüm korkularım için o korkunun ismini kullanarak yaptım.
Bunun yanında kendimde, yirmiye yakın olumsuz huyumu aynalık bilişiyle fark ettim ve dönüştürdüm. Yani etrafımda gördüğüm, rahatsız olduğum, yargıladığım tüm insanları tek tek ele alıp tarif ettim. Onlar için hangi sıfatları kullandığıma baktım. Sonra onlarda görüp kızdığım ve o güne kadar kendimin de hiç öyle yapmadığını düşündüğüm tüm davranış ve huylar için tek tek kendime şu soruyu sordum:
“Ben bu davranışın/tarifin aynısını ne zaman, nerede, kime yaptım veya hala yapıyorum?”
Bu soru ile diğer insanlarda kızdığım davranışların aynısını, aslında kendimin de yapıyor olduğu ile yüzleştim. Bu yüzleşmenin ardından bana bu huyları yaptıran korkularımı, yine kendi içime sorarak buldum ve yukarıda verdiğim korku dönüştürme örneğindeki gibi çalışarak sevgiye dönüştürdüm. Ben bu korkularımı kendimde temizledikçe benim huy ve davranışlarım da kendiliğinden değişti. Ve ben değiştiğim için etrafımdaki kızdığım insanların davranışları da değişti. Ben dışarıya ne enerji verirsem onlarla karşılaşırım.
Aynalar, Korkular, Affetme, Bağımlılık, Üstben ve Bilinçaltı konulu seminerlerimin kayıtlarının bulunduğu Konulu Seminerler Çalışma CD’lerimi izleyip onlarla çalışabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
17 Eylül 2008 |
|
Konu: |
İş bulma ve bilinçaltı |
SORU:
Merhaba benim kafama takılan iş ile ilgili sorum var.
70 milyon yetişkin insanın her birinin işinin olması mümkün olmadığına göre nasıl olur da “İş bulamayan herkes iş bulabilir,” diyebiliriz? Doğal olarak insanların bazılarının işi olamayacaktır. Ben tam bir yıldır işsizim. Yaptığım tüm olumlama çalışmaları, temizleme çalışmaları ve dönüşüm çalışmalarına rağmen sonuç alamıyorum. Yaptığım iş görüşmelerine umutla gidiyor ama sonrasında dönüş alamıyorum. Bu da beni çok üzüyor, param yok. Artık seminerlere katılmaya yüz bulamıyorum, bulsam da sonuç alamadığım bir buçuk yılı düşününce olumsuz duygularım artıyor. Ben nerede eksik şeyler yapıyorum?
Teşekkür ederim,
CEVAP:
“70 milyon yetişkin insanın her birinin işi olması mümkün olmadığına göre…” cümlesine duyduğun inancı değiştirdiğin gün işini bulursun. Bugüne kadar neden değiştirmediğinin sorusunu da şöyle sorabilirsin: “Ben iş bulamadığım halimle ne avantaj sağlıyorum?” İlk cevap, “Ne avantajım olabilir ki?” diye başlar. Ancak yazarak çalışırsan beşinci sayfanın sonundaki cümle senin gerçeğindir.
Bugün bu sorgulamaya ciddi bir şekilde girdiğin için bence içinde bulduğun durumun en dibinde olsan da o en dip her zaman çıkış anıdır. Kendine bir iyilik yap, başkasına muhtaç olmanın avantajını kullanmaktansa kendi yaratımını cesaretle başlat. Her bir insan bir yaratımdır ve kendi ihtiyacını yaratandır. Kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmeyi bırakıp kendin için en güzel şeyleri yarat. Hiçbir korkuyu beslemek, bir başka insana muhtaç olmaya değmez.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
22 Ekim 2008 |
|
Konu: |
İş enerjisinin temizlenmesi üzerine |
SORU 1:
10 yıldır kendi işimi yapıyorum. Uzun süredir işlerim iyi gitmiyordu. Kısacası işimi kurduğumdan bu yana iş yerimde istediğim miktarda parayı yaratamıyordum. İş ve para ile ilgili yaklaşık iki aydır çalışıyorum. Özel çalışmalarda birkaç karma dönüştürdüm. Ayrıca bu hayatla ilgili üstbenimin önüme getirdiği ektiğim bazı anları temizledim, temizlemeye devam ediyorum.
Ancak bu son kriz ile birlikte ben açıkça iflas ettiğimi kendime itiraf ettim. Mal tedariki yaptığım bir firmaya da oldukça yüklü bir borcum var. Bugün gidip onlarla da konuştum ve durumu açıkça onlara da izah ettim. Bu borcun bir kısmını ev ve araba satışları ile kapatabiliyorum. Yalnız, bunların satışı için de ayrı ayrı çalışmam gerekiyor. Onları da yine özel çalışma ve kendi yaptığım çalışmalarla dönüştürmeye çalışıyorum.
İşin zor kısmını, kabul kısmını geçtim sanırım. Başıma gelen bu iflas olayını zor da olsa kendimle yüzleşerek kabul ettim. Bundan sonra ne olur, bilmiyorum. Ama içimdeki bir his bundan sonra daha kolay olacağını fısıldıyor. Çünkü ben olduğumdan farklı görünüyor ve bin bir türlü korku ile içinde bulunduğum durumu dışa vurmak istemiyordum.
Bugün sanki biraz hafifledim. En azından saklamam gereken bir şey kalmadı. Borcum olan firmaya bu borcumu bir şekilde ödeyeceğimi; ama bunun nasıl olacağını şimdi bilmediğimi söyledim. Bunda kendime inancım tam. Firma da en azından maliyetleri kısabilmek için kendi bulunduğum yeri kapatıp aynı faaliyetleri onların fabrikasında bize tahsis edilebilecek bir yerde yapabileceğimi söyledi. Aslında önce mantıklı geldi. Ama şimdi bu şekilde olduğumda kendimi kontrol edilmiş ve sınırlandırılmış hissedeceğimi, bunun da sınırsız yaratıma güven açısından uygun olmadığını düşünüyorum.
Bu günden itibaren çalışmalarıma ne şekilde devam edebilirim?
Şimdiden teşekkür ederim.
CEVAP 1:
Şu ana kadar geldiğin noktaya çalışmalarla birlikte güzel bir enerjiyle adım atmışsın. Şu an bir geçiş döneminde olduğun için bazı korkularını bitirmek adına diğer korkularının enerjisinde kalabilirsin. Yani geçiş döneminde olduğun için esaret korkusu veya kontrol edilme korkunla bir zaman kalmanı tavsiye ederim. Bu zaman zarfında elindeki malları satıp borcunu ödedikten sonra o anda içine tekrar sor, “İkinci adım ne?” O an sor. O anın gelebilmesi için de var olan mallarının satışı konusunda senin içindeki olumsuz enerjileri bitir. Bittiği an satılır. Senin şu anda çalışma konun sadece elindeki malların satışıyla ilgili zihnindeki engelleri bitirmek. Bununla ilgili çocukluğundan bugüne kadar yaşadığın olumsuz sahneleri dönüştürmek.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Merhaba,
Sizden bu mesajı aldıktan sonra akşam eve gittim. İş yerinden çıkmadan önce farklı bir enerjiye girdiğimi hissettim. İçimden ağlama hissi geliyordu ve çok üşüyordum. Her tarafım titriyordu. Eve gittikten sonra uzunca bir süre ağladım. Olumlamalarımı tekrar ettim.
Bir süre sonra borçlu olduğum firma sahibinden bir telefon aldım. Evleri kendileri üzerine alabileceklerini söylediler. Şu anda kendi şirketimi kapatarak müşterilerime onların şirketi üzerinden hizmet vermemi, yapılacak tüm cironun, alacakların onların tarafından takip edilmesini istediler. “Seni mağdur etmeden yapabileceğimiz şeyler bunlar,” dediler. Evlerin satışından kalan rakamı bu şekilde uzun vadede ödeyebileceğimi söylediler. Yani artık onların hesabına çalışacağım. Evleri onlara vermek konusunda hiçbir itirazım yok, ancak kendi işimi tamamen bırakıp onların kontrolü altına girmek tam oturmadı bende. Aslında mantıklı bakıldığında çok iyi bir fırsat. Aynı bankaları devletin kurtarması gibi. Sorum şu: Şu anki duruşum nasıl olmalı?
(Bu arada niçin telefon etmeyip yazarak soru sorduğumu kendime sordum. “Ben kendimi konuşarak değil, yazarak ifade edebiliyorum,” kaydı çıktı. Bunu da çalışacağım.)
Sevgiler,
CEVAP 2:
Şu andaki durumunu esaret korkun ve yanlış yapma korkunu sevgiye dönüştürme çalışması yaparak dönüştür. “Başkasının kontrolü altına girmek benim için ne demek ve ben ne zaman, nerede başkasının kontrolündeydim ve kötü şeyler oldu? O günleri hatırlayıp çalışayım,” diye niyet et ve bu sahnede çalış.
Ardından,
Ben her yerde özgürüm.
Ben her yerde kendi isteğimi yaşıyorum.
Ben her yerde kendi isteğimi yapıyorum.
Ben her an kendimi sözlerimle ifade ediyorum.
Ben her yerde varım.
Ben kendimi izlenmeye açıyorum.
Herkes beni görebilir.
olumlamalarını bu söylediklerine inanana kadar beşlik halinde tekrarla. Örneğin ilk cümle için:
Ben her yerde özgürüm.
Ben her yerde özgür olduğumu biliyorum ve inanıyorum.
Ben her yerde özgür olduğumu kabul ediyorum.
Ben her yerde özgür olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her yerde özgür olduğum için şükrediyorum.
Çalışacağın mekanı pembe ışıklarla yıka. Çalışacağın mekanı diğer her yerle eşitle, her yerin aynı olduğunu anla. İşe orada çalışmayı kabulle başla. Ve devamlı,
Ben kendi yolumu kendim açıyorum.
Ben kendi yolumu kendim yaratıyorum.
olumlamalarını beşlik halinde tekrarla.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
12 Aralık 2008 |
|
Konu: |
Hak etmek / İş |
SORU:
Sayın Nil Hocam,
Benim sorum işim ve hak etmekle ilgili. Son zamanlarda ülkemizin ve çalıştığım sektörün durumundan dolayı işlerimiz çok yoğun olmuyor ve iş yerindeki zamanımı kendi ilgi alanlarımda araştırma yaparak, gündemi takip edip yorumlayarak ve daha sonra yapacaklarımı planlayarak geçiriyorum. Benim dışımda herkes de böyle yapıyor. Bazen aldığım maaşı hak etmediğimi ancak iş olunca zaten yaptığımı ve yeterince iş olmamasının benim suçum olmadığını düşünüyorum. Bu konuda neyi anlamam lazım?
Teşekkürler,
CEVAP:
Senin burada öncelikli bakman gereken hak etmeyi ve suçlanmayı nereden bildiğin. “Ben nerede hak etmediğim halde suçlandım?” diye bakabilirsin. Çocukluğundan bugüne kadar hak etmediğin halde suçlandığın çocukluk, gençlik anıların ve bu devrene yakın bütün olaylarını bu gözle inceleyip içindeki suçlanma enerjilerini oradaki sana suçlanma korkunu çalıştırarak değiştirebilirsin.
Ayrıca “Benim yüzümden oldu…” dediğin anlarına tekrar gidip o anlardaki kendinin ne hissettiğini, duygularının ne olduğunu ve bilinçaltındaki olumsuz kayıtlarını bulup o sahnedeki kendine korku çalışmaları ve olumlamaları yaptırarak o sahnenin enerjilerini sevgiye dönüştürmeni tavsiye ederim.
Çocukluğundan beri “Haklıyım” diye mücadele ettiğin ve başka insanların haklarını korumaya çalıştığın sahnelerini hatırla, o sahnelerin içinde kendini nasıl hissediyordun? Oralardaki enerjilerini sevgiye dönüştür.
Bu çalışmaları yaparken benim çalışma seminerlerimin DVD’lerini veya mp3’lerini (İçsel Temizlik Çalışma Semineri 1, 2 ve 3) kullanabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
21 Ocak 2009 |
|
Konu: |
Yoğun İş temposu nedir? |
SORU:
Nil Hanım merhaba,
Yirmi yıldır çalıştığım işte yaklaşık 6 aydır resmen koşuşturuyorum. Şikayet ettikçe daha da yoğunlaştı işlerimiz. Resmen nefes alamıyorum, boğulduğumu hissediyorum. Aşırı sırt ağrısı çekiyorum. Aynı zamanda evimde, arabada ve sokakta da hayatım hep koşturmaca oldu. Herkes peşimden koşuyor ve benim önüm açık değil, arada sıkışıp kaldığımı hissediyorum…
İçsel çalışmaları, yani olumlamaları yaptığımı zannediyordum, ta ki bugün sizin 13 Ocak seminerini seyredene kadar. Yaptıklarımın egoyla yapılan bir çalışma olduğunu fark ettim. Ben hayatımı her alanda huzurlu ve sakin bir hale getirmek için ne yapmalıyım?
Yardımlarınız için teşekkürler,
CEVAP:
Gün içinde koşuşturduğun her işle ilgili olarak “Şu anda ben bu işi kimin için yapıyorum?” sorusunu sorup bunları tek tek tespit et. Daha sonra da “Peki, ben bu işi, bu kişi için niye yapıyorum?” diye sor ve “Yapmazsam bana ne olur?” sorularıyla devam et. En son geldiğin noktada yaptığın her işin altındaki korkulara ulaşmış olacaksın. O korkuları sevgiye dönüştürdükçe bir zaman sonra işlerin azalacak ve belki birçok şeyi yapmamaya başlayacaksın ve hayatında sana yaşamak için zaman açılacak.
