Tarih:

30 Ocak 2009

Konu:

Korkuların tetiklendiği anlar

SORU:

Merhaba hocam,

Gün içinde sinirlendiğim, üzüldüğüm olayları akşamları dönüştürme çalışması yapıyorum. Ancak beni çok üzen olayları, o günün akşamında dönüştürmekte zorlanıyorum. Özellikle kendimi affedemiyorum. Ancak olayın üzerinden bir süre geçip benim üzerimdeki etkisi azalınca olayı daha rahat dönüştürebiliyorum, affetmemi yapabiliyorum. Fakat bazen bu sinirlendiğim olayları dönüştürmediğim süre içerisinde nezle oluyorum ve bu üzüldüğüm olaydan kaynaklandığını fark ediyorum. Bu durum sıkça başıma geliyor. Böyle olmasını istemiyorum. Çalışmalarımı nasıl yönlendirmemi tavsiye edersiniz?


CEVAP:

İçindeki enerjilerin en güzel dönüşme anları en sert olduğun anlardır. O sert olduğun anda enerji, alıp da fark edesin diye tam tepe noktasına çıkmıştır. Sen onun sakinleşmesini ve aşağıya inmesini beklersen egonun bir oyununa gelip senin önüne başka bir korku ismi ve başka bir sahne çıkarabilir. O sakinleşme devresi iyi bir devre değildir ve egonun eline geçme devresidir. Bu devre, egonun uydurmalarının üreme devresidir.

Ben kendimde en güzel çalışmaları, en öfkeli anlarımda kendimle başbaşa olabileceğim bir yere girerek (tuvalet vs.) derin nefes alıp verip “Şu anda yaşadığım her şeyi tam olduğu haliyle kabul ediyorum,” cümlesinden sonra “PEKİ, ŞİMDİ BANA NE OLDU? PEKİ, ŞİMDİ BANA KARŞIMDAKİ NE YAPMIŞ OLDU?” diye çok kararlı sorular sorarak, hatta nefes alamayacak hale gelene kadar kendime sorular sorarak altındaki korkuyu bulup dışarı çıkarırdım ve o anda yapacağım bir sevgiye dönüştürme çalışması ile (korku dönüştürme çalışması) anında dönüşümümü yapardım. Olumlamalarımı da bütün gün, ben o olana kadar tekrarlardım. Aynı şekilde çalışmanı tavsiye ederim.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

30 Ocak 2009

Konu:

Muhtaç olma korkusu

SORU:

Merhaba,

Muhtaç olmanın aşağılık bir şey olduğunu, beni çaresiz hissettirdiği, kendimi değersiz ve güvensiz hissettirdiğini buldum. “Ben muhtaç olsam da değerliyim.” ile başladım. Bir de merak ediyorum, böyle bir olumlamanın oturduğunu nasıl anlarım? Testi nasıl olur, nasıl gelebilir? Yani mutlaka bir muhtaç olma deneyimi mi yaratılır? Şu anda da bunları yazarken birinden para istemenin ya da bir şey istemenin bana zor geldiğini, hatta kendimi suçlu hissettirdiğini buldum. Nasıl bir yol izlemeliyim?

Teşekkürler,


CEVAP:

Muhtaç olma korkusunun bittiğini, etrafında muhtaç insanlar görmediğin, “Bir gün muhtaç duruma düşeceğim,” tarifini yapamaz hale geldiğin zaman, zenginlikle muhtaçlığı içinde bir edebildiğin zaman anlarsın. Fakir ailelere ya da muhtaç durumda olan kişilere üzülerek bakmamaya başlamışsındır. O zaman muhtaçlığı bitirdiğini anlarsın. Bazen muhtaçlık parayla, bazen de hasta olmakla da karşına çıkabilir. Hiçbir yeri tutmayan bir insanı görüp etkilenirsin. O etkilenme halin bittiğinde sendeki o enerji bitmiştir. Bunun için hem korkularını çalışman hem de üstbenin o anda sana verdiği olumlamaları, sen o olana kadar tekrarlaman gerekir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

14 Mart 2009

Konu:

Korkuları sevgiye dönüştürmek

SORU:

Herkese merhaba,

Benim sorum korku dönüşümleri ile ilgili olacak. Örneğin bir kişinin hareketleri bizi rahatsız ediyor, yani bizim korkularımıza basıyorsa bizler o korkuları dönüştürdükten sonra o hareketlerden rahatsız olmayacağız. Ancak bu demek değil ki; o kişi o hareketleri yapmaktan vazgeçecek, o yine yapacak ancak artık bizi rahatsız etmeyecek.

Bundan yola çıkarak, örneğin başarısızlık korkumuz için, acaba korkumuzu yenmek kendimizi kandırmak mı oluyor diye düşünüyorum bazen. Çünkü korkumuzu yendikten sonra, belki “Ben başarısızım,” gibi bir hissimiz kalmayacak, ancak bu belki de aslında başarılı olduğumuzu göstermeyecek. Yani bir nevi kendimizi kandırmış olacağız. Buna açıklık getirebilirseniz sevinirim.

Sevgiler,


CEVAP:

Korkunu yenmeyeceksin. Korkunu sevgiye dönüştüreceksin. Evrende var olan hiçbir enerji yenilmez ve kaybolmaz ancak dönüşür. Başarısızlık korkunu sevgiye dönüştürdüğün zaman da başarılı ve başarısız olma anlamını bitirir. Sen her ne yapıyor isen ve o an her nasılsan senin için ve herkes için güzel olur. Bir insanın başarılı ve başarısız oluşu korkularının sohbetidir. Her insan her haliyle tam ve mükemmeldir. Korkuların bittiği zaman mükemmeliyetçi olmayacaksın, ama tam ve mükemmel olduğunu bileceksin.

İyi çalışmalar,

Yolun  açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

14 Mart 2009

Konu:

Başarısızlık ve sevilmeme korkusu

SORU:

Merhaba Nil Hocam,

Bugün kendime neden iş getirmediğimi sorduğumda, başarılı olmaktan korktuğumu söyledi üstbenim. Başarısızlık ve sevilmeme korkum bir arada gittiği için çok şaşırdım. “Neden?” diye sordum. “Sevilmeme korkusu” dedi.

Böyle bir korku var mı? Yoksa bu, dualite içinde, “Başarılı olursam beni severler, yani gene beni ben olduğum için değil, başarılı olduğum için severler, yani aslında beni sevmemiş olurlar,” zannetmek mi?

Sevgiler,


CEVAP:

Başarılı olup sevilmediğin günleri bulacaksın. Özellikle ilkokul devresini hatırla. Başarılı olduğun için sevilmediğin, dışlandığın anlar yaşamış mıydın?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

16 Nisan 2009

Konu:

Çocuklar, aynalık ve suçlanma

SORU:

8 yaşında bir kızım var. Son dönemlerde okulda birtakım olaylar yaşıyor. Geçenlerde, arkadaşlarını (kızımın “benim iyi arkadaşlarım” diye belirttiği iki arkadaşını), okuldaki bir arkadaşına ait bir şeyi, altından izinsiz alırken görüyor. Diğer arkadaşı geliyor “Kim aldı?” diye soruyor. Kızım da “Şunlar, şunlar aldı,” diyor. Kızıma, alan arkadaşları, “Sen neden söyledin? Biz artık seninle konuşmuyoruz, sırlarımızı seninle paylaşmıyoruz,” demişler. O da çok ağlamış. “Ben yanlış bir şey yapmadım ki neden bana böyle yapıyorlar ki?” dedi. “Benden yardımcı olmamı mı istiyorsun?” dedim. “Evet” dedi. O anları gözünün önüne getirdi, oradaki duyguları bulduk, pembeledik.

Peki, ben de bundan bir şey anlamalı mıyım? Neyi anlamalıyım?

