Tarih:

03  Aralık 2008

Konu:

Kıskançlık

SORU:
Nil Hocam,

İki kızım var. Büyük olan küçüğü çok kıskanıyor ve bana neden ikinci çocuğu doğurduğumu soruyor. Ben kendimi suçlu ve yetersiz hissediyorum. Çalışıyorum ama evi bir türlü sakinleştiremedim. Ne çalışmamı önerirsiniz?

Teşekkürler,


CEVAP:

Çocuğunda kıskançlığı gördüğüne göre, bu senin aynalığın demektir, yani sende de aslında bu huy vardı. Bu bilişle çocukluktan bugüne kadar kıskançlık yaşadığın günlere bak. O sahnelerde ailene ve arkadaşlarına, halen ailene ve arkadaşlarına nasıl tavırlar içindesin? Kıskançlık yaşarken hangi olaylara tepki gösteriyorsun?

Bunları bulduktan sonra kızının kıskançlıklarını da incele. Bakalım ortak noktalar çıkmış mı?

Bunları bulduktan sonra kıskançlığın altındaki korku enerjilerini bul. “Neden kıskanıyorum?” sorusuyla başlayıp kendi içinde ilerleyerek en dipteki korkularına ulaş. Onları çalışırsan yaşadığın olaylar değişir. Doğru tespit ettiğini de yaşadığın olayların yeni şekli gösterir.

Bu çalışmayı yaparken Aynalar semineri CD’sini kullanarak kendini çalıştırabilirsin.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

19 Ocak 2009

Konu:

Asabiyet aynalığı  / Aile

SORU:

Babam tüm ailemin hayatını çok büyük ve negatif ölçüde etkileyen ve ben kendimi bildim bileli hep sinirli bir yapıya sahip bir insan. Ailede hiçbir zaman huzur olmadığı gibi biz üç kardeşi de evden uzaklaştırdı. Ben babamdan kaçmak için yanlış bir evlilik yaptım, boşandım. Erkek kardeşim evlenmeyi düşünmüyor bile, hoş ben de artık hiç istemiyorum.

Babam beş gün önce acilen by-pass ameliyatı geçirdi ve üç ana damarı değişti. Bugün eve çıktı ve eve girdiği anda olay çıkarıp önce annemi ve hepimizi çok üzdü. Şu anda kendini TV karşısında odaya kapattı ve kendine yardım etmemize izin vermediği için o ameliyatlı haliyle kendi başına oturup kalkmaya çalışıyor.

Ben yarın İstanbul’a dönüyorum ve annem onunla yalnız kalacak. Babam henüz 60 yaşında; ama kendini sevmediği için kimseyi sevmiyor ve hayatı bize zindan ediyor. Seminerlerden, kitaplardan, katıldığım tam gün seminerlerden öğrendiğim, anladığım şeylerden biri, kabule geçip bunun benim seçimim olduğunu bilmekti. Bu, şu anda bana gerçekten yetmiyor. Anlamıyorum. Ben kendime niye böyle bir baba seçtim? Kendisi son derece ulaşılamaz ve konuşulamaz biri olduğu için yakınına bile gidemiyorum. Bu konuda tavsiyenizi rica ediyorum.

NOT: Aslında insan buradan her şeyi yazıya dökemiyor. Yaşadığımız şeyler ancak yaşandığında anlaşılabilir şeyler ve size burada yazdığım, yaşadıklarımızın sadece çok çok kısa özet hali…

Teşekkürler,


CEVAP:

Babanla ilgili yaptığın tarifte “ulaşılamaz” ve “konuşulamaz” vardı. Bundan yola çıkarak kendinin hangi konuda ulaşılamaz ve konuşulamaz olduğunu tespit et. Bu sadece babanla ilgili bulduğun bir aynalık. Diğerlerini de “Babamı nasıl tarif ederim?” başlığı altında tespit et. Her tespitinin karşısına, “Ben bunu kime, nerede, ne zaman yapıyorum?” diye kendine sorular sor. Bu soruyla beraber, üstbenin aynı davranışları ne zaman, kimlere yapmış olduğunu  gözünün önüne getirecektir. Kendi davranışlarını hatırladığın bu sahnelerde, “Eğer böyle davranmasaydım bana ne olurdu? Bunu yaparak ben ne kazanmış oldum?” diye kendine sorarak sana bunu yaptıran, her maddenin altındaki korkunu bul. Neden yaptığını keşfet. Böylece, korkularını bularak aslında, her yaptığın hareketin sendeki içsel nedenini bulmuş olacaksın. Sen bunları bulup yapmaz hale geldikçe baban da bunları yapmayacak.