Ayrıca “içsel çalışmalar yani olumlamalar yaptığım…” sözü ile ilgili olarak şunu söylemek isterim: İçsel temizlik, sözel çalışmalar yapmak, olumlama yapmak değil; geçmişinde yaşadığın bütün olumsuz günleri sevgiye dönüştürmek, zihnindeki olumsuz bütün bilgileri bitirmektir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
30 Ocak 2009 |
|
Konu: |
|
SORU:
Nil Hanım,
Ben DVD ve CD’lerinizden seminerlerinizi dinlediğim zaman kendimi çok iyi hissediyorum. Hatta Park’a gelip Reiki 2 seminerine katıldım ve hep bilgisayardan ve kitaplardan sizleri takip ederken sizleri orada canlı olarak görmek, hepinizin yüzündeki o huzurlu ifadeyi yakalamak beni çok mutlu etti.
Evet, hep kendime “Çalışmalarıma daha yoğun eğileceğim,” diyorum, tam biraz başlıyorum, mutlu hissediyorum kendimi, birden bir olay beni hemen koparıyor. Günlük hayata kendimi çok çabuk kaptırıyorum.
Özellikle bu aralar ödeme alamamakla ilgili sorunlarım var. Bu konu beni çok üzüyor, aldatılmış hissediyorum kendimi. 8 ay önce kendime bir iş yeri açtım. Severek de yaptığımı düşünüyorum. Ama bu ödeme alamamak, insanların söz verip de yerine getirmemesi moralimi bozuyor. Ödeme almak için ne yapacağımı şaşırdım.
Babam da senelerce esnaflık yaptı. Herhalde bende eskiye ait, “Ticaret zordur, insanlar ödemesini yapmaz, batarsın”; annemin “Aman, siz okuyun, bak baban esnaf ama zorlanıyor, elinizdekiler size yeter, bak sonra olanı da batırırsın…” gibi sözleri hala kulağımda. Bunlardan sebep mi acaba, ödeme almakta zorlanıyorum? Sanki hep işimi yürütemeyeceğim, batacağım korkusu var. Oysa ben daha da ilerletmek, bu işimle mutlu, sakin, rahat ve arınmış bir hayat yaşamak istiyorum.
Parasızlık korkusu, yokluk korkusu, suçlanma korkusu, değersizlik korkusu ve güvensizlik korkusu yoğun olan birisiyim. Genelde bu konulara çalışıyorum. Başka ne önerirsiniz? Artık insanları arayıp ödeme istemekten yoruldum. Aramazsam da kendiliğinden getirecek tipler değil. Arayınca da getirmiyorlar ama arıyorum yine de… Ben ne yapayım dersiniz?
CEVAP:
Çocukluğundan bugüne kadar söz verip de yapmadığın her yeri bul. Bu, bir doğum gününe söz verip de gitmemek ya da söz verip yapmadığın bir şey gibi, sence basit gözüken her şeyi kapsar. Sana verilen sözlerin tutulabilmesi için enerji olarak senin verdiğin tüm sözleri tutmuş olman lazım. Bu çalışmaya karşındaki insanların davranışları bitene kadar devam et ve o geçmişindeki günlere girdiğinde orada önce neden istemediğin şeylere söz verdiğini bul ve onun altındaki korkuları tespit et.
İkinci olarak da neden verdiğin sözleri uygulamadın, onun altındaki korkuları bul. Ve geçmişteki o sahnelerdeki kendine, bu korkuları çalıştırıp o öyle davranmaz hale gelene kadar olumlamalarını yaptır. Sahne kendiliğinden pembeye dönüşsün.
Böylece geçmişte söz verdiğin açıkta bekleyen bütün enerjilerini kapatmış olacaksın. Bu günlerde söz verip yerine getirmeyenler sana aynalık yaparak o günlerini gösteriyorlar. Sen içindeki bu enerjileri değiştirdikçe dışındaki olaylar değişecek.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
18 Şubat 2009 |
|
Konu: |
Terfi ve çok çalışma |
SORU:
Nil Hoca merhaba,
Ben bu 2 günlük seminerde işle ilgili yolumu açmaya niyet etmiştim, gerçekten yaptığım işi sevmiyordum. 10 saat mesaili bir yerde çalışıyorum. Niyetim part-time veya evden de çalışabileceğim bir şey yaratmaktı. Bir yandan da seminerlere katılabilmekti gerçekte. Seminerden sonra ne olduysa pat diye karar verdim, bir anda istifayı verdim firmaya. Ama bu arada çok enteresan bir teklifle karşılaştım istifadan sonra şirketten. İşin içeriği aynı fakat bir üst pozisyon…
Şimdi bayağı karıştım, evrenin testi mi bu, ilk niyetimde kararlı mıyım, güveniyor muyum kendime ve yaratımıma diye; yoksa bu teklif bir fırsat eşzamanlılık mı? Sanki burayı kabul edersem paraya ve üst pozisyona tav olmuş gibi hissediyorum. Yardımcı olabilirseniz çok mutlu olurum.
Sağ olun,
CEVAP:
Yeni teklif edilen bu üst pozisyonu kendi isteklerin doğrultusunda yaşayabilirsin. Üst pozisyona çıkmak demek, çalışma saatinin 10 saatten 12 saate çıkması demek değil. Sen korkularını ve zihnindeki olumsuz kayıtları temizledikçe eskiden 9 saat çalıştığın çalışmaları ne kadar boş yaptığını göreceksin. Şimdi üst pozisyonda zihnini temizleyerek, korkularını dönüştürerek çalışırsan o pozisyonu günün bir iki saatinde çok rahatlıkla idare ettiğini ve organize ettiğini göreceksin.
Aslında uzun saatler boyu iş yaptığınızı zannediyorsunuz. O saatlerde yaptığınız şeyler, zihninizdeki olumsuz düşünceyle yarattığınız gereksiz problemleri düzeltmekle geçiyor. Yani kendin boz, kendin yap oynuyorsunuz. Eğer içinden geliyorsa yine o pozisyonu kabul edip o mevkinin yeni anlayıştaki elemanı olabilirsin.
Ayrıca işin konusunu sevmiyorsan o işi niye seçtiğini, o mesleği neden tercih ettiğini bulup geçmişte seni yönlendiren kişilerle olan bağlarını sevgiye dönüştürürsen o işi de sevebilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
14 Mart 2009 |
|
Konu: |
Eğitim hayatı ve kararsızlık |
SORU:
Merhabalar,
Benim iki sorum var…
İşsizim, yeni mezun oldum ve tabii ki iş görüşmelerim kötü geçiyor. Fakat şunu biliyorum; istediğim, yapmayı hayal ettiğim hiçbir iş yok… Üşengeçlik mi, tembellik mi? Nedir bu olan? Bir de herkes bana “Master yap,” diyor. Bense inanılmaz soğudum ve bilgi öğrenip öğretmeyi anlamsız buluyorum. Kaçıyor muyum, nasıl anlayabilirim?
Bir de günde bir defa korkularımı çalışıp, affetmelerimi yapıp kalan vakitlerde geçmişimi temizlerken de aynı korkularımı sürekli çalışabilirim değil mi? Ya da birini affetmeye başladım diyelim, o bitmeden başka bir kişiyi gün içinde kızdıysam affetmeli miyim? Yoksa biri bitmeden başlanmaz mı?
Sevgiler,
CEVAP:
Çocukluğundan bugüne kadar aile içinde sana karışan ve seni yönlendiren hiç kimse olmasaydı hangi mesleği seçerdin? Önce onu bul. Onu neden yapmadığını ve kimlerin fikirlerine boyun eğdiğini tespit et. Bu tespitinin altındaki korkuları bulup çalıştıktan sonra tekrar aynı isteği yaratabilir misin, ona bak.
Sana “Master yap,” diyenler olabilir. Neye göre dediklerini sor. Eğer dışarıyı dinlemeye devam ediyorsan niye öyle dediklerini sor. Sonra da istatistiklere bakarak kaç tane master yapmış kişinin işsiz kaldığını onlara anlat. Sonra da kendine “Neden hep başkalarını dinliyorum, benim kendime ait fikirlerim ne?” diye sor.
Bunları dürüst bir şekilde sorup içini kendine tam açarsan çalışmaların daha yerli yerine oturur. Benim öğrettiğim çalışmalar yüzeysel değil, senin içinden kendini keşfetmen içindir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
17 Nisan 2009 |
|
Konu: |
Yeniden çalışmaya başlamak |
SORU:
İyi akşamlar Hocam,
Evlilik ve çocuklar dolayısıyla 6 yıldır çalışmaya ara vermiştim. Geçen Eylül ayından beri iş arıyorum. Şubat ayında bir iş buldum; ancak o tarihten bu yana işe başlama tarihim sürekli erteleniyor ve son olarak Mayıs sonuna ertelendi. Bu durum beni çok demoralize etti. Bu gidişattan ne anlamalıyım hocam ve ne önerirsiniz?
İyi akşamlar,
CEVAP:
6 yıl evvel neler yaşamıştın? Hangi korkularından dolayı hayatına çocukları getirip kendine çocuk bahanesiyle iş arası verdin? Çalışsaydın sana ne olurdu?
Bu soruları kendine sorarak altındaki korkuları bulabilirsin. O korkuları bulup dönüştürdükten sonra yeniden iş hayatının önü açılabilir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
07 Mayıs 2009 |
|
Konu: |
Çalışmak nedir? Kıyas ve ifade |
SORU:
Sevgili Hocam,
1- “Çalışırsam işe yararım. Çalışmadan para kazanılmaz,” zihinlerimi buldum. Çalışmadan nasıl para kazanılır ve çalışmadan nasıl işe yaranır? Bunları anlatır mısınız?
2- Kendimi herkesle kıyaslıyorum ve mutsuz oluyorum. Kıyas ne demektir?
3- Dilimin ucunda çıkan sivilce bana, dilimin ucuna gelip de söyleyemediklerimi mi yoksa söylediklerimden pişman olup kendime kızdığımı mı gösterir?
Teşekkürler,
CEVAP:
1- Çalışmak diye bir şey yoktur. Bir insan anda sevdiği her ne ise, severek yaptığı her şeyin karşılığını, zaten evrenden ne ekersen onu biçersin kaidesiyle çok güzel bir şekilde alır.
Fakat çalışmada, daha karşılığını vermeden alma zihni vardır. Bir iş yerine başvururken ne vereceğini bilmeden, o günlerinin nasıl geçeceğini bilmeden, bir firmaya, bir işe ne katkı yapacağını bilmeden, ilk konuştuğun şey maaşındır. Orada tam tespit ettiğiniz şey alacağınız maaştır. Ama vereceklerinizi, maaşınızı tespit ettiğiniz sabitlikte tespit edemezsiniz ve etseniz dahi buna uyamayacağınız anlar ve günler olabilir.
Demek ki, çalışmada hep alacaklarınıza konsantre oluyorsunuz. Halbuki “Ben bu işi yaparken sevecek miyim? Her an o ortamda severek mi bulunacağım?” diye bir soru sormuyorsunuz.
Sen kendine bu soruyla başlayacaksın: “Ben bu yapacağım işi seviyor muyum? Eğer çok güzel başka imkanlarım olsaydı yine bunu mu yapardım?” Soruların cevapları, “Evet” ise zaten severek yapıyorsun demektir. Onun adı çalışmak değildir. Ben severek sevdiğim yerde bulunuyorum demektir. Çalışmak sevmediğim ortamda dayanıyorum, sabrediyorum demektir.
2- Kıyas, dışarıda gördüğün, beğendiğin, onayladığın şeylerin sende olmadığını zannetmendir. Aslında dışarıda neyi beğeniyorsan ve takdir ediyorsan incelediğin zaman onların da sende olduğunu, ama dışarı çıkarmadığını fark edeceksin. Bunu şu şekilde çalış: “Bende yok, onda var” dediğin şeylerin altındaki korkularını bul, o korkularını bulup dönüştürdükçe dışarıda görüp beğendiğin her şeyi senin de yapabileceğini göreceksin. Dışarıda görüp beğendiğin her şeyi sende de olduğu için görebiliyorsun. Yaptığın çalışmayla onları ortaya çıkarmış olacaksın. “Ben her halimle tamım,” noktasına geldiğinde biter.
3- Söylediğini ve söylediğini sevgiye dönüştürmediğini gösterir. Birkaç gün evvel yaşadığın olaylara bakarsan, hangisinden oluştuğunu bulursun. Ve bu olayları bulunca onları sevgiye dönüştür.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
25 Mayıs 2009 |
|
Konu: |
Vergi ödemek |
SORU:
Merhaba Hocam,
Bana da bu hafta vergiler çok ağır geldi. Bu konudan biraz bahsedebilir misiniz? Şu an için ödeyemeyeceğim bir pozisyon oluştu. Nasıl bakmalıyım?
Teşekkür ederim.
CEVAP:
Yaptığın iş gereği bir vergi ödemen gerektiğini biliyordun. Sana göre ikinci planda, önemsiz miydi; ödemesen de olur mu diye düşünüyordun? Neden? Bir memlekette, bir şehirde yaşıyor isen oranın kuralları ve kanunları vardır. O kanun ve kurallara başka konulara önem verdiğin kadar önem vermek durumundasın. Bundan on beş yıl evvel, vergi benim de en sona attığım ve en nefret ettiğim şeylerden biriydi; ama bugün zevkle ödediğim birinci sıradaki ödemelerimden bir tanesidir, çünkü altındaki korkuları bulup dönüştürdüm. Eskiden kanunlara isyan edip yaşamayı seçerdim, şimdi onları neden yaptığımı ve altındaki korkularımı bulup dönüştürdüğüm için kanunlara uymak bana zevk veriyor. Sen de bunu yapabilirsin. Eğer ödeyemeyecek durumdaysan vergisini ödemeyeceğin bir iş sana zaten para kazandırmıyordur, o zaman da şu soruyu sor: “Ben bu işle ve bu iş yeriyle ne yapıyorum?”