Dün kızıma harçlık vermiştim. Cüzdanına koymuş. Sonra yine bu en iyi arkadaşlarım dediği iki kız arkadaşının, cüzdanını, sıranın altından alıp içinden para alırken görmüş. Yine çok ağlamış. Yine benden yardım istedi. Ben yine aynı şekilde yardımcı oldum. Burada yine benim anlayıp acil çalışmam gereken ne?

Bugün yine bu iki kız arkadaşı kızıma, “Bana dokunma, bana dokunma!” diye bağırmışlar. “Neden böyle yapıyorsunuz?” diye sormuş cevap alamamış. “Ama benim hiçbir suçum yok ki, ben hiçbir şey yapmadım,” dedi.

Sevgili Nil Hanım ne yapmam gerekiyor? Bana bu konularda cevap verirseniz çok sevinirim.

Sevgiler,


CEVAP:

Kendi ilkokul günlerinde buna benzer yaşadığın olayları hatırlayıp sevgiye dönüştür. O günlerden bugüne kadar gerçekleri söylediğin ya da gerçekleri söyleyemediğin için kendine kızdığın, kendini suçladığın anları hatırla. Her olaydaki enerjileri sevgiye dönüştür. Bunlar şu anda böyle sahnelerini hatırlaman için pıt pıt’ların.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

20 Nisan 2009

Konu:

Güçsüzlük korkusu

SORU:

Merhaba Hocam,

Az önce babamla ilgili çalışma yaptım. Ben küçükken anneme bağırdığı ve benim ondan çok korktuğum bir andı. Zaten bütün çocukluğum böyle geçti. Sinirli, zalim baba; sinik, korkan, güçsüz anne…

Çalışmamda güçsüzlük korkumdan dolayı böyle bir aile seçtiğimi hissettim, güce inancımdan. Yalnız, bu güçten korkma, annem gibi bende de var; gücün bana zarar verebileceğinden korkum. Bu nasıl çalışılır? Zarar görme korkusu mu, yoksa güvende olamamak mı?

Bir de güçsüzlük korkumu nasıl çalışmalıyım? Parayla ilgili problemler de yaşıyorum hangisine ağırlık vermeliyim?

Parayla ilgili olarak da kendimi çok paraya layık görmediğimi buldum ve bunun olumlamalarını yapar durumdayım. Yanısıra, evrenden parayla ilgili bulamadığım zihinlerim varsa bana bunları söylemesini istemiştim. Oyunu duydum, “Kadının kazandığı paranın bereketi olmuyor”, bu ne demek? Bu konuda nasıl bir olumlama yapılır?

Son olarak parayla ilgili çalışmamda paranın bana aktığını, ceplerimi doldurduğunu, ceplerimin taştığını fakat parayı bırakamadığımı, tuttuğumu fark ettim.  Yokluk korkumdan mı, yoksa onlar giderse yenisinin geleceğine
güvenemediğimden, yenisinin gelmeyeceğinden korktuğumdan mı, yoksa hepsi mi?

Teşekkürler,


CEVAP:

Güçsüzlük korkusunu çalışırken üstbenine, “Hangi yaşadığım günlerde güçsüzlük korkusu hissetmiştim?” diye sorup o günlerine git. O günlerdeki kendine, “Şu anda hangi korkularını hissediyorsun?” diye sor. O sahnelerde sana gelen bütün korkularını, korku dönüştürme çalışması halinde kendine çalıştır. Ve o sahneler tamamıyla pembe olana kadar içindeki bütün olumsuz kelimeleri bul.

Böylece güçsüzlük korkusunu yaşamayı, diğer korkularını çalışarak, bu şekilde sevgiye dönüştürerek o sahnelerdeki enerjilerini bitirmiş olacaksın. Onlar da bugünkü seni etkilemeyi bırakacak.

Özellikle para konusunda, korkularını çalışırken güçsüzlük korkun azaldıkça parayla olan olumsuz enerjilerin de azalacak. Para konusuyla ilgili bilinçaltındaki tüm olumsuz kayıtlarını bulman lazım. O bulduklarını, bulduğun anda olumluyla değiştir. Artık yeni inancın olumlamalardaki olumlu, o güzel cümleler olsun.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun

Nil Avunduk



Tarih:

7 Mayıs 2009

Konu:

Rezil olma korkusu

SORU:

Sayın Hocam,

Rezil olma korkum çok yüksek. Biraz bahsedebilir misiniz?

Teşekkürler,


CEVAP:

Rezil olma korkunu dönüştürebilmen için çocukluktan bugüne kadar “Rezil oldum!” dediğin sahnelerini tekrar canlı olarak yaşaman, onun içindeki o yaştaki, o pozisyondaki kendine korkularını ve duygularını buldurman, o yaştaki ve o durumdaki haline o korkuları ve o enerjileri çalıştırıp o sahnelerin hepsini sevgiye dönüştürmen gerekir.

Yani rezil olma korkunu tek başına çalışıp herhangi bir olumlamayla bu korkunun enerjisini bitiremezsin. Tek tek böyle günlerini hatırlayıp oradaki enerjilerinin hepsini sevgiye dönüştürmen gerekir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

7 Mayıs 2009

Konu:

Aldatılma korkusu

SORU:

Hocam,

Kıskançlığı nasıl bırakabilirim? Oluruna, akışa bırakmak… Sevgilimin benimle görüşmediği her zaman beni aldattığını, sevmediğini düşünüyorum. Beni arayıp sormaz, ilgilenmezse beni sevmediğini düşünüyorum. Onun telefonunu kontrol ediyorum; olması gereken oluyor sanırım, başka kızlara yolladığı mesajları buluyorum, ofisini arıyorum, takip etmiştim. Hepsini bırakmaya karar veriyorum, kontrolü, oldurtmayı; ama bir süre sonra yine içime bir merak düşüyor ve yine kıskançlık, merak, kontrol, takip huylarıma kapılıyorum. Bu kadar stresle de onunla olan ilişkimi de mahvettiğimi, keyifsiz hale getirdiğimi fark ettim, huy temizliği yapabilir miyiz bugün?

Hocam ve de istenmeme, sevilmeme, yetersizlik korkuları çalışması yapabilir miyiz?

Çok teşekkürler,

Sevgiler,


CEVAP:

Yazdığın yazıdan anladığım kadarıyla aldatılıyorsun, ilişkin istediğin ölçüde değil, hayal ettiğin ilişkiyi bulamamışsın ve kendini bu kötü ve olumsuz ortama uydurmaya çalışıyorsun.

Ben sana şöyle bir soru sorayım: Neden böyle bir ilişkiyi, yani seni mutsuz eden,  seni takip etmeye mecbur eden ve seni şüphelendiren bir ilişkiyi iyiymiş gibi düşünerek ve devam etmeye mecburmuş gibi hissederek devam etmek istiyorsun?

Kendine net bir soru sor: “Bırakırsam, ayrılırsam BANA NE OLUR? Kendimi nasıl hissederim?” Bu soruları sorup kendi içini dürüstçe, bütün açıklığı ile fark edersen gerçek korkularını, olumsuz bilinçaltı kayıtlarını bulup dönüştürürsün. Sen kendi içsel değişimini yaptıkça evren senin karşına senin o anki durumuna uyan enerjideki kişileri getirir.

Şu anda yaşadığın bu durum, senin içsel enerjine uygun ama seni mutlu etmiyor. Mutlu ve huzurlu olmak için değişmen lazım. Başlangıcında korkularınla başlattığın bir ilişkiyi, korkularınla devam ettiriyorsun. Bunun için net soracağın soru, hiç çekinmeden, “Ben ayrılırsam, onsuz olursam bana ne olur?” Bu sorudan hareket edeceksin ve buna göre korkularını çalışıp olumlamalarını yapacaksın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

7 Mayıs 2009

Konu:

Yalnızlık ve yükseklik korkuları, kararsızlık

SORU 1:

Sevgili Hocam,

Benim yalnızlık korkum ve yükseklik korkum var. Korkular seminerinizde bu korkuların bahsettiğiniz türden korkular olmadığını, ancak özel çalışmalarla kolaylıkla halledilebileceğini söylemiştiniz. Özellikle evde tek başına kalmaya korkuyorum.