Ancak, kendindeki bu çalışmayı yapmadan o evden ayrılıp İstanbul’a gelirsen babanın görevini, İstanbul’da hayatına girecek olan başka bir kişi veya kişiler alacak. Böylece, şu andaki çalışma konun bir kişiyken sorunların birkaç kişiye daha çıkacak.

Annenin babanla yalnız kalmasından üzüntü duyduğunu söylüyorsun. Yaşanan her şey olması gerektiği gibidir. Annenle babanın aynı evde olması bir tesadüf, şans ya da şansızlık değil. Birbirleriyle deneyimleri olduğunu gösterir. Annen kendi aynalıklarını bitirene kadar aynalıklarını babanda görecek. Senin de dışarıda gördüğün gibi. Eğer annene ulaşabiliyorsan ona da aynı çalışmaları yapmasını söyleyebilirsin. Onları deneyimleri için başbaşa bırakacaksın. Çünkü onlar birbirlerini onun için seçtiler.

Konulu seminerlerimin kayıtlarının yayınlandığı CD’lerimden Aynalar seminerimi alarak bu seminerde anlattığım şekilde, o sırada seminerdeymişsin gibi eline kağıt kalem alarak çalışabilirsin.

Aynaları tespit ettikten sonra altındaki korkuları bulmak için Korkular seminerinin CD’sini kullanabilirsin ve “Herkesi neden affetmeliyim?” sorusunun cevabı için de Affetme semineri CD’si ile çalış.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

05 Mart 2009

Konu:

Gurur

SORU:

Sevgili Hocam,

Gurur nedir? Neden vardır? Neden hissedilir? Altında ne korkular besler? Eşim bana para ile ilgili bir şeyler söyleyince çok gururuma dokunuyor. Ne anlamalıyım?


CEVAP:

Değersizlik korkusu, aşağılanma, istenmeme, reddedilme, takdir edilmeme, yetersizlik, güçsüzlük, muhtaç olma ve kendinde bulacağın buna benzer korkuların örtbas edilme şekli gururdur. Yani altı boştur ve anlamsızdır, dönüştürülmeyi bekleyen korkularla doludur. Korkularını dönüştürmediğin zaman gururuma dokunuyor değil, korkuma dokunuyor olur.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

16 Nisan 2009

Konu:

Yalan

SORU:

Merhabalar,
Ben sekreter olarak çalışmaktayım. İşim gereği (işverenin  gereği, işverenin istekleri doğrultusunda) zaman zaman yalan söylüyorum. Söylemezsem de işten atılacağım. Nasıl bir durum sergilemem gerekir?


CEVAP:

İş hayatının dışındaki yaşamında bütün yalanlarını bitirdiğin gün işverenin
de senden yalan söylemeni istemeyecektir. Sen içinde yalan enerjisi taşıdığın müddetçe herkes senden bunu talep edebilir. Sen de bunu onlar istediği için söylediğini zannedersin. Halbuki sen içinde yalan enerjisi taşıyorsun ve zaten iş yerinin haricinde de herkese yalan söylüyorsun.

Bunları tespit edip o yalanları hangi korkuların için söylediğini bul. O yalanları söylememeye başladığın anda senden hiç kimse yalan söylemeni istemeyecektir. İçimizde hangi enerjiler varsa dışımızda onlarla karşılaşırız. Bu evrenin kanunudur.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

07 Mayıs 2009

Konu:

Çalışmak nedir? Kıyas ve ifade

SORU:

Sevgili Hocam,

1- “Çalışırsam işe yararım. Çalışmadan para kazanılmaz,” zihinlerimi buldum. Çalışmadan nasıl para kazanılır ve çalışmadan nasıl işe yaranır? Bunları anlatır mısınız?

2- Kendimi herkesle kıyaslıyorum ve mutsuz oluyorum. Kıyas ne demektir?

3- Dilimin ucunda çıkan sivilce bana, dilimin ucuna gelip de söyleyemediklerimi mi yoksa söylediklerimden pişman olup kendime kızdığımı mı gösterir?