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
25 Mayıs 2009 |
|
Konu: |
Performans değerlendirmesi |
SORU:
Merhaba Hocam,
İş yerinde yöneticisi olduğum insanlara performans değerlendirmesi yapmam ve kendileriyle performans görüşmeleri yapmam gerekiyor. Bu değerlendirme, iş kalitesi ve çeşitli davranış kriterlerini içeriyor. Kişilerin davranışlarını değerlendirirken bana saygısız davranan, itiraz eden yani benim güçsüzlük, değersizlik, yetersizlik gibi çeşitli korkularıma basan kişilere düşük puan verme, bu korkularıma basmayan kişilere de yüksek puan verme eğilimindeyim. Ama düşük puan vermek istediğim kişinin böyle davranmakta bir suçu olmadığını, aslında sadece benim kendisine verdiğim korkularımı gösterme rolünü oynadığını da biliyorum.
Bir de performans görüşmesinde, elemanlara düzeltmesi gereken yönlerini söylemem gerekiyor. Bu yönler de aslında benim aynalıklarım ve bunları onlara söylememin hiçbir faydası olmadığını da biliyorum. Böyle düşündüğümde, performans değerlendirmesinin hiçbir anlamı kalmıyor, çünkü ben o kişileri değil, kendimi değerlendiriyor gibi oluyorum.
Performans değerlendirmesi yapmak çok faydasız görünüyor. Bu iş yerinde performans değerlendirmesi yapmak zorundayım, ama bunun yararlı olmadığına inanıyorum. Herkese aynı puanı verip kimseye olumsuz bir şey söylemeden mi bu işi geçmeliyim? Yoksa faydasız olduğunu, hiçbir işe yaramayacağını bile bile kişilere değiştirmesini istediğim davranışlarını mı söyleyeyim? İkisi de içime sinmiyor. Hocam, ben bu işin içinden nasıl çıkacağım?
CEVAP:
Herkesin değerlendirmesini kendisine yaptır. Herkes kendini kendi değerlendirsin. Bu arada sen de onları ara ara değerlendir ki sana da yeni çalışma notları çıksın. Böylece aynalıklarını tespit etmiş olursun.
Kendinde tespit ettiğin aynalıkları, Aynalar semineri CD’mi dinleyerek ve orada anlattığım gibi, eline kağıt kalem alarak çalışabilir, enerjilerini dönüştürebilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
27 Mayıs 2009 |
|
Konu: |
Farkındalık ve dönüşüm adımları |
SORU:
Dönem dönem başka akımlar beni etkisine alıyor, korku akımları… Çözüyorum şükür ya da atlatıyorum hayırlısı ile… Ama idrak edemiyorum oyunun içinde oyun olduğunu, yani bilen tarafım her şeyin benim sonucum olduğunu diyor, içim neyse dışımda başıma gelenler benden, ama bir yandan da karşı tarafı suçlamayı seçiyorum. Sanki gerçeği bilmezmişim gibi… Sahtekarım yani… Bunları bilerek yaşamak, artık kimseye söyleyecek söz bırakmadı bende, ama çözmeden yaşamak asılı kalmak gibi…
1 – Ailem. Babam vefat etti, annem var ve ablam ve kocası… En yakınlar bunlar, kopuk bir aileyiz zaten, kuzen var ama görüşmüyoruz. Kısacası annem ve ablam var, onlar beni boğuyorlar; ilk fırsatta görüşmek istemeleri, annemin ablamda sürekli kalması (yeni evlendim ve çalışıyorum, 19 Mayıs ilk kez evde olacağım tatil günümdü mesela, annem ve ablam geldi ve onlarla geçirdim ve boğuldum sanki) gibi. Yani onlar ailem, ama zorla görüşüyorum sanki ve neden acaba bilemiyorum, annem hep mutsuz, memnuniyetsiz.
Bana bizim akrabaların hepsi salyaları akan azgın yaratıklar gibi geliyor ve bana öyle gelmesinin, yaptığım bütün tanımlamaların aslında kendim olduğunu hatırlatıyor; ama “Ben öyle değilim ki!” diyerek yırtmaya çalışıyorum. Ama küçüklüğümden beri zaten daha uzaktım onlardan. (Bir çalışmada annemin beni istemediğini ve erkek olmamı istediğini görmüştüm ve bu değersizlik korkumu ilk burada hissettiğimi hatırlamıştım.)
Onlarlayken hissettiğim, boğulma hissi.
2 – Evlendim. Çok hoş ve tam istediğim huzurlu bir evim var artık. Ancak memnuniyetsizim. Evlendiğim çocuğa kafayı takmış durumdayım. Sanki onun için hayat harika ama benim için çile gibi. O kafasına göre yaşıyor da ben değil gibi. Beni beğenmiyor gibi ya da ben ondan geri gibi… Yüksek bir değersizlik korkum vardı, bunu biliyorum hatta bu enerjimi hafiflettiğimi biliyorum, ancak bunlar hala değersizlik enerjimin etkileri. Hissettiğim his esir, geride duran, yok gibi.
3 – İşimden hiç memnun değilim. Ne yapmak istediğini hiçbir zaman tam olarak bilen biri olmadım, aslında çalışmaktan da pek hoşlandığım söylenemez, ben keyif işi yapmak istiyorum, çok yetenekli biriyim; müzik, yemek, dekorasyon. Ancak evlendiğim için kira vs. bunlar yüzünden işten ayrılmamam gerekiyormuş; garantili bir iş benimkisi, ama umurumda değil, kriz de var ya malum. Ama ayrılacağım… Hissettiğim his, işe yaramazmış gibi, gereksizmiş gibi.
4 – Kıskancım, feci. Bu huyumu sevince gülüyorum kendime, ama sevmeyince çok kötü bir huy gibi geliyor, ezdikçe eziyor beni, içimi daraltıyor. Kendimi aşağı görüyorum çoğu zaman, ama çalışmalardan önceki kadar değil. Neden? Hissim, değersiz, çirkin, yetersiz, eğlencesiz, sıkıcı.
5 – Ben yüksek bir bağımlıyım sanırım bir de… Evlendiğim çocuk da yine beni şok eden bir bağımlılık ile karşıma çıktı ve geçmişte de bu tarz şeyler olmuştu, “Demek ki benim bağımlılığımı bana göstermek için” diyorum, ama benim bağımlılığım alkol, uyuşturucu tarzında değil. Hissim yapamamak, harekete geçememek, tutulmak.
6 – Kadın olmamın tadını çıkaramıyorum, sanki erkek olmak daha harika bir şeymiş gibi. Kadın arkadaşlarım çok fazla yok, kadınlara genel olarak gıcık oluyorum, ama erkeklerin bu denli rahat olmalarına da kızıyorum, erkeklerin %100 aldattığını düşünüyorum ve şimdiden yeni evli olmama rağmen kesin aldatılacağımı düşünüp içimi yakıyorum, ne bileyim yaşlanırsam değer kaybedeceğimi düşünüyorum, neden?
Hissim yanmak, içimi kavurmak, öfke, bırakıp gitme isteği, yalnız olmayı seçmek.
Ne yapmaya devam etmeliyim? Gerçeği bilip çözmemek, üşenmek ya da ego oyunlarına gelmek; en sonunda ben içinden çıkılmaz bir hale geldiğimde mi çözme isteği beni saracak?
CEVAP:
Kendinle yüzleşmişsin ve birçok kısmını fark edip bulmuşsun. Bunları bulmak demek, şu anda sen değiştin demek değil. Bulmak demek, en azından dışarıyı suçlamayı ve “Onların yüzünden oluyor!” demeyi bıraktın demektir; ancak bu şikayetlerin devam edecek. Sen kendin için bir karar vereceksin: “Ben böyle bir kişi olmaya devam mı edeyim, yoksa bu keşfettiğim her şeyi dönüştürene kadar çalışıp kendim için başka bir ben mi yaratayım?”
Bu karar sana ait bir karar ve senin için senden başka hiç kimse bir şey yapamaz. Bunları dönüştürmezsen ve kendin için ciddi adımlar atmazsan 10 yıl sonra yazacağın mektup aynısı olur. Kendine güzel bir emek vererek bütün bu hallerini dönüştürürsen daha sonra sana soru soran kişilere, değişimini ve değişiminde duyduğun tadı anlatır olursun.
Yukarıda fark ettiğin maddelerde ikinci maddede yazdığın tarifler, farkındaysan, birinci maddede yazdığın tariflerle aynı. Ailende yaptığın tariflerin aynılarını kendinin ne zaman ve nerede yaptığını bulup onların altındaki korkularını çalışırsan artık onları yapmaz olursun ve senin için ne güzel bir hayat başlar.
Konulu seminer CD’leriyle bu çalışmalarını rahatlıkla yapabilirsin ve kendini kendin dönüştürürsün. Bunun için kendine yardımcı ol ve kendini severek, kendine değer vererek bu çalışmaları yap. Çalışmaları yaparken sende ve hayatında değişimler olmuyorsa bulduğun şeyler doğru değil ve daha bulacakların var demektir. Bu konuya da dikkat ederek ilerle.
Eşinde fark ettiğin bir bağımlılığın aynısının sende olması gerekmiyor. Bağımlılık konusu altında “onsuz olamam” dediğin her şey bağımlılığa girer. Senin “Ben onsuz olamam!” dediğin nelerin var? Bunlar madde veya kişiler olabilir.
Ayrıca anneni ve kız kardeşini evine çağıran enerjiyi nasıl yolladığını bul. Onlara neden “Bana gelin” diyen bir enerji yolluyorsun?
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
27 Mayıs 2009 |
|
Konu: |
Karabasan / Suçlanma Korkusu / Aynalar/ İş / Para / Aile / İçsel Temizlik Çalışması “Oyuna girdin, oyundan çıktın” oyunu! |
SORU 1:
İçime yolculukta çok yeniyim. Anda korkularımı fark edip dönüştürmeye çalışıyorum. Sorum şu: Üst üste 2–3 gece uyurken karabasan geldi. Bunu anlatmak zor, doğru kelimeleri bulamıyorum anlatmak için, ama kendimi zorla uykumdan uyandırmazsam beni öldüreceğinden korkuyorum. Kabul edip kendimi uyandırmamaya, onunla mücadele etmeyip sonuna kadar gitmeye karar verdim; ama yapamadım, yine uyandırdım kendimi (aslında o an uyanık haldeyim, bilincim açık, ama sesim çıkmıyor ve üzerimdeki ağırlığıyla hareket edemiyorum). Bunu içime de sordum, birçok cevap geldi ama aklımdan mı, üstbenden mi, ayıramadım. Rehberliğinize ihtiyacım var.
Teşekkür ederim.
CEVAP 1:
İçindeki negatif enerjinin gece yatarken senin üstünde baskı yaptığını hissediyorsun, çünkü seni dingin buluyor ve daha büyük baskı yapıyor. Bundan kurtulmanın tek çaresinin kendi içindeki tüm öfkeleri bitirmek olduğunu anlamış oldun. En kısa zamanda içsel çalışmanda daha çok yol almanı tavsiye ediyorum. Özellikle geçmişte yaşadığın bütün olaylara duyduğun öfkeleri en kısa zamanda içinde sevgiye dönüştür ki, bunları yaşamayasın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Öncelikle ilginize teşekkür ederim. Ben evli ve üç küçük kızı olan biriyim. Siz “En iyi aynalar çocuklarınız ve eşinizdir,” demiştiniz. Özellikle çocuklarla günlük sorunlar yaşıyorum. Henüz küçük oldukları için özellikle beslenmelerine özen göstermeye çalışıyorum ve her gün, her öğünde resmen savaşıyoruz. En küçük kızımla özellikle anlaşamıyorum, ben ak desem o kara diyor ve henüz 2,5 yaşında. Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh, yani ne yaparlarsa yapsınlar karışmayacak mıyım? Yemiyorlarsa ya da sürekli abur cubur yemek istiyorlarsa izin mi vermeliyim? Bu birinci sorum.
“Neden iyi beslenmeleri için uğraşıyorum?” diye içime sorduğumda, “Sağlıklı olmaları için doğru beslenmeliler, doğru beslenmezlerse sağlıkları bozulur ve onları kaybederim,” düşüncesine kadar gittim. Yani kaybetme korkusu… Devamını getiremedim bile. Bunu düşünmek bile beni korkutuyor.
Soru 2: Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh biliyorum, ama 3 ya da 5 yaşındaki bir çocuğu nasıl özgür bırakayım, nasıl davranmalıyım?
Soru 3: Bulduğum kaybetme korkumun olumlaması nasıl olmalı?
Soru 4: Bana bu konuda rehber olabilecek (eş ve küçük çocukla ilgili çalışmalar içeren) bir kitap tavsiye edebilir misiniz?
Soru 5: Eşim gerek ev içi işlerde yardım etmediği gerek yakın çevreden aldığım birtakım eleştirilere karşı beni yalnız bıraktığı, beni korumadığı ve beni o insanlara karşı savunmadığı için kendimi çok kötü hissediyorum. Ne yapmalıyım?
Rehberliğiniz için tekrar teşekkür ederim.
CEVAP 2:
Ailede yaşanan her olay içimizdeki aynalıklar ve korku enerjileri içindir. “Eğer çocuğumu kaybedersem ne olur?” sorusunu sormaya cesaret edebilseydin altından en büyük korkun çıkacaktı; bu da suçlanma korkun. Suçlanma korkunla yüzleşmekten korkma; çünkü bu korkunu dönüştürene kadar dünyanın en iyi annesi de olsan, dünyanın en iyi eşi de olsan yine de suçlanacağın bir küçük olay çıkacaktır. Çünkü içindeki enerji “Ben suçluyum” diyor ve kendini suçluyor, dışından sana gelen herkes de “Sen suçlusun” diyor.