Bu konuda yardımcı olabilir misiniz?


CEVAP 1:

Yalnızlık korkusu karmik bir korkudur ve bir kerede bir şekilde dönüştürmeyi bekleyemeyebilirsiniz. Bunu yanlış anlamışsın.

Evde yalnız kalma korkusu bir kerede dönüştürülebilecek bir korku. Onun altında büyük ihtimalle çocukluğunda, evde yalnız kaldığın bir sırada yaşadığın bir olay yatar. Bunu kendinde bulup oradaki korkularını ve duygularını sevgiye dönüştürebilirsin.

Çalışmalarını, seminer kayıtlarımdan oluşan İçsel Temizlik Çalışma DVD/CD’sinin karşısına geçerek yapabilirsin. Bu DVD/CD’lerde iki saat boyunca içsel temizlik ve sevgiye dönüştürme çalışması yaptırdığım seminerlerimin kayıtları var.

Yükseklik korkusu için de aynı şeyi söyleyeceğim, onun dönüşümü çok kolay. O da çocukluğunda yaşadığın bir olayın içindeki duygularda yatıyor. Onu da yine evde İçsel Temizlik Çalışma DVD/CD’sini izlerken yapacağın bir çalışmayla dönüştürebilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Hocam benim bir sorum daha olacak: Karar vermek

Karar vermekte çok zorlanıyorum, seçim yapmakta da. Sabah giyeceğim kıyafetle başlıyor kararsızlık. Gün içinde verdiğim kararları sık sık değiştiriyorum. Otobüste veya bir salonda oturacağım yeri seçerken bile karar veremiyorum. Hangisine karar versem ötekinde aklım kalıyor. Bu konu beni çok yoruyor. Neye çalışmam gerekli?

Teşekkürler,


CEVAP 2:

Çocukluktan bugüne kadar verdiğin kararların yanlış olduğu ile ilgili suçlandığın günleri hatırla. Yani gözlerini kapat, derin bir nefes alıp ver ve yukarıda sana söylediğim cümleyi üstbenine soru olarak söyle. “Nerede, ne zaman hangi kararlarımdan dolayı hem ben hem etraf zor duruma düştü ve beni suçladılar?” diye sorunu sor, kendine o günlerini hatırlat.

O olayların içindeki duygularını ve korkularını kendine çalıştırarak o sahnelerdeki enerjilerini sevgiye dönüştür.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

7 Mayıs 2009

Konu:

Direnç ve değişim korkusu

SORU:

Bundan üç yıl kadar önce beni aylarca yatağa bağlayan, ağrılar çektiren ve hayatımı durduran bir rahatsızlığa düştüğümde bunu kendimin yarattığını biliyordum. Ondan önce de, yaşadığım olayları benim başlattığımı hissetmiştim. Bana önce gayet iyi davranan, ama zamanla kötü davranan insanları böyle davranmalarına, içimde bir yerlerde kendi değersizliğime inandığım için benim ittiğimi biliyordum. Yakınlarımda gördüğüm ve bana sıkıntı veren davranışlarını benim de başkalarına yaptığımı da fark etmiştim. Yani bu çalışmalarla karşılaştığımda bir miktar da olsa kendi kendime fark etmiş bir noktadaydım. Geriye çözüm yolu kalmıştı. Bunun için de okuyup duruyordum. Sonra sizinle çözüm yolunu da bulmuş oldum.

Bunları niye yazıyorum?  Bu farkındalıkta olan birinin çok kolayca bu çalışmaları kavraması, kabul etmesi ve hızla yol alması gerekirdi. Oysa bu açıdan bakınca üç yıl gibi uzun bir sürede çok az yol aldım, çünkü bir o kadar da güçlü bir egom varmış.

Tam çalışmalara başladığımda kendimi durduruyorum. Sanki hızlı gitmemem gerekiyor. Hiçbir şeyi öyle kolayca geçip gitmemeliyim. Kolay değil inancı… Ama bunu tam bir oyalanma aracı olarak kullanıyorum sanırım. Beraberinde şöyle bir duygum da var: Başarırsam amacım kalmaz, boşluğa düşerim ve yok olurum gibi. Ya da belki başaramamakla karşılaşma, yüzleşme korkusu.

Evet,  tabii ki ilk noktamda değilim, önceden evin bahçe kapısına kadar gelip orada dururken şimdi belki evin kapısının önündeyim, ama tam bu noktada direniyorum. Tekrar bahçeden çıkıyorum dışarı, sonra tekrar giriyorum, yine kapıda durduruyorum kendimi.

Buradaki korku sizce nedir? Değişim korkusu mudur?


CEVAP:

Tespitlerin doğru, değişim korkusu. Bu korkuyu çalışıp değiştirdikten sonra dönüp arkana bak. Bugünden evvel yaşadığın yaşam sana iyi geliyor mu? “Evet, iyi geliyor” diyorsan orada kal, “İyi gelmiyor, ben o yaşadıklarımı bir daha yaşamak istemiyorum,” diyorsan kendin için karar ver ve kendini bir adım ileri it. Bakalım bu değişim sana neler getirecek? En azından yaşayacağın deneyimlerin tadını çıkar.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

16 Mayıs 2009

Konu:

Yalnızlık korkusu

SORU:

İki senedir çalışıyorum. Her türlü korkumu, sahnemi çalıştım ve çalışmaya devam ediyorum. Çalışmalardan çok keyif alıyorum artık. Son günlerde en büyük korkumun güçsüzlük kadar kuvvetli olan yalnızlık korkum olduğunu gördüm. Yalnızlık korkum olduğunu biliyordum, ama bu kadar büyük olduğunu bilmiyordum açıkçası. Hatta neredeyse bütün korkularım bu yalnızlık korkumun altına girmiş. Nasıl çalışmamı önerirsiniz?

Teşekkürler,


CEVAP:

Yalnız kalmamak için bugüne kadar neler yaptığını, nasıl davrandığını ve ne fedakarlıklar yaptığını bul. Bulduğun o sahnelerdeki kendinin, bütün korkularını bul ve çalıştır,  olumlamalarını tekrarlatarak tüm sahneleri sevgiye dönüştür.

Yalnızlık, bizlerin tek başına eksik olduğumuzu zannetmemizden dolayı hissettiğimiz bir korkudur. Sen tüm sahnelerdeki kendini çalıştırıp “Ben yalnız ve tek başıma tam ve bütünüm,” olumlamasını iyice yerleştirdiğinde ve kendi tamlığına girdiğinde korkunu da dönüştürmüş olacaksın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

27 Mayıs 2009

Konu:

Karabasan / Suçlanma Korkusu / Aynalar / İş / Para / Aile / İçsel Temizlik Çalışması

“Oyuna girdin, oyundan çıktın” oyunu!

SORU 1:

İçime yolculukta çok yeniyim. Anda korkularımı fark edip dönüştürmeye çalışıyorum. Sorum şu: Üst üste 2–3 gece uyurken karabasan geldi. Bunu anlatmak zor, doğru kelimeleri bulamıyorum anlatmak için, ama kendimi zorla uykumdan uyandırmazsam beni öldüreceğinden korkuyorum. Kabul edip kendimi uyandırmamaya, onunla mücadele etmeyip sonuna kadar gitmeye karar verdim; ama yapamadım, yine uyandırdım kendimi (aslında o an uyanık haldeyim, bilincim açık, ama sesim çıkmıyor ve üzerimdeki ağırlığıyla hareket edemiyorum). Bunu içime de sordum, birçok cevap geldi ama aklımdan mı, üstbenden mi, ayıramadım. Rehberliğinize ihtiyacım var.

