|
Tarih: |
22 Ekim 2008 |
|
Konu: |
İş enerjisinin temizlenmesi üzerine |
SORU 1:
10 yıldır kendi işimi yapıyorum. Uzun süredir işlerim iyi gitmiyordu. Kısacası işimi kurduğumdan bu yana iş yerimde istediğim miktarda parayı yaratamıyordum. İş ve para ile ilgili yaklaşık iki aydır çalışıyorum. Özel çalışmalarda birkaç karma dönüştürdüm. Ayrıca bu hayatla ilgili üstbenimin önüme getirdiği ektiğim bazı anları temizledim, temizlemeye devam ediyorum.
Ancak bu son kriz ile birlikte ben açıkça iflas ettiğimi kendime itiraf ettim. Mal tedariki yaptığım bir firmaya da oldukça yüklü bir borcum var. Bugün gidip onlarla da konuştum ve durumu açıkça onlara da izah ettim. Bu borcun bir kısmını ev ve araba satışları ile kapatabiliyorum. Yalnız, bunların satışı için de ayrı ayrı çalışmam gerekiyor. Onları da yine özel çalışma ve kendi yaptığım çalışmalarla dönüştürmeye çalışıyorum.
İşin zor kısmını, kabul kısmını geçtim sanırım. Başıma gelen bu iflas olayını zor da olsa kendimle yüzleşerek kabul ettim. Bundan sonra ne olur, bilmiyorum. Ama içimdeki bir his bundan sonra daha kolay olacağını fısıldıyor. Çünkü ben olduğumdan farklı görünüyor ve bin bir türlü korku ile içinde bulunduğum durumu dışa vurmak istemiyordum.
Bugün sanki biraz hafifledim. En azından saklamam gereken bir şey kalmadı. Borcum olan firmaya bu borcumu bir şekilde ödeyeceğimi; ama bunun nasıl olacağını şimdi bilmediğimi söyledim. Bunda kendime inancım tam. Firma da en azından maliyetleri kısabilmek için kendi bulunduğum yeri kapatıp aynı faaliyetleri onların fabrikasında bize tahsis edilebilecek bir yerde yapabileceğimi söyledi. Aslında önce mantıklı geldi. Ama şimdi bu şekilde olduğumda kendimi kontrol edilmiş ve sınırlandırılmış hissedeceğimi, bunun da sınırsız yaratıma güven açısından uygun olmadığını düşünüyorum.
Bu günden itibaren çalışmalarıma ne şekilde devam edebilirim?
Şimdiden teşekkür ederim.
CEVAP 1:
Şu ana kadar geldiğin noktaya çalışmalarla birlikte güzel bir enerjiyle adım atmışsın. Şu an bir geçiş döneminde olduğun için bazı korkularını bitirmek adına diğer korkularının enerjisinde kalabilirsin. Yani geçiş döneminde olduğun için esaret korkusu veya kontrol edilme korkunla bir zaman kalmanı tavsiye ederim. Bu zaman zarfında elindeki malları satıp borcunu ödedikten sonra o anda içine tekrar sor, “İkinci adım ne?” O an sor. O anın gelebilmesi için de var olan mallarının satışı konusunda senin içindeki olumsuz enerjileri bitir. Bittiği an satılır. Senin şu anda çalışma konun sadece elindeki malların satışıyla ilgili zihnindeki engelleri bitirmek. Bununla ilgili çocukluğundan bugüne kadar yaşadığın olumsuz sahneleri dönüştürmek.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Merhaba,
Sizden bu mesajı aldıktan sonra akşam eve gittim. İş yerinden çıkmadan önce farklı bir enerjiye girdiğimi hissettim. İçimden ağlama hissi geliyordu ve çok üşüyordum. Her tarafım titriyordu. Eve gittikten sonra uzunca bir süre ağladım. Olumlamalarımı tekrar ettim.
Bir süre sonra borçlu olduğum firma sahibinden bir telefon aldım. Evleri kendileri üzerine alabileceklerini söylediler. Şu anda kendi şirketimi kapatarak müşterilerime onların şirketi üzerinden hizmet vermemi, yapılacak tüm cironun, alacakların onların tarafından takip edilmesini istediler. “Seni mağdur etmeden yapabileceğimiz şeyler bunlar,” dediler. Evlerin satışından kalan rakamı bu şekilde uzun vadede ödeyebileceğimi söylediler. Yani artık onların hesabına çalışacağım. Evleri onlara vermek konusunda hiçbir itirazım yok, ancak kendi işimi tamamen bırakıp onların kontrolü altına girmek tam oturmadı bende. Aslında mantıklı bakıldığında çok iyi bir fırsat. Aynı bankaları devletin kurtarması gibi. Sorum şu: Şu anki duruşum nasıl olmalı?
(Bu arada niçin telefon etmeyip yazarak soru sorduğumu kendime sordum. “Ben kendimi konuşarak değil, yazarak ifade edebiliyorum,” kaydı çıktı. Bunu da çalışacağım.)
Sevgiler,
CEVAP 2:
Şu andaki durumunu esaret korkun ve yanlış yapma korkunu sevgiye dönüştürme çalışması yaparak dönüştür. “Başkasının kontrolü altına girmek benim için ne demek ve ben ne zaman, nerede başkasının kontrolündeydim ve kötü şeyler oldu? O günleri hatırlayıp çalışayım,” diye niyet et ve bu sahnede çalış.
Ardından,
Ben her yerde özgürüm.
Ben her yerde kendi isteğimi yaşıyorum.
Ben her yerde kendi isteğimi yapıyorum.
Ben her an kendimi sözlerimle ifade ediyorum.
Ben her yerde varım.
Ben kendimi izlenmeye açıyorum.
Herkes beni görebilir.
olumlamalarını bu söylediklerine inanana kadar beşlik halinde tekrarla. Örneğin ilk cümle için:
Ben her yerde özgürüm.
Ben her yerde özgür olduğumu biliyorum ve inanıyorum.
Ben her yerde özgür olduğumu kabul ediyorum.
Ben her yerde özgür olduğum için kendimi takdir ediyorum.
Ben her yerde özgür olduğum için şükrediyorum.
Çalışacağın mekanı pembe ışıklarla yıka. Çalışacağın mekanı diğer her yerle eşitle, her yerin aynı olduğunu anla. İşe orada çalışmayı kabulle başla. Ve devamlı,
Ben kendi yolumu kendim açıyorum.
Ben kendi yolumu kendim yaratıyorum.
olumlamalarını beşlik halinde tekrarla.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
30 Ocak 2009 |
|
Konu: |
|
SORU:
Nil Hanım,
Ben DVD ve CD’lerinizden seminerlerinizi dinlediğim zaman kendimi çok iyi hissediyorum. Hatta Park’a gelip Reiki 2 seminerine katıldım ve hep bilgisayardan ve kitaplardan sizleri takip ederken sizleri orada canlı olarak görmek, hepinizin yüzündeki o huzurlu ifadeyi yakalamak beni çok mutlu etti.
Evet, hep kendime “Çalışmalarıma daha yoğun eğileceğim,” diyorum, tam biraz başlıyorum, mutlu hissediyorum kendimi, birden bir olay beni hemen koparıyor. Günlük hayata kendimi çok çabuk kaptırıyorum.
Özellikle bu aralar ödeme alamamakla ilgili sorunlarım var. Bu konu beni çok üzüyor, aldatılmış hissediyorum kendimi. 8 ay önce kendime bir iş yeri açtım. Severek de yaptığımı düşünüyorum. Ama bu ödeme alamamak, insanların söz verip de yerine getirmemesi moralimi bozuyor. Ödeme almak için ne yapacağımı şaşırdım.