Enerjiler böyle çalışır. Dışarıya hangi enerjiyi verirsen onu geri alırsın. Suçlanma korkusunu, korku dönüştürme çalışması şeklinde her gün bir kere çalışıp devamında da bütün gün, “Ben kendimi onaylıyorum,” beşliğini yaparsan bu enerjiyi dönüştürebilirsin.
Ayrıca çocukluğundan bugüne kadar yaşadığın bütün suçlanma anlarına gidip o günlerde neler hissetmiş olduğunu, duygu ve düşüncelerini bulup o anlardaki kendine suçlanma korkusunu çalıştır ve o sahneleri pembe ışıklarla yıkanıncaya kadar sevgiye dönüştür. Bu çalışma şu anda yaşadığın aile içindeki bütün olayları rahatlatacaktır.
Çocuklarımız belli bir yaşa ve olgunluğa gelene kadar onların ihtiyacı olan her şeyi biz büyükler yapacağız. Yalnız, yaptığımız ve verdiğimiz hizmetin altında korku enerjisi varsa karşımızdaki insanlar bunu algılayıp bize tam karşı tepki vereceklerdir. “Eğer iyi yemek yediremezsem çocuğumun başına bir şey gelir,” düşüncesiyle, enerjisiyle ve korkusuyla çocuğuna yemek yedirirsen o da seni bu şekilde üzecektir. Sen korkularını çalıştıkça o zaten güzel güzel yemek yemeye başlayacaktır.
Çocuklarımızın iyiliği adına, yani “İyi yemek yedireceğim, iyi anne olacağım…” adına yaptığımız her şey, aslında onlara baskı yarattığı için ve zaman zaman onlara sinirlenip onlara hakaret ettiğimiz için onlara en büyük kötülüğü yapmış oluyoruz. Daha ilerideki yaşlarda onlar da bizim bu davranışlarımız sırasında kendilerini nasıl hissetmişlerdi diye içsel temizlik yapacaklar.
Konulu seminerlerimin kayıtlarını içeren Aynalar, Korkular, Affetme, Bilinçaltı, Bağımlılık, Üstben çalışma CD’lerimi dinleyerek ve orada anlattığım çalışma şeklini uygulayarak içindeki enerjileri sevgiye dönüştürme ve içsel temizlik çalışmalarını yapabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 3:
Yazdıklarınız doğrultusunda her gün çalışmaya devam ediyorum. Başka korkularımı da bulmaya başladım, acaba bulduğum korkuların hepsini aynı anda çalışabilir miyim?
Sabah kalkınca güne başlarken sevgi beşliklerini tekrarlayıp sonra sırasıyla bulduğum korku dönüşüm dörtlükleriyle çalışma yapıp pembe ışıkların kalbimden çıkışına izin veriyorum (Burada çalışma için pozisyonumun çok bir önemi var mı acaba; ya da beslenme şeklimin?) gün içinde bütün korkularıma ait olumlamalarımı tekrarlıyorum.
Sormak istediğim diğer soru şu: Para kaybetme korkumu çalışıyorum ve şu anda çalıştığım işin içsel çalışmalarım açısından doğru iş olup olmadığını sorgulamaya başladım. Bu önemli mi? Çünkü başarı stratejimizde bize öğretilen çok çabalamak, hedefli çalışmak, hırs yapmak. Biz de bunları işimize dahil olan kişilere öğretmeye çalışıyoruz. Dünyanın önde gelen bir doğrudan satış firmasında distribütörüm ve işim gereği geniş kitlelere, önce yakın çevreme ulaşıp hem şirket hem ürünler hakkında bilgi verip onları işe dahil edebilirsem yaptıkları cirodan prim alıyorum. Uzun vadede gerekenleri yaparsam para ve zaman özgürlüğüne kavuşacağıma inanıyorum. Fakat çalışmalara başladıktan sonra birtakım soru işaretleri uyandı kafamda. İçsel çalışmalarımla tezat oluşturuyor gibiyim iş ortamında. Oyundan çıkmaya çalışırken dengeyi nasıl sağlayacağım? Kafam çok karıştı yardımınıza ihtiyacım var.
Teşekkürler,
CEVAP 3:
Her gün muntazaman korkularını çalışırken asıl yapman gereken o korkuları bu hayatında çocukluktan bugüne kadar nerede yaşadığını sorup o olaylara gitmen. Yani çalıştığın bir korkuyu, “Ben bu korkuyu nerede yaşamıştım?” diye sorup o günlerde, o günkü kendine tekrar korkunu çalıştırıp o sahneleri sevgiye dönüştürmen daha doğru bir çalışma şeklidir.
“Olumlamalarımı bütün gün tekrarlıyorum,” diyorsun, onları ezbere yapmış olmak için tekrarlıyorsan hiçbir faydası yok. O olumlamalardan bir tanesini alıp çok inanıp çok hissedene kadar ısrarla tekrarlarsan daha doğru bir çalışma yapmış olursun.
“İş yerinde oyundan çıkmaya çalışırken bunu aynı anda nasıl yapacağım?” diye bir sorun var. Sen içsel temizliğini mi yapıyorsun yoksa oyundan çıkmaya mı çalışıyorsun? Neden oyundan çıkmalıyım diye bir beklentin ve planın var? Senin kafanı karıştıran başka neler yapıyorsun ve çalışıyorsun? Bu, “oyundan çıkma” kelimesi neden hayatında çok yoğun? Böyle bir konuyu alıp kendi kendinize boş anlamlarla oyalanmamalısın.
Bu yazında bir anlamsız taklit hissettim. Sana üstbenin bu cümleleri söylemiş olamaz. Bir insan bu hayatında hangi deneyimleri yaşayacağını ve bu deneyimlerin içinden neleri anlayarak geçeceğinin planını içsel olarak yapmıştır. Bu yaşamında bunları dönüştürecektir. Bu çalışma, “Oyundan çıktım, oyuna girdim…” şeklinde uydurma bir iş değildir. Bu hedeflenmez, planlanmaz; çünkü bir insan bütün deneyimlerini geçmişse, bütün korkularını bitirmişse, geçmişini tam anlamıyla sevgiye dönüştürmüşse ve kendi tekliğini ve tamlığını anlamışsa oyundan çıkmıştır ve o da zaten çıktığını fark etmez.
Sen şimdi bunların hiçbirini yapmamışken, normal yolculuğunu yaparken “Oyuna girdim, oyundan çıktım…” tarzındaki bilgilerin seni enerji olarak daha çıkmaza iter ve kendine bir oyun çarkı daha kurdurur. Benim tavsiyem, böyle kelimelerle oynamamanızdır; çünkü üstben sana, “Oyundan çık, oyundan çıkma…” şeklinde bir bilgi vermez. O bilgiyi veren üstben kılığına girmiş egodur. Sizi bu yanılgıya düşürebilir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 4:
Selam Nil Hanım,
Oyundan çıkmak, sevgi olduğumu, herkesin ve her şeyin sevgi olduğunu (en kızdıklarım ve nefret ettiklerim dahil), sevgiden geldiğimi bilmek, yani geçmişi temizlerken bugünü “farkında yaşamak” değil mi? Çok sinirlendiğim anda “Bu yaşadıklarımı kabul ediyorum, benim en yüce hayrıma yaşandı, içimi temizlemem için. Bu bir oyun ve kabul edip sevgiye dönüştürürsen oyundan çıkarsın,” diyorum kendime.
Mesela pembe bile olsa yalan söylememeye çalışıyorum ya da insanların işine karışmamaya, merak etmemeye. Bu şekilde farkında olarak yaşamam gerek diye düşünüyorum. Evet, sanırım kendimi oyalıyorum ya da değişime direniyorum; bir terslik olduğunu fark ediyorum. Belki de zamana ihtiyacım var, bilmiyorum. Aslında kolay kavrarım ama niye bu kadar zora koştuğumu ben de anlamıyorum. Galiba hemen sonuç istiyorum ya da saçmalıyorum, her neyse yakında çözeceğime inanıyorum.
Çok teşekkür ederim,
Görüşmek üzere…
CEVAP 4:
Yaptığın içsel çalışmanın adını neden “oyundan çıkmak, oyuna girmek” şeklinde söylemeye çalışıyorsun? Bu iki kelimeyi hiç bilmeseydin çalışmalarını ne şekilde yapardın ve nasıl yol alırdın? Bu kelimeleri hiç kullanmadan çalışmalarını yap. Eğer kullanmaya ısrar ediyorsan da sana oyundan çıkmayı ve oyuna girmeyi kim anlattı ve senin dikkatini bu yöne çekti? Yani hedefin oyundan çıkmak, oyuna girmek değil, hedefin üstbeninin senin önüne getirdiği olayları ve korkuları dönüştürüp geçmişini sevgiye döndürmektir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
27 Mayıs 2009 |
|
Konu: |
Aile şirketi / İş / Affetme |
SORU 1:
Merhaba Nil Hanım,
Ben ve ailem çok ağır bir dönem yaşıyoruz. Aile şirketi olduğumuzdan birbirimize bağlıyız ve şirkette yaşanan olumsuzluklar her aile ferdine yansıyor ve şu anda her aile ferdi aynı korkuyu yaşıyor – parasızlık korkusu, başarısızlık korkusu… Ama aileden bir tek ben sizin yolunuza inanıyorum ve çalışmalarımı yapmaya çalışıyorum. Sadece ben, şirketin iyiye gitmesi için bir şey değiştirebilir miyim? Diğerlerinin korkusuna ne olacak ve biz niye böyle bir dönem yaşıyoruz? Evren bize ne demek istiyor? Bana çalışmalarım için bir ipucu verirseniz çok sevinirim.
Teşekkür ederim.
CEVAP 1:
Yaşadığımız her olay, aile şirketi bile olsa o anda size hissettirdikleri için yaşanır. Yaşadığın bu olayın içinde senin ne hissettiğini ve korkularını bulup onları çalışıp dönüştürmelisin. Sendeki bu korkuların dönüşümünün şirketi ne yönde etkileyeceği önemli değil ve onun da nasıl olacağını bilemezsin. Sen sadece yaşadığın herhangi bir olay karşısında hissettiklerini kendinde değiştirmekten sorumlusun, yani içindeki korkularını bulup dönüştürmenin gayesi, şirketin kötüye gitmesine mani olmak şeklinde bakamazsın. Ve aslında hepiniz için doğru olanın ne olduğunu bilemezsiniz. Sizlere bugünkü korkularınıza göre doğru gelen bir şey korkularınız dönüştükten sonra anlamsız ve gereksiz gelebilir. Bunun için, içinde temizleyeceğin duygu ve düşüncelerin, içindeki üstben sayesinde yönlenmesine izin ver. Günlük hayatın içinde nelerden öfkeleniyorsan, hangi konulardan acı çekiyorsan onların çalışmalarını kendi içinde yap.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Merhaba Nil Hanım,
İlk önce cevabınız için teşekkür ederim. Son günlerde başka bir deneyimle karşılaştım. Babamla çok kötü tartıştım, hayatımdan çıkmasına kadar gitti duygularım. Babamla annem 12 yıl önce ayrıldılar ve evlilikleri pek güzel değildi; yaşanan şeyler de. Babamı affetmediğimi fark ettim ama korkularımı bulamıyorum. Sorumluluk hissediyorum ona karşı; hem kızıyorum dünyada hiç kimseye kızmadığım kadar hem de aynı zamanda çok acıyorum, vicdan azabı çekiyorum. Bunların arkasındaki korkularım ne olabilir? Bana bir ipucu verirseniz çok sevinirim. Çünkü ben bulamıyorum.
Teşekkür ederim.
CEVAP 2:
Bir çalışma yapacaksın. Bu çalışmada üstbenine, “Üstbenim, çocukluğumdan bugüne kadar babamla birlikte yaşadığım olumsuz bütün olayları bana hatırlat ve o günleri seninle birlikte sevgiye dönüştürelim,” diyeceksin ve tabii ki, üstben de senin gözünün önüne babanla yaşadığın olumsuz bir günün görüntüsünü getirecek.
Sen o gün yaşadığın bütün duyguları kendine hatırlatacaksın ve o yaştaki çocuk haline, “Şimdi kendini nasıl hissediyorsun?” sorusunu soracaksın ve o küçük halinin sana söylediği korkuları ona çalıştıracaksın. O sahnelerde kimler varsa herkese pembe kıyafet giydirene kadar ve bütün sahne pembe ışıklarla yıkanana kadar o yaştaki halini çalıştıracaksın.
Bu çalışmanın bir günde, iki günde biteceğini düşünme. Kendine büyük bir zevkle emek ver ve bu çalışmayı hiç sıkılmadan, belli bir süre tespit etmeden, her gün güzel bir ritimle üstbeninle çalış. Çalıştıkça faydasını görüp fark edeceksin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun.
Nil Avunduk
|
Tarih: |
10 Haziran 2009 |
|
Konu: |
Seçimler, oy verme ve aynalar, İş |
SORU 1:
Nil Hanım Merhaba,
Oy kullanmama sebebiniz nedir? Her Türk vatandaşı seçme özgürlüğüne sahipse, hangi partiye isterse oyunu kullanmalı. Her ne kadar kendi inancınızla “Ben kendimi ancak kendim yönetirim. Ben bana inanıyorum. Ben partiye bağlı değilim,” olumlamaları mı yapılıyor da oy kullanılmıyor? Ülkemizi yöneten bir hükümet var, bu ülke bir şekilde bir parti iktidarında yönetiliyor. Siz hangi inançla oy kullanmıyorsunuz? Gerekçenizi merak ediyorum.