Teşekkür ederim.


CEVAP 1:

İçindeki negatif enerjinin gece yatarken senin üstünde baskı yaptığını hissediyorsun, çünkü seni dingin buluyor ve daha büyük baskı yapıyor. Bundan kurtulmanın tek çaresinin kendi içindeki tüm öfkeleri bitirmek olduğunu anlamış oldun. En kısa zamanda içsel çalışmanda daha çok yol almanı tavsiye ediyorum. Özellikle geçmişte yaşadığın bütün olaylara duyduğun öfkeleri en kısa zamanda içinde sevgiye dönüştür ki, bunları yaşamayasın.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Öncelikle ilginize teşekkür ederim. Ben evli ve üç küçük kızı olan biriyim. Siz “En iyi aynalar çocuklarınız ve eşinizdir,” demiştiniz. Özellikle çocuklarla günlük sorunlar yaşıyorum. Henüz küçük oldukları için özellikle beslenmelerine özen göstermeye çalışıyorum ve her gün, her öğünde resmen savaşıyoruz. En küçük kızımla özellikle anlaşamıyorum, ben ak desem o kara diyor ve henüz 2,5 yaşında. Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh, yani ne yaparlarsa yapsınlar karışmayacak mıyım? Yemiyorlarsa ya da sürekli abur cubur yemek istiyorlarsa izin mi vermeliyim?  Bu birinci sorum.

“Neden iyi  beslenmeleri için uğraşıyorum?” diye içime sorduğumda, “Sağlıklı olmaları için doğru beslenmeliler, doğru beslenmezlerse sağlıkları bozulur ve onları kaybederim,” düşüncesine kadar gittim. Yani kaybetme korkusu… Devamını getiremedim bile. Bunu düşünmek bile beni korkutuyor.

Soru 2: Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh biliyorum, ama 3 ya da 5 yaşındaki bir çocuğu nasıl özgür bırakayım, nasıl davranmalıyım?

Soru 3: Bulduğum kaybetme korkumun olumlaması nasıl olmalı?

Soru 4: Bana bu konuda rehber olabilecek (eş ve küçük çocukla ilgili çalışmalar içeren) bir kitap tavsiye edebilir misiniz?

Soru 5: Eşim gerek ev içi işlerde yardım etmediği gerek yakın çevreden aldığım birtakım eleştirilere karşı beni yalnız bıraktığı, beni korumadığı ve beni o insanlara karşı savunmadığı için kendimi çok kötü hissediyorum. Ne yapmalıyım?

Rehberliğiniz için tekrar teşekkür ederim.


CEVAP 2:

Ailede yaşanan her olay içimizdeki aynalıklar ve korku enerjileri içindir. “Eğer çocuğumu kaybedersem ne olur?” sorusunu sormaya cesaret edebilseydin altından en büyük korkun çıkacaktı; bu da suçlanma korkun. Suçlanma korkunla yüzleşmekten korkma; çünkü bu korkunu dönüştürene kadar dünyanın en iyi annesi de olsan, dünyanın en iyi eşi de olsan yine de suçlanacağın bir küçük olay çıkacaktır. Çünkü içindeki enerji “Ben suçluyum” diyor ve kendini suçluyor, dışından sana gelen herkes de “Sen suçlusun” diyor.

Enerjiler böyle çalışır. Dışarıya hangi enerjiyi verirsen onu geri alırsın. Suçlanma korkusunu, korku dönüştürme çalışması şeklinde her gün bir kere çalışıp devamında da bütün gün, “Ben kendimi onaylıyorum,” beşliğini yaparsan bu enerjiyi dönüştürebilirsin.

Ayrıca çocukluğundan bugüne kadar yaşadığın bütün suçlanma anlarına gidip o günlerde neler hissetmiş olduğunu, duygu ve düşüncelerini bulup o anlardaki kendine suçlanma korkusunu çalıştır ve o sahneleri pembe ışıklarla yıkanıncaya kadar sevgiye dönüştür. Bu çalışma şu anda yaşadığın aile içindeki bütün olayları rahatlatacaktır.

Çocuklarımız belli bir yaşa ve olgunluğa gelene kadar onların ihtiyacı olan her şeyi biz büyükler yapacağız. Yalnız, yaptığımız ve verdiğimiz hizmetin altında korku enerjisi varsa karşımızdaki insanlar bunu algılayıp bize tam karşı tepki vereceklerdir. “Eğer iyi yemek yediremezsem çocuğumun başına bir şey gelir,” düşüncesiyle, enerjisiyle ve korkusuyla çocuğuna yemek yedirirsen o da seni bu şekilde üzecektir. Sen korkularını çalıştıkça o zaten güzel güzel yemek yemeye başlayacaktır.

Çocuklarımızın iyiliği adına, yani “İyi yemek yedireceğim, iyi anne olacağım…” adına yaptığımız her şey, aslında onlara baskı yarattığı için ve zaman zaman onlara sinirlenip onlara hakaret ettiğimiz için onlara en büyük kötülüğü yapmış oluyoruz. Daha ilerideki yaşlarda onlar da bizim bu davranışlarımız sırasında kendilerini nasıl hissetmişlerdi diye içsel temizlik yapacaklar.

Konulu seminerlerimin kayıtlarını içeren Aynalar, Korkular, Affetme, Bilinçaltı, Bağımlılık, Üstben çalışma CD’lerimi dinleyerek ve orada anlattığım çalışma şeklini uygulayarak içindeki enerjileri sevgiye dönüştürme ve içsel temizlik çalışmalarını yapabilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 3:

Yazdıklarınız doğrultusunda her gün çalışmaya devam ediyorum. Başka korkularımı da bulmaya başladım, acaba bulduğum korkuların hepsini aynı anda çalışabilir miyim?

Sabah kalkınca güne başlarken sevgi beşliklerini tekrarlayıp sonra sırasıyla bulduğum korku dönüşüm dörtlükleriyle çalışma yapıp pembe ışıkların kalbimden çıkışına izin veriyorum (Burada çalışma için pozisyonumun çok bir önemi var mı acaba; ya da beslenme şeklimin?) gün içinde bütün korkularıma ait olumlamalarımı tekrarlıyorum.

Sormak istediğim diğer soru şu: Para kaybetme korkumu çalışıyorum ve şu anda çalıştığım işin içsel çalışmalarım açısından doğru iş olup olmadığını sorgulamaya başladım. Bu önemli mi? Çünkü başarı stratejimizde bize öğretilen çok çabalamak, hedefli çalışmak, hırs yapmak. Biz de bunları işimize dahil olan kişilere öğretmeye çalışıyoruz. Dünyanın önde gelen bir doğrudan satış firmasında distribütörüm ve işim gereği geniş kitlelere, önce yakın çevreme ulaşıp hem şirket hem ürünler hakkında bilgi verip onları işe dahil edebilirsem yaptıkları cirodan prim alıyorum. Uzun vadede gerekenleri yaparsam para ve zaman özgürlüğüne kavuşacağıma inanıyorum. Fakat çalışmalara başladıktan sonra birtakım soru işaretleri uyandı kafamda. İçsel çalışmalarımla tezat oluşturuyor gibiyim iş ortamında. Oyundan çıkmaya çalışırken dengeyi nasıl sağlayacağım? Kafam çok karıştı yardımınıza ihtiyacım var.

Teşekkürler,


CEVAP 3:

Her gün muntazaman korkularını çalışırken asıl yapman gereken o korkuları bu hayatında çocukluktan bugüne kadar nerede yaşadığını sorup o olaylara gitmen. Yani çalıştığın bir korkuyu, “Ben bu korkuyu nerede yaşamıştım?” diye sorup o günlerde, o günkü kendine tekrar korkunu çalıştırıp o sahneleri sevgiye dönüştürmen daha doğru bir çalışma şeklidir.