Babam da senelerce esnaflık yaptı. Herhalde bende eskiye ait, “Ticaret zordur, insanlar ödemesini yapmaz, batarsın”; annemin “Aman, siz okuyun, bak baban esnaf ama zorlanıyor, elinizdekiler size yeter, bak sonra olanı da batırırsın…” gibi sözleri hala kulağımda. Bunlardan sebep mi acaba, ödeme almakta zorlanıyorum? Sanki hep işimi yürütemeyeceğim, batacağım korkusu var. Oysa ben daha da ilerletmek, bu işimle mutlu, sakin, rahat ve arınmış bir hayat yaşamak istiyorum.
Parasızlık korkusu, yokluk korkusu, suçlanma korkusu, değersizlik korkusu ve güvensizlik korkusu yoğun olan birisiyim. Genelde bu konulara çalışıyorum. Başka ne önerirsiniz? Artık insanları arayıp ödeme istemekten yoruldum. Aramazsam da kendiliğinden getirecek tipler değil. Arayınca da getirmiyorlar ama arıyorum yine de… Ben ne yapayım dersiniz?
CEVAP:
Çocukluğundan bugüne kadar söz verip de yapmadığın her yeri bul. Bu, bir doğum gününe söz verip de gitmemek ya da söz verip yapmadığın bir şey gibi, sence basit gözüken her şeyi kapsar. Sana verilen sözlerin tutulabilmesi için enerji olarak senin verdiğin tüm sözleri tutmuş olman lazım. Bu çalışmaya karşındaki insanların davranışları bitene kadar devam et ve o geçmişindeki günlere girdiğinde orada önce neden istemediğin şeylere söz verdiğini bul ve onun altındaki korkuları tespit et.
İkinci olarak da neden verdiğin sözleri uygulamadın, onun altındaki korkuları bul. Ve geçmişteki o sahnelerdeki kendine, bu korkuları çalıştırıp o öyle davranmaz hale gelene kadar olumlamalarını yaptır. Sahne kendiliğinden pembeye dönüşsün.
Böylece geçmişte söz verdiğin açıkta bekleyen bütün enerjilerini kapatmış olacaksın. Bu günlerde söz verip yerine getirmeyenler sana aynalık yaparak o günlerini gösteriyorlar. Sen içindeki bu enerjileri değiştirdikçe dışındaki olaylar değişecek.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
18 Şubat 2009 |
|
Konu: |
Terfi ve çok çalışma |
SORU:
Nil Hoca merhaba,
Ben bu 2 günlük seminerde işle ilgili yolumu açmaya niyet etmiştim, gerçekten yaptığım işi sevmiyordum. 10 saat mesaili bir yerde çalışıyorum. Niyetim part-time veya evden de çalışabileceğim bir şey yaratmaktı. Bir yandan da seminerlere katılabilmekti gerçekte. Seminerden sonra ne olduysa pat diye karar verdim, bir anda istifayı verdim firmaya. Ama bu arada çok enteresan bir teklifle karşılaştım istifadan sonra şirketten. İşin içeriği aynı fakat bir üst pozisyon…
Şimdi bayağı karıştım, evrenin testi mi bu, ilk niyetimde kararlı mıyım, güveniyor muyum kendime ve yaratımıma diye; yoksa bu teklif bir fırsat eşzamanlılık mı? Sanki burayı kabul edersem paraya ve üst pozisyona tav olmuş gibi hissediyorum. Yardımcı olabilirseniz çok mutlu olurum.
Sağ olun,
CEVAP:
Yeni teklif edilen bu üst pozisyonu kendi isteklerin doğrultusunda yaşayabilirsin. Üst pozisyona çıkmak demek, çalışma saatinin 10 saatten 12 saate çıkması demek değil. Sen korkularını ve zihnindeki olumsuz kayıtları temizledikçe eskiden 9 saat çalıştığın çalışmaları ne kadar boş yaptığını göreceksin. Şimdi üst pozisyonda zihnini temizleyerek, korkularını dönüştürerek çalışırsan o pozisyonu günün bir iki saatinde çok rahatlıkla idare ettiğini ve organize ettiğini göreceksin.
Aslında uzun saatler boyu iş yaptığınızı zannediyorsunuz. O saatlerde yaptığınız şeyler, zihninizdeki olumsuz düşünceyle yarattığınız gereksiz problemleri düzeltmekle geçiyor. Yani kendin boz, kendin yap oynuyorsunuz. Eğer içinden geliyorsa yine o pozisyonu kabul edip o mevkinin yeni anlayıştaki elemanı olabilirsin.
Ayrıca işin konusunu sevmiyorsan o işi niye seçtiğini, o mesleği neden tercih ettiğini bulup geçmişte seni yönlendiren kişilerle olan bağlarını sevgiye dönüştürürsen o işi de sevebilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
04 Mart 2009 |
|
Konu: |
Zengin insanlar |
SORU:
Çok varlıklı insanların genelde şükretmediğini ve hırslarına kapılıp kötü amaçla dahi para kazanıp zengin olduklarını bilmeliyiz. Bu sizin söylediğiniz para ve şükretme olaylarına ters değil mi?
CEVAP:
Çok varlıklı insanların genelde şükretmediğini ve hırslarına kapılıp kötü amaçla dahi para kazanıp zengin olduklarını ben bilmiyorum. Bu sizin tarifiniz. Onun için sorunuzu çok net anlayamadım. Daha açık yazarsanız size yardımcı olabilirim.
İyi çalışmalar,
Yolunuz açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
27 Mayıs 2009 |
|
Konu: |
Karabasan / Suçlanma Korkusu / Aynalar / İş / Para / Aile / İçsel Temizlik Çalışması “Oyuna girdin, oyundan çıktın” oyunu! |
SORU 1:
İçime yolculukta çok yeniyim. Anda korkularımı fark edip dönüştürmeye çalışıyorum. Sorum şu: Üst üste 2–3 gece uyurken karabasan geldi. Bunu anlatmak zor, doğru kelimeleri bulamıyorum anlatmak için, ama kendimi zorla uykumdan uyandırmazsam beni öldüreceğinden korkuyorum. Kabul edip kendimi uyandırmamaya, onunla mücadele etmeyip sonuna kadar gitmeye karar verdim; ama yapamadım, yine uyandırdım kendimi (aslında o an uyanık haldeyim, bilincim açık, ama sesim çıkmıyor ve üzerimdeki ağırlığıyla hareket edemiyorum). Bunu içime de sordum, birçok cevap geldi ama aklımdan mı, üstbenden mi, ayıramadım. Rehberliğinize ihtiyacım var.
Teşekkür ederim.
CEVAP 1:
İçindeki negatif enerjinin gece yatarken senin üstünde baskı yaptığını hissediyorsun, çünkü seni dingin buluyor ve daha büyük baskı yapıyor. Bundan kurtulmanın tek çaresinin kendi içindeki tüm öfkeleri bitirmek olduğunu anlamış oldun. En kısa zamanda içsel çalışmanda daha çok yol almanı tavsiye ediyorum. Özellikle geçmişte yaşadığın bütün olaylara duyduğun öfkeleri en kısa zamanda içinde sevgiye dönüştür ki, bunları yaşamayasın.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Öncelikle ilginize teşekkür ederim. Ben evli ve üç küçük kızı olan biriyim. Siz “En iyi aynalar çocuklarınız ve eşinizdir,” demiştiniz. Özellikle çocuklarla günlük sorunlar yaşıyorum. Henüz küçük oldukları için özellikle beslenmelerine özen göstermeye çalışıyorum ve her gün, her öğünde resmen savaşıyoruz. En küçük kızımla özellikle anlaşamıyorum, ben ak desem o kara diyor ve henüz 2,5 yaşında. Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh, yani ne yaparlarsa yapsınlar karışmayacak mıyım? Yemiyorlarsa ya da sürekli abur cubur yemek istiyorlarsa izin mi vermeliyim? Bu birinci sorum.