Teşekkürler,


CEVAP:

1- Çalışmak diye bir şey yoktur. Bir insan anda sevdiği her ne ise, severek yaptığı her şeyin karşılığını, zaten evrenden ne ekersen onu biçersin kaidesiyle çok güzel bir şekilde alır.

Fakat çalışmada, daha karşılığını vermeden alma zihni vardır. Bir iş yerine başvururken ne vereceğini bilmeden, o günlerinin nasıl geçeceğini bilmeden, bir firmaya, bir işe ne katkı yapacağını bilmeden, ilk konuştuğun şey maaşındır. Orada tam tespit ettiğiniz şey alacağınız maaştır. Ama vereceklerinizi, maaşınızı tespit ettiğiniz sabitlikte tespit edemezsiniz ve etseniz dahi buna uyamayacağınız anlar ve günler olabilir.

Demek ki, çalışmada hep alacaklarınıza konsantre oluyorsunuz. Halbuki “Ben bu işi yaparken sevecek miyim? Her an o ortamda severek mi bulunacağım?” diye bir soru sormuyorsunuz.

Sen kendine bu soruyla başlayacaksın: “Ben bu yapacağım işi seviyor muyum? Eğer çok güzel başka imkanlarım olsaydı yine bunu mu yapardım?” Soruların cevapları, “Evet” ise zaten severek yapıyorsun demektir. Onun adı çalışmak değildir. Ben severek sevdiğim yerde bulunuyorum demektir. Çalışmak sevmediğim ortamda dayanıyorum, sabrediyorum demektir.

2- Kıyas, dışarıda gördüğün, beğendiğin, onayladığın şeylerin sende olmadığını zannetmendir. Aslında dışarıda neyi beğeniyorsan ve takdir ediyorsan incelediğin zaman onların da sende olduğunu, ama dışarı çıkarmadığını fark edeceksin. Bunu şu şekilde çalış: “Bende yok, onda var” dediğin şeylerin altındaki korkularını bul, o korkularını bulup dönüştürdükçe dışarıda görüp beğendiğin her şeyi senin de yapabileceğini göreceksin. Dışarıda görüp beğendiğin her şeyi sende de olduğu için görebiliyorsun. Yaptığın çalışmayla onları ortaya çıkarmış olacaksın. “Ben her halimle tamım,” noktasına geldiğinde biter.

3- Söylediğini ve söylediğini sevgiye dönüştürmediğini gösterir.  Birkaç gün evvel yaşadığın olaylara bakarsan, hangisinden oluştuğunu bulursun. Ve bu olayları bulunca onları sevgiye dönüştür.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

27 Mayıs 2009

Konu:

Farkındalık ve dönüşüm adımları / Aile / İlişkiler / İş

SORU:

Dönem dönem başka akımlar beni etkisine alıyor, korku akımları… Çözüyorum şükür ya da atlatıyorum hayırlısı ile… Ama idrak edemiyorum oyunun içinde oyun olduğunu, yani bilen tarafım her şeyin benim sonucum olduğunu diyor, içim neyse dışımda başıma gelenler benden, ama bir yandan da karşı tarafı suçlamayı seçiyorum. Sanki gerçeği bilmezmişim gibi… Sahtekarım yani… Bunları bilerek yaşamak, artık kimseye söyleyecek söz bırakmadı bende, ama çözmeden yaşamak asılı kalmak gibi…

1 – Ailem. Babam vefat etti, annem var ve ablam ve kocası… En yakınlar bunlar, kopuk bir aileyiz zaten, kuzen var ama görüşmüyoruz. Kısacası annem ve ablam var, onlar beni boğuyorlar; ilk fırsatta görüşmek istemeleri, annemin ablamda sürekli kalması (yeni evlendim ve çalışıyorum, 19 Mayıs ilk kez evde olacağım tatil günümdü mesela, annem ve ablam geldi ve onlarla geçirdim ve boğuldum sanki) gibi. Yani onlar ailem, ama zorla görüşüyorum sanki ve neden acaba bilemiyorum, annem hep mutsuz, memnuniyetsiz.

Bana bizim akrabaların hepsi salyaları akan azgın yaratıklar gibi geliyor ve bana öyle gelmesinin, yaptığım bütün tanımlamaların aslında kendim olduğunu hatırlatıyor; ama, “Ben öyle değilim ki!” diyerek yırtmaya çalışıyorum. Ama küçüklüğümden beri zaten daha uzaktım onlardan. (Bir çalışmada annemin beni istemediğini ve erkek olmamı istediğini görmüştüm ve bu değersizlik korkumu ilk burada hissettiğimi hatırlamıştım.)