“Olumlamalarımı bütün gün tekrarlıyorum,” diyorsun, onları ezbere yapmış olmak için tekrarlıyorsan hiçbir faydası yok. O olumlamalardan bir tanesini alıp çok inanıp çok hissedene kadar ısrarla tekrarlarsan daha doğru bir çalışma yapmış olursun.

“İş yerinde oyundan çıkmaya çalışırken bunu aynı anda nasıl yapacağım?” diye bir sorun var. Sen içsel temizliğini mi yapıyorsun yoksa oyundan çıkmaya mı çalışıyorsun? Neden oyundan çıkmalıyım diye bir beklentin ve planın var? Senin kafanı karıştıran başka neler yapıyorsun ve çalışıyorsun? Bu, “oyundan çıkma” kelimesi neden hayatında çok yoğun? Böyle bir konuyu alıp kendi kendinize boş anlamlarla oyalanmamalısın.

Bu yazında bir anlamsız taklit hissettim. Sana üstbenin bu cümleleri söylemiş olamaz. Bir insan bu hayatında hangi deneyimleri yaşayacağını ve bu deneyimlerin içinden neleri anlayarak geçeceğinin planını içsel olarak yapmıştır. Bu yaşamında bunları dönüştürecektir. Bu çalışma, “Oyundan çıktım, oyuna girdim…” şeklinde uydurma bir iş değildir. Bu hedeflenmez, planlanmaz; çünkü bir insan bütün deneyimlerini geçmişse, bütün korkularını bitirmişse, geçmişini tam anlamıyla sevgiye dönüştürmüşse ve kendi tekliğini ve tamlığını anlamışsa oyundan çıkmıştır ve o da zaten çıktığını fark etmez.

Sen şimdi bunların hiçbirini yapmamışken, normal yolculuğunu yaparken “Oyuna girdim, oyundan çıktım…” tarzındaki bilgilerin seni enerji olarak daha çıkmaza iter ve kendine bir oyun çarkı daha kurdurur. Benim tavsiyem, böyle kelimelerle oynamamanızdır; çünkü üstben sana, “Oyundan çık, oyundan çıkma…” şeklinde bir bilgi vermez. O bilgiyi veren üstben kılığına girmiş egodur. Sizi bu yanılgıya düşürebilir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 4:

Selam Nil Hanım,

Oyundan çıkmak, sevgi olduğumu, herkesin ve her şeyin sevgi olduğunu (en kızdıklarım ve nefret ettiklerim dahil), sevgiden geldiğimi bilmek, yani geçmişi temizlerken bugünü “farkında yaşamak” değil mi? Çok sinirlendiğim anda “Bu yaşadıklarımı kabul ediyorum, benim en yüce hayrıma yaşandı, içimi temizlemem için. Bu bir oyun ve kabul edip sevgiye dönüştürürsen oyundan çıkarsın,” diyorum kendime.

Mesela pembe bile olsa yalan söylememeye çalışıyorum ya da insanların işine karışmamaya, merak etmemeye. Bu şekilde farkında olarak yaşamam gerek diye düşünüyorum. Evet, sanırım kendimi oyalıyorum ya da değişime direniyorum; bir terslik olduğunu fark ediyorum. Belki de zamana ihtiyacım var, bilmiyorum. Aslında kolay kavrarım ama niye bu kadar zora koştuğumu ben de anlamıyorum. Galiba hemen sonuç istiyorum ya da saçmalıyorum, her neyse yakında çözeceğime inanıyorum.

Çok teşekkür ederim,

Görüşmek üzere…


CEVAP 4:

Yaptığın içsel çalışmanın adını neden “oyundan çıkmak, oyuna girmek” şeklinde söylemeye çalışıyorsun? Bu iki kelimeyi hiç bilmeseydin çalışmalarını ne şekilde yapardın ve nasıl yol alırdın? Bu kelimeleri hiç kullanmadan çalışmalarını yap. Eğer kullanmaya ısrar ediyorsan da sana oyundan çıkmayı ve oyuna girmeyi kim anlattı ve senin dikkatini bu yöne çekti? Yani hedefin oyundan çıkmak, oyuna girmek değil, hedefin üstbeninin senin önüne getirdiği olayları ve korkuları dönüştürüp geçmişini sevgiye döndürmektir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

18 Haziran 2009

Konu:

Utanmak nedir?

SORU:

Merhaba Nil Hanım,

Utanmak ne demek?  Niye utanılır?

Teşekkürler,


CEVAP:

Çocukluğumuzda yaptığımız birçok hareketin ve davranışın yanlış ve suç olduğu öğretildi. Başka bir tarifle, dışarıdaki kişilerin onayını almadığımız, yani onaylanmadığımız her şeyin yanlış olduğu öğretildi ve bu yanlışı yapan kişi olarak da kendimizi onların karşısında suçlu, sevilmeyen hissettik. Böylece dışarıdaki kişiler bizi onaylamadığı ve beğenmediği zaman kendimizin yanlış yaptığını zannettik.

Bütün bunlar bizi utanmaya ve dışlanmaya götürdü. Aslında dualitede utandırarak yönetme vardır. Yani “Sen yanlış yapıyorsun, ben doğru yapıyorum” ile yönetme vardır. Utanılacak her konu memleketlere göre, bazen de aynı memleketin bölgelerine göre farklıdır. Bunu fark edince de utanılacak şeylerin herkese göre değiştiğini, yani herkesin korkularına göre değiştiğini anlıyoruz. Korkularını değiştirdiğin zaman utanma enerjisi de bitecektir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

30 Haziran 2009

Konu:

Suçlanma korkusu / Geçmiş Hayatlar

SORU:

Merhaba,

Hocam, suçluluk korkumu çalışırken gelen görüntü ile kafam karıştı. Mavi kısa saçlı bir kız (sanırım bu benim), yanında yine uzun saçlı  bir kızla berrak bir suda yüzerken uzun saçlı kızın boğulmasına neden ya da tanık oluyordu. Mavi saçlı kız su yüzüne çıkıp tekrar dalarak uzun saçlı kızı kurtarmaya çalışıyor, su bulanıklaşıyor, boğulmasına engel olamıyor…

Bu sahneden hemen sonra küçükken sudan korkan yeğenimi suya ittirdiğimi, orada donup kalıp belime kadar gelen sudan onu çıkaramadığım ve annemin yeğenimi kucaklayıp sudan çıkartması görüntüsü geldi. Her iki sahnede de hissettiklerim aynı. Mavi saçlı kızı da beynimde sürekli şimdiki zamanmış gibi yaşadım. Sudan çıkışını gördüğümde sanki yakınlarda yata benzer bir şey vardı. Bildiğimiz yatlar. Bu olayda kafam karıştı.

1- Şu anda dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan bir insanı hissetmem gibi bir şey söz konusu mu?

2- Üstben bizim enerji basamağımıza göre bize yardımcı oluyorsa benim bir şekilde bunları çözmem lazım demektir. Böyle gördüğüm görüntüler var, ama hiç birinin devamını göremedim. Bu görüntüler önümde sürekli duruyorlarmış gibi. Ben daha şu anda yaşadığım seneleri çözememişken bu neden kaynaklanıyor?

3- Bazen bunların gördüğüm filmlerden sahneler olduğunu düşünüyorum. Çünkü ben geçmiş yaşamları çözmek şöyle dursun, geçmiş yaşamların varlığını henüz kabullenmiş, içime oturtmuş bile sayılmayacağımı düşünüyorum. Zihnimin oyunu (beni çalışmalardan kaçırmak için olabilir) ya da üstben görüntüsü olduğunu nasıl ayırt edebilirim?