“Neden iyi beslenmeleri için uğraşıyorum?” diye içime sorduğumda, “Sağlıklı olmaları için doğru beslenmeliler, doğru beslenmezlerse sağlıkları bozulur ve onları kaybederim,” düşüncesine kadar gittim. Yani kaybetme korkusu… Devamını getiremedim bile. Bunu düşünmek bile beni korkutuyor.
Soru 2: Onlar çocuk olsalar da özgür birer ruh biliyorum, ama 3 ya da 5 yaşındaki bir çocuğu nasıl özgür bırakayım, nasıl davranmalıyım?
Soru 3: Bulduğum kaybetme korkumun olumlaması nasıl olmalı?
Soru 4: Bana bu konuda rehber olabilecek (eş ve küçük çocukla ilgili çalışmalar içeren) bir kitap tavsiye edebilir misiniz?
Soru 5: Eşim gerek ev içi işlerde yardım etmediği gerek yakın çevreden aldığım birtakım eleştirilere karşı beni yalnız bıraktığı, beni korumadığı ve beni o insanlara karşı savunmadığı için kendimi çok kötü hissediyorum. Ne yapmalıyım?
Rehberliğiniz için tekrar teşekkür ederim.
CEVAP 2:
Ailede yaşanan her olay içimizdeki aynalıklar ve korku enerjileri içindir. “Eğer çocuğumu kaybedersem ne olur?” sorusunu sormaya cesaret edebilseydin altından en büyük korkun çıkacaktı; bu da suçlanma korkun. Suçlanma korkunla yüzleşmekten korkma; çünkü bu korkunu dönüştürene kadar dünyanın en iyi annesi de olsan, dünyanın en iyi eşi de olsan yine de suçlanacağın bir küçük olay çıkacaktır. Çünkü içindeki enerji “Ben suçluyum” diyor ve kendini suçluyor, dışından sana gelen herkes de “Sen suçlusun” diyor.
Enerjiler böyle çalışır. Dışarıya hangi enerjiyi verirsen onu geri alırsın. Suçlanma korkusunu, korku dönüştürme çalışması şeklinde her gün bir kere çalışıp devamında da bütün gün, “Ben kendimi onaylıyorum,” beşliğini yaparsan bu enerjiyi dönüştürebilirsin.
Ayrıca çocukluğundan bugüne kadar yaşadığın bütün suçlanma anlarına gidip o günlerde neler hissetmiş olduğunu, duygu ve düşüncelerini bulup o anlardaki kendine suçlanma korkusunu çalıştır ve o sahneleri pembe ışıklarla yıkanıncaya kadar sevgiye dönüştür. Bu çalışma şu anda yaşadığın aile içindeki bütün olayları rahatlatacaktır.
Çocuklarımız belli bir yaşa ve olgunluğa gelene kadar onların ihtiyacı olan her şeyi biz büyükler yapacağız. Yalnız, yaptığımız ve verdiğimiz hizmetin altında korku enerjisi varsa karşımızdaki insanlar bunu algılayıp bize tam karşı tepki vereceklerdir. “Eğer iyi yemek yediremezsem çocuğumun başına bir şey gelir,” düşüncesiyle, enerjisiyle ve korkusuyla çocuğuna yemek yedirirsen o da seni bu şekilde üzecektir. Sen korkularını çalıştıkça o zaten güzel güzel yemek yemeye başlayacaktır.
Çocuklarımızın iyiliği adına, yani “İyi yemek yedireceğim, iyi anne olacağım…” adına yaptığımız her şey, aslında onlara baskı yarattığı için ve zaman zaman onlara sinirlenip onlara hakaret ettiğimiz için onlara en büyük kötülüğü yapmış oluyoruz. Daha ilerideki yaşlarda onlar da bizim bu davranışlarımız sırasında kendilerini nasıl hissetmişlerdi diye içsel temizlik yapacaklar.
Konulu seminerlerimin kayıtlarını içeren Aynalar, Korkular, Affetme, Bilinçaltı, Bağımlılık, Üstben çalışma CD’lerimi dinleyerek ve orada anlattığım çalışma şeklini uygulayarak içindeki enerjileri sevgiye dönüştürme ve içsel temizlik çalışmalarını yapabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 3:
Yazdıklarınız doğrultusunda her gün çalışmaya devam ediyorum. Başka korkularımı da bulmaya başladım, acaba bulduğum korkuların hepsini aynı anda çalışabilir miyim?
Sabah kalkınca güne başlarken sevgi beşliklerini tekrarlayıp sonra sırasıyla bulduğum korku dönüşüm dörtlükleriyle çalışma yapıp pembe ışıkların kalbimden çıkışına izin veriyorum (Burada çalışma için pozisyonumun çok bir önemi var mı acaba; ya da beslenme şeklimin?) gün içinde bütün korkularıma ait olumlamalarımı tekrarlıyorum.
Sormak istediğim diğer soru şu: Para kaybetme korkumu çalışıyorum ve şu anda çalıştığım işin içsel çalışmalarım açısından doğru iş olup olmadığını sorgulamaya başladım. Bu önemli mi? Çünkü başarı stratejimizde bize öğretilen çok çabalamak, hedefli çalışmak, hırs yapmak. Biz de bunları işimize dahil olan kişilere öğretmeye çalışıyoruz. Dünyanın önde gelen bir doğrudan satış firmasında distribütörüm ve işim gereği geniş kitlelere, önce yakın çevreme ulaşıp hem şirket hem ürünler hakkında bilgi verip onları işe dahil edebilirsem yaptıkları cirodan prim alıyorum. Uzun vadede gerekenleri yaparsam para ve zaman özgürlüğüne kavuşacağıma inanıyorum. Fakat çalışmalara başladıktan sonra birtakım soru işaretleri uyandı kafamda. İçsel çalışmalarımla tezat oluşturuyor gibiyim iş ortamında. Oyundan çıkmaya çalışırken dengeyi nasıl sağlayacağım? Kafam çok karıştı yardımınıza ihtiyacım var.
Teşekkürler,
CEVAP 3:
Her gün muntazaman korkularını çalışırken asıl yapman gereken o korkuları bu hayatında çocukluktan bugüne kadar nerede yaşadığını sorup o olaylara gitmen. Yani çalıştığın bir korkuyu, “Ben bu korkuyu nerede yaşamıştım?” diye sorup o günlerde, o günkü kendine tekrar korkunu çalıştırıp o sahneleri sevgiye dönüştürmen daha doğru bir çalışma şeklidir.
“Olumlamalarımı bütün gün tekrarlıyorum,” diyorsun, onları ezbere yapmış olmak için tekrarlıyorsan hiçbir faydası yok. O olumlamalardan bir tanesini alıp çok inanıp çok hissedene kadar ısrarla tekrarlarsan daha doğru bir çalışma yapmış olursun.
“İş yerinde oyundan çıkmaya çalışırken bunu aynı anda nasıl yapacağım?” diye bir sorun var. Sen içsel temizliğini mi yapıyorsun yoksa oyundan çıkmaya mı çalışıyorsun? Neden oyundan çıkmalıyım diye bir beklentin ve planın var? Senin kafanı karıştıran başka neler yapıyorsun ve çalışıyorsun? Bu, “oyundan çıkma” kelimesi neden hayatında çok yoğun? Böyle bir konuyu alıp kendi kendinize boş anlamlarla oyalanmamalısın.