Onlarlayken hissettiğim, boğulma hissi.

2 – Evlendim. Çok hoş ve tam istediğim huzurlu bir evim var artık. Ancak memnuniyetsizim. Evlendiğim çocuğa kafayı takmış durumdayım. Sanki onun için hayat harika ama benim için çile gibi. O kafasına göre yaşıyor da ben değil gibi. Beni beğenmiyor gibi ya da ben ondan geri gibi… Yüksek bir değersizlik korkum vardı, bunu biliyorum hatta bu enerjimi hafiflettiğimi biliyorum, ancak bunlar hala değersizlik enerjimin etkileri. Hissettiğim his esir, geride duran, yok gibi.

3 – İşimden hiç memnun değilim. Ne yapmak istediğini hiçbir zaman tam olarak bilen biri olmadım, aslında çalışmaktan da pek hoşlandığım söylenemez, ben keyif işi yapmak istiyorum, çok yetenekli biriyim; müzik, yemek, dekorasyon. Ancak evlendiğim için kira vs. bunlar yüzünden işten ayrılmamam gerekiyormuş; garantili bir iş benimkisi, ama umurumda değil, kriz de var ya malum. Ama ayrılacağım… Hissettiğim his, işe yaramazmış gibi, gereksizmiş gibi.

4 – Kıskancım, feci. Bu huyumu sevince gülüyorum kendime, ama sevmeyince çok kötü bir huy gibi geliyor, ezdikçe eziyor beni, içimi daraltıyor. Kendimi aşağı görüyorum çoğu zaman, ama çalışmalardan önceki kadar değil. Neden? Hissim, değersiz, çirkin, yetersiz, eğlencesiz, sıkıcı.

5 – Ben yüksek bir bağımlıyım sanırım bir de… Evlendiğim çocuk da yine beni şok eden bir bağımlılık ile karşıma çıktı ve geçmişte de bu tarz şeyler olmuştu, “Demek ki benim bağımlılığımı bana göstermek için” diyorum, ama benim bağımlılığım alkol, uyuşturucu tarzında değil. Hissim yapamamak, harekete geçememek, tutulmak.

6 – Kadın olmamın tadını çıkaramıyorum, sanki erkek olmak daha harika bir şeymiş gibi. Kadın arkadaşlarım çok fazla yok, kadınlara genel olarak gıcık oluyorum, ama erkeklerin bu denli rahat olmalarına da kızıyorum, erkeklerin %100 aldattığını düşünüyorum ve şimdiden yeni evli olmama rağmen kesin aldatılacağımı düşünüp içimi yakıyorum, ne bileyim yaşlanırsam değer kaybedeceğimi düşünüyorum, neden?

Hissim yanmak, içimi kavurmak, öfke, bırakıp gitme isteği, yalnız olmayı seçmek.
Ne yapmaya devam etmeliyim? Gerçeği bilip çözmemek, üşenmek ya da ego oyunlarına gelmek; en sonunda ben içinden çıkılmaz bir hale geldiğimde mi çözme isteği beni saracak?


CEVAP:

Kendinle yüzleşmişsin ve birçok kısmını fark edip bulmuşsun. Bunları bulmak demek, şu anda sen değiştin demek değil. Bulmak demek, en azından dışarıyı suçlamayı ve “Onların yüzünden oluyor!” demeyi bıraktın demektir; ancak bu şikayetlerin devam edecek. Sen kendin için bir karar vereceksin: “Ben böyle bir kişi olmaya devam mı edeyim, yoksa bu keşfettiğim her şeyi dönüştürene kadar çalışıp kendim için başka bir ben mi yaratayım?

Bu karar sana ait bir karar ve senin için senden başka hiç kimse bir şey yapamaz. Bunları dönüştürmezsen ve kendin için ciddi adımlar atmazsan 10 yıl sonra yazacağın mektup aynısı olur. Kendine güzel bir emek vererek bütün bu hallerini dönüştürürsen daha sonra sana soru soran kişilere, değişimini ve değişiminde duyduğun tadı anlatır olursun.