Tam bir ikilemde kaldım. Bu ikilemi teke indirmek için ne yapmalıyım? 
Şimdiden çok teşekkür ediyorum.

Sevgiler,


CEVAP:

Biz içimizi temizlemeye niyet ettiğimiz her an, üstben bize ona uygun gelen bir ritimle, geçmişimizdeki bütün olumsuz olayları, bizim hatırlayıp dönüştürebileceğimize inanarak gözümüzün önüne getirir. Bunlar bu hayattan da geçmiş  hayattan da olabilir.

Beş yaşında yaşadığın hayat da bugüne göre geçmiş hayat gibidir. Eğer sen bu basitlikte bakabilirsen geçmiş hayat var mı, yok mu diye aklını kurcalayacağın yerde, üstbeninin gözünün önüne getirdiği her olayı, “O olayın içinde kendimi nasıl hissediyorum?” sorusunu sorarak duygularını ve korkularını bulup sevgiye dönüştürebilirsin. Ve de en önemlisi, o hatırladığın olayların içinde, olumsuz bilinçaltı kayıtlarını bulup dönüştürmendir.

Tabii bunları üstben gözünün önüne getirirken senin niyetine göre getirir ve onları senin dönüştürebileceğine inanır. Sen görüntüler gözünün önüne gelmeye başlayınca korkarsan tabii ki görüntüler yarım kalır ve bitemez.

Bunun için iki saat boyunca çalışma yaptırdığım İçsel Temizlik Çalışması CD/DVD’lerimden biri ile çalışma yapabilirsin ve bu enerjilerini sevgiye dönüştürebilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

11 Eylül 2009

Konu:

Kendi yolunu bulmak  / Kaybolma Korkusu

SORU:

Sevgili Nil Hanım,

Size gelen soru ve cevapları okurken bir soru  dikkatimi çekti: Rüyasında bindikleri asansörün otelin dışına çıktığını ve boşlukta hızla ilerlediğini anlatan bir soru idi ve de yazan kişinin korkusu, “Acaba geri dönecek miyim?” idi. Bu durum benim çocukluğumdan beri sadece rüyalarımda değil, gerçekte de çok korktuğum, hatta bazen asansörde olmuş gibi yaşadığım bir korkumu yeniden hatırlattı.

İçimdeki yolculuğu ilerlettikçe farkına vardım ki, ben araba kullanırken yanlış bir yola girdiğimde ciddi bir panik yaşıyorum ve bu durumu tam olduğu haliyle kabul etmekte çok zorlanıyorum. Uzun yıllardır araba kullanmama ve yol kaybetme, adres bulamama gibi sorunlar yaşamamama rağmen bu korkumu çözemediğim gibi, burada yaşadığım aynı sıkıntıyı, üstbenimin kılavuzluğunda yaptığım çalışmalarda da yaşadığımı (aynı kaybolma, yok olma duygusu veya bilinmezlik duygusu) ve bu nedenle çalışmaları tamamlayamadan gözlerimi açtığımı fark ettim.

Değişime olan direncimi de devamlı çalışıyorum ama diğer korkularımdaki gibi yol alamıyorum. Tabii bu durum çalışmalarımda ilerlememi engelliyor ve tek başıma içinden çıkamıyorum. Şu anda size bu soruyu yazarken bile egom, “Ne gereksiz bir soru, hiç sorma bunu” diyerek beni engellemeye çalışıyor. Burada çok kuvvetli bir direncim var ama nasıl ilerleyeceğimi bilemiyorum?


CEVAP:

Ben size yaratımı anlatırken, Allah’tan dağıldığımızı ve tekrar Allah’a döneceğimizi anlatırım ve bir U çizerim. Bu anlatımı eski Salı Seminerleri DVD’lerinde (DVD 4-12/08/2008 ve DVD 6/-18/11/2008) de bulabilirsin. Orada, çıkış anında her ruhun kendi hissettiği ve bilinçaltında kayıtlı kalmış olan inanışlar olduğunu anlatırım. Bunlar, “Kayboldum, yalnızım, ben şimdi ne yapacağım ve şu anda nerede olduğum ve ne yapacağımla ilgili hiçbir şey bilmiyorum.”…

Ve bu duygular ve düşünceler o kadar yoğundur ki, zaten o andan itibaren hem o anı kurtarmak hem de bir daha öyle bir duruma düşmemek için birine ve bir şeye tutunuruz. Orada tutunduğumuzu bugün hala bu hayatımızda, eş ruhumuz olarak ararız. Çünkü orada ona öyle bir tutunmuşuzdur ki, kendimizi onunla tam ve bütün zannetmişizdir. Ve oradaki o duygu çok güzeldir, çok huzur ve güven verici bir duygudur. Bugün hala hayatımızda ne zaman huzursuz ve güvensiz bir ana girsek, zihnimiz orada onu yaşamış olan ana kayar ve ben bir gün bunu bulacağıma inanarak hayatlar boyu ve bu yaşamımda da onu ararım.

Şimdi bu tarifimden yola çıkarak çalışmanı nasıl yapacağını anlıyorsun. Her kaybolduğunu hissettiğin ortamda, “Ben kendimi kendimle buluyorum,” beşliğini yaparak veya “O anda kim yanımda olsaydı yolumu rahat bulurdum?” sorusunu sorarak o kişinin ismini bul ve tekrar

Ben ……..’sız kendi yolumu kendim buluyorum.

Ben ……..’sız kendi içimde tam ve bütünüm.

olumlamalarını yaparak kendindeki bu enerjiyi bitirebilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

11 Eylül 2009

Konu:

Kendini muhtaç ettirme ve kendini var etme

SORU 1:

Merhaba Nil Hocam,

Geçen haftaki Salı seminerinizde istediği işi yaratamayan bir arkadaşa, “İşi yaratana kadar para kazanabilmek için öylesine bir işe gir; o arada da çalışmalarını yapar, sevdiğin işi yaratırsın, o arada da ‘İşimi severek yapıyorum’ diye olumlama yaparsın,” dediniz.

Ben de sevdiğim işi yaratamadım. Ne olduğunu da bilmiyorum. Şimdiye kadar çok ciddi çalışmadığımı da söylemeliyim. Artık bu durumu değiştireceğim. Size sorum, şu anki mesleğim okullarda dans öğretmenliği. Şimdi okullar açılıyor ve ben, “Nasılsa korkularımla başvuracağım, en iyisi hiç başvurmayayım,” demek yerine, “İçsel çalışmamla kendimi bulana kadar para kazanayım,” diyerek okul aramaya başladım. Ama başvurduğum okullar ya beni bekletiyorlar ya ileri bir tarih veriyorlar ya da “Öğretmenimiz var” diyorlar. Benim burada işime karşı isteksizliğim mi buna neden oluyor?  “Bu sefer işimi severek, değer vererek yapacağım,” diye yola çıktım ama -mış gibi mi yapıyorum, bilmiyorum. Bir yandan da okullar başladıktan sonra iş bulmak çok daha zor olacak…

Bu noktada ne yapmamı önerirsiniz? Mesleğimle ilgili çalışmalarımda sanki çok yavaş ilerliyorum. Şimdiye kadar çalıştığım yerlere baktım biraz, dansa ilk başladığım yerlerdeki beklentilerimi ve korkularımı buldum. Ama yetmiyor, sanki en derinde bir yere ulaşamıyorum gibi.

Bu arada bugün, çalıştığım tek okulun müdürüne maaşımı artırmasını istediğimi söyledim. Orada çalışmayı gerçekten seviyorum; bu dördüncü senem. Okullar birliğiyle ortak karar aldıklarını, onlara sorması gerektiğini söyledi. Parayı mı engelliyorum, bakmam gereken başka bir yer var mı?
Teşekkürler, sevgiler,


CEVAP 1:

Bütün bu anlatımlarından sana tek bir soru çıkarıyorum:

“Kendimi parasız bırakarak kime muhtaç yapmaya çalışıyorum? O kişiye muhtaç olduğum zaman nasıl bir hayat yaşayacağımı zannediyorum?”