Bu yazında bir anlamsız taklit hissettim. Sana üstbenin bu cümleleri söylemiş olamaz. Bir insan bu hayatında hangi deneyimleri yaşayacağını ve bu deneyimlerin içinden neleri anlayarak geçeceğinin planını içsel olarak yapmıştır. Bu yaşamında bunları dönüştürecektir. Bu çalışma, “Oyundan çıktım, oyuna girdim…” şeklinde uydurma bir iş değildir. Bu hedeflenmez, planlanmaz; çünkü bir insan bütün deneyimlerini geçmişse, bütün korkularını bitirmişse, geçmişini tam anlamıyla sevgiye dönüştürmüşse ve kendi tekliğini ve tamlığını anlamışsa oyundan çıkmıştır ve o da zaten çıktığını fark etmez.
Sen şimdi bunların hiçbirini yapmamışken, normal yolculuğunu yaparken “Oyuna girdim, oyundan çıktım…” tarzındaki bilgilerin seni enerji olarak daha çıkmaza iter ve kendine bir oyun çarkı daha kurdurur. Benim tavsiyem, böyle kelimelerle oynamamanızdır; çünkü üstben sana, “Oyundan çık, oyundan çıkma…” şeklinde bir bilgi vermez. O bilgiyi veren üstben kılığına girmiş egodur. Sizi bu yanılgıya düşürebilir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 4:
Selam Nil Hanım,
Oyundan çıkmak, sevgi olduğumu, herkesin ve her şeyin sevgi olduğunu (en kızdıklarım ve nefret ettiklerim dahil), sevgiden geldiğimi bilmek, yani geçmişi temizlerken bugünü “farkında yaşamak” değil mi? Çok sinirlendiğim anda “Bu yaşadıklarımı kabul ediyorum, benim en yüce hayrıma yaşandı, içimi temizlemem için. Bu bir oyun ve kabul edip sevgiye dönüştürürsen oyundan çıkarsın,” diyorum kendime.
Mesela pembe bile olsa yalan söylememeye çalışıyorum ya da insanların işine karışmamaya, merak etmemeye. Bu şekilde farkında olarak yaşamam gerek diye düşünüyorum. Evet, sanırım kendimi oyalıyorum ya da değişime direniyorum; bir terslik olduğunu fark ediyorum. Belki de zamana ihtiyacım var, bilmiyorum. Aslında kolay kavrarım ama niye bu kadar zora koştuğumu ben de anlamıyorum. Galiba hemen sonuç istiyorum ya da saçmalıyorum, her neyse yakında çözeceğime inanıyorum.
Çok teşekkür ederim,
Görüşmek üzere…
CEVAP 4:
Yaptığın içsel çalışmanın adını neden “oyundan çıkmak, oyuna girmek” şeklinde söylemeye çalışıyorsun? Bu iki kelimeyi hiç bilmeseydin çalışmalarını ne şekilde yapardın ve nasıl yol alırdın? Bu kelimeleri hiç kullanmadan çalışmalarını yap. Eğer kullanmaya ısrar ediyorsan da sana oyundan çıkmayı ve oyuna girmeyi kim anlattı ve senin dikkatini bu yöne çekti? Yani hedefin oyundan çıkmak, oyuna girmek değil, hedefin üstbeninin senin önüne getirdiği olayları ve korkuları dönüştürüp geçmişini sevgiye döndürmektir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
11 Eylül 2009 |
|
Konu: |
Kendini muhtaç ettirme ve kendini var etme |
SORU 1:
Merhaba Nil Hocam,
Geçen haftaki Salı seminerinizde istediği işi yaratamayan bir arkadaşa, “İşi yaratana kadar para kazanabilmek için öylesine bir işe gir; o arada da çalışmalarını yapar, sevdiğin işi yaratırsın, o arada da ‘İşimi severek yapıyorum’ diye olumlama yaparsın,” dediniz.
Ben de sevdiğim işi yaratamadım. Ne olduğunu da bilmiyorum. Şimdiye kadar çok ciddi çalışmadığımı da söylemeliyim. Artık bu durumu değiştireceğim. Size sorum, şu anki mesleğim okullarda dans öğretmenliği. Şimdi okullar açılıyor ve ben, “Nasılsa korkularımla başvuracağım, en iyisi hiç başvurmayayım,” demek yerine, “İçsel çalışmamla kendimi bulana kadar para kazanayım,” diyerek okul aramaya başladım. Ama başvurduğum okullar ya beni bekletiyorlar ya ileri bir tarih veriyorlar ya da “Öğretmenimiz var” diyorlar. Benim burada işime karşı isteksizliğim mi buna neden oluyor? “Bu sefer işimi severek, değer vererek yapacağım,” diye yola çıktım ama -mış gibi mi yapıyorum, bilmiyorum. Bir yandan da okullar başladıktan sonra iş bulmak çok daha zor olacak…
Bu noktada ne yapmamı önerirsiniz? Mesleğimle ilgili çalışmalarımda sanki çok yavaş ilerliyorum. Şimdiye kadar çalıştığım yerlere baktım biraz, dansa ilk başladığım yerlerdeki beklentilerimi ve korkularımı buldum. Ama yetmiyor, sanki en derinde bir yere ulaşamıyorum gibi.
Bu arada bugün, çalıştığım tek okulun müdürüne maaşımı artırmasını istediğimi söyledim. Orada çalışmayı gerçekten seviyorum; bu dördüncü senem. Okullar birliğiyle ortak karar aldıklarını, onlara sorması gerektiğini söyledi. Parayı mı engelliyorum, bakmam gereken başka bir yer var mı?
Teşekkürler, sevgiler,
CEVAP 1:
Bütün bu anlatımlarından sana tek bir soru çıkarıyorum:
“Kendimi parasız bırakarak kime muhtaç yapmaya çalışıyorum? O kişiye muhtaç olduğum zaman nasıl bir hayat yaşayacağımı zannediyorum?”
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Merhaba Nil Hocam,
Sorunuz çok iyi geldi. Kendime sorduğumda önce annem, sonra nişanlım geldi. Nişanlıma çok net bir şekilde sırtımı dayamak istiyorum. Bunun farkına bir süredir varmıştım ve biraz çalışmıştım ve kendimi geri çekmiştim. Ama şimdi daha net anlıyorum. Ben dış dünyayla ilgili bir şey yapmamayım, o beni korusun kollasın istiyorum içten içe. Yani ben ona muhtaç olursam -ki bunu yani bana bakmasını ona sevgimin karşılığı olarak görüyorum!- güvende olacağım, beni ne yaparsam yapayım sevecek, insanlarla iletişimi iyi olduğu için benim yerime onlarla uğraşacak diye düşünüyorum.
Annemle ilgili ise, annemle yaşıyorum hala çünkü yuva sıcaklığında güvende olduğumu sanıyorum. Dış dünyaya adımımı atınca güvende olamayacağımı sanıyorum. Dışarıdan ne kadar çok korktuğumu gördüm. Ve şu anda nişanlımla annem arasında böyle bir denge kurmuş durumdayım. Annemden de evin geçimi açısından para yardımı almış oluyorum.
“Neden dış dünyadan bu kadar korkuyorum?” diye sorduğumda babamın başkaları hakkında eleştiri ve şikayetleri geldi, sanki insanlara güvenilmeyeceği sonucunu çıkarmışım gibi. Sonra onun annemi dövmesi geldi, o sahnelere giremedim, çok genel geldi.
Çalışmama ara verdiğimde annem aramış, onu geri aradım. Komşulara hırsız girmiş, bize dikkatli olmamızı söylüyordu. Fark ettim ki, bize (kardeşimle bana) güvende olmamızı söylüyor! Buradan esas konumun annem olduğu sonucuna vardım. Ve çalışmama “Ben nerelerde annemle güvende olduğumu zannettim?” diye devam ettim.
Doğru gidiyor muyum? Başka neler önerirsiniz?