Teşekkürler,
CEVAP 1:
Ben oy kullanmıyorum; ama sizin zannettiğiniz gibi “Beni kimse yönetemez, ben beni yönetirim,” inancıyla değil. Dünyayı bir tiyatro sahnesi gibi düşünürsek çeşitli roller vardır. Bu roller Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, Milletvekilliği, Valilik, Belediye Başkanlığı, Muhtarlık, patron, memur, iş adamı, baba, anne, çocuk… gibi rollerdir. Herkes bu rollerden birinde rolünü oynamak ister. Kimin hangi rolü oynayacağını kendisi seçer ve o rolü de en çok isteyen ve inanan alır. Benim “Seçemem kimseyi” dememdeki sebep budur. Kim hangi rolü istiyorsa ben o kişiyi yürekten onaylıyorum. İnanan seçilir ve inanan yönetir ve ne güzel. Yani bir rolü alan kişi oraya benim seçimimle gelmiyor ve sizlerin seçimiyle de gelmiyor. Kendine çok inandığı için ve o role çok inandığı için kendi kendini seçtiriyor. Yani bir insan seçim sırasında kendine ne kadar inanıyorsa ve seçileceğine ne kadar inanıyorsa karşısında onu seçenler de “Evet, biz de sana inanıyoruz,” diye ona, onun kendine inandığı kadar oy verirler.
Demek ki, seçimi kazanan kişi halkın sayesinde kazanmıyor, kendi inancı sayesinde kazanıyor. Seçimi kaybeden kişi de halkın sayesinde kaybetmiyor, kendi kendine inanmadığı için kaybediyor. Çünkü evrende tek bir kaide vardır; ne ekersen onu biçersin, yani dışarıya ne enerji yollarsan onunla karşılaşırsın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Cevabınız için teşekkür ederim. Benim tatmin olabileceğim bir cevap değil… Siz gerçi, “O da öyle güzel…” diyorsunuzdur.
Nil Hanım, siz bir yemeği seçerken “Ben bugün sebze yemek istiyorum,” deyip o yemeği yapıyorsunuz veya restorana gidip ısmarlıyorsunuz. “Bugün önüme ne gelirse kabul,” demiyorsunuz, sonuçta et yemiyorsunuz. Yani seçim yapıyorsunuz, tercih ediyorsunuz öyle değil mi? “Bu benim önüme geldi, yürekten onaylıyorum,” demiyorsunuzdur.
Yemeğinizi, kıyafetinizi, arkadaşlarınızı, evinizi, ortamınızı, arabanızı, hatta renginizi seçerken, oyunuz için partiyi niye seçmiyorsunuz? Sizin düşüncenize uyan bir parti mi yok? Haberlerden ülkemizin gerçeklerinden kopamayız değil mi? Biz bu ülkede dünyada geldik, bir sebebi var; elimiz kolumuz bağlı olmasak sizler gibi medeni güzel insanlar oy verse ne güzel olurdu.
Ben sizin görüşlerinize, inancınıza saygı duyuyorum; çünkü bana da fikirlerinizi hayata geçirmeme kılavuzluk yaptınız ama bu konuda ben çok takıldım… Ne çalışmamı önerirsiniz?
Sevgiler,
CEVAP 2:
Senin için önereceğim çalışma aynalık olacak. Sana tavsiyem, eline kalem kağıt alarak “Ben şu anda yöneten insanları nasıl tarif edebilirim?” diye bir başlık yazman. Altına madde madde onlarda en kızdığın tarifleri yap. Eğer arzu edersen bu yaptığın tarifleri bana da gönderebilirsin, seni ikinci adım olarak yönlendirebilirim veya yaptığın tasvirlerin karşına, “Ben bunu nerede, kime yaptım?” sorusunu sor bakalım; o tarifleri sen ne zaman, nerede yaşamışsın?
Biliyorsun dışarıda gördüğümüz her şey, dikkatimizi çeken her şey ve sinirlendiğimiz her şey bizim de aynı davranışları bir zamanlar bir yerlerde yapmış olmamızdandır.
“Ben bunu nerede ne zaman yaptım?” diye her bir tarifini tek tek tespit edip bulduktan sonra kendine her madde için şu soruyu sor: “Hangi korkularımdan dolayı böyle davrandım?” O yaşadığın olayın altındaki korkuyu bulmuş olabilirsin.
Ayrıca sana bir tavsiyem daha var; Aynalar – Konulu Çalışma CD’sinin karşısına geçip “Devlette gördüğüm hatalar” ve “Milletvekilleri ne yapıyor?” diye birer liste çıkar ve bunun üzerinden çalışmana devam et.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 3:
Teşekkürler…
İşimde insanları ben yönetiyorum. Aşırı titiz ve detaycıyım, araştırmacıyım, sorumluluk sahibiyim, işimi çok ciddiye alıyorum, çok değer veriyorum. Yöneticilerim beni takdir ediyor ve çok güveniyorlar. İş yerinde personel üzerinde dominant etkim var.
İlişkilerimde de öyle… Beraber olduğum erkeklere de hep o güçlü, çalışkan, aktif tarafımı yansıtıyorum. Bu benim benliğimde, özümde var. Gücü seviyorum.
Gel gelelim evdeki yaşantıma: Ailemle yaşıyorum, aileme bağlıyım, aslında ev içinde kendime ait bir odam var ve rahat bir yaşantım var. Aileme çok danışmıyorum; ama yemeğimi annem yapıyor, çamaşırımı annem yıkıyor, yatağımı bile annem topluyor. Evin sorumluluğunu almakla uzaktan yakından ilgim yok; ilgilenmiyorum da elektrik, su, aidat vs… Maddi kaygımız yok.
Ben zamanında ayrı yaşamak istedim, sadece kendimle olmak, hayatımda her şeyin sorumluğunu almak istedim. Ailem buna karşı çıktı, çünkü hep para biriktirmemi ve geleceğimi daha fazla garantiye almamı söyler dururlar. “Nasılsa büyük odan var, istediğin saatte girip çıkıyorsun, biz sana engel koymuyoruz, yalnız yaşayıp ne yapacaksın?” vs. vs. böyle birçok söz. Ben kendime sordum, “Yalnız yaşamak istiyor muyum?”diye. Evet, istiyorum. Ben kendimi bu konuda yeterli görüyorum. Param azalsa ne olur? Param azalmaz benim, ben hiç borçlanmadım, borç almadım hayatımda. Paramı çok güzel yönetiyorum; ama niye ben istediğim gibi yalnız bireysel bir yaşam süremiyorum acaba? Beni hep ailem mi yönetecek? Nasıl bir aynalık bu böyle? Ailem beni, ben iş yerinde çalışanları yönetiyorum. İşte böyle bir durum.
Çok uzun yazdım içimden geldiğince… Teşekkür ederim, öncelikle zaman ayırdığınız için.
Sevgiler,
CEVAP 3:
Ben sana “Devleti ve yöneten kişileri nasıl tarif edersin?” diye bir soru sordum. Çünkü ilk mektubumuzdan itibaren senin konun seçimler ve devleti yönetenlerdi. Ben de sana sorumu bu yönde yönelttim. Senin yapacağın aynalık çalışması devleti yönetenlerin nasıl kişiler olduğu ve nasıl yönettiklerine dairdi. Bana bunları yazıp yollayacaktın. Ben de sana ikinci adımını tarif edecektim. Ama sen benimle dertleşmeyi ve kendinin kendini tarif edişini yolladın. Sen benimle dertleştin ve kendini kendin tarif ettin. Bu benim öğrettiğim ve yaptırdığım çalışma sistemine uymaz.
Yazdığın mektubu bir daha okursan yazdıklarının seni hiçbir yere götürmeyeceğini anlarsın. Onlar sadece dertleşme yazıları ve bir anlamı yok. Kendini tarif edişin de her zaman eksik ve yanlıştır, hiçbir zaman gerçeğimiz değildir ve yanlıştır. Ve o kadar doğru değildir ki; senin de söylediğin gibi her ortamda farklı davranırız, davranışlarımız her yerde farklı görüntü verir, yani bir yerde yöneten olup bir başka yerde yönetilen olabiliriz.
Ancak benim öğrettiğim aynalık çalışması dışarıda gördüğün, kızdığın ve tarif ettiğin bütün insanların hareketlerini ve davranışlarını, senin nerede ve ne zaman yaptığını bulmaktır. Senin anladığın tarzda, seninle yıllarca mektuplaşsak hiçbir şey elde edemeyiz. Sadece dertleşirsin ve geçici olarak mutlu olursun ama netice sıfır. Sana tavsiyem, Aynalar, Korkular, Affetme, Bilinçaltı, Bağımlılık ve Üstben seminerlerimden oluşan Konulu Seminerler Çalışma CD’lerimin hepsini alarak çalışmandır.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 4:
Beni çok güzel anlatmışsınız. Gerçekten… Zaten yıllardır İçimdeki Yolculuk kitaplarını okuyorum. Seminerlere gelemesem de internetten izliyorum ama hep aynı… Kapalı bir kutu… Bir tek iş hayatımda inandığım, dilediğim noktadayım.
Akşam kalemi kağıdı alıp dediğiniz gibi çalışma yapacağım. Kendim için.
Teşekkür ederim.
SORU 5:
1- Ülkede, Yöneten insanları nasıl tarif ederim? Güçlü, diktatör, dinlemeyen, kaba, seviyesiz, hırsız, çalan, bağıran, yobaz, yüzsüz, gerici, yalancı
2- İş yerindeki Yönetim Kurulu: Görgülü, bilgili, güzel konuşan, güçlü, seviyeli, saygın, dinleyen, çalışkan, üretken
Burada yöneten insan tiplemeleri tamamen çelişiyor; zıt kutuplar… Ben hayatım boyunca hırsız, yobaz, seviyesiz olmadım. Bana nasıl bir aynalık yapıyor olabilirler, anlamıyorum. Bazen belki güçlü, dinlemeyen, diktatör bile olabilirim. Ben kabul ediyorum, kendimi böyle onaylıyorum…
Ama kaba, seviyesiz konuşan, yobaz, çözüm üretmeden vıdı vıdı eden insanlardan hiç hoşlanmıyorum. Tahammül bile edemiyorum. Sinir oluyorum. Hazmedemiyorum, saygı da duymuyorum.
Bana nasıl bir aynalık yaparlar, akılla bile çözemiyorum. Geçmiş yaşantımda değil, ben bu hayatımda herkesi olduğu gibi kabul etme, “O öyle güzel” deme noktasına nasıl gelirim bilemiyorum. Bana bu kendini kandırmak gibi geliyor. Bana sigara içen, leş gibi ter kokan, kaba saba küfreden insan nasıl güzel gelebilir ki?
Çok negatif duygular var biliyorum ama gerçek bu. Belki de bu ülkede doğmuş olmam pek güzel bir tesadüf değil.
Sevgiler,
CEVAP 5:
Mail’inin bir yerinde “Bazen belki güçlü, dinlemeyen, diktatör olabilirim. Ben kabul ediyorum, kendimi böyle onaylıyorum…” demişsin. Evet, kendinin böyle olduğun halleri önce kabul edip kendini onaylayacaksın; ama ikinci adımında yapman gerekenler başlayacak. “Ben nerede güçlü davranıyorum ve güç kullanıyorum?” sorusunu sorarak o anlarının gözünün önüne gelmesine izin vereceksin. “Ben nerede kimleri dinlemiyorum? Bunu yaptığım anlar hangi olaylar? Ben nerede diktatörlük yapıyorum veya diktatör gibi davranıyorum ve kimlere karşı yapıyorum? Hangi anlar ve hangi yaşadığım olaylarda bunları yaptım?” diye sorup o olayların içine girdiğinde kendine üçüncü adımda en önemli soruyu soracaksın: “Bunları hangi korkularımdan dolayı yapıyorum, bunları bana hangi korkular yaptırıyor?” O korkularını bulacaksın ve onun olumlamalarını yapacaksın. Böylece bir daha o hareketleri veya o davranışları yapmaz olacaksın. Böylece dışarıda fark ettiğin bu görüntüler değişmeye başlayacak. Sen artık diktatör gözlüğüyle bakmadığın için dışarıda da diktatörleri görmez olacaksın.
Gelelim ikinci isyanına: Kaba, seviyesiz konuşan, yobaz, çözüm üretmeden vıdı vıdı eden, sigara içen, leş gibi ter kokan, kaba saba küfür eden insanların yaptıklarını, “Ben bu hayatımda hiçbir yerde, hiçbir zaman ve asla yapmadım!” diye ısrar ediyorsan ve bu insanlar seni bu şekilde rahatsız ediyorsa ki sendeki enerji değişmedikçe devam edecektir. Geçmiş hayatlarının birinde bu tariflerini yaşamamış olman mümkün değil ve şu anda sen hala bu enerjileri taşıyorsun. Evren de sana dışarıda bu benzer enerjileri göstererek senin dönüştürmen gereken adresleri gösteriyor.
Benim tavsiyem, kendine bu mutsuzluğu daha fazla yaşatmaman için çalışma seminerlerimin DVD’lerini alarak (İçsel Temizlik Çalışma Semineri DVD 1, 2 ve 3) onların karşına geçip kendine doğru soruyu sorarak çalışmandır.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
10 Haziran 2009 |
|
Konu: |
Bacak ağrıları |
SORU 1:
Tüm Park ekibine sevgiler,
Yaklaşık bir sene önce sizlerle tanıştım ve katıldığım seminerler ve İçimdeki Yolculuk kitapları yardımıyla içsel temizlik çalışmalarıma devam ediyorum. Ancak son üç aydır bacaklarımın üst kısmında olan ve son haftalarda gittikçe şiddetlenen ağrılardan şikayetçiyim. Defalarca niyetlendim, üstbenime sordum ne anlamam gerektiğini, çok cılız ve birbiriyle alakasız cevaplar aldım her seferinde. Anlayacağınız, bir türlü çalışma ritmimi bulamadım bu konuda. Tabii ağrılar arttıkça bende gerginlik ve sıkıntılı durumlar yaratmaya başladı. En son bu ağrıların bende hissettirdiği hastalık, acı çekme, güçsüzlük, çaresizlik gibi korkularımı çalışıp ilgili olumlamaları yapıyorum. Ama yaptıktan sonra ağrılarımı gözlemliyorum tüm gün; artıyor mu, azalıyor mu diye. “Kendimi ve evreni test etmeyi bırakıyorum,” diyorum bu sefer de. Anlayacağınız, bu konuda biraz karışmış durumdayım, bu konuyu nasıl çalışacağım konusunda yardımcı olursanız çok sevinirim.