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 2:

Merhaba Nil Hocam,

Sorunuz çok iyi geldi. Kendime sorduğumda önce annem, sonra nişanlım geldi. Nişanlıma çok net bir şekilde sırtımı dayamak istiyorum. Bunun farkına bir süredir varmıştım ve biraz çalışmıştım ve kendimi geri çekmiştim. Ama şimdi daha net anlıyorum. Ben dış dünyayla ilgili bir şey yapmamayım, o beni korusun kollasın istiyorum içten içe. Yani ben ona muhtaç olursam -ki bunu yani bana bakmasını ona sevgimin karşılığı olarak görüyorum!- güvende olacağım, beni ne yaparsam yapayım sevecek, insanlarla iletişimi iyi olduğu için benim yerime onlarla uğraşacak diye düşünüyorum.

Annemle ilgili ise, annemle yaşıyorum hala çünkü yuva sıcaklığında güvende olduğumu sanıyorum. Dış dünyaya adımımı atınca güvende olamayacağımı sanıyorum. Dışarıdan ne kadar çok korktuğumu gördüm. Ve şu anda nişanlımla annem arasında böyle bir denge kurmuş durumdayım. Annemden de evin geçimi açısından para yardımı almış oluyorum.

“Neden dış dünyadan bu kadar korkuyorum?” diye sorduğumda babamın başkaları hakkında eleştiri ve şikayetleri geldi, sanki insanlara güvenilmeyeceği sonucunu çıkarmışım gibi. Sonra onun annemi dövmesi geldi, o sahnelere giremedim, çok genel geldi.

Çalışmama ara verdiğimde annem aramış, onu geri aradım. Komşulara hırsız girmiş, bize dikkatli olmamızı söylüyordu. Fark ettim ki, bize (kardeşimle bana) güvende olmamızı söylüyor! Buradan esas konumun annem olduğu sonucuna vardım. Ve çalışmama “Ben nerelerde annemle güvende olduğumu zannettim?” diye devam ettim.

Doğru gidiyor muyum? Başka neler önerirsiniz?

Teşekkür ederim, sevgiler,


CEVAP 2:

Bu seferki anlatımından da bir soru soracağım. Madem baban anneni dövdü, hangi aile ve hangi evin içi güvenli de sokak tehlikeli? Sen şimdi nereye sırtını dayayacaksın?

Dayadığın yerler böyle yerler. Ve bunu on yıl sonra fark edersen de annenin o evi bırakıp çıkamadığı gibi, sen de kendini o ortamı bırakıp çıkamaz hale getireceksin.

Kendini var etme yolculuğunda iyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


SORU 3:

Evet, hocam. Bunu ben de fark ettim. O anlamda hiçbir yerin de güvenli olmadığını biliyorum. Ama bunu içime oturtmam için sadece bu anlayışa geçmem yeterli mi? Yani paranın önünü açmam için, kendimi var etmem için tam olarak neleri çalışmam gerekiyor? Kafam karıştı.

Yine babamın annemi dövdüğü bir sahnede, “Ben ailemsiz de güvendeyim,” olumlamaları yapmıştım. Ama bir şeyler eksik kalıyor demek ki.

Hangi soruyla devam etmemi önerirsiniz?


CEVAP 3:

Güvende olabilmek için anneni ve nişanlını var etmeyi bırakıp kendi içsel enerjini kendi hayallerine ve kendinin beklentilerine yönlendirip bunu kendinin yaratabileceğine inanacaksın.

Bunun için onlara yüklediğin bütün anlamları kendine çevirmen lazım. Özellikle ilk, nişanlınla başla. Bir kağıdın başına nişanlının özelliklerini yaz. “Bu özellik bende yok mu zannediyorum ve ben bunu niye dışarı çıkarmıyorum?” diye sorarak her bir madde için kendini tek tek çalıştır. Ve bununla ilgili olumlamalarını yerleştir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 15 Mayıs 2010

Konu: İçsel Temizlik Çalışması / Korkular / Geçmişini Sevgiye Dönüştürme

SORU:

Merhaba Nil Hocam,

Çalışmalarımı çok ciddiye alarak çalışıyorum. Hayatım her anlamda tıkalı olduğu için ve sevgiye geçerek istediğim şeyleri yaratmak için tek çarem benim (amacım “istediğim şeyleri yaratayım yeter” değil, fakat istediklerimde olursa kaymaklı olur). DVD’ler, Konulu CD ve Seminer CD’lerini aldım (eksik olanları da zamanla alıyorum), onlarla devam ediyorum.

Size sormak istediğim birinci soru; ben hala çalışmalarımda pembe göremiyorum fakat pembe ışığı imgeliyorum, ayrıca duygu hissedemiyorum, duygusuz bir çalışma oluyor benimkisi, uygun mu?

İkinci sorum ise, korkular üzerime bastırdı ve hayatın içinde dönüştüremiyorum (önemli olanın anda dönüştürmek olduğunu biliyorum ama yok). Korkularımın çoğu ayakta (özellikle güç ve suçlanma) ve sanki hiç çalışmıyormuş gibi dönüştüremiyorum, çok sıkışmış hissediyorum, nerede olmuyor lütfen bana yardım edebilir misiniz?

İlginiz için teşekkür ederim.

Sevgilerimle,

CEVAP:

Geçmişte yaşadığın bir olay gözünün önüne gelip o olayı dönüştürmek üzere çalışmayı başlattığında duygu hissetmemen mümkün değil. Çünkü o hatırladığın olay senin için olumsuz bir olaydır, yaşanmıştır ve o günlerde zaten olumsuz duygulara sahiptir. Aynı ana gidip o duyguları tekrar harekete geçirip o duygunun hangi korkuya ait olduğunu bulacaksın.

Doğru bir çalışmada doğru korkuyu bulmaman imkansız. Anladığım kadarıyla şu ana kadar çalışmalarını ego hakimiyeti altında -mış gibi yapıyorsun. Ve hatırladığın olayları ego sana yaptırmış gibi gösteriyor ve seni o seviyede tutuyor. Bundan sonra hatırladığın sahnelerde “Ben o gün neler hissetmiştim?” diye sor ve kararlı bir şekilde ne hissettiğini bul ve onları hissetmekten korkma. Bir an hissettiğinde o duygunun hangi korkuya ait olduğunu bulma imkanı bulacaksın. Acılarından korkup kaçmayı bırak. Acılarını bir an hatırlayıp aynı anda da dönüştürme imkanına sahipsin. Geçmişini hatırlamaktan korkma. Geçmişini hatırlamamayı ego yapar ki onlar orada kalsınlar diye.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 19 Nisan 2010

Konu: Korkular / Kilo Almak

SORU:

Sevgili Nil Hoca,

Altı aydan beri öğrettiğiniz çalışmaları yapıyorum. İnanılmaz bir iç huzuru ile yaşamayı öğrendim ve öğreniyorum. Ancak kilolarımla ilgili problem yaşıyorum. Şöyle ki; çalışmalarımda kendimi fazlalık hissetme korkumu buldum ve korkumu çalıştım; belki 200 sahne. Problemimin bununla ilgili olduğunu gerçekten hissettim. Ama sürekli kilo alıyorum, durumu kabul ettim, kıyafetlerimin tamamını değiştirmeyi bile kabul ettim. Ama bedenime uygun kıyafet bulamıyorum, sanki üstbenim benimle dalga geçiyor. Yorumunuzu merak ediyorum.