Teşekkür ederim, sevgiler,
CEVAP 2:
Bu seferki anlatımından da bir soru soracağım. Madem baban anneni dövdü, hangi aile ve hangi evin içi güvenli de sokak tehlikeli? Sen şimdi nereye sırtını dayayacaksın?
Dayadığın yerler böyle yerler. Ve bunu on yıl sonra fark edersen de annenin o evi bırakıp çıkamadığı gibi, sen de kendini o ortamı bırakıp çıkamaz hale getireceksin.
Kendini var etme yolculuğunda iyi çalışmalar.
Nil Avunduk
SORU 3:
Evet, hocam. Bunu ben de fark ettim. O anlamda hiçbir yerin de güvenli olmadığını biliyorum. Ama bunu içime oturtmam için sadece bu anlayışa geçmem yeterli mi? Yani paranın önünü açmam için, kendimi var etmem için tam olarak neleri çalışmam gerekiyor? Kafam karıştı.
Yine babamın annemi dövdüğü bir sahnede, “Ben ailemsiz de güvendeyim,” olumlamaları yapmıştım. Ama bir şeyler eksik kalıyor demek ki.
Hangi soruyla devam etmemi önerirsiniz?
CEVAP 3:
Güvende olabilmek için anneni ve nişanlını var etmeyi bırakıp kendi içsel enerjini kendi hayallerine ve kendinin beklentilerine yönlendirip bunu kendinin yaratabileceğine inanacaksın.
Bunun için onlara yüklediğin bütün anlamları kendine çevirmen lazım. Özellikle ilk, nişanlınla başla. Bir kağıdın başına nişanlının özelliklerini yaz. “Bu özellik bende yok mu zannediyorum ve ben bunu niye dışarı çıkarmıyorum?” diye sorarak her bir madde için kendini tek tek çalıştır. Ve bununla ilgili olumlamalarını yerleştir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
05 Ekim 2009 |
|
Konu: |
Para konusunda çalışmak |
SORU:
Merhaba Nil Hocam,
Benim uzun süredir para üzerine çalışmam var ve bunu yaratacağımı da biliyorum. Çalışmam her sekteye uğradığında kabul ediyorum, ama o gün boyunca çok gergin hal alıyorum; tekrar kendimi topluyorum, baştan başlıyorum çalışmaya. Bu böyle birkaç ay geçti; azimle devam ediyorum. Ama bir yerlerde yanlış yapıyorum. Sizce nedir bu yanlış?
İnandığım halde hangi enerjim beni geri çekiyor. Paranın bana geleceğini düşünmek, bunu bilmek ve tam bana doğru gelişini izlerken bir heyecan sarıyor ve o heyecan tekrar bana geleni getirdiği gibi uzaklaştırıyor. Ben ne yapmalıyım? Biraz yolumu açmamda yardımcı olmanızı istiyorum.
Sevgiyle teşekkürler,
CEVAP:
Para tam sana gelirken heyecan duyuyorsan senin enerjin o paraya uygun değil demektir, yani senden bir boy büyük. Seni heyecanlandırdığına göre sana bir şeyler katıyor. Sana bir şeyler katan her şey, senin aslında korkularını besleyendir. O yüzden de sana ulaşmaz.
Direkt para ile ilgili çalışma yapma. Paranın senin içindeki hangi enerjinin dönüşmesinden sonra geleceğini sen bilemezsin. Üstbenin onu sana belli bir ritimde çalıştırır. Bunun için de kendine her gün çalışmak için iki saat zaman ayır ve bu ayırdığın zamanın senin için çok önemli ve değerli olduğunu hisset. Özellikle de çalışmanın değerine inan. Çalışmaya başlarken de üstbenine “Haydi, şu anda bana ne çalıştıracaksın? Ben sana teslim ediyorum,” diyerek başla. Bakalım sana neler çalıştıracak.
Çalışma sırasında İçsel Temizlik Çalışması 1-2-3 DVD/mp3’lerini kullanarak daha rahat çalışabilirsin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
05 Ekim 2009 |
|
Konu: |
Para istemek |
SORU:
Hocam tekrar merhaba,
Bu ayrı bir soru olduğu için ayrı yazmak istedim.
Hocam, ben kendimi bildim bileli birilerinden bir şeyler istiyorum ve bu bana çok doğal geliyor ve aynı şekilde birileri de benden bir şey istediklerinde aynı tepkiyi veriyorum. Bir gün dört beş yaşlarındayken Ali Bey Amca diye bir zattan para istediğimi ve annemin de bana çok kızdığını hatırlıyorum. O olayları da çok doğal karşılıyorum. Yani ben para isteyebilirim, bu doğal ve annem kızabilir, kendince o da doğal.
Benim sormak istediğim şey, sizce bu doğal mı, yani benim bu isteme durumum doğal mı? Yani ben neden istiyorum?
Çok teşekkürler Nil Hocam.
CEVAP:
Kendi tespit ettiğin kişiden istemen doğal değil. Kendinin yaratamayacağına dair çok büyük bir inancın var. Kendinin yaratabileceğine inanmaya geçmen gerekir.
Buna inandıktan sonra sana gelecek olan her şey, gelmesi gerektiği anda bir aracıyla gelir, bu aracıyı evren belirler ve bu kendiliğinden olur. Yani burada doğal olmayan, senin insanları tespit edip onlardan istemendi; halbuki “Ben kendim kendim için yaratabilirim,” inancına geçtiğinde yine para sana birisi aracılığıyla gelir, ama evrenin tespit ettiği aracıyla gelir.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
23 Ekim 2009 |
|
Konu: |
Eşlerle para yaratımı ne demektir? |
SORU:
Size para yaratımıyla ilgili iki sorum olacak.
Siz herkesin kendi hayatını sürdürecek parayı yaratması gerektiğini söylersiniz hep. Ben de zaten hayatım boyunca böyle yaşadım. Bu aralar 6 ay önce dünyaya gelen bebeğimle tam istediğim gibi zaman geçiriyorum. Yavaş yavaş iş hayatına dönmem gerekse de bebeğimle yaşadığım keyfi kısa kesmek istemiyorum. Bu durumda bize bir süre daha eşimin bakması gerekiyor. Siz, “Herkes kendi parasını kendisi yaratır,” dersiniz ama bir evi paylaşan insanlar para yaratımını ortak yapabilir mi? Yani ben evimize eşim üzerinden gelecek bir kazanç için, “Ben de içsel olarak çalıştım ve bu parayı birlikte yarattık,” diyebilir miyim, yoksa bir yerde eşimin emeğinden kendime pay mı çıkarıyorum?
Neticede ben evde bebeğimle oynarken işe gitmek zorunda olan o. Bu noktada “Bu rahat yaşamı ben istedim ve yarattım.” ile eşimin kendi emeğiyle kazandığına ortak çıkmak, onun sırtından yaşamak arasındaki ince çizgi nedir sizce?
Sevgiler,
CEVAP:
Bir evi paylaşırken eşlerden birinin gelirini birlikte kullanabilirsiniz. Bunun hiçbir mahsuru yok. Benim sizleri ikaz ettiğim, içinizde dönüştürmeniz gereken enerjiler, “Eşim olmazsa ben yaratamam,” şeklindeki bir olumsuz zihin içindi.