Tekrar sevgilerimle,
CEVAP 1:
Bu sıralar hayatında gözle görülür değişiklik yapma durumu var mı? Ve sen bunu yapmamak için içsel bir dirence mi girdin? İkinci sorum belki fark etmediğin ama üstbeninin sana değişiklik yapman veya yeni bir şeye adım atmanla ilgili bir ikazı olabilir. Belki bunları içindeki korkularından dolayı duymazlıktan ve fark etmezlikten gelmiş olabilirsin. Üstbenine şöyle bir soru sor: “Bana ne yaptırmak istiyorsun da ben fark etmiyorum? Beni nereye ilerletmek istiyorsun da anlamıyorum?”
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Cevabınız için teşekkürler, sizin dokunuşlarınızla iç dünyamda epey yol aldığımı düşünüyorum.
Sizden soruma cevap gelmeden önce kendi kendime bir çalışma yaptım. Hayatımda birçok dönemde birçok insanın sorumluluklarını üstlendiğimi fark edip hepsini hayalimde sırtıma binmiş gördüm, çalışma yaparak hepsini tek tek sırtımdan indirdim, onlara teşekkür ettim, yaşadığım sahneleri pembeleyip affetme yaptım; hem onlara hem kendime. Sonra inanılmaz bir hafiflik geldi, ağrılar yok oldu.
Sonra sizin cevabınız geldi, okudum; “Sanırım,” dedim “Kurtarma enerjimi bitirmek üzereymiş bu ağrılar. Ama cevabınızı okuduktan sonraki gün yine bel ve bacak ağrısı geldi geri.
Sonra bu sabah sizin bana sorduklarınızı tekrar düşündüm. Aslında duymazdan geldiğim bir cevapla yüzleştim, işi bırakmam konusunda. Ama şu anda başka gelir kaynağım olmadığı için ve birikmiş param da olmadığı için bunu yapamıyorum. Zaten bacak ağrılarımın belimden kaynaklandığını fark ettim. Aslında işle ilgili epey aynalık çalışması yapmıştım, şu anda beni rahatsız eden bir durum (insan) pek kalmamıştı, ama hala yaptığım işe hiç inanmıyorum. O yüzden de “Benim severek yaptığım bir işim var,” olumlamasını içime oturtamıyorum.
Bu noktada güvence olarak gördüğüm işimi, yokluk, parasızlık korkularımı çalışmam gerekiyor sanırım. Biraz daha yol gösterirseniz çok sevineceğim.
Tekrar herkese sevgiler,
CEVAP 2:
Üstbeninin sana söylediği “İşini bırak!” cümlesini fiziksel tatbikat olarak algılama. Önce çocukluğundan bugüne kadar “çalışma” ve “iş” ile ilgili bütün bilgilerini, sana yapılan bu konudaki baskıları, öğretileri ve tedbirleri gözden geçir. “Çalışmayan insan nasıl bir insandır ve ne olur?” gibi soruların sendeki cevaplarını bul. Bütün olumsuz bilgileri aldığın günlerdeki kendine, zihin değişikliği yaptır. Ona korkularını çalıştırarak o inandıklarının olumlusunu inandır.
Onlar dönüştükçe, yani geçmişindeki iş ve çalışmayla ilgili zihinlerin sevgiye dönüştükçe bugün, bu hayatındaki işle ilgili zihinlerin de dönüşecek. Onların dönüşümü seni, senin bu hayatında istediğin ve sevdiğin işi yaratmaya götürecek. Yani üstben seni parasız, sokakta bırakacak bir tavsiyede bulunmaz. “Bırak!” dediği şeyin anlamı, zihnindeki olumsuzlukları ve bağımlılık enerjini bırakmandır. Kendin için severek yaratacağın bir işin yaratım sürecinde her yaşadığın ortam ve deneyim, senin içsel temizliğin için bir araçtır.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
26 Haziran 2009 |
|
Konu: |
İş yerindeki aynalık: Arkadan konuşma |
SORU:
Merhaba Nil Hanım,
Bir şirkette Satış Temsilcisi olarak çalışıyorum. Sağlık sebebiyle geçici bir süreliğine işime raporlu olarak ara vereceğim. İşten ayrı olduğum bu sürede herkesin benim arkamdan konuşacağı nedeniyle işimi bırakmamak için kendimi çok zorluyorum. Bu duygumun altında yatan sebebi bulamıyorum. Ne tavsiye edersiniz?
İyi akşamlar,
CEVAP:
Bugüne kadar olan yaşantın içinde birileri senin bulunduğun yerden ayrıldığı sırada arkalarından konuştuğun, onların yaşantısı hakkında yorum yapıp yargıladığın bütün günleri kendine hatırlat. O günlerde yaşadığın bu olayların içine sanki o an yaşanıyormuş gibi canlı olarak girip bunu neden yaptığını kendine sorup o anki duygu ve korkularını bulup onları olumluya çevirdikten sonra, hem o günler temizlenmiş olacak hem de o günlerin yansıması olan bu günlerde insanların böyle bir şey yapacaklarını zannetmeyi bitireceksin.
Biz daha evvel yaşamadığımız hiçbir şeyi bilmeyiz ve böyle olacak diyemeyiz. Gördüğümüz ve tarif ettiğimiz her şey bize kendi yaptıklarımızı hatırlatır.
Aynalar semineri CD’sindeki çalışma seminerini kullanarak çalış.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
20 Haziran 2009 |
|
Konu: |
Park’taki kişiler – Ense ağrısı, direnç – İş yaratımı – Mantık, verim, kazanç |
SORU:
Merhaba,
Bir buçuk yıldır düzenli olmasa da PARK’a gelip, seminerlere katılıyorum. Son zamanlarda, Nil Hoca’ya Park Ailesi ile ilgili soruları sorup kafamdaki önyargıları temizledikten sonra ciddi bir şekilde korkularımı bulup onları sevgiye dönüştürmeye niyet ettim. Bu bağlamda da her gün, kendi sesimi dinlemeye gayret ediyorum ve o an içimden gelen beşlikleri tekrar ediyorum. Fakat bazı sorularım var. Eğer cevaplandırabilirseniz çok mutlu olurum:
1- Çalışmaları yaparken, korkularımı bulduğumda ya da beşliklerin sonunda gözyaşıyla beraber derin bir esneme geliyor, ama ben esnemekten ve gözyaşı dökmekten mutlu olsam da çok çalışma yaptığımda kronik olarak ense ağrılarım başladı. Boyun tutulması gibi ama sadece ensemde. Her an kaskatı kesildiğini anlıyorum ensemin, dokununca. Bu da normal bir şey mi yoksa vücudum da üstbenim gibi bana bir şeyler mi anlatmak istiyor?
2- Birkaç ay önce çok ümitle beklediğim bir iş yerinden ret cevabı aldım. İşe alım süreci 4 ay sürdüğü için, diğer başka hiçbir fırsatı değerlendirmedim. Kesin işi alırım diye düşündüm. Çünkü çok detaylı yapılan dört aşamalı sınavın her kademesini başarıyla geçtim. Daha sonra ret cevabı alınca yıkıldım diyebilirim. İstenmeme, tercih edilmeme, parasızlık, güçsüzlük (statüsüzlük) korkularım baş gösterdi. Düzenli olarak bunlara çalışıyorum ama yine de o reddedilme anını aklımdan çıkartamıyorum. Egom, “Hırsla çalış, yüksel, bırak Park’ı falan, gücü elde et, on sene sonra karşılarına çık ve intikamını al!” diyor. Onu dinlemek istemiyorum çünkü bu sefer sevgi yolunda çok kararlıyım.
Bir de beni reddeden bir devlet kurumuydu ve ben hep torpilin döndüğüne inandırıyorum kendimi (belki de dönmüştür).
3- Bütün bu dediğim konularda nasıl bir çalışma yapmam doğru olur? Çünkü tekrar gücün yoluna düşüp kendimi tüketmek istemiyorum. Sevgi yolu çok güzel ve çok rahatlatıcı ve doğru yol olduğunu hissediyorum ama gücün yolundan çok ama çok farklı. Direkt olarak mantığımla çelişiyor (Bunun normal bir şey olduğunu biliyorum; ama mühendis olarak yetiştiğim için her şeye mantık, verim ve kazanç amaçlı bakmayı öğrendim). Bunu nasıl yenebilirim?
Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Yedi sene bitiremediğim okuldan mezuniyetimi Park Ailesine borçluyum. Bunun için de ayrıca teşekkür etmek isterim.
Sevgiyle kalın,
CEVAP:
Sorularına cevap vermeden önce Park Ailesi diye bir aile olmadığını söylemek isterim. Aile kelimesi zihinlerimizde bağlı olmak durumunda olduğumuz, onsuz olamayacağımız, fedakarlık yapmamız gereken, sorumluluğumuz olduğunu düşündüren insan topluluğudur. Yani aile dediğin zaman, insanlar birbirlerine karşı sorumlu, görevli, birbirlerinden mesul demektir. Oysa bu dünyaya geliş sebebimiz sadece içimizi temizlemektir. Yani tek bir sorumluluğumuz var, o da kendi içsel temizliğimizi yapma sorumluluğumuz.
Park’ta bulunan herkes o anda orada olmak istediği için oradadır. Hiçbir bağı, bağımlılığı ve zorunluluğu yoktur. Sadece o an istediği için oradadır. İstemediği anda orada olmama özgürlüğüne sahiptir. Çünkü Park’a karşı bir sorumluluğu yoktur. Ayrıca Park’taki hiç kimseye karşı bir sorumluluğu yoktur. Yani Park bir aile değildir.
Evet, şimdi gelelim sorularının cevabına:
1- Çalışmalar sırasında esnemeler, gözlerin yaşarması, öksürme, iç çekme gibi şeyler normaldir. Bizler de çalışmalar sırasında ve değişim anlarında bunlara benzer şeyler yaşadık. Herkesinki farklı ve kendine ait bir tepki olabilir.
Boynundaki aşırı tepki, direncini gösteriyor. İçinde, söylediğin olumlamalara büyük tepki veren bir enerji var. Bu direncin sebebini, İçsel Temizlik Çalışma CD/DVD’lerimle bir çalışma yaparak bulabilirsin. Böylece de çalışmalar sırasında kendini daha rahatlatırsın.
2- Bütün sınavları başarıyla geçmiş olabilirsin, bütün kitapları ezberlemiş olabilirsin, tüm gerekenleri yapmış olabilirsin. Ama işte, yeni enerjinin, yeni sevgi enerjisinin özelliği burada devreye giriyor. Bilinçaltındaki senin fark etmediğin olumsuz kayıtlar, senin yaşamının yaratıcısı oluyor. Bu durumda şunu net anlamış olman gerekir ki, yaşamın mücadelesi senin dışında olmayacak. Yani kitaplar okuyarak, çok iyi dersler çalışarak varmak istediğin yere gelemeyeceksin. Onun için de zaten içimizdeki dönüşümleri yapmaktan başka çaremizin kalmadığı bir zamandayız.
Bunun için benim sana tavsiyem, Bilinçaltı seminerimin CD’sini alıp şu anda evde sadece o seminerde anlatıldığı, uygulandığı şekilde çalışman. Bakalım altından ne çıkacak.
3- “Mühendis olarak yetiştiğim için her şeye mantık, verim ve kazanç amaçlı bakmayı öğrendim. Bunu nasıl yenebilirim?” diyorsun. Öncelikle bunu değiştirmeye niyetin var mı ve bu konuda kararlı mısın? Ona bak. Eğer değilsen zaten mühendis olarak yetiştirilmenin faydasını göremediğin her pozisyonda, yeni bir çare aradığında, yani “Şu anda ne yapacağım?” diye inanarak içine sorduğunda üstbenin sana, o anda senin yapman gereken ve bilmen gereken her şeyi söyleyecektir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
11 Eylül 2009 |
|
Konu: |
Kendini muhtaç ettirme ve kendini var etme |
SORU 1:
Merhaba Nil Hocam,
Geçen haftaki Salı seminerinizde istediği işi yaratamayan bir arkadaşa, “İşi yaratana kadar para kazanabilmek için öylesine bir işe gir; o arada da çalışmalarını yapar, sevdiğin işi yaratırsın, o arada da ‘İşimi severek yapıyorum’ diye olumlama yaparsın,” dediniz.
Ben de sevdiğim işi yaratamadım. Ne olduğunu da bilmiyorum. Şimdiye kadar çok ciddi çalışmadığımı da söylemeliyim. Artık bu durumu değiştireceğim. Size sorum, şu anki mesleğim okullarda dans öğretmenliği. Şimdi okullar açılıyor ve ben, “Nasılsa korkularımla başvuracağım, en iyisi hiç başvurmayayım,” demek yerine, “İçsel çalışmamla kendimi bulana kadar para kazanayım,” diyerek okul aramaya başladım. Ama başvurduğum okullar ya beni bekletiyorlar ya ileri bir tarih veriyorlar ya da “Öğretmenimiz var” diyorlar. Benim burada işime karşı isteksizliğim mi buna neden oluyor? “Bu sefer işimi severek, değer vererek yapacağım,” diye yola çıktım ama -mış gibi mi yapıyorum, bilmiyorum. Bir yandan da okullar başladıktan sonra iş bulmak çok daha zor olacak…
Bu noktada ne yapmamı önerirsiniz? Mesleğimle ilgili çalışmalarımda sanki çok yavaş ilerliyorum. Şimdiye kadar çalıştığım yerlere baktım biraz, dansa ilk başladığım yerlerdeki beklentilerimi ve korkularımı buldum. Ama yetmiyor, sanki en derinde bir yere ulaşamıyorum gibi.