Sevgiler,


CEVAP:

İlk kilo almaya başladığın günlerine geri dön. O günlerde neler yaşamıştın? Hangi olay seni çok etkilemişti? O günlerdeki korkularını sevgiye dönüştürerek ve o günlerini tamamen affedip o günlerdeki kendini sevgiye dönüştürerek o döngüyü bitir.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 15 Mayıs 2010

Konu: Sağlık Problemleri / Para /  Korkular

SORU:

Hocam merhaba,

Benim çalışmalarımda  tıkandığım yerlerle ilgili birkaç sorum olacak:

1. sorum: Kendimde bulunan şeker hastalığı ile ilgili çalışmamda kendimi suçladığım yerin ana merkezini sorduğumda üstbenime, beni hiç tahmin etmediğim bir yere götürdü. Bu benden önce doğmuş ve ölmüş bir kardeşimin yerini almaktan dolayı kendimi suçlamamdan kaynaklanıyordu. Sanki “Ben doğmasaydım o ölmezdi,” bilinci bana yerleşmiş. Bunu dönüştürdüm. Oradaki diğer enerjim ise ona benzeme isteği. “O hastalandı öldü ve herkes ona acıdı ve sevdi,” zihinlerim. Ben de kendimi acındırırsam, yani hasta olursam herkes bana acır ve sever enerjilerimi hissettim. Onları da çalıştım ve hala devam ediyorum. Fakat sanki kolay kolay dönüşmeyecek gibi. Fazla takılıyorum ve tam anlamı ile dönüşüm enerjisine geçemiyorum. Eksik bir sorum mu var acaba? Başka içsel neye bakmalıyım bu konuda?

İkinci konu ise; bir seminerde “Olayı kontrol edememiş (istemediği bir olay) ve yavaş yavaş şeker hastalığı başlamış,” diye bir cümleniz var. Bu cümlenin altında bu hastalığı yaratan kontrol enerjisi mi, yoksa kontrol edemediğinden dolayı kendini suçlamak mı? Ya da kontrolün altındaki güvensizlik korkusu mu, güvende olmak için mi bu hastalığı yaratmak?

2. sorum: Yalnız kalma korkum ile ilgili. “Neden bu korkumu bitirmek istemiyorum?” diye sorduğumda, kendimi yetersiz, güçsüz, kendime güvensiz ve eksik gördüğümü buldum. Fakat çalışırken enerjiler öyle bir hale geliyor ki bu korkularım olduğu  için mi yalnız kalmaktan korkuyorum; yoksa yalnız kalma korkum çok yüksek olduğu için mi kendimi iyice bu hale sokuyorum, bir türlü bulamıyorum (Bir özel çalışmada bana “Kendini yetersiz gördüğünden güvende olmak için (bazı yaşadığım olaylardan dolayı) kendini iyice yetersizliğe sokmuşsun,” demiştiniz.). Bu konuyu nasıl çalışmalıyım?

3. Sorum: Para yaratımım  ile ilgili birçok konuyu çalıştım. Bilinçaltı kayıtlarımı ve korkularımı buldum. Hayatım boyunca sevmediğim işleri yaptığımı anladım. En yüksek korkum para yaratımımda kendimi yetersiz gördüğümdü. Yalnızlık korkumu bu konu ile ilgili çalışıyorum. Sevdiğim işi buldum, başladım yapmaya; fakat yine de para yaratımım gerçekleşmiyor. Seminerlerinizin birinde para yaratımı ile ilgili bir soruda “Suçlanma korkusunu bitir,” demiştiniz. Kendimizi suçlamak için mi parasız bırakırız? Ya da suçlanmamak için mi? Suçlanmamak için onaylanmak ve sevilmek için kendimizi parasız bıraktığımızı anladım ve çalışıyorum da. Fakat kendi kendimi suçlamak için, nasıl bir enerji anlamadım. Bana bunu açar mısınız? Teşekkür ediyorum.

Sevgiler,


CEVAP:

Gayet güzel bir çalışma ritmi yakalamışsın. O ritmini bozmadan üstbeninle kendi pişmanlıklarını kendin bularak ilerle. Bir başkasının şeker hastalığı için söylediğim bir laf senin için değildir. Senin için doğru olan senin üstbenine sorup aldığın cevaplardır. Dışarıdan kendine adaptasyonlar yapma.

Her korkunun içimizde yaşanmış iki ucu vardır. Hem yetersizliğimizden korkarız hem de yeterliliğimizden korkarız, hem yalnızlıktan korkarız hem de kalabalıkta ezilmekten korkarız. Hem başarıdan hem de başarısızlıktan korkarız. Bunların hepsini yaşadık. Bu nedenle çalışmalarını yaparken “O mu doğru, bu mu doğru?” diye akılla soru sorma. Bunların hepsi akıl soruları. Dünyada hiç kimsenin aklının ölçüsü sende yaratacağı değişimi anlamaya yetmez. Günlük hayatında yaşadığın her olayda üstbeninin işaret ettiği geçmişe ait günlerini anlarda bulup dönüştürerek yol alırsan basit, kısa ve net çalışabilirsin. Böylece “O mu bundan, bu mu ondan?” diye kendini gereksiz sorularla karıştırmazsın.

Bu devirde sadece içimizi temizleme planımız var. Sen içini üstbeninin gösterdiği ritimde dönüştürdükçe hastalığın zaten kendiliğinden geçer; para akışın da kendiliğinden sana doğru olur.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 14 Haziran 2010

Konu: Suçlanma Korkusu

SORU:

Merhaba Hocam,

Yaşamda “sebep olmak” diye bir şey var mıdır? Yani varlığımızdan dolayı, etrafının ya da bir kişinin zarar gördüğünü zannettiğimiz yerler var demiştiniz. Bu sahneler, en çok Atlantis zamanında çöküşüne sebep olduğumuzu zannettiğimiz sahneler var diye konuşulmuştu. Benim aklıma takılan şey, o zamandaki kişilerin konuşulduğu gibi, çok fazla yok olma korkusu yaşadıkları ve bu korkunun onları ve kıtayı yok ettiği konusunda. Bu da sebep olmak  değil mi? Ben buradaki suçlanma ve sebep olma enerjilerimi çalışırken buna çok takıldım. Bu bir çelişki gibi geldi bana. Eğer sebep olmak diye bir şey yok ise, neden o enerjiler kıtayı yok etti?

Teşekkürler,

Sevgiler…


CEVAP:

O enerjiler kıtayı yok etmedi, zaten kıtanın yok olma anıydı. Evrende eşzamanlılık denen bir sistem vardır. Oluşum olur, suçlanma enerjin olduğu için otomatikman sen bu enerjinden dolayı o oluşumun içine girersin ve dolayısıyla onu senin yaptığını zannedersin, “Her şey benim yüzümden oldu!” dersin.

Eğer suçlanma korkun yoksa yine o oluşum orada olur, senin suçlanma enerjin olmadığı için senin de o ortamda olman gerekmez. Yani suçlanma enerjisini içinde taşımadığın için o ortamın çekiminde değilsindir. Sen de orada değilsindir ve “Benim yüzümden oldu!” demezsin. Böylece şunu anlıyoruz ki, sen içindeki korkuları dönüştürdükçe ve korku enerjilerin dönüştükçe eşzamanlı olarak olaylar ile karşılaşman gerekmiyor.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


Haberler

NİL AVUNDUK’UN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE YAPTIĞI VE AYNALIK SİSTEMİNİ ANLATTIĞI SEMİNERİ mp3 SESLİ SEMİNER VE VİDEO SEMİNER OLARAK ÇIKTI…

24 Nisan 2012

Nil Avunduk bu seminerinde;

AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.

devamı için tıklayınız

NİL AVUNDUK’UN YENİ DVD’Sİ İÇSEL TEMİZLİK SİSTEMİNİN UYGULAMALI ANLATIMI-5 ÇIKTI…

1 Nisan 2012

Bu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.

devamı için tıklayınız

Siteyi Kullanım Önerisi

19 Ağustos 2010

İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk

devamı için tıklayınız