Eğer içinde böyle bir olumsuz kayıt yoksa ve sen kendin doğal olarak istediğin anda gelirini yaratabiliyorsan bu yaratıma her an ara verip bir başka geliri tabii ki paylaşabilirsin. Ancak bu, eşlerin birbirinin üstüne yük olarak “Ben onsuz olamam. Ben onsuz hayatımı sürdüremem!” şekline dönüşmemeli.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
|
Tarih: |
20Nisan 2009 |
|
Konu: |
Güçsüzlük korkusu / Aile / Para |
SORU:
Merhaba Hocam,
Az önce babamla ilgili çalışma yaptım. Ben küçükken anneme bağırdığı ve benim ondan çok korktuğum bir andı. Zaten bütün çocukluğum böyle geçti. Sinirli, zalim baba; sinik, korkan, güçsüz anne…
Çalışmamda güçsüzlük korkumdan dolayı böyle bir aile seçtiğimi hissettim, güce inancımdan. Yalnız, bu güçten korkma, annem gibi bende de var; gücün bana zarar verebileceğinden korkum. Bu nasıl çalışılır? Zarar görme korkusu mu, yoksa güvende olamamak mı?
Bir de güçsüzlük korkumu nasıl çalışmalıyım? Parayla ilgili problemler de yaşıyorum hangisine ağırlık vermeliyim?
Parayla ilgili olarak da kendimi çok paraya layık görmediğimi buldum ve bunun olumlamalarını yapar durumdayım. Yanısıra, evrenden parayla ilgili bulamadığım zihinlerim varsa bana bunları söylemesini istemiştim. Oyunu duydum, “Kadının kazandığı paranın bereketi olmuyor”, bu ne demek? Bu konuda nasıl bir olumlama yapılır?
Son olarak parayla ilgili çalışmamda paranın bana aktığını, ceplerimi doldurduğunu, ceplerimin taştığını fakat parayı bırakamadığımı, tuttuğumu fark ettim. Yokluk korkumdan mı, yoksa onlar giderse yenisinin geleceğine
güvenemediğimden, yenisinin gelmeyeceğinden korktuğumdan mı, yoksa hepsi mi?
Teşekkürler,
CEVAP:
Güçsüzlük korkusunu çalışırken üstbenine, “Hangi yaşadığım günlerde güçsüzlük korkusu hissetmiştim?” diye sorup o günlerine git. O günlerdeki kendine, “Şu anda hangi korkularını hissediyorsun?” diye sor. O sahnelerde sana gelen bütün korkularını, korku dönüştürme çalışması halinde kendine çalıştır. Ve o sahneler tamamıyla pembe olana kadar içindeki bütün olumsuz kelimeleri bul.
Böylece güçsüzlük korkusunu yaşamayı, diğer korkularını çalışarak, bu şekilde sevgiye dönüştürerek o sahnelerdeki enerjilerini bitirmiş olacaksın. Onlar da bugünkü seni etkilemeyi bırakacak.
Özellikle para konusunda, korkularını çalışırken güçsüzlük korkun azaldıkça parayla olan olumsuz enerjilerin de azalacak. Para konusuyla ilgili bilinçaltındaki tüm olumsuz kayıtlarını bulman lazım. O bulduklarını, bulduğun anda olumluyla değiştir. Artık yeni inancın olumlamalardaki olumlu, o güzel cümleler olsun.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 30 Mart 2010
Konu: Para / Fiyat
SORU:
Merhaba arkadaşlar,
Kitap almak için sitenizi dolaştım ama kitaplarınız genelde 25 lira. Neden acaba? CD ve DVD’leriniz de pahalı geldi bana. Sizler ki kendi içini, ruhunu, bedenini temizlemiş insanlarsınız; bu fahiş fiyatların sebebi nedir? Yoksa her konuda kendinizi aştınız da para konusunda hala hırsınız devam mı ediyor? Bedava verin demiyorum ama ben de kitap işindeyim; 15 liraya satabileceğiniz kitapları 25 liraya satmak, halkı sömürmek nasıl bir sevgi acaba? İnsanların zaafından faydalanmak zaaf değil midir sizce?
Sevgiyle kalın, ama cebiniz boş kalmasın efendim.
CEVAP:
Bana soracağın soru, neden kendi para akışında hızlı bir ritminin olmadığı, içinde nerelerde durdurduğun, başkalarının gelir ve giderlerini neden kontrol edip incelemek istediğin, bunun altında sende hangi olumsuz bilinçaltı kayıtlarının ve zihinlerinin olduğunu bulmaya niyet ettiğin ve nasıl bir çalışma izleyerek bunları kendinde dönüştürebileceğin ve böylece kendi bolluğunu çok güzel yaratıp zamanını başkalarının gider gelirleri ile oyalanmayacak kadar güzel yaşamanın yolunu anlamak olmalıydı.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 30 Mart 2010
Konu: Para / Fiyat
SORU 1:
Merhaba,
Nil Hanım’ın Salı seminerlerinin mp3 formatında çıkmasını çok arzu ettiğimi Hilal Hanım’a yazmıştım. Bugün siteye girdiğimde çıktığını sevinerek gördüm. Öncelikle çok teşekkür ederim. Yalnız dikkatimi çeken bir şey oldu Nil Hanım’ın DVD’leri 6 semineri kapsadığı halde 25 TL’ye satılıyor. Oysaki DVD maliyeti olmayan bilgisayarımıza indirebileceğimiz ses kayıtlarının 3 seminer fiyatı 30 TL. Mp3 olanların 2,5 kat daha pahalı olmasının nedenini paylaşırsanız çok sevinirim.
Sevgilerimle,
CEVAP 1:
Bu yazınızdan da anladığım kadarıyla mağazalarda alışveriş yaparken elinize aldığınız her şeyin maliyetini pratik olarak ölçebiliyorsunuz. Bu özelliğiniz size bugüne kadar yorucu anlar yaşatmış olabilir. Bu meziyet insana huzur vermek yerine, başkalarına ait olan mal mülk meselelerini hızla hesaplatıp ağır bir külfet oluşturur. Eğer bu külfetin altında yorulduğun bir an olursa kendine şu soruyu sorabilirsin: “Ben neden satın almak istediğim herhangi bir şeyin maliyetini hesaplama ihtiyacını hissediyorum? Bunu çocukluğumdan bu yana nerelerde öğrenerek bu huyu edindim? Ve bu hangi korkumu besliyor?”
Ben bir şeye fiyat belirlerken herhangi bir şeyin katı olarak bakmıyorum. O anda içimden duyduğum rakam benim doğrum oluyor.
Bir şey satın alırken de bana gerekli mi ve bunun için param var mı diye bakıyorum. Eğer lazımsa ve onu alacak kadar param varsa satanın maliyetini hesaplamadan alıyorum.
Çalışmalarla ilgili soracağınız her soruyu bekliyorum.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
SORU 2:
Sevgili Nil Hanım,
Gerçekten hiç böyle düşünmemiştim. Dün sizin seminerinizi satın almama rağmen yine de merak edip yazma gereği duydum. Bence de bunu çalışmam lazım; hepsini satın alma gücüne sahip olmama rağmen merak etmemin altında mutlaka bir şey vardır.
Benim için süper bir arkadaş oldunuz, i-pod’um sizin seminerlerinizle dolu.
Yakın zamanda tam gün seminer yapacak mısınız?
Sevgilerimle,
Tarih: 31 Mart 2010
Konu: Para / Fiyat
SORU:
Nil Hocam selamlar,
Bir cümlenizde “Ben bir şeye fiyat verirken herhangi bir şeyin katı olarak bakmıyorum. O an içimden duyduğum rakam benim doğrum oluyor,” diyorsunuz. Benim de şu ara fiyatını belirlemem gereken bir durum var. Yalnız içimden o rakamı duyamıyorum veya üstbenimi net duyamıyorum diyelim. Böyle bir konuda ne yapmamı tavsiye edersiniz?