Bu arada bugün, çalıştığım tek okulun müdürüne maaşımı artırmasını istediğimi söyledim. Orada çalışmayı gerçekten seviyorum; bu dördüncü senem. Okullar birliğiyle ortak karar aldıklarını, onlara sorması gerektiğini söyledi. Parayı mı engelliyorum, bakmam gereken başka bir yer var mı?
Teşekkürler, sevgiler,
CEVAP 1:
Bütün bu anlatımlarından sana tek bir soru çıkarıyorum:
“Kendimi parasız bırakarak kime muhtaç yapmaya çalışıyorum? O kişiye muhtaç olduğum zaman nasıl bir hayat yaşayacağımı zannediyorum?”
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Merhaba Nil Hocam,
Sorunuz çok iyi geldi. Kendime sorduğumda önce annem, sonra nişanlım geldi. Nişanlıma çok net bir şekilde sırtımı dayamak istiyorum. Bunun farkına bir süredir varmıştım ve biraz çalışmıştım ve kendimi geri çekmiştim. Ama şimdi daha net anlıyorum. Ben dış dünyayla ilgili bir şey yapmamayım, o beni korusun kollasın istiyorum içten içe. Yani ben ona muhtaç olursam -ki bunu yani bana bakmasını ona sevgimin karşılığı olarak görüyorum!- güvende olacağım, beni ne yaparsam yapayım sevecek, insanlarla iletişimi iyi olduğu için benim yerime onlarla uğraşacak diye düşünüyorum.
Annemle ilgili ise, annemle yaşıyorum hala çünkü yuva sıcaklığında güvende olduğumu sanıyorum. Dış dünyaya adımımı atınca güvende olamayacağımı sanıyorum. Dışarıdan ne kadar çok korktuğumu gördüm. Ve şu anda nişanlımla annem arasında böyle bir denge kurmuş durumdayım. Annemden de evin geçimi açısından para yardımı almış oluyorum.
“Neden dış dünyadan bu kadar korkuyorum?” diye sorduğumda babamın başkaları hakkında eleştiri ve şikayetleri geldi, sanki insanlara güvenilmeyeceği sonucunu çıkarmışım gibi. Sonra onun annemi dövmesi geldi, o sahnelere giremedim, çok genel geldi.
Çalışmama ara verdiğimde annem aramış, onu geri aradım. Komşulara hırsız girmiş, bize dikkatli olmamızı söylüyordu. Fark ettim ki, bize (kardeşimle bana) güvende olmamızı söylüyor! Buradan esas konumun annem olduğu sonucuna vardım. Ve çalışmama “Ben nerelerde annemle güvende olduğumu zannettim?” diye devam ettim.
Doğru gidiyor muyum? Başka neler önerirsiniz?
Teşekkür ederim, sevgiler,
CEVAP 2:
Bu seferki anlatımından da bir soru soracağım. Madem baban anneni dövdü, hangi aile ve hangi evin içi güvenli de sokak tehlikeli? Sen şimdi nereye sırtını dayayacaksın?
Dayadığın yerler böyle yerler. Ve bunu on yıl sonra fark edersen de annenin o evi bırakıp çıkamadığı gibi, sen de kendini o ortamı bırakıp çıkamaz hale getireceksin.
Kendini var etme yolculuğunda iyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 3:
Evet, hocam. Bunu ben de fark ettim. O anlamda hiçbir yerin de güvenli olmadığını biliyorum. Ama bunu içime oturtmam için sadece bu anlayışa geçmem yeterli mi? Yani paranın önünü açmam için, kendimi var etmem için tam olarak neleri çalışmam gerekiyor? Kafam karıştı.
Yine babamın annemi dövdüğü bir sahnede, “Ben ailemsiz de güvendeyim,” olumlamaları yapmıştım. Ama bir şeyler eksik kalıyor demek ki.
Hangi soruyla devam etmemi önerirsiniz?
CEVAP 3:
Güvende olabilmek için anneni ve nişanlını var etmeyi bırakıp kendi içsel enerjini kendi hayallerine ve kendinin beklentilerine yönlendirip bunu kendinin yaratabileceğine inanacaksın.
Bunun için onlara yüklediğin bütün anlamları kendine çevirmen lazım. Özellikle ilk, nişanlınla başla. Bir kağıdın başına nişanlının özelliklerini yaz. “Bu özellik bende yok mu zannediyorum ve ben bunu niye dışarı çıkarmıyorum?” diye sorarak her bir madde için kendini tek tek çalıştır. Ve bununla ilgili olumlamalarını yerleştir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
23 Ekim 2009 |
|
Konu: |
“İş değiştirmek istiyorum” |
SORU:
Merhaba,
İşten çıkarıldıktan 8 ay sonra yeni bir işe girdim; fakat bu yeni işime severek değil, sadece parasızlıktan başladım. İşe girmeden hemen önce başka bir iş yerine de görüşmeye gittim ve görüşmeye gittiğim yer çok içime sindi, orada çalışmayı çok istiyorum; fakat oradan hala bir cevap alamadım.
Ben istemediğim bir işte çalışırken neden istediğim işi buluyorum fakat orada çalışmaya başlayamıyorum?
Teşekkürler,
CEVAP:
“Ben neden kendime hiç sevmediğim bir işi yarattım?” sorusunu sor ve bu sorunun cevabını bulabilmen için de o iş yerindeki bütün şikayetlerini, orayı ve kişileri neden sevmediğini madde madde tespit et. Bu çalışmanın sonunda oradaki kişilerle olan aynalığın, olaylarla benzer yaşanmışlıkların çıkacaktır.
Bunlar sana, içinde dönüştürmen gereken adresleri gösterir. Böylece o iş yerini sevip sevmeme mücadelesini kendi içsel temizliğin için bir vasıta olarak kullan. Bu çalışmanın sonunda ya o iş yerini çok sevip kalacaksın ya da çok sevdiğin bir işe gireceksin.
Bu, senin değişiminle doğal olarak gerçekleşecektir. Yani sen değiştikçe evren sana, senin için uygun ortamları getirecektir. Şu anda içinde bulunduğun ortamın senin içine uygun olduğunu kabul et. Bunu bir hediye olarak kabul edip dışarıya bakıp içindeki değişime doğru yönlen.
Konulu Seminer CD’lerimden Aynalar semineri CD’sini alarak orada uygulandığı gibi çalışarak ilerleyebilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 19 Nisan 2010
Konu:
SORU:
Nil Hocam merhaba,
Benim takıldığım ve size sormak istediğim bir konu var: Ben iş yerimde çok sıkıntılı zamanlar yaşıyorum son iki senedir. Size doğru aktarabilmeyi çok arzu ediyorum; fakat bir taraftan da kafam çok karışık, konuyu hangi tarafından ele almam gerektiğini tam bulamıyorum.
İş yeri arkadaşlarımı sevmiyorum. Bana oldukça garip gelen birkaç kişi var. Biraz burnu havada, kendilerine belli bir saygı gösterilmesini arzu eden hırslı kişiler… Fakat ben onların bu talep ettikleri saygıyı hak ettiklerini düşünmüyorum (özellikle de bu konuda talepkar oldukları için). Onların sığ olduklarını düşünüyorum; hem mesleki hem insani açılardan. Bu kişilerle aynalıklarımı samimiyetle bulmaya çalışıyorum. Bulduklarım gerçekten hiç hoşuma gitmese de kendimdeki kötü özelliklerle yüzleşiyorum. Bunlar şöyle:
1- Çevremdeki insanlar arasında ayrım yapıyorum. Çok pozitif, samimi ve zeki insanlardan çok hoşlanıyorum ve onlarla arkadaşlık etmeyi seviyorum. Bunların dışındakileri kendime layık görmüyorum ve kendimi üstün sanıyorum. Bu insanlardan uzak duruyorum. Onları da kendimden uzak tutmak için onlara da mesafeli yaklaşıyorum. (Dışlıyorum, bu sebeple de şu anda dışlanıyorum.)
2- İş yerindeki kıdemim ve pozisyonum sebebiyle, belli bir saygıyı hak ettiğimi düşünüyorum fakat bu saygıyı göremediğimi düşünüyorum ve buna üzülüyorum. (Saygı ne demek tabii? Bilemiyorum… Ne bekliyorum onu da bilmiyorum, sadece içimdeki şey garip bir tatminsizlik.)
3- Kendimi soyutladıkça soyutluyorum iş yeri ortamımdan. Biz açık ofis sistemi ile çalışan bir mühendislik firmasıyız. Salonda anlaşamadığım insanların birbirleriyle anlaşıyor, konuşup gülüyor olması beni çok huzursuz ediyor. Sevilmediğimi, arızalı bir insan olduğumu düşünüyorum. Fakat bir taraftan da samimiyetle, onların tuhaf olduğunu düşünüyorum.
Onları ne kadar tuhaf olarak nitelendirsem de, iş yerindeki bu dışlama-dışlanma durumları bana çok çok rahatsızlık veriyor. Fakat şimdi düşünüyorum da bu tip insanlar çevremde hep olmuşlardır. Ama ben onları hayatımdan hep uzaklaştırmayı başarmıştım. Örneğin halam da böyle biridir ve onu da dengesiz ve şuursuz olarak nitelendiririm ve zaten onunla tüm bağlarımı koparmıştım. Biraz da tehlikeli buluyorum sanırım böyle insanları. Yapacakları ve söyleyecekleri şeylerle bana zarar verebileceklerini düşünüyorum sanırım.
Benim arayışlarım bu iş yerimdeki huzursuzluk sebebiyle başladı ve sizi tanıdım. Üç dört aydır seminerlerinizi dinliyorum. Hafta sonu semineriniz için de adımı yazdırmıştım, ama Park’ı kapatmaya karar verdiniz. Böylesi hayırlıymış demek ki. Fakat yine de size danışmayı çok istedim. Bana bir ipucu verebilirseniz işaretleri tüm kalbimle takip etmeye niyet ediyorum.
Çok teşekkür ederim.
CEVAP:
Çocukluğundan bugüne, kendinin şuursuz ve dengesiz olduğun anları hatırla ve olayların içine girip o gün, oralarda hangi korkunu yaşadığın için şuursuz, dengesiz ve tehlikeli olmuştun? O korkularını çalışıp o sahnelerin sevgiye dönüşmesini sağla.
Ayrıca, aynalık olarak saydığın bütün özelliklerini çocukluğundan bugüne kadar yaptığın sahnelere tek tek girip o sahnelerde öyle düşünmeni sağlayan korkularını bulup o korkularını çalışıp sevgiye dönüştür. Böylece o sahnelerdeki enerjiler dönüşecek. O sahneler dönüştükçe iş yerindeki aynalar bitecek. İş yerinde tespit ettiğin bütün aynalıklar sana geçmişinde öyle günleri yaşadığın anları dönüştürmen için bir fırsattır.
Böylece iş yerine bundan sonra bunalarak ve sıkılarak gitmeyeceksin, masanın üstünde bir defterin olacak ve akşama kadar gördüğün her sahneyi not alacaksın ve akşam eve gittiğin zaman her gün kendinde gördüğün tüm sahneleri kendi içinde bulup dönüştüreceksin. Ertesi gün öğlene kadar çok huzurlu bir ortam yaşayacaksın, öğleden sonra üstbenin sana yine göreceğin olaylar yaşatacak. Onları da o gece dönüştüreceksin. Bir zaman sonra iş yerinde akşama kadar huzurlu yaşamaya başlayacaksın. Bu sefer de üstbenin dönüştüreceğin sahneleri yine gözünün önüne getirecek ama artık anda dönüştürebileceksin. Böylece hayatın içinde olaylardan ve işlerden kaçarak yaşamayı bırakıp aynı olayların ve yaşantının içinde yaşamla dans ederek yaşayacaksın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 19 Nisan 2010
Konu:
SORU:
Hocam merhaba,
Ben bundan yaklaşık bir ay önce üstbenimden bana “yeni bankacılığı” öğretmesini talep etmiştim ve bu konuyla ilgili bugün yaptığım çalışmayı sizinle ve herkesle paylaşmak istiyorum.
Bu arada ben bir private banker’ım.
Öncelikle zihinlerimi yazarak başladım ve arkasından üstbenimin bana verdiği cevaplar var:
1- Müşteri, yani portföy olmazsa iş yapamam.
Üstben: “Sen var olduğun için iş var.”
2- Müşteri bulmam lazım.
Üstben: “Evrende senim için var olan sana zaten gelir.”
3- Benim tek kaynağım müşteri ve onun parasıdır.
Üstben: “Senin tek kaynağın sensin. KENDİ YARATIMINA İZİN VER.” cümlesi içimde çınladı adeta, daaaaaaaannnnnnnn.
Ben kendi yaratımıma izin veriyorum. Ben kendi bolluğuma izin veriyorum. Ben kendi bolluğumun farkındayım.
Bir an kendi bolluğumu nasıl kilitlediğimi ama aynı anda da anladığımda bunun çözüldüğünü hissettim.
Ben kendimi evrenin sınırsız bolluğuna açıyorum. Ben evrenin bolluğunu hak ediyorum. Ben var olanla direkt buluşuyorum. Bolluğu bana birilerinin getireceğini zannetmeyi bitiriyorum.
4- İnsanları benimle çalışmaya ikna etmeliyim.
Üstben: “Söylemen gerekeni söyle ve olacak olana izin ver. Gelecek olana izin ver. İkna etmek müdahale etmektir; sana zorla mal satmaya çalışan birinden nasıl ki alacağın varsa bile almıyorsun bu da aynısı – iş yapman için ikna etmen ve fark yaratman gerekmiyor.”
5- Kendimin ve şirketin diğerlerinden farklı olduğunu anlatırsam tercih edilir ve işi alırım.