Yukarıda fark ettiğin maddelerde ikinci maddede yazdığın tarifler, farkındaysan, birinci maddede yazdığın tariflerle aynı. Ailende yaptığın tariflerin aynılarını kendinin ne zaman ve nerede yaptığını bulup onların altındaki korkularını çalışırsan artık onları yapmaz olursun ve senin için ne güzel bir hayat başlar.

Konulu seminer CD’leriyle bu çalışmalarını rahatlıkla yapabilirsin ve kendini kendin dönüştürürsün. Bunun için kendine yardımcı ol ve kendini severek, kendine değer vererek bu çalışmaları yap. Çalışmaları yaparken sende ve hayatında değişimler olmuyorsa bulduğun şeyler doğru değil ve daha bulacakların var demektir. Bu konuya da dikkat ederek ilerle.

Eşinde fark ettiğin bir bağımlılığın aynısının sende olması gerekmiyor. Bağımlılık konusu altında “onsuz olamam” dediğin her şey bağımlılığa girer. Senin “Ben onsuz olamam!” dediğin nelerin var? Bunlar madde veya kişiler olabilir.

Ayrıca anneni ve kız kardeşini evine çağıran enerjiyi nasıl yolladığını bul. Onlara neden “Bana gelin” diyen bir enerji yolluyorsun?

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

18 Haziran 2009

Konu:

Önyargılar

SORU:

Sevgili Nil Hocam,

Bir müşterime geçen seneden kalan borcu olduğunu hatırlattığımda bana, “Ben bu zamana kadar bekletmem, mutlaka ödemiş olmam lazım,” dedi. Ben de “İsterseniz siz de hesaplarınızı kontrol edin,” dedim.

Sorum: Bu müşterimin bir sonraki  gelişinde, bakiyesi olduğu halde, eğer “Ben ödedim,” derse “Tamam, borcunuz yok,” deyip yenilmek mi doğru olan?


CEVAP:

Müşterinizin cevap verdiği an henüz gelmedi. Onun ne cevap vereceğini bugünden hiç kimse bilemez. Eğer bildiğini zannedersen onlar önyargıdır ve o bildiğin dediklerini yaratırsın. Yani onun ne cevap vereceğini sen yaratıyorsun. Eğer böyle tahminlerin varsa “O şöyle cevap verecek…” gibi, bunları yazıya dök ve “Ben neden onun böyle cevap vereceğini zannediyorum?” diye yaz.

Bu çalışmanın faydası, sana bu düşünceleri düşündüren sebebi buldurmuş olacağıdır. Sen de onun cevap vereceği tarihe kadar bunları dönüştürdükçe her an onun cevapları değişecek. Yani onun cevabı senin değişimine ayak uyduracak.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih:

05 Ekim 2009

Konu:

Yalanın tarifi nedir?

SORU:

Sevgili Hocam,

Kızım devamlı yalan söylüyor. Önce bunun bir aynalık olduğunu düşündüm. Sonra kabullenemedim. Ben yalanı hiç sevmeyen, yalan da konuşmayan biriyim. Epey kendimle savaştıktan sonra anladım ki, beni arayıp bir yere çağıran arkadaşıma kırılmasın diye “Hayır, gelmek istemiyorum,” diyemiyorum ve bir iş uyduruyorum. Bu da yalana girer mi? Ben bunları temizleyince kızım da yalanına son verecek mi? Yalanın derecesi var mı? Ben bunları pembe yalan sanıyordum. Hani ölecek hastaya da “İyi olacaksın,” denir ya… Ne dersiniz?

Teşekkürler,


CEVAP:

Söylediğin cümle, o anın doğrusu değilse onun karşılığı yalandır. Onun bir ölçüsü yoktur. “Küçük yalan” – “büyük yalan” diye ayıramazsın.

Para çalan bir hırsızla, çiçek çalan bir insan arasında hiçbir fark yoktur. Çünkü ikisi de o anda aldıkları şeyler için sahiplerine bilgi vermemişlerdir. Aldığın bir malzemenin sahibi onu sana vermediyse ve alışını onaylamadıysa hepsi aynı şekilde hırsızlığa girer.

Bu her konu için geçerlidir. Tek başına bir odada yaptıklarınla toplum içinde yaptıkların aynı olmalı. Tek başına bir odadayken “Nasıl olsa beni kimse görmüyor,” diye yaptığın her hareketinden sorumlusun. Dışarıya kendini farklı göstermen bile yalana girer. Çünkü sen öyle değilsindir. Senin dört duvar içindeki durumunla toplum içindeki durumunu eşitlediğin gün kızın yalanını bırakacak.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 16 Kasım 2009

Konu: Kıskançlık

SORU:

Merhaba Hocam,

Kendi kendime de çalışıyorum ama bir türlü kabule geçip temizleyemediğim bir şey var. Sürekli erkek arkadaşlarımın eski kız arkadaşlarıyla kıyaslıyorum kendimi. Bu, sonrasında kıskançlık ve hırçınlık yapmama neden oluyor, karşımdaki bir şey yapmasa da. “O kızla birlikte yaşamış ya da nişanlanmış, benim ne eksiğim var benimle de bunları yapmıyor, beni daha mı az seviyor?” diye öfkeleniyorum. Onlar daha güzel, akıllı, zengindi diye kıvranırken, onlarla yarışırken buluyorum kendimi. Yetersizlik, sevilmeme ve değersizlik korkularımı çalışıyorum, ama yine de içimi rahatlatamıyorum. Bana yol gösterirseniz çok sevinirim. Sanki ben bunlardan korktukça ya aldatılıyorum ya da terk ediliyorum. Sonuçta yine kendimi suçluyorum.


CEVAP:

Bir erkekle ilişkiye başladığın sırada onun geçmişini araştırıp eski kız arkadaşlarıyla yaşadıklarını öğrenmeye çalışma. Karşılaştığınız ve birlikte olduğunuz an sizin için başlangıçtır ve onun bir evveli yoktur. Çünkü o an birlikte başlamışsınız demektir. Oradan ileriye doğru bak, daha evvel yaşananları senin değerlendirip anlaman mümkün değil, çünkü onları yaşayanlar onlar ve ne yaşadılarsa kendi enerjileriyle kendi ihtiyaçları olan deneyimler kadar yaşadılar. Onların deneyimi başka, senin  deneyimin başka. Sen kendi yaşayacaklarını anda kendin için takip et. Aranızdaki ilişkide anda rahatsız olduğun bir şey varsa senin çalışma konun onlardır. Senin dışarıyı ve geçmişi takip ve kıyaslamanı sağlayan egondur. Egon senin hiç bir zaman huzurlu ve mutlu olmanı istemez.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk



Tarih: 05 Nisan 2010

Konu: İçimizdeki Enerjiler

SORU:

Sevgili Nil Hocam,

Ben son zamanlarda yaşadığım olaylardan artık bunaldım ve tam anlamıyla sıkıştım. Olaylar çok hızlandı ve ben kendimi bu olayların içinde savrulmaktan alıkoyamıyorum. Sürekli birileri bana laf taşıyor. Bu ne anlama geliyor? TAŞINAN BU LAFLARA BOŞ MU VERMELİYİM, YOKSA O KİŞİLERLE YÜZLEŞMELİ MİYİM? Nasıl çalışmalıyım?

Çok teşekkürler,


CEVAP:

Etrafın senin hakkında ne konuştuğu ve etrafın senin hakkında ne düşündüğü merakından dolayı dışarıya yolladığın bu enerjinden bu bilgiler sana geliyor. Senin hakkında ne düşünüldüğünü, iyi veya kötü, hiç merak etmediğin gün, yani başkalarının senin hakkındaki düşüncelerinin iyi olmasının ve kötü olmasının seni hiç etkileyemeyeceği gün dışarıdan sana laflar taşımayacaklar.

İyi çalışmalar,

Yolun açık olsun,

Nil Avunduk


Haberler

NİL AVUNDUK’UN 11 NİSAN 2012 TARİHİNDE YAPTIĞI VE AYNALIK SİSTEMİNİ ANLATTIĞI SEMİNERİ mp3 SESLİ SEMİNER VE VİDEO SEMİNER OLARAK ÇIKTI…

24 Nisan 2012

Nil Avunduk bu seminerinde;

AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.

devamı için tıklayınız

NİL AVUNDUK’UN YENİ DVD’Sİ İÇSEL TEMİZLİK SİSTEMİNİN UYGULAMALI ANLATIMI-5 ÇIKTI…

1 Nisan 2012

Bu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.

devamı için tıklayınız

Siteyi Kullanım Önerisi

19 Ağustos 2010

İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk

devamı için tıklayınız