Sevgiler,
CEVAP:
O fiyatını belirlemen gereken şeye bak, sen onu alacak olsaydın kaç liraya alırdın? Aynı fiyata sat.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 15 Mayıs 2010
Konu:
SORU:
Merhaba Sevgili Nil Hanım,
Nasılsınız? Yeni düzeninizin size yeni güzellikler getirdiğini umuyorum. Sitenizde, çalışmalarımızla ilgili sorularımızı yanıtlayabileceğinizi söylemiştiniz. Benim de şu aralar kendi kendime yanıtını bulmakta zorlandığım bir sorum olacak.
Yaklaşık üç yıl önce başladığım içsel çalışmalarımın dışımdaki hayata yansımalarını, birçok alanda mükemmel değişimler ve güzellikler olarak görüyorum. Ancak, bir alanda işler kısa süre öncesine kadar benim için yoluna girmemekte ısrar ediyordu. Uzun süre boyunca istediğim işi yaratamamanın sıkıntısını yaşıyordum. Hayatımda her şeyi yoluna koymuş ve artık içsel çalışmalarımı bir ödev gibi değil, günlük hayatımın bir parçası olarak yapmaya başlamış olmama rağmen, istediğim işi kendime yaratamama bir türlü anlam veremiyordum. Bununla ilgili yaptığım temizlikler, bilinçaltı çalışmaları da beni iş yaratımımın takibini yapar, çetelesini tutar duruma getirmeye başlamıştı.
Kısa süre önce bir gün, bir anda anladım. Benim bir içsel çalışmamı dışımda değişmesini istediğim şeyler için yapmam son derece yüzeysel bir kavrayıştı. Ben, artık sevginin hafifliğini ve her şeyi sımsıcak kaplayışını bilen olarak, o andan itibaren işimi, evimi vb. değiştirmek güzelleştirmek için çalışma yapma niyetimi bıraktım. Sadece özüme uygun yaşamaya odaklanmaya başladım. Ne zaman birisiyle ilgili bir yargı ifadesi geçse zihnimden, “Herkes ve her şey bir,” dedim ve sevgi olmaktan çıktığım her an kendimi uyararak sadece özüme dönmek, herkesi birlik ve teklik gözleriyle görmeye, çalışmalarımda hissettiğim sevgi ve tamlık halini, gözlerim açıkken ve dışarıdayken de hissetmek için çalışmaya başladım. İyi ki de başlamışım. Daha hala, iki ileri bir geri gidip gelsem de biliyorum ki, bu da benim içimdeki kilometre taşlarından biri olacak.
İşe odaklanmayı bırakıp “Ben içimi yalnızca sevgi halime dönmek için temizliyorum,” dedikten kısa bir süre sonra, tam istediğim gibi bir işin ben hiç uğraşmadan, takip etmeden, hatta bir yerlere başvurmadan gelip beni bulduğunu söylesem şaşırmazsınız herhalde. İçsel çalışmalarımı da yine aynı söylediğim şekilde yapmaya devam ediyorum.
Yalnız burada içime hala oturmamış, henüz anlamadığım bir şeyler olacak ki, gerek bu iş gerekse dışarıya yaptığım diğer işlerde, para akışıyla ilgili bir anda bir tıkanıklık yaşamaya başladım. Hayatımda ilk kez yaptığım işin karşılığı olan paralar bana geç gelmeye başladı. Yine gayet iyi biliyorum ki anlayıp düzeltsem, benim para için kimseyi aramama gerek kalmayacak. Nitekim geçmiş dönemlerde benzer durumlarda içsel çalışmamı yapar yapmaz, paramın yattığına şahit olmuştum; ama bununla ilgili ne kadar çalışma yaparsam yapayım, tam sebebini bulamıyorum ve bu sefer de para yatmış mı takibine girmekten kendimi alıkoyamıyorum.
Daha önce yaşamadığım bu aksaklığı, tam bu anda yaşamamın sebebi nedir sizce? Neyi görmem ve anlamam gerekiyor? Nasıl işim için çalışma yapmayı bıraktıysam, aynı şekilde para için de çalışma yapmayı bırakmak istiyorum. Yine yüzeysellik oyununa girmek istemiyorum. Öte yandan paramı almada gecikmek de beni sıkıştırmaya devam ediyor. Bunu geçmeme yardımcı olursanız çok memnun olurum.
Umarım mesajım uzun olmamıştır.
Şimdiden teşekkürler ve sevgiler,
CEVAP:
Paranın tıkanıklığı, sendeki bütün enerjinin dönmeyen bir yerini gösteriyor. Yazdığın bu mailde bir yer çok dikkatimi çekti. “Yargıladığım insanları yargılamayı artık durduruyorum, o da sevgi diyorum,” demişsin. Böyle yapma, tarif ettiğin her şeyi açık açık tarif et. Çünkü hala tarif edebildiğine göre, orada açık kalmış bir aynalığın vardır. Yargılamamak için uğraşma, o yüzeysel olur. Tam tersi, içinden bir yargı geliyorsa buna izin ver. Onun tarifini tam yap ve o tarifi kullanarak senin hangi yönünü dönüştürmediğin için bunu gördüğünü bul. Sende dönüşmesi gereken o enerji dönüştükten sonra, zaten bir daha o tarifi kendiliğinden yapamaz hale gelirsin.
Benim burada fark ettiğim, kendinde yargılarını durdurarak aynalıklarını tıkamış olduğun. Bütün tariflerini serbest bırakarak aynalıklarının önünü aç.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 15 Mayıs 2010
Konu: Sağlık / Para / Korkular
SORU:
Hocam merhaba,
Benim çalışmalarımda tıkandığım yerlerle ilgili birkaç sorum olacak:
1. sorum: Kendimde bulunan şeker hastalığı ile ilgili çalışmamda kendimi suçladığım yerin ana merkezini sorduğumda üstbenime, beni hiç tahmin etmediğim bir yere götürdü. Bu benden önce doğmuş ve ölmüş bir kardeşimin yerini almaktan dolayı kendimi suçlamamdan kaynaklanıyordu. Sanki “Ben doğmasaydım o ölmezdi,” bilinci bana yerleşmiş. Bunu dönüştürdüm. Oradaki diğer enerjim ise ona benzeme isteği. “O hastalandı öldü ve herkes ona acıdı ve sevdi,” zihinlerim. Ben de kendimi acındırırsam, yani hasta olursam herkes bana acır ve sever enerjilerimi hissettim. Onları da çalıştım ve hala devam ediyorum. Fakat sanki kolay kolay dönüşmeyecek gibi. Fazla takılıyorum ve tam anlamı ile dönüşüm enerjisine geçemiyorum. Eksik bir sorum mu var acaba? Başka içsel neye bakmalıyım bu konuda?
İkinci konu ise; bir seminerde “Olayı kontrol edememiş (istemediği bir olay) ve yavaş yavaş şeker hastalığı başlamış,” diye bir cümleniz var. Bu cümlenin altında bu hastalığı yaratan kontrol enerjisi mi, yoksa kontrol edemediğinden dolayı kendini suçlamak mı? Ya da kontrolün altındaki güvensizlik korkusu mu, güvende olmak için mi bu hastalığı yaratmak?
2. sorum: Yalnız kalma korkum ile ilgili. “Neden bu korkumu bitirmek istemiyorum?” diye sorduğumda, kendimi yetersiz, güçsüz, kendime güvensiz ve eksik gördüğümü buldum. Fakat çalışırken enerjiler öyle bir hale geliyor ki bu korkularım olduğu için mi yalnız kalmaktan korkuyorum; yoksa yalnız kalma korkum çok yüksek olduğu için mi kendimi iyice bu hale sokuyorum, bir türlü bulamıyorum (Bir özel çalışmada bana “Kendini yetersiz gördüğünden güvende olmak için (bazı yaşadığım olaylardan dolayı) kendini iyice yetersizliğe sokmuşsun,” demiştiniz.). Bu konuyu nasıl çalışmalıyım?
3. Sorum: Para yaratımım ile ilgili birçok konuyu çalıştım. Bilinçaltı kayıtlarımı ve korkularımı buldum. Hayatım boyunca sevmediğim işleri yaptığımı anladım. En yüksek korkum para yaratımımda kendimi yetersiz gördüğümdü. Yalnızlık korkumu bu konu ile ilgili çalışıyorum. Sevdiğim işi buldum, başladım yapmaya; fakat yine de para yaratımım gerçekleşmiyor. Seminerlerinizin birinde para yaratımı ile ilgili bir soruda “Suçlanma korkusunu bitir,” demiştiniz. Kendimizi suçlamak için mi parasız bırakırız? Ya da suçlanmamak için mi? Suçlanmamak için onaylanmak ve sevilmek için kendimizi parasız bıraktığımızı anladım ve çalışıyorum da. Fakat kendi kendimi suçlamak için, nasıl bir enerji anlamadım. Bana bunu açar mısınız? Teşekkür ediyorum.
Sevgiler,
CEVAP:
Gayet güzel bir çalışma ritmi yakalamışsın. O ritmini bozmadan üstbeninle kendi pişmanlıklarını kendin bularak ilerle. Bir başkasının şeker hastalığı için söylediğim bir laf senin için değildir. Senin için doğru olan senin üstbenine sorup aldığın cevaplardır. Dışarıdan kendine adaptasyonlar yapma.
Her korkunun içimizde yaşanmış iki ucu vardır. Hem yetersizliğimizden korkarız hem de yeterliliğimizden korkarız, hem yalnızlıktan korkarız hem de kalabalıkta ezilmekten korkarız. Hem başarıdan hem de başarısızlıktan korkarız. Bunların hepsini yaşadık. Bu nedenle çalışmalarını yaparken “O mu doğru, bu mu doğru?” diye akılla soru sorma. Bunların hepsi akıl soruları. Dünyada hiç kimsenin aklının ölçüsü sende yaratacağı değişimi anlamaya yetmez. Günlük hayatında yaşadığın her olayda üstbeninin işaret ettiği geçmişe ait günlerini anlarda bulup dönüştürerek yol alırsan basit, kısa ve net çalışabilirsin. Böylece “O mu bundan, bu mu ondan?” diye kendini gereksiz sorularla karıştırmazsın.
Bu devirde sadece içimizi temizleme planımız var. Sen içini üstbeninin gösterdiği ritimde dönüştürdükçe hastalığın zaten kendiliğinden geçer; para akışın da kendiliğinden sana doğru olur.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk
Tarih: 31 Mayıs 2010
Konu: Para
SORU:
Sevgili Nil Hocam,
Bir işi ancak sevgiyle yapıyorsak para kazanacağımızı söylüyorsunuz. Peki, hocam, bu nasıl olabilir? İşimi hiç sevmediğimi anladım, hatta çalışmayı sevmiyormuşum (ki hiç para kazandırmıyorum kendime). Bu konuyu o kadar çok eşeledim ki kafamı karıştırdım içinden çıkamıyorum. “İnsanlarla uğraşmak çok zor, insanlara laf anlatamazsın,” gibi cümlelerimi fark ettim. Ne zaman telefonum çalsa “Yine kim ne için arıyor?” diye irkiliyorum, bazen cevap vermek bile istemiyorum. Ama kendi paramı kendim yaratmak istiyorum, kocama çocuklarıma bağımlı olmak istemiyorum. Dolayısıyla hocam, beni bir toparlayın ne olur. Sizin küçük bir dokunuşunuza ihtiyacım var. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.
Sevgiler,
CEVAP:
Biz bu dünyaya içimizi temizlemeye geldik. Bu temizliği yaparken de bir bedende yaşıyoruz. Bu bedenin de bir takım gereksinimleri var. Bedenimin gereksinimlerini yaşadığım ortamda karşılayabilmem gerekir. Bu bakış açısıyla bakarsan hiç tereddütsüz kendi paranı kendin kazanmak durumundasın. Ama bizler böyle büyütülmedik. Bütün genç kızlar zengin koca hayaliyle büyütüldü. Bu demektir ki parayı sen kazanamazsın, hazır paralı bir yerde yaşaman gerekir veya parayı erkek kazanır. Sana eğer anaokulundan üniversiteye kadar on beş yıllık eğitimin müddetince kendi paranı kendin için nasıl kendinin kazanacağın öğretilseydi o zaman bunu yaşamazdın. Halbuki bu müddet içinde sana başkasına nasıl hoş ve güzel görüneceğin öğretildi. Böylece maddi imkanlarının seni onaylayacak insanlar tarafından yaratılması öğretildi.
Şimdi çalışmalarını buradan hareket ettirerek çocukluğundan bugüne kadar senin eline paranın kolay geçebilmesiyle ilgili zihnindeki bütün olumsuz kayıtları bulup onları olumluya dönüştür. Öncelikle kayıtların yerlerini bulup değiştirmen gerekir. Üstten ezbere olumlama yapma. Çünkü bilinçaltı kayıtları, olumsuz bilinçaltı kaydının yeri bulunduğu anda yeni olumlamanın oturmasıyla değişir. Eğer sen üstten bilinçaltı olumlamalarını ezbere yaparsan alttaki olumsuz kayıtların üstüne olumlularını koymaya çalışırsın. Bu, alttaki yıkılan duvarın üstünü boyayla göstermelik örtmeye benzer.
Şu anda çalıştığın iş yerini bu anlatımımdan hareket ettirerek kendine sevdir; çünkü orası sana ihtiyacın olan parayı kazandırıyor. Çalışmana ikinci adım olarak o iş yerini neden sevmediğinin listesini yaparak başla. Bu listenin içinde seni rahatsız eden kişiler varsa onlara aynalık listesi çıkararak başla. Böylece çalışmanı çok ciddi bir şekilde ve güzel bir şekilde başla. Bir zaman sonra oranın güzel bir iş yeri olduğunu göreceksin.
İyi çalışmalar,
Yolun açık olsun,
Nil Avunduk

Nil Avunduk bu seminerinde;
AYNALAR nedir? AYNALIK tariflerini neye göre ve nasıl yaptığımızı, doğru ve gerçek aynalık tarifini nasıl yapacağımızı ve böylelikle de o aynalık tarifi ile dönüştüreceğimiz korkularımıza doğru bir şekilde nasıl ulaşabileceğimizi geniş bir şekilde anlatıp uygulamasını yaptırmaktadır.
devamı için tıklayınızdetay için lütfen “Seminer Programı” sayfasına bakınız.
devamı için tıklayınızBu DVD de Nil Avunduk’un 5 Ocak 2012 – 13 Şubat 2012 – 12 Mart 2012 tarihlerinde İstanbul’da vermiş olduğu üç ayrı seminer bulunmaktadır.
Bu seminerler ilk defa başlayanlar için de, uzun zamandır uygulayanlar için de çok önemli. İlk defa başlayanlar geçmişte ne hatalar yapıldığını algılayıp, kendi adımlarında bu hataları yapmayacak. Eskilerde ciddi bir şekilde kendilerini inceleyip nerelerde ne hatalar yaptıklarını bulacaklar.
İçsel temizliğin ne olduğunu tam olarak anlamak için tüm sayfaları ziyaret ederek video görüntülerini izleyebilirsiniz.
Her sayfadaki video görüntülerini izlediğinizde sayfanın anlamını veren seminerlerden o konularla ilgili alıntıları bulacaksınız. Bütün videoları izlediğinizde de tamamı iki saati bulan ve içsel temizliğin ne olduğunu anlatan bütün bir anlatıma ulaşmış olacaksınız.
Yolunuz açık olsun…
Nil Avunduk