Üstben: “Ben böyleyim. Ben olduğum kadarım. Ben herkesle birim ve aynıyım.”
6- Müşteriye para kazandırdığım sürece benimle çalışır ve ben de bundan para kazanırım.
Üstben: “Ben sevdiğim şeyi yaparım ve para bana zaten gelir. Ben varım ve her şey benim için zaten var.”
7- Müşteriyi sürekli memnun etmeliyim.
Üstben: “Hiç kimseyi memnun edemezsin, herkes kendi yaratımıyla karşılaşır, sen kimseye para kazandıramazsın ve kaybettiremezsin. Herkes kendi istediği kadar yaratır.”
Ben olduğum gibiyim.
“Evreni bir açık büfe restoran olarak düşün; kimin neyi ne kadar isterse o kadar alacağına inan. Kimse kimseye bir şey veremez ya da alamaz.”
8- Müşteriye bilgi (rapor) ve tüyo vermeliyim.
Üstben: “Herkes kendi parasını yönetmeye yeterli. Herkes her şeyi biliyor.”
9- Ben yeni müşteri bulmak için insanları aramalı mıyım?
Üstben: “Mağazalar senin evine gelip veya arayıp ‘Alışveriş yap’ diyor mu? Hayır, aramana gerek yok.”
Müşteri çok. Ben benim için var olanla zaten karşılaşırım. Ben varım ve benim için müşteri çok var. Ben varım ve benim için iş zaten var. Evrende benim için var olanla buluşmaya izin veriyorum.
10- Benim için çalışan personelin almış olduğu randevulara gidecek miyim?
Üstben: “Onlar senin yaratımın olarak karşına çıktılar ve onların aldığı randevulara gidip anlatabilirsin, ama asla onlardan medet umma.”
Ben benim için yaratıyorum. Benim için tek yaratan benim.
11-Müşteriye tavsiye ve önerilerde bulunacak mıyım?
Üstben: “Herkes kendi parasını yönetmeye yeterli.”
12- Peki, ya bana fikrimi sorarlarsa?
Üstben: “Fikrini sorarsa söylersin ancak.”
13- Bankalardan gelen yeni ürün ve fonları ve raporları müşterilere gönderecek miyim?
Üstben: “Hiç kimse istemeden veya sormadan bir şey gönderme, talep edilirse gönder.”
Herkes her şeyi biliyor. Herkes yeterli.
14- Ben müşterilere hiçbir şey (ürün) aldırıp sattırmayacak mıyım?
Üstben: “Evrende her şey kendiliğinden oluyor zaten, kimse güneşe doğması gerektiğini söylüyor mu? Sen bunu yaparsan onları yok sayıp akışlarını kesmiş oluyorsun, aynen eskiden TRT’de yayın bozulunca koyulan Kütahya ibriği misali.”
15- Benim fikrimi sorduklarında ben neye göre cevap verip öneride bulunacağım?
Üstben: “Hiçbir şey önerme, ‘Siz nelere yatırım yapmak istiyorsunuz?’ diye sorduktan sonra aldığın cevaba uygun elinde olan seçenekleri söyle; şu hisseler, şu bonolar gibi. Herkesin ne istediğini bildiğine inan, onlar biliyorlar.”
İnsanların ne aradıkları ve ne istediklerini bilmediklerine olan inancımı bitiriyorum. Herkes ne yapacağını biliyor.
“Kendini onlardan daha iyi bildiğini zannetmeyi bırak.”
Ben işimin danışmanlık yapmak, akıl vermek, bilgi vermek, tüyo vermek olduğunu zannetmeyi bitiriyorum.
16- Evren borsa enerjisini desteklemezken ben nasıl olur da insanlar sorsa bile onlara yatırım enstrümanı söylerim? Ben böyle yaparak negatif enerjiye destek vermiş olmaz mıyım?
Üstben: “Onlar o oyuna hala inanıyor ve sen bir tezgahtar gibi tezgahta olan ürünleri çıkarıp söyleyeceksin ve onun seçimlerine izin vereceksin. Sen onun seçimlerinden ve yaptıklarından sorumlu değilsin.”
Ama bu “Ben uyuşturucu içmiyorum, sadece satıyorum onların seçimi ve sorunu,” demekle aynı değil mi? Yumurta satanla esrar satan bir mi?
“Evet, ikisi de aynı,” dedi üstbenim !!!!!!!!!!!!!!!!!!!! (gözlerim yuvalarından fırladı) Nasıl yani?
“Herkes istediğini seçmekte özgür, yeter ki sen vereceği kararına veya yapacağı seçimine etki etme. Herkes özgür. Sen onun inandığı bir enerjiye uygun olan ürünleri o sorduğu için söylüyorsun, yani her şey onun tercihi ve kararı.”
17- Mesela “Hangi bonoyu ve hisseyi almalıyım?” sorusunun cevabı nedir?
Üstben: “Bankaların bu yönde gönderdiği raporları kendisine iletebilirsin; çünkü onu talep eden enerjiyle hazırlayan enerji zaten bir.”
18- Peki, ben neden evrenin desteklemediği bir enerjiye ait olan bir yerdeyim? Artık bundan çıkmam gerekmez mi?
Üstben: “Bugüne kadar zannettiğin ve bildiğin bankacılığın yeni versiyonunu göstermek için, bunu anlayan enerjinle tüm evren için bu bilişi başlatmak. Hepimiz nefesimizi tuttuk senin bunu anlayıp başlatmanı bekliyorduk. Senin eski bildiğin bankacılık; – para bulmak – para yönetmek -tüyo vermek – piyasa bilgisi vermek – para kazandırmak veya kaybettirmek – bir şeyler aldırıp sattırmak- DEĞİL. Şimdi bankacılığın nasıl sevgiyle yapılacağını anladın, dur ve bu bilişin yayılmasına izin ver. Bir trafik lambası gibisin; insanlara direkt olarak durmalarını veya geçmelerini söylemiyorsun ama onlar senin duruşuna göre sana baktıklarında ne yapmaları gerektiğini biliyorlar ve her şey kendiliğinden akıyor.”
Bunları anladığımda içimde iki enerji birden çöktü:
a- Suçlanma: Sürekli evrenin desteklemediği bir iş yaptığım için kendime acı çektirmem ve suçlamam. “Ben yaptığım işi onaylıyorum,” dedim.
b- Parayı hak etmek için sürekli bir şey yapmak zorunda olduğuma olan inancım (ki bunu insanlara tüyo vererek, para kazandırmaya çalışarak yapmaya çalışıyordum).
Şimdi bu yeni bilişle yoluma adım atmayı ve açmayı başlatıyorum. Eşsiz yolum açık olsun.
Bu çalışmayla ilgili bana söyleyeceğiniz bir şeyler var mı hocam? Varsa söylemenize izin veriyorum.
CEVAP:
Yaptığın işten dolayı duyduğun suçlanma duygusunu işten dolayı suçlanmadan değil, içinde var olan suçlanma duygusunun merkezinden bitirerek devam et. İçindeki gerçekten var olan suçlanma korkusunu bitir. Çalışmayı suçlanmayı daha derinden bitirecek şekilde yönlendir.
Bu korkunu tam merkezden bitirdiğinde hayatın içinde yaşadığın her anı, suçlanma enerjisini hiç bilmeyecek ve hissetmeyecek şekilde yaşayacaksın; hayatın içinde, suçlanmana kılıf bulmaya çalışarak yaşamayı bitireceksin ve kendini gerçekten dönüştürebileceksin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 19 Nisan 2010
Konu: İş / Eğitim
SORU:
Merhaba Nil Hocam,
İş bulma konusunda uzun bir süredir çalışıyorum. Kendimde tespit ettiğim birçok konuyu bulup çalıştım, ancak bir konuyu çözemiyorum. Yeteri kadar İngilizce bilmediğimi düşünüyorum. Bu yüzden istediğim işlere kabul edilemeyeceğimi düşünüyorum. İngilizce ile ilgili konuyu çözmek üzere ne zaman çalışmaya girsem bir sonuca ulaşamıyorum. Çalışmaları rahat yapıyorum, ilk defa bu kadar takılıp kaldım. Bu konuda nasıl bir yol izlememi tavsiye edersiniz?
Teşekkür ederim.
CEVAP:
İngilizce bilmemenin haricinde olumlu olan hangi özeliklerin var? Bu özelliklerini listele. Bir iş yeri seni neden alsın? Sen bir iş yerine ne fayda verirsin? Bunları doğru tespit ettiğinde doğru yerde doğru zamanda işe girersin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 15 Mayıs 2010
Konu:
SORU:
Merhaba Sevgili Nil Hanım,
Nasılsınız? Yeni düzeninizin size yeni güzellikler getirdiğini umuyorum. Sitenizde, çalışmalarımızla ilgili sorularımızı yanıtlayabileceğinizi söylemiştiniz. Benim de şu aralar kendi kendime yanıtını bulmakta zorlandığım bir sorum olacak.
Yaklaşık üç yıl önce başladığım içsel çalışmalarımın dışımdaki hayata yansımalarını, birçok alanda mükemmel değişimler ve güzellikler olarak görüyorum. Ancak, bir alanda işler kısa süre öncesine kadar benim için yoluna girmemekte ısrar ediyordu. Uzun süre boyunca istediğim işi yaratamamanın sıkıntısını yaşıyordum. Hayatımda her şeyi yoluna koymuş ve artık içsel çalışmalarımı bir ödev gibi değil, günlük hayatımın bir parçası olarak yapmaya başlamış olmama rağmen, istediğim işi kendime yaratamama bir türlü anlam veremiyordum. Bununla ilgili yaptığım temizlikler, bilinçaltı çalışmaları da beni iş yaratımımın takibini yapar, çetelesini tutar duruma getirmeye başlamıştı.
Kısa süre önce bir gün, bir anda anladım. Benim bir içsel çalışmamı dışımda değişmesini istediğim şeyler için yapmam son derece yüzeysel bir kavrayıştı. Ben, artık sevginin hafifliğini ve her şeyi sımsıcak kaplayışını bilen olarak, o andan itibaren işimi, evimi vb. değiştirmek güzelleştirmek için çalışma yapma niyetimi bıraktım. Sadece özüme uygun yaşamaya odaklanmaya başladım. Ne zaman birisiyle ilgili bir yargı ifadesi geçse zihnimden, “Herkes ve her şey bir,” dedim ve sevgi olmaktan çıktığım her an kendimi uyararak sadece özüme dönmek, herkesi birlik ve teklik gözleriyle görmeye, çalışmalarımda hissettiğim sevgi ve tamlık halini, gözlerim açıkken ve dışarıdayken de hissetmek için çalışmaya başladım. İyi ki de başlamışım. Daha hala, iki ileri bir geri gidip gelsem de biliyorum ki, bu da benim içimdeki kilometre taşlarından biri olacak.
İşe odaklanmayı bırakıp “Ben içimi yalnızca sevgi halime dönmek için temizliyorum,” dedikten kısa bir süre sonra, tam istediğim gibi bir işin ben hiç uğraşmadan, takip etmeden, hatta bir yerlere başvurmadan gelip beni bulduğunu söylesem şaşırmazsınız herhalde. İçsel çalışmalarımı da yine aynı söylediğim şekilde yapmaya devam ediyorum.
Yalnız burada içime hala oturmamış, henüz anlamadığım bir şeyler olacak ki, gerek bu iş gerekse dışarıya yaptığım diğer işlerde, para akışıyla ilgili bir anda bir tıkanıklık yaşamaya başladım. Hayatımda ilk kez yaptığım işin karşılığı olan paralar bana geç gelmeye başladı. Yine gayet iyi biliyorum ki anlayıp düzeltsem, benim para için kimseyi aramama gerek kalmayacak. Nitekim geçmiş dönemlerde benzer durumlarda içsel çalışmamı yapar yapmaz, paramın yattığına şahit olmuştum; ama bununla ilgili ne kadar çalışma yaparsam yapayım, tam sebebini bulamıyorum ve bu sefer de para yatmış mı takibine girmekten kendimi alıkoyamıyorum.
Daha önce yaşamadığım bu aksaklığı, tam bu anda yaşamamın sebebi nedir sizce? Neyi görmem ve anlamam gerekiyor? Nasıl işim için çalışma yapmayı bıraktıysam, aynı şekilde para için de çalışma yapmayı bırakmak istiyorum. Yine yüzeysellik oyununa girmek istemiyorum. Öte yandan paramı almada gecikmek de beni sıkıştırmaya devam ediyor. Bunu geçmeme yardımcı olursanız çok memnun olurum.
Umarım mesajım uzun olmamıştır.
Şimdiden teşekkürler ve sevgiler,
CEVAP:
Paranın tıkanıklığı, sendeki bütün enerjinin dönmeyen bir yerini gösteriyor. Yazdığın bu mailde bir yer çok dikkatimi çekti. “Yargıladığım insanları yargılamayı artık durduruyorum, o da sevgi diyorum,” demişsin. Böyle yapma, tarif ettiğin her şeyi açık açık tarif et. Çünkü hala tarif edebildiğine göre, orada açık kalmış bir aynalığın vardır. Yargılamamak için uğraşma, o yüzeysel olur. Tam tersi, içinden bir yargı geliyorsa buna izin ver. Onun tarifini tam yap ve o tarifi kullanarak senin hangi yönünü dönüştürmediğin için bunu gördüğünü bul. Sende dönüşmesi gereken o enerji dönüştükten sonra, zaten bir daha o tarifi kendiliğinden yapamaz hale gelirsin.
Benim burada fark ettiğim, kendinde yargılarını durdurarak aynalıklarını tıkamış olduğun. Bütün tariflerini serbest bırakarak aynalıklarının önünü aç.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk

Nil Avunduk bu seminerinde;
AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.
devamı için tıklayınızdetay için lütfen “Seminer Programı” sayfasına bakınız.
devamı için tıklayınızBu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.
İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk